
5.682 kelime · ~28 dk okuma
Merhaba, güzel özlediğimiz, hasretini her daim çekmeye meyilli olduğumuz bir karantina gecesinden hepinize merhaba sevgili güzellikler. Böyle bazen programda hani eskiyi özledim, eskiyi özlüyorum gibi tadında sohbetlerimiz oluyordu. Ne kadar garip değil mi? Böyle bu kadar yakın tarihteki karantina özlemini bile özlemiş olmamız ve bu kadar bize mesafe koyularak verilmesi birazcık manidar, çok manidar ama Umarım sizler için karantina tekrardan güzel geçiyordur ve umarım uzun sürmez. O zamanki bütün iyi dileklerimiz hala geçerli. Belki bir yararı olmadı ama bizim dili olmamız bize güzel bir umut verdi. O yüzden tekrardan umarım tez zamanda karantinadan çıkarız. Şey olarak tabii ki, sağlıklı olarak çıkarız. Yani çıkmak mesele değil, zaten çıkıyoruz zaten. hiçbir şey yokmuş gibi devam edebiliyoruz. Ben şeyi anlamıyorum bir de. Mesela şu an vakar sayısı çok yüksek ya. Vakar sayısı bundan çok daha azken çok korkuyorduk da neden vakar sayısı yükseldiğinde hiç korkmamaya ya da her şeyin normale dönmesine o kadar istekliydik ki hiçbir şey yokmuş gibi davranmayı göze aldık. Neden böyle oldu bilmiyorum yani. Tamam şimdi bunu söyleyerek ben de
İşte gösteri yapıyorum, insanın içine çıkıyorum ama bizim mesela çok etkiledi beni şey olarak. Öyle eskisi gibi herkes gelip ne bileyim gösteri bittiğinde fotoğraf çekilmek gibi şeyler söz konusu değil artık. Tamam bunu istediğim veya istemediğim değil. Biz de kendimizce bir tedbir alarak bunun önüne geçmek istiyoruz. Yani en azından diyoruz fotoğraf çekimi olmasın ki böyle herkes birbiriyle bir temas halinde olmasın diye. Eğer yoktur da oradan da böyle birisini kırdıysak hani ben sanmıyorum benim gösterime gelip ulan fotoğraf çekilemedik diye üzülecek. İnsanlar... Olabilir de gerçi bilmiyorum. Yine kararsız bir başlangıç yaptım galiba. Öyle birisini kırdıysak da özür dileriz. Ben bambaşka bir şeye kızacaktım. Yine naifliğim beni öyle bir yere çekti ki kendimi özür dilerken buldum. Ya şunu söyleyecektim. Mesela bizi çok etkiledi ekonomik olarak. Nasıl ekonomik olarak? Mesela sahne kirası düşmüyor. Kira aynı. Ama içeriye aldığın kapasite üçte bir, ikiye bir gibi bir... Hani atıyorum bir koltuk boş, iki koltuk boş, ondan sonrası dolu şeklinde olduğu için
Doğal olarak ilk başta ekonomik olarak bir darbe yiyorsun. Hadi diyorsun sanattır, özlediktir, hadi çıkalımdır diyorsun. E bu sefer hiç görmediğin, alışık olmadığın bir manzara. İnsanların doğal olarak tabii ki maske takma zorunluluğu var içeride ki bunu şeyden söylemiyorum hani. Abi gelmişler çıkarsınlar zaten kapalı alan ne olacak gibi bir yerden söylemiyorum. Hani insanların bu şekilde istediklerini söylüyorum yani buna rağmen geliyor insanlar. Nitekim daha bir sürü şey vardır böyle hem övülecek hem kötü gösterilecek ama ne diyecektik yasaklar yine geldi gösteriler şu anda ne olacak bilmiyorum biz de haber bekliyoruz. Ama yakın tarihteki herhalde bildiğim şu an net emin oldum galiba Ankara gösterisi iptal oldu. Geri kalan zorluğu Antalya ve Adana gösterisi ile alakalı yakında bilgi de gelir. Bak ben bu şeyi çok seviyorum aslında böyle. Şimdi açıklama yapıyorum ya bize bu yasakların bak bir tane güzel yanı şu bana kendimi önemli hissettir diyor. Neden? Çünkü mesela o an bir etkinliğim var benim yasağa denk geliyor ve ben böyle bir
açıklama yapmak zorunda hissediyorum ve bu bana kendime böyle şey güzel bir iyilikmiş gibi geliyor atıyorum üç kişi işte beş kişi neyse soruyor ya Ankara gösterisi iptal haberi geldi doğru mu iptal mi? Ankara gösterisi iptal mi diye sorduğunda şey diyorsun aha diyorsun herhalde birkaç kişi merak ediyor şimdi tek tek yazmaktansa Ben şöyle bir doyurayım bunu, böyle bir hikayemle paylaşayım. Açıklama hani çıkamıyoruz, ertelendi iptal falan. İşte hikayeyi iki yüz bin kişi görüyor ama dört kişi aaa iptal olmuş geriye kalanlar. İşte o yüzden çok güzel. Mesela açıklama, yapma ruhu demek ki toplumsal bir şeye hükmediyorsun. Demek ki açıklama yapmaya gereği duyuyorsun. Gerçi günümüzde artık açıklama yapmanın böyle bir ne derler etkili olduğunu düşünmüyorum ama
Şeyden yani herhalde, oy da açıklama yapmak hani. Kamu aydınlatma platformu. Kamu oyunu aydınlatma. Bilgi verme amacıyla. Şimdi açıklama yapıyorum ben de şeye gibi. Kamu oyunu aydınlatma. Arkadaşlar gösterimiz iptal galiba. Oradan sevenlerime duyurulur. Önemli açıklama falan. Kırmızı bant altında. Önemliyim mesela. Ama mesela dışarıda yürürken ben, örnek vereceğim birisi beni tanıyor. Böyle iki arkadaş. Şey diyor, aa diyor lan bu şey değil mi lan bu diyor.
Ne oldu açıklama o zaman? O açıklamayı yapan adama ne oldu? İşte bir anda insanın gözünde şey olmak ve şeyi anlıyorsun yani. Hani şey diye senden bahsediyorlar. Orada herhangi bir seyyar simidindeki simidi... Ha bu şey değil mi ulan? İzmirliler gevrekliyor. Neydi buradaki ismi? Gibi bir şey bence değil. Çünkü seni bir anda görüyor. O sırada atıyorum ben geliyorsam. O gidiyor karşı karşıyayız ve tam yanımdayken söylüyor.
Çünkü o an beni gördüğü için o an gösterme gereği duyuyor ve işin komik tarafı o an olduğu için ben de duyuyorum. Ve dönüp bilin bakalım kim diye değil de hani bir şey istiyorsun ulan bir isim söyle. Ben de döneyim sana böyle bir kader bizi denk getirmiş olsun diye çok ama olmuyor. Bütün çabalarımın, bütün emeklerimin, bütün uykusuz kaldığım sabahların işte ne bileyim yapamadığım, beceremediğim Başardım, çok yoruldum. Bütün işlerin nihayet sonucunun geldiği nokta. Aa bu şey değil mi ya? Olması kadar üzücü bir şey. Hayatta eminim, eminim ki vardır. Ben de yine bir programa kendi dertlerimden bahsederek kendi içimi açarak sizlerdeki sıkıntıyı yola çıkarmak maksadı inat. Neyse özdeştik yine. Sote'ye 21. bölüm başlasın bakalım.
Hayatımızda güzel şeyler de olmuyor değil. Artık böyle haberlere eskiden şey diye bakardık. Hani dünyada neler oluyor diye bakıyorduk belki hatırlarsanız. Şu an yakın tarihte şey diye bakıyoruz. Acaba daha ne olabilir? Bugün neye şaşırabilirim gibi bir haber, spekülasyonu var. Ama bu kaosun içerisinde, bu ne derler devler dünyasında bazen güzel haberler de bizi mutlu etmiyor değil. Benim şu günlerde en çok böyle buruk bir sevinç mi diyeyim hani
Nasıl tarif edelim o duyguyu bilmiyorum. Belki anlatınca sizler de bana hak vereceksiniz. Ben direkt söyleyeyim. Duygusunu boşverin. Duygusu herkese kalsın. Twitter'a hikaye ekleme özelliği gelmiş. Bak bu şey duyarken şey olmuyor musun böyle içinden? Çok pamuk gibi.
Yıllarca o İnstagram'ın o kapitalist sistemi, o sömürge sistemi herkesten aldı. Hatırlar mısın? Snapchat çok meşhurdu. Hatta bir furya vardı. Eğer Snapchat kullanıyorsan vay demek vücuduna güveniyorsun gibi bir algının oldu. Yani Snapchat'in gençlerin ideolojik yapılarını belirlediği bir application. İnstagram kökünden alarak yani bir de hikaye ekleme ve bir gün içerisinde yok olma özelliği diyerek alarak
Direkt kendi içerisine snapchat'i ekleyerek snapchat'i bitirdi. Bunu herkes biliyor. Daha sonrasında dedi ki, madem bu işler böyle oluyor, tık periskop ki periskoptaki biliyorsun. Bak şimdi instagram'a şuradan kızabilirim. Ulan madem tutmuş bir şeyi alıyorsun, bari olduğu gibi al. Yani periskop dediğimiz mecre belki şu an birçoğunuz bilmeyebilir. Çok kısa bilgisini, şeyini vereyim, içeriğini söyleyeyim.
Canlı yayın programı yani bir skop hesabı açıyorsun, kendine bir profilin oluyor ve orada canlı yayın yapıyorsun. Artık ne yaparsın? Tamamen kimisi futbol maçını veriyor, onu izliyoruz. İşte kimisi sevdiğimiz fenomen neyse eğer onu açıyor, onu izliyoruz. Kimisi sevdiğimiz şeylerle beraberse hayatın büyük bir bölümünde artık onları da bize göstermek ihtiyacı duyuyor, onları da izliyoruz. Yani birçok kendisini parlatmak isteyen, kendisini bir şekilde izletmek isteyen insanın bulunduğu mecrada bizler de izleyici olarak
Sevdiğimiz şeylerin, bunu böyle anlatmazsın ya başkan. Valla bu kadar zorlamazsın yani. Neyse Instagram geliyor, Periscope'u kökünden alıyor, kendi şeyine koyuyor. Bari koyuyorsan hani kültürüyle koy. Mesela ben o zamanki canlı yayın izlemek application'larda çok daha keyifliydi çünkü deriz ya sosyal medya çok özgür mecra burada her şeyi yapabiliyorsunun karşılığıydı Periscope.
Orada gerçekten mesela bence oradaki birçok insanın yarını yoktu yani o çok güzel bir kalp ediyemdi benim için hani izlerken böyle feyze aldım lan nasıl yapıyorlar lan acaba hiç mi hiç mi dertleri yok hiç mi bir şeye kafaları takılmıyor gibi böyle bir hayal dünyasına daldım bir mecraydı daha sonra Instagram Dedi ki çoğunluk bende ama oraya kayma oluyor, oraya kayma olmasın. Gelsinler burada şey yapsınlar, izlesinler dedi. Kendi mecrasına koyunca bu sefer o Periskop'un asi yürekleri, o cesur yürekleri tabii ki gelmek istemedi. Bence haklılardı da. Bu sefer de Instagram onları başka şekilde yedikleri yemekleri, gezdikleri ülkeler, şehirler yaptıkları videolarla bizi daha çok önümüze getirerek
o insanları sevmemize vesile oldu yani şimdi o ne derler o kültür bekçiliği ahlak bekçiliği kültür bekçiliğine periskoptörün kültür diyorum ya ahlak bekçiliği yapmak değil derdim. Herkesin şeyi vardır Instagram madem oluyorsun aldın bizi bozma ya bizi o insanı Önemliymiş gibi göstermeye çalışma ya. Biz o insanı izlerken zaten atıyorum 3 bin izlendiğinde, 500 bin izlendiğinde çok iyi bir şey anlattığından veya bir derdi olduğundan değil tabii ki. Biz de aa ne yapabilir ya? Daha ne olabilir?
Meraktan da izliyoruz yani. O yüzden buradan da sevgili Instagram yetkililerine bir sonraki application... Konumuz neydi? Konumuz Twitter'dı. Yani onu diyecektim. Instagram'ın bu sömürgesinde hani Instagram'danmış gibi Twitter'a gelmesi bence çok manidar oldu. Ben çok sevindim.
Gerçekten çok sevindim. Bir de Twitter ortamı çok gergin bir ortam. Çok iyi oldu bence hikaye. Çünkü herkes bir şeylere kızgın. Birisi kahvaltıda soğan yemezsin ya dediğinde kahvaltıda soğan yiyen bir güruh inanılmaz bir şekilde saldırıyor. Nasıl yenmez ben günde bir kilo yiyorum falan. İnanılmaz bir saldırı başlıyor. Atıyorum başka birisi kendi inandığı ya da kendi sevdiği bir konuda bir görüş belirttiğinde
O konu ve görüşte olmayan diğer insanların yani inanılmaz varıyla yoğunla saldırması. Şimdi gizlilik var bir de. Adı yok, soyadı yok, fotoğrafı yok, isim yok, anonim bir fotoğraf. Özgürce yazabiliyor, özgür medyada. O yüzden inanılmaz gergin. Herkes birbirine saldırıyor. Yani birisi işte evini paylaşıyor. Her sabah böyle manzaraya uyanıyorum diyor. Altına böyle bir çingene mahallesi geliyor. Peki burada yaşayanlar ne yapsın?
Başkan çok güzel bir konuya değiniyorsun. Gerçekten haklısın. Bu temel derdimiz, bu toplumsal statüs, sınıf farkının sorununu soruyorsun. O derdimizin sorusunu soruyorsun. Çok haklısın ama kızdığın yer yanlış. Oraya kızdığın zaman bir karşılık alamaz. O sadece karşılıklı, asıl sen kendine bak geri zekalı bir modunda ilerler.
topluma katkı sağlayabilecek bir yeri yokmuş gibi geliyor bana o Twitter kavgalarının. Mesela birisi, bence çok güzel bir şey bence. Nasıl derler? Yetkili sahibi, bir marka sahibi olarak bilinen sosyal medyada böyle yer yer kendini yer etmek isteyen insanların böyle bir bağış yaptığında bence bunları açıklaması bana şeye geliyor.
kötü gelmiyor mesela hani örnek olması açısından mesela atıyorum ben işte halkım sınıftan birisiyim küçük bir yardım yaptım kendimce ve bunu hikayemde paylaştığımda işte Allah herkesin gönlüne göre versin yardım yapın diye paylaştığımda belki birazcık şey olabilir yani yaptığın yardımı gösterme atıyorum bir eve bir şey götürdüğünde hani gösterme tamam belki kötü gözükebilir ama böyle bir iş adamı olarak örnek olmuş Aydıl gözüken ben de buradan niye şeymişiz ya yemek programı sonu yemek sepetinin katkı ile sonra Bana şey geliyor ama Twitter'da mesela onu söyleyecektim işte bir insan bağış yaptığında inanılmaz bir şey geliyor üstüne böyle. Şimdiye kadar aklın neredeydi gördünüz mü işte yaş geçti ya. Geçen gün Cem Yılmaz'ın yaşadığı linç çok şey değilmiş meslektaşım diye. Hayır, hayır. Yani insan olarak çok üzülüyorsun ya. Bence çok, çok kötü yani. Düşünsene ileride mesela bir bağış yapmak istediğin zaman bunu açıklarken korkacaksın. Açıklama derdin ne? Bir sürü sanatçı var. Herkesin kendince bir kalbi var. Ben böyle bir bağışta bulundum. Acaba onlara da örnek olur mu? Gibi bir yerden yaklaştığında bence harika. Ama halktan korkuyorsun yani. İnanılmaz bir şey.
Ama Twitter'a o yüzden güzel oldu. Yani bu bir kavga çıktığında orada güzel böyle bir hikaye görmemiz... Çünkü bırak şimdi şey diyemezsin, hikaye geldi, oh peşinde oradan günlük hayattan şey görürüz dedin. Twitter'da şey de var, işte kızlar manitınızı iki saniyede alırımcılar da var mesela. Onlara da inanılmaz bir saldırı var. Ortam çok gergin. O ortamda böyle bazen bir manzara, bir kahvaltı, bir çay, bir yürüyüş, ne bileyim doğal bir görüntü. birazcık bizi sanki sakinleştirebilirmiş gibi geliyorum yani o yüzden bana güzel geldi Twitter'a. Ya bir de gerçekten yıllar boyunca şey de hoşuma gitti yani böyle başka bir application'ın başka bir yerden bir özellik çalması hoşuma gitti ya kapitalist sistem kahrolsun yani illa birisi değil yani hepsinden biraz biraz. Başkan ben Twitter'cıyım ya yani ölene kadar bu sitede Twitter'ı öveceğim yani Twitter'ı övücüsüyüm ya ben. Yani çünkü Twitter bizim için çok değerli ya Twitter
Twitter bize herkesin bir fikri olduğunu gösterdi ya. Herkesin bir şey söyleme hakkı varmış gibi hissettirdi ya. Başkan Twitter. Twitter aşağı, Twitter yukarı.
Sizlere ben asla değişmem dediğiniz şey nedir diye sormuştum. Twitter'dan mesajlarınızı bekliyorum demiştim. Az önce nasıl bir Twitter övdüysem Dynamik Twitter'a tweet attım az önce. Buradan da yazın diye ve inanılmaz bir şey var şu anda. Yani etrafı mesaj dolu. Twitter'ı hiç sevmiyorsan al sana bir sebep daha işte durduk yere. Evet, şimdi gelelim sizlerden gelen mesajlara. ''Ben asla değişmem dediğiniz bir huyunuz var mı?'' diye sormuştum. Kaan Beyler şöyle buyurmuşlar. ''Hepimizin ilişkileri oluyor tabii ki. Birbirlerimizi kısıtlamadan yaşıyoruz. Hani şu bunu yapma, bunu giyme tarzı saçma kısıtlamalar kesinlikle girmiyoruz.'' falan. Tamam da bu sevgilinin eski sevgilisiyle arkadaş kalması, buluşması, işte ne bileyim sürekli konuşması falan. Ben bunu bir türlü aşamadım mesela. Yani tam olarak ben buyum noktasındayım bu konuda ve
Bu eski ilişkimde sürekli bir kavga konusuydu. Belki de güvenle alakalıydı. Bunu hiç düşünmedim ama soruyu sorunca aklıma bir dönem başımı ağrıtmış bu sorun geldi. İyi akşamlar dilerim. Severek takip ediyorum.
Sevgili Kaan, gerçekten bu çok derin bir şey. Yani bu psikolojik. Ben şu an çok isterim. Ya kanka takılma. Aslında öyle bir şey değil. Hani yaşandı, bitti. O zaman sen yoktun, sen olsan öyle bakamazdı. Şimdi tercih sensin gibi şeyler söylesem de. Kaan, çok derin. Yani bu benim böyle yanlış yönlendirip Allah korusun olayı bambaşka yere götürmek isteyebileceğim bir şey değil. Kız arkadaşının tavrı da tabii ki çok önemli bu konuda. Çünkü hepimiz bu hayatta... Demem yani şu an Kaan'a. Abi nasıl yapar Kaan böyle bir şeyi? Ne demek oğlum? Mesela ki sevgili falan.
diyemem. Hepimizin hayatına bir dönem çok sevdiğimiz, denemek istediğimiz insanlar giriyorlar. Nihai sonuç bunların tatlı bir şekilde bitmiş ve yeni bir arkadaşlığa, yeni bir ilişkiye başlamış olmamızdan dolayı duyduğumuz mutluluk olabilir. Ama bakma böyle dediğime, biz daha kapılara dayanmadık bunu. Nasıl yaparsın diye.
Dediğim gibi Kaan ya psikolojik dediğime bakma şaka yapıyorum ama güzel bir huy. Umarım bu huydan yakın zamanda kurtulursun ve ilişkindeki bütün kadınlara ferah bir hayat sunabilirsin. Sevgili Burcu Hanımlar şöyle buyurmuşlar. Asla değişmeyecek özelliğim olmayacak dualara amin demek. Hayatım boyunca hep büyük düşünmemin büyük başarılar getireceğine inandım ve her zaman büyük hayaller kurdum ama benden ötürü mü yoksa hayat şartlarından mı bilmiyorum. Kurduğumla kaldım. Gel gör ki insanoğlu ders almayı bilmiyor. Hala devam ediyorum hayal kurmaya. Belki bir gün gerçekleşir. Bilmiyorum. İşe yarar bir şeyler çıkar mı bilmiyorum ama cevaplanmadan duramadım. Keyifli günler. Yani bak bu benim çok merak ettiğim hayat oluyor. Dışarıda hani çok böyle nasıl derler? Asla Burcu seni tenzih ediyorum bu arada.
Hani dışarıda böyle çok böyle konuşmayan, çok böyle fikrini belirtmek istemeyen böyle küçük kızlar, kadınlar vardır yani böyle. Ama bir misafirliğe gittiğinde bambaşka bir hayal dünyası vardır. Bu hayal kurmak onun için özel bir keyiftir. Bir yerden sonradan delirir onlar. Ben de çok severim burcu hayal kurmayı. Yani bu şey gibi bir gıdıklıktan çok korkarım böyle. Hayal kurmayı sever misin diye sorular vardı eskiden röportajlarda. Belki hiç denk gelmişsinizdir. Hayal kurmayı sever misin? Böyle düşünüyorsun. Evet severim hayal kurmayı diye.
Hayal kurmak bence herkesin sevdiği, elinde olan şeyi ne olduğunu bildikten sonra elinde olmayanı tasarlama şekli gibi gelir bana, ona özenme şekli gibi gelir. O yüzden hayatta bence birçok şey isteyen insanın böyle hayalleri vardır. Bir de hayal kurmak deyince hep şey gözüküyor böyle saray, ata binmek falan. Hayal kurmak yani mesela ben şu an 2 artı 1 bir evdeyim. Böyle bir 3 artı 1 ve geniş mutfaklı bir evin hayalini kuruyorum yani. Öyle şey düşünmemek lazım abi beni hayal kuracak. Hayal kurmak yani öyle çok
Yani şey değil ya, hatta deve değil bence yani. Çünkü o zaman şey hani hayal kurmak iyi geliyor. Şimdi desem ki ulan şöyle güzel bahçeli dört katlı bir evden oraya mı geçsem dediğimde bu hayal... Ya Sergen nasıl başka yani kısmında bitince hayal kurmaktan soğuyorsun.
Ama böyle olabilme ihtimali olan şeyleri tasarladığında bence keyifli oluyor Burcu. Yani bilmiyorum herhalde sen biraz... Yani bilmiyorum hayal kurmaktan vazgeçmek gerekir mi? Bilmiyorum. İstiyorsan geçme. Zor bir soru benim için de. Yani kolay soru da şeyi çok zor. Nasıl? He illa diyor sanki Sergen'cim senin fikrinle bence vazgeçme. Ama çok da abartma yani tadında bırak yani.
Sevgili Ütopya Rap şöyle güzel bir anısından bahsetmiş. Tam şu an değişmediğim için tartıştığımız bir olayın sonucunda yanımda arkasını dönmüş uyuyan kız arkadaşımın yanından dinliyorum bölümü. Değişmem dediğim konu, kısaca bahsedersek zarar geleceğini bildiğim, anladığım, endişelendiğim bir konuda ısrarla tamam yapmam, anlıyorum benim için endişeliyorsun değil de sürekli bir sorgulama çabası bir konuyu çarpıtıp eski yanlışları göz önüne getirmek falan. Ben hiç sevmiyorum abi o konuları.
Ben endişelendiğim, sana değer verdiğim için sana bu böyle yapmaz, zarar görebilirsin dediğim ama sen bana gelip her dediğini yapmak zorunda değilim falan. Yani mesaj biraz karıştı galiba şu an. Özür dilerim, ben de ilk defa okuyorum. falan filan boş triplere gireceksen çok anlaşıldı mı bilmiyorum ama olayın sıcağı sıcağına bu kadar dökebildin mi içimi bu arada önceki bölümde kanka galiba mesajı bana değil sen kız arkadaşına söyleyemediğin şeyleri burada hani ona söylüyormuşsun gibi bana söylemişsin ama toparlarsak çok yani çok bu da çok derin abi çok saygılarımla ve ben şu an şeyden korktum ya ben acaba kötü bir şey mi yapıyorum hani böyle daha eğlenceli bir paylaşımlar olur derken böyle baya hani işte ben asla değişmem beni bu yüzden sevdin ritminde bir mesajlar gelmeye başlayınca hoşuma gitti bir yandan ben severim böyle duygusallığı da bu kadar insan bunu kaldırabilir mi? Hani şimdi bir de hiç derdi yokken dinleyen bir insana ulan harbiden ben de ne günlerden geçtim diye tekrar oraya sürüklemek de istemiyorum. Kimseye Ütopya rap'e de buradan selamlar. Valla çok sağ olsun abi eyvallah. Evet biraz da Twitter'dan seri mesajları okuyarak şu kısma birazcık renk ve huzur katayım. Sevgili Şaşırma Kendini Bahar diye bir hanımefendi şöyle buyurmuşlar. Çömek. Uygun olan her ortamda çömüyorum. Bir özelliğinizden bahseder misiniz? Çömüyorum. Sevgili Raskalnikov şöyle buyurmuş. Anlık duygu değişimlerim oluyor bundan. Hiç memnun değilim fakat sanırım bu durumun en büyük nedeni stres.
Evet, neden ve sonuç ilişkisini bulmuş olman bence harika. Sevgili Kasaful Duygusal şöyle buyurmuş. ''Kasislerde araçta yalnız değilsem bilerek hızlı giriyorum. Arabadakilerin çığlıkları hoşuma gidiyor.'' Bunlara böyle bir yorum yapmam zorundayım. Şimdi bayağı Ayşe Arman gibi hissettim şu an biliyor musun? Kasaful Duygusal. Evet, demek ki yorum yapmadan önce hitap etmeyi öğrenmem gerekiyor. Sevgili Ceyda Hanımlar şöyle buyurmuşlar. ''Provaya giderken Sergen Deveci Podcast dinlemek müthiş bir huyumdur.''
Ya bu, bak bir şey söyleyeceğim. Okurken şunu fark ettim. Umarım yani anladım övüleceğimi. Umarım belirli seçtiğim anlaşılmaz diye ses tonumu hiç değiştirmeyeyim dedim ama yine en sonunda kedi gibi oldu. Fark ettiniz mi? Bak şöyle bir şey oldu. Prova'ya giderken sergende... Müthiş bir huya.
Teşekkür ederim Ceyda Hanımlar. Sağolsunlar efendim. Umarım en güzel yollara eşlik etmemiz daim olur. Sevgili mini hanımlar şöyle buyurmuşlar. Bir insana gıcık gittiysem asla o insana olumlu yaklaşmıyorum. Sürekli bir açığını arama hali falan. Volkan Beyler şöyle buyurmuşlar. Düşünmek, çok düşünmek. Ki günümüzde sıkıntı yok yani.
Sevimsiz herif şöyle buyurmuş. Benim değil de bir arkadaşın her yerde bir tanıdığı olduğunu iddia etme. Yalnız şeyi fark ettiniz mi? Benim oyunculuk yeteneğimi, mesajları böyle ses tonlarıyla okumak, hani size karakter yaratmak falan. Ben galiba olmaya hazırım artık ya. Sevgili Mehmet Beyler şöyle buyurmuşlar. Asla değişmeyen huyum herkese inanmak, istemek ve kin tutmam.
Herkese inanmak istemek, yani inanmak isteyip kini tutmak. Bu da yani gerçekten şeyi görüyorum burada. Herkes konuştuğunda aslında ne kadar güzel dertleri olduğundan çok kibar şekilde bahsedebiliyor aslında herkes ama bence bunlar... Dur bakalım. Sevgili Laylon Şezlong şöyle buyurmuşlar. Ağız şapırdatanlara karşı hislerim. İzlerken nasıl vursam diye düşünüyorum.
Evet ama bu galiba bir şey değil mi böyle? Hastalık yani bir rahatsız olma şeyi diyebiliyorum. Ben yanlış bir bilgi vermeyeyim şimdi. Enes Beyler demişler ki ''İnadına yaşama huyum asla değişmez.'' Alttan hemen müzik koyalım. Güzel. Yani asla değişmeyen huyum inadına yaşamak. Çok güzel. Bu 2011 Facebook iletisi yani. O zaman da rekor kıran şeylerden bir tanesi Enes.
Yani hayata bu denli tutunmuş olman, hayattaki en azından coğrafyamızdaki bu kadar şeyin seni bu inadından hala vazgeçirmemiş olması, Enes umarım bizlere her daim örnek olursun. Başkanım benim. Sevgili Sönmez Zingo Hanımlar şöyle buyurmuşlar, inatçılığım, evet bugün inat konusunda ısrarcıyız. Sevgili Muhammed Beyler demişler ki, bazen sadece karşımdaki kişinin nasıl tepki vereceğini merak ettiğim için asıl söylemek istediğimi söylemiyor ve asıl yapmak istediğimi yapmıyorum. Bir nevi insanları kendi içimde sınava sokuyorum ama
Çok güzel. Ama bir tek sen eğleniyorsun bundan. Kimsenin haberi yok. Yani bunu... Mesela şey gibi böyle hani prestij filminde vardır ya, en sonunda böyle hani, aa işte ikizim vardı benim. Bu arada filme izleyenler varsa çok özür dilerim. İnanılmaz bir şey verdim. Çok iyi filmdi zaten ya. Yani iyi de... Şimdi filme de iyi değil diyerek iyice... Neyse ben mesajlara devam edeyim. Burak Beler demişler ki, popüler kültürün dayattığı şeylerden kaçınmak. Evet Burak şu an...
hangi üniversitede okuduğunu, arkadaş çevreni yani geceleri kart oynarken hangi kartı tuttuğuna kadar söyleyebilirim yani Burak. İnanılmaz bir sosyolojik konum mesajı atmışsın yani popüler kültürün dayattığı şeylerden kaçınmak. Teşekkürler Burak. Umarım bu tutumun yani bugün de niye böyle her şeye karşı bir umarım şeyi yapmaya girebiliyorsam işte amatör sunucu ruhu olsa gerek herhalde.
İsimler okuyamadığım için şey yapamıyorum böyle. Satunlu Kali mesela. Satunlu Kali. Nasıl telaffuz edilir bilmiyorum. Demiş ki soğan sarımsak yemeden yaşayamam Sergen'cim. Demiş. Çok güzel. Asla değişmeyelim. Çok güzel. Değişmez abi. O soğanı yiyeceksin abi. O soğanı yiyeceksin.
Herkese nefret dolu bakışlarla bakarken yakalanıyorum ama yalan yok. Nefret az kalır. Tiksiniyorum. Asla değişmiyorum. Bence mesela, mesela benim böyle bir özelliğim olsa ben değişmek isterim belki yani. İnsanlardan tiksinmek istemiyorum. Onları sevmek istiyorum derim mesela hani. Asla değişmiyorum. Tiksiniyorum. Değişmem moruk. Delirtiyorlar beni. Bundan keyif alıyorsan işte bence oraya konuşmak gerekiyor. Yoksa tiksinmek, sevmemek bunlar çok doğal şeyler. Nasıl ki bir şeyi... Seviyorsak bir şeyi de sevmeyebiliriz. Ama asla değişmeyen özelliğim... Abi tiksiniyorum bu asla değişmez. Değiştirmem. Beni alın ona dokunmayın kısmındaysa... Anasını... Biraz berkil. Eyvallah.
Sevgili Fatma şöyle buyurmuş, emir kipiyle söylenen hiçbir şeyi yapmam. Netimdir. Evet bence bu insanların daha iyi bir iletişim kurduğu dünyada yaşamak için bence böyle kapıya girerken yazılacak olan bir şeydir. Birisine bir şey yaptırmak istiyorsanız asla emir kipi kullanmayın diye bir yazıyla buradan bütün insanlığa, bütün yaşayanlara çok güzel bir asla değişme özellikle.
Bu arada güzel şeyler var. Ben şu an Twitter'dan canlı okuyorum. Ben bir şey yaptım. Twitter'a yazdım. Altına gelenleri okuyorum şu anda. Okuyamadığım olursa lütfen kusura bakmayın. Seçtiğimden falan okumuyorum yani. Mesela Asel Van hanımlar. Asel Van, İskenderem kökenli hanımlar şöyle buyurmuşlar. Kendimi kullandırtmak. Asla değişmem. Bence bu inanılmaz bir Twitter mizahı. Twitter'da şey çok güzel. Loser karakter. Kendi durumunu komediye çeken
Bu galiba şey böyle, ne derler ona? İngiliz komedisi. Hani ana kahramanın düştüğü, hani palyaço düşerse eğer ona güleriz mantığıyla yola çıkılan, doğru matematikle olan bir mizah olduğu için de Twitter'ı seviyor olabilirim. Bak görüyor musun? Nereden neler çıkıyor. Kendimi kullandırtmak. Çok güzel mizah. Teşekkürler. Sevgili Sibel Hanım şöyle buyurmuş. ''İnsanların iki dakika üzülüp geçtiği acıları çok fazla içselleştirip kendimi kahrederim. Daha da kötüsü bunun farkında olup kurtulamama durumu.''
Bak bu şey ya, ben bu kalbi nerede görsem bilirim. Bu arkadaş kalbi. Etrafında senin çok bir arkadaşın var, sana çok değer verenler var. Böyle çok seviliyorsun. Ama sen hep kendini sevemiyorsun. Çok tatlı ya böyle. O kendi kafasında mesela yandaki biri bir şey anlatıyor. Sen ona üzülüyorsun. O manyak onu hallediyor bir şekilde. Normale geri dönüyor. Sen günlerce kahrediyorsun kendini.
Ona nasıl yaparlar onu diye. İnanılmaz bir arkadaş kalbi. Bence eğer düşündüğüm gibiyse. Değilse... Milletin ''Aa böyle bir şey mi olmuş?'' diye bakıp geçtiği bir şeye sen 2-3 gün boyunca uyuyamıyorsan... Başka bir şey var başkanım. Başka bir şey konuşalım. Sevgili Betü Hanımlar şöyle buyurmuşlar. ''Kapı açıkken uyuyamıyorum. Çorapla uyuyamıyorum. Ben genel olarak pek uyuyamıyorum.'' Aslında bu toplumsal bir sorunlarımızdan bir tanesi Betü.
Küçükken uykuya dalmak için mızmızlandığın şey, ileride uyuyabilmek için her şeye verebileceğin bir eylem haline geliyor. Yani aslında duyduklarımız bildiklerimiz değil, hayat bize ne gösteriyorsa bir o kadar da alıyor uykularımızdan. Haydaa başkan buraya bağlamazsın ya. Sevgili Ardahan Beyler demişler ki böyle biriktirip biriktirip sonra işemeye gitmek çok hoşuma gidiyor. Demiş evet bu aslında bazen mesela kimisinin bence öyle şeyi vardır. Tutabilir mesela gidersin bir bara oturursun 3 bire içersin 4 bire içersin tuvaletin gelmez ama karşındaki böyle bir bire içer tuvalete gider gelir gider gelir mesela ben çok merak ederim bazen. Ulan bu acaba altına mı iş... Şakaya bak aynen bunun için yaptım her şeyi bu şakayı için hazırladım bu metni.
Sevgili Burak Beyler şöyle buyurmuşlar. ''Karşımdaki üzülecek mi diye düşünmeden cevapları ça, çu, dam, dun yapıştırmak.'' Gerçekten bence olması gereken şey bu. Çünkü sen şey olmadığında böyle karşı tarafa karşı dürüst olmadığında onun daha baskıcı tarafında böyle daha çok boğuluyorsun ya. Niye? Yapar ki insan kendisine bunu. Mesela birisi sana bir şey diyor. Sen çok hoşlanmıyorsun böyle. ''Hadi o kırılmasın.'' diye kem oluyor, küm oluyor. Onu idare ediyorsun ama
Bir yerden sonra ben şunu anlıyorum. Demek ki karşımdaki benim şu an bu durumdan hoşlanmadığımı anlayabilecek bir algı da değil. O zaman benim onun anlayabileceği dilde olmam gerekiyor diye düşünüyorum ama herhalde biz sevgili Burak, şu an kendini bilenler de anlayacaklardır. Böyle aman kırılmasın diye böyle bazen bir şey söyleyemiyoruz. Ve olay daha da kötüye gidiyor ve en sonunda sıkılan çünkü daraldıkça, içeride boğuldukça böyle sinir hücrelerimizde bence bir elektriklenme oluyor. Yani onun hiç haberi yok. O darlamaya devam ediyor. Biz burada kendimizi öldürmeye devam ediyoruz. Bence çok güzel bir ben asla değişmem dediğin şey. Bence birçok insana da buradan artık galiba buna başlamalıyım dediğimiz şey olmalı Burak. Çok teşekkürler.
Sevgili Seda Hanım şöyle buyurmuş. Odada tek başıma kulaklıkla dinlediğim şarkıları söylerken sesimin güzel olduğunu zannetmem. Değil mi? Çok güzel. Bu şey bence yani biz küçükken yapardık böyle. Duştayken, tuvaletteyken şarkı söylediğinde o yankı, o eko böyle tatlı gelirdi kulağa ve şey düşünürdüm. Ne kadar güzel bir sesim var, ne kadar böyle içli içli, dolu sesim olduğunu zannederdim. Sonra böyle bir o özgüvenle arkadaş ortamında, ilk böyle o plajdaki o gitarla ortamda o özgüvenle böyle bir çıkardım, şarkıyı söylerdim.
Herkes güldüğünde fark ederdim ki sesim o kadar da güzel değil. Yani Sena mutlaka senin sesin eminim ki güzeldir ama mesela lavabodaki ses tınısıyla dışarıdaki ses tınısı ve reaksiyon yani geri dönüşler aynı olmadığında çok da böyle hani ben değişim ama benim sesim güzel dememek gerekiyor olabilir. Yani bazen sesimiz çok güzel olmayabiliyor. Mesela ben bunu çok erken yaşta yendim ve o yüzden bir daha hiç rezil olmadım hiçbir ortamda.
Bir daha hiç öyle çıkış yapmadım. Çok sarhoşken mesela yapmışımdır. Orada bahanem vardı. Çok sarhoştum abi. Cidden şarkımı söyledim ya. Bak sen bana dediğinde herkesin şeyi olurdu. Ya sorma çok güldük zaten dediğinde. En azından böyle tatlı bir anı bırakabildiğim için çok inatlaşmam. Ama eminim ki senin sesin çok güzeldir ve bu asla değişmez diyorsan sensin Sena. Yani inan ki bir şey demiyoruz canım.
Sevgili Lemonical şöyle buyurmuş, çalışırken herhangi bir dolabın kapağının açık olduğunu hatırlarsam gider kapatırım. Kapatmadan çalışamam. Bunu herhalde artık anlamışızdır. Ben sorduğum soruyu sanki bir metafor kalıbına sığdırıp sormuşum ve altında kimler hasta, kimler normal olanlar tarafını belli etmiş gibi. Ama bunu çok iyi anlıyorum. Ben mesela inanılmaz, ben böyle evde bir şey yapacağım, bir şey çalışacağım.
Mesela bulaşık duracak lavaboda o sırada bir şey mümkün değil. Önce her şeyin düzenli olması gerekiyor ki ben sağlam ve rahat, huzurlu bir kafayla işimle meşgul olabileyim. Çünkü diğer türlü yerde böyle Sherlock'un oyuncaklarından bir tane bir şey olduğunda ve orası eğer onun yeri değilse herhangi bir iş, herhangi bir üretim bu evde başlayamaz şu an tam bak bu konuşmayla şu an tam bir magazin ünüsü oldum yani ne yaptığı bilinmeyen ama sürekli dilinde üretiyoruz tabii çalışıyoruz yani günün yedi günü çalışıyoruz çıkamadık çok yoğunuz tadında bir selebritiye göz kırpmış oldum bu arada çok mesaj var gerçekten çok teşekkür ederim ve inanın ben bu kadar mesaj gelebileceğini düşünmeden böyle bir soru sordum. Çok hoşuma gitti. Şunu fark ettim, bir dahakine yine bir soru sorduğumuzda bu sefer çok yorum yapmadan eldeki mesajları okuyarak daha büyük bir, daha başka bir komedi çıkartabiliriz. Çünkü diğer türlü ben böyle hepsine girmek, hepsine konuşmak istediğim için mesajları, bir türlü hepsini okuyamadığımı fark ettim. Ama yazan herkese çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki bölümde araya çok fazla girmeden mesajları okuyacağım sadece. Şu an bu benim programım olduğu için buna ben karar verdim.
Çok teşekkür ederim gelen mesajlar için. Ben de size naçizane, ben asla değişmem dediğim bir şeyi söyleyeyim. Öyle biri. Ben de kendimle bitireyim bari şey olsun, hikayenin finali güzeldir. Yine sizin üzerinizden kendimi övdüğüm bir programa. Hoş geldiniz sevgili güzellikler. Mesela benim de asla değişmeyeceğim bir şey, şunu çok net söyleyebilirim. Kendimi tanıdığım ve bildiğimden dolayı. Mesela bir tartışma atıyorum. Arkadaşımla, eşimle, kız arkadaşımla, ailemle bir kavga, bir şey tartışıyoruz. Velev ki ben haksızım. Şimdi kendimi savunduğum şeyler varsa diretirim. Hani bak yanlış anlıyorsun, aslında öyle değil, tamam haklısın gibi bir tondan devam edelim. Ama ne zaman ki böyle karşı taraf
Ya iyi be iyi tamam deyip o sırt döndüğünde ya da işte erkek böyle demese bile iyi moruk ne yapıyorsan yap deyip böyle sırt döndüğünde ben şey oluyorum karşıdaki benim için doğal olarak haksız konumuna düşüyor. Ya bir dakika bir sorun var o zaman konuşalım ya da dönme gibisinden bu sefer başka bir tona geçiyorum. Bununla ilgili çok değişmeyi denedim. Sonra değişemediğimi fark ettim ve daha sonrasında ben böyleyim. Tek ricam bana bunu yapma. Ben de senin sevmediğin bir şeyi yapmayayım moduna geldim. Bunu başarabildiğim zaman ilişkilerimle çok sağlıklı ve huzurlu bir ilişki içerisinde olacağımı hissediyorum. Başaramadığım süreçlerde de kavgaların neden çıktığını biliyor olacağım. Ama en önemlisi bence bunu biliyor buradan çok laflımsan yaralarımıza. Eğer birbirimizi anlıyorsak, onun kızgınlığına mana bulabiliyorsak o zaman ilişkimiz...
Benim de herhalde budur yani. Asla değişmem. Değişmek istediğim özelliğim. Olabilir bir insan o ara, o an konuşmak istemiyor olabilir. Ya da atıyorum o da sinirli bir şekilde öyle bir tepki gösteriyor olabilir diyebilmeyi çok istiyorum. Buradan da bu konuda kim yetkiliyse bir yardım çağrısı gibi düşünerek elimizden gelenleri. Barter yapabilirim. Story atarım. Arkadaşlar çok güzel bir doktor buldum. Ruh sağlığına çok iyi geliyor. Artık daha iyi hissediyorum diye. Yukarı kaydırma linki bırakabilirim.
Şimdi bazı şeylerin hep bu programda şey söylemiştim. İleride umarım daha güzel bir yolculuğa devam edebiliriz gibisinden. Böyle duygusal mesajlarım size birkaç defasında olmuştu. Şimdi bununla ilgili bir şey söyleyeyim. Ben geçen gün çok mutlu oldum. Belki görmüşsünüzdür. Sotede böyle bazı kelimeler, bazı sözcükler sonra bana çok geri dönüşü olduğundan dolayı ben onları daha çok kullanmaya başladım. Bir de başından beri kullandığım bazı sözler vardı. Geçen gün belki biliyorsunuzdur benim tişörtlerim
Bak ses tonum şu an şeye geldi anladın mı? Yanlış anlamayın dilenci değilim. Normalde 40 lira ses tonuna geldim. Tişörtlerimiz oluyor bizim böyle. Atıyorum videolardaki sevilen repliklere tişört yaptırıyoruz falan. Böyle onları giyiyorlar, hoşumuza gidiyor. Dedik ki ya Sote'ye özellikle tişörtler yaptıralım diye. İnanılmaz tişörtler çıktı arkadaşlar. Bakın piyasada aynılarını bulamazsınız. Ses tonum şu anda geçiyor.
Linkini bırakmayacağım. Öyle satış için söylemiyorum. Şey hoşuma gitti. Gerçekten böyle bir işi tasarlarken kullandığın sözcüklerin ölümsüz. Instagram'a bu kadar da abartsam ya. Vallahi hoşumuza gitti tişörtlerimiz. Ben ara sıra Instagram profilde paylaşıyorum. Eğer öyle bir anıya sahip olmak isterseniz çok hoşumuza gider. Çünkü yavaş yavaş artık o şeyi hissediyoruz galiba. Daha doğrusu ben hissediyorum o birlikteliği.
Yani bunu sevmiş olmanız hoşumuza gitti. Gerçekten hoşuma gitti. O yüzden devam ediyorum. Hep söylediğim bir şey var. Eğer bunu sevmeseydiniz ve dinlemeseydiniz yapmazdım arkadaşlar. Burada kendi mastürbasyonum için buna saattir harcayacak bir insan değilim. O yüzden ben SOTE adına size minnet duyuyorum. Geçen bölümde bahsettiğim SOTE kapak oldu bir dergiye, bir podcast dergisine. Ve şimdi bahsettiğim şey SOTE'deki sözcüklerimiz, kelimelerimiz t-shirt olarak satışa çıktı. Bu benim için güzel bir şey. Gerçekten kendi
hazırladığın pastayı bir başkasının çok sevmesi gibi. Kendi hazırladığın yemeği, kendi hazırladığın bir şeyi bir başkasına sunduğunda onun beğenmesi, onun sevmesi çok güzel takdire şayan bir şey. Bence birçok meslek de zaten bu ana temelden yola çıkıyor. Bir mimarlık da mesela bir iş aldığında yaptığı işi işverenin sevmesi için yapıyor. Onun beğenmesi, onun takdirini almak için. Tabii ki bu bir sonraki kademelerde biraz daha kişisel egoya, süper egoya kadar dönebiliyor. Nasıl beğenmez benim yaptığım şeye kadar gelebiliyor ama
Ben herhalde beginner seviyesinden bahsediyorum. Böyle bir işte ne bileyim belki stajyer gibi düşünülebilir. Daha çaylak gibi düşünülebilir. Yaptığı her şeyin takdir görmesini isteyen bir serüvendeyiz şu anda. Bu şekilde devam ederseniz muhtemelen iki sezon sonra burnumuzdan kıl aldırmayız. O zaman siz de gerçekten hak ettiğiniz iyiliği görürsünüz bu taraftan. Şimdi böyle sizmiş, işte Cansu Hanımlar şöyle buyurmuşlar falan tonlarına çok da aldanmamak gerekiyor.
Ben ama size şu anki süreçten minnet duygumu belirtmek istiyorum. Gerçekten çok hoşumuza gitti. Umarım birlikteliğimiz daim olur, devam eder ve sizlerle bu yolculuk daha da keyifli olduğunu söyleyerek artık nerede acaba size övmeyi betirebileceğimi benim de merak ettiğim bir program sonuna doğru gelmiş bulunmaktayız. Evet sevgili SOTE dinleyicilere güzel bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım sizler de keyif almışsınızdır.
Benim için güzel bir sohbet oldu. Şu an karantinadayız. Karantina süreci devam ediyor. Hafta sonu var sadece karantina. Hafta içi normal yaşantımız devam ediyor. O yüzden lütfen dikkat edin. Hafta içi çok az bölgelerde karantina var. Onlar zaten telefonlardaki uygulamalarımızda belirtiliyor nerede olduğunu. Orada da gitmezseniz hiçbir sakıntı yok. Hafta içi her şey bütün haklarıyla özgür fakat
Etkinlikler, sanata dair gösteriler, oyunlar ne yazık ki onlar da kapatılma durumunda söz konusu. Bizim de bu bağlamda birçok yolumuz kapatılıyor. Ama yol demişken... Her şey, her şey. Ben geçen gün şunu söyledim. Benim için sorun değil şey olması, kapatılması. Çünkü insan sağlığından bahsediyoruz. Ülke sağlığından, dünya sağlığından bahsediyoruz. Tabii ki birçok daha önceliğimiz olması gerekiyor bu konuda. Ben işte açıklama yaparken şeyi dedim. Tabii ki çok daha büyük sorunlar var ama ben de haber vermek istiyorum. O çok büyük sorunlarda tabii ki
Bugün gösteriler daha erken alındığında birçok kişi gösteriye gelemiyorsa veya bazı gösteriler yasak tarihine denk geldiği için iptal ediliyorsa hiçbir sorun değil. Ama umarım çok yakın bir zamanda çok daha sağlıklı ortamlarda, çok daha ferah ve tekrar bir şeylere gülebileceğimiz ortamlarda kavuşabiliriz. Umarım bunun için ...bir çaba, bunun için bir emek, bir düşünce vardır. Çünkü diğer türlüsünü düşünmek birazcık kırıcı ve sinir bozucu oluyor. Çünkü ülkeyi de biliyorsunuz, ufacık bir kıvılcım. Bütün ülkeyi sokakta kavga eder hale getirmeye yetecek kadar kuvvetli bir sinir sistemimiz var.
Diyeceğim şey yine odur. Umarım çok yakın zamanda sağlıklı bir ortamda kavuşabiliriz. O yüzden benim için sorun değil. Yine ileride bir şeylere gülebilirsek, bugün kızdığımız her şeyi unutabiliriz. O zaman klasik şekilde bitireyim. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa, bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Pekala kaçtık biz de. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.