Podcast

S1B12 / Oh be abi sonunda, neydi o Polo!

Sote

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiçbir zaman kimseye bir vaadde bulunmadım böylesi bir dünyada sanırım mutlu olmak gerek. Ben mutluyum!
See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

4.906 kelime · ~25 dk okuma

Merhaba, evet iki buçuk haftayı deviren bir ayrılık sürecinden sonra tekrardan birlikteyiz. Aslında bu ayrılıklar, şunu öğrendim, hiçbir ayrılık hiçbir zaman planlı olmuyor. Siz ne zaman plan yapsanız da belki o bir ilişki de olsa, bir iş de olsa, bir yerden bir yere gitmek olsa da her daim olmuyor. Aslında olumsuzlukların içinde olumlu bir tavır arıyorum iki buçuk haftadır. Çünkü bir önceki programda bahsettim, bilgisayarımla alakalı ufak bir sorun yaşadım diye. ...ve bu hafta yaşadığım sorunları anlatsam, muhtemelen bunları bir stand-up malzemesi yaptığımı düşüneceksiniz. O yüzden anlatmayacağım. Burada size kendimi meze edemeyeceğim. Yani gerçekten iki buçuk haftadır size ulaşamamış olmak, en azından bu program vesilesiyle ulaşamamış olmak birazcık benim için...

Yüzücü oldu çünkü güzel bir sinerji yakalamıştım. Güzel, sizden güzel bir geri dönüş yakalamıştım ve bence güzel gidiyordu. Ama olur. Ayrılıklar varlığın değerini gösterir. Bence öyle. Çünkü birçok ilişkide... İlişki örneği vereyim. Çünkü en doğru örnek olacağı için. Bilirsin böyle bir ilişkide mesela ayrıldığın zaman... ...o ilişki bir ay sonra, altı ay sonra ya da bir yıl sonra tekrar geri başladığında... ...çok doğru örnek olmadı galiba.

Ama öyle bir şey vardır ya, böyle hani kaybettiğinden çok klasik bir söz vardır ya, elindekinin değeri kaybedince daha değerli oluyor diye. Benim için öyle oldu gerçekten. Bu süreçte çok size ulaşmaya çalıştım. Sesimi duymadılar. Çok... Programa çok alıştım ben. Hep dediğim şey vardı ya, benim yapmak istediğim şeydi diye. O vesileyle. Bir de aslında ben hazırım, program hazır. Bir sürü şey yazılıyor konuşmak için, bir sürü şey çiziliyor.

Transkriptin tamamını oku

Bütün bunlar hazırken bir jack girişinin yerine bir USB girişinin olmasından dolayı... ...bir programın olmuyor oluşu, izin verin birazcık... ...başkan rahatsız edici olsun yani. Gerçekten çünkü rahatsız edici. Her şeyin var. Yani varlığın içinde yokluk böyle bir şey. Bu bahsettiğim şey maddi bir şey değil yani. Daha önce olan şeyleri, hepsini böyle bir araya getiriyorsun. Her şey oluyor. Belirli bir süre ilerliyor. Daha sonra ufak bir arıza oluyor, bir sistem değişikliğine gidiyorsun. Fakat bu seferde de ufacık bir USB girişi olmadığı için... ...sendeki mikserin çıkışı jack girişli olduğu için... ...ne yazık ki... ...program... ...öyle askıda kalıyor, hüzünlü. Yani sosyal medyada... ...belki şeye hakimsinizdir, böyle insanların size... ...ya da takipçilerine... ...işte birkaç gün bir şey yapamayınca biliyorum, merak ediyorsunuz yakında yeni içerikler geliyor... ...takipte kalın, bomba gibi geliyoruz gibi, gibi, gibi birçok...

...serzenişte bulunduğunu, birçok özlem duygusunu ya da birçok... ...halaretlendirici sohbetlerin içerisinde olduğunu görüyoruz aslında ama ben... ...bunu yapamadım. Bu içimden gelmediği için değil... ...eleştirdiğim şey olmak istemedim açıkçası. Çünkü en büyük korkum o. Bakın size tavsiyem bu. Şimdi sosyal medyada... ...şöyle bir şey var. İnsanlar yarın ne olacağını bilmeden... ...her şey hakkında konuşabiliyorlar. Her şey hakkında... ...bir şeyi eleştirebiliyorlar, bir şeyi savunabiliyorlar, bir şeyin yanında olabiliyorlar.

Bu çok güzel bir şey. Ama yanında olduğun şeyi gerçekten savunmuyorsan yanında olmanın bir manası yok. Bu kadar basit. Bak bu... Kimse sana neden oradasın diye... Gerçi sosyal medya tabii ki elbette soruyorlar. Yani bir şeye tepki göstermediğinde niye tepki göstermiyorsun diye sorulan bir camiada. Ama şunu bil yani bu konu hakkında yeterince bilgiye sahip değilsen illa da bir şey söylemek zorunda değilsin başkan. Vallahi diyorum yani...

Çünkü kendin yani, senden başkası yok yani. Kendini harcama edemez. Çünkü bugün eleştirdiğin şeyi yarın kendin yaptığında bu sefer malzeme ediyorsun kendini. O yüzden ben öyle SOT'a yakında falan gibi bir şey yapmayı çok istedim ama...

Ne olacağı belli. Belki de biter diye düşündüm. O kadar hüzünlüyüm. Çünkü ben duygusal bir insanım. Belki de hoşça kal demeden bitiririz diye düşündüm hatta bir ara ama... ...bugün sağ olsun ekibimiz, canım arkadaşlarım vesile oldular. Bugün Ali Can'a geldim. Her şeyimi getirdim. Onun ses kartıyla şu an bir misafirliğe geldiğim programda program yapıyorum. Bu da size verdiğim...

Buna da çok bayılıyorum. Yani insanların böyle yaptıkları her şeyi, aslında insanlara kıyaslamaları, insanlara bahşetmeleri birazcık bana şey geliyor ya. Size oluyor mu öyle? Bunu sizin için? Hayır. Bunu yapmak hoşuna gidiyor. Bunu yapmayı sevdiğin için yapıyorsun ya da bundan bir beklentin olduğu için yapıyorsun veya... ...bundan bir karşılığın olduğu için yapıyorsun. Yani bugünümüzde... Eskiyi bilmiyorum. Şimdi eskiler dinliyorsa şu an programı o yüzden saygısızlık yapmak istemem. Ama günümüzde kolay kolay bu kadar çok büyük kitlelere kimse sizin için bunu yaptım demiyor. Yani yapıyorsa da bunun tabii ki bir amacı, bir nedeni, bir gittiği bir yer varsa o zaman tabii ki olabiliyor. Bunu canı gönülden yapmana vesile olacak birileri, bir kuruluş. Bir eylem varsa o zaman oluyor ama sen çünkü bu sistemde öyle bir alıştın ki artık hiçbir şeyi kendi isteğinle... ...ya da canı gönülden insanlara ulaşmak amacıyla yapmıyorsun. Bunun bir yere gitmesi için yani herkes öyle. Ben de yani şu an bunun amacı çok güzel bir program başladı. Çok güzel diye söylemem de tabii ayrı lütfen bencilliğime verin. Bundan çok keyif alıyorum. Program sunmaktan, konuşmaktan bundan keyif alıyorum ve sizlere ulaşmaktan keyif alıyorum.

Onun dışında başkan, gerçekten şu an için maddi bir gelirimiz yok, şu an için diyorum. İleride ne olacağı belli olmaz ve inanıyorum ki bundan da hiçbiriniz rahatsız olmazsınız. Çünkü bunu söylüyorum, çünkü öyle bir kesim var. Ya ben geçen gün... ...çok ilginç, arkadaşım askere gidecekti böyle hep beraberiz, böyle bir şey oldu ve... ...dedi ki arkadaşım bana, ya sen kullansana birazcık arabayı dedi. Bu arada arabası da Mercedes'in bir serisi yani, şimdi söylemeyeyim ne olduğunu.

Çünkü hatırlayamadım. Çünkü yani bilmiyorum ama dikkat etmedim yani. Sen sürüsene dedi. Ben o günde ben gazeteye çıkmışım. Yani gazetede benim röportajım var sabah, pazar günü. Röportajım var. Arkadaşım da böyle arkada böyle gazetedeki benim fotoğrafım, direksiyonunda benim fotoğrafım. Çekip böyle bana gönderiyor. Ben de paylaştım öyle. Çünkü doğal geldi. Hoşuma gitti böyle bir şey olması.

Ha şey diye paylaştım ben de, işte arkadaşlığınızı iyi seçin. Bana şu an benim günümmüş gibi hissettiriyorlar. Böyle çok alakasız... ...hani dostane bir yerden, böyle ruhen, manevi bir yerden paylaştım. İnanılmaz mesajlar geldi. Hem böyle yani insanların gerçekten beni sevdiklerini... ...beni iyi bir yerde görmek istediklerini anladım. Çünkü şey diye mesajlar vardı. Oh be abi sonunda neydi o polo? Çünkü ben... ...doksan dokuz model bir polom var benim.

Belki bilenler biliyordur. Sonunda be kardeşim. Yakışır be abi, o kırmızı polo olmuyordu falan. Çok, çok garip mesajlar aldım. Ve üzüldüm. Çünkü ben o arabayı belki on beş dakika kullandım. Yani o da arkadaşımın beli ağrıdığı veya telefonuna ilgileneceği için bir on beş dakika.

...kullanabildim. Onun dışında öyle uzun süreli bir... ...varlık, yani uzun süreli bir... ...benlik duygusu yoktu içinde. Ama insanların... ...bakışlarını her zaman, her zaman seviyorum. Tabii iyisiyle, kötüsüyle. Şöyle, nasıl sevebiliyorsun? O kadar insan var. Kötü eleştiri, kötü... Şimdi şey, siyasi girmek istemiyorum veya politik girmek istemiyorum ama... ...bazen bir şeyleri görmezden geldiğinde kendin yapabileceğin en büyük iyilik oluyor ve günümüzde... ...aslında körlük, görmemezlik, görmemezlikten gelmek bunlar çok değerli, çok değerli uzuvlardır. Bunları eklemek gerekiyor bence vücudumuza.

...ee, o şekilde olunca insan rahat yürür. Neyse dediğim gibi sevgili... ...Romalılar, sevgili yurttaşlarım... ...ee, uzun bir ayrılık oldu. İki buçuk hafta oldu. Umarım ayrılmayız bir daha. Elimden geldiğince buna özen göstereceğim. Neyse, Sote'ye on ikinci bölüm başlasın bakalım. Özledik.

Şimdi sizlere Sote'nin en duygusal anlarını kendiliğinden organik bir şekilde oluşmuş ve benim en çok keyif aldığım kısmıyla baş başa bırakıyorum. Selam abi, ben senin sınavlara asılman lazım videonu tanıdım ve Sote'yi de üçüncü bölümde falan yakaladım. Çok kreativ, çok güzel bir mizahın var ve yeri gelince komik, yeri gelince de duygusal bir insansın abi. Bu özelliğini çok seviyorum.

Herkesin garip, tuhaf, özel olmaya çalıştığı, şu dünyada normal olmaya çalıştığını... ...kendini ah Sergen'cim diye eleştirdiğin için sana ayrı bir sempatim var sanırım. Her neyse, bu mesaj Sote'ye çıkarsa herkese benden selam söyle. Seni takip etmek çok keyifli, çok zevkli. Seviliyorsun abim.

Demiş Beyza Hanımlar. Vallahi çok güzel arkadaşlar. Yani ne mutlu Beyza. Bu mesaj soteye çıktığı için mutlu olur musun bilmiyorum ama ben böyle bir mesajı okuduğum... ...böylesi güzel bir kalpte böyle bir duyguya vesile olduğum için çok mutluyum. Teşekkür ederim. Sevgili Ece Hanım peşinden şöyle buyurmuş. Merhaba, bugün ilk kez bir podcast'ini, dokuzuncu podcast'i dinledim. Rastgele açmıştım ve çok beğendim. Arada gülümsetip, arada ciddi ve önemli konulardan bahsetmen çok güzeldi. Umarım devam edersin ve lütfen o şiirleri bir gün hepimiz görelim, lütfen. Çok merak ettim. Demiş. Sevgili Ece Hanım. Teşekkür ederim. Dokuz, güzel başlangıç. Dokuz benim uğurlu rakamımdır. Bunu niye belirttim onu da bilmiyorum ama herhalde bunlar hep enerjisel şeyler. Sevgili Ece Hanım'a buradan çok teşekkür ediyorum.

Şiirlerimi umarım bir gün paylaşırım. Ben seviyorum şiiri paylaşmayı ama... ...şimdi insanların tepkisi de çok çok önemli ya. Gerçekten hani bir şeyleri görmezden gel diyorsun ama... ...ya sonuçta kalp ya burada. Bir şeylere kırılabiliyor başkan, gerçekten kırılabiliyor. Mesela ben... ...geçen gün ben görmüşsünüzdür yani... ...yeni bir şiir seslendirdim. Böyle ona böyle tatlı bir klip yaptım. Klipin bir kısmını... ...story'e attım. Hani işte yeni şiir yazdım, dinlemek ister misiniz gibisinden. Yani...

Gerçekten gelen mesajlar çok yön verici şeyler yani. Ya şiir vesaire ne alaka? Abi sen video çek. Ya ben gülerim. Ya bir şey oluyorsun, ya başkan bir dakika ya. Ya tamam yani, tamam çekeceğim, tamam. Ya işte tamam yapacağım, tamam ama bir dakika ya.

Hiç mi bir şey hissetmedin bu hayatta? Yani hiç mi senin, hiç mi ortak noktamız olamaz yani? Gerçekten hiç mi aynı anda, aynı şeye üzülmüş olmasak bile... ...aynı şeye üzülmüş olamaz mıyız gerçekten seninle ya?

Doluyum arkadaşlar. Sanki üzerimde yandığımın yorgunluğu var. Teşekkürlere canım. Sevgili Cem Beyler şöyle buyurmuşlar. Abi merhaba. Geçenlerde burada dönen komik videoların üzerine takip etmeye başladım seni. Ve sonra Spotify'da podcast yaptığını gördüm, dinlemeye başladım ve hayatımda hiç başka bir podcast dinlememiştim. Ve bağımlılık yaptın. Gerçekten sağ ol.

Teşekkürler Cem, ne mutlu böyle bir hisse sebebiyet verdiysek. Diğer podcastları da umarım dinlemezsin. Çünkü dinlediğinde, aa aslında bu çok da güzel bir şey değilmiş demenden çok korktum şu anda. Yani bir şeyi ilk defa ve teksem mutlulukla şu an sana güzel geliyor olabilirim ama... ...umarım başka podcastları dinlemezsin.

Zaten Cem, ben yetiyorsam değil mi? Yani şu an bu güzelse en azından şey gibi düşünelim bunu, yıllık abonelik gibi. Bir yıl daha dinle. Ondan sonra başkalarını dinle, kararınızı... Zaten Cem, hayat da böyle değil mi? Hep ilikini doğru sandığımızda daha sonra karşımda çıkan her şey bizim kafamızı karıştırmadı mı Cem? Belki de bu artık tabulunu yıkmak için bir fırsattır. Belki de artık buna izin vermeyiz Cem. Hep bizden çaldılar. Hep her şey bizim istediğimizin dışında, onların istediği gibi oldu. Belki de biz ilk defa sevdiğimiz bir şeyi bırakmayacağız Cem.

Lütfen. Başka podcastleri dinlesen bile aslında SOTES'in ilk göz ağrındı Cem. Lütfen. Lütfen bunu asla unutma Cem.

Sevgili Buket Hanımlar, şöyle buyurmuşlar. Az önce Sotel'in on birinci bölümünü bitirdim. Muazzamdı ve ilk bölümden beri hissettiğim bir şey paylaşmak istiyorum seninle. Ben ailemin en büyük çocuğuyum. Çok istedim bir abim olsun, ablam olsun. Alsın beni karşısına, anılar anlatsın, dertleşsin diye. Seni dinlerken sanki karşımda abim varmış gibi hissediyorum. Almışız elimize koca kupa kahvelerimizi. Açık olan balkondan hafif esen rüzgarla, kuş sesi eşliğinde sohbet ediyoruz.

Gülerken ellerimizi çakıyoruz, sen arada şapkanı düzeltiyorsun. Ben gülmekten dağılan saçlarımı. O yüzden bu mesajı burada okumasam mı acaba? Şakayım, abi dedi. Yani lütfen, lütfen bunu cıvıtmıyor. Ben cıvıttım, özür dilerim. O yüzden hiç bitmesin sote. Herkes evlilik teklif etmiş. Ben de bir teklifte bulunayım. Karşılıklı kahve içip, sohbet edip güleceğim abim olur. Bak işte, en büyük cevabı şu an Buket verdi.

Teşekkür ediyorum. Ben şaka olsun diye arada saçmaladım. Onu silmek de istemiyorum çünkü utancım yüzüme vursun istiyorum bu kez. Gerçekten çok güzel mesaj. Şimdi bu işe başlarken hep bundan bahsediyorum.

Nereye gideceğimizi, nasıl bir ortamda dinleneceğimizi hiçbir zaman kestiremiyorsun. Yani... ...bütün işlerin de öyle. Seni kim izliyor, ne izliyor, nerede izliyor bilemiyorsun. Ama bunları duyuyor olmak beni çok mutlu ediyor Buket. Teklifin evet veya hayır diyebileceğim bir teklif değil. Böyle bir teklife layık mıyım onu düşünüyorum. Çok da dramatize etmek istemiyorum durumu ama... ...çok teşekkür ederim Buket. Umarım birlikteliğimiz daim olur. Her zaman ben bir şey anlatırken dinleyen... ...ve bir gün...

...anlatmak istediğinde de karşısında birisi olduğunu bilen bir... ...birlikteliğimiz olur, daim olur diyorum. Teşekkür ederim. Ben, ben şey oluyorum böyle ya, benim... ...hoşuma gidiyor yani. Dediğim gibi... ...bunu yaparken nereye gideceğini, nerede olabileceğini, kimin dinleyebileceğini bilmediğin için... ...daha sonrasında bunun karşılığını alıyor olmak çok keyifli bir şey. Çünkü insanlara ulaşıyorsun, amacına ulaşıyorsun ve insanların... Şimdi günümüzde eğer sosyal medyayı takip ediyorsan artık her şeyin aksiyonu ve reaksiyonu görebiliyorsun. Yani insanların tepkilerini direkt görebiliyorsun. Yani birisi bir şey paylaştığında onun altında ona gelen eleştiriyi okuyabiliyorsun, ona gelen tepkimi görebiliyorsun, ona gelen kötü yorumları görebiliyorsun. Yani açık bir meydanda, biraz daha korkusuzluğa yürüdüğümüz bir zamanda böylesine bir mesajlar almak beni çok mutlu ediyor. O yüzden... Bunu paylaşmak benim hoşuma gidiyor çünkü Sote'de aslında bakıldığı zaman çok açık bir platform değil. Sadece bir Spotify'a girip bir şey dinleyebiliyorsunuz ama onun dışında gelenleri okumak ve bunları sizlerle paylaşmak aslında bir yandan hem duygularımı paylaşmak hem de bir yandan...

...iyi bir şey yaptığımızı göstermek diyecektim ama... ...bu kadar duygusal konuşup, konuşmanın sonunu... ...gerçekten büyük bir bencillikle... ...hiç yakıştıramadım sana Sergen'cim, hiç. Evet, umarım... ...sevgiyi verenler bir gün kendi sevgisinde boğulurlar. Umarım sevgiyi verenler de her zaman sevgiyi elde edebilirler diyerek bir... ...sakız fıkrasıyla programa devam edelim bakalım.

Bam! Artık yavaş yavaş gösteriler başladı gerçekten stand-up ve tiyatro oyunlarımız başladı. Twitter'dan veya Instagram'dan takip ediyorsanız onları sık sık paylaşıyorum. Ve gerçekten artık o eski enerjiye yavaş yavaş dönüşüyor olmamız ve insanların da tekrardan... ...eskisi kadar acımasız olması özlediğimiz duygu. Bu program sanırım her şeyimi buna ayıracağım. Çünkü koca bir karantina geçirdik insanlık olarak. Yani karantina geçirdik ve çok değiştik.

Yani dört aylık süreçte çok şeyi denedik bence. Mesela bir furya var hatırlıyor musun? İşte evlilikler, işte insanlar boşanıyor, patlama olacak falan. Aslında öyle bir şey değil. Bu, bu bir simülasyondu. Gerçekten o evlenmek isteyen, uzun süredir sevgili olan insanlar üç ay boyunca aynı eve ya da sürekli evde oldular ve bir şeyi fark ettiler. Biz evde olduğumuz zaman demek ki bu kadar zor bir süreçte... Hastalıkta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde olduğunda biz demek olamayacağız dediler. Ve bu ilişkiler bitti. Aslında bu kötü bir şey değil. Karantina kötü bir şeydi, evet. Ama her şeyin böyle iyi tarafından bakmak gerekiyor. Daha pozitif insanların, daha hümanistlerin. Gerçi ben hümanist... Ona geleceğim birazdan. Onlar çok, yani çok çok komik geliyor bana bu şeyler. Bence bir insana bir şey olduğunu kendisi değil de başkası söylemeli. Mesela bir insan şey deyince, ben bu arada hümanist bir insanım dediği zaman o hümanist bir insan olmuyor. O sadece hümanist bir insan olduğunu düşündüğü için onu dile getirmiş bir insan oluyor.

Ama ben dersem ki size, ya bu arada Ceren çok hümanist bir insandır, çok değer verir, öyle bir şeyden... ...kolay kolay kızmaz, anlamaya çalışır. Bu anlarsın ki, aa Ceren çok şöyle bir insan dersin. Sanki sosyal medyada geçen... ...işte isimler böyle, izliyorsun bir şeyleri, bir tartışmaya gördüm böyle. Birisi birisine bir şey söylüyor, sonra o birisi birisine bir şey söylüyor. Cevapları izlerken genç bir hanımefendi şöyle sesleniş bulunuyor. Diyor ki, ben senin gibi bir insan değilim. Ben nefret duygusu barındırmıyorum, ben hümanist bir insanım.

Ve hümanistler asla senin gibi zavallılarla, acizlerle uğra... Aa! Hümanist ne oldu? Bir, ben nefret dolu bir insan değilim diyorsun ama ağzın ağaçında ağzın kusuyor. Kötülükler kusuyor ağzından. Yani o yüzden bir insan ben hümanistim deyince hümanist olmuyorsun başka. Yani hani öyle düşünüyorsan öyle düşünme. Hayır çünkü bugün burada biz bizeyiz. Hani buna bir şey demeyiz ama yarın gidersin başka bir ortama. Hani kendini tanıtırken işte Başak Burcu'yum, yaşım şu. Bu arada hümanistim derlerse gülerler sana.

Çok genciz yani şu an bu yaşlarda hatanın telafisi olabiliyor ama ileride bunun telafisi olmayabilir. O yüzden şimdiden kırıl, şimdiden bir şeylere kız. Burada kızmak kötü bir şey değildir, öfkelenmek kötü bir şey değildir. Bunun kontrolsüzü kötüdür. Bak o farklı anlaşılıyor. Çünkü her şeye bir tepkimiz olduğu için kontrolsüz öfke. Karşı tarafa kötü gelen, karşı tarafa iyi gelmeyen, şiddete dayanan öfke kötüdür. Yoksa bir şeye öfkelenmek belki hırsa götürebilir seni. Bir azime götürebilir, bir azim duyabilirsin bundan. Şimdi cümlem kötü anlaşılıyor olabilir ama şundan bahsediyorum yani her şeye de kayıtsız kalma. Birisinin yani hiç hak ettiğini, yani şöyle bir şey olmadı mı size? Hiç hak ettiğini düşünmediğiniz bir insanın bir anda bir şey yapıyor olması, bir yerlerde oluyor ve bundan böyle çok gururluymuş gibi bahsetmesi sizi hiç rahatsız etmedi mi?

Bundan bahsediyorum, buna öfke duyabilirsin. Bunun sonraki seviyeleri birazcık kötü tabii ki. O asla, keşke olmaması gereken şeyler. Neyse biz geri dönelim hümanistliğimize. Yani o çok komik geliyor bana. İnsanın böyle, hatta daha önce galiba bunu konuşmuştuk. Bu yeni denk geldiğim için bunu da özellikle anlatmak istemedim. Ama şu an aklıma geldiği için söylemek istedim.

İnsanlar ben hümanistim deyince hümanist olmuyorlar. Onu bilelim başkan. Bu ilk kuralımız bu olsun. Neyse gösteriler başlıyor ve böylelikle de tekrardan insanların o eski enerjileri... ...çünkü pandemide böyle bir panik yaratıldı insanların kapısında. Bir panik dönemi oldu.

Oradan böyle yavaş yavaş kurtuluyoruz. Mesela benim ilk gösterim şimdi İzmir'de olacak, yedi Ağustos'ta. Eğer buradan da varsa İzmir'den dinleyenler, İzmir çevresinden dinleyenler... ...mutlaka beklerim. Yedi Ağustos, İzmir Performans Hall'de olacağım. Zaten Twitter ve Instagram'da da sık sık reklamını yapıyorum. Şimdi pandemi, bir pandemi süreci yaşadık hani. Bir sokağa çıkma yasağı vardı.

...ekstra bir durum yaşandı ve şu an dünya yavaş yavaş ya da Türkiye şu an yavaş yavaş kendine geliyor ve... ...piskolojik olarak şöyle bir şey hazırlıyorsun kendini. İyileşiyoruz. Tedbiri elden bırakmayalım ama iyileşiyoruz ve bu yüzden yaptığın her paylaşım, yazdığın her şey, söylediğin her söz... ...belki çektiğin her video ya da başka insanlar için yaptığın her, işinle alakalı yaptığın her eylem... ...aslında biraz daha pozitif olsun istiyorsun çünkü... ...bir kitle var yani seni izleyen, seni dinleyen bir kitle var ve onlara biraz daha böyle... ...pozitif bir enerji vermek istiyorsun. Bu yüzden bir şey yazarken bu sefer biraz daha dikkatli yazıyorsun. Mesela ben İzmir afişini paylaşırken... ...pandemi sonrası ilk gösterim Güzel İzmir'de oldu. Şanslıyım işte. Öyle bir şey yazdım yani. İzmir'e geliyorum. İzmir. Pandemi sonrası ilk gösterimiz. Ne mutlu İzmir'de gibisin lan. Orada mesaj geliyor. Pandemi bitti, bize mi haber vermiyorlar?

Ya başkan bak, bak sana yemin ediyorum bu sana özel bir şey değil bak. Bu sana kasıtlı bir şey değil. Hani bütün dünya böyle... ...senin arkandan sus sus duymasın işte. Pandemiden sonra falan gibi bir şey yapmıyoruz.

Bu sana psikolojik bir cümle hani iyi gelsin bak kendini ben altına yazmışım tüm tedbirler dahilinde hijyen kurallarına uygun şekilde sınırlı kapasitede yazmışım. Ama dediğin şey yani buna takılmayalım. Takılacağımız şey çünkü gerçekten bu tarafı bilmiyorsun yani ben de senin hayatını bilmiyorum ve ben seni yargılayamam ve doğal olarak... Senin de beni yargılama hakkın yok. Ama sana bu hakkı veren de benim. Çünkü her şeyimi paylaşıyorum seninle. İşte bu diğer selebitler, diğer influencerların da mesela böyle bir isyanı var şey olarak. Sen bana bunu... Başkan yazabilir. Çünkü sen ona her şeyini paylaşıyorsun. Tamam, bu tabii ki hakaret. O şeylerden bahsetmiyorum. Ama senin cümleni eleştirme hakkı var bu insanların.

Ya bu insanların durduk yere kimse yolda yürürken bir insana bir şey demez derse... ...dersin ki ya bu sıkıntılı bir arkadaşımız, bir sorunu var dersin ama kimse durduk yere kimseye bir şey söylemez. Ben bu hakkı veriyorum işte, her şeyimi paylaşıyorum, her şeyimi. Örnek veriyorum tabii her şeyimi paylaşmıyorum da. Adı diyor ki bana, pandemiden sandım bitti, bizim mi haberimiz yok? Başkan, valla öyle bir şey değil ya. Bu muhabbetin bir sonu yok yani. Bak, iyileşiyoruz, gösteriler başlıyor. Yani altmış kişilik kapasite var yani. İki yüz kişilik mekanda altmış kişi alabiliyoruz yani. Ben oraya onu yazıyorum.

Öyle oluyor. Yani pandemiden, pandemiden çıktık ve herkesin kafası şu an çok karışık. Umarım iyileşiyoruzdur. Umarım herkes biraz daha motivedir bu, bu şartlar dahilinde ve inanıyorum ki... ...eskisi gibi olacak her şey. Yani bazen öyle anlar var ki insan ne diyeceğini bilemiyor biliyor musun? Çünkü aklına şey geliyor, tamam biz şu an kazansız, belansız, tamam zor zamanlar geçirdik hem maddi hem manevi ama şu an ki baktığın zaman... Heyecanlısın çünkü bir şeyler toparlıyor. Ama bu süreçte kimin ne kaybettiğini bilemediğin için öyle bir şey söyleyemiyorum yani. Umarım herkes en az şekilde bu süreçten yarı alarak bu süreci geçirmiştir. Ve tekrarlanmayacak bir şekilde geride bırakabiliriz diye temenni ediyorum.

Vallahi özlediğim için çok herhalde eğlenceli bir program yürütemiyorum. Çok duygusal ilerliyorum programı geriye kılan kısmında da. Ama olsun. Gösteriler başlıyor. Umarım herkesin de yarın bıraktığı ve özlediği her şeye kavuşurlar diyeceğim. Ama bu çok büyük bir söz olmasın. Çünkü bu sözü duyduğumuz zaman aklımıza çok şey gelebilir. Ve biz öyle... Hayır, hayır. Özleme, özleme, özleme. Geri gelmeyecekler.

Evet, devam ediyoruz. Yani elimde olsa şu an buradaki herkesin ne iş yaptığını, hangi meslekle uğraştığını çok sormak istiyorum. Çünkü mesleklerle alakalı çok çok büyük malzemeler var. Yani mesleklerle alakalı konuşabileceğim ve sorabileceğim ...çok şey var gibi geliyor bana. Bu sadece hani ne iş yaptın, nasıl yapıyorsunla alakalı değil de... ...insanların tepkisi olarak yani. Hatta ben bir dönem bunun şakasını yapmıştım. Ne iş yapıyorsun? Yönetmenim. Ha öyle mi? Yok mu ya bir film yazsan oynayalım gibi aksiyona reaksiyonlar... ...gelebiliyor. Veya atıyorum birisiyle konuştuğumda ne iş yapıyorsun diye sorduğumda... ...mesleğini söylediğimde ya size şunları soruyorlar mı dediğimde ya sorma ya. Diyorlar. Çünkü neden böyle bir kaygıya başladım? Şimdi ben ister istemez, mesela işte dedim ya, pazar günü bir gazeteye röportaj verdiğimizde, mesela başlıkta da öyle bir şey vardı. Komedyen, oyuncu. Hani meslek olarak bir şeyi benimsendiğinde, insanlar seni kafasında öyle algılıyor ve sohbet bittiğinde hep oradan bir gem vurma var nedense.

Ya da mesela yaptığın meslekle alakalı ona göre kalp hissiyatın var. Mesela ben işte komedyen gibi anılıyorum. Asla komedyenim diye bir şey söyleme lüksüm yok bu arada. Daha önce bunu söylemiştim. Saygı çerçevesinde düzeltiyorum bunu. Ama dışarıda böyle hani aa Sergen de bu arada komedyen dediklerinde böyle herkesin... ...sana karşı bir şaka yapma isteği oluyor. Nedenini bilmiyorum. Böyle... ...ve fütursuzca bir şaka. Ve bir yerden sonra böyle rahatsız oluyorsun. Diyorsun ki, ya Murat gel bu şaka mı diyorsun? Ya sen şakacısın ya, kaldırırsın bunu. Başkanım, bu sorumluluğu ben almak istemiyorum. Yani senin yaptığın kötü şakayı... ...ben komikmiş gibi gülmek istemiyorum. Çünkü o çok zor bir şey. Bak bunu çok iyi biliyorsun. Böyle karşındaki adam ya da bir hanımefendi... Böyle bir şakayı uzatıyor. Mesela bir tane yapıyor, tamam. Çok gülmüyorsun ama o devam etmeye başlıyor böyle. O şaka sanki çok komikmiş gibi reaksiyon verdiğin için ikincisini yapıyor, bir daha gülüyorsun. Üçüncüyü yapıyor, bir daha gülüyorsun. Dördüncüyü yapıyor, artık sen bunu komik olmadığını anlasın diye o gülme reaksiyonun düşüyor yani. İlk başta... ...diye başlamışken daha sonra... ...ve en son... ...diye kalıyorsun ve yani ben istemiyorum mesela o tabuda kalmayı. Çünkü istiyorum ki bir şaka gerçekten şakaysa... ...bir şaka gerçekten komikse ben ona böyle hakkıyla gülmek istiyorum. Hatta bak benim yakın çevrem bilir, sorun. Ben bir şakayı böyle çok beğendiğim zaman şey diyorum, ya çok beğendim bu şakayı diyorum. Nereden, bu konuya nereden geldik? Çünkü başka bir şey türetebiliriz bundan. Bu başka bir yere gidebilir. Hani bu benim özel bir gücüm, özel bir yeteneğim değil. Bu şaka sevdiğim için. Ben güzel şakayı severim. Güzel şaka yapanı da severim ben.

Ama kötü şaka yapana da kötü şaka yaptığını söyleyemediğin için... ...o da kendisine iyi şaka yaptığını varsaydığı için... ...böyle sıkıcı bir ortam oluyor mesela. Bir de şey oluyor mesela gecenin sonunda. Ya bu akşam çok güldük ya, makara yaptık. Başkan yapmadık.

Makara yapmadık. Yani biz eğlendik, sen, sen darladın. Sen çok şeyi sandın böyle, çok eğlendik sandın. Sen şakalarınla bizi yerlere yatıralım sandın. Sen öyle şakalar yaptın ki yani biz, biz ne konuştuğumuzu unuttuk. Kim nereden geldi? Evi karşıda mı? Bu yakada mı? Biz o, yani öyle şakalar yaptın. Ama o insana da o istediğini vermeyince, pardon verince, mesela olay, ortam çok, çok çok değişik yerlere geliyor.

E vermezsen de... ...hani istemiyorsun ki yani, kimseyi kırmak istemiyorsun. En azından ben öyleyim ama eminim aramızda... ...birisi böyle kötü şaka yaptığında, ''Ne lan şimdi bu şaka mı?'' diyenler vardır. Hiçbir zaman o insanlardan olamadım ama çok da kıskandım. Ya bu kötü bir şey değil, çok doğru insansın. Sezar'ın hakkı Sezar'a.

Gerçekten öyle. Ama hep böyle kıyaslıyorsun mesela. Diyorum ya işte meslekle anılıyorsun. Mesela ben işte bu durum olduğu için bir ziyarete gittiğinde de böyle bir şey, bir beklenti var. Ya bir beklenti var. Bir şaka yapsana. Ya komedyensin ya. Bir şaka yapsana. Stand-up. Yapsana ya bir şeyler.

Bunun sahneyle alakalı bir şey olduğunu, bunun bir ödev olduğunu, bunun bir çalışma gerektiğini... ...gerçekten anlatamazsın yani. Ailedeki, annenin, teyzesinin, çocuğunun dayısına bunu anlatman çok zor yani. Ağabey bak bu sahneye çıkıyoruz. Önden şu gösteri var, şu var falan. Bunu anlatman çok zor. Bir şey yapsana diyor. Böyle bakıyorsun. Sonra sen sustuğun için sanki herkes o an bir şey yapacakmışsın gibi bekliyor. Ve herkese bakıyorsun. Herkes sana bakıyor. Beklenti var.

Yani yani komedyenlik, komedyen olmak istemişsin. Hani heves etmişsin bir şeye. Şaka yapmak istemişsin, gülmek istemişsin, güldürmek istemişsin. Ya dünyada bundan daha masum bir arzu olabilir mi? Bunu alma be.

Vallahi bunu alma ya. Önümüz bayram. Ben buradan temenni ediyorum. Yani şimdi mesela bir bayrama bir doktor gittiğinde şey aklıma geliyor benim, bak böyle fiziksel şey olabiliyor. Ya hocam be. Doktorsun kayınço ya. Benim şu dizim ne oldu ya? Hani bu da çok ağır bir şey aslında.

Ama mesela bir daha böyle dokunulmaz kavramlara ulaşmaya çalıştığında mesela bir psikoloğa çok zor değil mi bunu sormak? Kalabalık yerde kurabiye yiyorsun. Ya Aysel ne diyeceğim sonra? Böyle bir şey oluyor bana. Mümkün mü böyle bir şey? Ben istiyorum ki meslekler şey olsun böyle insanların gözünde. Aslında mahremiyet olsun.

Yani bence kendi mesleğiyle yakın insanların özel hissettiği bir şey olabilir yani bu, tamam mı? Belki bir... ...emos mu oluyordu o her şeyi yapan mühendis? Hani onun için belki daha İsviçre çakısı gibi bir muhabbet olabilir yani. Hani onun için daha konuşulası, ne yaptığını göstermek isteyen. Çünkü öyle meslekler de var böyle. Hep insan dilinde yanlış anlaşılıyor. Mesela atıyorum, ne okuyorsun? Lojistik. Vaa, tır şoförü mü olacaksın? Ya abi, ne alakası var? Bu adam belki derdini... Hani anlatmak istiyor olabilir ama göz önünde olan bilinen mesleklerde bu kalabalık ortamlarda belki mesleğini... ...pratiğe dökmek istemiyor olabilirler. Buradan bir temenni daha bulunmak istiyorum SOTE programı vesilesiyle. Önümüz bayram. Ben değil, ben kendim için söylemiyorum, dinleyenler varsa. Bırakalım herkes kurabiyesini yesin, yaprak sarmasını yesin. Zaten hiç kimse emin olun belki de orada olmak istemiyor. Bu bir gönül yapma seansı. Yarım saat, bir saat oradayız. Herkes birbirini mutlu etsin. Kimse kimseyi bir şey yapmaya zorlamasın. Diyoruz ya niye eski bayramlar yok diye. İşte bu yüzden yok. Çünkü eskiden bizim için o bayramlar, o bayramlar değildi. Bizim için şeydi... Bayram bir sorumluluk değildi, bir sıkıntın yoktu. İşte herkes senin için aman oraya gitsin oynasın, şuraya gitsin oynasın. E iş büyüyünce yaptıkların konuşulmaya başladı. Hataların konuşulmaya başladı. Eğlenlerin konuşulmaya başladı. O yüzden nerede eski bayramlar? Eski bayramlar burada ama... ...bizim eskiden elimizden tutup parka götüren o insanlar şimdi elini sıka sıka canımızdan alıyorlar be başkan. Bam bam bara bam bam bam. Bam.

Bam! Evet gördüğünüz gibi gerçekten özlemişim. Yani ilk başta konuşurken birazcık böyle dertli dertli bahsettim ama sonra... ...içimde sıkışmış olan bütün konuları size dökmüş olmaktan dolayı çok büyük mutlu olduğumu hissettim. Umarım bir daha ayrılmayız gerçekten. Çünkü ayrılığı... ...ya ben zaten inanmıyorum. Sorsak var mı ayrılığı seviyorum diyen bir... ...ya böyle el kaldıracak birisini tanımıyorum. Kimse el kaldırmaz. Ben de öyle ayrılıkları sevmem.

Ama oluyor. Hayatta bunlar var. Önemli olan kendi isteğinle olan ayrılık. Onun dışındaki ayrılıklar çok acı ayrılıklar. Bu da öyle. Ben... ...haydi duygusal bitirmeyeyim. Sizden ayrılmak istemiyorum dedi. Gerçekten bu şeyle alakalı değil. Bakın bu sizle alakalı değil. Çünkü kim dinliyor şu an bilmiyorum yani. Birkaç kişi yazdığında çok mutlu oluyorum ama benim asıl amacım... Bilinsin yeter, bilinsin kafir. Çünkü her şeyin bu kadar hızlı tüketildiği bir camiada... ...her şeyin bu kadar hızlı son bulduğu ve insanların birbirinden bu kadar kolay... ...nefret ettiği bir dünyada ben kendi kenarıma çekilmeyi çok seviyorum. Yani hiçbir zaman...

Yani var var, benim de çok var. Kaldıramadığım, tahammül edemediğim... ...aslında hiç olmadığı halde oluyormuş gibi gösteren insanların yüzüne bakıp... ..."Başkan olmuyor mu?" demeyi çok istiyorum ama... ...ben o vakit de var olmak istemiyorum. Eminim sizler de kendinizce kavgalarınız var, dertleriniz var, sıkıntılarınız var. Hepimizin bir derdi, bir sıkıntısı var.

...ve hiçbir zaman size ne bir programda ne de hayatımı geriye kalan kısmında... ...''Hadi şunu yapalım ve bundan vazgeçelim.'' gibi bir taahhütte bulunmayacağım. Çünkü bunun asla bir insan sözüyle olmadığını biliyorum. Sadece sözler veya motivasyon konuşmacılarının verdiği gazlar anlık gazlardır. ''Hadi yapalım, hadi zıplayalım.'' deyince, herkes zıplayınca hiçbir dert dökülmüyor ve hiçbir kötülük son bulmuyor. O yüzden zıplamak yerine konuşmak, ses çıkarmak, anlatmak gerekiyor.

Böyle bir dünyada var olmak gerekiyor, yaşamak gerekiyor ve elimizden geldiğince de mutlu olmak gerekiyor. Ben mutluyum. Sizlerin de mutlu olduğunu duymayı çok isterim. Umarım sizler de mutlusunuzdur. Evet sevgili Soda Dinleyicileri, uzun bir aradan sonra güzel bir bölümün daha sonuna geldik. On ikinci bölüm bitti. Umarım güzel bir sohbet olmuştur. Ben çok eğlendim.

Umarım sizler de dinleyince mutlu olmuşsunuzdur ve mutluluğumuz daim olur. Hep mutlu oluruz ve bu mutluluğumuza birisi çeltik atmak istediğinde veya birisi hiç yakışmayan o elleriyle tutunmak istediğinde... ...umarım çok erken bir vakitte bunu anlayıp teker teker parmaklarından kuyrulup hayatımızın geriye kalan kısmına devam edebiliriz. Çünkü yalnızız, hiçbir zaman, hiçbir kimse... ...ihtiyacımız yok buradan Nilkara İbrahimgile. Selamlar olsun. Sevgi, sevmek yetmiyor. Artık içime bürünüyorum. İçimle bürünüyorum Nilkara İbrahimgile. Yani çok böyle vedaları, şey vardır ya böyle, ben vedaları sevmem deyip... ...o veda sahnesini sonuna kadar yaşayan aktör. Öyle olmak istiyorum şu an gerçekten böyle. Çünkü bir şey nasıl biterse öyle akıllı kalır ya. Sotenin bütün bölümlerinde hep böyle güzel bitirişler yaptık. Ama şu an ne yapıyorduk hiçbirini hatırlamıyorum.

Hatırlamaya çalışıyorum şu anda. Çok da havada olmak istemiyorum. Çok da cool gözükmek istemiyorum. Zaten yeterince ya. Abbas Ergenciğim. Bak sen. Evet. Önümüz bayram. Herkese güzel bir bayram diliyorum. Umarım güzel olur. Her şey gönlünüzce olur. Bayramdan sonra tekrar görüşeceğiz muhtemelen. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevgilin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti?

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)