Podcast

güzellik algısı, kadın nefreti ve şeytan taşlama

Dr. Gulec Radio

12 ay önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Şimdi ben artık eski ben değil miyim? Ben sadece bir birey değil miyim? Toplumda bir birey olarak neyi temsil ediyorum? Tüm bu sorularla ve dahasıyla üzerimde bir sorumluluk hissediyorum. Bu bölüm estetik yaptırdıktan sonra aldığım yorumları ve ona dair hislerimi masaya koyuyorum.



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar ------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.222 kelime · ~26 dk okuma

Peri bacaları, naber? Ne olaylı bir haftaydı ama. Şu an genel olarak konuşacağım konular hakkında konuşmak için... ...dünya üzerindeki, hatta Samanyolu galaksisi üzerindeki en kötü zaman. Çünkü dün tüm gün kitap imzaladım, kafam aşağıda. Zaten ödem oldu, gerildi yüzüm her tarafım. Sonra podcast yapacaktım, yetiştiremedim. Gece 3'e kadar falan yapmaya çalıştım. Toparlayamadım konuşacaklarımı.

Sonra üçten sonra da uyuyamadım. Çünkü uyurken hem bant yapıştırmam gerekiyor hem dik uyumam gerekiyor. Uyuyamadım. Sonra çıktım yataktan saat altı falandı. Dedim bari kaydedeyim. Yapacağım yapayım. Ne konuşsam ne konuşsam işte hangisini söylesem hassas falan ya. Saat dokuz buçuk şu anda. Ve ben dün gece yatacaktım. Çünkü edit, ses onlar yani bayağı iş yetişmiyor sonra. Ve dün gece uyumamış oldum. Şimdi kaydediyorum bunu ve konuşacağımız konular

İşte parasosyal ilişki, sosyal medya, zorbalık, nefret. Bu zorbalık değil, sadece bir eleştiri diyenlere benim görüşüm estetik yaptırmak. Ben kendimi sevmiyor muyum diye estetik yaptırdım. Ben artık herkes gibiyim. Ben nasıl bir rezilim de işte kendiyle barışık değilim. Ben bu yanım. Kendiyle barışık olmayan bendim. Bu ne yaman çelişki anne. Yani bunları bilmiyorum. Böyle konuşalım. Neyse bak kendime geldim şimdi. Hazırsanız en hassas konuları konuşmaya başlıyoruz.

Transkriptin tamamını oku

Dr. Gillette Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Şimdi beni zaten hali hazırda koşulsuz kendine yakın görenler, seveceklerimi böyle merak edip hak vere vere dinleyeceğimi düşünüyorlar. Böyle tam tersi o para-sosyal ilişkinin diğer tarafında olan hazırda bekleyenler ise, heh bakalım ne diyecek şimdi? Kendi seçimimi işte, özgürlükmüş de, oymuş da buymuş da ve öyle diyeceğimi sanacak. Ama aslında öyle demeyeceğim. Hatta komplikasyona rağmen, o kadar kötü yoruma rağmen, lince rağmen, iyiyim. Bunun sebebi de anlıyor olmam durumu. Empati kurabiliyor olmam. Ve düşündüğünüz gibi şunu demeyeceğim. O videolarımın altında yorum yazanlarının hepsi zorba, hepsi beni buliledi. İşte o nefret, çünkü beni kıskanıyorlar. Böyle bir şey demeyeceğim. Çünkü aslında ne ben, ne onları yazanlar, biz düşman değiliz. Biz aynı sistemin zarar verdiği iki tarafız. Ve sinirimizi ve öfkemizi sadece yanlış yere kusuyoruz. Zaten istenen de bu. Şimdi ben hem ameliyata girmeden önce hem de sonra çok baktım, tamam mı? Öz güvenle ne kadar alakası var estetik yaptırmanın? Kimler yaptırmalı, kimler yaptırmamalı? İşte ben kendimi sevmiyor muyum da estetik yaptırmak istiyorum, bir yerimi değiştirmek istiyorum falan, tamam mı?

Gördüğüm kadarıyla, şimdi onlara söyleyeceğim size ama kişinin kendini daha iyi görmek istemesi, kendini sevmediği anlamına gelmiyor falan. Tamam, öyle deniyor da ben bunları savunmuyorum. Neden biliyor musunuz? Bilmiyorum. Yani herkes farklı ve bu da bir spektrum. Herkesin estetik olma motivasyonu da farklı. O yüzden motivasyonla beraber bence bu yargılar da değişebilir. O yüzden herkes için doğru diyebileceğimiz şeyler değil. Bana gelince benim motivasyonum tamamen o organlar bazında. rahatsız olduğum şeylerdi. Kendi görünüşümle ilgili bunları beğenmemek özgüvensiz yapar mı? Beni kendiyle barışık yapmaz mı? Bilmiyorum. Çok da o konuda düşünmüyorum. Eee tamam kendi görünüşümle barışık değildim diyelim ki. Eee ne olacak? Zaten hani body dysmorphi geçtim. Bir hastalığa falan sığınmayacağım. Tamam abi, kendi görüntümümü beğenmiyordum. Tamam, ee? Yani burada şu var. Hani male gaze için mi beğenmiyordum, kendim aynadaki görüntümümü beğenmiyordum? Burada fark ediyor ve bu da bence yine tamamen %100 bu yüzden ya da bu yüzden diyebileceğimiz şeyler değil. Çünkü biz yani doğduğumuzdan beri bu sistemde o beynin yargılarıyla büyüyoruz. O yüzden ben şu an desem ki ben aynada kendimi böyle güzel görüyorum. Ama niye aynada kendimi böyle güzel görüyorum? İşte belki

Patriyarka yüzünden. O yüzden o konuda da kesin bir yargıya varamıyorum. Fakat ben şunu kabul ediyorum. Başarılı ve hala hazırda bence güzel bir kadındım. Ben ama bir hayat yaşıyorum ve bu hayatta kendimi her aynaya baktığımda ya da her kamerada çektiğimde burnumu şoklamak istemiyorum. Burnumun orasındaki kıkırdak eriyen şey beni rahatsız ediyor kardeşim. Işık açıları beni rahatsız ediyor ve görmek istemiyordum. O yüzden de çok mutluyum. Ne oldu? Komplikasyon oldu. Bu arada şu detayı da vereyim. Çünkü şey çok komik. Biri bana demiş ki ben işte ellerden nasıl var bende falan dedim. Her haftada bir hastalık uyduruyor bu falan filan. Abi hastalığa bunu uyduracak halim yok ya. Ama hiç kızmıyorum. Hiç kızmıyorum. Anlıyorum. Yani üzülüyorum. Anlatacağım. Neyse. Ehler Danlos olanlar da, hipermobil tip benimki. Ehler Danlos da öyle bir hastalık ki arkadaşlar. Öldürmediği için... Araştırılmıyor. Yani ben kendim doktor olarak zaten tüm Ehler Danlos'ların tanısı genetik testle koyulamıyor. Mesela benimkinin genetik testle konulamamasının sebepleri falan var. Onlar çok uzun şeyler. Çünkü bir de multisistem. Yani işte Ehler Danlos'un kemik ve kıkırdağına işte ortopedi bakıyor. Ehler Danlos normalde bir bağ dokusu hastalığı. Tamam mı? Fakat yani connective tissue hastalığı. Fakat burada mesela eklemle ilgili bir şey olduğunda orta bede bakıyor. Cilt ve yara iyileşmesiyle ilgili olan kısma plastik bakıyor. Diğer kısma da romatoloji bakıyor. Her birine gidiyorsun diğerinden duruyor. Her doktor bunu çalışmıyor. Dışında falan var Ehlal Danos klinikleri. Ama orada da işte benim tipime mesela şey konmuyor genetik test. Çünkü yeterli değil. Yüzde yüz göstermiyor falan. Neyse. Öyle de bir şey ki. İşte cildim kadife ciltleniyor. Bağ dokusu gevşek olduğu için çok esnek falan filan. Ama yara iyileşmesi bozuk ve nerede bozukluk var nasıl tepki verecek?

Belli olmuyor. Onun dışında eklemler çıkıyor. İşte omuzların falan çıkıyor sürekli. Evet, vücut çok esnek ama bunun kötü yanı da var. Bu arada benimki bence en rahat tipi. Sadece yaralarım iyileşmiyor bazen. İyileşirken farklı iyileşiyor. Neyse, burun ameliyatında bayağı eksikler olabiliyor. Yani herhangi bir ameliyatta cerrah en iyisini yapsın, hiçbir şekilde belli olmayana çıkacağı. Ve benim ameliyatımdaki mesela zorlukları bilmiyorsunuz burnumdaki. Sadece estetik olarak düşünülüyor ama asla öyle değil. Beynimin oradan kıkırdak falan aldı yani. Sphenoid dediğimiz yerden. Onun dışında flap yaptım mukozal flap. Bunu dinleyen cerahlar bilir. Hani bende çok daha fazla riskler var. İşte perfizyon gibi, burnumun Michael Jackson gibi olması gibi falan. Onlar olmadığı için ben şükrediyorum. Onlar da olabilirdi. Çünkü ben baştan girerken böyle girdim. Hani ellerden nasıl olduğum için her şey olabilir falan. O yüzden sorun yok. Nasip kısmet, hal olur, yapacak bir şey yok. Yani böyledir. Burnamilatları özellikle, tüm cevreyler böyle her zaman bir risk var. Ama burnamilatları özellikle çok zor. O yüzden yaptırmadan çokça düşünün. Ayrıca gözlerimle ilgili olan şeyi söyleyeceğim ama... Şimdi şöyle, ben hangi teknikle ne yapıldığını anlatırsam... ...bu konuda özendirmiş olur muyum? Gidin böyle yapın. Yani Kylie Jenner böyle bir şey yapmıştı ya. Yani burada bir sıkıntım var. Şimdi bunun zaten hani artık herkesin yaptırdığı ve böyle... ...tekniğinin öyle konuşulmadığı bir şey. Zaten kapalı, atırahmatik ameliyat işte. Ama gözde öyle değil. Ve bunu söylemek ne kadar doğru onu bilemiyorum.

Ama şu konuda haklısınız. Herkes böyle durmuyor. Niye ben de böyle durdum? Bunda sebepleri var cidden. Bu gözdeki şey tek bir aynı ameliyat değil. Yani böyle her kişinin gözü ve cilt yapısı, lakstesi ve işte o kaşı, orbita kemiğinin çıkıklığı, gözünün içeri çöküklüğü ya da göz kapağındaki işte hooded eyes mı ne, o oluşu falan hep faktörler değiştiriyor ve yapılan kombine ameliyatın tipi değişmesi gerekiyor falan. Anlatabildim mi?

Şimdi önce bu estetik ameliyatlarla ilgili bir şeyler söyleyeceğim. Bu kozmetik işlemleri daha çok kim, niye yaptırıyor ve sonucunda ne oluyor? Bu arada şeyi de araştırdım. Bana dediler ki işte artık seni eski samimiyetinle izleyemeyeceğiz falan. Ben de merak ettim. Mesela gerçekten ameliyat sonrasında tavır değişiyor mu? Çünkü açık konuşacağım, şöyle bir şey oluyor. Mesela şimdi pretty privilege var ya... ...güzellik ayrıca oluyor. Yani güzel büyüyen insanlar, güzel kızlar, güzel çocuklar... ...hayatları boyunca bazı şeylere kolay ulaşıyorlar. Halo efekt, halo etkisi Türkçesi. Yani dış görünüş olarak güzel görünüyorsa bir insan... ...o hem işte sağlıklıdır, akıllıdır, başarılıdır, hatta zengindir gibi böyle... ...aklımız otomatik olarak öyle algılayabiliyor, onu etiketliyor, tamam? Ve o kişi hakkında false positive, yani yanlış pozitif değerler oluşuyor beynimizde.

Bu güzel büyüyen çocuklar haliyle istediklerine çok daha kolay ulaşıyorlar. Şirinlik yapmalarına, tatlı olmalarına, yılan dilli olmalarına gerek kalmıyor. Anlatabiliyor muyum? Espiri yapmalarına falan. Çünkü insanlar onları kabul ediyor. Ortama girebiliyor zaten. Ama ben küçükken böyle değildim. Zeki olmak, espiri yapmak... fark edilmek zorundaydım ve bu kaslarımı geliştirdim. Sonra büyüdükçe kendime baktım baktım bakarken işte bir burun ameliyatı olmuştum genel olarak. O da etkilemişti bu arada. Ve boyum uzadı 20 santim falan. Sonra kendime baktım, bakınca değiştim. Kaşın maşın mağdurunca bir insan değişiyor. Ve bence güzelleştim. Ve bence eskiden öyle olmamam sonrasında işime yaradı. Şimdi benim mesela küçükken öyle olsaydım tavrım değişecekti. Merak ettim gerçekten. Haklı mı insanlar acaba? Ben şimdi estetik yaptırdım. Şimdi ben ameliyat oldum, değiştirdim biraz bir şeyleri. Tamam mı? Hani ne kadar fark etti? Stigma efekti diye bir şey var. Zaten güzel olan insanların operasyonları daha olumsuz yargılanıyor. Daha böyle, niye böyle bir şey yaptın falan. O yüzden ne değişecek bilmiyorum ama baktım literatürde böyle bir şey bulamadım. Sadece şunu bulmuştum. Gerçekten hani motivasyonu kendi beyninde olan insanlar ameliyat yaptırdıktan sonra daha az anksiyete, daha az sosyal fobi yaşayabiliyorlarmış. Tamam mı? Şimdi genel olarak bir insan niye estetik işlemler yaptırıyor? Beden memnuniyetsizliği haliyle en başta sosyal medya maruziyeti gerçekten var. Zorbalık ya da alay bu en kötülerinden. Benim nazara başlamam gibi. Anlatmış mıydım size o hikayeyi? Çok kötüydü. Haç beşe miyle gidiyordum? Aptal çocuk. Neyse. Ya da düşük benlik saygısı da olabiliyor bazen, tamam mı? Bunu hemen geçelim. Risk grupları, beden nisimafik bozukluk, anksiyete, depresyon, yeme bozukluğu olabilir. Böyle olduğunda, bu motivasyonlarla yaptığınızda, bu risk grubundaysanız, o zaman cevriye sonrası memnuniyetsizlik artabiliyor. İlginç bir şekilde, hani ben o gruptayım, okey. Ama şu an bir şeyim yok. Şimdi evet benim bedenim, benim kararım, özgürlük, benim bedenime kendim istediğim şeyi yaptırabilmem falan hani. Aslında feminizme de uyuyor değil mi? Peki neden tartışılıyor? Neden hani etik mi değil mi? Ya da neden toplumda bu kadar yankı görüyor? Sadece ben değil herhangi biri. Tamam ben başarımla da kendimi prezente ettiğim için bende daha da farklı oluyor. Hem başarılısın hem bursun. Sen ihtiyaç duyuyorsan falan diyor. Hem arketip yıkılıyor. Kafalarında beni koyduğu yer yıkılıyor. Yalanmışsın oluyor. Aslında ben yalan değilim ama sizin beni aklınızda koyduğunuz yere uymadım. Doğru. O yüzden öyle geliyor. Anlıyorum onu da. Yani benim yaptırmış olmam daha fazla tetiklemiş olabilir ama bu dünyanın her yerinde ve görünür herkese yapılan bir baskı. Peki neden? Haklılık payı var mı? Haklılık payı olsa da bu böyle mi söylenir?

Şimdi ne oluyor? Aslında nötr bir davranış. Yani hani etik olarak kimseye zarar vermiyorum. Bir şey yapmıyorum. Kendi bedenimi yapıyorum. Değil mi? Nötr normalde. İşte botoks yaptırmak, diyet yapmak, işte ameliyat olmak. Tamam mı? Ama ne oluyor toplum tarafından? Ahlaki bir kategoriye taşınıyor. İşte estetik yaptıran biri ne oluyor? İşte kibirli, yapay, yüzeysel, herkes gibi. Yaptırmayan ise doğal, dürüst, kendini seven. Benim 5 gün önceki halim ise 15, neyse. Bu etiketlerle tanımlanıyor. Bu noktada artık herhangi bir kadının kendi görünüşü kişisel tercih değil de karakter testi haline geliyor. Bir ahlaki yargıya dönüştürülüyor. Kadının kendi bedene, görünüşü ya da estetik tercihi üzerindeki hakkının etik bir meseleymiş gibi sorgulanması. Etik bir mesele mi gerçekten? Bence olabilir. Ama normalde değil yani. Bunlar tartışılıyor. Çoğunluk bu etik olarak bir sıkıntı değil, kendi karar diyor. Ama zor bir karar.

Ne oluyor biliyor musunuz? Neden herhangi bir şekilde kendine müdahale eden kadın ahlaken yargılanıyor? Çünkü toplum bireyin bedenini disipline ediyor. Hem görünüş hem de davranış üzerinden. Kadın bedeni üzerindeki denetim de tam burada başlıyor. Güzellik bir hak olmaktan çıkıyor da bir norm haline geliyor. Normdan sapan her kadın da o mahkemelerde ahlaken yargılanıyor arkadaşlar.

Yani ben esedik yaptırdığımda sadece burnunu değiştirdin demiyor kimse yani. Sen değiştirdin, sen artık o değilsin. Yani fizikselliğim değil de kimliğim ve ahlaki bütünlüğüm sorgulanıyor. İşte böyle bir şey yapsın artık bizden biri değilsin falan. Bu ama tarih boyunca böyle. Yani bir kadının nasıl giyindiği, nasıl davrandığı, nasıl göründüğü toplumun normlarının ahlak seviyesiyle ilişkilendirilmesi. O yüzden yaptığımız herhastalık karar doğal olmalı, fazla yapay, kendini kabul etmiyor, kendini sevmiyor, kendini beğenmiş, artık şöyle bak falan filan. Ahlakiyi bitirelim ve bunun üzerinden herkes moral kasıyor. Çünkü niye? Bu patriyarka yüzünden bir kadının fazla parlaması diğer kadını eksik hissettiriyor. Maalesef ki öyle. O yüzden ben kendimi kendimi daha iyi hissettiğimde, daha güzelleştiğimi düşündüğümde hemen moral olarak üste çıkmak için işte sen şöylesin, böylesin, ahlaki olarak ben daha iyiyim, o zaman ha eşitlendik. Senin parlıyor olman bak beni söndürmedi çünkü sen işte ahlaksızsın.

Ahlak derken kastettiğimi biliyorsunuz. Bu arada bu çok doğal, normal olağan anlıyorum. Keşke böyle olmasa çok üzülüyorum. The beauty myth diye bir şey var. Yani kadınların güzellik üzerinden sürekli test edilmesi modern bir kontrol biçimi. Bu böyle ve biz hepimiz ben dahil. Ben de buna yeniliyorum diyorum ya size. Ben kendimi güzelleştirdiğimi düşünüyorum ve beğenmedim daha güzel oldu diyorum. Okey. Ama gerçek motivasyonumu asla bilemeyeceğimi düşünüyorum. Karşıdaki insan da benzer motivasyonlarla bana saldırıyor. Ne farkımız kaldı? Şimdi burada bir tane daha detay vereceğim. Sonra da bence benim yaptığımın bireysellikten çıkıp toplumsal olarak nerede bir hata olduğundan bahsedeceğim. Sonra da zorbalara geçeceğim. Şimdi arkadaşlar, bu estetik kararlar, bireyin psikolojisi, toplumsal baskılar ya da sosyal medyanın etkisi gibi çoklu faktörlerle şekilleniyor ya, hani dediğim gibi ben tam motivasyonu bilmiyorum diyorum ya, burada sadece benim kararımı ahlaki yargıya çekmek, bu bağlamı da görmezden gelmek oluyor.

Ama bunlar o kadar böyle karışık şeyler ki yani bunu sırf bunu konuşsam 3 bölümü konuşurum. O yüzden hiçbir kesin yargıya varmadan keşke böyle olmasa diyorum. Şimdi yorumlara baktığınızda zaten başarılı, özgüvenli bir insan. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyacağını anlamıyorum. Adıl'da çok üzüldüm. Sizin bu kadar işte kendinize barışık olmadığınızı bilmiyordum falan. Bunlara cevap vermeyeceğim tabii ki. Çünkü bu tarz yorumlar ve mesajlar hani bir şeyi anlamak için ya da karşıdaki insanın psikolojisini veya ne yaptığını anlamak için değil de direkt hani kendiyle ilgili bir yansıtma olduğu için cevap verdiğinde de karşı taraf anlamaya çalışmayacak bir de gerek yok. Zaten olay kimlik ve projeksiyon yansıtma olduğu için hani benim söyleyeceğim şeyi kabul etmek onun kimliğine ters. Yani böyle bir şey olamaz.

Narsist bir insanın terapiye gidip de bir terapistin sen narsistsin demesiyle alakasız, doğasına aykırı olayın. O yüzden o şekilde cevap vermeyeceğim kimseye. Ama burada sadece şunu söylemek istiyorum. Tamam, ben başarılıyım falan bilmiyorum ama benim burnumu sevmememin, burnumu beğenmememin, ki daha önce de olmuşum 16 yaşında falan. Yani başarımla ne alakası var diyeceğim ama, oho yani bu çıkılmayacak bir tartışma. O yüzden gerek yok. Şimdi gelelim benim bu estetik konusunda üzerimde sorumluluk hissettiğim yere. Şimdi arkadaşlar,

Şimdi diyoruz ya bunun empowerment işte kadınlar güçlensin şöyle böyle olalım en nihayetimiz falan. Burada bir samimiyetsizlik var. Tamam mı? Sadece benim durumumda değil genel var. Şimdi hepimiz kendimizi en iyi hissettiğimiz halimizi koyuyoruz işte. Yok en güçlü olduğumuz yerde mi? Sonra işte kadın... Empowerment'ın Türkçesi ne ya? Kadının güçlenmesi neydi? Neyse arkadaşlar. Ama burada şunu atlıyoruz yani bireysel empowerment'la... Bir saniye bakacağım empowerment'ın Türkçesi neydi? Tamam abi güçlenme. Bireysel güçlenme ile kolektif güçlenme apayrı şeyler.

Şimdi, benim kendimi iyi hissetmem. Estetiklerim, bakımlarım, everything shower'larım, oyun buyum... Bunlar benim kendi subjektif, bireysel güçlenmem. Empowerment'ım, başarılarım, mesleğim, her neyse. Tamam mı? Hadi başarılarım yine kolektife birazcık etki edebiliyor ama... Diğeri, estetik falan tamamen bireysel. Daha iyi hissetmem kendimi. Kendini daha çok beğenmem. Fakat benim yaptığım bu estetik, kolektif yani... ...structural güçlenmeye, empowerment'a ters düştüğünde... ...ben güçlenirken... Kolektif güçlenmeye kek vurmuş olabilir miyim? Olabilirim. Yani bu bir zorunluluk değil tabii ki. Bunu yapmak zorundasın falan değil. Ama ben kendim insani yerden bakıyorum. Ve evet ben estik yaptırdığımda zaten başarılıydım, zaten düzeldim. Ağzım burnumda bir şey yoktu yani sorun yoktu iyiydim yani. Ben bunu yaptığımda ne oluyor o zaman? diğer kadının üzerindeki yük de artmış oluyor evet bir yerde şu anlamda çünkü toplam sıfır gibi patriarka tarafından biz kadınlara öğretildi yani başka bir kadın dedim ya biraz önce başka bir kadın daha iyi olması diğer kadının görünürlüğünü azaltıyor kendini değersiz hissettiriyor o yüzden benim bunu yapıyor olmam

hali hazırda da iyiyken diğer kadın kötü hissettiriyor. Ve sadece bir kolektif güçlenmeden değil, bir de kişilerin öznel kendiyle ilgili olan yetersizlik hissi olabilir ya da başka sıkıntıları olabilir. Ne varsa içinde onları yansıtması sonucu işte benim o videolarımın altındaki yorumları görüyoruz. Kaçınılmaz oluyor. Şimdi ara verelim. Geldikten sonra tam gaz devam edeceğim. Doktor Güneş radyo.

Hoş geldin bir tanem. Şimdi öyle bir anlattım ki sanki bu haterlar hatlı olmuş gibi oldu. Ama tam olarak öyle değil. Ben oradan üzerime aldığım sorunumu anlattım. Bir de işin diğer kısmı var. Sadece estetik değil. Bir kadın kendine sağlıklı baktığında da tepki topluyor. Bunun da sebepleri var. Burada işte gizli mizojini var. Bir kadın bunu yapınca mükemmelliğe takıntısı. Kendini beğenmiş, ne kadar aşıcaksın falan ama bir erkek yaptığında disiplinli adam. Sağlık bile cinsiyetli. Bir kadın kendine iyi bakıcı, toplum bunu diğer kadınlara baskı olarak algılıyor. Çünkü yine onun öyle olması kendini eksik hissettiriyor haliyle. Fakat erkek yapınca kişisel girişim, bireysel girişim çok iyi falan. İşte sigma mayum. Çünkü kıyas ve suçluluk hissediyor insanlar. Şimdi zorbaların anatomisine geçmeden önce bir şey daha söyleyeceğim. Bir likeable tip paradoks var tamam mı? Yani sevilebilirlik paradoksu. Kadınlar arkadaşlar ya sevilir ya da ciddiye alınır tamam mı? İkisi birden olduğunda tehdit sayılıyor. Şimdi kadınlar sosyal olarak başarılı olabilmek için likeable yani sevilebilen görünmek zorunda hissediliyor tamam mı? Ama çok sevilen olduğunda da genellikle daha az yetkin, çok yetkin olduklarında da daha az sevilen olarak görülüyorlar. Bu mesela erkeklerde böyle bir şey yok. Acun mesela. Güçlü, iddialı, açık konuşumda da otoriter oluyor. Ama bir kadın bunu yaptığında ne kadar soğuksun, senin netliğin çemkiriyor, senin netliğin herkese pasif, agresif falan ya da itici, soğuk geliyor.

Hayır, sadece netsin. Ve toplumun kafasında iki ayrı rol var, tamam mı? Bir tanesi toplumsal cinsiyet rolü, yani kadın. Nazik, duygusal, uyumlu, besleyici, işte ana aç, verici, anladın mı? Diğeri de liderlik rolü. Sert, karar verici, otoriter, analitik. Ve bir kadın bu iki rolde aynı anda taşıdığında ne oluyor? Çakışma. Toplum şöyle düşünüyor, bilinç dışı. Eğer güçlü ve otoriterse o zaman gerçek kadın değil. Ya da nazikle duygusalsa o zaman da bu kadının lideri olamaz yani, pöf.

İşte double bind yani iki ucu keskin kılıç. Çünkü bu kadın ne tarafa gitse diğerinden ceza alıyor. Kadın öfkelendiğinde karakter sorunu, erkek öfkelenirse haklı. Kadın gülümsemeyince soğuk, erkek gülümsemeyince ciddi. Yani duygusal ifadelerin bile yorumları standart cinsiyetli. Şimdi bana böyle yüzlerce yorum var yani çoğu hakikaten artık hakaret yani. İftira da var, hakaret de var mesela ben işte burada mesela anlatıyorum değil mi? Body dysmorphymiyi daha kaç bölüm önce anlatmıştım. İşte burnumun şunun arasında falan. Bana diyor ki sen kendini sevdiğini bas bas bağırıyorsun. Asla birini yaptırmayacağım diyorsun. Nasıl böyle? Ya ben bunu mu söyledim? Tam tersi mesela. Ya da işte hani hastalığın yok falan filan. Artık iftira geçtim. Bunun dışında hakaret falan filan var. Ben neden çok rahatsız olmadığım anlayışlı... Çünkü hakikaten anlıyorum. Onların bilinç dışı sebeplerden projeksiyon olduğunu, insanların kendilerinin yetersizlik hissinden ötürü tetiklediğimi biliyorum. Fark ettim yani. Tetiklenebilirler çünkü. Bu arada sadece bundan değil. Benim varoluşumdan tetiklenenler var. Yani olabilir. Çünkü ben kendim olabildiğimi düşünüyorum. Toplum beni sevsin. Toplum beni bağrına bassın. Herkes tarafından likeable olayım diye hiçbir şey yapmıyorum. İstediğimi yorum ediyorum.

Yani çok normal tetiklenmesi insanların ama bu onlarla ilgili. Onlarla ilgili olmayan yerde de üstüne hani payı alıyorum okey ama diğer türlü yapacak bir şey yok. Tetiklendikleri için de bence ben olsam kendimi düşünüyor olsam benim gibi birine mesaj atıp ya da işte kötü yorum yapıp o nefret takibi yapacağıma çünkü o nefret takibi de onları günün sonunda kötü hissettirebilir. Ben olsam bir engelli En iyisi bu. Hani benden nefret ediyorsanız ya da benden tetikleniyorsanız, en iyisi beni engelleyin. Sizin için yani. Ben diyorum ya, anladığım için bana çok geçmiyor. Sadece valla üzülüyorum. Keşke böyle bir dünyada yaşamasak. Keşke birbirimizden böyle tetiklenmesek. Keşke ben de belki yani bu düzende bunlara ihtiyaç duymasam. Bu işte motivasyonum. Bilemiyorum yani. Ama...

Dünün sonunda ben kendimi koyuyorum. Farklılık bir gerçekte yaşasaydım, ben olsaydım o kişi, tetiklenebilirdim. Ama kendim için büyük ihtimalle yani şu anki aklıma söylüyorum tabii ki ama engellerdim. Ben popülar olmadan önce de yani hiç kimseye, bir kere bile yazmadım nefret yani kötü bir şey. Görmek istemiyorsam direkt engelle. Engellemiyordum da gösterme diyorum. Tekrar gösterse engellerim okey. Ama yani

Bu anonim olma işi de tabii işi çığırından çıkarıyor. Neyse bir de şu var. Ünlüysen nefret normal. İşte bu yanılgı. Aa bunları kabul edeceksin. Niye? Ben insan değil miyim? Hayır buradan para kazanıyorsun. Eee? NCC toplumsal mitlerden biri bu. Görünür olmayı seçtiysen eleştir. Ya nefretle yaşamayı da kabul ettin. Etmedim. İnsan beyni buna biyolojik olarak uygun değil. İnsanlık tarihinin 1999'unda bir kişi hakkında aynı anda bu kadar çok insanın fikir üretmesi mümkün değildi tamam mı?

Şimdi bir kadın ya da herhangi bir insanın binlerce yabancı yüz, farklı tonda binlerce hakaret, eleştiri, manipüle edilmiş imaj, anlık tepki bombardımanı, yani evrimse olarak anormal bir durum normal. Değil mi? Oldu artık. Şimdi bu kadar yoğun sosyal geri bildirim, beyninde ne oluyor biliyor musunuz? Amigdala'da aşırı aktivasyon. Sürekli bir tehdit alıyor. Kortizol yükselmesi. Yapma kardeşim bu işi diyeceksiniz. Bir saniye. İnsanlar insan olmaya devam ederse, medeniyet diye bir şey var değil mi?

Ve sinir sisteminin artık dağınıklık sorunu aşıyor bu. O yüzden bence ben insanları anlamaya çalıştım. Çünkü diğer türlü baş edemiyorsun. Şimdi burada dedik ya anonimlik, grup düşünmesi ve linç ekonomisi. Şimdi anonimlik arkadaşlar, Freud'un hani süperego var ya, bu süperego erimesi dediği şey. Çünkü süperego ne? Bizim hayvansız olarak içimizden gelen her güdüyü, Yapmamamız. Çok rahatsız edici bir tabir var ama tecavüz etmiyorsan birine hani süperegon yüzünden. Çünkü idin hayvansal ve hani tüm böyle en kötü şeyleri yapmak istiyor ya ama süperegomuz var. Dur ne yapıyorsun? Diyen şey var yani. Anonimken sosyal medyada eriyen şey yani. Sonuç ne oluyor? İsim ve yüz gizlendiğinde vicdanın sesi kısılıyor, sorumluluk kalkıyor, bireysel etiket azalıyor, grup için şiddet artıyor. Yani bireyleşmenin silinmesi. Yani the individuation effect. Tamam mı arkadaşlar? Şimdi bir de hesap sorma kismesi altında moral üstünlük performansı. Moral polisi yani.

Şimdi saldırıların çoğu ne oluyor arkadaşlar? Virtual signaling yani erdem sinyalleme. Kişi böyle kendi içsel değerini başkasının hatası üzerinden ortaya çıkarmaya çalışıyor. Yani kendini daha iyi hissetmek için seni kötü hissettiriyor, erdem sinyallemesi yapıyor. Her linç böyle birinin kendi bastırılmış öfkesini boşaltmasına izin veriyor tamam mı? Şimdi biraz önce dedim ya ben olsaydım eğer o kişilerin yerinde hani tetikleniyorsam beni engellerdim diye. Niye? Daha da açayım.

Çünkü arkadaşlar, nefret. Özellikle sürekli takip eden ve yazan kişilerde. Bu arada benim şöyle bir düşüncem var. İsterse 1 milyon olsun, isterse 1,5 milyon, isterse 2 milyon. Hatta Van'da Nara bile... Kim Kardashian bile bence sürekli bazı takipçiler var.

Sürekli ya. Hani çok ilginçtir. Hayatının her şeyini biliyor. Her detayını. Ağzından çıkan şey senden daha iyi bildiğini iddia bile ediyor. Hatta bir iman edemişti ki bir gün. Siz işte çok böyle fakir olduğunuzu, çok zor şartlarda okuduğunuzu iddia ediyorsunuz. Ama diyor böyle şu anda zengin gibi takılıyorsunuz. İşte sanki kendiniz beyaz Türksünüz.

Dedim ne? Ben ne zaman fakirdim dedim. Zor şartlarda dediysem hani şey maddi olarak demedim zor şartlarda falan. Belki hani maddi değil de şey demişsindir. Hani çok zorlandım okurken üniversite falan demişsindir. Ben devlette okudum liseyi çünkü iyi bir okul kazandım. Yani devlette okudum üniversiteyi çünkü iyi bir okul kazandım. İlkokulda bazılarını devlette okudum bazılarını özellikle okudum özellikle de burs kazandım.

çalışkanım ama hiç o zaman demedim ki işte ekonomik olarak çok zor durumda okudum falan demedim neyse sonuç olarak yani bu nefret takibi aslında bağ kurma biçimi sadece bu bağ kurmanın biçimi sağlık yani birini sürekli eleştirmek ondan nefret etmek ama onu sürekli izlemek hepsi bende varım beni de gör çaresi Ama o kişiyi, o ilgiyi pozitif kuramadığı için onu negatif enerjiye çağırıyor. Böyle çok var, çok var. Ne oluyor biliyor musunuz? Mesela biri sürekli yazıyor, sürekli, sürekli ama tamam mı? O kadar büyük yazıyor ki. Hani şey, his büyük. Yani hani bazen o kadar fazla büyük bir şeyle gelir ya karşıdaki size duygularla ya da nasıl cevap vereceğinizi bilmezsiniz. Çünkü hani parasosyal bir ilişki. Gerçek değil bu ilişki. Yani biz gerçek hayatta tanışmıyoruz. Bu kadar büyük şey sağlıklı değil. Ve cevap veremezsiniz o kişiye yani. Çünkü hani normal değil bu. Çünkü ben daha önce bunlarla ilgili uzaklaştırma bile aldım. Sıkıntı yaşadım.

Neyse. Ve o bir anda kırılır. O sevgi, love, hate'e dönüşür ve o nefretle sürekli size saldırır. Tanımadığınız bir insan sizi kişiselleştirir ve saldırır. Takıntı yapar. Böyle çok var. Sürekli senin üzerinden parazit gibi böyle hem senin ilgini çekmek hem görünürlük kazanmak ama yapacak bir şey yok. Tepki vermeden kendi kendilerine takılacaklar ama hakikaten çok ilginç ve bu sadece benim değil sosyal medyada görünür olan çoğu insanın başına geliyor.

Ambivalans bağlanma yani hani projektif identifikasyon da yapıyor burada işte yansıtmalı özdeşim seni sevemem ama senden kopamıyorum da kendini değersiz hissettikçe seni aşağıya çekerek denge kurmaya çalışıyor denge kurmaya çalışıyor ayrıca da bu hani sen seçtin işte bu ünü o zaman buna katlanacaksın falan bu yanlış çünkü hiçbir Meslek, hiçbir iş, duygusal şiddete maruz kalmaya gerektirmez. Ve sıkıntı şu ki bu insanlar, bu bana gelen şu en son zorba mesajların bile, onlar asla zorba değil, sadece kendi fikirlerini belirtiyorlar diyebileceği şeyler. Çünkü insanlar böyle görmek istiyor. Hatta burada öyle bir üstlencilik var ki. Bunu da sonra açıklarım. Yani hani bu insana da bir şey anlatamazsınız. Çünkü amaç başka. Yani kimse nefretle baş etmek zorunda değil, tamam mı? Bu şiddete. Çünkü bu da duygusal bir şiddet. Ama bu bir gerçeklik ve bundan kaçamıyorum. Maalesef ki kimsenin buna hakkı olmamasına rağmen gerçeklik bu. Evet, okey. O yüzden de kendi savunma mekanizmalarımı geliştiriyorum. Yani bulileri ve haterları işte nasıl outsmart edersin? Tepkisiz kalarak tabii ki ve anlayarak. Anlayınca da kimden öfkelenmiyorum, üzülüyorum falan filan. Tetiklenmiyorum yani ben. Şimdi şu konuya gelmek istiyorum. E kardeşim her bir şey diyen de yani hani kendiyle mi ilgili, kimliğiyle mi ilgili, hepsi yansıtma mı yapıyor, projektif identifikasyon mu yapıyor hepsi işte, yansımalı özdeşim mi yapıyor, kendiyle ilgili yetersizlik duygusu var da onu mu yansıtıyor? Hayır. Mesela şey görüyorum ben bazen, sürekli beni kıskanıyorlar o yüzden böyle yazıyorlar da bir narsistik yaralanmanın ortaya çıkışı yani, dışa vurumu bence. Mesela şey de görüyorum, bazen çok diyelim ki saçma bir video var, bana göre saçma. Ve yani hani olmamış tamam mı? Yorumlara iniyorum, eleştiriler var ve onu çok sevenler de eleştirilerin işte kıskançlık olduğunu falan söylüyor. Sonra ben kendim diyorum ki, bence yo doğru söylüyorlar falan tamam mı? Ama eleştirinin tonu önemli tabii ki ve değiştirilip değiştirilir mi diye. Şimdi buna geleceğiz hangi eleştiriler gerçekten yapıcı eleştiri, hangisi zorbalığa giriyor falan. Ve o zaman insan kendine soruyor, diyor ki o zaman ben değil mi acaba böyle yani hani gerçekten

Beni kıskanmıyor abi yani hani. Kendiyle ilgili yetersizlik duygusu da yok. Eleştiriyor Allah Allah. Bu da var tabii ki. Yani bir insan diyelim ki gidiyor bir kediyle yanlış bir şey yapıyor tamam mı? Bunu koyuyor, onu eleştiriyoruz. İşte ne yapıyorsun diyoruz, tetikleniyoruz falan. Kendi yetersizliğimizden mi? Hayır. O yüzden her şeyi bağlamına değerlendirmek lazım. Şimdi eleştiri haterlik demek değil tamam mı? Her eleştiri nefret değil, hater değilsin. Böyle bir şey diyen yok zaten.

ton, niyet ve o şeyin tamir edilebilirliği, değiştirilebilirliği önemli. Ne dedik hep? 10 dakika içerisinde değiştirilebiliyorsa, okey. Ama değiştirilemiyorsa bunun ne yararı var? Ama bu tabii ki yani hani sosyal medyaya bunu deyip de bekleyemezsin. Öyle bir şey yok. Zaten henüz kimse daha şey öğrenmedi yani hani unsolicist advice bile öğrenilmedi. Yani bunun bir eleştiri olduğu, yani istenmeden verilen tavsiyenin asla tavsiye olmadığı, üstencelikle birleştirilmiş bir eleştiri olduğu falan filan. Ama bunu da anlıyoruz.

Ben senden daha iyiyim, görebiliyorum falan. Yeterli bir kadın bana yazmış ki işte, burnumunla ilgili. Bence yazmış. Bence diyebileceğiniz bir şey değil yani. Bu plastik cerrah, böyle böyle diyorsun, diyorsun, bence. O da bana demiş ki, ben hemşireyim ve yeterli bilgim mevcut. Kanka, kanka! Şimdi dinleyenler olacak ki, evet, yeterli bilgim mevcut. Neye göre?

Sonra dedim mi ben, benim plastik cevrem böyle diyor ama hemşire hanım siz ne tavsiye edersiniz? Benim burnumla ilgili. Çünkü ameliyatımda ne yapıldığını biliyorsunuz ya, hani o yüzden size sormak istedim. Yeterli bilginiz mi? Ne yapacağız? Çünkü plastik cevre tanıyorsunuz. Ve ben buna cevap verdim. Yani böyle cevap, yani daha güzel cevap verdim. Çok güzel cevap verdim hatta. Hani hiçbir şekilde böyle çemkirmek falan yok. Asla. Düz, net zaten. Sizinle bir daha iletişime geçmek mi? Asla. İşte o şey var ya, baş parmak giyinme uygusu. Tam zappı koymuş. Okey.

Bu iletişim değil ki, bu eleştiri. Ben daha iyi biliyorum Cuduk, bu iletişime geçmedin. Eleştirdin kendince. Ama kendince. Şu kıza bak, ne kadar kendine işim diyecek. Hayır. Karşımdaki bana bunu yapınca sıkıntı yok mu? Ben yapınca mı sıkıntı var? Her şeyi de anlıyorum ama yapmasın kimseye. Bence öğrendiği bir şeyler. Şimdi eleştiri mi yoksa haterlık mı? Bakarken neye bakıyoruz? Projeksiyon ya da projektif identifikasyon. Yani yansıtma veya yansıtmada özdeşim yapıyor mu? Bakın, şöyle bakacağız. Bize neyi hissettirmeye çalışıyorsa birisi yorumuyla, kendisi öyle hissediyordur.

Sen artık herkes gibisin. Demek ki kendisini herkes gibi görüyor ve farklı olmak istiyor. Kendini mahvettin. Ne diyelim durun. Bu kadar özgüvensiz olduğunu işte, bu kadar şöyle olduğunu bilmiyordum. Kendisi öyleydi. Mükemmel bir bakış açısı değil mi? Bakıyoruz hemen, o yorumda aşırı bir duygu, gerçeklikten kopukluk, alakasızlık, kişiliğe sağlık, yani ad hominem. İşte mesela ben bir tavsiye veriyorum, bana diyor ki çiğ et yiyenden tavsiye almam. Kardeş, biz mi öğretelim sana mantık safsatalarını, ad hominemi, biz mi anlatalım ya?

Ne yapıyoruz arkadaşlar? Aynı alıyoruz. Sanırım tetikledim. Sanırım bir yere geldi. Nereye dokundu, tamam mı? Konuya hemen dönüyoruz. Sınır koyuyoruz. Ve seçici bir şekilde susuyoruz. Bak çok önemli. Her zaman değil. Bazen susmak gerekiyor, bazen açıklama yapmak gerekiyor. Ama açıklamanın tonu net, duygudan yoksun. Ben geçen böyle bir şey olmuştu işte. Benim demediklerimi söylediler yani hani. Hiçbir yere yaptırmayacağım. Ben çok kendimi her yerini beğeniyorum falan demişim. Ben dedim ki çok net bir şekilde. Her şeyi anlıyorum ama ben kendi fikirlerim, kendi ağzımdan çıktığı şekilde duymak isteyenler podcastini dinleyebilir. Sonra demiş ki, sürekli bize trip atıyor, işte şöyle yapıyor, böyle yapıyor. Artık çok soğuk. Ne trip attım, ne bir şey yaptım. Sadece ve sadece dedim ki, ağzımdan çıkanları söylemek istiyorum. Niye? Çünkü orada bir duygu yok ya. Ben kızmadım, sinilenmedim, ağlamadım, öfkelenmedim. Ne oldu?

Ben trep atıyorum ve soğuk oldum. Çünkü sönümlemiş oldum. Tepkiyi anlatabiliyor muyum? Şimdi bu bullyleri ve haterları nasıl alt edeceğiz? Sorusu bile yanlış aslında. Alt etmeyeceğiz çünkü tetiklenmeyeceğiz ve oyuna girmeyeceğiz. Konu bu. O kişiler bizi duygusal tuzağa çekmeye çalıştığı anda tanıdığımız an bu oyunu bozduk zaten. Tamam mı? Olay bu. Çünkü bu zorbaların en büyük silahı senin kendini onun cümlesinde kaybetmen. Bir cümle seni hemen savunmaya yetiyorsa bu duygu bana ait değil arkadaşlar.

Bu bir zorba ve beni buraya çekmeye çalışıyor. Görüyoruz mesajı, tamam mı? Bu duyguyu hemen sahiplenmeyeceğiz. Diyeceğiz ki, bir 3 saniye yanıt vermeden bekleyeceğiz. Ne oluyor arkadaşlar? Böyle göğsünde sıkışma mı oluyor? Ne oluyor midende, çenende, boğazında? Bir bak bakalım ve biraz bekle, sakinleş. Ve sonrasında ne yap? Oyun tarzını çevir ve o duyguyu dönüştür. Ne yapabilirsin? Şimdi bir haterin amacı ne? Seni kendisiyle aynı frekans etmek. Ama sen onun frekansına cevap vermezsen sistem çöker. Mizah kullanabilirsin ama alaycı değil. Hafif böyle tamam mı? Hafif sarkastik. Ya da çerçeveyi değiştirebilirsin. Mesela sana bir şey söyleyeyim ki tamam mı? Burada sebepleri var bunların. Mesela sen belki onun daha önce sıkıntı yaşadığı birisinin arketipine benziyorsundur.

Sen onun geçmişte mesela eski sevgilisinin eski sevgilisinin ne benziyorsundur ve kafasında onu özdeşleştirmiştir sana ve ona söylüyordur aslında. Mesela bunu fark edemezsin tabii ki de öyle bir mesaj gördüğünde bunu bana değil de belki daha önce söyleyemediğin birine söylüyor gibisin falan gibi onun savunmasını kırabilirsin. Bir de arkadaşlar bazen engellemek gerçekten hani şey değil yani bu insanlar bazen engelle bile bu arada gurur duyabiliyorlar bak beni engelledi falan çünkü çok onu kırdım. Hayır kırmadın. Beni görebil istemiyorum. Bu kadar basit. Verdiğim bilgiden de faydalanma. Ooo neler diyorum. Beni görme kardeşim. Benim enerjim geçmesin. Bu kadar basit. Bu arada bir de... Uykusuzum. Saat kaç oldu? İşte on buçuk falan. Şimdi gidip uyuyacağım. Sonra Bedya'yla buluşacaktım. Ay ikide. Nasıl buluşacağım? Bilmiyorum. Neyse. Bakacağız. İçimden ne geliyorsa söyledim. Konuştum. İyi oldu. Ben hala aynı benim gördüğünüz üzere. Kendime göre güzellikçi olmam. Susacağım anlamına gelmiyor. Kendinize iyi bakın. Harabiyo.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)