Podcast

estetik surgery yaptım abi: tüm merak edilenler

Dr. Gulec Radio

12 ay önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Tüm Türkiye tek yürek, on binler podcastleri başında açıklama bekliyor: Doctor Güleç ne ameliyatı oldu, neresine ne yaptırdı?!!! Merak etmeyin arkadaşlar, her şeyi bu bölümde tüüümmm ayrıntılarıyla anlattım. Üstelik sadece bununla da kalmadım. Estetik operasyonlar hakkında merak ettiğiniz tüm sorularınızı doktoruma yönelttim, cevaplattım. Hepsi bu bölümde sizi bekliyor.



Uyarı: Bu bölümde adı geçen takviye vb. ürünleri doktorunuza danışmadan kesinlikle kullanmayınız!



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

7.803 kelime · ~39 dk okuma

Sevgili Doktor Ögüleş Radyo dinleyicilere. Her neredeyseniz alıcınızın ayarlarıyla oynamayın. Çünkü şimdi sizi son dakika haberlerine bağlıyoruz. Abla bu ses ne? Arkadaşlar bir saniye. Tüm Türkiye tek yürek. Milyonlar tek yumruk. Ve herkes bu sorunun cevabını merak ediyor. Ömer'in neresini değiştirdiler?

Arkadaşlar Ömer'in gerçekten yüzünü değiştirdiler. Yani anlayacağınız üzere sesimin nazarlığından yani burundan gelişinden. Burunda tamponlar var. Ve bantlar var baya falan ve çok zor konuşuyorum şu an. Şu halimi görseniz. Hatta kafamda bir tane kafamın tam ortasında zımba var. Staplerle yeşil ameliyat örtüsü var ya. Onu üzerinizde kapatıyorlar ya. Onu zımbalamışlar kafama öyle yaparlar yani. Ama sorun orada kalmış. Çıkarken o çıkmamış ve kafamda zımba. Neyse.

Saçlarımı da yıkamıyorum falan. Duş alıyorum ama saç yıkamıyorum. Kaç gündür yani. Çok kötü her şey. Konuşamıyorum falan. Ama dedim ki, ne halde olursan ol. Peri botuları yalnız bırakamazsın. Arkadaşlar şaka. Tabii ki böyle demedim.

Transkriptin tamamını oku

Böyle mi yapmam gerekiyordu? Dedim tamam yaparım yani. Yapacak bir şey yok. Hem de dedim, daha da dedim iyi olur. Bu süreçte hazır dedim, tam böyle ateşli yaşıyorken bunu anlatırım dedim. Neyi anlatırım dedim? Çünkü ben her gün ameliyattan sonra doktoruma fotoğraf attım. Beyaz önlük sendromu diye bir şey var bilir misiniz? Komplikasyon yani ameliyatla olağan sorunlar kimseye olmaz. Doktoraya doktor yakını ne olur? Yani beyaz önlükle yakın kim varsa ona olur. O yüzden ben de bir sıkıntı olmasın falan dedim. Bir de doktorumla sürekli böyle her gün fotoğraf. Sonra böyle ikinci, üçüncü gün

Baya kötü oldu falan. Sonra abi benim yaptığım işte yaşam tarzı değişiklikleri, kür, takviye, kür lafından nefret ederim. Cocktail, whatever arkadaşlar kendime yaptığım bakım doktorumu şok etti. Cerrahlar biliyorsunuz ki böyle şeylere hani böyle çok önem veren, tamam yaraylaşmasında önem veriyor ama genelde hani kesip bitmedikçe bu kadar dramatik bir değişiklik beklemiyorlar yani. Tabi ki burada yapılan cerrahinin de yani atramatik yapılması falan filan payı tabi ki var yatsınamaz. Fakat ben de çok iyi baktım kendime. Bu podcast de bu sene zarfında ne yaptım, nasıl baktım, ameliyat öncesinde, sonrasında yapılacaklar, doktor nasıl seçilir, cerrahiliye ilgili hiçbir yerde duymadığınız cevaplar için de ne yapacağız biliyor musunuz?

Doktoruma bağlanacağız. Sizin sorduğunuz soruları ben ona soracağım. Ve o cevaplayacak. Fakat yineliyorum. Doktorumun ismini vermiyorum arkadaşlar. Bu arada bu konuyla ilgili de yasalarda şöyle şeyler var. Ayrıntılar. Ameliyatımı yapan doktor bu bu demek. Normalde yasak değil. Fakat ameliyatımı yapan doktor bu. Ona gidin. Bu ameliyatı çok iyi yapar. Şöyle böyle isim verip ona yönlendirmek yasak diyebiliyorum. Ama bu bizi ilgilendirmiyor çünkü ben isim vermiyorum.

Zaten bu da bir reklam değil. Daha önce de yapmıştım başka bir Plastik Cere arkadaşımla böyle bir bölüm. Neyse. Diyeceğim o ki arkadaşlar hem editörümden, hem sesçimizden, hem de sizden. Bu bölümdeki tüm aktırma, tıksırma, hışkırma, sümük mümk özür dilerim. Elimden geleni yapıyorum. Keşke bu video cast olsaydı. Yani şu halimi görseydiniz ama. Dijital Footprint olarak böyle bir şeyi bırakmak istemiyorum şu evlere. Hazırsanız başlıyoruz.

Dr. Gilledge Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Welcome back, Queen's Arena. Şimdi size biraz magazin bilgileri vereyim. Ben niye bu ameliyata oldum? Sanki beden risk morfi bölümünde bahsetmiştim size bundan diye hatırlıyorum. Ben daha önce burun ameliyatı olmuştum zaten. Yani bu benim yaptırdığım revizyon ameliyatı. Revizyon ne? Daha önce ameliyat yapılan bir yer varsa, bunun tekrarını yapmak revizyon olmuş oluyor. İkinci revizyon olur, üçüncü revizyon olur, dördüncü revizyon olur, bunlar hepsi revizyon diye geçiyor. Revision, tamam?

Ben ilk ameliyatımı 18'imden küçükken KBB'ye oldum. Ve estetikle yaptı. Ne kadar yattık tartışılır. Sağolsun doktorum o zaman ben çok istemiştim. Yaptı iyi ki yaptı ona laf etmeyeceğim. Fakat şimdi benim zaten ben geç ergenliğe girdim. Yani olduğumda ergendim ama çok daha yeni girmiştim ergenliğe.

ve benim Ehler-Danlos diye bir hastalığım var. Ehler-Danlos bir bağ dokusu hastalığı. Şimdi onu girmeyeceğim elastenine falan filan, o başka dersin konusu. Bendeki hipermobil tip, bunun tipleri var. Tiplere göre derecesi artıyor ya da kalpte bir sıkıntı var mı, nerede, hangi bağ dokuda sıkıntı var falan, tamam mı? Böyle. Dur cümleleri bitireyim arkadaşlar, değil mi ya? Bu arada bunu da düşünüyorum. Acaba gerçekten daha mı yavaş konuşsam falan diye. Ama bu benim diyorum signature'ım, bu benim diyorum işte imzam, bu benim stilim. Neyse bunu düşüneceğiz.

Şimdi ben KBB'ye hem septum deviyasyonum için çünkü nefes cidden alamıyordum falan Oldum ama zaten normalde genizyesi de alırsanız işte septum deviyasyonu da olsanız Hem genç yaşta olduğunuz için hem ileri yaşta da olsanız Bu tekrarlayabilir tamam mı bu ameliyat Bunlara sıkıntı yok bunları biliyordum zaten Ya her türlü ameliyat tekrarlayabilir bu arada yapacak bir şey yok da ona Benimkinde de ne oldu? Ben KBB oldum Burun cildim ince Aslında zor da bir ameliyat değil genel olarak burnum zor değildi ilk olduğumda Kime göre? Ben diyorum. Neyse ya. Ay bu arada sesime tahammül edemiyorsanız. Düşünün ya Şükreden hep böyle olabilirdi. Neyse. Bunun da şeyleri var ya çalışmaları falan. Böyle geçerdi belki. Ha bebe oldum ameliyat. İlk başta böyle güzeldi okeydi yani. burnum zaten hani kötüydü bence önceki burnum o yüzden diyordum ki en kötü ne olabilir o yüzden en kötü olacak bile daha iyidir sıkıntı yok iyiydi okey ama her burnun ameliyatındaki gibi iş çıktığı gibi kalmıyor o iyileşme sürecinde burnunuzun doku iyileşmesinde iki tane faktör oluyor orada özellikle şekli belirleyen fibrolojisi ve sıkar tamam mı fibrolojisi ile büzüşmesi sertleşmesi birbirine yapışması bu bir iyileşmenin türü dokuz edilenince iyileşirken bazen fibrolojisi dokusu fazla oluyor bazen az oluyor falan

o doku iyileşmesinde bunlar çok rol oynuyor bunları konuşacağız benim de iyileşirken ez cümleye biraz osmanlıca yamuldu burnum tamam mı ne oldu kıkırdağım bir tarafa bombeledi bir tarafa bombe yapınca benim kıkırdağım hem ışık açıları bozuldu ışık açısı çok önemli tamam mı Hem sanki o boş kalan tarafta kemik çıkıntısı varmış gibi oldu ama aslında çok yoktu. Derken derken aslında beni günlük yaşamda çok rahatsız eden bir durum değildi bu. Çünkü ben zaten insanlarla konuşurken sol profilden konuşuyorum. Sol profilde belli olmuyordu. Şimdi böyle yamuk bir burnum varsa her açıdan yamuk durmaz tamam mı? Bunu yamuk burnlular iyi bilir. Büyük değildi burnum yamuktu.

ve ben özellikle çekime gittiğimde bunu çok kez yaşadım beni bir açım var arkadaşlar sağ üst açıdan çektiğinizde yani hani o kişi ben değilim yani öyle bir ışık bölge mölgeye düşüyor ki o ben değilim ya o ben değilim ki oluyordu ve Dayanamıyordum ben buna ve insanlara sürekli diyorum ki oradan çekmeyin beni oradan çekmeyin. Ya kardeş yani hani böyle bir takıntılı gibi durmak beni çok rahatsız ediyordu yani. Hani senin özgüven problemin mi var? Demek ki var diyeceğim ama aslında o da değil. Bu bana benzemiyor kanka bu ben değilim. Neyse dedim ben bunu bir yaptırayım ve rahatlayayım. Zaten şimdi hani kitap çıkacak, kitap fuarları, programlar onlar bunlar. Sürekli yani podcast çekiminde bile, videoda bile tribe giriyorum ben. Bunu yaşamak istemiyorum, konfor istiyorum. Yani sırf böyle estetik kaygılarla dedim yaptırayım, plastik çevreye gideyim. Gittiğimde nefes problemim olmadığını düşünüyordum ben. Ama ameliyattan sonra bunun böyle olmadığı anlaşıldı. Ya da bir şekilde adapte olmuşum. O kadar probleme rağmen ben burun nefesi alabiliyordum. Şimdi genelde revizyon ameliyatları tabii ki daha zor olur. Bunun sebebini sonrasında doktor açıklayacak, doktor bey. Ama benim ameliyatım beklediğimizden de çok uzun sürdü.

Ve her doktorun gerçekten yorduğu yiyişi farklı, tekniği farklı. Aldığı kıkırdak, yaptığı flap, odur budur bambaşka yani. Aldığı riskler, yarayleşmesinde kendi için kullandığı teknikler, kıkırdağı nereden alıyor, nasıl yani bambaşka ve ben bunlara gerçekten kafa yorsam çıldırırdım. Çünkü insan bazen bilgi güçtür ama kontrol edemediğin bilgi de bazen insanı yoruyor ve ben bunların hepsini düşünmüştüm. Yani olamazdım. O yüzden bu konuda size tavsiyem, rekonstrüksiyonunu iyi bilen, yani sadece estetik değil de rekonstrüksiyon da yapabilen, o ne diyeceksiniz bilmeyenler? Tamam, onu da açıklayacağım. Şöyle düşünün yani. Yüz nakli, işte ampüte olan kopan kolun yerine yeni kol falan, tamam mı? Böyle şeyler yani. Ya o damarlanmayı, bu dolaşımı, bu kanlanmayı, bu anatomiyi çok iyi buna hakim olan doktor, estetikte de beraber uyuşabiliyorsanız yapabilir yani. Ben bir plastik cerahattan daha iyi bilemeyeceğim için zaten. Doktora güvendikten sonra kendimi bıraktım. Çünkü işin içine dalıp, gidip de oturup komplikasyon okursanız, teknikleri okursanız, bunun için söylüyorum, her şeyi söylemiyorum. Atıyorum, facelift yaptıracaksınız, yüzünüzü gerdirecekseniz, derin plan mı, yüzey el mi, ya da meme yaptıracaksınız, tabii ki bakın. Memenizin, kasının neresine koydurmak istiyorsunuz, konu bu değil.

Neyse belasız kelam ne oldu biliyor musunuz? Şimdi benim Ehler Danlosum var dedim ya ben size. Ehler Danlos hastalığında ne oluyor? Hem yaraların iyileşmesinde sıkıntı oluyor. Tamam mı? Her yerim çok mor arıyor. Ama asıl olay bu da değil. Bası yarası oluyor arkadaşlar. Şimdi çok garip bir şey söyleyeceğim size. Bası yarası ne öncelikle? Bilmeyenler için söyleyeyim. Aklınıza şu gelebilir. Yatalak hastanın böyle açılmış yaraları oluyor ya. Derisi açılmış böyle hani çok böyle kötü gözüken, korkutan yaralar. O evet o bir bası yarası. Fakat her bası yarası öyle gözükmek zorunda değil. Bunların evreleri var.

Ve o yaralının oluşması için size göre mesela belki değil mi of günlerce hayır abi bası yarasının oluşma saati kaç? Söyleyin kaç? 2 saatcik. Ve arkadaşlar yani 2 saat o yerde yüksek bası yani vücudun basısı kendi kilosu yetiyor. Hareketsiz kaldığı an bası yarası olmaya artık adaysın yani oluyor. Ve

benim gibi ehler danlos gibi bir bağ dokusu bir sıkıntısı olan insanlarda bu süre çok çok daha kısa olabiliyor ve benim ameliyattan çıktığımda bakın hani popomu geçtim ayaklarımda bile bası yarası vardı ayaklarımda bile ya hani hafif ya orada ağırlık onu diyorum ve şeyde bile var normalde bası yarası olmasın diye böyle belinin yanına tuttururlar ya ameliyatta hani şey kol gibi o kollar bile bende iz yapmış yani ne oluyor kızım bu ne hassaslık ve popomun üzerine hala yatamıyorum mesela bende evde 1 olmuş evre 2 olmamış ama ameliyat az daha uzasaymış evre 2 olacakmış açılacakmış yani yaralarım ve şurada sıkıntı oluyor bası yarası şu an kıpkırmızı orası eritem ve basıyorsunuz üstüne solmuyor diğer hastalıklarda basarsın o kırmızılık gider solar bu solmuyor bildiğin böyle kırmızı kırmızı ve ödemli şiş baya ve dokunamıyorum oturamıyorum üstüne yatamıyorum popomun üstüne sürekli yan duruyorum ama burundan ötürü yan da yatamıyorum o yüzden popomu yan tutuyorum yüzümü düz tutuyorum falan basıyalarım için ne yapıyorum postop iyileşme sürecinde onu da anlatacağım

Ama mekanizmayı kısaca bir şöyle bilin. Bir basınç var orada. Ne oluyor orada basınç olunca? Kılcal damarların akımı bozuluyor. Kılcal damarlar niye var kankam? Gidip orayı, o hücreleri, oradaki ne varsa, kakırdak, deri, bağ dokusu işte neyse onu beslemek için. Oksijen götürsün diye. Ama kılcal damarlar basınçla beraber akım bozulunca oksijen taşıyamıyor dokuya. E ne oluyor? Doku oksijensiz kalıyor.

Okunun oksijensiz kalmasında tıplarına diyoruz biz hipoksi. Hipoksi olunca ne oluyor? Hücre oksijensiz kalınca patolojik olarak zedelenince de inflamasyon başlar. İltihap yani. Ve ne olur sonunda? En kötüsü. Hücre zedelenmesinin en kötü sonucu ne? Nekroz. Hücre ölür. Tabi bende öyle bir şey olmadı Allah korusun. Şimdi madem girdik o zaman şunu da söyleyeyim. Biz ameliyattan çıktık tamam mı? Dakika bir postop iyileşmede en önemli dört faktör var. Bunlar ne? Bir ödem, iki inflamasyon, üç dolaşım, dört yara iyileşmesi. Ama bunlar sıralı değil. Şimdi diyeceksiniz ki yara iyileşmesi bundan ne kastediyorsun?

Yaranın böyle bir kesik attığınız o kesin iyileşmesi değil arkadaşlar. Yara iyileşmesi çok önemli bir konu. Grönlasyon dokusu var, orada fibrozis var. Ne diyorsun Tuğba? Şunu diyorum bir tanem. O yaranın nasıl iyileştiği, grönlasyon dokusunun nasıl oluştuğu, o yaranın iyileşirken çok fazla iyileşip bu sefer keloide dönüşmesi, hipertrofik skar dediğimiz keloid var ya o fazla birikiyor böyle hani zor bir hastalık iyileşmesi anlamında ve estetik olarak insanı rahatsız ediyor. Ya da çok hızlı iyileşip bu sefer fibrozis dediğimiz o böyle

daha sert, daha doğal olmayan bir yapıya dönüşmesi falan ve o da zor yani. O yüzden bu yara iyileşmesi çok önemli. Dolaşım dedik çünkü dolaşım iyi olmazsa yara iyileşmesinde kanlanamaz, beslenemez. Kıkırdaklar beslenemez. Ne kadar kötü olabileceğini düşünebiliyorsunuz değil mi? Yeni koymuşsun sen, burnuna kıkırdak yapmışsın ama beslenememiş. E ne olacak o zaman abi o burun? Ya da mesela ameliyattan çıktın sigara içiyorsun. Allah rahmet eylesin dokularına kankam.

Çünkü niye? Sen sigara içtin, ne oldu? Dokulara giden, cilde giden, kıkırdağa giden tüm damarları büzdün. Vaza konstripte ettin. Damarı büzdün, damardan nasıl besin gitsin? Olay bu. Şimdi bunu anladığımıza göre, Bunlar için teker teker ne takviye aldım, ne yapıyorum hepsini söyleyeceğim ama, Ara vermeden önce bu bası yaralarım için ne yaptığımı da söyleyeyim hadi. Hadi yine işsiz.

Şimdi bir tanem birincisi benim bası yaramın sebebi ameliyatta. Ameliyatta narkoz aldığım için. E o bitince bası ortadan kalktı. Ama başka türlü bası yarası olsa buradaki tabi ki primer amaç yapılacak şey daha doğrusu basıyı ortadan kaldırmak olacaktı. O zaman sürekli yer değiştirmek olacaktı. Şimdi ben de ameliyattan çıktım artık hareketsiz değilim okey. Ama popomun tam oraların üzerine oturmadım tabi ki yani ve sürekli yer değiştirdim. Bariyer kremleri biliyoruz çok önemli. Ya çinkoksitli bariyer kremleri var, iyi bariyer kremleri de var. Bunları ince tabaka halinde sürüyoruz, sürekli sürüyoruz, sürüyoruz falan. Ama ben bir tane krem daha önce de şeyde paylaştım. Bacı Birliği Yönetim Kurulu'nda, İnstagram'da, kanalda paylaştım. O krem de bariyer kremi kendisi. İçinde sarıkan, toran falan gibi daha böyle 28 standart bitki var. Bitki özünden yapılan ham maddeler.

28 mi 24 mi ama yani 20'den fazla ve ya piyata o kadar uygun ki bu o kadar iyi geliyor ki bana çok seviyorum onu. Gidip oradan bakabilirsiniz. İnstagram'da kanalda. Onun dışında hani madakassol tarzında onarıcı kremler sürebilirsiniz. Madakassol'un içindeki gutukola'yı biliyorsunuz. Gutukola özütünden yapılıyor.

Ve aa bak burası işte böyle acıyor falan diye sıcak soğuk da tutmayın. Zaten olmuş orası bası yarısı yani. Sıcak, soğuk, buz muz hiçbir şey yapmayın. Hava alacak. Kendi halinde güzelce iyileşecek. Ama bahsettiğim evde bir açılmamış yani daha yara. Deri çok incelmiş, çok kızarmış, çok hassas ama böyle deri açılmamış tamam mı? Deri bütünlüğü bozulmamış. Cid bütünlüğü. Biz tıp da öyle diyoruz. Şimdi azıcık ara verelim. Ben bir sümkeyim geleyim. Ondan sonra size takviyeleri anlatacağım. Sonra doktoruma bağlanacağız. Doktor Güneş radyo.

Şimdi arkadaşlar, hoş geldiniz tekrar. Açık açık konuşuyorum. Şimdi, anti-flamatoyer, ödem atıcı o, bir sürü takviye o, bu var yani. Hani bakarsanız etkilerine evet var. Fakat bu söyleyeceklerim, zaten ameliyattan çıkmışsın abi, her tarafın ağrıyor yani, ağrıyor. Ve benim kıkırdağım alınırken biraz doktor risk aldı. Kaburgama girmemek için. Yani, ben çünkü kaburga için onam vermemiştim. Ve böyle hafif de beynime yakın çalıştı tamam mı? Ve benim ameliyattan çıktıktan sonra o beynime yakın çalıştığı için benzer sinir uyarılmasından ötürü dişlerim sanki sökülüyormuş gibi ben üç gün boyunca dişlerim sökülüyor kardeşim öyle bağırıyor ki diyorum ki acaba dişlerim mi çürüdü?

Sürekli diş fırçalıyorum, sürekli flos yapıyorum. Ama bir şey yok dişlerimde, his öyle. Çünkü benzer sinir yani, yakın sinir dallarından ötürü. Ve sürekli gittim, o üç gün boyunca. Bayağı ağır bir ağır kesici var. Seruma katılıyor, yani serumla inejekte ediliyor, IV. Onu yaptırdım. Adını söylemeyeceğim, doktorlar bilir. Trigem'den levrajda falan yapıyoruz ya, o.

Neyse yani o ağrıyı çekiyorken zaten sürekli ağrı kesici yuttum bir yerde yani. Dayanamıyorum çünkü o ağrıyı çekemem yani. Bir de antibiyotik yutuyorum o sırada falan. O yüzden olabildiğince ne kadar az iritecekse benim organlarımı falan, vücut direncim de düştü sonuçta. O yüzden size minimumda temel ne almalıyız postop onu söyleyeceğim. İlk bir hafta özellikle tamam mı? Çünkü o bir hafta antibiyotik falan hepsini kullanıyorsunuz yani. Ve bunları yaparken de mutlaka ve mutlaka bol suyla, 200 milim tamam mı? Oturarak. Düz durarak ve mutlaka bol suyla içip boğazınızdan geçtiğinize emin olun. Boğazınıza takılırsa bu ilaçlar genel olarak. Ne yapabilir arkadaşlar? Hap özefajitse. Özefajit ne? Özefagus. Yemek borusunun iltihabı. Böyle bir şey var. Peel induced. Yani hapa bağlı özefajit. Gidiyor hap boruyu irite ediyor. İrite edince işte enflamasyon oluyor. Orada iltihap oluyor. Özefagus. Sonra iltihap 2. İt yani tıptaki iltihap 2. Özefajit. E bu da olursa o zaman bu da sıkıntı. Bir de bununla mı uğraşacaksınız? O yüzden tamam mı? Dikkat ediyorsunuz. İçlikten hemen sonra yatmıyorsunuz gelip. Yarım saat bir durun bir ayakta yani. Şimdi en önemlilerden bir tanesi C vitamini. Bu bildiğimiz şey için değil. Kışlık C değil yani. Olay burada o değil. Amacımız ne? Sel turnover iyi olsun. Hücre dönümü. Kolajenimiz iyi sentezlensin. Tamam mı? Kolajen sentezimiz için ve antioksidan etkisi için, yara iyileşmesi için, yeni damar oluşumu yani anjiyogeniz için, beslenmesi için dokularımızın ascorbic asit yani C vitamini alıyoruz.

Şimdi bakın ben kendi aldığımı söylüyorum. Ben 1000 mg günlük aldım bu bir hafta boyunca. Ve özellikle ameliyat önce sigara içiyorsanız, ameliyat için sigarayı bıraktıysanız ve normalde C vitamini kullanmıyorsanız mutlaka C kullanın. Mutlaka. Ameliyattan sonra sigara içmeseniz dahi. Yani cereyi postop iyileşme sürecinde C vitaminini önermiyorsam ne zaman önereceğim. Tamam mı? Öyle bir şey. İkincisi bromelain. Ananas yiyin mi olur mu? Hayır olmaz. Bromelain alacaksın. Zaten o kadar hani normalden de yüksek doz aldım ben burada. Güvenli aralıktaki en yüksek dozu kullandım kendim için. Tamam mı? Bromelain'de de öyle. Ne yapıyor bu bromelain? Ödemi ve enflamasyonu azaltıyor. Böyle bilelim. Şişlik, moruk ve hatta ağrı bile azalabiliyor tamam mı? Ya kanıt var ama metalinizlerle böyle güçlü bir şekilde kanıtlanmamış. Fakat bu böyle. Yapalım bunu bir şey olmaz. Genelde güvenli zaten. Fakat ne zaman kananma riskiniz varsa, zaten antikaginan kullanıyorsanız da ameliyattan önce doktorunuzla bunları konuşursunuz. Yani öyle girilmiyor ameliyata hop diye girilmiyor yani. O ilaçların bir kesimi var, bir düzenlenmesi var.

Üçüncüye geliyorum. Quercetin, 4 çinko. Şimdi bu ikisi olmazsa olmaz değil. Tamam öyle söyleyeyim ben size. Şimdi çinko konusunda eksikliğiniz yoksa, ya alsanız iyi olur ama çok daha öyle almanız gerek yok tamam mı? Benim yara iyileşmelerimde sıkıntı var ehler danos yüzünden. Sadece çinko eksikliğinden değil bu. Fakat ben bu şekilde daha iyi iyileştiğini gözlemledim. Ve quercetin. Şimdi quercetin'de de ne bu? Bitkisel kaynaklı plevonoid. Güçlü bir antioksidan ve güçlü bir antiinflamator.

Hatta böyle bunların beraber formları var. Görmüşsünüzdür. Postop kişilere veriliyor. Fakat arkadaşlar ben neden onları tercih etmiyorum? Çünkü miligram az. Ve ben o miligramı fazla aldığımda bu sefer diğer bazı maddelerden fazla almış oluyorum. Yani ben oradan 5 tane hap mı içeyim? Onu almak için. Olmaz.

Bu quercetinin hayvan çalışmalarında bu inflamasyonun yani iltihabı azalttığı ve bu yara iyileşmesini de hızlandırdığı gösteriliyor. Ama insanlarda yapılan yani operasyon sonrası, cerrahi iyileşme üzerine az seyre çalışma var ama yani yapılır. Bugün de o kadar orta yolcuyum ki yani. Kendisi gelecek vaat ediyor tamam mı? Şimdi arkadaşlar gelelim sizin en sevdiğiniz diğer kısma. Bunları aldım ve başka ne yaptım abla söyle.

Şimdi ne dedik? Ödem, enflamasyon, yara eleşmesi ve dolaşım. Ödem için özellikle ilk 24 saatte kendime yaptığım en iyi iyilik saat başı 15 dakika buz tutmaktı. Her saat başı. Teşekkür ederim. Hem müşterilere çok iyilerdi o anlamda. Her saat başı tuttum. Buz arkadaşlar ilk 24 saat çok kritik, çok önemli.

48 saate kadar etkileri sürebilir fakat ilk 24 saat asıl olay. 24 saatten sonra yani hani olursa da olur falan. 48'den sonra zaten çok bir önemi kalmıyor buzun tamam mı? Böyle bilin yani bunu bilin. Onun dışında hala kafamda iki tane yastık. Dümdüz yatıyorum neredeyse. Hiç eğmedim kafamı. Kafamı normalde de eğmedim. Yani dururken de hiç telefona bakarken bile düz bakıyorum. Hiç bakmadım telefona. 3-4 günden instagram kullanmadım.

Tuzlu falan yemedim. Zaten yani normalde çok tuzlu yiyemiyorum. Fakat proteinimi iyi almam gerekiyordu. O yüzden free proteinli smooth yaptım kendime. Çünkü böyle çok hani yemek yiyebilecek durumda değildim. Ve bol bol su içtim ve elektrolütlü içtim bunu. Elektrolütlü suyumun tadı da güzel oluyor. Bol bol su içtim çok önemli.

Bromelain'i içiyorum. Bol bol su içiyorum. Sürekli çişe çıkıyorum. Sürekli sürekli ödeme atıyorum. Sonrasında hafif hafif yürüdüm falan. Bunu da yaptım. Az hareket iyidir. Çoğu fazla. Ikınacak. Burun kaslarınızı fazla kasacak. Boyun kaslarınızı bile fazla kasacak şeyler yapmamaya çalıştım.

Neyse gelelim juicelere. Takvilerimi alıyordum içtiğim sıvılarla da bunu destekliyorum. Temelde şöyle bir şey söyleyeceğim size. Koyu yeşiller özellikle. Yeşiller ve koyu yeşiller ne için abi? Ödem atayım diye. Kırmızılar dolaşım için kankam. Ya antioxidan özelliği fazladır ya da dolaşım içindir. Pancarlı falan çok güzel kırmızı kırmızı juicele içtim. Genel söylüyorum. Turmeric Latte, Zerdeçal, Zencefil bunlar da inflamasyonu azaltmak için. C vitamini olanlar da kolejen için, morluk iyileşmesi. Genel söylüyorum tamam mı morluk için. Bunların hepsini böyle şey yapabilirsiniz. Karıştıra karıştıra içebilirsiniz. Çok temel söyledim ama iyiler, etkililer bunlar. Bir de size storumda turuncu bir şey göstermiştim. Parlak turuncu. O ne? Kökümeni yani Zerdeçal'dan elde ediliyor. Arkadaşlar bununla ilgili birkaç farklı düşünce var da. Konu şu anda o değil.

Bu güzel güçlü bir anti inflamatör tamam mı? Ben bunu toz halinde alıyorum. Toz halinde yemeklerin üstüne koyuyorum. Smoothie'min içine koyuyorum. Ameliyat sonrasında enflamasyonu azaltıyor. İyileşmeyi hızlandırıyor temel olarak tamam mı? Fakat bunu emrimini arttırmak için ya bir yağ ile abukada falan ya da karabiber, piperin olması lazım içinde. Bu ikisini beraber tamam mı? Aklıma gelenleri şu an mesela söyleyeyim size. Diyelim ki türmerek tozu attım biraz. Sonra işte azıcık karabiber. Hindistan cevizi suyu koydum içine. Pancar suyu, ıspanak. Rezalet bir şey oldu.

Şaka yapmak için. Çok komik. Bruno'nun yemeği. Kankam şimdi bir şey söyleyeceğim size. Ben bunları yaptım ya. Vallahi. Bakın benim yani benim yaraylaşmam geç. Gerçekten geç. Fakat benim morluklarım. Ha size onu anlatayım azıcık. Şimdi ödem oldu morluk oldu. Morluk niye oluyor? Kan dışarı çıkıyor damardan. Dokuya çıkıyor yani. Dokuya çıkınca da kırmızı görüyoruz haliyle.

That's it bro. Sonra ne oluyor? Renk değiştiriyor. Niye renk değiştiriyor? Bak bir tanem şimdi sana kolayca anlatmaya çalışacağım. Şimdi benim doktor beni ameliyat ediyor. Tamam mı şu kızın şu damarı almış diyor. Bistül gibi vuruyor benim damara. Ben karanladan gireyim. Çok komik. Neyse bir tanem. Damarım zedelenince. Ameliyatta tamam mı? Kan damar dışına çıkıyor. E ne yapıyor damar dışına çıkıp? Gidecek başka bir yere. Deri altında toplanıyor, birikiyor yani. Hematom diyoruz buna biz. Bu taze kanın yani daha yeni çıkmış tamam mı? Taze daha böyle. Ne var bunun içinde? Kana kırmızı rengi veren ne? Var ya sokak röportajları, pancar. Hemoglobin bir tanem. Hemoglobin ne renkte görünüyor taze iken? Kırmızı mor. Çok doğru. Sonra ne oluyor? Kan normalde damarlarla besleniyor ya falan. Ne oluyor mesela? Oksijenli değil mi? E damar dışına çıkınca artık beslenemiyor. Deride yalnız kaldı ya. O zaman oksijenini kaybediyor. Oksijenini kaybedince ne oluyor? Hemoglobinden oksijen çıkartıyorsun. Fransızca, Latince çıkarmak ne? De. Mesela depersonalizasyon diyoruz ya. De. Dehidratasyon diyoruz ya, su çıkarmak. Hemoglobinden oksijen çıkarmaya ne denir? Deoksihemoglobin. İşte bu deoksihemoglobin bir tanem. Mor mavi renk. Yani ameliyattan çıktınız bir gün geçti, aa kırmızı mor. Sonra aradan bir gün geçti, Allah Allah bu niye dedim maviye dönüyor? İşte bu yüzden. Sonra ne oluyor? Bizim vücudumuzda başlık hücrelerimiz var değil mi? İşte neanfositler, nötrositler, onlardan bir de makrofajlar var.

Bu makrofajlar da gidiyor. Bu dere altında toplanan diyor ki ne oluyor oğlum burada diyor. Ben diyor burayı temizleyeyim. Burada böyle kan birikmiş olmaz burayı düzeltelim diyor. Gidiyor bu makrofajlarımız. Bu kanı orada parçalarken bu hemoglobini biliverdine dönüştürüyor. Biliverdinin ne renk peki? Yeşil. Verde. Ben bilmiyorum oradan böyle bakmadım da verde yeşil demek İspanyolca. Latince de öyledir yani. Latince de öyle. Herhalde oradan geliyor. Dur bakayım. Ay doğru bildim bakın şimdi bayılıyorum böyle olunca. Bilirubin falan var ya bilirsiniz safra. Bilisafra demek işte bayıl İngilizcesi de. Verde de İspanyolca, Latince aynı kök. Yeşil aynen. O yüzden yeşilmiş yani Biliverdin. Biliverdin'in çevirdikleri yeşil oldu. Sonra ne oluyor en son? Biliverdin sonra Bilirubin. Billy Safra, Ruby ne? Ruby hani bilirsiniz dudak kalemi. Ruby kırmızı ya. Ama bu sarı renk. Ruby gibi sarı. Karıştırmayalım orayı. Neyse sonra. En sonunda Hemosiderin. En geç aşamada. Hemosiderin. Ama bu da kahverengi gözüküyor. Niye peki? Bak burada da söyleyeceğim. Niye kahverengi Hemosiderin? Çünkü heme. Himne, demir. Demir depolandığı için bunlar demirde kahverengi pigment var, hemosterin işte o. Ya Allah'ım çok güzel bir olay bu. Bu niye oluyor? Makrofajlar bizim hücrelerimizdi yani, temizliyordu bunlar. Bu demir moleküllerini gidip böyle yiyince, yiyince ne demek bu tıpta? Fagosit etmek. Yo, bunları biriktiriyor kanka. O zaman da işte demiyi birikince kahverengi pigment, hemosterin.

Şimdi ben bunları niye anlattım? Şu yüzden. Ben ne yaptım arkadaşlar kendi morluklarımda? Bu hücre döngüsünü kullandığım takviye, yaptığım işler, ödem, enflamasyon ve damar dolaşım üzerine yaptığım şeylerle o kadar hızlandırdım ki ama dengeli, aşırı değil. Benim bu döngü çok hızlandı. Yani damar dışına çıkan ürünler çok çabuk temizlendi ve benim yüzümde morluk oldu ya kırmızıydı yani mordu oldu sonra sarı, marı, kahverengi oraları görmeden 11 günde halloldu hepsi.

gitti rengime döndük maşallah supanallah ve ödemim bile yok şu anda ve çok kötü şişiyor normalde benim ameliyatım zordu çünkü hatta doktorum dedi ki bana Tuba geldiğimde de işte bunları konuşalım falan filan hani toparlayalım ben hastalarımla da söyleyeyim dedi ben dedim ki o zaman ben podcast kaydedeyim buradan çıktı aslında şimdi ben sizin sorduğunuz sorulara hazırsanız doktoruma teker teker soruyorum bence buraya kadar baya bir şey konuştuk bence sohbet çok güzel oldu umarım burnumun sesi nazar sesim çok kötü değildir Sevgili doktorcuğum, bir plastik cerrahdan istediğimiz performans sağlayacağımıza nasıl emin olabiliriz? Post opken şoke olmamak için hahaha god bless me demiş. Sevgili takipçim. Yani operasyon sonrasında ameliyattan kalktık, bir baktık. Aa biz böyle konuşmamıştık doktor bey. Olmasın diye emin olmak için ne yapabiliriz demiş. Ne dersin?

Her türlü cerrah işlemin riskleri ve komplikasyonları vardır. Dolayısıyla hiçbir cerrah işleminin sonucundan ne cerrah ne de hasta emin olamaz. Bunu öngörmekte mümkün değildir. Dolayısıyla da bu sonucu etkiler. O yüzden hiçbir doktordan kimse %100 emin olamaz.

Kimse izleyince emin olamaz. Cevap sizi tatmin etti mi? Ama harbi öyle. Bunu konuşacağız. Ben de çok güzel bir soru sordum bununla ilgili. Neye güveneceğiz o zaman dedim. İnstagram takipçisine mi? Ünlü oluşuna mı? Parasına mı? Yani daha ne kadar kim daha pahalı yapıyor ona mı falan? Konuşacağız bunları merak etmeyin. Ama ben böyle tak tak tak neyse ne dimdik cevap veren insanları severim genel olarak.

Şimdi ikinci soruyu soracağım. Bunu ben de merak ediyorum. Şimdi mesela benim yanak problemim yok. Tamam mı kızlar? Zaten yaşlandıkça yağ pedileri azalacak, kemik rezorpsiyona uğrayacak falan. O yüzden bunu düşündüğüm için hiç yaptırmaya yanaşmıyorum. Mesela terbatoks ihtiyacım da olduğunu düşünmüyorum. Onda yanaşmıyorum. Ama hepimizin aklında o soru var ya, acaba bisektom mu yaptırsın? Çünkü Hollywood'da Hollywood da görüyoruz ve yani çok basit diye söylüyor. Asla basit değil bu. Yani yapmak çok basit ama bilen kişi için basit. Komplikasyon olursa sıçtınız arkadaşlar. Sinirler giderse yani danan yani. O yüzden iyi birine yaptırın yaptıracaksınız. Neyse ben doktora sorayım. Sus artık. Bişektomi için ne diyorsun sevgili doktor? Bişektomi ilk çıktığında eski hocalarımız bişek yağının yani yanak içindeki yağın neredeyse tamamını alıyorlarmış. Bu da yıllar sonrasında, 5-10 yıl sonrasında yaşatmalara beraber yüzde çökmeler.

Meydana getirmiş. Dolayısıyla şimdi o 5-10 yıl önce alan hocalarımız kesinlikle almayın diyorlar. Bense buna katılmıyorum. Ben bişektomi uygun hastalarda çok iyi sonuç verdiğini düşünüyorum. Kendi ameliyatlarımda bişet yağının

Yani yanak yağının 1 bölü 3 kadarını alıyorum. Buradaki amacım makyaj yaparken o elmacık kimiğine koyu ton, yanak kısmına açık ton vermek, kontür yapıyoruz ya. Bu kontürün kalıcı etkisini, efektini yaratmak amacıyla sadece bu kadar bir efekt için bu ameliyatı yapıyorum. Hastalarıma da bunu bu şekilde anlatıyorum.

Yani böyle anlatsınca her bir insanın canı çekiyor. Çünkü o kontrol olayı falan çok iyi pazarlama. Bravo! Olay pazarlamanın değil de şöyle. O görüntü mesela benim de hoşuma gidiyor. Canım çekiyor konuşunca. Fakat bu ileri düşündüğümde tekrar söylüyorum. Ne kadar etkili olur bilmiyorum. Bunlar çok controversial konular yani çok hassas kişiye özel bence. Neyse anlaşıldı. Devam.

gıdı için en baba paket çözüm nedir? Şimdi burada mesela ben size kendi yaklaşımımı söyleyeyim. Benim bir gıdım yok. Fakat daha keskin bir çenatlı istiyor olsam mesela kendim, ne yaparım biliyor musunuz? Önce bakarım. Benim daha keskin bir çenatlına sahip olmamam için bendeki sebep gıdımdaki yağ mı? Yoksa gıdımdaki deri mi? Yoksa birazdan doktorumda soracağımız başka etkenler mi? Tamam mı? Ona göre. Niye her şeye kendimi katıyorum anlamadım arkadaşlar ama neyse soralım ve artık ben susayım. Bu arada gıdı için şimdi biz plas cera sorduğumuz için tabi ki cerahi yöntemlerden bahsedecek diye düşünüyorum. Eğer sorun burada deri ise de, sorun burada yağ ise de, hani sivilipaliz diye bir şey var veya endolifttir morfeustur falan cildin sıkılaşması için fakat bakın çok teknik şeyler var biliyor musunuz? Sen diyelim ki cildin sıklaşsın diye gittin, endolift yaptırdın, yaptırdın, her yıl yaptırdın. Sonra ne oldu? Deri altı, fibroz dokusu oldu. Sonra 50 yaşına geldin, dedin ki ay benim dedim boynum iyice sarktı, yaşlandığım boynumdan belli oluyor. Ben gideyim de şurayı bir gerdireyim. Abi sen gerdireceksin de doktor orayı yaparken ful cilt altı yapışmış, fibroz olmuş. Nasıl kaldıracak doktor onu? Yapar yine ama ful zorlaştırıyor o işi, tamam mı? Yani o yüzden gerçekten işin en başında uzun dönemde düşünerek planını hareket etmek gerekiyor.

Detaylar çok var. Neyse sevgili doktorum gıdı için bize güzel bir çözüm söyle. Genç hastalarda minimal gıdısı olan hastalarda kesin çözümler mümkün. Bazen yalancı gıdı problemleri oluyor. Yani hastanın çene geriliği vardır. Çene ucuna 2 cc dolgu yapıyorum. Bir anda çene uzadığı zaman boyundaki gıdı görüntüsü gidiyor. Aslında o kişinin gıdısı yok. Çenesi geride olduğu için gıdısı varmış gibi gözüküyor. Çeneyi öne aldığımız anda gıdı kesin bir şekilde çözülüyor. Bunu dolgu ile yapabiliriz. Yılda bir dolgularını yeni getirir hastalar. Sorun çözülür. Kalıcısını isterse çene implantı yapılır. Sorun net bir şekilde çözülür. Ama hafif kilolu hastalarda veya yaşlı hastalarda

Bu durum değişir. Kilo lastilerden orta kiloda gıdı liposakşın direkmen sorunu çözer. Hatta ben gıdı liposakşınla gıdıdaki yağları alıyorum. Aldığım yağları da çene ucuna doğrularak uyguluyorum. Hem çeneyi bir miktar uzatıyorum hem de gıdı bölgesindeki yağları aldığım zaman yine kesin bir şekilde keskin bir boyun hattına ulaşabiliyoruz. Yaşlı hastalarda ise gıdı liposakşın kesinlikle işlemi daha kötüye götürür. Burada mutlaka boyun germe ameliyatı yapmak lazım. Boyun germe ameliyatıyla kesin bir çözüm olur. Burada özetle her hastaya aynı işlem olmaz. Genç hastanın, hafif kilolu hastanın ve yaşlı hastanın gıdı problemlerine yaklaşımlar farklı olmalıdır. Kızlar anlaşıldı mı? Bence gayet anlaşıldı. Teşekkürler sevgili doktorcuğum. Şimdi diğer soruya geliyoruz.

Asla önermeyeceğiniz işlemler nelerdir bir plastik ciğerah olarak? Ve neden önermezsiniz? Demiş ben. Çok güzel soru.

Asla önermeyeceğim herhangi bir müdahale veya ameliyat yoktur. Hiç olmadı. Ama şöyle bazen hastalar bana geldiğinde kesinlikle yapmayacağımı söylediğim durumlar olabiliyor. Hasta bana bir ameliyatla geliyor. Bakıyorum eğer o ameliyat ona uygun değilse, gerekliyse veya o ameliyatta istediğimiz sonuca ulaşamayacaksak veya hastanın o beklentisini istediği ameliyatla karşılayamayacaksak kesinlikle bu ameliyat sana uygun değil diyorum ve yapmıyorum. Burada istediği kadar ücretle talep etse, söylese, istese kesinlikle yapmıyorum ve o zamanlarda bu ameliyattan uygun değil. Kesinlikle önermiyorum diyerekten söylüyorum. Onun dışında herkese her ameliyat eğer uygunsa yapılabilir. Etik etik etik. Sen ne güzel şeysin. Ne insan hakları. Öyle arkadaşlar. Şimdi diğer soruya geçelim. Takmin ettiyse size bu cevap.

Şimdi bu soruyu ben soruyorum, takipçilerim sorusu değil bu. Şimdi doktor bey, ben revizyon ameliyatı yaptırdım. Ameliyattan çıktım, before after gösterdiniz bana. Evet, sonuç güzel. Hatta bununla yetinmediniz, bana ameliyatta kafamı delerken videolarımı gösterdiniz, teşekkür ederim. Annem bakamadı da ben baktım ya, hoşuma gitti falan dedim. Yani çok kutsal bir şey ya, cerrahi ya. Çok ilginç bir şey. Neyse, geçelim bunları. Şimdi arkadaşlar bakın, hepinizin aklındaki soruyu sordum.

Şimdi ameliyattan çıktım bence sonuç çok iyi yani hani o anki sonuç fakat o anki sonuç demek değildir ki benim 2 yıl sonraki burnumun şekli. Çünkü ya ben biliyorum ki iyileşme sürecindeki bu 2 yıl yani 1 yılda %90 2 yılda %100 yani ama bu sürede nasıl baktığın çok önemli. 1-2 yıl oturacak evet. Bu süreçte bu oturmasında yapıların iyileşmesi, fibrozis, kakırdakların dolaşımı, beslenmesi falan etkili. Kabul. Ben ne yapacağım bu süreçte? Ağır ve ıkındıran sporlar yapmayacağım. Yani o squatlar falan yapıyordum ya. Neyle yapacağım? Kendi ağırlığımla, vücut ağırlığımla. O da şimdi değil yani. Bir ay sonra belki bir buçuk ay sonra başlayacağım. Altı ay boyunca en az ıkındıran bir şey yapmayacağım. Tamam mı? Kastırtmayacağım yani. Masajlara devam. Bunların kendi özel masajları var. Ve hani yapan doktorunuzun önerdiği masajı yapmak gerek. Çünkü hangi kıkırdağı, nereye koydun, nereye aldın, neresi hassas, nereye göre yapılması lazım. Öyle genel, mainstream bir şey olmaz. Onun dışında darbe almayacağım. Kendimi Osman maskesi alacağım. Öyle gezeceğim siyah siyah. O şakaydı ama koruyacağım kendimi mikro travmalardan da. yüzüstü yatmayacağım mesela gözlük takmayacağım benim için bu çok zor olacak neyse ben bunların hepsini yapacağım ama ben bunların hepsini yapsam da burnumuzun revizyonda özellikle eski yerine dönme eğilimi olabiliyor ya da yanlış kaynayabiliyor yanlış iyileşebiliyor fazla fibrozis erken iyileşme fazla fibrozis olabiliyor şimdi bunun için başka öneriniz olur mu sevgili doktorcum yoksa bu da risklerden biri yapacak bir şey yok bekleyip görecek miyiz? revizyon ameliyatları

Her zaman daha zor ve daha risklidir diye biz hastalarımıza söyleriz. Aslında ben revizyon ameliyatları yapmayı daha çok seviyorum. Çünkü revizyon ameliyatlar bir kere daha az yapılan daha zor ameliyatlar. Ben de her zaman zor ameliyatları ve daha az yapılan işleri seviyorum. Bu benim kendimle alakalı bir durum. Ama bu durum benim yapabiliyor olmam bu işin risklerini ve komplikasyonlarını azaltmaz. Çünkü revizyon ameliyatları

Demek burnu defalarca tekrar tekrar açmak demek. Burnu her açmamızda fibroziz dediğimiz olay yara iyileşmesi daha kötü olur. Yani ikinci ameliyattaki yara iyileşmesi ile üçüncü ameliyattaki yara iyileşmesi aynı değil. İlk ameliyattaki yara iyileşmesi de aynı değil. Mesela ilk ameliyatta çok iyi geçmemiş olabilir ameliyat ama yara iyileşmesi çok iyi olduğu için bu ameliyat

daha güzel sonuç verebilir. İkinci ameliyat, revizyon ameliyatı çok güzel geçmiştir ama skar ve fibrozis ile iyileşme olacağı için bu iyileşme durumları bu güzel geçen ameliyatın üstünü örtebilir. Dolayısıyla da sonuç almamızın önüne geçebilir. O yüzden birçok cerrah ameliyatın güzel geçeceğine inansa bile iyileşmenin ve revizyona bağlı sıkarlaşmanın kötü olacağı için çıkan sonucun da hastayı mutlu etmeyeceğini düşünür. Bu yüzden ameliyattan kaçınabilir, kaçabilir. Dolayısıyla burada kritik bir karar vermek lazım. Bana gelen revizyon hastalığında gerçekten burunda ciddi deformite varsa, her türlü yarayleşmesi kötü de olsa,

Sonuç değişeceği için ben revizyon yapıyorum, hastaya da öneriyorum. Ama minimal asimetriler, minimal değişiklikler istiyorsa kesinlikle hastaya revizyon yapmıyorum ve önermiyorum. Ne durumlarda yapıyorum? Evet, burun güzel ama ciddi bir nefes problemi var. Az önceki sorularda sorulduğu gibi. Deviasyon problemi düzelmemiş. Evet, burun güzel ama ciddi bir nefes problemi var. Kondisyona zayıflığı oluyor. Sporu yapamıyor. Sosyal hayatını etkiliyor. Uyku kalitesini etkiliyor. İş hayatına kadar yansır bu uyku problemleri. Uykusuzluk, kalitesiz uyku durumları. Sporcuysa sporsal faaliyetlerine etkiler.

O zaman bu revizyonları yapmak gerekiyor. Revizyon yapmak için tekrardan burnu açmak gerekiyor. Tekrardan septoma müdahaleler gerekiyor. Kaburga kıkırdaklarına kadar durumlar gidebilir ki bu çok sıktır. O zaman en azından diyorum burun şekli değişmese bile nefesini açacağımız için revizyonu öneriyorum ve yapıyorum. Yani anlayacağınız ben riskimi aldım, yaptırdım. Şimdi bu saatten sonra da elden geleni yapacağım. Bakalım iki sene sonra ne olacak göreceğiz bir tanem. Şimdi diğer sürüye geçiyorum.

Rinoplastik sonrası deviyasyonun düzelmedi, bu normal mi? Yoksa bu başarısız bir ameliyat demek mi? diye sormuş takipçim. Rinoplastik sonrası deviyasyonun düzelmemesi tamamen eksik bir cerrahi müdahalenin sonucudur. Yani deviyasyonun düzelmeme gibi bir durumu yoktur. Eğer sadece istikamaş bir ameliyat yapıldıysa, cerrah içerideki deviyasyonu önemsememiş veya düzeltmeye ihtiyacı duymamış olabilir. Ama bence bu yanlış. Ben estik taleple başvuran hastalarımda bile mutlaka nefes problemini sorguluyorum. Nefes darlığı varsa bunun sebebinin deviyasyon mu ya da burnun içi etlerine bağlı mı değil mi? Bunu tespit ediyorum ve bunu bu hastaya söylüyorum. Diyorum ki senin burnunda deviyasyon var. Estik ameliyatına beraber bu deviyasyonu da

çözeceğim diyorum ve de çözüyorum. Tabi devirasyon problemini çözmek eski ameliyattan çok farklı bir durum. Oraya ekstra kemik ve kıkırdak greftleri gerekebilir, destek atmak gerekebilir. Bunu yapmak da ameliyat süresinin neredeyse 1,5-2 kat uzatabiliyor. Septoma müdahale etmek, devirasyona müdahale etmek ekstra bir bilgi ve tecrübe birikim gerektirir. Birçok cerrahta

Bu konuda kendini yeterli hissetmiyorsa sadece estetik yapıp çıkabilir. Ama ben doğru bulmuyorum. Eğer gerçekten müdahale edilirse deviasyon düzelir. Düzelmeme durumu yoktur. Eğer düzelmediyse cerrahuna müdahale etmemiştir veya edecek bilgi birikime sahip değildir. Oh my god. Deviasyon düzelir, düzelmediyse cerrahuna müdahale etmemiştir. Doktor bey siz hayatınızda hiç linç yediniz mi acaba diyeceğim. Çok komik bir şey yemişti. Ama bunu söylersem şu an kim olduğunu da anlarsınız.

Şimdi soruya başlıyorum. Bir plastik cerrahı mesleğinde iyi olup olmadığını nasıl anlarız? Takipçi sayısına göre mi güveneceğiz? Arkadaşım, before after'a mı bakacağız? Ne olacak? Demiş takipçim. Ne dersiniz sevgili doktor bey?

Bir plastiklere iyi yapan ne takipçi sayısıdır ne de before after sonuçlarıdır. Çünkü before after sonuçları photoshoplarla değiştirilebilir. Tamamen yanıltıcı olabilir ki çoğu bu şekilde. Takipçi sayısı çok kolay bir şekilde satın alınabiliyor. Gerçeği yansıtmayan şeyler. Burada önemli olan sizi takip eden kesimin hangi popülasyona ait olduğu, hangi segment grubundan insan olduğu, hangi bakışına sahip insan olduğudur. Ben

Tüm ameliyatımın tüm aşamalarını her yerde paylaşıyorum. Çok fazla before after kullanmıyorum. Tamamen video paylaşımı yapıyorum. Buradaki amacım insanlara gerçeği göstermek. Herhangi bir oynanma olmadığını göstermek. Bir de sadece estetik ameliyat yapmıyorum. Çene cerrahisini, mikro cerrahiyi, rekonstüksiyonun tüm aşamalarını yapan bir cerrahım.

Estik yapmamış olmam, diğer işleri yapıyor olmam da hastalarımda ve beni takip edenlerde ciddi bir güven duygusu oluşturuyor. Bence bir plastik cereyanın en önemli şeyi bu. Estik dışında yaptığı diğer rekonstrüksiyon işlerde eğer o kişi iyiyse o mutlaka estik ameliyatlarda da gerçekten iyidir diyebiliyoruz. O yüzden yaptığı işlere bakmamız gerekiyor.

Şimdi ben sizin tarafınızdan konuşacağım. Yani gerçekten zor. Şu zor. Before after görüyorsun. Aa güzel, aa iyi falan. Ama dediği gibi doktorun da doğru söylüyor. Ben onaylıyorum arkadaşlar. Hangi teknikle, ne yaptı, ne etti. Gerçekten bilmiyorsun ki o ameliyatta başına ne geliyor, o sırada ne oluyor. Ya da yapabilecek başka bir şey vardı da yapmadı mı, etmedi mi? O yüzden güven şart yani. Güveneceğiz. Peki kime güveneceğiz? Ben size bir şey söyleyeyim mi burada? Kendi fikrimi söyleyeceğim.

Doktorun dediğinden bağımsız. O onun fikri, bu da benim fikrim. Ben psikiyatrde de, çok alakasız gibi gelse de size, psikiyatrde de, plastikte de, çoğu diğer branşta da, neye bakıyorum biliyor musunuz? Özveriye. Yani, bakın size Allah arkadaş gibi konuşacağım şu an. Bakın bir prof, ben bunu çok yaşadım psikiyatrde özellikle. Gittiğim her prof arkadaşlar, çok iyi isimlere gittim tamam mı? Ya saçma sapan tanılar koyup, bu arada bu bilimsel falan değil, bu benim şahsi görüşüm. Bunu genellemiyorum. Bu benim sadece kendi deneyimim. Bu bana böyle oldu diye, böyle olacak diye bir şey yok. Fakat benim deneyimim bu.

Çok saçma sapan tanılar koydular, garip garip ilaçlar kullandırdılar. Kendileri prof olurken ne üzerine yoğunlaştılarsa beni o kalıba sığdırmaya çalıştılar. O tanıları... Ne oluyor abi? Sakin olun. Ve ben bunun genel olarak çoğu bölümde de olduğunu düşünüyorum. Zaten adam prof olmuş, onu elemiş, eleğini asmış. Benim bir şeyimi bulmakla, benim ameliyatımı şöyle böyle kendini katlama çabası da yok. Biraz da böyle bakıyorum ben onlara, tamam mı?

O yüzden mesela ben isterim ki doktorum benim için bir şey düşünmeden, saati düşünmeden, benim için en iyi fonksiyonel ve uzun dönem en iyi olacak sonucu yapmak için uğraşsın. Sekonder başka bir şey düşünmesin isterim. Gündemim ben olayım yani o an isterim. Anlatabiliyor muyum? Mesela psikiyatriden örnek vereceğim. Benim terapistim, Allah razı olsun adına, yaşadığım şeyleri

Benden daha çok aklında tutuyor yani. Ben hatırlamıyorum anılarımı. Kendi hatırlıyor. E ne yapıyor bunları? E yazıyor arkadaşlar. Yani bilmiyorum. Görmedim yazarken de hani anlatabiliyor muyum? Çalışıyor yani bunların üzerine. O da insan. Ve ne isimler var ya? Ne isimler? Hiç. Öyle mi ha? Böyle gündelik şeyler falan. Bahsetmemiş özveri bu. Konu para değil. Bu parayla alınabilecek bir şey değil. Biraz böyle değerlendirebilirsiniz. Ne kadar öğrenmeye, kendini geliştirmeye, daha böyle kendi tekniğini üretmeye... Var ya öyle insanlar. Ya da işte rekonstrüksiyonda ne kadar iyi, ne kadar... Nerede yapmış ihtisası, orada kaç ameliyat... Ya bakın, madem böyle bakın. Hangi teknikle yapıyor, biraz da ona sorun bunları, söylesin. Aranızda güven ilişkisi olsun. Tamam mı? Ama siz derseniz doktor bey bu ne kadar? O zaman o da size der ki bu bu kadar. Konu bu değil. Para önemli ama önce diğerleri. Çünkü çok para verseniz de iyi olmayabilir. Fazla para vermek size hiçbir şeyin garantisini vermiyor maalesef. Ve diğer soruya geçiyorum.

Doktor bey, cerrah olarak sizin için teknik olarak en zorlayıcı estetik ameliyat hangisi? Arkadaşlar ben olsam.. Abi bu arada çok zor abi ya. Bence karın gelme baya zor bu arada. Komplikasyonu falan sıkıntı. Yarın Boris'i tıpçılar bilir. Bakalım doktor bey ne diyecek?

Teknik olarak en zorlayıcı eski ameliyatlar bana göre birinci sırada rinoplastik gelir. Çünkü çok küçük bir organ. Çalıştığımız alan çok küçük ama birçok anatomik bölge var. Ve küçük bir organa büyük bir değişim yaratmak için yaklaşıyorsunuz.

Bu küçük bir organda büyük değişimler yaratmak gerçekten zordur. Çalıştığınız alan zor, görüş aranı kısıtlı. Hele ki bile kapalı yapıyorsanız çok daha zor. O yüzden benim için daha zor olan juno plastiği kapalı yapmak.

İkinci zor olan da popo estikleridir. Popo estikleri de özellikle popo implantı, popo büyütme ameliyatları, popo kasanın içine koyduğumuz için bu implantları oradaki sinirlere zarar vermeden ve komplikasyon işleri çok yüksek, temiz bir ameliyat yapmak gerçekten ince, ayrıntılı bir ceraye gerektiriyor. Bunun dışında herhangi bir zorlayıcı ameliyat yok. Abi popo estetiği, abi oturamamak ne? Bu BBL'i bunlar şey diye yaptırıyor ya peynir ekmek gibi harbi çok zor ha. Helal olsun ya ben o kadar hastaneye gelip 38 ateşe dayanamayan kadınlar. Benim içimde biriken acil nefreti. Ay peki bir sorumuz daha var bir saniye bir saniye. Yaptığınız en zor rekonstrüksiyon ameliyatı hangisi?

Yaptığım en zor rekonstüksiyon ameliyatları benim için cinsiyet değişimi ameliyatlarıdır. Tabii ki zorlanıyorumdan kasıt, teknik olarak zor. Aslında zorlanmıyorum. Zorlandığınız bir işi devamlı yapamazsınız. Cinsiyet değişimi ameliyatları en az

4-5 seansta sonuçlanan, 6 ay 1 yıl civarında iyileşme sürenin olduğu ve sonucu ulaşmanın gerçekten mutlu sona ulaşmanın diyelim zor olduğu ama ulaştığınız zaman da gerçekten o kişinin hayatını değiştirdiğiniz, o kişiyi mutlu ettiğiniz bir ameliyat. Saatler süren ameliyatlar, 15-20 saatleri bulabilen ameliyatlar. Teknik olarak zor ama yapması keyifli, haz veren, beni tatmeden ameliyatlardan. Benim kendimi tatmin etmek için yaptığım 35 katmanlığı, her bir halt banyosu, yani everything şabırın yanında. Doktor Bey'in yaptığı haz verici işlemler. Okey, let's go! Arkadaşlar diğer sürüye geçiyorum. Bakın bu da çok merak ediyor. Hangi operasyon, hangi estetik cerrahi hastalar için iyileşmesi en zor olanı? Özellikle iyileşmesi zor olan ameliyatlar karın gelme ameliyatları ve de meme küçültme, dikleştirme ameliyatlarıdır. Popo büyütme ameliyatlarında dahil edebiliriz. Bu ameliyatlardaki sürecin zor olması da ağrıların uzun süre devam etmesi. Örneğin memek üşütmedikleştirmede bu 3-4 gündür, karın germede 10 gündür, popo büyütmede 1 aydır. Bu süreçlerde ciddi ağrılar olabilir. Dolayısıyla da hastalar için bu süreçler geçirmesi çok sıkıntılı ve zordur. Ama eninde sonunda tüm bu süreçlerin sonunda eğer ameliyat güzel geçmişse herkes bu ameliyatı olduğu için mutludur. Tamam o zaman şuna değinelim lütfen.

Postop yani ameliyat sonrası yapılmaması gereken en büyük hatalar, cerrahinin yedi büyük günahı nedir hocam? Burun ameliyatlarından sonra sigara içilmesi, nargile içilmesi veya uyuşturucu madde kullanılması kesinlikle ve kesinlikle yapılmaması gereken, yapıldığı takdirde de dünyanın en iyice rana damlatı olsanız sonucun kesinlikle olumsuz olabileceği, olma ihtimali yüksek olacağı, Çünkü sigara dumanı ve nikotin, kıkırdakların erinmesine sebep olan, kıkırdakların kan dolaşımını bozan en büyük etkenlerdir. Biz bazen patlıcan bile yemesini istemeyi sarsarız. Çünkü patlıcanın içerisinde nikotin var. Bunlar önemli, bunları kesinlikle yapmaması gerekir. Meme büyütme ameliyatlarında kesinlikle erken dönem ağır spor yapılmaması lazım. Protezin, silikonun kaymasına sebep olur ve meme şeklini bozar. Popo büyütme ameliyatlarında kesinlikle bir ay boyunca oturmasına, sırt üstü yatmasına izin vermiyoruz hastaların. Yine popo protezinin kaymasına sebep olabilir. Yüzüstü yatmaları gerekiyor ve oturmamaları gerekiyor. Onun dışında diğer tüm eski ameliyatlarda bu tarz radikal kısıtlamalarımız yok. Her şey serbesttir. Tamam bunu anladık bence. Asıl şimdi bakın gelin benim sorma. Siz de bunu çok seveceksiniz.

Doktor bey her şeyi doğru yapsan da cerrah olarak bazen istenilen sonuç olmuyor. Dokular öyle iyileşmiyor ki. Yani en ünlü profa gidiyorsun hiç beklemediğin sonuç alıyorsun. Başkası abi devlet hastanesine gidiyor hani onu beğenmiyorlar ya. Ama mis gibi burnu oluyor. Evet bu sonucun oluşması çok katmanlı bir süreç kabul. Ama ne yani sonuçta her şey şansa mı bağlanıyor? Duh! Ne dersiniz?

Bence çok güzel, çok kaliteli bir soru. Her şeyi süper yapabilirsin. Ameliyat çok başarılı geçer. Kendinde çok için gönlün rahat bir şekilde ameliyattan çıkabilirsin. Ama sonuca baktığın zaman sonuç ne seni mutlu eder ne hastayı mutlu eder. Bunun en büyük sebebi öngörülemeyen kişinin genetik yara iyileşmesi sürecidir.

Bazı insanlar, mesela bende de bu şekilde, bir plaç yer olmama rağmen vücudumdan 3-4 tane ben aldırdım. Çok kötü izler kaldı. Sigara bile kullanmıyorum. Yarayleşmesindeki en büyük iki etken, bir tanesi genetik, iki tanesi sigara. Evet, sigara değiştirebilir bir etkendir. Kullanmazsınız ameliyattan önce bir ay, ameliyattan sonra bir ay. Yarayleşmeniz güzel olabilir. Ama genetik faktör, bu değiştirilemez bir faktördür. Ve insanda bunu öngörmek de zordur. Kişinin yara iyileşmesi bozuksa bu bir genetiktir. Bunu değiştiremezsiniz. Evet tabi ki ameliyat sonrası yara iyileşmesinin güzel olması için bazı medikal tedaviler veriyoruz, kremler veriyoruz. Ama bunlar sonucu tamamen istediğimiz gibi etkilemiyor. Bu şans değildir. Bu sizin genetiğinizdir. Buna yapacak hiçbir şey yok. Birkaç önlem alınabilir. Nedir? Steroid tedaviler vererekten yara iyileşmesini biraz daha geciktirerekten daha hafif iyileşme, daha yavaş iyileşme

Yara iyileşme sağlayaraktan en azından izlerin daha az olmasını sağlıyoruz. Çünkü genetimiz kötüyse yaralar çok daha hızlı iyileşebiliyor. Pertrofik, skar ve keloide sebep oluyor. Çok daha yavaş iyileştiği zaman da yara iyileşmesi bozuk oluyor. Yine kötü iyileşiyor. Yani bir yaranın çok hızlı iyileşmesi de iyi değildir. Çok yavaş iyileşmesi de iyi değildir. Onun bir dengesi vardır. Eğer bu denge yoksa, bir dengesizlik varsa gerçekten yaralar kötü iyileşebilir, sonuçlarımızı etkiler. Hele ki eski ameliyatlarda izler çok önemli. Çünkü her türlü cerrahi girişimde bir vücuda büstürü değdiği anda iz kalır. Bizim amacımız bu izi gizlemek. Yaralarda kötüleştiği zaman bu izler gizlenemez hale geliyor. Bunu öngörmek mümkün değildir. Dünyanın neresinde giderseniz gidin, kime yaptırırsınız yaptırın, bu durum değişmez. Mesela burn ameliyatlarında kıkırdaklar, difüzyonla beslenen, bir damar olmayan yapılar bu. Kişiden kişiye gerçekten çok fark ediyor. Biz çok güzel bir şekilde bu kıkırdakları kullanıyoruz ama bu kıkırdaklar kaynamıyor, beslenmiyor, eriyor. Dolayısıyla burundan yamulmalar, şekil bozukları ve buruncu düşmelerine sebep olabiliyor. Ne yapıyoruz? Gidip kaburga kıkırdağı kullanıyoruz. Kadarva kıkırdakları kullanıyoruz. Kadavra kıkırdakları bazı insanlarda hiçbir reaksiyon vermezken bazı insanlarda vücut hiçbir şekilde kabul etmiyor. Kendini atıyor. Enfeksiyona sebep oluyor. Kabuka kıkırdakları bazı insanlarda çok güzel sonuçlar verirken bazı insanlarda deli delip çıkabiliyor. Bunları da öngörmek mümkün değil. Burada önemli olan şey şu. Her türlü başarısızlık veya şanssızlık karşımıza çıktığında bu komplikasyonları iyi yönetebilmek ve erken zamanda yönetebilmek o zaman

Sonuçlar çok daha kötü olmadan düzeltilebilir. Okumuş insan tabii. Şans diyemiyor, genetik diyor. Abi çok iyiymiş he. Kendini okumamış olup böyle rahat rahat atıp tutmak aşırı rahatmış. Ben bundan sonra böyle takılacağım. Zaten ne yapıyordun? Neyse.

Anlaşıldı mı bir tanem her şey? Sorularımız bitti bu arada. Teşekkür ederiz Doktor Bey'e. Ben çok yorum yapmayacağım kendisi hakkında. Soruşturmamak istemiyorum. Asla reklam yok. Gittim paramı verdim, oldum, faturası elimde. Sadece kendisini daha önceden tanıyordum yani. Aramızda böyle bir tanıyorum. Sevdiğim bir insan kendisi. Bu kadar. İnsanlığından bahsetti. İsim de vermedim valla reklam yok. Yapmam öyle bir şey zaten beni biliyorsunuz. Bence zaten hani böyle estetik bir olayı işte reklamla yapmak, ücretsiz yapmak, bir şey yapmak bunlar harbi çok riskli şeyler. Ya bir şey olsa dava etsem nasıl edeceğim abi adamı da?

Böyle demem neyse. Şükürler olsun ki var ya o da riskliydi. Şükürler olsun ameliyatım iyi geçti yoksa aramız bozulacak. Ben dedim ama nasıl bu riski alıyorsun dedim zaten. Yani benim ameliyatımı yapmak biraz sıkıldı. Ama gün sonunda ben kendimi ekime teslim ettim. Ve şükürler olsun şu ana kadar iyi gidiyor her şey. Bundan sonra da süreci siz görürsünüz. Henüz daha görmediniz. Bakalım beğenecek misiniz? Ya bu kız daha ne yapsın? Daha ne anlatayım ya? Artık burnumun direği ağrıyor. Dün de uyuyamadım gece. Hiç şimdi yani ilaç içip uyuyacağım çünkü uyuyamıyorum. Papam acıyor papam. Bir de hep böyle dolu her yerim böyle canım acıyor. Neyse şimdi uyku ilacı içeceğim arkadaşlar. Ve 12 saat uyumayı planlıyorum. Bugün perşembe ve yarına ekip yetiştirecek sizin için bunu. Cuma sabah 6'ya. Herkesin ellerinden öpüyorum. Emeklerinden de öpüyorum. Sizi de öpüyorum. O kadar tantana çıktı yani. Gizliyor gizliyor. Gizlemiyorum kankam. Nazar değecek ya. Bir burnumu göreyim bir iyileşsin. Daha tamponum çıkmadı ya.

Elin saf, sizi seviyorum. Bay bay.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)