
1.786 kelime · ~9 dk okuma
Arkadaşlar merhaba, PodV ile hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bu hafta birazcık serbest akış olacak çünkü ne anlatacağımı ben de bilmiyorum. Dün çok güzel bir film izledim, ondan bahsedeceğim. Bir de geçenlerde güneş yükselen ay arasındaki farklarla ilgili çok soru gelmişti. Birazcık astrolojinin başına geri dönmemizde fayda var diye düşünüyorum. O zaman bu yolculuk başlasın.
Şimdi öncelikle dün, yani dün 7 Ekim'di galiba değil mi? 7 Ekim olması lazım. Dün 7 Ekim, atıyor muyum? 7 Ekim mi? Daha neler? Zamanında yolculuk yaptım arkadaşlar. 2 Ekim'de Atlas Sineması'nda bir filmin öngösterimine davet edildim. Pod B ekibinden Metin Hoca'nın seslerini yaptığı bir film. Gündüz Apollo'nun Gece Athena diye bir film. Bütün ekibe tekrar buradan, bu podcast'tan çok teşekkür etmek istiyorum. Uzun zamandır izlediğim en güzel şeylerden bir tanesini izledim. Biliyorsunuz ben sanat tarihçiyim ve sanat tarihçisi olduğun zaman böyle sanatla ilişkin ve izlediğin şeylerle ilişkin biraz tuhaf oluyor. Yani bir şeyi sürekli anlamak üzerine izlemek zorunda kalıyorsun. Sürekli her şeyin analizini yapmaya başlıyorsun ve sanat bir yerden sonra manasını kaybediyor. Çok uzun zamandır ben şey diyorum zaten beni güldürmeyen sanatla artık ilgilenmiyorum. Yani o uzun uzun derin derin işte entelektüel çabalarla yapılmış filmleri zaten izleyecek ne sabrım kaldı ne vaktim kaldı diyebilirim. Bu tabii ki de birazcık yaştan kaynaklanıyor ve birazcık yorgunluktan kaynaklanıyor ve de gerçek hayatın inanılmaz sıkıcı ve gri olmasından dolayı sanatta ben artık beni mutlu eden şeyler istiyorum. Dünkü film yönetmenin, yazarının, bütün prodüksiyonun ve bütün oyuncuların tekrar emeğine çok büyük sağlık ve çok tebrikler diyerek şöyle söyleyebilirim ki çok izlemesi güzel bir filmdi.
konuyu anlatmayacağım. Özet geçiyorum. Bir kız işte yetim annesinin hayalini arıyor ve bunun için SİDE'ye gidiyor ve bir antikentlerde dolaşma hikayesi deyip geçeceğim. Çünkü izlemenizi çok istiyorum. Ben konuyu bu kadar biliyordum. İzlerken çok şaşırdım ve çok mutlu oldum. Filmin başarısı bana göre, beni ne kadar umursarsınız bilmiyorum ama bana göre başarısı aslında çok ağır, çok acı dolu ve herkese ait olan hikayeleri günlük güzelliğin içine yedirerek çok soft bir şekilde anlatmasında. Yani filmin
Her tarafında bir kahkaha atarken ufak gözün doluyor. O sırada işte Türkiye'nin aslında ne kadar güzel bir ülke olduğunu tekrar görebiliyorsun. Ve herkes o kadar normal ve doğal bir şekilde anlatıyor ki hikayeyi. Sen sanki hikayenin içinde onlarla berabermiş gibi oturabiliyorsun. Tekrar ediyorum. Gündüz Apollon, Gece Athena. Lütfen bir fırsatını bulup izleyin. Bu tarz yönetmenlere, bu tarz hikayelere çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ve yani yapabileceğiniz en iyi şey, burada aylardır konuştuğumuz şey, paranızı nereye harcadığınızla ilgili ya. Paranızı bu filme harcayın. Lütfen destek verin. Bu tarz hikayelere çok ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Ve buradan tekrar Emine Hoca'ya eline sağlık ve bütün oyunculara eline sağlık demek istiyorum. Bunu bitirdikten sonra. Geçenlerde ben bir tane post yayınladım kendi instagram sayfamda ve şeydi konu işte güneş burcumuz ve yükselen burcumuz arasındaki fark ne ve hani buna göre güneşiniz işte x olduğunda yükseliniz x olduğunda nasıl bir fark yaşarsınız diye. Bunun üzerine çok fazla soru geldi ve fark ettim ki beni takip eden ve beni dinleyen insanlar ve genellikle astroloji kontenti tüketen insanlar da hala da tabii ki de doğal olarak çünkü bu yani iş çabuk çabuk öğrenilen bir şey değil bazen arada sırada bunların birazcık açıklamasına ihtiyaç oluyor.
Şimdi siz doğduğunuz anda, yani ben kendimden bahsedeceğim ve benim yerime kendinizi koyabilirsiniz. Ben doğduğum anda, benim doğduğum noktadan ve benim doğduğum anda gökyüzüne baktığımızda bana göre gökyüzünün nasıl şekillendiğine ya yerleştiğine göre bir harita ortaya çıkıyor. Bu tepeye doğru da baktığımızda oluyor, aşağıya doğru da baktığımızda oluyor ama ben tepeye doğru bakma hareketini yapıyorum genellikle. Ve o etrafımı yani benim doğduğum andaki benim etrafını çevreleyen bütün gökyüzü benim doğum haritamı teslim ediyor aslında. Şimdi burada bir sürü gezegen, yerleşim, işte matematiksel noktalar, asteroidler falan her şey var. Ama haritayı anlamaya başlamak için ilk dikkat ettiğimiz şeyler bizim ve kendinizi anlamak istiyorsanız da ilk buraları çözmenizde faydası olan şeyler. Yani bana kalkıp da benim haritamda Aldebaran yıldızı varmış. Hocam ne demek bu? Ya bir saniye dur. İlk başta şu üç yerleşimin ne demek olduğunu öğren. Bunu çok iyi özümse dediğimiz yerleşimler. Güneş burcumuz. Yani biz doğduğumuzda Güneş o Zodiak'ta hangi burcu? burcun içinde duruyormuş ay burcumuz biz doğduğumuzda ay hangi burcun içinde duruyormuş ve de yükselen burcu dediğimiz şey şimdi yükselen burcu bir gezegen değil bir yerleşim böyle bir fark var ve şöyle bir yerleşim ben doğduğum anda doğu ufkunda yükselmekte olan burç hangisiyse benim yükselen burcum o oluyor
Şimdi Güneş, her zaman Güneş'ten başlıyoruz. Neden? Çünkü bütün evren Güneş'in etrafında dönüyor arkadaşlar. Bunu daha önce aslan burçlarını anlatırken söylemiştim ama... ...Güneş'in etrafında döndüğümüz için ve Güneş asıl yaratım gücü olduğu için... ...en önemli şey bizim Güneş burcumuz oluyor. En önemliden kasıt şu bu arada, onu anlayarak her şeyi üzerine koymaya başlıyoruz. Güneş burcumuz, Güneş'in fonksiyonu, çünkü gezegenler birer fonksiyon aslında, birer eylemden oluşuyorlar. Bizim özümüzde kim olduğumuzu, bilinçli varlığımızı temsil eden yerleşim oluyor. Yani güneşiniz hangi burçtaysa, sizin bilinçli tercihlerle oluşturduğunuz öz kimliğiniz o burç özelliklerine sahip oluyor. Yani güneşi koç olan birisi, mesela ben, özümde bütün koçun özelliklerini taşıyorum. Koç arketipin benim özümde var oluyor. Ay Burcu bunun karşılığında, bu arada güneş görünen, görünen bilinç, ulaşılabilir bilinç, yaratım gücü, motivasyon, hayat enerjisi, bizim içimizden doğal olarak ortaya çıkan ateş, hareket etme ihtiyacı vs. Mars'tan farklı, Mars daha hareket ve saldırganlık halinde, bu bir var olma şekli olarak düşünebilirsiniz. Ay Burcu bunun karşısında, karşısında diyorum çünkü birisi eril enerji, diğeri dişil enerji olacak şimdi. Ay Burcu'da bizim görünmeyenle olan ilişkimiz, bilinçaltımızla ilişkimiz ve aynı zamanda duygularımızla ilişkimiz. Yani insanı kademelere böldüğümüzde, bir insan, bir varlığı kademelere böldüğümüzde, bütün bilincimizin işleme şekline, bilinçaltı, bilinç dışı, her şey beraber kademelere böldüğümüzde bizim bir özümüz var, bir duygularımızla ilişkimiz var, bir
Sevgi ve değerle ilişkimiz var, iletişimle ilişkimiz var. Bunun nasıl ortaya çıktığını belirleyen şey, bu yerleşimlerin nerede olduğu. Bir de ekstra olarak tabii ki doğum haritamıza göre kaçıncı evde oldukları. Ama ilk anlamanız gereken şey, ben güneş koçum dendiğinde, aslında sen güneş koç değilsin, güneş koç olmak için buraya gelmişim gibi bir fark var. Bu evrimsel astrolojide çok kullanılan bir şeydir. Yani kendiniz güneş burcunuzda, çok bağdaştıramıyorsanız bunun büyük ihtimalle sebeplerinden bir tanesi diğer yerleşimlerinizin güneş burcunuzla çok alakasız olması. Diğeri de ruhunuzun daha onu yani o özü yaratmaya yeni başladığı anlamına geliyor. Siz güneş burcunuzun içine zamanla oturuyorsunuz aslında. Arkadaşlar şimdi bir nefes alalım isterseniz. Birazdan tekrar birlikteyiz.
Yükselen Burç dediğimiz şey, o işte ufukta, doğu ufuğunda yükselmekte olan Burç... ...bizim içimizden yükselen ve dışarıya doğru verdiğimiz enerji. Yükselen Burç, yani o yerleşim, çok fonksiyonu olan bir şey değil. Bize dış görünüşümüzü verir, dışarıya verdiğimiz enerjiyi verir... ...ve de aynı zamanda Yükselen Burç'un yerleşimine göre haritadaki bu evler dediğimiz konular yerleştiği için... ...çünkü Yükselen Burç her zaman birinci evi yönetir... bizim aslında hayata bakış açımızın nasıl ilerleyeceğine dair bize bilgiyi veren yerleşimlerden bir tanesidir. Bir koç güneş koç yükselen oğlak birisiyle güneş koç yükselen yengeç arasında inanılmaz bir fark vardır. Bir insana ilk baktığınızda ağzını açmıyorsa özellikle hiç konuşmamışsa sizinle
Gördüğünüz enerji yükselen enerjidir. Bana hep şey diyorlar, benim burcumu tahmin etsene. Burcunu tahmin edemem. Yükselen burcuna da ayrı bir şeyler söyleyebilirim ama bir insanın. Çünkü fiziksel özelliklerine baktığınız zaman işte aslan yükselenlerin gözleri kedi gibi oluyor, pençeleri oluyor, yay yükselen bacakları çok uzun oluyor ve acayip pozitif bir enerji veriyorlar. Yengeç yükselenlerin yüzleri hafif yuvarlak olur, daha yuvarlak hatlara sahip olurlar. Çünkü ay gibi şeylerden dolayı bir insanın yükselen burcunu tahmin etmek, güneş burcunu tahmin etmekten özellikle konuşmaya başlamalıysa daha kolaydır. Yükselen burcunuzu anlamak, sizin dışarıya verdiğiniz enerjiyi anlamak için önemlidir. Bir de ay burcumuz var işte. Ay burcu, benim kendi ay burcumun yerleşiminden dolayı anlaşılması zor geliyor bana. Çünkü hava grubunda benim ay burcum. Ama sizin duygularınızı bilgisayar tabiriyle söyleyeceğim, nasıl kompüt ettiğinizi size gösteren şey. Mesela su grubu olan ay burçları, yani balık, akrep ve yengeç, yani duygularını gerçekten hissedebilen, fiziksel olarak hissedebilen insanlar oluyorlar.
...duyguyu hissetmek diye bir kavrama sahip oluyorlar. Aynı zamanda toprak grubu da duygularını hissediyor. Yani Boğa, Başak, Oğlak, Aylar. Ama onlar mesela daha kontrolcü ve daha nasıl söyleyeyim... ...işine gelmeyen duyguyu daha alta bastıran insanlar oluyorlar. Hava grubu ise duygularını analiz ediyor.
Yani duyguları hissetmektense analiz ediyorlar. Bu onların duygusuz olduğunu göstermiyor. Onların duyguları kompüt etme şekli hissetmek yerine analiz etmek oluyor. Onun dışında bir de ateş grubu var. Zaten duyguları direkt olarak suratlarında oluyor onların. Yani ateş grubu diye parlayan bir grup olduğu için onların duygularıyla ilişkileri de parlamalı, çabuk hissetmeli ve çabuk üstünden geçmeli oluyor diyebiliriz. Ay aslanların drama ihtiyacı, ay koçların hızlı öfkelenmesi ve çabuk sönmesi, ay yaylarında kendi duygusal güvenliklerini hızlı bir şekilde hareket edip özgürleşmekte bulmaları gibi.
Şimdi bu üç yerleşiminizi algıladıktan sonra ve anladıktan sonra, oturttuktan sonra bence diğer konularla ilgilenmeniz gerekiyor. Çünkü bu üçlü bir şekilde tabii ki de sonradan Venus, Mercury vs. girecek ama sizin özünüzde kim olduğunuz, dışarıya verdiğiniz imaj ve aynı zamanda o duygularımız dediğimiz bilinçaltıyla olan ilişkiniz. Bu üçlünün tamamı aslında bir noktada belki de ID, ED, süperego falan gibi böyle hani psikolojik terimler var ya şimdi yani çok bilmediğim için söylemek istemedim ama Carl Jung'un arketiplerini oluşturmasında da kullandığı şeylerdir bunlar.
Bu üçlü sizin kim olduğunuza dair en temel bilgiyi veren bilgiler oluyor. Bunları kavradıktan sonra Venus'ünüz, Merkür'ünüz ve Mars'ınız bunları destekleyen yerleşimler olarak hayatınıza giriyor. Yani Venus işte değer, sevgi, özdeğer, parayla ilişki vs. gibi dışarıya dönük, içeriden dışarıya dönen bir ilişki tarzını belirliyor. Mars motivasyon, korktuğunda ne yapıyorsun, ne için savaşıyorsun, nasıl bir savunma sistemin var gibi bir enerji. Mercury'de bütün bunların hepsini nasıl algılıyorsun, nasıl dışarıya veriyorsun gibi bir enerji. Astrolojiyle ilgilenmeye başladığınızda temelden başlayıp aynı bir dili öğreniyormuş gibi alfabe, kelime, basit cümle, paragraf, kitap yazmak gibi yükselerek gitmenizde fayda var. Ve alfabe zaten birincisi gezegenler ne yapıyor, burçlar ne yapıyor, Evler ne işe yarıyor? Sonradan cümle kurmaya başlıyorsunuz. Kelimeleri öğreniyorsunuz mesela. Güneş, koç, cesaretlerle ilgili olabilir. Güneş, koç aynı zamanda bencillikle de ilgili olabilir. Bu sizin nasıl yaşadığınızla ve kendinizde ne gördüğünüzle bağlı bir şey. Bunun üzerine de cümleler kurmaya başlıyorsunuz. Evde mesela. Birkaçıncı evde bu iş. Birinci evde ise sizin zaten özünüzle kim olduğunuz birbirinizle aynı olmaya başlıyor gibi. Astrolojiyi öğrenmek isteyen herkese tavsiyem, yani kendi haritasını okumak isteyen herkese tavsiyem... ...stepleri atlamadan kendinizle ilgili yüzleşmeyi bu formülü kullanarak... ...çok basit, çok sade bir şekilde başlayıp olayı karmaşıklaştırmadan ilerletmeniz. Her bilgi gibi bu bilgi de temel taştan komplikeye doğru gitmek zorundadır. 2 artı 2 dört nedir bilmeden entegral çözmeye kalkamazsınız sonuç olarak.
Bu hafta böyle biraz serbest takış oldu. Yorgunum. Güzel zamanlardan geçiyorum ama yorgunum herkes gibi. Dünkü film çok iyi geldi. Tekrar hatırlatayım. Lütfen gidin Apollon, Gündüz Apollon, Gece Athena'yı seyredin. Özellikle mitolojiyle ilginiz olan varsa ve birazcık hani tuhaf... ...okült dünyalarla ilgisi olan insanlarsanız çok seveceksiniz diye düşünüyorum. Onun dışında da astrolojiyi öğrenmek istiyorsanız lütfen yavaş gidin. Her şeyi özümseyerek gidin. Ve bunun bir karmaşık bilgiler topluluğu olduğunu unutmayın. Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.