Podcast

S1B13 / Limonların devri, elbet bir gün...

Sote

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

1 Bölüm 2 farklı kıta ve Denizin - Altkültür
See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.996 kelime · ~15 dk okuma

Merhaba, ben direkt şöyle girmek istiyorum. Bütün bölümlere ne kadar dramatik başlamışım, ne kadar duygusal başlamışım. Geçen gün bir bölümü dinleyeyim dedim. Hem hata var mı, nasıl gidiyor acaba? Unutmuşum bölümü. Dış bir kulakla dinleyeyim dedim.

İçim bayıl, bayıl. Hiçbir derdim yok hayatta. Ne kadar dertli dertli konuşuyorum öyle derinden derinden. Biri duysa halime üzülür. Öyle bir tweet gördüm. Çok güldüm. Videolarına güldüğüm adamın durumuna bakın gibisinden bir şey tam hatırlamıyorum. Kötü olduğu için herhalde beynimde çok yer etmemiş ama üzüldüm. Hiç alakam yok. Gayet keyifli, tatlı, eğlenceli, şeker gibi adamım.

İşte bu radyo işte bu işte insan böyle yaptığı şeyi hani daha önce izlediği, gördüğü, duyduğu veya özendiği şeyleri yapmak ister ya ne anlattığını hiç umursamadan... Hep böyle derin derin konuşmalar. Bence öyle olma. Yani başkan. Gerek yok ya. Valla sohbet ediyoruz yani. Öyle manyak olursun. Biz bizeyiz en kötü. Yani anlattığın şeyler daha gündelik. Güncel şeyler. Bir de insanların algısıyla oynadığımı fark ettim yani. Şimdi psikolojik bir şeye itiyorum. Bir zorluğa, bir düşünceye itiyorum yani. Kendimi de kötü gösteriyorum. Böyle bir kişilik sorunum varmış gibi. Böyle bir sıkıntım varmış gibi. Bir bakıyorsun işte storylerde, videolarda.

Transkriptin tamamını oku

Gerden kırmalarına kadar yani. Bırak gerden kırmalarına kadar. TikTok elime su dökemez. Öyle bir inanmışlık, öyle bir kendini vermişlik var. Buraya geliyorsun. Hiçbir şeyler umudu olmayan. Son sözlerimi...

Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim.

Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim. Beğenmedim Bence, bence istediğimiz her şeyi yapma konusunda özgürüz ve bunu bu şekilde yalın, bu şekilde çiğ söyleseydi muhtemelen çok antipatik durabilirdi. İlgi çekmezdi. Hani şey, şey bir de biraz ben daha önce sanki bu konuda biraz konuştuğumu hatırlıyorum. Hoş olmazdı, uygun olmazdı. O yüzden örnek vererek bir gösteri dünyasının mensubu olarak bunu size bir performansla anlatmak istedim. Günümüzde her ne kadar performansların bir değeri olmasa da diyerek saçma sapan bir konuya yine girmeyeceğim. Yine girer girmez bir şeye eleştirmeyeceğim. Yine girer girmez bir şeyden dert yanmak istemiyorum. Bugün daha eğlenceli, daha eğlenceli şeylerden bahsetmek istiyorum. Çünkü hayatım hep öyle anılıyor benim.

bir şey yaptığımda daha eğlenceli yapabilirsin gibisinden. Aslında bir yandan güzel insanların, ya ilk bölümü biraz kendime herhalde ayırmak istemişim, onu mazur görebilirsiniz. Biraz da benden konuşalım. Hep sizden konuştuk, hep el alem. Hep el alem dedik, biraz da benden konuşalım istiyorum bu bölümde. Ne diyordum kendimden alakalı? Şey, politika mantığıyla özendiğim, onu anlattım.

Evet. Demek ki kendime çok da değer vermiyormuşum. Onu fark ettim. Kendimle ilgili olan bir şeye çok fazla önem vermiyormuşum. Bir yandan güzel. Yani muhtemelen az önce kendime zaman ayırdım derken bir kısmı karşıma almış olabilirim. Ay ne kadar bencil, ne kadar kendine aşık, ne kadar... Neydi o? Megoloman mı oluyordu? Ne kadar kendine düşkün bir adam dediniz ama şu an kendimle alakalı aslında hiçbir düşünme yetimin olmadığını, kendimi konuşma konusunda bile bazen tökezlediğimi göstererek yine bir algı kırıklığına, yine bir psikolojik bir savaşı sizleri ittiğimi varsaydım.

Neyse, kendimle ilgili konuşacak çok fazla bir şeyim yok. Bak şeyi çok seviyorum, o herhalde en güzeli o. Daha böyle duygusal insanlar da çok herhalde onu görüyoruz veya daha böyle hayalperest insanlar da olabilir. Kendime not.

Ben, ben bunu çok seviyorum ya. Bu, bunun çok örneği var. Çok doğru bir yaklaşım. Aslında güzel... ...marketingi güzel hazırlandığında... ...ve içeriği güzel doldurulduğunda aslında çok, çok duygusal... ...bir, bir terim, bir eylem, bir format, ne bileyim, bir yol. Bir süreç, bir izlek. Bir her şey. Ama hani böyle ilk hakta gelene direkt yapılması, herkesin kendime not bırakması... ...ya da böyle... ...nasıl diyeyim, daha, daha, daha, daha çok hedef göstereyim istiyorum.

Aslında böyle hiç hani şu anki halinden bile memnun olmadığımız fakat o bir şekilde kendini buna inandırmış ve kendisi inanmış ilk başta. Daha sonrasında bunun iyi olduğuna inanan o insanların kendisine not başlığıyla bir şeyleri public bir şekilde paylaşması. Bu belki soğutuyor bizi bu kadar güzel şeyden. Bu bence her örneği olabilir yani bu böyle bizim değer verdiğimiz aslında bizim için anlamı olan manevi değeri olan şeylerin böyle hiç bizde manevi bir karşılığı olmayan insanlar tarafından tüketilmesi belki bizi ondan soğutuyor olabilir ama olsun biz biz affetmeyi biliyoruz biz Biz affetmek için bu dünyaya geldik. Çünkü sevmeye değer veriyoruz ve bazı şeylerin bence değerli kalmasını çok istiyoruz. O yanımıza dokunulmasını, o yanımız kırılmasını istiyoruz. O yüzden bunları da affedebiliyoruz. Bu da affettiklerimizi daha fazla yapmak veriyor.

Yani aslında merhamet hatayı doğurur mu diye başka bir konuya aslında daha toplumsal bir sohbete geçiş yapmak istiyorum. Ve gerçekten şu an sorumu beğendiğim için aslında sormak istiyorum. Merhamet hatayı getirir mi? Buradan şunu anlayabiliriz, ben iflah olmam, bir kere yaptığımı daha yapar gibi aslında birçok toplumsal sorunlarında temeline birazcık parmak basmış olduk şu anda.

Evet, merhamet. Kişiden kişiye değişebilir. Ufak bir kendi yorumu kaçacak olursam, madem başlığı attım, böyle kimseyi şeyde bırakmayayım. Bence merhamet, yani bu iki cevabı olabilir, tek cevap. Yani bunun tek doğrusu olmayabilir. Bir tanesi şöyle geliyor bana, merhamet etmeyi seven insanların aslında hatayı bir kez daha kaldırabilme veya hatayı bile bile bunu göze alma riski olabilir. O yüzden merhamet etmekte çok çekinmiyor olabilirler.

diğer tarafta biraz kaypak galiba kaypak olan taraf yani hata yaptığında affedildiğinde aa iyi ya ben yapıyomca oluyormuş bunu bir daha yapabilirim gibi bir kaypaklığı da veriyor olabilir çünkü insanoğlu yani İnsan olduğumdan her şeyi bekliyoruz. Zaten her bölümde bir şekilde konu duygulara geliyor. Belki ben çok değer veriyorum bilmiyorum ama şey değil, tuvalette ağlayan değil. Kendi hissettiğimiz olarak o duygulardan bahsediyorum. Yani bir şekilde konu geliyor ama hoşuma gidiyor benim konuşmak.

Yine insana kızıyoruz, insandan buluyoruz, insana küsüyoruz ama belki de duygularımızı yine de onlar sayesinde birçok etkenin, birçok her şeyi sevebiliyoruz. Hatta şiirlerde bile söz olmuştur. Camanın önüne çiçek koyabilecek kadar sevmek bir insanı. Gerçekten burada yine insana çıkıyormuş. Ama seviyoruz yani. Ne bileyim bir koltuk takımını, bir tabloyu, bir eşyamızı sevebiliyoruz. Elektronik olabilir. Canlı yani evcil dostlarımızı seviyoruz. Canlıları seviyoruz daha doğrusu. Çok ırkçı değil mi? Evcilleri seviyoruz, dışarıdakileri sevmiyoruz diye. Bütün canlıları sevebiliyoruz. Bu çok güzel bir şey. Ama en yoğun şekilde herhalde bunu insan bize hissettiriyor. İnişli çıkışlı. Çünkü

Ben daha önce Sherlock mesela, belki biliyorsunuzdur benim ortağım. Köpeğim demek bana çok şey geliyor, köpeğim. Beşiktaş'ta olduğum için bir kere sormuşlardı böyle bir gezdirirken. Köpeğiniz mi demişti? Ben de yok hayır, ben onun insanıyım demiştim.

Beşiktaş'ın çarşı ruhunun bana bırakmış olduğu çok güzel bir manevi bir histir. Neyse mesela ben hiç görmedim Sherlock'un böyle çok beni çok pardon şöyle daha doğrusu Sherlock beni çok mutlu eder. Yani bakışı o yemek yemesi ben hep mutlu olurum Sherlock'u çok severim yani ve hiç görmedim ben Sherlock'un beni mutsuz ettiğini. Hani bunu senden beklemiyordum dediğim bir şey ya bir işte hani çöpü karıştırması ama o da hayal kırıklığı yaratmıyor bende.

Yani çok evde beklediği için tuvaletini eve yapması. Çok üzülmüyorum. Ayala kırıklığına uğramıyorum. O yüzden herhalde duygularımızı bize en çok hissettiren insan oluyor. Köpekten de insana geçmek çok kötü hissettirdi ama bazen kıyaslamak da mümkün değil aslında.

Öyle güzeller ki. Bak yine duygusallaştım, sesim titredi fark ettin mi? Konu oraya gelmeyecek. Duygu dedik, kalp dedik. Her şeyi insan yapıyor. Önemli olan bizim. Bizim ne hissetmek istediğimizi. Eğer biz üzülmek istemiyorsak bence hiç kimse bizi üzemez. Ama eğer biz mutlu olmak için bir şeyleri göze almak istiyorsak da o zaman birazcık daha üzülebiliriz. Bak buradan şu çıkabilir. Bak konu hiç kapanmıyor. İnanılmaz doğurgan bir konu değil mi? Şu çıkabilir buradan da.

Mutsuz olmak isteyen ya da atıyorum ekstra bir şey yaşamak istemeyen insanların bir şey yapmasına gerek yok hayatta yani. Bir çabaya gerek yok ama mutlu olmak isteyen insanların belki de bir bedel, bir riski göz almaları gerekiyor olabilir. İşte bu da mutluluğun aslında ne kadar değerli olduğunu bize gösteriyor olabilir. Umarım bu söylediklerim doğrudur, benle katılıyorsunuzdur. Öyleyse şu an çok manevi bir yükseliş içerisindeyim. Evet, kendimle ilgili konuşamadım ama şu anda yani konuşmanın sonunda kendime olan hayranlığım bir kez daha arttı. Demek ki ben de böyle seviyorum kendimi.

Aslında şu an kaydımın bu bölümünde durmam gerekiyor çünkü sokağımıza çöp kamyonu geldi. Çöpler alınıyor. Yaz olduğu için camlar açık. Kapatmam gerekiyor ama kapatmayacağım çünkü şöyle bir şey düşündüm. Bu tarz durumlarda hep böyle altta bir meditasyon sesi olur ama acaba dedim farklı bir ses tonu, farklı bir ses frekansı, alışık olduğumuz bizden olan bir ses

Şu an aramızdaki durumu düzeltebilir mi? Bize daha iyi, daha tanıdık, daha samimi gelebilir mi diye düşündüm. Çünkü biliyorsunuz psikolojide bunun çok yeri var. Her şeyin bir manası, her şeyin bir anlamı var. Tabii gerçi bunu da bilene sormak gerekiyor. Muhtemelen Aşkın Bey'in bu konuda daha farklı bir yorumu olabilir. Çünkü o bütün insanların hislerini, kalplerini, duygularını önemsemeden yorum yapabiliyor. Bunun hakkında konuşuyor olabilir ve bu işte bunun ne kadar iyi olduğunu göstermesi de en azından ne kadar korkusuz

olduğunu, belki ne kadar böyle düşüncesiz, ne kadar o sözlerin nereye gittiğini düşünmeden konuşuyor olabilir ve bu da toplumunu tabii ki yer edebilir. Bir algı, bir merak uyandırabilir. Asla buradan da Merve'yi savunduğum gibi bir şey düşünür müsün? Yani bu sadece bir... ...benim için sadece bir insan olarak bahsediyorum ki... ...şöyle bir şey de var aslında, duygusal tarafa çekersek evet... ...sevdiğimiz, belki dizilerini izlediğimiz ve bildiğimiz bir Sima'nın, bize yakın olan bir Sima'nın... Bu şekilde anılması, bu şekilde bir muamele görmesi, bu şekilde anılması bizi kırıyor olabilir. Birçok kişi de olmayabilir. Yani şu an bunun kesinlikle olması gerektiğini söylemiyorum ama olabilir. Böyle bir ihtimalin var olduğundan sadece bahsediyorum. O yüzden ben aşkın bir yerinde olsaydım ki mühim değil, mümkün değil onu da biliyorum. Gelmiş olduğu statüden dolayı ne bileyim. Hayata bakışı olabilir, her şey olabilir.

Daha doğrusu böyle bir teknoloji olmadığı için, böyle bir şeyin karşılığı olmadığı için böyle bir şey mümkün değil. Velev ki ama madem hayal kuruyoruz, madem konuşuyoruz, ben aşkın beyni yerinde olsaydım böyle bir şey söyleyemezdim. Ya da bunun daha bir şey vardır. Anneniz nasıl? Ya da annen ne yapıyor? Bir de anan ne yapıyor? Demek vardır ya. Bu galiba öyle bir şey. Tabii ki bu senin mesleğinse, bu seni ilgilendiriyorsa tabii ki bunun hakkında bir şey söyleme hakkına sahipsindir. Bu şekilde toplumda yer alıyorsun, bu şekilde insanların algısında varsın. Tabii ki de bu konu hakkında bir yorum... Belki de insanlar bunu merak ediyorlar. Sizce nasıldı? Nasıl yorumluyorsunuz? diyorlar. Tabii ki yorumluluğun hakkına sahipsin. Ama...

Konuştuğun şeyin bir obje bir nesne değil de aslında düşünebilen senin yaptığın bütün eylemleri yapabilen ve senin hissettiğin her şeyi hissedebilen daha duygusal konuşmak gerekirse eğer kar yağdığında üşüyen güneşi ilk gördüğünde sevinen bir yaşayan bir varlık olduğunu Anımsarsak o zaman ben konuşmamız daha kalıbına uygun, daha yumuşak. Bunun doğru tabiri inanın ne bilmiyorum. İnanın nasıl söylemem gerektiğini bilmiyorum. Çok da öyle şey gözükmek istemiyorum. Kıp beni ilgilendirmiyor. Benlik bir durum değil. Ben sadece bir konuşma programında olduğum için, bir şeyler konuşmak zorunda değil, bir şeyler konuşmak istediğim için. Bunu dille getirmek istiyorum. Yoksa bunun için tabii ki... ...bir eylem, bir devrim teşkilatı kurmayacağım. Sıkılabilirsiniz de yani. Hatta şu an ben bile sıkıldım bu konuyu neden konuştuğumu. Bu konuların beni gerçekten hiç ilgilendirmediğini fark ettim. O yüzden Sergen'cim buradan madem kendini fark ettin, sana güzel bir not bırakayım. Her şeye burnunu sokma canım. Her şeye burnunu sokma.

Geçen gün aklıma şöyle bir soru geldi. Ve gerçekten bu soruya takıldım. Şimdi soru çok derin yani. Umarım sorabilirim yani. O aklıma geldiği şekilde sorabilirim daha doğrusu. Sonra cidden düşündüm bunu ilk başta. Birazcık yüzeysel olaya baktım ama daha sonra ister istemez olayın içine girdiğimde bambaşka bir dünyaya büründüm. Neyse çok uzatmayayım.

...ya dünyada limon olmasaydı ne olurdu? Ben çok merak ettim onu ilk başta. Bak gerçekten yani ilk başta böyle... ...limon olmasaydı yani herhangi bir sebze olmayacak diye düşündüm ama sonra... ...limonun olmaması yani... ...bu kadar işlevsel... ...bu kadar böyle bir şey anlatırken kullanabilecek yani... ...mesela bir yemek tarifinde... ...aa üstüne bir limon dediğinde herkesin böyle ortak zevki...

Hepimizin aynı anda ağzının sulanması, çünkü bu en büyük sorunlarımızdan bir tanesi bence. Karşılıklı zevk alamamak birçok şeyden. Ağız sulanması, yani bugün gündük hayatta kaç şeye ağzımız sulanıyor ki? Partnerimizle birlikte ya da yanımızdaki eşimiz, dostumuz. Hayır, herkesin ortak zevki.

Ya bence limon bizim hassas noktamız. Limon bizim hiç fark edemediğimiz bir değerimiz. Çünkü her şeyde var limon. Ortak bir yerde birisi limon, limon dediğinde limon yediğinde aynı acıyı ve zevki alıyoruz. Aynı mutluluğu hissediyoruz.

Ama biz limonu hiçbir zaman hak ettiği değere sanki vermemişiz gibi. Bir vicdan azabı çekiyorum bu konuda. O birazcık beni üzüyor. Bir de her şey. Her şey oluyor limon. Her şey oluyor. Her şeyin üstüne sıkabiliyorsun. Sözü bile var işte. Muhabbete limon sıkma. Her şey olabiliyor. Her şey limon. Kıyafetlerde var. Renk olarak var. Dondurması var. Her şey limonlu. Her şey limonlu, yani bu kadar uyumlu, günümüzde ikili ilişkilerin bile bir türlü kafa denge olmadığı, bütün aslı ilişkilerin bitme sebebi kafaların uymamasının olduğu bir dünyada limonun bu kadar uyumlu olması, bu kadar istediğimiz her şeyi veriyor olmasının gerçekten karşılığı bu mu acaba? Bir pazarda mavi bir brandanın üzerinde

Sıkış yuvan bir şekilde. Bu mu gerçekten hak ettiği diğer? Sarı bir filede. Kendi rengiyle aynı renkte olan bir filede. Onu hiç özel kılmayan bir kalıbın içerisinde. Ellerde. Limon kabukları bile çok değerli. Limon kabukları bir şeyin tadını değiştirebiliyor. Karantinanın bittiği çok iyi oldu ya. Hiç iyi değilim. Çok duygusalım. Her şeye farklı anlam yüklüyorum.

Her şey benim için çok daha değerli artık. Hiçbir şeye olduğu gibi bakamıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Ama çok sevgili üstadlarım da söylediği gibi, bir gün her şey çok güzel olacak. Hayatı bu mottoyla yaşayınca hiçbir şeye üzülmüyorsun ya. Bence en büyük sihir bu yani. İnsanın kendisine yaptığı en büyük iyilik bu. Söylediğin şeye inanmış olması. Ne söylediğin bir önemi yok yani. İnandığı şeyin peşinden gidebiliyor insan. Zaten birçok aslında konuşmanın öznü budur yani. Söylediğin şeye önce sen inan.

Ne söylediğim bir önemi yok. Güzel. Yani bazen inançlarımız da bizi yarı yolda bırakabiliyor, hayal kırıklığı yaratabiliyor. Demek ki o zaman neye inanacağımızı, neyin peşinden gideceğimizi iyi seçmemiz gerekiyor. Serkancım, birazcık değişiksin bugün. Birazcık keyfin yerinde. Birazcık serserisin bugüne.

Birazcık aklımın başına gelmesi için birazcık haber okumam herhalde benim için iyi olur. En azından burada çok küçük suçlara neler yaptıklarını fakat çok büyük suçlara hiçbir şey yapmadıklarını görerek benim şu an küçük suçları işleyerek aslında bir suçlu potasında bulunduğumu herhalde kendime bu şekilde gösterebilirim. BAM BAM BARA BAM BAM BAM BAM BAM BAM Evet, doğal efektlerimizle birlikte bir bölümün daha sonuna geldik. Şu an bir oturma odasında, canlı sote devam ediyor. Güzel bir bölümün sonuna geldik ama bu bölüm sonunda aslında size bir şey anlatmak istiyorum, bir şey paylaşmak istiyorum. Herhalde kariyerimde ilk defa böyle bir şeye şu an şahit oluyorum. Bu işin ne kadar istediğimi herhalde gösteriyor bu benim için. Övünebileceğim bir şey değil ama her ne olursa olsun benim için farklı bir deneyim. Yani kayıt bu podcast, bu bölümü şu ana kadar İstanbul'da alındı ve şu an İzmit'teyim. Herhalde bir bölüm ilk defa iki kata da alındı. Bu konuda tarihe geçer miyiz bilmiyorum ama bir yere gittiğimde övünebileceğim bir şey olmasa da en azından benim için farklı...

Buna neden güldüm onu da bilmiyorum. Ara sıra gülme efekti rahatlatıyor çünkü diğer türlü hiç susmuyorum. Hep konuşuyorum. Size de nefes alma payı bıraktığım için arada gülüyorum. Güzel bir muhabbetin daha sonuna geldik. Umarım eğlenmişsinizdir. Eğlenmeseniz de benim için sorun değil. Öyle bir beklentim yok. En azından size ulaşabiliyor olmak zaten benim için harikulade bir keyifken, bazen gelen mesajları okumak da o keyfime keyif katıyor. Aslında bölümün son kısmını çok duygusal bir kısma bıraktım. Şu an İzmit'teyim ve İzmit'te çok eskiden çok

size çok duygusal bir şey anlatayım madem şey bitirdik biraz daha duygusal başladığım bölümü duygusal bitireyim istiyorum bu arada youtube'a Deniz'in altkültürü yazarak yeni çıkan şarkısını dinleyebilirsiniz. Hatta şu an bir kubla canlı alacağız. Hayır hayır, burası bir talk show değil. Burası, o haddeye daha gelmedik ama gerçekten bazen böyle birisi bir şey yaptığında niye bunu daha önce ben yapmadım ya da niye bunu ben yapmadım diye övündüğün işler olur ya, böyle şeylerden bir tanesi. Bunun arkadaşlıkla veya

Tanışıyor olmaktır bence bir alakası yok. İyi işe her zaman saygı duymak bence bir insanın kendini geliştirdiği bir şeydir. Neden şu an başkasının işinden kendimi övdüm onu da bilmiyorum ama dinlemenizi isterim. Bence ortak zevkler bir araya geldiğinde daha güzel işler ortaya çıkmasının bir vesile olabiliyor.

Bu cümleyi bir daha kuramam ama umarım anlamışsınızdır. Benim için şu an güzel, güzel bir bölüm oluyor. Çünkü ilk defa soteyi... Ben şu an canlı yapıyorum, arkada yemek sesleriyle birlikte. Bunu inatla sürdürebiliyor olmam bu programa size ne kadar değer verdiğimi...

gösteriyor ve arkadaşlarımın da bu işe ne kadar önem vermediğini bir yandan gösteriyor ama Akif de burada bu işin olmasına vesile oluyorsa eğer ben sadece birkaç şey geliyor aklıma onları söylüyorum fakat bu işin var olmasını bu heykelin bu piramidin bir yere çıkmasını sağlayan insanda şu an arkamda manevi olarak değil gerçekten arkamda o yüzden sesimdeki tedirginliği hissediyorsunuzdur Bölümler devam ediyor. Ufak bir sorun yaşadık ve sorunlar devam ediyor. Aslında birçok insan şu anki sorunlara karşı bunu bırakabilirdi ama neden? Neden olduğunu bilmiyorum ama galiba şunu söyleyebilirim. İlla bununla ilgili bir şey söylemem gerekiyorsa şunu söyleyebilirim.

Bazen yaptığın şeyin nereye gittiğini tam kestiremiyorsun, tam bilemiyorsun ama karşılık olarak insanların hislerini okumak, onları dinlemek... Hatta bu bölüm eğer dikkat ettiyseniz hiçbir mesaj okumadım. Çünkü bana yetti. Manevi duygusu bana yetti. Biraz daha sert olmak istiyorum. Artık efendi çocuk olmak istemiyorum. O yüzden kısa bir sürede belki mesajları okumayı bırakmış olabilirim ama bir sonraki bölümde okumayacağım anlamına gelmiyor. Çünkü biliyorsunuz her programda söylediğim şey var. Bugün eleştirdiğim şey yarın ben olabilirim. O zamanki tavrım, o zamanki düşünce yapımla alakalı bir şey olabilir.

Ama şu an böyle minnet duyuyorum, teşekkür ediyorum. Güzel güzel mesajlar geliyor. Dediğim gibi bu işin size ulaşması ve sizlerin bunu beğenmiş olması benim için yeterli bir sebep, yeterli bir süreç. Umarım ileride de para kazanabiliriz. Daha da keyifli bir hale gelebilir. Böyle evet sevgili Suta Dinleyicileri güzel bir bölümün daha sonuna geldik.

Hep bitirdiğim gibi bitirmeyi çok isterdim ama son 3 bölümde öyle bitiriyorum. Keşke en başından beri böyle yapsaymışım. Çok da uzatmayacağım. Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevgilin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Pekala kaçtık.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)