Podcast

akrep burcu ünlüler (ve merkür retrosu 👀)

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Akrep sezonu kapanmadan elbette ki akrep burcu ünlülere daha yakından bakıyoruz ve bununla da kalmıyor, etkilerini hissetmekte olduğumuz Merkür retrosunu konuşuyoruz!



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar ------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.391 kelime · ~12 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, PodV ile hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bu hafta hem Akrep ünlülerine biraz bakacağız benim gözümden, hem de Mercury Retro sunumunun başında olduğumuz için biraz da bundan bahsedeceğiz. O zaman bu yolculuk başlasın. Arkadaşlar merhaba, şu an bugünü kaydettiğimiz, yani bu bölümü kaydettiğimiz gün daha henüz Mercury Retros'u başlamadığı halde bütün etkilerini hissediyorum.

O yüzden bir hafta sonra neler olabileceğini tahmin edebiliyorum. Akrep Burçları sizin ünlülerinizi anlatacağım ama önce birazcık genel olarak insanlara şu Mercury Retros'u, çünkü sonuçta yılın son Mercury Retros'u, birazcık ne olacak ondan bahsedeyim. Şimdi bu Merkür Retrosu diğer Merkür Retroları gibi... ...tabii ki de gene bizim beynimizin hızını durdurup... ...bizi kendi içimize çekmek için oluyor.

Çünkü Merkür Retroları aslında bunun için oluyor. Yılda üç kere oluyor, bazen dört kere oluyor tabii ki de yani yörüngeler değiştiği için. Ama bu sene en sonuncusu yaydan akrebe geçecek. Akrepteyken tekrar Merkür ileriye doğru gitmeye başlayacak.

Transkriptin tamamını oku

Şimdi yay hakikati sever, büyük resmi sever, uzaklara bakmayı sever... ...ve kendi içindeki dürüstlüğün özgürlüğüyle hareket etmeyi sever. Akrepte derinlere inmeyi sever ve duyguların içinde neler olup bittiğini görmeyi sever.

O yüzden de şu andaki bu Mercury Retrosu büyük ihtimalle sizin kendinizin içinde ne tür bir gerçeklik olduğunu anlamanız için sizi zorluyor. Kendinizle konuşmalarınız değişiyor olabilir ve de kendi kafanızda kendinize dair ezbere bildiğiniz bazı kalıplaşmış konularla ilgili bir yüzleşme yaşıyor olabiliriz. Bu bittikten sonra da bunun duygusal kısmına geçeceğiz. Yani bu böyle bilinç altında kendime söylediğim beni kısıtlayan, hakikati olmayan ezberler neden?

Bunun bendeki duygusal etkileri neye ve bunu nasıl düzeltebilirim gibi bir içsel yolculuk yaşıyor olacağız. Mercury Retro'su benim 12. evimde oluyor. Çok zorlayıcı bir retro oluyor.

Genellikle Mercury Retro'ları bende çok kötü işliyor. Çünkü kafam çok karışık ve manik gibiyim gerçekten de. Ama bir şekilde kontrol etmeye çalışıyorum. Sadece yanımdaki herkese çok büyük başarılar diliyorum.

Allah size kolaylık versin. Özellikle Emi ve Gülşah buradan bakıyorum ve diyorum ki... ...benle baş etmeniz çok zor olacak bir döneme girdik.

Haritanızı açın. Yay ve akrep nerede? Bakın yay ile akrep zaten yan yana var bu arada. Yani yaydan başlayıp akrebe gidecek ya.

Oradaki iki ev hangisi o konulara bakın. Bir eve de denk düşebilir, iki eve de denk düşebilir. Yayın 0.6 derecesiyle akrebin 20-29 derecesine bakacaksınız sonuç olarak.

Ve de içinizdeki hakikati bulmak üzere duygusal yolculuk çocuklar. Kolaylıklar gelsin diyorum ve akrep ünlülerine geçiyorum. Şimdi akrep ünlüleri genellikle böyle ünlüleri araştıracağım zaman ben zaten bildiğim insanlardan yola çıkıyorum. Ve akrep ünlüleri kimmiş ya bir bakayım dediğimde çok mutlu oldum gerçekten de.

Birincisi şimdi işin komik tarafı tabii ki de yani Türkiye'de mesela akrep ünlüsü bayağı insan var. Kıvanç Tatlıtuğ varmış en önemlisi ve ben Kıvanç Tatlıtuğ ünlü olduğunda, ilk ünlü olmaya başladığımda Fransa'da yaşadığım için hiçbir fikrim yoktu kim olduğuna dair. Soyadın Tatlıtürk olduğunu zannediyordum ve Türkiye'ye dönüp herkese Kıvanç Tatlıtürk dedim ve herkesin kafası karıştı. Sonradan öğrendim ki Tatlıtuğ'ymuş.

İstanbul'un yani Türkiye'nin en çok beğenilen adamlarından bir tanesiydi hatırlıyorsanız. Hala öyle mi bilmiyorum açıkçası. 2000'lerden beridir ünlü olan kimseyi tanımıyorum. Yalan söylemeyeyim size.

Çünkü hani ilgilenmiyorum. Yani yapamıyorum. Bir tek Tarkan'ı seviyorum falan. Kıvanç Tatlıtuğ sonuç olarak Türkiye'deki akrap ünlülerinden bir tanesi.

Diğeri Arzum Onan. İnanılmaz sevdiğim ve beğendiğim bir kadındır. Gene tabii ki de bu uyarıyı yapmam gerekiyor. Ben burada bahsettiğimiz ünlülerin hiçbirisini kişisel olarak tanımıyorum.

Kişisel hayatlarını nasıllar bilmiyorum. Dışarıda gösterdikleri hem sanatlarıyla hem oynadıkları rollerle hem de işte o Yani bir şekilde basından tanıdığım hallerini biliyorum sonuçta. Kim olduklarını bilmiyorum. Yani birisini sevip sevmediğimi söylediğimde kişisel bir yerden bahsetmiyorum tahmin edersiniz ki.

Bu uyarıyı yapmak zorunda kalıyorum. Çünkü insanlar nedense sevdikleri ünlülerle ilgili fikirleri çok kişisel alıyorlar. Hiç gerek yok çocuklar. Hiçbiriniz bu insanları yakından tanımıyorsunuz.

Ama Arzumalan'ı çok beğenirim. Çocukluğumdan beri çok beğenirim. Gençliğimden beri çok beğenirim. O da Türkiye'nin güzelliğiyle ve duruşuyla, zarafetiyle bence çok etkilemiş bir insan. Berrak Tüzün Ataç varmış bir de akrep borcu.

Berra'yı da çok uzaktan tanıyorum ve çok sevdiğim, çok beğendiğim bir insandır. Özellikle tarzını çok severim. Ama dediğim gibi kim olduklarına dair çok fazla bir fikrim yok. Uzaktan çok sevdiğim insandır ama bunların hepsi.

Berra'nın özellikle manyetik gözleri ve Arzumalan'ın da bu arada manyetik gözleri. Akreplerde böyle bir şey var. Gözleri inanılmaz derecede böyle insanın ruhunu içine çeken gözler oluyor. Gördüğüm kadarıyla Berrak Tüzün Ataç'ta da zaten Arzumalan'da da bu özellik var.

Kıvanç Tatlısoy hakkında konuşamayacağım. Yani ben sarışın erkek çok sevmiyorum çünkü. Yapabileceğim bir şey yok. ama şimdi geldik asıl araştırma yapmaya başladığımda ulan kimmiş bunlar bu akrep ünlüleri kimmiş diye baktığımda akrep olduğunu görüp çok sevindiğim ünlülere birincisi Pablo Picasso ikincisi Winona Ryder sonra Bram Stoker'dan bahsedeceğiz ve de Sylvia Plath şimdi bu dörtlüye uzaktan baktığımızda Winona Ryder'ın kendisi böyle çok sevimli, çok güzel gözüküyor olabilir ama... ...küçüklüğünden beri mesela kariyeri boyunca hep ölüm temasının,

Halloween temasının... ...çok yüksek olduğu filmlerde bulunmuş bir insan. Ben Winona Ryder'ı çocukken ilk gördüğümde Cher'le beraber Mermaid diye bir filmde oynuyordu.

Oradan hatırlıyorum ama ondan sonra hatırladığım şey ne? Tim Burton'ın Kraliçesi. Tim Burton, Boğa Burcu. Akrep'in tam tersinde olan bir yerden bahsediyoruz.

Ama Tim Burton Akrep Burcu olsa hiç şaşırmazdım. Tim Burton'ın yarattığı dünya, ölümün ve ölüm sonrası dünyanın doğallığı, güzelliği, o puaf estetiği içerisinde... ...Winona Ryder sanki oranın bir kraliçesi, bir prensesi gibi.

Çocukluğundan beri böyle davranıyor. Winona Ryder deyince akla gelen şeylerden birincisi yani zaten Beetlejuice. Hem birincisi hem ikinci filmi. Beetlejuice, Beetlejuice, Beetlejuice deyip buraya... Keşke gerçekten Beetlejuice gelse bu arada,

bu arada çok mutlu olurdum. Winona Ryder sonuç olarak bir şekilde Halloween'in... Yani cadılar bayramının, ölüler dünyasının... ...o karanlık dünyanın içindeki ışıltılı yüz gibi... ...ve çocukken çok hayrandım.

Hala daha da çok beğeniyorum. Kişisel hayatımdan hiçbir şey bilmiyorum. Ama kendisinin bütün oynadığı karakterlerde... ...bu akrebe ait olan... ...ölünce ölünmüyor,

öldükten sonra tekrar dirilebiliyoruz... ...ve ölümün aslında kabullenişi ve onun içindeki gücü bulmak... ...onun içindeki estetiği bulmakla ilgili tarafıyla... ...bağlantılı bir şekilde... ...Winona Ryder bu ölüm dünyasının... ...bence çok güzel bir prensesi,

kraliçesi, insanı diyebiliriz. Bir de Johnny Depp'i çok sevmem ama burada Johnny Depp'ten bahsetmem gerekiyor şimdi. Johnny Depp'in kolunda Winona Forever diye bir dövmem ağırdır. Winona Ryder'la birlikte oldukları dönemde tabii ki de bir akrep burcuna aşık olan her ikizler gibi onun manyetizmde kaybolduğundan dolayı yani koluna Winona Forever dövmesi yaptıracak kadar akrep burcu bir kadının da tutkusunun ve güzelliğinin içinde yok olduğunu görebiliyoruz.

Çünkü akrepler biraz öyledirler. Akrepleri sevmeye başladığınızda onlar da sizi severler özellikle. ...o tutkunun içinde gerçekten de eriyebiliyorsunuz.

Benim başıma gelmedim. Ben deneyimlemedim. Etrafımdaki insanlardan biliyorum. Etrafımdaki insanları gözlemlediğim için biliyorum.

Bunun dışında Winona Ryder'ın en güzel rollerinden bir tanesi Bram Stoker'ın Dracula'sındaki rolü. Orada Gary Oldman Dracula'yı oynuyor. Francisco Pala tarafından çekilmiş bir film aynı zamanda. Ve Bram Stoker Dracula'nın yazarı, yarattığı dünya, yazdığı kitap, bütün o filmin güzellikleri.

Bram Stoker da arkadaşlar tabii ki de Akrep Burcu. Ölmeyen bir yaratık üzerinden, ölümle rahatlayacak bir yaratık üzerinden. Yaratık yani burada gerçekten canavar anlamında yaratık. Bize ölüm sonrası ölümün olmadığı bir dünyanın karanlığıyla ilgili bir kitap yazıyor sonuçta ne olursa olsun.

Dracula'nın bir sürü versiyonu var ama Bram Stoker'ın Dracula'sı bence en iyi versiyonlardan bir tanesidir. Bu son zamanlarda yapılmış işte Nosferatu filmini ben çok seviyorum. 2024'de çıkmış olan Nosferatu filmini ama ne olursa olsun 90'lardaki o Dracula'nın önüne gene de geçemiyor birçok konuda. İnanılmaz bir estetiği var.

Bir de şunu çok seviyorum. Şimdi Bram Stoker'ın kendisi Akrep Burcu, Winona Ryder oynuyor. Orada şeyin, Dracula'nın aşık olduğu kadın rolünü ve tutkulu olduğu Elizabeth'i. O da Akrep Burcu.

Ama Frances Ford Coppola, Koç Burcu. Bunu söylüyor olmanın sebebi, Akrep'le Koç'un ikisinin de yöneticisi Mars. Ve Mars'ın bir karanlık yüzü var, bir de aydınlık yüzü var. Ve Akrep'le Koç zaman zaman bu rolü birlikte oynuyorlar.

Bir Akreb'in dünyasından çıkmış karanlık dünyayı bir koçun gözünden izlemek... ...Dracula'nın en güzel yerlerinden bir tanesi bence. Ve tabii ki de gene de oradaki de aşk objesi ne?

Bir Akreb Burcu kadını olan Winona Ryder. Şimdi Elizabeth persona olarak yani o karakter olarak... ...Akreb Burcu'nun özelliklerini taşımıyor olabilir ama ben şeye çok inanıyorum.

Mesela yani bir oyuncunun Burcu'nun onun oynadığı... ...karaktere kattığı yerleri görmeyi hep çok seviyorum. Ve Winona Ryder'ın o ölüme duyduğu neredeyse aşk dolu özlemi... ...gözlerinden okuyabiliyorsunuz kadının.

Çünkü kadın kendisi de Akreb Burcu. Yani o derinliği, o duyguyu gerçekten taşıyabiliyor diye düşünüyorum. Ve tabii ki de Bram Stoker'ın kendisi yani sonuç olarak. Arkadaşlar şimdi bir nefes alalım isterseniz.

Birazdan tekrar birlikteyiz. Diğer akrep Burcu, Sylvia Plath. Sylvia Plath herhalde dünyadaki yani edebiyata en önemli işlerden bir tanesi olan bir kadının içinde yaşadığı bütün çalkantıları, depresyonu, karanlığı, acıyı çok dürüst bir şekilde, Confessional Poetry deniyor bu arada buna, itirafçı şiir diye çevirebiliriz galiba. ...çok dürüst bir şekilde,

çok derinden bir yerden çekerek, ortaya çıkartarak... ...Sylvia Plath literatürde, edebiyatta çok önemli bir yere sahip olmuş bir yazardır. Kendisinin yarattığı feminizm fikri, yani bir kadının dünyadaki yeri... ...ve bir kadının dünyadaki yeri içinden yaşadığı o derin burhanlar ve sarsıntıları... ...bu kadar edebiyatta güzel bir şekilde insanın... ...canına dokunur bir şekilde yazabilmek çok büyük bir başarı.

Tabii ki de yani ben zaten kimim ki... ...Sylvia Blatt'ın başarısını ve başarısızlığını tartışacağım ama yani... ...o dokunma çok önemli bir şey.

Ve bu da gene Akreb'in genel olarak özelliği olan... ...o derinlerdeki acıyı kullanarak insana kendisiyle yüzleştiği yerden... ...korkularıyla yüzleştiği yerden bir şekilde o güzelliği verebilmesine bakıyor.

Sanat dediğimiz şey sadece estetik olarak... ...bizim hoşumuza giden şeylerden oluşmuyor. İnsanların şu aralar en büyük problemlerinden bir tanesinde ben bu olduğunu düşünüyorum.

Bir şey izlediklerinde beğenip beğenmemelerini sadece estetik kaygılarına uyup uymamaları üzerinden tartışıyorlar. Halbuki sanat dediğimiz şey bizim içimizde aslında kendimizle karşılaşmaktan bile korktuğumuz duyguları uyandırdığında asıl gücünü gösterir. Bu duygular iyi olabilir kötü olabilir. ...bunun bir önemi yok.

Sadece baktığınızda önünde güzel fotoğraf... ...çekebildiğiniz şeyler sanat değildir. Karanlık, sizi bir şekilde yerinizden toplatan... ...içinizde hiç bilmediğiniz bir şeyleri uyandıran eserler de... ...asıl sanat eseridir.

Ve Akrep Burcu'nun yaptığı sanat... ...genellikle bu tarz bir sanat oluyor... ...benim gözlemlediğim kadarıyla.

Çünkü mesela bir tanesi de Pablo Picasso yani... ...şimdi Sylvia Plath'in o ölüm... ...kendisi de maalesef intihar etmiş bir insan ama yani hani... ...saygıyla tabii ki de ama ölüm duygusunu... ...o içinde yaşadığı depresyon duygusunu...

...relate edebildiğiniz bir yerden bizim içimizi hoplatarak yazabiliyor olması... ...o karanlığı dönüştürebilmesinden kaynaklanıyor.

Akreb'in gücü işte burada zaten. O karanlığı dönüştürüp bir güce çevirebilmesinde yatıyor Akreb'in asıl olayı. Pablo Picasso, benim çok sevdiğim eserleri var ama Picasso'nun kendisini maalesef... ...tabii sanat tarihi okuduğum dönemde yani bütün günlüklerini falan okumak zorunda kaldığım için... ...berbat bir adam bu arada gerçekten de yani.

İnanılmaz bir kadın abuser demek istiyorum. Yani çok feci bir insan aslında ama yaptığı sanat yani hani bambaşka bir şey tabii ki. Ve Picasso'da akrebin bize değişim dönüşümü gösteren bir taraf var. O da şu ki kendisinin çeşitli sanat dönemleri oluyor.

İşte mavi dönemi var, kübik dönemi var vesaire de gidiyor. Yani o sırada yarattığı sanatçıyı ve sanat kimliğini... bir tamamlamaya getirip onu öldürüp odun içinden tekrar küllerinden başka bir akımla ve başka bir kimlikle çıkmayı başarabiliyor. Guernica tablosu, çok meşhur olan Guernica tablosu mesela o dönem için savaşın o yıkımı arasında ortaya çıkmış inanılmaz bir eserdir.

Picasso da gene yani bütün bu akrep burcu sanatçıları gibi bence içindeki çalkantılar, buhranlarla yüzleşmeyi göze alabildiği için zaten o kadar üst bir yerden sanat yapabiliyor. Akreb'in bu kötülüğü, kötülük derken bu arada şey gibi kötülük, evil ve de şeytani kötülük gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Bize kendimizi kötü hissettiren duygular bir türünden bahsediyorum. Bu kötü duyguları alıp yüzleşip bunlarla konuşabilmeyi başardığımızda aslında onun içinden kendimizi yukarıya çekecek...

...üst düzey güzellikler de yaratma ihtimalimiz oluyor. Ne kadar kötü duygularınızdan kaçarsanız... ...ne kadar içinizdeki korkulardan kaçarsanız... ...o kadar çok kendinize yabancılaşıyorsunuz... ...ve yarattığınız sanat ya da yaptığınız söylem,

verdiğiniz söylemler... ...size ait olmayan, aslında otantik olmayan neredeyse... Nasıl diyeyim?

Sahte yerlerden olmaya başlıyor. Akrep'in gerçek bir dürüstlüğü vardır. Bu arada bütün akrep burçları tabii ki de böyle değil. Bunu her seferinde söylememe gerek var mı bilmiyorum ama akrep arketipinden ve bu sanatçıların üzerinden örneklerden bahsediyoruz.

İnsanın kendisinin ne kadar kötü olabileceğini bilmesi aslında en büyük gücüdür. Konsepti akrep burcuna ait. Picasso da çok berbas bir adam ama yaptığı sanat inatılmaz. Bram Stoker'ın nasıl bir insan olduğunu bilmiyordum ama Dracula gibi bir kitabı yazacaksa büyük bir ihtimal içinde çok büyük buhranlar geçiriyordur.

Sylvia Plath zaten bütün buhranlarını sanata dökmüş bir insan. Matthew McConaughey var mesela gene aynı şekilde şey, Akrep Burcu. O da Sherlock'un zamanı boyunca belli bir yere kadar işte yakışıklı, bizim quench gibi birazcık hani romantik komedi falan rollerde oynarken Dollars Buyers Club'la beraber 85 kilo falan verip çok karanlık bir kimliği oynadı bir filmden sonra. Aslında kendisinin ne kadar güçlü bir aktör olduğunu keşfedebildi.

Yani o insanlara gösterdiği düzgün, sarışın, kovboy, yakışıklısı karakterden uzaklaşıp kendi içindeki karanlıkla buluştuğu zaman bize Interstellar'ı verdi mesela. Bir şekilde sanat dediğimiz şey, her zaman olmasa bile çoğu zaman içimizdeki karanlıkla yüzleştiğimizde ortaya çıkabilen bir şey. Akrep Burcu'nun bize öğretisi bu. Mercury Retros'u başladığı için dediğim gibi kafam çok karışık.

Umarım çok dağınık bir bölüm olmamıştır. Ama tabii ki de destek istedim ben Gülşah'tan. Ya neymiş, kimmiş bu? Akrep ünlüleri diye sordum da.

Bana kimi söyledi biliyor musunuz arkadaşlar? Süleyman Demirel Akrep Burcuymuş. Benim hayatta en çok güldüğüm politikacılardan bir tanesidir. Tabi ki de yönettiği dönemli politikalarından bahsediyorum.

Politikacı kimlik olarak çok güldüğüm birisidir. Bir lafı vardır onun. Meseleleri mesele etmezseniz mesele olmazlar mı? Öyle bir şey.

Yemin ederim size dövmesini yaptırmayı düşündüğüm bir laftır. Ama Süleyman Demirel olduğu için yaptırmıyorum tabi ki de. Süleyman Demiray dışında bir de kim vardı ya? Şeydi... Ha bu arada Ryan Gosling de akrep burcu.

Ondan bahsetmeyi unuttum. Ryan Gosling'in akrep burcu olmasından bahsetmek istememesi... ...şu bütün erkeklerim bile beraber olmak istedikleri tek erkek Ryan Gosling'miş arkadaşlar.

Böyle bir araştırma yapmışlar. Straight erkeklere sormuşlar. Heteroseksüel erkeklere sormuşlar. Hani yani ne olursa olsun beğendiğiniz bir erkek vardır falan diye.

Ryan Gosling birinci sırada çıkmış. Tebrik ediyorum kendisini. Enteresan bir özellik. Çok da akrep burcu bir özellik bu arada.

O da ne kadar karanlık bir rol oynarsa o kadar başarılı oluyor. Romantik komedi filmleri var, orada da çok başarılı tabii ki. Ama mesela Driver filmi, o filmdeki rolü, o karanlığı, o karanlığın yüzüne yansıması... Notebook filminde bile romantik komedi olmasına rağmen adam ne kadar dark bir şeyi oynuyor.

Akrapoviç'lerin bu darklığı çok iyi. Joaquin Phoenix var tabii ki bir de. Bir yandan da Joker, o Gladiatör'deki rolü. Akrep uçların ne kadar karanlıklarıyla yüzleşirlerse o kadar iyi sanat yapıyorlar.

Ben size öyle söyleyeyim. Bizim de onlardan öğreneceğimiz şey bu olsun. İçimizdeki karanlıktan korkmamalıyız. İçimizdeki karanlıkla yüzleşip bunu bir güce çevirip oradan yolumuza devam etmeyi öğrenmeliyiz.

Akreplerin yaptığı gibi. Bu haftalık bu kadar. Haftaya görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)