
2.118 kelime · ~11 dk okuma
Herkese merhaba. Hep ilişkiler hakkında konuşuyoruz. Ama bugün de ilişkisi olmamayı konuşalım istiyorum. Çünkü ilişkisi olmamak da artık son derece normal bir şey. Ve bunu hem normalleştirmemiz, daha da normalleştirmemiz gerekiyor gibi hissediyorum. Hem de ilişkisi olmamanın faydalarını biraz anlayalım istiyorum.
Çünkü bu bir tercih ve bu tercihe de son derece saygı duymamız gerekiyor. Ama toplumsal olarak insanlar hep çift olmalı. Bekar olmak, ilişkisiz olmak sanki ancak geçici bir süre olabilir ve günün sonunda o zamanı doldurduğumuzda mutlaka biz yeniden ilişki kurarız gibi bir bakış açısı da olabiliyor. Halbuki gerçekten ilişki, romantik ilişki kurmadan, hayatlarını sürdüren, bunu tercih eden, bunun içinde kalan insanlar da var. O yüzden bugün buraya başlayalım, bunu konuşalım.
istedim. Şimdi şöyle bir giriş yapacağım. İlişki sahibi olmak, yani bir ilişkide olmak, o ilişki bize iyi geliyorsa gerçekten çok güzel. Ama zaten bence bunu kaçırıyoruz. Yani şu anda etrafıma baktığım zaman ilişkilere genel olarak insanlara iyi gelen, içinde iyi hissedilen, Kendimiz gibi olabildiğimiz ve kendimiz gibi darına bildiğimiz ilişkilerin sayısı o kadar da fazla değil. Yani sanki insanlar sadece ilişkide olmak için ilişkide gibi ya da sadece o anki dürtüleri dolayısıyla ilişkilerde gibi. Ama bu ilişki bana uzun vadede nasıl hissettiriyor ya da ihtiyaçlarımı gideriyor mu sorusunu pek sormadan ilişkide kalıyoruz.
Ve bu aralar yeni bir tabir çıktı. Belki duymuşsunuzdur. Men keeping diye. Kadınların artık şöyle bir isyanı da var. Yani ben neden partnerimin sanki böyle kişisel yaşam koordinatörü gibi hareket etmek zorundayım? Yani onun bütün bakımını üstlenmek, yemeğini üstlenmek, işte nasıl gözükür, ne yer, ne içer, nereye gider, arkadaşlarıyla görüştü mü, aman çok mu yalnız, işte bilmem ne sosyal aktivitesinde katılmayı unutmasın gibi. Sanki yani partnerlerinin her şeyi olma rolünden
...sıkılma hali var kadınlarda ve bu son derece anlaşılır. Yani böyle bir gereksiz bir yük yükleniyor kadınlara... ...ve bundan kaçmak isteyen kadınların ilişkisiz kalmayı tercih ettikleri durumlar da var. Bu arada erkeklerin de ilişkide hadlerinden fazla yük yüklendiği... ...ve belki fazla kontrolü hissettikleri durumlar da olabilir. O yüzden de yani hayatımızda ilişkisiz kalmak istiyorum demek son derece anlaşılır. Bir yandan da şunu da söylemek istiyorum. İlişkisiz kalmak, ilişkisiz olmak bir tercih dedim ya. Bu tercihten vazgeçebiliriz de. Yani ben mesela bir süre ilişkisiz kalmayı
isteyerek tercih edebilirim ama doğru zaman geldiğini hissettiğimde ya da artık hayatımda birinin olmasını istediğimde ilişkide olmaya da geçebilirim yani bunlar aslında bugün böyleysem yarın da böyle olmak zorunda değilim ama ilişkisiz olmayı sanki içinden bir an önce geçmem ve bitirmem gereken bir süreç olarak görmemem gerekiyor onu anlatmaya çalışıyorum yani bu benim hani böyle Allah'ın şu an ilişkim yok ve bir an önce bir ilişki bulana kadar burayı olabilecek en verimli şekilde geçireyim hissinde değil de gerçekten ben şu anda bu zamanı tamamen kendime, kendi gelişime, kendi canımın istediği şeylere adıyorum ve bundan sıkıldığımda ya da bundan artık buna gerek duymadığımda bir ilişkide kurabilirim. Akışkanlığında olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Ve ilişkisiz olmak aslında bazı faydaları da olan bir şey. Yani baktığımızda ilişkisi olmayan kişiler daha fazla zamanla sahipler. Kendi inisiyatiflerini kullanabilecekleri çok daha fazla zamanla sahipler. O yüzden de bu zamanı dildikleri gibi kullanabiliyorlar aslında. Yani arkadaşlarıyla görüşmekten tutun da işte hobilerine zaman ayırmak.
ya da seyahat etmek, bir başka insanın programını, isteklerini, ihtiyaçlarını dikkate almadan bunları yapabilmek özgürlüğüne sahipler. Üstelik mesela daha fazla odaklanabiliyorlar çünkü bölünmüyorlar. Hatta hep aklıma şu geliyor, bir doktora tezinin giriş kısmında, gerçek bu arada, Biri şöyle bir teşekkür kısmı yazmış. Eşime ve çocuğuma teşekkür ediyorum. Gerçi onlar olmasaydı bu doktor tezi çok daha önce bitebilirdi. Yani baktığımızda ilişkide olduğumuz zaman yapmak istediğimiz şeylere yeteri kadar odaklanamadığımız için ve diğer insanların ihtiyaçlarını da sürekli göz önünde bulundurmamız gerektiği için ve doğal olarak onlara da vakit ayırmamız gerektiği için onları da önceliğimiz haline getirmemiz gerektiği için canımızın istediği veya
Odaklanmak istediğimiz şeyi kaçırabiliyoruz. Yine şunu görüyoruz, ilişkisi olmayan insanlar kendi hayatlarının sorumluluğunu daha fazla alıyorlar. Çünkü baktığımızda kendi kararlarını verebiliyorlar ve kendi hatalarıyla daha kolay yüzleşebiliyorlar ya da kendi iyi aldıkları kararlarının ödüllerini de kendileri daha fazla kullanabiliyorlar. Şunu söylüyoruz zaten, bizi en yakınımızdakiler ve en sevdiğimiz insanlar incitiyor. Romantik bir ilişkide olmadığımızda teknik olarak daha az inciniyoruz. Bu da önemli bir fayda. Yine baktığımızda, ilişkide olmadığımızda daha istikrarlı, daha stabil bir hayat sürebiliyoruz. Mesela, eminim şu an söylediğime, ah kesinlikle evet diyeceksiniz. Kaçımızın başına gelmiştir, spora başlamışızdır, böyle üç aydır gayet güzel gidiyoruzdur. Çat diye romantik ilişkimiz başlar ve
bir anda o spor yalan olur. Yani önce haftada 3 giderken haftada 1'e düşer, sonra 2 haftada 1'e düşer ve sonra yalan olmuş olur. Ya da mesela işte ne bileyim biz kendimiz bir şeye başladığımızda çocuğumuzun planları girebiliyor devreye, eşimizin bilmem ne arkadaşının planları girebiliyor devreye ve tutarlı yapmak istediğimiz hiçbir şeyi tutarlı yapmaya devam edemiyoruz. Bir yandan ilişkisi olmayan insanlar hele de kendi duygularını regüle etmiyor öğrendiklerinde çok daha sakin bir hayat sürebiliyorlar. Çünkü biz duygu regulasyonunu iyi yapabilen bir insan olmamıza rağmen etrafımızdaki insanların duygularından tabii ki etkileniyoruz. Ve ilişkide olduğumuz zaman partnerimizin duygu regulasyonunda sıkıntılar varsa o zaman kendi duygusal regulasyonumuzu korumak da kolay olmayabiliyor. O yüzden baktığımızda aslında ilişkisi olmayan insanlar daha sakin bir hayatta sürebiliyorlar.
Yine baktığımızda ilişkimiz olmadığında istediğimiz kişiyle görüşüp vaktimizi istediğimiz yere harcayabiliyoruz. ...ve belki de birçok insanın direk bağlantı kurabileceği başka bir konuda... ...kaynaklarımızı istediğimiz alanda değerlendirebiliyoruz. Hem ekonomik kaynaklarımızı hem de enerjimizi aslında. Yani ben eğer bugün sadece kendim adına karar veriyor olsam... ...belki atıyorum bir seyahate harcayacağım parayla... ...bir ilişki içerisinde verdiğim karara harcayacağım para birbirinden çok farklı olabiliyor. Bir kere en basitinden ilişkide olduğum insanın da kendi kaynaklarını ve koşullarını değerlendirmek, düşünmek zorundayım. O zaman her zaman kendi istediğim şekilde hareket edemeyebiliyorum. Yani şu bile çok küçük bir örnek. Diyelim ki ben daha salaş yerlerde kalmayı seviyorum. Daha maceracı bir tatili yapmak istiyorum. Ama partnerim hiç öyle bir insan değil. O zaman ben yapmak istediğim şekilde bir tatil hiç yapamayabiliyorum. Ve bu bana hiç iyi hissettirmeyebiliyor.
Yine bir başka belki ilişkimiz olmadığında kurtulduğumuz bir konu... ...çok da keyif almadığımız çift aktivitelerini yapmak zorunda olmamak. Yani bu arada bütün çift aktiviteleri keyifsizdir demiyorum. Hiç öyle bir iddiam yok. Ama o kadar çok sefer var ki aslında orada olmak istemiyorken... ...partnerimizin isteği ve ihtiyacı doğrultusunda bulunduğumuz sosyal ortamlar... İlişkimiz olmadığında yine bir başkasını mutlu etmek adına bunu yapmak zorunda kalmıyoruz. Bu arada hemen küçük parantez açıp şey diyeyim. Yani bunu kötülemeye çalışmıyorum. Tabii ki ilişki içerisinde partnerimizin ihtiyaçlarını da gidermek adına bunları yapacağız. Bu ilişkinin maliyeti diyelim. İlişkide olmanın maliyeti diyelim. Ama ilişkimiz olmadığında bu maliyetlerden muaf oluyoruz.
Yine bence birçoğumuzun hemen kafasında ''Aa evet ya bu da doğru'' diyeceği başka bir konuda... ...mesela ilişkimiz olmadığında istediğimiz gibi beslenebiliyoruz. Belki duymuşsunuzdur, yeni evlenen çiftler ilişkin ilk yılında kilo alıyorlar. Burada mesela beslenme alışkanlıklarının partnerle şekillenmesi de var. Ya da yeni bir ilişkiye başladığımızda özellikle dışarıda görüşmelerimiz genellikle... dışarıda beslenmeyi de içerdiği için istediğimiz gibi beslenemeyebiliyoruz ve vücudumuza istediğimiz gibi bakamayabiliyoruz. İlişkimiz olmadığında bu anlamda da aslında istediğimiz gibi özgürüz ve canımızın istediği gibi takılabiliyoruz. Hadi şimdi minik bir ara verelim, sonrasında konuşmaya devam edelim.
Yani ilişkisiz olmayı ben kendimizi büyütme alanı olarak görüyorum. Yani o ilişkide olmak zorunda olma ihtiyacını kenara bırakıp... ...gerçekten bir ilişkiye hazırlık aşaması olarak görmediğimiz bir zaman olarak bakabilirsek... ...ilişkimizde olmama alanına...
Bunu kendi ihtiyaçlarımızı, kendi sınırlarımızı, kendi tercihlerimizi tanımlamak için yaşayabileceğimiz gerçekten en berrak, en dışsal faktörün olmadığı dönem olarak tanımlayabiliriz. Yani aldığımız kararların biz böyle istiyoruz değil de ben ne istiyorum, ben tam olarak neyi ne şekilde yapmak istiyorum diye anladığımız dönem olarak bakabiliriz. ki bu şu açıdan da önemli. Yani ben kendi kararlarımı, kendi ihtiyaçlarımı, kendi tercihlerimi doğru tanımlayabilirsem, doğru anlayabilirsem ilişkiye girdiğim zaman kendi alanımı koruyabilmek ya da partnerimle beraber bana da iyi hissettirecek bir alanı tanımlayabilmek çok daha kolay oluyor. Maalesef birçoğumuz yetişkinliğe adım attığımız andan itibaren, hatta daha öncesinden itibaren kendimizi ilişkilerle tanımlıyoruz. Yani ben bir insanın yanında nasıl hissediyorum? Bir insan beni beğeniyor mu? Dış görünüşüm dışarıdan nasıl algılanıyor? Ya da ancak bir partnerim varsa değerli olabilirim hissi o kadar çok bize işlenmiş durumda ki... Sanki ilişkisi olmamak, toplum tarafından çekici bulunmamak... ...ya da değerli görülmemek gibi algılanabiliyor bazen bizim tarafımızdan. Bunu kırmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Yani ben nasıl gözüktüğüm ya da nasıl değerlendirildiğimi... ...hiç umursamadan ilişkisiz kalmayı da tercih edebilirim. Bir de şimdi şöyle bir kavram var ya... Duydunuz mu bilmiyorum, man keeping. Bu heteroseksüel ilişkilerde kadının fark etmeden erkeğin annesine ya da kişisel asılığına dönüşme hali. Çünkü burada yanındaki insanın yemeğini, yediğini, içtiğini, işte ne bileyim çamaşırını... ütüsünü düşünen, tatilini planlayan, hatta yani bir sürü arkadaşla görüşmeli, arkadaşla görüşmesini hatırlatmalıyım gibi roller üstlendiğimiz bir şeye evrilebiliyor heteroseksüel ilişkiler. O yüzden burada birçok kadın artık bu rolden de kaçmak istiyor. Tabii ki bunun erkek versiyonu da var bence. Yani erkekler tarafından da böyle toplum tarafından koruyup kollamak zorunda hissettiğin, buna
Kise olarak çok karşıyım ama şu anda kendi düşüncemden ziyade toplum tarafının empoze edilen şeyler üzerinden konuştuğum için söyleyeceğim. Yani böyle güvenliğinden ya da işte iyiliğinden sorumlu olmak zorundaymışsın gibi hissetme hala erkeklerde de oluyor bence. Kadınlarda olduğu gibi. Bu histen de uzaklaşmak isteyebiliyoruz.
Kimsenin sorumluluğunu almak, istememek de çok normal arkadaşlar. Yani çünkü ilişkide olmak, devamlı zihninde bir sekmede diğer insanın ihtiyacını da gözetmek anlamına geliyor. Sürekli. O neydi? O ne yaptı? O şu an nasıl hissediyor? Böyle bir şey söyledim, üzülmüş müdür? Böyle bir aksiyon aldım, acaba o nasıl hissetmiştir? Bunu devamlı düşünmek ve tartmak zorunda kalmak aslında çok yorucu bir şey.
İyi işleyen ilişkilerde zaman içerisinde bu yük azalıyor. Çünkü iki taraf rahat konuşabilir hale geliyor. O böyle akıl oyunları kalmıyor. Karşımdaki insan ne düşünüyor şu anda diye sürekli tartmak zorunda değilim. Bir şey üzüldüyse bana söyleyebileceğine dair bir güvenim var. Ama henüz bu gelişmediyse sürekli karşı tarafı da dikkate alarak hareket etmek gerçekten ağır bir sorumluluk. Ve bunun olmaması bize çok rahatlamış hissettirebiliyor. Çok ciddi bir hafiflik hissi verebiliyor.
Bu ara bence şu anda daha iyi anlattım bunu. O yüzden daha önce anlattıysam o kısmını elimle edip bu kısmını tutmak daha iyi bir fikir olabilir. Onu söyleyerek devam edeyim. Bu döneme bir kişisel özgürlük dönemi olarak bakınca aslında canımızın istediğini, canımızın istediği zamanda yaptığımız, canımızın istediğini, canımızın istediği şekilde yaptığımız bir dönem olarak da buraya yaklaşabiliriz. Yani ülke mi değiştirmek istiyorsun? Taşınmak mı istiyorsun? Ne bileyim, bu mahallede değil de başka bir mahallede mi oturmak istiyorsun? Bu arabaya binmek değil de başka bir arabaya mı binmek istiyorsun?
ya da işte ne bileyim bu tarz beslenmek değil de öbür türlü mü beslenmek istiyorsun? Bunların hepsini tamamen kendi inisiyatifinde, kendi kararlarında yapabilirsin. Bir yandan hemen yine bir parantez açıp şunu söyleyeceğim. Özellikle ilişkisi olmayan kadınların ekonomik ve akademik anlamda daha hızlı güçlendiğini gösteriyor çalışmalar. Yani birbirimizi gerçekten daha iyi olmaya sevk etmiyorsak ilişkide olmak özellikle kadınlar özelinde ciddi kısıtlayıcı
bir rol oynayabiliyor. Burada aslında şu araştırmayı da söylemem lazım. Evliliklerin bitişinden erkekler net bir şekilde daha olumsuz etkileniyor. Hatta boşalmalardan sonra kadınlar çok daha iyi hissederken, biraz zaman sonra çok daha kendilerine iyi bakmaya başlarken Erkekler genellikle evliliklerden daha iyilik halleri daha kötüleşmiş olarak çıkıyorlar. Boşanmayı kendileri isteseler dahi iyilik halleri kadınlara göre daha olumsuz etkileniyor. O yüzden stabil ilişkilerin erkeklere daha çok yaradığını da söylemeden geçemeyeceğim.
Bir yandan da şunu da söylemem lazım. Beraber hareket edebilmek, aslında iki tarafın da ihtiyaçlarını devreye sokmak olduğu için ve bu anlamda konuşmakta zorlandığımız için bence ilişkilerde bunu başaramıyoruz. Ama işte bu ilişkisiz dönemde keşfettiğimiz şeylerin hepsine ilişkiye taşıyabileceğimizi gerekirse ve tercih ederse düşünürsek bence bu dönemi çok daha keyifli ve çok daha iyi geçirmek mümkün. Dediğim gibi bu dönemin bir sonu olmak zorunda da değil.
Yine Türk aile yapısı hakkında bir şey söylemeden geçmek istemedim. Biz ailemiz içerisinde büyürken de... ...çok fazla o iç içe olma halinden dolayı, ayrışılma halinden dolayı... ...kendi sınırlarımızı ve ihtiyaçlarımızı keşfedemeden romantik ilişkilere geçiyoruz. Yani böyle bir ara dönem pek olmuyor. O ara dönem bence tam da işte bu ilişkisiz olma dönemi. Ve Türk aile yapısında büyümüş bir insanın bence buna çok ihtiyacı var.
Yine bu ilişkisiz olma dönemi arkadaşlarla geçirilen zamanın da arttığı ve destek ağının güçlendiği, networkümüzün güçlendiği zamanlar. O yüzden buraya da şöyle bakmamak lazım. Arkadaşımı partner yerine koyuyorum değil, tam tersi duygusal bağ kurduğum, eğlendiğim ve anlamlı paylaşımlar yaptığım bir ilişkiler. Bu arada canımın istediği şekilde, yani herkese de bu üçünü de tutturmak zorunda değilim.
Gerçekten networkümü canımın istediği gibi kurduğum bir dönemde oluyor. İşte o yüzden bence ilişkisiz olma hali istediğimiz kadar sürdürdüğümüz, içinde kendimizi çok özgür hissettiğimiz ve bunun içinde olmaktan utandığımız değil de gurur duyduğumuz bir süreç de olabilir. Bence buna sahip çıkmamız lazım. Yani ilişkisiz olma hakkımızda sahip çıkmamız lazım gibi hissediyorum.
O yüzden eğer siz böyle bir süreç içerisindeyseniz ve dışarıdan artık bir ilişkiye girmelisin gibi baskılar alıyorsanız bence böyle o baskıyı reddedin ve içinde bulunduğunuz dönemde de gurur duyun ve kendinize yatırım yapmaya devam edin. Eğer bir gün canınız isterse her zaman ilişki kurabilirsiniz zaten. Önemli olan sağlıklı ve güzel ilişkiler kuralım. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.