Podcast

S1E22 / Yüzmeyi bilmesen bile ikna olursun o gözlerde

Sote

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kahramanlarımı savunmak istediğim ama topluluğa karşı savunmasız kaldığım program.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.051 kelime · ~20 dk okuma

Merhaba, yine bir yasak gecesinden yine sokağa çıkmamızın yasak olduğu saatlerde yayınlandı. Eğer sizler de şu an o saatlerde dinliyorsanız beraber hemen hemen aynı saatleri paylaştığımız bir geceden merhaba. Aslında herhalde sağlık bir yana, tabii ki dünya sağlığı, tekrar eski hayatımıza geri dönme arzusu bir yana. Eğer bu karantina sürecinde bir tanesine oy verecek olsaydım, hangisinde evde kalmayı çok istedin sorusu sorulsaydı galiba bu gece söylerdim. Çünkü bu hafta tabii dünyada bir sürü kötü şey oluyor bu arada. Hepsine kendi dünyamıza göre üzülüyor, tepki veriyoruz ama bazen böyle hani global kahramanlarımızın, herkesin bildiği, tamam çok genel demeyi yapmayayım, daha çok erkek tarafının hani futbolda ilgisi olan birçok insanın bildiği, daha doğrusu ha biraz da betimliğim, söylemeden önceki kim olduğunu anladınız.

Futbolda ilgilenmese bile mutlaka ismini bir yerlere duymuş olan o insanlık için büyük efsaneyi bu hafta kaybettik. Ya Maradona öldü. Böyle bir cümleyi söylemek ne kadar inandırıcı olmasa da size ne kadar gerçekçi gelmese de benim çok şaşırdığım yani bu 2020 yıl içerisinde biraz daha geriye döndüğümüzde yine başka bir efsane basketbolda bambaşka bir isim Kobe Bryant'ın da mesela öldüğünü öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Benim için bunlar şey olmuştu böyle. Mesela o zaman ilk öğrendiğimde Kobe Bryant'in öldüğünü çok büyük bir o an benim için noktalanmıştı. Çok büyük bir hayatımı, anı bırakmıştım. Ve ondan sonraki birkaç zaman böyle mutlaka bilirsiniz böyle önemli bir olaydan sonra sorarlar. Nerede duydun? Nerede haberi aldın? Mesela o da olmuştu öyle. Nerede öğrendin abi Kobe Bryant'in? öldüğü haberi, nerede aldın falan diye. İnanılmaz dünyaya mal olmuş insanlar tabii. Ben üzüldüm işte. O yüzden de bence şu an hani böyle vardır ya bazen çıkmak istemediğin, sokağa çıktığın. Ben belki biliyorsunuzdur birazcık futbolu seven bir adamım. Futbol takip etmeyi, futbol izlemeyi. seven birisi olduğum için futbol ikonlarına karşı da ister istemez böyle ayrı bir sevgi duyuyorsun yaptıklarında ki Maradona bizim ilk futbolda böyle öğrenmeye başladığımızda ismini duyduğumuz belki yüzünü görmesek bile böyle top oynarken ben oyum dediğimiz bir insandı.

Şu an sesimin titremesi aslında ağlayacak olmamdan dolayı değil. Gerçekten ben de öyle hissettim. Bir yanda öyle değil. Çok üzüldüm gerçekten. Umarım geride kalanlara Allah sabır versin demek istiyorum ama şimdi farklı bir inanç ya. Onlarda bunun bir karşılığı var mı onu bilmiyorum mesela. Yüreğim şey demek istiyor, Allah sabır versin. Geride kalanlara sağlık, sıhhat versin demek istiyor ama Arjantin'de bunun bir karşılığı var mı? Mahcup olmak da istemiyorum. O yüzden böyle havada bırakmak. Zaten, zaten bana gelmeden önce o hayat, o yaşanmışlık, o bırakılan ömür bize birçok şeyi söyledi. Gerçekten. Hani öyle bir şey söyleme hakkım olsun. Sanırım tek haddim, tek söyleyebileceğim şey minnet duygum olur yani.

Transkriptin tamamını oku

herkes her şeyin farkında diye gergin bir yerden bitirebilirim. Evet yasaklar devam ediyor bir yandan. Umarım tedbirler alınıyordur. Sevgili bakanımızın bu hafta açıkladığı artık bundan sonra rakamları olduğu gibi söyleyeceğiz demesinden sonra bence işte şimdi artık tedbirleri konuşabiliriz kısmına geldik. Çünkü aramızdaki o şeffaflığı sağladık. O doğrudan doğru olanı direkt aktarmayı sağlamışız gibi geliyor. O yüzden

Bence o yüzden artık birbirimize karşı daha ciddi mi, daha dikkate alırız gibi geliyor. Böyle bir gerçek mi varmış, biz bilmiyormuşuz da öyle miymiş o zaman tamam artık tedbirlere dikkat edelim. Bence o kısma geldik. O yüzden bence daha hızlı bir şekilde sakinleşen bir toplum içerisinde yarılacakmışız gibi geliyor bana. Tabii bizim de bu bağlamda bazı şeyler mesela kötü olabilir ama

Önemli olan şey olduğu zaman herkesin bu tedbiri alması mesela bizim çok alakası yok biliyorum. Sadece kendi hayatımdan örnek olsun diye söylüyorum. Mesela şu an bizim şehir dışı için planladığımız bütün gösteriler iptal oldu. Ki ben buna şey demiyorum burada nasıl iptal olur demiyorum. Doğru olan bu. Çünkü yolculuk yapacağız, bir yerden bir yere gideceğiz, bir şey olacak. İster istemez bu riski azaltmak adına

Bütün şehir dışları iptal oldu ama normalleşme sürecinin içerisinde insanların motivasyon bulabilmesi adına bazı etkinliklerin olması için de bu kurallar dahilinde olursa eğer o zaman bazı etkinlikler var olabiliyor. Bizim de şu an burada aynı bir şey diyeceğim. Yalnız bu konuşmayı yapıp buradan kendi reklamıma bağlamış olmam... İnanılmaz bir çingeneyim, inanılmaz bir dolandırıcıyım. Yani sadece bu etkinliği ben duyururken, işte bu dönemde olacak şey mi, bu dönemde yapılmaz deme riskini azaltmak adına neden yapıldığını söylüyorum. 13 Aralık'ta Zorlu PSM'deki, şu an tek gösterimizdir stand-up. O da şöyle, zaten girerken kapasitenin 3'te 1'i kadar, yani yanlış hatırlamıyorsam 250 kişilik bir kapasite var, salon binlere dayanıyor. HES koduyla giriyorsunuz. İçeride hangi maske ile gelirseniz gelin. Maskeniz değişiyor. Size yeni bir maske, özel bir maske veriliyor ve oturma mesafeli tedbirler alınıyor gibi gibi. O yüzden ben de sahneye çıkarken, açık konuşayım, gönlüm daha rahat çıkıyor. İzleyenler de daha rahat izleyebiliyorlar. O yüzden bu dönemde böyle etkinliklerimiz var.

Hiç söyleyemiyorum. İçimden gelmiyor şu an. Biletler paso.com.tr'de. 13 Aralık saat 3'te gösteriliyor. En önemli şeyi söylemeyi unuttum farkında mısınız? O 3'te. Çünkü sokağa çıkma yasal. Şiven bile yavaş yavaş o bir şey isteyen. Yanlış anlamayın moduna girmeye başladı. Sokağa çıkma yasağı olduğu için saat 7'de başlayan bir gösteri, atıyorum 9'a sayktığımda yasağı zorlayacağı için birçok insan mağdur olabilir veya gelecek insan gelemeyebilir kaygısını kaldırmak adına da pazar günü gösteri saati 3'e alınmıştı, 15.00'a. alınmıştır. Buradan da duyurmuş olalım efendim. Zor bir hafta geçirdik aldığımız haberler karşısında ama her şeye rağmen yaşamaya devam ediyoruz ki zaten karantina olsun veya olmasın haberler gelsin veya gelmesin biz hayatımızın büyük bir kısmında ne olursa olsun yaşamaya söz vermedik mi? Haydaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Başkası adına utanmak diye bir şey var. Bence bunu herkes biliyor ve o kadar kötü bir durum ki. Bir şey derler ya mesela dünyadaki ortak dil müziktir, notadır. Ben asla katılmıyorum. Bence dünyadaki ortak dil başkası adına utanmaktır. O an sen utanırken ulan benden başkası acaba utanıyor mu diye baktığında yandakinin senden çok daha utandığını gördüğün an bence hiçbir şeyin karşılığı bu kadar haz alamaz. Çünkü bir de o sevmediğin birisiyse böyle hani haz duymadığın birisiyse

onu utanılacak bir şey yaparken, izlerken, seninle beraber başka şahitlerin de olmasını görmek. Bu tarz duyguların bence hiçbir karşılığı yok. Hayatta bunu alamazsın. Ben böyle bir şey yaşamak istiyorum deyip yaşayabileceğin şeyler değil. O yüzden bu ve benzeri birçok şey çok kıyaslanamaz, eşdeğri olmayan şeyler gibi geliyor bana. Ve ben çok seviyorum başkasına utanmayı. Umarım hayatımın büyük bir bölümünde utanılacak şeyler yapmam ama

Utanılacak şeyler yapan insanlara denk gelebilirim. Bunu kendi isteğiyle yapmak isteyen insanlardan bahsediyorum. Bir durum olur, utanılır. O bambaşka bir şey. Benim bahsettiğim o dramatik taraf değil ki asla ondan hoşlanmam. O ayrı bir şaka tarafındayım ben.

Kendi isteğiyle yaparken o düşlediği gibi olmayınca utanılacak bir şey çıktığında hala bunu savunan insanlar var ya onlardan bahsediyorum. Onlar çok keyifli böyle kendi isteğiyle yapan. Mesela bir örnek vermek gerekirse yeni izlediğim için aslında onu söylemek istiyorum. Geçen YouTube'da böyle dolaşırken videoları şeye denk geldim. Bir ödül gecesi galiba altın kelebek yanlış bilgi vermeyeyim çok da önemli değil ama Beyaz Döz Türk sunuyor. Tarkan en iyi pop sanatçısı ödülünü alıyor.

Tarkan ödül alıyor ve şey düşünüyorsun Tarkan ödül alırken, aa diyorsun Tarkan hani ödül almaya gelmiş. Gelmiş ya hani Tarkan bir ödüle layık görülmesi falan senin için ekstra bir sevinç değil. Hani Tarkan'ın oraya gelmiş olmasına çok şaşırıyorsun yani. Aa diyorsun ya gelmiş böyle izliyorsun hayran hayran. İşte ödül alıyor, çok kibar, çok naif, gülümsüyor herkese derken

Sonra seyircinin arasından Tuğba Hanım, Tuğba II. sahneye çıkıyor. Bilmiyorum belki bileniniz vardır bu görüntüyü, bu videoyu. Yani bilmiyorsanız mutlaka izleyin. Böyle izlerken çok çok şey oluyorsun böyle. Hani nasıl böyle bir şey olmuş. Bununla ilgili şu an bir şaka düşünsem muhtemelen yapamam. Çünkü daha komik bir şey olamaz.

Tuğba İkinci'nin belki o an bir PR düşüncesiydi, bilmiyorum. Belki o da çıkmak istedi, şaka yapmak istedi. Hiç bilmiyorum. Benim sorguladığım ve olmak istediğim en asla orası değil. O bize verilen izlek. Tarkan'ın düştüğü durum. Tarkan destek almak için seyircilere şey diyor bir yerde, ''Biz ne yapıyoruz burada, ne oluyor burada?'' gibi bir şey diyor.

Ben ilk defa bu kadar kibar bir insanın fizik yoluyla küfür ettiğini gördüm ve o kadar naif geldi ki bana o küfür. Bir daha bir daha izliyorsun. Bir insan bir insana keşke hep böyle küfür etse. Birisi bana böyle küfür etse ben rahatsız olmam diyorsun yani.

Çok güzel bir şeydi. Bu tarz videolar yemek yerken arkadaş ortamında açılacak videolar. Bunların bence bir şey yapılması gerekiyor. Belki vardır bu arada bilmiyorum ama bunları bir yere almak gerekiyor ki videoyu aramayalım. Çünkü ben çok ararım bazen ne izlesek diye ama bunlar sıra sıraya geldiği zaman inanılmaz bir geçmiş. Çok başarılı bulurum ben, Şokopop diye bir kanal var. Mesela orada böyle şey yapılıyor. Eski ünlülerin hayatları. Mutlaka biliyorsunuzdur da. Mesela ben bayılıyorum izlemeye. O bizim şarkı dinlerken ne kadar tahtlı dediğimiz o insanların iç dünyalarında neler dönmüş. Biz bir şarkıya sevgilimize gönderiyoruz ama ayrılık, sen delikanlı falan diyoruz ama...

Orada cinayetler işleniyor aşağısında. Bize hep masum tarafı gelmiş. Bizden hep saklanmış o. Ne kadar değerli bizi bir yere koymuşlar. Ne kadar onlar için değerliymişiz. Ben yıllar sonra tabii belki de o çağda yaşamadığım için çok hakim değildim. Belki o zamanki teknolojik imkan, o zamanki haberleşme bunlara izin vermediği için bilmiyoruzdur ama şimdi bakıldığında mesela günümüzde öyle haberler çıkıyor ki

Haberi çıkan kişiye gidiyorsun. Gene doğru olduğuna inanamıyorsun. Yani öyle bir kimsenin konuşmadığı bir dünyada herkesin konuştuğu bir yerdeyiz. İnanılmaz bir frekans kayması oluyor. Ben ama seviyorum. Ben bu tarz haberleri çok seven bir adamım. Yani çünkü şey yapmam, eleştirmem. Ben mesela şimdi işte Yonca Evcimik bu hafta biliyorsun. İnanılmaz bir şarkı yaptı. Yani mesela biz böyle kendi aramızda her ne iş yaparsak yapalım. Üç kişi, dört kişi vardır.

Mesela ben bir şey yapmışımdır ve bu bana göre güzeldir. Ben bunu beğenmişimdir ve sunarım arkadaşlarıma. Yani sizce nasıl bir yazı, nasıl bir video, ne bileyim nasıl bir resim, bir şey yani sunarım ve der ki bir tanesi ya abi çok kötü yani şurası beni rahatsız etti, ya şu olmamış, bu geçmiyor. Kötüyse der ki birisi ya abi kötü bu der. Yani bazen şeyi düşünüyorum ya bu kadar büyük isimlerin, bu kadar bizim yıllarımıza şahitlik etmiş, yolculuk etmiş insanların hayatlarında hiç mi insanlar yok? Hiç mi şey demiyorlar? Ya abla biz bunu yazdık ama farklı anlaşılmasında mı demiyorlar? Ya da eğer bu bir reklam, bir PR bilmiyorum. İnanın ki bilmiyorum. Orası çok korkunç zaten. Demiyorlar mı? Ben istiyorum ki ben eğer haddim varsa...

Yani öyle bir gücüm olduğunu asla inanmıyorum. Ya da Yonca Evcimik'in öyle bir ihtiyacı olduğunu asla inanmıyorum. Ben burada savunmak isterim. Çünkü belki bilirsiniz ben bu programda arkadaşlar çok pardon ama Ece Erken savunmuş insanım. Ece Erken, Yonca Evcimik bunlar benim jenerasyonumun kahraman insanları. Bunlar bizim için özel insanlar. Günümüzde bu noktaya düşmüş olmaları beni gerçekten çok ben üzülüyorum yani. Ben istiyorum kahramanlarımı savunayım.

Yani ama mesela Talha Duymaz şarkı demişken mesela Talha Duymaz diye çok gencecik, pırıl pırıl bir çocuk. Hayatı beni karakterli gendirmez. Ben sadece bildiğim, gördüğüm kadını söylüyor. Bana daha hiçbir şey dokunmadı. Storesinden alıyor. Yahu alır. Beni gram ilgilendirmiyor ne alıp ne verdiği.

Adam şarkı, şarkı yaptı. Gülmüş olmam şarkıyı dinlemiş olduğum anlamına gelmesin. Yani şarkıyı dinledim ama ona gülmedim. Şimdi şarkı yapmış. Çocuk izleniyor. İşte ne bileyim takipçileri var. Bir etkileşimi var ve hevesleniyor. Ben de şarkı yapmak istiyorum diyor ve şarkı yapıyor. Daha sonra bunu yüklüyor. İnanılmaz bir linç. Doğal olarak tabii arkadaşlarımız böyle şaka yapmak istiyor. Karşılık yapmak istiyorlar ama...

Mesela ben, ben de dinledim. Dürüst olayım. Ben şarkıyı beğenmedim. Çünkü benim dinlediğim müzik tarzına hitap etmiyor. Ama daha Duymaz'ın yaptığı tarz şu an Türkiye'de veya dünyada bir öncü bir tarz. Eminim ki bu tarzı da sevecek insanlar olacaktır. Yani sevenlere de asla nasıl seviyorsunuz demem. O benim kulağıma iyi gelmeyen bir tını, bir ezgi, bir ne bileyim çok da bilmiyorum. Müzik kültürüm yok. İşte melodi. Ben beğenmiyorsam bir başkası bunu beğenebilir diye düşünüyorum. Beni tek rahatsız eden şey şu.

Bu mesela Taha Duymaz kardeşimin bunun arkasında çok sağlam şekilde duruyor olması. Yani işte orada işler karışıyor. Ya tabii ki herkesin emeği kendine, herkesin çabası kendine, herkesin güzeli kendine ama bir şey çıkardığında ortaya büyük bir çoğunluk, genel bir daha büyük bir taraf eğer bu olmamış, bu kötü diyorsa o zaman bence şey gibi geliyor bana. Başkan bir sorun mu var? Bir dakika bir konuşmamız mı gerekiyor? Acaba kötü bir şey yapmış olabilir miyiz?

mi acaba demek gerekiyor gibi geliyor bana. Yoksa tabii ki her insan ilk şarkısında, ilk projesinde, ilk şeyinde çok iyi olamaz. Olanlar mutlaka vardır. Onlar şanslı insanlardır. Birçok insan da deneye deneye bu işleri bence yoluna sokarmış gibi geliyor. Yoksa ne güzel herkes bir şey üretiyor. Hep derim ya size herkesin bir şey ürettiği bir yerdeyiz. Herkes bir şey deniyor. Ne güzel ama hep de dediğim gibi herkesin bir şey üretmesi herkesin iyi bir şey üretici anlamına da gelmiyor bence başkan.

Şimdi böyle başkası adına utanmak deyip kendi adıma bir şey söylemezsem sanki birazcık ayıp olurmuş gibi geldi bana. O yüzden ben de şu an eğer izin verirseniz bölümün bu kısmında size daha önce utandığım, çok utandığım anılardan bir tanesini ya da ...anlatabilecek seviyede olduğum bir tanesini şu an sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim için... ...çok utanç verici bir anda o. Çocukluk aklıyla düşünürsem... Tamam, çok infa vermeyeyim. Direkt hikayeye gireyim ben. O zamanlar... ...2009'lar falan, MSN diye bir kültür var. Benim yaş grubum şu an anlar. MSN çok meşhur oldu. Herkes MSN kullanıyor. Ondan sonra ben de MSN'deyim, hesabım var falan derken, dedi ki bir gün bir arkadaş...

ya işte bizim bir arkadaş var işte seni eklemek istiyor işte MSN'den falan ben de tabi o zaman soramıyorsun ki işte evi var mı arabası var mı işte kaç para bağış oluyor o zaman soramıyorsun böyle ben de hemen aa okey abi falan dedim neyse hanımefendi ekledi beni böyle o zaman böyle bildirim gelirdi eklemek istiyor sizi diye ben de evet dedim işte hemen MSN'de gözüktük mesajda selam, selam dedim Hanımefendi'nin böyle profil fotoğrafı geldi karşıma ama böyle şey sadece yüzü böyle eli çenesinde böyle ağzı kapalı böyle gözleri gözüküyor fotoğrafta ama ya gözleri görmeniz lazım ya. Suya girmekten korkuyorsan bile gözleri görsen bir şekilde ikna olursun yüzebileceğini öyle bir göz var yani fotoğraftan bile belli oluyor. Ben tabi direk O zaman çocuksun yani. Her şeyi yaşamak istiyorsun. Çocuk dediğim işte liseye gidiyorum. Ben çok daha yeniyim herhalde. Hazırlık falan olmam gerekiyor. Öyle hatırlıyorum. Tabii her şeyi yaşamak istiyorum. Ve tabii iki üç gün biz konuştuk hanımefendiyle. Derken ben tabii üçüncü gün büyük aşığım. Yani tek bildiğim şey hayata dair kız. Hani deseler kız yaşıyor mu? Alın yaşıyor bakın fotoğrafı var diyebileceğim. Tek kanıt bu yani. Ama ben o fotoğrafa aşık oldum. Tam böyle filmlik bir hikaye. Ondan sonra sözleştik. İşte hani buluşalım, görüşelim.

ben böyle bekliyorum işte buluşacağız ama nasıl heyecanlıyım derken böyle karşıdan birisi geliyor ya tek benim kafamda tasarladığım tek ortak nokta gözleri yani hani asla bakın kötü veya çirkin bir şey demiyorum yani iyi çok uzun falan demiyorum benim tasarladığım tek kadınla ortak noktaları gözleri yani çok güzel bir hanımefendiydi bu arada ama işte şarkı gibi düşünün yani bende mesela birçok kadın da beni beğenmemiştir çıkıp sormam niye beğenmiyorsun diye işte o başka bir şeyi beğeniyordur Ben de böyle ama yani o kadar da kibarım ki hani olmadı ama böyle buluştuk şey diyemiyorum yani böyle hani ben gideyim diyemiyorum böyle sohbet ediyoruz konuşuyoruz falan ama ben şeydeyim böyle ya nasıl hani bir nasıl gidebilirim buradan diye böyle çok alçakça bir planlar düşünüyorum. Dedi ki sonra Ben çok açım yemek yiyelim mi deyince bana böyle bir samimi geldi hani. Hadi dedim ya böyle şey yapalım yemek yiyelim oradan kaçarım falan derken biz böyle işte sıraya girerken biz tabii konuşmaya başladık. Böyle sıra da var o zamanlar çok ünlü bir fast food sırasındayız. Orada böyle biraz konuşmaya başladı ama böyle şeyi fark ettim ben. Hani konuşurken çok böyle soru sorarken direkt metni okuduğum için ben kendi kafamdan böyle bir alttan bir fon müziğiyle okuyorum bana soru sorduğumda. Ama gerçekten sorduğumda böyle bir şey tarafı var. O zaman bizim İzmit'te o. Şöyle söyleyeyim güzel bir lisede okuyordu. Benim okuduğum lise onun telaffuz etmek istemeyeceği bir liseydi. Öyle düşünün yani. O böyle bir soru sorarken bu sefer şey böyle aşağılamıyor da hani ben yukarıdayım farkındasın değil mi tonundan soruyor ve ben dedim ki ben burada duramam.

Ben daha aynen evet ya falan filan ters yapmaya başladım ben de ister istemez. Ama tabii öyle birbirimize karşı çok şey değiliz. Biz buyuz demek istiyoruz kendimizce. Neyse sıra bize geldi. Ondan sonra sipariş veriyor hanımefendi. Dedi ki en son siparişinde yalnız dedi ben hamburgerimde hardal istemiyorum dedi.

Şimdi bu böyle söyleyince ben de o an cahillik yani altta kalmayayım diye dedim ki ben de ben de istemiyorum böyle bir artist bir tondan ha aynen aynen ben de istemiyorum dedim. Sonra biz orada birazcık böyle hardal sohbeti yaptık ya işte acı geliyor bana ben de ya evet falan yapıyorum böyle ve hardal kötü hardal yiyemem falan ben de hardal falan yani hardal dünyanın o an en kötü şeyi bizim için yani hani ki hardal seven bir adamım yani hardaldan keyif alırım yani ben. Neyse biz işte tepsilerimizi aldık yukarıya çıktık böyle sohbet devam ediyor derken ben böyle hamburgerimi ısırdım içinde hardal var. Ve ben dedim ki o an böyle şimdi uyuz ya ben dedim böyle daha pis bir adam olayım bu beni sevmez. Ters yapıyorum böyle masada. Ya ben deme deme bunlara işte hardal koymayın diye hardal var ben işte deliriyorum böyle falan böyle kendimce oyunlar oynuyorum derken dedi ki bu da aristokrat bir yerden. Gel dedi şöyle şikayet edelim dedi. Ben o zaman mantıklı geldi hani kızın yanında sorun çıkartırım oradan kaçarım falan. Böyle aşağı indik. Bir sıra var. Ben de arkadan seslendim işte. ''Beyefendi bu hamburgeri kim yaptı?'' dedim. Oradan bir çalışan bir beyefendi böyle yaptı. ''Ben yaptım.'' dedi. ''Ama ben size demedim mi içine hardal koymayayım diye? Bunda hardal var.'' dedim. Adam böyle baktı dedi ki, ''Beyefendi o cheddar peyniri.''

Yani benim bak o an yani o hamburger elimde böyle havada kaldırdığım an, o cheddar peyniri dediği an yani beni düşünsenize bir yani o kızın bana nasıl bakmak istemediğini, herkesin bana nasıl baktığını, bir dakika burada cheddar peyniri ve hardalı karıştıran bir beyinsiz var diye nasıl yani benim o iki dakika nefes alma çabam fakat bunu kimseye belli etmeme çabam yani bunları düşündüğün zaman O kadar kötü bir an oluyor ki ve ben bakın o hamburgeri yedim ve size bakın sanırım üç saat falan oradan gitmedim ben. Çünkü gitsem çok yalnız kalacaktım. Gidecek başka hiç kimsem yoktu gibi hissettim. O kızın yanında üç saat belki omzunda ağlamadım belki ama bir şekilde unutmaya çalıştım. Bu benim çok böyle utandığım bir anıdır yani. O yüzden hikayeyi nereye bağlayacağım derseniz arkadaşlar eğer hardal seviyorsanız

Ya bir şey seviyorsanız başka bir... Oraya da bağlamayacağım. Buraya bağlanamaz bu hikaye. Bir şeyi eğer seviyorsanız... Hayır, hayır. Gerçekten bu çok utanç verici bir hikayeydi. Umarım benzeri... Ya şuna da eminim bu arada. Kim bilir hayatınızda bundan daha beteri, daha ne utanç verici hikayeleriniz vardı?

Benim de öyle yani bunu anlattığımı diye sanmayın ki çok pis anılarım yok sanmayın. Sadece bu burada anlatabileceğim hikayelerden bir tanesiydi. Bir de şu asıl konu bir önceki bölümde birazcık böyle utanmak çok utanıyorum bunlar utanç verici deyip hani ben de yapıyorum ama benim de bu yani işte o zaman da mesela atıyorum o kız şu an bir podcast yapsa bence bu bölümü kesinlikle anlatır. Buradan da yaparsa eğer selamlar olsun efendim. Çünkü biz bizimle aynı yolu paylaşan insanlara her daim saygı duymuş insanlarızdır. Eğer bir yolda bir insan başarılı olacaksa istediği kadar güzel ekibi, istediği kadar güzel aklı fikri olsun ama iyi bir rakibi yoksa bence kaybeder. Gerçekten bu hikayeyi buraya mı bağladın ya süper.

Sizlerden gelen mesajları okumak benim çok hoşuma gidiyor gerçekten. Çünkü yaptığım bir şeyi insan tarafından takdir görmesi... Şey demiyorum, SOTE en iyi podcast programı demiyorum. Öyle olduğunu biliyorum ama ben bunu söylemiyorum. Ama sizlerden böyle mesaj gelince ben çok mutlu oluyorum. Okumak çok hoşuma gidiyor. Bir önceki bölümde şey yapmıştık.

ben asla değişmem dediğiniz şeyler nelerdir diye sordum ve birçok insan hem işte ben asla değişmem çünkü bu böyle olur deyip kimisi böyle ufak ufak anekdotlar paylaştı. Mesela bunları okuyunca şey gibi olmuş dinleyen de. Ya olmuştur. Ya olmuş ki mail atmış adam ya olmuş. Böyle kendi hikayesini paylaşma isteği duyuyor ve çok tatlı bir hikayesi var anlatıyor yani. Dramatik bir hikaye değil.

Olmuş, olmamış ve en sonunda işte gülümsüyor. Böyle bir Sadralışık filmi tadında hikaye. Sonra böyle okudum adam şey demiş ya bunu sana yazmak istedim. Sonra şeyi düşündüm mesela aslında etkileşim bence burada başlıyor. Böyle şeyi düşündüm böyle bazı bölümlerde sizlerin de hikayesini okuma fikri sadece bir an böyle hoşuma gitti ama bunu dedim diye böyle ben şey okuyamam mesela atıyorum işte bir gece uyuyordum kapı açılıp ruh her şeye bak şu an söylerken tekim evde. Bak şu an bile tüylerim diken diken oldu. Çok

Yani böyle hani atıyorum bir kızı sevmiştim, işe girmiştim, işte yapacağım demiştim gibi şeyleri de şu an düşündüm. Ya aslında bu da çok mantıklı bir şey değil. Ama şey güzel yani böyle hikayeleri anlatma isteğini yaratmış olmak hoşuma gitti sadece. Çünkü ben de mesela belki Sote'yi ilk bölümden beri takip eden varsa aranızda ilk bölüm şey demiştim hani nereye gider ne olur bilmiyorum ama benim konuşmaya ihtiyacım varmış gibi hissediyorum demiştim ve şu an şunu fark ettim 22 bölüm olmuş bölümlerde 30'ar dakikalık 40'ar dakikalık bölümler var.

Hiç konuk almamışım yani herhangi bir konuğa sen neler yapıyorsun seni tanıyalım deme gereği duymamışım. Bu bana çok kuvvetli geldi yani demek ki ben kafayı sıyırmışım. Beni bir odaya bıraksanız bütün gün konuşabilirim potansiyelimi fark ettim. Ama gerçekten size çok teşekkür ediyorum yani bu bir şey konuşurken sizin de bunu şey çok geliyor mesela. Sanki sohbet ediyormuşuz gibi oluyor. Bilmiyorum onu başka podcastlere yazıyor musunuz bilmiyorum ama ben sadece kendim okuduğum için bana geliyormuş gibi hissediyorum. O yüzden çok mutlu oluyorum. Şunu belirtmek istiyorum. Yani Instagram'da sizin paylaştığınız, Twitter'da paylaştığınız birçok şeyi aslında ben de paylaşmak, ben de cevap vermek istiyorum ama böyle sürekli bir şeyi öne çıkarttığın zaman iyi ki yapıyor imajını vermemek adına bazen sessiz kalıyorum. Sakın şey gibi düşünmeyin.

Görüyorum ya eminim şu an hani ben hani görmediğimi gördüğünüzde görmedi işte gördüm ben demiştim kahpe demediğinizi biliyorum ama sadece beni de bilen istiyorum yani hepsini görüyorum ve hepsi beni çok mutlu ediyor. Yani Sote'yi dinlerken ekran paylaşıyor olmanız, fotoğraf paylaşıyor olmanız, tweet atıyor olmanız benim hoşuma gidiyor çünkü para kazanıyor. Bugün fakir şakası yaptıysam bile gerçekten bir şeyleri bağlama konusunda çok kötü olduğumu hissediyorum şu anda. Çünkü sahneye çıkmışsın, konuk var. O mikrofonu düşürüyorsan düşünüyorsun o pahalı falan. Bu seviyede bir şaka yaptığım için şu an...

Yani bütün bu süreçte Sote'yi övüp, sizleri övüp çok güzel bir sohbet deyip, fakir şakasıyla yani ülkede yaklaşık 38 yıldır tükenmeyen bir fakir şakasıyla... Şimdi fakir şakası derken... Fakir kesim... Ben arkadaşlar öyle bir şeyden korkuyor insan ya. Gerçekten öyle anlaşılır diye korkuyor çünkü... Yonca Evcim'in böyle bir şarkıyı çıkardığı piyasada benim bu sözümde öyle algılanabilir algısıyla yaşamak o kadar zor bir şey ki. Gerçekten çok zor. Umarım şu an dinleyenler arasında benzeri işler yapan, bu tarafta olan veya hiç yapmasa bile bu tarafı anlayabilecek, empati kurabilen insanlarla konuşuyoruzdur. Öyle değil yani fakir şaka, fakir edebiyatı şakası. Cem Yılmaz da yapıyordu yani öyle fakirdik. Çok yaygındır ülkemizde yani o anlamda söyledim.

Belki şu an birçoğunuz üf hamma uzattın abi diye olabilirsiniz ama inanın inanın hep birçok hatta programda bahsettim. O şey çok kötü yani. Bir insanı farklı anlayıp ona tepki gösterdiğinde ya bir dakika o olay öyle değil aslında deme çabası o kadar zor bir şey ki umarım birçok insan yaşamaz. Hiç yaşanmaz. Umarım hiç yaşanmaz. Daha doğru bir sohbet olacak bence.

Evet sevgili güzel SOTE dinleyicileri, güzel bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım sizler de keyif almışsınızdır. Dediğim gibi bir tane şu an gösterimiz kaldı. Eğer zaten SOTE'nin bu bölümüne kadar geldiyseniz, şu an bu anonsu duyacak olursanız da artık gösteriye gelmesen de... İğrenç bağlamlarım devam ediyor. 13 Aralık'ta gösterimiz var Zorlu PSM sahnesinde. İstanbul'da saat yasaklarından dolayı da gösteri saatimiz 15.00 alınmıştır. Eğer gelmek isterseniz biletlere paso.com.tr'den ulaşabiliyorsunuz. Her şey dediğim gibi hani HES koduyla geliyorsunuz yani siz olmasanız bile etrafınızda kimler olduğu etrafındakilerin

İşte sistem tarafından da şu an bir risk taşımadığına dair bilgiler de oluyor. Ne kadar içiniz rahatlıktır bilmiyorum ama ben söyleme gereği duyuyorum. Çünkü bu işi yaparken önem verdiğimiz ilk şey tabii ki insan sağlığı tedbiri ve psikolojisi oluyor efendim. Umarım psikolojilerin sağlam kalabildiği bir dünyada ve toplumda var olabilmemiz dileklerimizle. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Peki hala kaçtık biz de. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)