Podcast

tüm çıplaklığıyla: cilt bakımı gerçekleri

Dr. Gulec Radio

11 ay önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Arkadaşlar toplanın bugün kendimi zorbalamaya geldim. Everything showerlarım, 35 steplik bakım rutinlerim, tüketim kültürünün oyununa gelişim… Hepsini sorgulayıp olması gerekenin ne olduğunu konuşuyoruz bu bölümde. Ve tabi bu kadarla da kalmıyorum. Cilt bakımı hakkında temel bilgileri, içerik okumayı, cildimizin gerçekten ihtiyacı olan şeylerin neler olduğunu, nelerin aslında kapitalizmin bir tuzağı olduğunu bir bir açıklıyorum.



Bu bölüm Bepanthol hakkında reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.771 kelime · ~24 dk okuma

Arkadaşlar, vay be! Vay be! Bacı Birliği'nin en fahri üyelerinden. Aramızdan kaç tanesiyle acaba görüştük şu son iki günde?

Sizle fotoğraf çekilirken selam söyleyeceğim demiştim. O yüzden şimdi hepinize tekrar toplu bir selam söylemiş olayım. Ben nasılım, ne yapıyorum, ne diyorum affet vereceğim. Ama öncesinde, bugünle konuşacağız.

Hatırlıyor musunuz? Size story'ında demiştim ki işte bu hafta itiraflarla dolu bir podcast yapacağım. Hatta demiştim işte kendimi öz bulayacağım. Demiştiniz ki abla kendini niye öz bulayıyorsun?

Transkriptin tamamını oku

Zorbalama ama öyle değil. Çok güzel fikrim var. Söylesem mi şimdi acaba? Söyleyeyim.

Hatta cuma gelmeden yapayım. Globalde özellikle dermatologlar ya da doktorlar, diğer influencerların işte böyle 35 steplik, 40 steplik skincare'ların veya işte everything shower'larını falan her ne haltsa banyosunu rate'liyor ya puanlıyor, değerlendiriyor. ne kadar science-based yani ne kadar tıbbi geçerliği var bunlara bakıyor, ben de kendime yapacağım. Çünkü arkadaşlar, son zamanlarda bir şeyler fark ettim.

Şükürler olsun. Ve birazdan o çok özel anlar geldiğinde, Dr. Güneş kendini öz eleştiri yaptığında, size söz verdiğim gibi gerçekten ne gerekli? Ben ne kadar kapitalizmin kölesi olmuşum?

Yoksa sadece kendimi Skinnelectual sanarak her şeyi karıştırıp, Günün sonunda bariyerimi mi bozmuşum? Yok bunu yapmadım o kadar da değil. Hepsini konuşacağız. Ama önce update vermek isterim.

Hazırsanız başlıyoruz. Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoşgeldiniz. Arkadaşlar, dostlarım bakmayın böyle sesimin enerjik geldiğine. İyi değilim, şu anlamda iyi değilim.

Bunu söylemek ne kadar zor bilmiyorum da yani hani rahatlayacağım. Bayağıdır uyumuyorum. 48 saat geçti ve bildiğim için de tabi ki bu kötü ama yani nasıl oldu bu iş? Şöyle oldu, ben Ankara'ya gittim.

Ne için gittim? İlk gün ayın 18'inde imza günüm vardı. Ve imza günü benim daha önce Ankara'da 3 sene okudum. Hiç gitmediğim tamamen Mamak'ta, AVM'de ve uzakta.

Ben dedim ki böyle hani yayın evimde acaba gelebilirler mi uzak başka yerde mi yapsak işte ama her kitapçı uygun olmuyor bazı AVM'lerde sadece bazı kitapçılar oluyor falan filan neyse bu işler karışık yani hani öyle istediğin yerde yapayım olmuyor tam ve orası oldu. Ben de başta böyle üzüldüm ne yapsak neyse sonra dedim neyse TÜBAB diye ilk imza ya sabah erkenden çıktık zaten sabah erken çıktığımız için böyle gecede valiz falan hazırlıyorum her zaman sona bıraktığım için işte 3-4 saat uyuyabildim. Yola geldik tamam mı? Ama arabayla daha giderken oraya ben hala o jeneremi kurutuyorum.

Yani o kadar böyle ucu ucuna yetiştim ki. Araba elektrikliydi böyle yolda sıkıntı yaptı falan. Çok sıkıntı var. Elektrikli arabalar gerçekten bizimkiler zorladı bizi.

Bilmiyorum belki hepsi ödedilir. Neyse. Ben böyle bayağı stres yaptım falan. Gittik arkadaşlar.

Ya inanılmazdı. Öyle bir kalabalık. Ya ben zaten bilmiyordum ne olacağını neye karşılaşacağımı ama hani bir de herkesin gözünde o sevgiyi görüyorum. Meşlektaşlarım var, savcı hanımlar var, hakimler var, mühendisler var, listeli işte peri bacalarım var falan.

O sevgi o kadar güzeldi ki. Herkesi olabildiğince tanıyıp bir şeyler yazmaya çalıştım kendimce. Çünkü hani o kadar gelmişsiniz, değer veriyorsunuz. Teşekkür ederim.

Sonra oradan çıktık. Otele gittik. Sonra şırnakta şu anda zorunlu hizmetini yapan doktor arkadaşımla yemek yedim, hotpot, çok da güzeldi Ankara'da. Sonra arkadaşlar ne yaptım?

Geldim hemen, ertesi gün Gazi'nin konuşmasını değiştirdim. Çünkü işte bahsettim ya, ben hep böyle daha eğlenceli konuşmalar yapıyorum çünkü insanlar da bunu seviyorlar. Enerji istiyorlar, işte biraz da böyle magazinsel, hani sosyal medya, influencer, nasıl birleşti bunlar, onu seviyorlar. İlk kez dedim diş hekimliği fakültesinde konuşacağım hani farklı olsun ve dedim hani barış eltisi gibi gideyim artık tıpçılarla dişlerin arasında giderim sorunlar çözülürse falan.

Neyse ben biraz farklı yapayım. E farklı yapınca komple bu sefer sunum yaptım. Onları atıyorum çıkartıyorum aşağı iniyorum falan derken ertesi güne kadar uğraştım ve oraya da tam ucucuna yetiştim tamam mı? Uyuyamadım o günle uyuyamadım.

Çünkü takıntılıyım yani böyle her şey çok iyi olsun istiyorum ve öyle olmadı. Gerek de yoktu öyle olmasın zaten de hani iyi oldu ama o benim abarttığım kadar olmadı tabii ki. Çünkü çok fazla bir şey var orada yani dedim bu arada sıkılırsanız bana söyleyin çünkü ben hani bir şey de vermek istiyorum kendi hikayemin yanında falan ama kimse tabii ki demedi sıkıldık diye. Sıkıldıysanız ben şu an diyorsam sizi sıkıldık söyleyemedim ki aşk olsun.

Neyse. Ve o gün arkadaşlar, 4 saat mi sürdü fotoğraf çekimi bilmiyorum. Ama o gün neye üzüldüm biliyor musunuz? Sadece neye çok üzüldüm?

Hadi sahip. Şimdi fotoğraf çekilirken, teşekkür ederim bu arada. İnsanlar kaç saat sıra bekledi yani. Hakikaten çok zor.

Sıcaklığı, havasızlığı fotoğraf çekildiğimiz yer ve herkesin işte 15 saniyesi var tamam mı? 15 saniye, 1 dakika çünkü hani sırada değil insanlar var ve diyelim ki bir gün kötü hissettiğinde ben sesimle, podcastimle onun yanında olmuşum ve bunu dile getirmek istiyor tabii ki. Orada o hissi paylaşıyoruz. Sonra fotoğraf çekiyoruz, sonra self çekiyoruz.

Neye üzüldüm? Şimdi benim ameliyata oldum ya. 3 hafta oldu mu? 4 haftaya gireceğiz ama kaslarım hala oynamıyor.

Mesela konuşurken de çok canım acıyor, o dikişlerim var saç içimde. Çekiyor, geriyor ve kaslarım da çalışmıyor henüz. Şimdi temporalden ameliyata olduğum için kasların yeri, sinirlerin yeri falan tekrar belirleniyor ve şu an kaslarım çok çalışmıyor. Yani gülemiyorum, bir şey yapamıyorum, yamuluyor her yerim tamam mı?

Bunun da ödemli. Zaten komplikasyon var. Ve ben orada sürekli selfie çektim tamam mı? Çünkü selfieyi sen çek abla diyorlar, ben de kıramıyorum tabii ki. ama çekerken böyle sürekli onu görürüm sürekli onu görürüm ya yani açıyı da bilmiyorum bakmamışım sağa dönüyorum ayrı bir,

sola dönüyorum ayrı yamuk böyle kötü etkilendim ondan çok üzüldüm dedim keşke böyle olmasaydı falan ama sonra dedim yapacak bir şey yoktur bari yani böyle bu o yüzden eğer bugün İzmir'e gelecekler beni dinliyorsa lütfen selfie'leri siz çekin teşekkür ederim valla kötü etkileniyorum estetik ameliyatlardan sonra böyle bir disosyasyon zamanı oluyor insan böyle kendini yabancılığı haneye baktığında falan ara sıra geliyor o bana umarım bir an önce şu kaslarımı geri kazanırım Asıl, asıl, asıl bunu konuşmadık. VH Talks başlıyor arkadaşlar. 60 Perivacan ve ben, bizi özel bir alanda hep beraber buluşup sohbet edeceğiz. Yeri gelecek yemek yiyeceğiz.

Yeri gelecek git bakımı yapacağız. Yeri gelecek Dirty Ice Mocha Latte yapacağız. Yeri gelecek delikonu yapacağız. Ama hepsini kayıt altında yapacağız.

Olsun, biz de böyle kadınlarız. Ve canlı yapacağız. E bu soru kaydedeceğiz. Bununla ilgili güncellemeleri Instagram'dan duyuruyor olacağım, tamam mı?

Ben çok heyecanlıyım. Sanırım kendimi öz eleştirmemek için konuyu uzatıyorum ama gelelim artık bu öz eleştiriye. Şimdi bir tanelerim, benim o geçen koyduğum 35 steplik reel gördünüz hepiniz değil mi? Ya aslında bir şey yok yani bunu herkes koyuyor ama ben koyduğumda tabii ki şöyle bir farkı oluyor.

Bu kadın doktor ve genelde söylediklerinin hepsini bilimsel temellere dayandırıyor. O videoda yapmamıştım bunu. Ama eğer tıbbi bir şey anlatıyorsam ya da böyle tavsiye ediyorsam kesinlikle bunu yapıyorum. Ama siz de düşünüyorsunuz ki yani bunu tavsiye etmedi ama kendine niye yapıyor?

Demek ki bu kadar gerekli mi? Ve herkes de bunu yazmıştı. Yani bu kadara da gerek var mı? Kimyasal çorbası oldu falan demişlerdi.

Şimdi kimyasal çorbası kısmı ayrı. Her şey kimyasal ama o başka. Ama bu kadarı gerekli mi? Ya şimdi ben oradaki 35 tane üründe yüzüme sürmedim tabii.

Genelde hatta saçıma ve vücuduma onların çoğu. Yüzüme az var. Ama bende böyle olsa da bazı diğer influencer'larda özellikle globalde, Türkiye'de hiç görmedim o kadarını. Sadece yüzüne bile yani yirmiz tepki yapanlar var.

Ve bunu artık yaşam biçime döndürmüş olanlar var. E sen kendine bak diyebilirsiniz. Ya yapacak bir şey yok. Haksız da sayılmazlar.

Niçin? Çünkü hepimize yıllardır bakım, başarı, parlayan cilt, kendine yatırım diye satıldı değil mi? Peki kendimize yatırım için bu kadar şey, özellikle cildimize gerçekten gerekli mi? Hani gerekliliği geçti mi artık zarar mı veriyor?

Çünkü bir aydan sonra olay cildi güzelleştirmekten çıkıyor, kendini yeterli hissetmenin, kontörü kaybetmemenin bir yolu haline geliyor. Yani o turneyi sürmezsem sanki bütün gün bir şey eksik kalacak gibi ki herhangi bir turneyi sürmediğinizde hiçbir şey eksik kalmaz bu arada. Ve o FOMO yani Fear Of Missing Out yani bir şeyi kaçırmışsın hissi. Ama belki de kaçırdığın şey sadece fazlayı yaparken dengeyi kaybetmek.

Kendime söylüyorum. Ve cilt bakımının globalde artık bir adı var. Bu hale ne deniyor biliyor musunuz? Skin Care Fatigue.

Mesela biz ne diyorduk arkadaşlar? Decision Fatigue yani karar yorgunluğu. Bu da Skin Care Fatigue. Fatigue yorgunluğu, Skin Care cilt bakımı.

Cilt bakımı. O ne Allah aşkına? Cilt bakımı yorgunluğu. Harbi çok yorgunum.

Valla abi yine dert yanmaya başladım. Ama bir buçuk aydır falan böyle yani uykularım falan filan. Aaa biliniyorsunuz ben bir karar verdim yetişkinliğe adım atmakta. Ama onu sonra anlatacağım.

Evlenmiyorum. Flörtüm sıfır hala. Ama onu da buldum sebebini. Cuma günü psikiyatristlerle konuşacağım.

Eğer oysa onu da halledeceğiz. Şimdi bu skincare fatigde, cilt bakımı yorgunluğunda ne oluyor? 2 adımla başlıyorsun fark etmeden 12 adıma çıkıyorsun. Ve günün sonunda product overload yani fazla ürün yüklemesi yapıyorsun.

Fazla ürün, fazla emeklenti ve günün sonunda aktiflerin birbiriyle çatışması ve bozulmuş cid bariyeri. Ben bunu yapmıyorum. Yüzüme bunu yapmadım hiç. Fakat ben ne yaptım?

Özellikle o videoda hiç aktif bile yoktu yani hatırladığım kadarıyla. Benim en çok kullandığım aktif retinol. O da medikal olanını kullanıyorum. Ben o anlamda kapitalizmin bize sattığı değer ve kendini iyi hissetmeyi satın aldım.

İçerikten ziyade. Bunlardan bahsedeceğim ama bazı ürünlerde mesela temizlik. Cleansing gel. Temizlik jelleri.

Yüz temizleme jeli ya. Yüz temizleme jelinde arkadaşlar. Gerek yok yani. Ha ondan almışım, ha ondan almışım.

Bakacaksın yüzüne anlatacağım. Gerek var mı yıkamaya? Akşamları var, sabahları belki. Mevsime göre değişir, yüzüne göre değişir.

Ama yani bazı ürünler var ki aktif çok önemli olacak ama bazıları da var ki ya işte tonik, yüz yıkama jeli. Ben artık söz veriyorum size. Çok ağır oldum. Deneyeceğim.

Elimden geleni yapacağım. Kapitalizm bu anlamda ne sizi gösterirken ne de kendimi bunu yaşarken azaltmak istiyorum. Çünkü ben bilinçli biriyim yani buna gerek yok kendimi iyi hissetmem için ya. Ne münasebet.

Şimdi, işin bile diğer yönü var. Hani ben dedim ya aktifleri karıştırmıyorum. 12-13 gün suratımı kullanmıyorum. Ama, bir de bilgiyle güçlendiğini sanıp, ama bir yerden sonra skinlectual olan, yani ciltle değil de molekülle ilişki kurmaya başlayan insanlar oluyor.

Intellectual gibi. Skinlectual. Anladık herhalde. Neyse.

tip bakımını böyle bir bilgi arasına dönüştüren, ürünlerin içeriğini ezberleyen, formül analiz eden ama bazen bu bilginin altında maneteli kaybolan kişi. Çünkü bu skin and actual insanlar genelde bilinçli tüketici olarak başlıyor. İçerik okuyor, işte pH değerine bakıyor, çok güzel. İşte 0,5 latinoin mi, %1 mi?

Bunların farkının hepsine hakim. Ama bir yerden sonra bu bilgi kendini gösterme aracına dönüşüyor haliyle. Satılabilir değer deniyor buna marketingle. Ve artık bakım yapmıyor, bilgösterisi de yapmaya başlıyor.

Cilt maalesef ki bu kadarını anlayamıyor. Cilt basit seviyor arkadaşlar. Yüzümüzden bahsediyorum özellikle. Ne seviyor?

Bak üç tane şey. Temel de bu. Anti-aging için değil. Temel.

Ne bu söyleyin. Hadi. Temizlik, nem ve koruma. SPF.

Ve sabır. Konsistensi, istikrar. Şimdi ben bugün ne anlatacağım size? Yorgunluğumu, şaka.

Yorgunken hiç de komik değilim biliyorum. Ben bugün size bilimsel olarak gerçekten de ne kadar gerekli, temelde ciltimizi ihmal etmeden ne yapmamız gerekiyor, tak tak tak vereceğim. Cilt bakımını takıntıya dönüştürmeden aynı zamanda ihmal etmeden nasıl yapabiliriz? Peribacası Fakültesi, çıkarın kalem kağıdı, çok önemli.

Neyle başlıyoruz? Cilt Bilimi 101. Skin Science 101. Thank you.

Neden karmaşıklaştırıyoruz bizi bu işi? Biz karmaşıklaştırmıyoruz. Kimin karmaşıklaştırdığı belli de, biz de işimizi kolaylaştırmıyoruz. Çünkü şöyle bakacağız, cilt yaşayan bir organ değil mi?

Ne yapıyor normalde her 28 günde bir tanem? Aslında senin yepyeni bir cildin oluşuyor. Bu müthiş bir şey. Ama biz ne yapıyoruz?

O cell turnover yani o döngüye karışıyoruz, çomak sokuyoruz bazen. Fazla ürün, fazla katman yani fazla layering, fazla dokunma bariyeri bozuyoruz. pH'i dengesizleştiriyoruz. Mikrobiomu mahvediyoruz.

Ve sonra diyoruz ki niye benim sivilcelerim çıktı? Niye benim komodanlarım var? Niye şimdi böyle bu fungal akne mi? Ne oluyor?

Niye kurudu? Niye hassaslaştı? Aslında bariz bir sebep var. Nasıl ki ben bugün çok yorgunum, senin de cildin yorgun olabilir peri bacam.

Şimdi özellikle klingonlaştırarak işte 7 serum üst üste sürmek, kaç tane serumin var o kadar iyisin. Herkesin önerdiği yeni mucize ürün ki böyle bir şey diyorsa kimse almayın. Yani almasınız zaten. Biz peribacalar olarak biliyoruz ki bunlar klinik değil, kozmetik şovlar.

Gerçek ihtiyacımız hep aynı. Ne demiştik bir tanem? Tekrar ediyoruz. Repeat after me ye.

Temizlik. Mem. Koruma. That's it.

Perfect. Thank you. Şimdi, basit ama sürdürülebilir bir düzen. Çünkü neden?

İstikrarı çok önemli. Az ürün, az tahriş, az karmaşa. Güçlü bariyer, dengeli mikrobiyon, sağlıklı cils. That's it bro.

Şimdi, peki o az üründen bahsettiğin hangi ürün, temizliği neyle yapalım, neler emlendirelim, nasıl, ne kadar, ne zaman SPF sürelim? Bir tanem, en sevdiğin kısım bu. Sana önce gerçek bir morning glow rutini vereceğim. Sabah ne yapman gerekiyor?

Kalktın, tamam mı? Anlatacağım hepsini, hepsini anlatacağım. Sonra gece yatmadan önce, ne yapman lazım fıstığım, onu da söyleyeceğim. Bir de en sevdiğiniz layering, katmanlamayı nasıl yapalım?

Şimdi pirbacam hayal et kalktın günay su, önce bir su içtin çok önemli hemen su, bir dakika bekle kahve içme, sonra gittik nereye banyoya. Şimdi bir tanem her sabah yüzümüzü ilacıyla yıkamamız gerekiyor mu? Cildin kuruysa ve kışsa sadece suyla yıkayabilirsin. Çünkü kuruysa ve aşırı yıkarsan cildini ne yapar?

Bariyerin hasarlanır. Ayrıca overcleansing yani fazla temizleme de paradoksal bir biçimde daha fazla yağlandırabilir. Temizlik ürünü bence en kolay kısımlardan bir tanesi. İçerik okumayı söyleyeceğim size.

İçeriğinde zararlı bir içerik yoksa cildinizin sevdiği, cebinizin sevdiğini alın. İkinci adım ne? Hedefe yönelik serumlar. Özellikle C vitamini yani antioksidan bir serum kendisi değil mi?

Mesela leke için hangi serum olabilir? Hedefe yönelik dedik ya işte kojik asit, arbutin ya da kırmızılığı mı hedefliyoruz? Ya da de-puffing mi yani? Daha şişkinliği mi alsın istiyoruz?

Ona göre serum kullanacağız. Bu bizim sabah rutinimizin yıldızı. En önemli faktörden bir tanesi. Bir de bu, diğeri güneş kremi.

Bir de ben kendi rutimde niye C'yi kullanıyorum? Çünkü güneş kremiyle beraber, SPF ile beraber sinerjik etki oluşturuyor. Daha da iyi etki gösteriyor. Şimdi ne yaptık?

Temizledik. Serumumuzu sürdük. Üçüncü adım nemlendiriyoruz bir tanem. Ortam kuruyorsa daha yoğun krem.

Çok nemliyse bazen nemlendiriciye geçip SPF de sürebilirsiniz direkt. Güneş kremi yani. Geldik en hayati adım. Zorunlu yani zorunlu.

Güneş kremi şöyle konserve böyle konserve. İyi güneş kreminin asla öyle bir etkisi yok. Tam tersi. Ozonu deldik arkadaşlar hello.

Ayrıca... Can kurtaranlara bakın, kamyonculara bakın. Çok geçmiş olsun ama. Bazel, sel karsinom, yani deri kanseri, malin merenomlar.

Neler neler oluyorlar. Atalarımız o zamana kadar yaşamıyordu da görmüyorduk mesela. Lütfen sorayıma girmeyin. Lütfen güneşten korunun.

Güneş kremi sürmek istemiyorsanız kıyafetle korunun. Kıyafetle çok iyi koruyor. Sabah tamamsa şimdi neye geçiyoruz? Geceye.

Yani reset. Skin reset time. Gece onarım zamanı tamam mı? Asıl iyileşmeyi burada yapıyoruz.

Sabahki gibi kuruysa temizlemeyebilirsin diye bir şey yok. Burada cilt bakımından bağımsız temizlemek zorunlu tamam mı? Niye? Çünkü makyaj, güneş kremi topluyor, havadaki kirlilik bunlar serbest radikaller biriktiriyor suratımızda.

O yüzden mutlaka gece suratımızı yıkıyoruz. İkincisi, yine hedefe yönelik ürün yani targeted product. Mesela ya retinol ya da asitlerden faydalanabiliriz yine. Derseniz ki benim ikisi de lazım, 4-5 tane de ürün lazım hepsini süreyim mi?

Hayır bir tanem. Önce birini hedefle. 6-8 hafta kullan, sabred, etkisini gör. Sonra diğerini yavaş yavaş geçebilirsin.

Gece üçüncü adımımız ne? Göz çevresi. Ve diyeceksiniz ki göz kremleri işe yarıyor mu? Her zaman değil, her krem değil.

İlla şartla değil. Hafif retinol sürebiliriz, göze uygun retinoller var. Normal retinolü hafif böyle nemlendiriciyle beraber de sürebiliriz. Hassas değilse çok önemli.

Çok önemli ve hassas çiftlerde tamam mı? Vazelinle beraber buffer yapabiliriz onu, tampon yani. Ve dördüncü adım, yine yeniden nemlendirme. Hiyoylenik asit sürdüm diye nem olmuyor.

Nemlendirmek lazım bir tanem. Şimdi size kısaca katmanlamadan bahsedeceğim. Layerlama. Şimdi bir tanem, C vitamini nerede çalışır?

Nasıl çalışır? Asidik ortamda çalışır. pH 3 civarlarında. Bakır peptitleri ise ben çok seviyorum copper peptides.

Anti-aging için çok iyi. Bunlar neyi seviyor? Nötürü pH seviyor. Yani 7 civarları.

Ve diyorsanız ki ikisi de çok iyi, ben bunların ikisini de beraber kullanmak istiyorum. Ne oluyor o zaman? Birbirini nötralize ediyor. Yani etkisi düşüyor.

O zaman ne yapacağız mesela? C vitaminini sabah sürüyoruz. Akşam da onlarıcı ve kolajen stimulatörü olsun diye bakır peptit sürüyoruz. Tamam mı? Bu kadar.

Bunun dışında katmanlarken yapmamamız gereken şey asit kombinasyonlarını abartmak. Yani işte aa üstüne BH süreyim üstüne retinol. Bunlar cildi yenilemez, yakar. Hatta mesela bazen sarı silik asit ve retinol beraber kullanıldığında sarı silik asit o cell turnover'u yanlış etkiliyor.

Retinol ile yine böyle antagonist yani ters çalışabiliyor. O yüzden gerçekten çok da karışık. Yani bunu ben okuyayım da anlayayım falan zor o işler. Ya dermatolojinizde sorun, ben ulaşamıyorum yok şu an diyorsanız da kullanmayın ikisini birader.

CİT bu kadar kimyayı anlamıyor. CİT basit. Temizlik, nem, koruma, istikrar ve sebat. Çok güzel bir tabir var burada.

Over-exfoliation is the new inflammation. Aşırı-üstü kombinasyon ne yapar? Bariyeri inceltir, pH dengesini bozar, mikrobilamı alt üst eder. Ben göz kıyarımı da kullanacağım, mist de kullanacağım, onu da kullanacağım.

Bana bir sıra ver, hemen veriyorum. Önce temizleyici. İster misalersul, ister cleanser oil, ister neyse artık. Makyaj ve kiri arındırmak.

Sonra yapacaksan haftada 2-3 maksimum exfoliant. Ben mesela enzim kullanıyorum. Hiç böyle tanecikli kullanmıyorum. Kendi böyle seviyorum.

Üçüncüsü bir tanem, tonik, esans, mist, ne kullanıyorsan. Hafif hidrasyon sağlıyor. Dördüncüsü, eğer bir medikal problemin varsa işte, rodase yani gül hastalığı, melazma, akne, sivilce, o zaman bunun ilacını. Beş serum ve lütfen lütfen ikiyi geçmeyelim hadi maksimum üç.

Sonrasında ne? Göz kremimiz. Nemlendiriciden önce, tamam mı? Sonra ilacı nemlendirici, kilitliyoruz her şeyi.

Ve en son sabah, asla atlamayacağız, SPF. Akşam sürmeye biliriz. Süren dermatologlar var bu arada, kendileri bilirler. Tercihlerim.

Şimdi bir tanem, hızlı hızlı bunları verdiğime göre, bu arada tabii ki bunlar yani hani ezberinizde tutmak zor. Ama açın, not alın, ooo sonra istediğiniz gibi bakın yani. Bence böyle hızlı hızlı daha iyi. Tamam Tuba çok güzel öğrendik ama bugünden sonra da bunları da bilmemize rağmen neden ben sosyal medyayı telefona elime aldığımda şöyle iki tane böyle kaydırdığımda yine niye etkileniyorum?

Neden çok güzel bir ciltli bir kız gördüğümde aa bu ne kullanıyormuş ben de kullanayım diyorum? Tüketim kültürünün cildimizi bir proje haline çevirip bizim psikolojimizin nasıl içine ettiğini özür dilerim konuşalım isterim. Bir tanem cilt bakımı artık self-care'dan, öz bakımdan çok kontrol mekanizmasına dönüşüyor. Perfect skin yani muhteşem bir cildin varsa statü göstergesi haline geliyor.

Hatta en sevmediğim şey. Böyle işte clean girl, temiz cilt, mis gibi kokuyor sundura dönüşüyor. Hafif böyle sivilcesi olanlar TikTok'ta neler diyorlar. Şöyledir böyle kokuyor.

Ya bu çok kötülük ya. Öz bakım bir görev listesi haline geliyor. Bende de öyle yani hepimizin böyle işte hangimizin daha çok adımı varsa, hangimizin eşyaları diğerlerinde yoksa Daha başarılı, daha kreatif, ooo daha çok araştırıyorsun, ooo sen ne kadar iyi biliyorsun da dönüşüyor. Maalesef ki böyle beni bile etkiliyor.

Niye beni bile diyorum? E biliyorum arkasındaki bilinmeyen etkileniyorum. Günün sonunda yapana da, yapanma yanına da tükenmişliğe yol açıyor. Ve burada da halo etkisi var.

Geçen bölümde de konuşmuştuk. Mesela belki o kişi izotrinatini kullanıyor. Hani ilaç olan formu. Hani hap olan, dermatologların kontrolünce kullanılan hani karaciğeri rahatsız eden ilaç var ya mesela belki onu kullanıyor.

Ama sana 2-3 tane ürün gösteriyor, bunlar çok iyi diyor. Sen düşün, cam cilt gibi. Birincisinden hepsi gerçek değil. Ama gerçek olan da var bu arada.

Çünkü neler yaptırdığını bilmiyoruz arkada. Gösterdiği ürün ne olacak hiç değil. Fakat diyorsun ki, aa bak ne kadar güzel. O zaman onun kullandığı ürün credible, okey.

Bu güvenilir. Hayır. Genetik de oluyor bazı şeyler. Ve günün sonunda gerçekten sadece sağlıklı bir cilde alın, onu kamerayla çekin, o diğer kızlarınki gibi gözükmeyecek.

Çünkü yetmez. Çünkü standart nerede biliyor musunuz? Sağlıklı değil bakın standart şu artık. Işıl ışıl, filtresiz, cam gibi bir de effortless yani eforsuz bu şekilde gözükecek.

Ve bu eforsuz gözükmesi aslında en çok eforist diyen şey. Bu her yerde oldu. Eforsuz ışıklık, şöyle böyle yani tamam her türlü ışıkta, her türlü görüntümü çekmiş bir olarak size bir şey söyleyeceğim. Ben en başta kendimi çekerken hiç önemsemiyordum.

Nereden ışık, nereden açı? Ve benim yanımda herkes diyordu ki, ''Aa, hani siz o kadar kilolu değilmişsiniz, işte yüzünüz kocaman değilmiş.'' falan. Ben ne alaka ya?

Çünkü arkadaşlar, bir insanı ışık, açı, gerçekten olduğundan 5-10 yaş büyük gösterebilir ya da yorgun gösterebilir, cilerin kötü gösterebilir. Yani bu nasıl böyleyse tam tersi de çok doğru. Anlatabiliyor muyum? Videoyla, bakın fotoğraf değil, hani FaceApp falan değil, videoyla da her şekilde oynanıyor.

Her şekilde. Şimdi size ne diyeceğim biliyor musunuz? Ay özledim tıp fakültesini. Şaka şaka özlemedim.

Tıp fakültesinde hep böyle hocalar sorar. Arkadaşlar sizce en çok yer kaplayan en büyük organımız ne? falan filan bir şey. Düşünüyorsun.

Şu bu beyin meyin. Hayır hayır hayır hayır. Deri. İlginç değil mi?

En büyük organımız, en çok yer kaplayan organımız vücutta deri. Biz şu ana kadar sadece neden bahsettik? Yüzümüzden. Geri kalan %90 ciltli bütün bir tanem.

Cilt bakımı sadece %100'e sınırlı, tabii ki değil. Boyun, göğüs, kollar, eller, hepsi bu sistemin derin bir parçası. Hepsinin özellikleri farklı olabilir, hepsinin bakımı da farklı olabilir. Ama total bir şekilde bakacağız kendimize.

Şimdi, kritik noktalar var tamam mı? Size bunları direkt böyle nokta atışı vereceğim. Duşa girdiğinde ılık su. Ananem, ay canım ananem, Allah rahmet eylesin.

Böyle kayınvarasıyla yıkanıyordu ama çok seviyordu yani ve bariyerini bozdu mu biliyor musunuz? Bozdu, kaşınıyordu ya tam şey gibi oldu. Yan komşumu böyle yaptı, böyle oldu. O zaman bu hastalık bundandır.

Tabii ki böyle rahatsız edilemeyiz ama sonrasında böyle bacaklar hep kaşınıyordu. Bir de belki de ondan. Neyse. Aşırı sıcak su bir tane cilt bariyerini bozuyor.

Ilık suyla yıkanacağız. Ve bakın bu çok önemli. Nemlendiriciyi duştan hemen sonra uygulayacağız. Nemlendirici ıslak cilde uygulayınca nem kaybı %30 azalıyor.

Hemen kilitliyoruz tamam mı? Hemen sonra. Çünkü cilt o an nemliyken, bariyeri açıkken nemlendireceği uygulamamız lazım. Ve şu iki nokta yani çoğumuzun da mızdırıp olduğu dirseklerimiz ve dizlerimiz.

Şimdi bunları her zaman daha fazla nemlendireceğiz. Neden Tuba? Çünkü tanem... Bunlar cildimizin en kalın ama aynı zamanda da en kuruyan yerleri.

El arkaları da öyle. Ama bu alanlar genelde unutuluyor. Ama hep ne diyorlar? Evet sen şu an çok genç olabilirsin, ellerin yumuşacık olabilir ama eğer cildine verdiğin önemi eline de vermezsen günün sonunda ne olacak?

Ellerine baktığında hem bakımı hem de hor kullandığını gösterecekler. Yaşı göstersin önemli değil ama hor kullandığını diyeceksin ki ben niye ellerim böyle hor kullandım canım ellerim. Peki güzelim el cildi neden özel bir bölge? Çünkü elimizin derisi hem dış etkenlere en çok maruz kalan, çünkü her yere dokunuyoruz, ediyoruz böyle hep böyle ellerimizi koyuyoruz haliyle.

Ve en sık yıkanan bölge. Bu yüzden ne oluyor? Hep bariyer hasarı. Kuruluk, eczema, tariş daha sık görülüyor.

Ve elde ne oluyor biliyor musunuz? Yani yaşlanma böyle geç fark ediliyor. Hemen ortaya çıkmıyor. O yüzden biz düşünüyoruz ki aa okey bir anda beregin hale geliyor.

Böyle güneşten de çok etkileniyor. Ve sadece yıkamaktan kuruluktan değil, güneşten de çok etkileniyor. O yüzden mesela ben hep şey yapıyorum. Yüzüme güneş kremini sürdüğümde kalanı da hep böyle elime sürüyorum.

Artık kalanı sürüyorum, yetişsin ellerim diye. Ama hep çantamızda atsak bir tane, sürekli sürsek. Nemlendirici, SPF ikisi beraber, mis gibi. Ayrıca da güneş kreminin günlük olarak sadece yüz ve el de değil.

Boyun, göğsümüz, dekoltemiz yani. Ben göğüs deyince hep böyle şey yapıyorum. Biz akciğeri göğüs diyoruz ya. Böyle böyle meme, dekolte.

Aslında yani dekolte meme diyoruz da meme değil. Göğüs bölgesi, iman tahtası. Eller, kollar bunları da süreceğiz tabii ki. Şimdi bir tanem, öz eleştirimin en dibine geliyoruz.

Kendime katmak istediğim yeni meta skill, yani üst beceri. Skinmalism. Abla bu ne? Skin ve minimalizmin harmanlanmasıyla beraber ortaya çıkmış bir tabirdir kendisi.

Skinmalism. Ne bu? Fazlalık olmayan, sürdürülebilir sadelik ve cilt bakımının birleşimi. Şimdi temelde yeterli bir cilt bakım ürünümüz varsa Ve cildimiz de bununla iyi anlaşıyorsam, bir yerden sürekli breakout, pertlemiyorsa, bir şey alerji olmuyorsa tamam süper.

Çünkü bundan sonra her yeni ürün yeni stres demek olabilir. Yeni stres, yeni enflamasyon. Çünkü cilt canlı bir ekosistem ve skin minimalism, skin minimalism ya Daha az şeyle daha çok bir ürün almak demek. Yani ben şu ürün kullanmayayım Feng Shui yapayım cildime de ihmal edeyim değil.

Orada yanlış anlamayacağız. Çünkü gerçek bakım ürünün sayısından ziyade hep dedik ya tekrar tutarlılık ve sabır ve sebal. Ve itidalli olmak falan. da... Çünkü fazla ürün ne yapıyor da bariyer yorgunluğu.

Az ama düzenli ürün güçlenmiş cilt. O yüzden birisi bunu kullandım muhteşem diyorsa bir bekle bir tanem bekle 6-8 hafta sonrasında söylersin muhteşem değil mi? Anlatabiliyor muyum? Şimdi gelelim ne zaman size cilt bakımıyla ilgili bir şey söylesem aldığım o sorunun cevabına.

İyi ablacım güzel de, biz bu içerikleri nasıl anlayacağız? Hangisi iyi, hangisi kötü nasıl ayırt edeceğiz? Kolay mı sanıyorsun? Kolaysa, yan o zaman.

Yağmurum ol üstüme. Ben böyle yaşayamam. Halimi görüyorsun. Bir şeyler yap o zaman.

Yapıyorum, dinle. Ne anlatacağım şimdi içerik okur yazarlığı 101. Bir tanem, bir ürünün içeriğine bakmak, onu anlamak demek değil tamam mı? Şimdi mesela işte diyor ki içinde alkol var.

Kötü. Tarih işlediler cildini. Ama hangi alkol? Size gelip diyecekler ki o ürünün içinde alkol var.

Olmaz. Siz de diyeceksiniz ki hayır. Söyle bakalım hangi alkol? O diyecek ki ne alaka?

Sen diyeceksin ki o alaka. Ablam söyledi. Doktor Geç ablam öyle dedi. Diyeceksin ki setil alkol mü, etanol mü, hangisi?

Söyler misin? O da size naçizane hangi alkol olduğunu düşündüğünü söyler. Siz de dersiniz ki biri nemlendirirken diğeri kurutur. İkisi bambaşka şeylerdir.

Ya da mesela bağıracaklar, diyecekler ki içinde paraben var. Bir tanem paraben var da, paraben tek başına kötü değil. Nasıl yani? Değil.

Dozuna, formülüne ve üründeki rolüne bakılıyor. Zehrin olayı dozdur. Her zaman böyle. Fazlası da zehirler.

Şimdi bazı çiçekler var. Mesela dexpanthenol. Dexpanthenol. Şimdi ne bu?

İçimin ilk duyduğunda karmaşık gelebilir. Çok normal. Ama aslında bu provitamin B5. Yani cildin kendini yenileme kapasitesini destekleyen, bariyerini güçlendiren, Ve yatıştırıcı etkisiyle de bakım rutininde yapıtaş olabilecek bir ürün, etken madde.

O yüzden ben artık şöyle söylüyorum. İçerik okur yazarlığı her şeyi bilmek değil. Neye bakacağını bilmek. Neyin olmaması gerektiğini bilmek.

Tamam mı? En temelde alkoy var mı? Parfüm var mı? Renklendirici var mı?

pH nasıl? Nötür mü? Asidik mi? Bazik mi?

Benim kullandığım diğer ürünler nasıl? Onlarla etkileşiyor mu? Nereden bakacağız ablacığım diyeceksin. Hepsinin arkasından okuyalım.

Hayır bir tanem. Hemen söylüyorum. İki tane web sitesi ödeyeceğim. İkisi de birbirinden iyi.

Aşağıda yazarım. Bir tanesi INCIDECORER yani İnci Decorer. Diğeri de COSDNA. Bence bu sitelere girip tüm içeriği ortaya dökmek ve oradan bakmak cildin neye tepki verdiğini anlamanın en güvenli yolu.

Ve bu sayede içerik polisi olmuyoruz. Ne oluyoruz? Binişli tüketici. Şimdi bana diyorsunuz ki Tuba Biz hep içerik okuyun, esken maddeyi tanıyın, şöyle nemlendirici, böyle güneş kremi kullanın diyorsun.

Hatta bana mesaj atıyorsunuz. Tuğba hep balık tutmayı öğretiyorsun. İyi tamam da hiç balık vermiyorsun be kızım. Arkadaşlar haklısınız.

Bugün balık vereceğim. Afiyet olsun. Bon appetit. Şimdi bölümün başından beri size temel cid bakım rutininde nemlendiricinin hem sabah hem akşam mutlaka olması gerektiğini kaç kere söyledim.

Peki. İçeriği temiz, güvenli, hangi nemlendiriciyi kullanalım diyenlere ne öneririm? Bepantol Derma Cilt Bakım Kremi. Neden bir tanem?

Çünkü bu ürün hem sade, hem etkili, hem de cildi meşgul etmeyen bir yapıya sahip. Ne demek istiyorum? Şimdi bu ürünün su bazlı yapısı sayesinde çok hızlı emiliyor. Ve ciltte hani o klasik nemlendiricinin bazen bıraktığı ağır krem hissini bırakmıyor.

Ki bence bu çok önemli. Hem akşam yatağa yatarken, hem sabah dışarı çıkarken. Çünkü bu da nemlendirici üzerine güneş kremini sütlüyoruz, iyice ağırlaşıyor. Çok önemli o yüzden.

Ayrıca BePantol Derma Cilt Bakım Kremi tüm ciltler için tasarlanmış. Her cilt tipi için uygun. Buraya tekrar söylüyorum cildi meşgul etmeyen ve yalnızca desteklemeye yönelik bir ürün. Bu arada çok önemli komedicilik skoru da düşük.

Yani göz öneklerim tıkanır mı Tuba derseniz bu ihtimal içeriklerine baktığımızda neredeyse sıfır. Dediğim sitelere siz de yazın bakın anlayacaksınız göreceksiniz. Bir tanem kısacası Bepanthol Derma Jit Bakım Kremi minimalist bir rutin için biçilmiş bir nemlendirici tamam mı? Hem sabah hem akşam rutininize güvenini ekleyebilirsiniz.

Ayrıca neyi unutmuyorduk? Elimizi, yüzümüzü, boynumuzu hatta kışın dirseklerimiz için de rahatlıkla kullanabiliyoruz Bepanthol Derma Jit Bakım Kremi'ni. Şimdi, şunu dediğinizi duyar gibiyim. Tuba, iyi hoş diyorsun da bir tanem.

Yarın yine otuz steplik Everything Shall Work yapacaksın. O zaman ne diyeceksin? Yüzümüze nasıl bakacaksın? Şimdi, büyük ihtimalle yapacağım.

Ama, biz bugüne kadar bu radyoda, bu podcastta ne konuştuk? Farkındalık her zaman çözüm demek değil. Ama oraya giden yol. Nasıl?

İkincisi bir tanem, o 30 stabin çoğu saçım, ayağım, vücudum, cildime çok fazla ürün borcalamamıştım. Hakkımı yenirmeyeceğim. Ama dürüst olacağım. Her şeyi satın al, kendini onar, sen değerlisin.

Skincare kapitalizm yani. Ben bu kültürü sorguluyorum, ben bunu hak etmiyorum. Ben bundan daha iyisiyim ya, diye düşünüyorum. Yani cilt bakımını değil tüketim reflekslerimi genel olarak analiz ettiğim bir dönemdeyim.

Yani sistem hatamı fark ediyorum ve mesela şeyde fark ettiniz mi bilmiyorum Ankara'ya gittiğimde ilk gün imza günü kıyafeti aldım ama kongre günü daha önceki kongrede giydiğim kıyafeti giydim. Hep öyle yapıyorum 2-3-4-5 hep giyiyorum. Ve cilt bakımında da bu konuyu çözersem size de anlatacağım nasıl yaptığımı. Çünkü ne yapıyoruz biz burada?

Gelişiyoruz bir tanem. Asla mükemmeli aramıyoruz sadece daha iyi arıyoruz. Çünkü mükemmelinin yeni düşmanı olduğunu biliyoruz. Ben sizi çok seviyorum.

Sizin de beni sevdiğinizi gördüm. Şahidim artık. Sevmiyoruz diyemezsiniz. Kendinize ve cildinize çok iyi bakın.

Elimde görmüş olduğunuz bu mucizevi şaka. I love you. Görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)