
2.671 kelime · ~13 dk okuma
Arkadaşlar merhaba, PodB'yle hazırladığımız Ben Astrologu Değil'in podcastına hoş geldiniz. Bu hafta size birazcık 13 Ekim'de Duran harekete geçen Pluto ve onun etkilerinden bahsedeceğim. Birazcık da neler oluyor, bitiyor, genel olarak ondan bahsedeceğiz. Çünkü astroloji hiçbir zaman tek bir transit üzerinden anlaşılacak bir şey değildir. Pluto'nun, Duran hareketi ve sonrasında ileri gitmesiyle birlikte büyük resimde neler oluyor, onları konuşacağız. Hazırsanız bu yolculuk başlasın.
Şimdi, merhaba ilk başta. Şu anda 17 Ekim'deyiz. Geçtiğimiz haftalarda bir tane de koç dolunayı üzerimizden geçti. Biliyorum benim üzerimden geçti, sizin de geçmiştir diye tahmin ediyorum. Bu astrolojik transitleri anlarken nereden geldiğimiz ve aynı anda neler olduğu ve nereye doğru gittiğimizi yorumlamak en önemli şeylerden bir tanesi. Plüton beş buçuk aydır Kovaburcu'nda geri hareketindeydi. Şimdi ileriye doğru gitmeye başlayacak ve Plüton bizim jenerasyonel dediğimiz yani daha büyük resimle ilgili olan bir gezegen olduğu için günlük birebir olaylarda çok fazla etkisini görmüyormuşuz gibi hissetsek bile arka planda sürekli olarak hem bizim nasıl düşündüğümüzü hem bilinçaltımızı hem de kolektif bir şekilde insanların tamamının davranışları ve düşünceleri diyeceğim. Genel olarak bazı stüksürlerle bazı yapılarla ilişkisini belirleyen gezegenlerden bir tanesi.
Plüto'nun en büyük olayı bir kere akrebin yöneticisi. Bunu bilmemizde fayda var çünkü tutku ve güç oyunlarıyla alakadar. Ben daha çok bu güç kısmından bahsetmek istiyorum size. Şimdi beş buçuk aydır neler olup bittiğine geri dönüp bu podcast dinledikten sonra bir durup düşünmenizi istiyorum. Son beş buçuk aydır ilişkilerinizde, kendinizle olan ilişkinizde, başkalarıyla olan ilişkinizde ama genel olarak bütün dünyayla olan varoluşsal iletişiminizde
güç kavramıyla ilgili neler yaşadığınızı düşünüyorum. Şimdi buradaki güç fiziksel bir güç değil tahmin edebileceğiniz gibi. Otoriteler, teknolojiyle olan ilişki, işte içinizden gelen bir şeyleri yapmak için duyduğunuz tutkuya bağlı olan güç gibi daha insanın ruhunun merkeze alan bir güç sisteminden bahsediyoruz. Şimdi beş buçuk aydır neler olup bittiğine bir bakmanızı istiyorum. Siz
nerelerde güç kaybediyorsunuz, nerelerde güç kazanıyorsunuz. Bu podcast boyunca bu arada inanılmaz derecede çok güç kelimesini kullanacağım. Lütfen sinir olmayın ama asıl konumuz bu olduğu için. Bazen tekrar düştüğüm yerler olacak çünkü iyi anlaşılmasını istiyorum. Şimdi 5,5 ay, zaten yani Türkiye'nin de neler yaşadığını biliyoruz 5,5 ayda ama siz kendiniz kişisel hayatınızda neler yaşıyordunuz bir oturup düşünmek için bir fırsat. Nereye doğru gittiğimiz çok önemlidir. Şimdi Plüton, işte bu halk ayaklanmaları, teknolojiyle olan ilişki, güç sistemleriyle, gücü elinde tutan sistemlerle olan ilişkimiz gibi konularla alakalı.
Ve genel olarak hep söylediğimiz gibi halk iradesinin yani kendi bireysel iradenizle sizi kontrol eden güçlere karşı çıkmanız da olabilir. O güçlerle beraber ilerlemeniz de olabilir. Onlarla birlikte çalışmanız da olabilir. Bunlar birçok yerde farklı şekilde ortaya çıkıyor olabilir. O yüzden geriye dönüp düşünmenizde fayda var. Son beş buçuk ayda enerjinizi nerelere harcadınız? Zamanınızı nerelere harcadınız? Ne tür karşılıklar gördünüz? Ve en önemlisi gücünüzü kime kaptırıyorsunuz? Şimdi bunu kolektif olarak düşündüğümüzde zaten cevaplar belli ama burası politik bir program değil. Ben ne olursa olsun daha bireysel yönden bakmaya çalışıyorum olaylara. O yüzden de kendinizi merkeze aldığınızda, yapmak istediklerinizi yapmak istediğinizde buna engel olan, sizin kontrolünüzün dışında gibi gözüken ne tür engellerle karşılaştınız ve bu engellerden nasıl vazgeçebildiniz, vazgeçebildiniz mi, vazgeçemediniz mi? Ve de eğer vazgeçmek istiyorsanız ne yapmanız lazım? Gücünüzü nerede ele almanız lazım? Bunlara bakıyor olacaksınız. Birdenbire odak noktanız buraya dönecek büyük bir ihtimalle. Plüton tek başına tabii ki de günlük hayatta dediğim gibi böyle çok üstüne üstüne gelen bir konu olmasa bile sizin kendi duruşunuz ve kendinizi var etme şeklinizde arkada bilinç altında çok derinde bir yerde sizin yapı taşlarınızı değiştirebilen bir gezegen oluyor. Ve bu yapı taşlarını değiştirirken size şunu soruyor, sizin ruhunuzun ana amacı ne? Derinlerdeki gizli kalmış tutkularınızı ve bu tutkularınız üzerine hareket edebilecek cesarete ve dolayısıyla güce sahip misiniz? Bu sorunu cevaplayabilmeniz için tabii ki de günlük hayatta kime güç veriyorsunuz, kime enerji harcıyorsunuz çok önemli bir şey olacak. Yani kendi tutkularınızı peşinde koşmak yerine başkaları için ne yaparak kendinize ait kaynaklardan ve kavramlardan uzaklaşıyorsunuz. Bu konu birazcık öne çıkacak. Çıkma ihtimali de yüksek. Şimdi aynı anda tabii ki de Uranüs 8'lerde işte Neptün ve Satürn koçta bir yandan herkes geri harekette. Böyle bir evrenin bizi durdurup her şeyi düşündürttüğü ve bir türlü yol alamadığımız bir balçın içindeymiş gibi hissetme ihtimalimiz de çok yüksek. Bu balçıktan yavaş yavaş çıkacağız.
Bir sonraki haftaki program zaten bu balçıktan çıktıktan sonra değişim ve dönüşümle alakadar olacak. Çünkü akrep sezonuna giriyor olacağız. Ama şöyle bir şey lazım bize, değişip dönüşümü yapmadan önce, yani o dalganın içine girmeden önce kendi içinizdeki gücü siz mi kontrol ediyorsunuz yoksa onunla yüzleşmediğiniz için yani hem karanlık yanlarınızda hem derinde kalan yerlerinizde işte bütün bu konuşmaları yapmadığınız için sizi yöneten güçlere köle olmaya devam mı edeceksiniz sorusunun birdenbire çok patladığını görebilirsiniz özellikle de geçtiğimiz günlerde yani bu program 17 Ekim'de şu an yayınlanıyor ya 13-14 Ekim arasında yani o günlerde özellikle bu değişimin olduğu sırada kendi içinde bulunduğunuz otoritelerle alakadar sizin kendi otoriteniz de buna dahil bir takım yoğun değişiklikler hissetmeye başlayabilirsiniz bundan korkmayın tamam bu böyle aha ne oluyor ne bitiyor benim hayatım falan diye korkarsanız ve panik olursanız tabii ki de o korkunun da kölesi olursunuz onun yerine bu neden oluyor benim neye dikkat etmem gerekiyor deyip sakinleşmenizde fayda var şimdi bütün bu gezegenlerin hiçbirisi zaten yani bunu hep her programda söylüyorum neredeyse ama evren dediğimiz şey Allah da diyebilirsiniz ne demek istiyorsanız diyebilirsiniz bu arada hangi inanılış sistemindeyseniz bütün bu enerjiler bizim kötülüğümüze çalışmıyor yani bizim hayatımız mahvolsun diye uğraşan şeylerden bahsetmiyoruz tahmin ederseniz ki
Bir de ikinci bir taraf var ki siz kendi gerçeklerinizi kendiniz yaratabilecek güçtesiniz. Şimdi Plüton, Kova, Uranüs, İkizler ikisi de çok zihinsel gezegenler. Yani Plüton daha ruhsal gibi durabilir ama aslında beyninizin çok güçlü bir tarafından bahsediyoruz. Uranüs tamamen İkizler'de olduğu için zihinsel bir güçten bahsediyoruz. Sizin olaylar karşısında sakinliğinizi koruyup, derininize inip, kendinizle yüzleşip, ki Koçdolunay da buna sebep oldu bu arada, hatırlatırım. O yüzleşmeyi yaptığınız yerde çok dürüst konuşmalarla kendinizi sorumlu tuttuğunuz yerden kendi gücünüzü elinize geri almanızı istiyor evren. Bunu neden istiyor? Çünkü amacı sizin kendi ruhunuzun gitmesi gereken yere sizi götürmeye çalışmak. İnsanlık olarak biz bundan genel olarak kaçıyoruz. İnsanlık olarak genel olarak kendi gücümüzden kaçan varlıklarız. Kendi sorumluluklarımızdan da kaçan varlıklarız. Narsist bir yerden ve böyle işte güç tutkusu çok yüksek tuhaf insanlarmış sırasında davranmanıza gerek yok. Kim olduğunuzu bilmek hayattaki en büyük güçtür. Bu kim olduğunuzu bilmek sorusunun içinde kendi zaaflarınızı görmemezlikten gelmek de var. Nerelerde hep aynı zafiyet gösteriyorsunuz? Nerelerde hep aynı zayıflığı gösteriyorsunuz? Ve de iyi niyetle yaptığınız şeylerin tamamı acaba gerçekten iyi niyetli mi? Yoksa kendi egonuzu tatmin etmek için mi? Kendi gücünüzü yok ediyorsunuz? Bu sorular çok sert sorulardır ama Plüton yapısı gereği zaten çok sert bir gezegendir. Yani o kadar tutku ve o kadar büyük bir güçten bahsediyoruz ki Plüton'dan bahsettiğimiz zaman. böyle basit sorularla geçiştirebileceğiniz bir durağınlıktan maalesef bahsetmiyoruz burada. Yani çok sert soruların ortaya çıkabileceği bir yerdeyiz ne olursa olsun. Ve bu en sert sorulardan bir tanesi bana göre, ben kendimin ne kadar kötü olduğunu biliyor muyum? Benim kendimin kötü olma kapasitesine ne kadar açığım? Ve bununla yüzleşebiliyor muyum? Çünkü bir insan aslında insanlık genel olarak yapısı gereği hani kötü değildir ama etrafı onu kötü yapar falan gibi bir muhabbet var ya, Bir öyle bir felsefi tarafı var, bir de şöyle bir tarafı var ki, bilinçaltımız bazen bilinç dışımızı uyararak kendini korumak için ve olduğu kalıptan kurtulmamak için, olduğu kalıbın dışına çıkmamak için bilinçli hareketlerimizde bizi kendimize düşman edecek davranışlarda bulunabiliyor.
Söylediğim şeyin karmaşıklığından farkındayım ama bence anlaşılmıştır diye düşünüyorum. Anlaşılmadıysa tekrar edeyim. Bilinç altımız kendini korumak için bilinçli hareketlerimizde bazen bize zarar verebilecek şeyler yapabiliyor ve bu zarar veren şeyler bizim aslında iyi niyetli ve kendimize iyi yaptığımız, zaynettiğimiz şeyler olabiliyor. Mesela sürekli olarak kendimizi korumadığımız yerde başkaları korumamız da buna dahil maalesef.
Tabii ki de iyi niyetli insanlar olmak çok önemli ama iyi niyetimiz eğer suistimal ediliyorsa ve bunun sonunda kendi ruhumuzu koruyamıyorsak, iyi niyet de çok güzel bir şey değil. Plüton duana geçtiği anda birazcık bu güç konusuyla ilgili bunlarla ilgili çatışmaya başlayacağız. Arkadaşlar şimdi bir nefes alalım isterseniz. Birazdan tekrar birlikteyiz.
Bunlar tabii ki de yani kolay şeyler değil, farkındayım. Transistör başlamadan bir süre önce o etkileri hissetmeye başlıyorsunuz. Benim de mesela bazı konularda sesimi yükseltmem gerekti ve bazı çok sert kararlar almam gerekiyor sürekli olarak. Ve bunları alırken diyorum ki evet ama işte ben bunu yapıyorum da karşı tarafın ne düşünüyor? Ya karşı tarafın ne düşündüğü bazen gerçekten de önemli olmaması gerekiyor eğer kendinize sahip çıkmaya çalışıyorsanız.
Hiçbir şekilde şey demek değil. Ama canım bırak sürünsünler falan gibi değil. Yani sürünmelerine de gerek yok. Bu arada gökyüzünde aynı zamanda Venüs terazide, Merkür akrepte olacağı için şöyle bir etkisi de olacak bu konunun. Merkür akrep diyecek ki bize, derinlere bak, derinde kalmış şeylere bak. Bu konularla iyi düşün ve bu konularla ilgili artık sesini çıkart diyecek. Venüs terazide diyecek ki, ama işte ilişkilerimiz, oyunumuz, bunlar çok önemli. Bunları bozmaman lazım. Bir yandan da Plüton birdenbire ileriye gidecek. Merhaba gökyüzü. Diyor ki yani sana kısaca, içindeki güç için, içindeki tutku için, Görmezden geldiğin ne varsa bunlarla ilgili dürüstçe konuş. Kimle konuşman gerekiyorsa konuş. Ama bunu yaparken kırıcı olma. İnsanlara zarar verecek bir yerden bunu yapma. Ama kendini korumak için sert kararlar alman gerekiyorsa alman gerekecek. Konfor alanınızdan çıkmanız gerekecek. Kendi gücünüzü tanımlamanız gerekecek. Ve bunun için geçtiğimiz işte beş buçuk aya bakabiliriz. Retrolar her zaman bizim aslında muhasebe yaptığımız dönemler oluyor. Ve sizin de şu anda yapmanız gereken muhasebe, Plüton çok büyük bir gezegen olduğu için Merkür gibi olurken anlamamanız çok normal ve o Merkür Retrosu'nda anında zaten o kadar çok olay olur ki, siz zaten neye dikkat etmeniz gerektiğini görürsünüz. Plüton gibi daha büyük gezegenlerin retro hareketlerinde bazen Aftermath dediğimiz sonradan düşünme gerekebilir.
bir önünüze günlüğünüzü alın ya da işte ne bileyim ne yazıyorsanız not defteri de olur belki de işte playlist yapıyorsunuzdur nasıl not aldınız ve nasıl konularla yüzleştiğinizin bir önemi yok ama bir oturun ve şunu sorun kendinize benim son beş buçuk ayda bütün yaşadığım olayların arasında enerjimi harcadığım konular nelerdi? Bu enerjimi harcadığım konulardan, insanlardan, durumlardan hangileri benim kendi ruhsal ihtiyaçlarıma faydası oldu, hangileri beni tüketti? Artık tüketenlere yer yok ve bunu yaparken de diplomatik bir şekilde ayrılmanız gerekiyor. Merkür Akrep'teyken konuşmalar çok sert olur.
Yani bir de Plüton zaten hani dediğim gibi çok sert bir gezegen. O yüzden de birileriyle konuşmanız gerekiyorsa ya da bazı durumlarda kendinizi ifade etmeniz gerekiyorsa... ...çok sert olmamanız gerektiğini kendin hatırlasın. Ne kadar haklı olursanız olun bu arada. Ve sakin bir şekilde Venus'un terazide olmasını kullanarak, diplomasiyi kullanarak kendi hakkınızı savunmaya bakın.
Çünkü 2026 ile beraber bu yani 2025 işte birazcık hani savaşlar yalıydı, bütün sistemler değişiyordu da efendim tekrardan sistemleri kuruyorduk vesaire ya yani onu son perdelerine yaşadığımız için 2026 ile beraber aslında artık kurmuş olduğumuz sistemlerde kendi gücümüze sahip çıktığımız yerden hayatı yaşıyor olmamız gerekecek. Bunun için de yani hani gezegenler ne yapsın sizin oturup çalışmanız gerekiyor işte sizin işi yapıyor olmanız lazım, sizin o konuşmaları yapıyor olmanız lazım. sizin kendi sorumluluğunuzu alarak bazı kararları veriyor olmanız lazım. Kolay bir şeyden bahsetmiyorum ama zaten hani maşallah 2025'in hiçbir tarafı kolay değildi. Plüton-Duran hareketiyle ilgili birazcık daha konuşuyor olacağız ama düşünmeniz gereken çok şey var. Eğer istiyorsanız bu arada telefonuma bir not aldım. Kendinize sorabileceğiniz sorular ve hani nasıl bir yol izlemezsiniz diye çok basit bir şey. Yol haritası mı denir buna? Egzersizler falan, ödevler nasıl isterseniz öyle şeyler yaptım. Birincisi envanter çıkarmak. Bakın bu çok önemli olacak. Son beş buçuk ayda üç tane cümleye cevap vermenizi istiyorum. Neyi bıraktım, neyi anladım, neyi istiyorum? Bunlar böyle basit sorular gibi durabilir ama bir oturup başına yazmaya başladığınız zaman size çok iyi gelecek. Bir güç haritası çıkartmanızı istiyorum. Para, zaman, dikkat ve nüfus. Hangi ağlarda, hangi versiyonları kullanıyorsun ve karşılığında ne alıyorsun?
Eğer enerji kaçağı varsa kapatman lazım çünkü. Yani hani paranı, zamanı, dikkatini, nüfusunu kime harcadın? Bunlardan hangileri sana geri getirdi? Hangilerinden ne alabildin? Eğer hiçbir şey almadığın bir şeyler varsa orayı derhal bir durdurmanız lazım. Bu arada durdurup ne olduğunu görüp ondan sonra tekrar da kabul edebilirsiniz. Ve dediğim gibi Venüs Terazi'de ve Merkur Akrep'te olduğu için kendiniz için tekrardan bunun negotiation yani şeyi başlayabilir. Karşılıklı konuşmalara da başlayabilir.
Bir takım kurallar koymanızda fayda var. İşbirliğiymiş, telifmiş, sınır, rıza, deri mahrumiyeti vs. falan gibi konularda, teknolojiyle ilgili konularda yani, nerelerde gücünüzü azaltacak hareketlerde bulunuyorsunuz? Kendinizi ne kadar çok paylaşarak, ne kadar çok hedef haline getiriyorsunuz? Buna da dikkat etmenizde fayda var. Bence bunu da oturup bir düşünün.
Eğer bazı şeyler sürümcemedeyse, yani böyle bir takım ilişkiler, kararlar falan, hani oluyor olmuyor, oldu mu olmadı mı, bıdı bıdı bıdı, olur ya böyle, ay çocuk bana yazdı ama yazmadı da üç gün yazdı, ya hep ya hiç. Bundan sonra ya hep ya hiç. Yani çok özür dilerim ama bunu özellikle dinleyen bir sürü dinleyicim bana sorduğu için söylüyorum. Eksin bana geri döner mi sorusundan nefret ettiğim kadar, ay işte ben ona misaj atmıştım ama bana üç gün sonra cevap verdi ama falan diye sürekli olarak aklınızda birisini düşünüyorsanız ve hiçbir yere gitmiyorsa bu hikaye bence kesin.
Ya da gidin deyin ki, ya hep ya hiç. Böyle arada kalmış sürünmecelere hiç tahammülü olmayan bir döneme giriyoruz. Çünkü sizin ilerlemeniz lazım. Sizi geride tutan her şeyden kurtulmanız gerekecek. Özür dilerim bunun için. Ya da ültimaton da verebilirsiniz. Boğaburçlarına ültimaton vermeniz yalnızca. Sadece çünkü onlar asla ültimaton kabul etmiyorlar. Ama bir temizlik yapmanız lazım. Plütonun ileriye gidebilmesi için, sizin kendi gücünüzle hareket edebilmeniz için... ...bir tıkkım bu sürümcemede kalan olaylarla ilgili... ...ya hep ya hiç deyip temizlik yapmanızda fayda var. Bunu da bir oturup düşünün.
Bir şekilde bu Satürn'ün koçta geri hareketi 28 Kasım'da bitiyor bu arada. Bize kendi disiplinimize uygun bir şekilde nasıl davranmamız gerektiğine dair bir takım bilgiler veriyordu sürekli olarak alttan alta. Günlük bir rutinlerinizi yazmanızda fayda var. Yani senin, atıyorum tamamen örnek olsun diyorum, ben bir ayın sonunda haftada bilmem ne kadar kalori yiyen, işte ne bileyim ben yoga yapam ya da ne bileyim 10.000 TL maaş kazan birisi olmak istiyorum falan gibi amaçlarınız varsa bu hayatta, O amacı yazmak yetmiyor ya, hani 777 manifest deyince olmuyor ya o hikaye. Plüto'nun en sevdiği şeylerden bir tanesi yol haritası. Oturun, bunun için ne yapmanız gerektiğini düşünüyorsunuz? Bir yol haritası çıkartın kendinize. Benim haftada 7 gün boyunca yoga yapan bir insan olabilmem için ilk başta yar sabah kalkıp yoga yapmam lazım değil mi? Bu örneği hep veriyorum ama çok iyi bir örnek bu. Bir yerden başlamanız lazım dışında kendi gücünüze ve kendi yapabildiklerinize ve yapamadıklarınıza bağlı olarak kendi planlarınızı yazmanız lazım. Başkalarının planlarını değil. O yüzden işte kendinizle konuşmanız çok önemli diyorum. Çünkü neyi yapıp neyi yapamayacağınızı anlayabilmeniz için kendinizin zayıf noktalarını ve güçlü noktalarını çok iyi biliyor olmanız lazım. Ve zayıf noktalarınızı güçlendirmekle vakit kaybetmek yerine onların üzerine nasıl modifiye edebileceğinize dair kendinize ait ritüelleriniz olsun. Kendinize ait haftalık planlarınız olsun, aylık planlarınız olsun. Bunları yazmanıza fayda var.
Bir tane proje seçin kendinize, işle ilgili olabilir, kişisel bir proje olabilir, sanatla ilgili bir proje olabilir, hiç önemli değil. Yani mesela bütün ayakkabılarımı ayaklayacağım falan da iddialı bir proje olabilir. Uzun süredir bekleyen bir projeyi seçin, bu projeyi nasıl hayata geçireceğinize dair planı yapın, kendinize bir tarih koyun ve o tarihe uyun. Şimdi gezegenlerin şöyle bir özelliği var, büyük hareketleri çok anlamıyorlar, niyeti çok iyi anlıyorlar ama. Siz bir kere onu yapmaya başladıktan sonra enerji olarak sizin yanınıza gelecekler zaten. Size destek vermeye başlayacaklar. Eğer beceremiyorsanız belki de onu yapmamanız gerekiyordur. Belki de bırakmanız gerekiyordur. Onu anlarsınız en azından. Ve de en önemlisi Plüton bedensel güçle de alakadar olduğu için tabii ki de. Tabii ki de güç deyince her şeyle alakadar. Fiziksel bir ne durumdayım? Neye ihtiyacım var? Ve fiziksel olarak güçlenmek için neler yapmam gerekiyor ya dair de ufak da olsa bir konuşma yapmanızda fayda var.
Size bu haftaki görevlerim ve ödevlerim ve tavsiyelerim bunlar. Koç burçları bunu challenge olarak anlayacaklar. Ben de koç burcuyum. Yapmaya başladım şimdiden. Ama haftaya gerçekten oturup bunları yapacağım. Çok iyi geleceğini düşünüyorum. Çünkü çok kaotik bir hayatta yaşıyoruz. Bizim elimizde olmayan birçok durum yüzünden kendi yapmak istediklerimizi yapamıyoruz. Ama bazen oturup da şunu sormak gerekiyor. E tamam, durum buysa o zaman ona göre yelken açmak lazım. O zaman yelkenlerinizi nasıl açacağınıza tekrar planlı, programlı ve gücü elinizle tuttuğunuz yerden bir bakın derim. Haftaya görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.