Podcast

Senin Suçun Değil, Senin Utancın Değil

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kimin ihtiyacı var ise. Buradayız. Beraberiz.



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.168 kelime · ~6 dk okuma

Bazen sustuklarımızda en çok bağıran şeyler oluyor. Belki sen de bir şeyler yaşadın ve kimseye anlatamadın. Belki en yakın arkadaşına bile söyleyemedin. Suskunluğunun seni koruduğunu düşündün. Ya da bilmiyorum hiçbir şey düşünmedin bile. Bazen bazı cümleler boğazımıza düğümlenir. Bazı davranışlar hafızamızda donuk kalır.

Taciz, yalnızca yaşanılan anda değil, yıllar boyu zihninde tekrar eden bir yankı. Ve çoğu zaman bu yankının üzerine de sessizlik çöküyor. Peki bu taciz nedir? Bu kavramı çok duyuyoruz. Çok duysak da tam sınırlarıyla hakim olduğumuzu düşünmüyorum. Çok sevdiğim, başarıları beni her zaman gururlandıran hemcinsim arkadaşım, Beda Büyükgebiz'in sözleriyle en azından tacizi kısaca tanımlamak istiyorum. Israrla istenmeyen mesajlar,

Cinsel içerikli talepler, rıza olmadan görüntü paylaşımları, aşağılama, güç asimetrisi üzerinden baskılar. Belki bu böyle bakıldığında didaktik gelebilir ama ben de kendimce didaktik olmadan ya da hukuki çevresini çok da bilmeden ifade edersem birinin sınırlarının ihdar edilmesidir diyebilirim. Sanırım istenmeyen bir sözün, bir dokunuşun veya bakışın failin seçimiyle gerçekleşmesi rızanla değil sadece onun isteği ve seçimiyle gerçekleşmesi Taciz yalnızca bir eylem değil, zihnimizde bir yankı. Ve insan zihni bu yankıyla ne yapacağını çoğu zaman bilmiyor ve şaşırıyor. Donuyor, küçülüyor, susuyor. Çoğu zamanda yanlış anlaşılan bir suskunluk oluyor bu. Neden sustu? Neden şimdiye kadar bekledi? Neden sustu? Neden çoğu kişi yaşadığını bile adlandıramadı? Neden hala birçoğu kendini suçluyor? Neden bu alaycı soru, neden şimdiye kadar beklemiş ve şimdi konuşuyor?

Transkriptin tamamını oku

Böyle de üzücü bir açısı var ne yazık ki. Belki bu bölümde bu sorulara biraz cevap aramanın küçük bir denemesini yapacağım. Bu denemenin ta kendisi olacak bu. Trauma anlarında temel tepkilerimiz genelde donak almak ve susmak oluyor ve bu ne yazık ki bir seçim değil. Çoğu zaman seçimmiş gibi düşünülüyor ama hayır ne yazık ki bir seçim değil.

Anlatmaksa ancak kişinin kendini güvende hissettiğini de mümkün oluyor. Bu yüzden sorun mağdurun sessizliği değil, tacizcinin yaptığındadır. Ve ne yazık ki bu odaktan çok kayılıyor. Hayır, bu odaktan kaymamak gerekli. Sorun mağdurun sessizliği değil, tacizcinin yaptığı.

Sessiz kalmak sanıldığı gibi neden şimdiye kadar beklemiş? Bu bir algı ve bu algıyı kişi kendisiyle dolduruyor. Hayır beklemedi. Sessiz kalmak bir bekleme değil. Duygu düzenleme ve sınır koyma biçimdir. Konuşma zamanı ise kişinin sadece kendine hazır oluşuna göre gelir. Dışarının fikrine, hiçbir şekilde maruz kalmadığı bir şey hakkında yetiştirdiği fikrine göre değil. Konuşma zamanı kişinin kendi hazır oluşuna göre gelir.

Daha da kötüsü, zihin tehlikanında dona kalırken... ...bazen küçülür, bazen sessizleşir, bazen oradan ayrılır... ...ama en kötüsü, bazen de suç bende der. Hayır, suç sende değil. Bunu demeye çok meyiliyiz. Hayır, suç sende değil. Traumanın en ağır yan etkilerinden biri... ...suç bende mi sorusu gibi, utancın da içselleştirilmesidir. Suç failde olsa bile mağdur kendinde arar. Hayır, hayır utanç da senin değil.

Ben mi sebep oldum? Ben mi bir şey yaptım? Hayır. Hayır, sen hiçbir şey yapmadın. Bu hal ne yazık ki tacizin ikinci şiddetidir, ikinci vurgunudur ve yankı olarak hiçbir zaman son bulmaz. Benim suçum mu? Ben mi sebep oldum? Bu utanç benim. Hayır, sen sebep olmadın. Senin suçun değil ve bu utanç da senin değil.

Bazen de ne yazık ki abartıyorsun ya. Boşverler dolaşıyor ortalıkta. Yanlış anladın ya. Erkeksen de hadi şanslısın denebiliyor. Ne yazık ki toplum istenmeyen temasları çoktan normalleştirdi. Sınırlar çoktan belirsizleşti. Oysa rızan olmayan, istemediğin bu şeylerin hepsi tacizdir.

Neden şimdi konuşuyor, neden sustu? Çekinceler, çekinceler, fikirler, yorumlar, yargılar... Çok çekinceler var biliyor musunuz? Tahmin edemediğiniz kadar çekinceler var.

Mağdur kalanlar bilecektir ama mağdur kalmayanlar için de çok fazla o dolaştığı yargı çerçevesinin dışında aydınlatmak istediğim bir yer, çok çekinceler var. Mesela, ya bana inanmazlarsa, ya daha da yalnız kalırsam, ya işimden olursam, ya eğitimim, diplomam tehlikeye girerse, ya suç bende sayılırsa, ya da daha büyük bir tehlike doğarsa ve tehlike altında kalırsam, Bu soruların çekincelerin hepsi mağdurun zihninde döner durur. Ve işte bu yüzden milyon kere duymaya ihtiyaçları olan şeyler var. İhtiyacım varsa bir tekrar söyleyeyim. Belki bunu kayıt bitene kadar milyon kere de söyleyeceğim. Senin suçun değil. Hiçbir zamanda senin suçun olmayacak.

ve birbirimize dayanışma borçluyuz evet ses çıkarmak her konuda olduğu gibi ne yazık ki bu ülkede bir cesaret meselesi her konuda en ufağından tutun en büyüğüne kadar bir cesaret meselesi ama sen sustuğun için korkak ya da zayıf değilsin susmuş olman bir zayıflık değil Muhtemelen bu senin baş etme yolun. Ya da hala süren baş etme yolun. Yolundu, yolun bilmiyorum. Hala susuyor olabilirsin. Susmak istiyor olabilirsin ve sonsuza dek de susabilirsin. Bunun senin zayıflığınla, suçluluğunla, herhangi bir şeyle bir alakası yok. Yalnız değilsin ama. Sözde söylenen yalnız değilsinlerden değil bu. Gerçekten yalnız değilsin. Kendimden ve bana gelen onca mesajdan biliyorum. Yalnız değiliz.

Bu süreçte beni en çok sarsan şeylerden biri sanırım bana gelen mesajlar olmuştu ve bunlardan elimden geldiğince bir gönderi oluşturmaya çalıştım. Mağdur hemcinslerimin sözleri ve tekrarlayan çekinceleri beni mahvetti ve birçoğuna da yer vermeye çalışmıştım. Okuduklarımdan aklımda kalanlardan beni en çok yaralayanlar, duyulmadığı ve görülmediği için yaralananlarımız, kendine bile itiraf etmekte zorlananlarımız, Boşver, abartma gibi zevzek sözler altında ezilenlerimiz... ...ve en çok da çocukları vardı diyerek... ...acısıyla uzaklaşmaya çalışan o merhametlilerimiz... ...evliydi, kızı vardı, çocuğu vardı... ...ben sadece uzaklaşmayı seçtim diyenlerimiz... ...ve bunun sayısı o kadar çok ki... ...ve bu acının içindeki bu merhamet, bilmiyorum... ...bana çok başka bir acı kapısına sebep oluyor.

Ve hiç unutamadığım bir mesaj var yine. Cesareti varsa erkeklere sormasını istiyorum. Kaç kez tacize uğradın diye kadınlara sorsunlar istiyorum. Annelerine, sevgililerine, kız kardeşlerine, kız arkadaşlarına sorsunlar istiyorum. Ama ben tüm kadınlar adına cevap vereyim, sayamamışlardır. Bu mesaj bana bir hemcinsinden geldi ve bilmiyorum, mıh gibi kazındı aklıma diyebilirim.

Doğru, sayamamışlardır. Hiçbirimiz sayamamışızdır. Bu böyle belki kadınların çok maruz kaldığı bir şey olsa da tüm cinsiyetlerin yarası, tüm cinsiyetlerin acısı, herkesin acısı ve herkesin yarası, biliyorum. Birbirimizi bu süreçte defalarca kez hatırlatmamız gerekiyor ki yanındayım. Birbirimizin yanındayız. Birbirimize suskunluk değil, dayanışma borçluyuz.

Birbirimizin yanındayız. Sen belki susuyorsun. Sustun, hala susuyorsun. Belki yıllar sonra bile susacaksın. Konuşmaya çalıştığında belki sesin titriyecek, bilmiyorum. Belki şu an bile titriyor. Bu bile belki çok ileri bir aşama gibi geliyor. Çünkü belki kendi sesinden bunu hiç duymadın. Bir şeyi dışarıdan duymak diye bir şey vardır. Kafamızın içindeki o sesleri ilk defa kendi sesimizden dışarıdan duyduğumuz anlar vardır ya. Belki kendi sesinden bile hiç duymadın bu olayı.

Bu bile olabilir. Ne olursa olsun, hangi aşamada olursan ol, hangi aşamada kalmayı seçersen seç, fark etmez. Bil ki suç sende değil. Bil ki utanç senin utancın değil. Hikayen görünmez değil. Hiçbirimizin hikayesi görünmez değil ve görünmez olmayacak. Yalnız değilsin. Bu bölümü dinleyen herkes için tekrar ediyorum. Senin suçun değil. Senin utancın değil. Ve yalnız değilsin.

Bana mesaj atanlarınızdan bir tanesi demişti ki, yaşadığım her şey bir yana, sanırım birilerinin bunun benim suçum olmadığına beni inandırmasına, beni ikna etmesine çok ihtiyacım vardı. O kadar iyi anlıyorum ki yani tekrar tekrar belki de bana bunun söylenmesine ve ikna edilmeye o süreçte çok ihtiyacım vardı dedi. Sen de, sen de, dinleyen sen, Ben, bunu kaydeden ben, hepimiz için tekrar ediyorum. Benim suçum değil, senin suçun değil ve hiçbir zaman senin suçun olmayacak. Umarım sana sarılabilmişimdir, omzuna dokunabilmişimdir. İhtiyacı olanansın. Seni çok seviyorum. Hiçbir zaman yalnız değilsin ve yalnız olmayacaksın. Ve hiçbir zaman senin suçun değil. Utanması gereken de sen değilsin. Çok öptüm.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)