Podcast

“Artık Çocuk Değilim!” I Yetişkinlikte Aile İlişkileri Nasıl Olmalı?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişki her yaşta, her dönemde değişiyor. Zaten ailelerimizle yaşadığımız en büyük çatışmalar da burada, iki taraftan birinin bu dinamik ilişkiye ayak uyduramamasıyla patlak veriyor genelde. Peki yetişkin çocuklar olarak ebeveynlerimizde nasıl ilişki kurmalı, değişen şartlara nasıl uyum sağlamalıyız? Sınırları nereden çekmeli, hangi hassas dengeleri gözetmeliyiz? Yakın İlişkiler'in bu bölümde yetişkinlikte aile ilişkileri konuşuluyor.



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.595 kelime · ~18 dk okuma

Herkese merhaba. Geçen hafta yetişkin olmak hakkında konuştuk. Yetişkin olmak ne demek? Yetişkin olabildik mi?

Gibi sorular sorduk. Orada da aslında hem orada geçen hem de bence genel olarak da çok önemli olan bir soru vardı. Yetişkin çocuklar olarak ebeveynlerimizle nasıl ilişki kurmalıyız? Nasıl ilişkiler kurabiliriz?

Orada hangi hassas dengelere dikkat etmeliyiz? Biraz onlar hakkında konuşmak istiyorum bugün. Bence bu konu bu arada çok su kaldırır. Doğru tabiri kullandım emin değilim ama.

Transkriptin tamamını oku

Yani bu konuyla ilgili hakkınızda benim anlattıklarım dışında da sorular uyanabilir. Öyle bir durumda lütfen bana yazın. Ben başka bölümlerde kaydedebilirim. Bugün kendi aklıma gelenleri biraz anlatacağım.

Dediğim gibi başka konularda konuşabiliriz. Baktığımızda yetişkin çocuklar olarak ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişki yaşta da çok değişiyor tabii. Mesela 20'li yaşlarımızdayken ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişki biraz daha farklı. Onlar yaşlandıkça veya elden ayaktan düşmeye başladıkça onlarla kurduğumuz ilişki çok farklı.

Çünkü her aşamada çok şekil değiştiren, çok dinamik bir ilişki var ortada. Ve bence zaten en büyük problemler de bu ilişkinin dinamik olmadığını düşündüğümüzde karşılıklı olarak veya işte bir taraf bu ilişkiye hep aynıymış gibi muamele ettiğinde ortaya çıkıyor. Şunu kastediyorum aslında. Yani eğer mesela ebeveynlerimiz bize hala çocuk gibi davranıyorsa, ...hala bizim üzerimizde tahküm kurmaya çalışıyorsa... ...bizim adımıza kararlar vermeye veya kararlarımızı çok fazla yargılamaya çalışıyorsa... ...bizim artık yetişkin olduğumuzu kabul etmiyorlar anlamına geliyor bu.

Ya da kabul etmekte güçlük çekiyorlar anlamına geliyor. Ve orada kendi sınırlarımızı koyma krizi yaşayabiliyoruz bazen. Diğer taraftan şöyle bir durumda olabildiğini gözlemliyorum. Ebeveynlerimiz kendileri bakıma muhtaç hale gelmeye başladıkları noktada yani artık mesela doktora götürülme ya da işte sağlık durumlarıyla ilgili kararlar alınması gerektiğinde ya da işte onların yaşam koşullarıyla ilgili kararlar verilmesi gerektiğinde Bazen biz onlara, onların bizden ayrı bireyler oldukları ve onların da kendi ihtiyaçları ve kendi doğruları olduğu şeklinde davranmayabiliyoruz.

Orayı da ihmal ettiğimiz zamanlar olabiliyor. O yüzden böyle bütün bunları göz önünde bulundurarak bu bölümü kaydetmek istiyorum. Tabii çocukken her şey çok daha net yani. Oradaki dinamik çok daha belirgin.

Özellikle ergenliğe gelene kadar. Onlar veren taraf, bakım veren taraf, bizi gözeten taraf, bizim ihtiyaçlarımızı anlamak durumunda olan taraf. Dahası bizim adımıza karar veren taraf. Yani sadece sorumluluğumuzu almıyorlar, aynı zamanda bizim adımıza kararları da veriyorlar.

Hangi okula gideceğiz? Hatta ne yiyeceğiz? Üzerimize ne giyeceğiz? Bunların hepsi bir şekilde ebeveynlerin kararında olan durumlar.

Tabii artık yeni nesil ebeveynlikte konuşuyoruz ve çocukları bu kararlara ne kadar dahil etmemiz gerektiğini anlatıyoruz ama... Yine günün sonunda bir yetişkin olarak atıyorum ben dışarı incecik bir kıyafetle çıkmak istiyorsam ve hava buz gibiyse ebeveynimle orada müdahalesine ihtiyaç duyuyorum. Ama ben bu yaşımda gerçekten incecik bir kıyafetle dışarı çıkıyorsam annemin bana artık bir şey söylememesi gerekiyor ya da söylerse de ben bunu dinlemediğim zaman annemin bana baskı kurmaması gerekiyor. O kadar basit bir mevzu aslında.

O yüzden çocukken her şey çok daha net. Onlar bize rehberlik ediyor. İyi ihtimalle bu arada. Ve biz öğreniyoruz.

Neden iyi ihtimal ediyorum? Çünkü bazı ebeveyn çocuk ilişkilerinde daha önce de konuştuğumuz gibi ebeveynin bizim duygu regulasyonumuzu yapmadığı ve bizden duygu regulasyonunu beklediği durumlar da var. İşte bu ebeveynleştirilme hakkında da konuşmuştuk daha önce. Kötü ebeveynliği ben nereden bileyim bölümüne sizi yönlendirmek isterim.

Eğer böyle anılarını, tecrübeleriniz varsa orayı daha iyi anlamak adına o bölümü dinleyebilirsiniz. Ama sonra ergenlikle beraber, yani ergenlikle birlikte benim kendi kararlarımı vermeye ihtiyacım, o özellik ihtiyacımla, ebeveynimin benim adıma kararlar vermeye ihtiyacı artık yavaş yavaş çatışmaya başlıyor. Orada çok hassas bir denge var. Bir ergen ebeveyninin çocuğunu o alanı tanırken aynı zamanda belli sınırlar koyması da gerekiyor.

Ama bu sınırları onun kimlik gelişimine zarar vermeden koyması gerekiyor. Ona çok iyi açıklayarak koyması gerekiyor. Oradaki iletişim zaten çok kritik, çok önemli. Ama ergen ebeveynini de yine başka bir bölüme bırakayım isterim.

Ergenlikten de sonra, yani artık yetişkinlik dediğimiz noktada, yani 18 yaşından sonra diyelim ama sadece bu podcast için diyoruz. Çünkü daha bir önceki podcastta yetişkinlik ne demek diye konuşmuşken, şimdi 18 yaşında yetişkin olduk demek biraz çelişkili. Ama hani ben daha kolay zihnimizde olursun diye artık böyle kendi kararlarımızı alabildiğimiz noktaya geldiğimizde artık denge değişiyor. Yani şimdi iki tarafta bir cins akran ilişkisinde.

Ne demek istiyorum? Aslında hiyerarşik olarak Benim üstümde bir insan yok. O da bir birey. Sorumlulukları var.

Ben de bir bireyim. Sorumluluklarım var. Ben de hatalar yapabilirim. O da hatalar yapabilir.

İki tarafında hem duygusal hem zihinsel olarak karşı tarafı görmesi ve bir akranmışçasına, yani denkmişçisine ciddiye alması gerekiyor. Ve zaten genelde çatışmalarda hep ilişkilerdeki rol belirsizliğinden ortaya çıkıyor. Yani bu ilişkide kimin kime ne kadar karışabileceği, nerede destek olabileceği, nerede geri çekilmesi gerektiği net değil ve bunun tanımlanması gerekiyor. Şimdi ne demek istiyorum aslında?

Bunun tanımı, mesela benim annemle olan ilişkimde farklı olabilir. Benim babamla olan ilişkimde farklı olabilir. Bizim tanımlarımız, bir başka aile içerisindeki, bir başka yetişkin çocukla, onun ebeveyni arasında farklı olabilir. Bu, ebeveynimin de bana ne kadar ihtiyaç duyduğuyla ilişkili, aynı şekilde benim de ona ne kadar ihtiyaç duyduğumla ilişkili.

Ve tabii ki biraz da finansal olarak ne kadar birbirimize bağlı ya da bağımlıyız. Operasyonel olarak birbirimize ne kadar bağlı ya da bağımlıyız. Burada mesela şeyi kastediyorum. Birçok yetişkin kişinin ebeveynleri torun bakımında destek oluyorlar.

Yani çocuk bakımında destek oluyorlar. Ama orada da mesela ciddi bir rol karmaşasına giriliyor. Çünkü mesela benim annem benim çocuğuma baktığım zaman ben ona benim annemmiş gibi mi davranmalıyım yoksa benim çocuğumun bakıcısı gibi mi davranmalıyım? Çünkü o günün sonunda benim çocuğum, benim kurallarım geçerli olmalı.

ama benim annemle benim kurallarım çatıştığı noktada ben anneme ne miktarda sınır koymalıyım? Önemli bir soru işareti haline geliyor. Dediğim gibi yani o operasyonel ortaklıklar problem olabiliyor. Yine aynı şekilde mesela hala beraber yaşıyorsak ya da aynı evde yaşamanız gerekmiyor, aynı apartmanda yaşıyorsak, aynı mahallede yaşıyorsak, aynı şehirde yaşıyorsak bunlar da ne kıklıkta görüşeceğiz problemi oluşturabiliyor.

Yine bambaşka bir şey söyleyeyim. Ne sıklıktı telefonla konuşacağız. Hem yurt dışında yaşayan insanlar için, en azından bazıları için bu bir problem. Ne sıklıktı ailemi aramalıyım?

Her gün nerede olduğumu bilmeliler mi? Ya da hayatımda olup bitenleri ne detayda bilmeliler? haftada bir facetime yapmazsak bu beni kötü bir evlat mı yapar? Ya da işte her gün mesaj açmazsak bu bir problem midir?

Bunlar da aslında bir çatışma unsuru haline gelebiliyor. O yüzden yani ebeveynimiz eğer hala bize ne yapmamız gerektiğini söylüyorsa ya da söylemeyi talep ediyorsa, biz kendi seçimlerimizi yapmak isterken varlığı altında, kendi seçimlerimizi yapamıyorsak, Ve birbirimizin niyetini yanlış anlıyorsak aslında en temel problemler başlıyor. Ve şeyi fark ediyorum, hatta bununla ilgili çok yakında sosyal medyada da yazdım, ebeveynlerimizle ilişkimizde bazen uzaklaşmak yakınlık getirebiliyor. Yani biz yakınlaştıkça daha da zorlanabiliyoruz.

Ne kadar birbirimizle iç içe geçiyorsak o kadar aslında problemler oluşuyor o ilişkide. Bu şey demek değil, hani ailelerimizden çok ayrı olmalıyız, ayrık olmalıyız değil. Ailelerimiz de sağlıklı bir yakınlık içerisinde olmalıyız. Önce kendi bireysel ayrışmamızı tamamlamış ya da en azından tamamlamaya hevesli olmalıyız ki orada yakınlığı kurabilelim.

Zaten aslında çoğu zaman problem bir yetişkin olarak benim sınır koymamda yaşadığım problemlerle başlıyor. Yani ben bir yetişkin birey olarak kendi aileme sınır koyamayabileceğimi hissedebiliyorum. Çünkü sınır koyduğum zaman kendimi saygısız ya da nankör hissedebiliyorum. Ve o karşımdaki insanların yani ailemin Benim koyduğum sınırların ne kadar saygı gösterdiği de çok önemli.

Diyelim ki mesela, örnek vermek istiyorum. Ben bugün eşimle tartıştım varsayalım. Ve akşam annemle konuşuyorum. Keyfim yok.

Annem alır ki, kızım neyin var? Sesin kötü geliyor. Ben dedim ki, yok bir şey anne, biraz moralim bozuk. Annem eğer ısrarla, ısrarla, ısrarla ne oldu diye sorarsa ve ben anlatmak istemiyorsam ama annem burada ısrarcı davranırsa bu annemin benim sınırımın saygı duymadığının bir göstergesi.

Ya da diyelim ki ben anneme dedim ki, anneciğim işte eşimle, Duru'yla tartıştık birazcık dedim. Annem de ne oldu, ne dedi, ne yaptı, sen ne dedin diye sorular sorarsa, bu aslında benim özel alanıma bir ihlal. Yani ben bunu anlatmak zorunda olmamalıyım. Hatta aslında anlatmasam daha iyi.

Bu da apayrı bir konu. Yani benim ailemin, benim özel ilişkilerimle ilişkili her şeyi bilmesi gerekmiyor. Hatta bilmemeleri benim... Büyük kararları tabii ki bilmeliler.

Ama detayları bilmemeleri aslında benim adıma daha iyi. Çünkü ben karar verirken sadece kendi zihnimin içerisine karar vermeliyim. Burada mesela yakın arkadaşlarımızla da konuları anlatırken ...aşırı detaya girdiğimiz ve... ...arkadaşlarımızı aşırı derecede hayatımızın içine dahil ettiğimiz noktada... ...yetişkinler olarak... ...kendi hayatımızın sorumluluğunu alamayabiliyoruz.

O yüzden hele de burada söz konusu olan ebeveynlerimizse... ...onların, bizim ilişkimizin... ...mahrem sayılabilecek detaylarını bilmemiz gerekiyor.

Burada mahremden kastım sadece cinsellik değil bu arada ama... ...kesinlikle o da dahil. Benzer bir şekilde ben de ebeveynlerimin mahrem alanlarına girmemeliyim.

Çünkü bu yine onların yetişkin ilişkileri ve ben oraya dahil veya müdahil olmamalıyım. Yine bir başka mesela sınır aşım şurada olabiliyor. Maddi konularda mesela benim ailemden maddi destek almam gerektiği durumlar olabilir veya benzer şekilde benim aileme maddi destek vermem gereken durumlar olabilir ama bunu yaparken Bu, ben bu parayı verdim ve bu paranın ne şekilde kullanılacağı benim kontrolümde olmalı gibi bir tutuma girersem bu aslında ciddi bir sınır ihlali. Yani benim sayemde ben verdim bu parayı olmamalı.

Nasıl ben bir arkadaşıma borç verdiğimde o arkadaşım ya da Bir yardımda bulunduğumda diyelim ki yani verdiğimiz paranın karşılıklı ya da karşılıksız olması değil buradaki bu konu. Nasıl o paranın nasıl kullanılabileceğine dair bir söz hakkım yoksa ve olmamalıysa benzeri ailemle olan ilişkimde de geçerli. Yine aynı şekilde mesela ebeveynlerimizin bizim rollerimizle ilgili yaptığı yorumlar. Yani sen atıyorum sen bu iş yerinde yöneticinle şöyle şöyle konuştuğunda aslında yanlış yapıyorsun böyle yapmamalısın.

Çünkü ben senden büyüğüm ve ben bunu bilirim. Tavrı da ciddi bir sınır ihlali. Ya da sen anne olarak bunu böyle böyle yapmamalısın. Çünkü iyi anneler böyle yapmaz tavrı.

Ya da işte ne bileyim bir eş olarak böyle davranmamalısın yorumları. Bunların hepsinde aslında benim rollerimle ilgili benim istemediğim yani onlara sormadığım tavsiyeler var. Şu çok başka çünkü. Babacım ben şu konudan nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum.

Senin bir fikrin var mı? Senin bir tavsiyen var mı? diye gittiğim noktada tavsiye alabilmem ve yani babamı da tavsiye alabileceğim kadar bilgili, bilge bir insan görmem çok önemli ve gerçekten çok faydalı bir durum. Ama ben öyle gitmediğim noktada bana bu tavsiyeler yükleniyorsa bu işte sınır ihlali.

Tabii ki yetişkin çocuk sınır koyduğu noktada ebeveyni kendisini reddedilmiş hissedebilir. Bu da çok doğal. Burada aslında ebeveynlerimizi biraz anlayışta göstermemiz gerekiyor. Şunu kastediyorum.

Yani yeni bir ilişki biçimi oluşturduğumuz noktada ebeveynlerimiz bunu hemen ilk anda kabul edemeyebilirler. Kabul ederlerse ne âlâ. Tabii ki yani o saygıyı, o özgürlük alanını bize verebilen ebeveynlerimiz varsa ne şansıyız. Ama birçok ebeveyn burada zorluk yaşıyor.

Yani o alanı bize vermekte zorluk yaşıyor. O sınırları test etmeye çalışıyor. Tıpkı çocukların kendi ebeveynlerinin koyduğu sınırları test etmesi gibi. Kendi ebeveynlerimiz yetişkin halimizde bizim sınırlarımızı test edebiliyorlar.

Burada sınırlarımız konusunda çok tutarlı olmamız lazım. Mesela şu benim çok sık duyduğum ciddi de bir sınır ihlali. Annem sürekli gelip bende kalmak istiyor. Çünkü benim evimi kendi eve gibi düşünüyor.

Ama bu artık benim evim ve benim bir alanım. Yani benim bu alanda yalnız kalmaya ihtiyacım var. Çünkü burası benim evim. Ona bunu söylersem kalbi kırılabilir.

Evet kırılabilir. Doğru. Kırılır hatta. Net.

Ama bunun bir sakıncası yok. Bazen de karşımızdaki insanın kalbini kırmamız gerekiyor. Çünkü onun kalbini kırmadığımız noktada diyelim ki annemiz sürekli gelip bizde kalıyorsa ve bu bize rahatsızlık veriyorsa günün sonunda ben patlayarak aslında birkaç sefer sonra patlayarak annemin kalbini çok daha fazla kırıyorum ve belki de ilişkide onarılamaz yaralar açıyorum. Hadi şimdi minik bir ara verelim, sonrasında konuşmaya devam edelim.

Burada bir de şöyle bir noktaya bakmak istiyorum. Ebeveynler neyi yanlış, yani neyi yapmamalı, neyi yapıyorlardı biz aslında tetikleniyoruz? En çok gördüğüm, gözlemlediğim problemli nokta, yetişkin olduğumuzda ebeveynlerimizin bizi hala küçük çocuk gibi görmesi. Yani hala bize o muameleyi yapması.

Ve bir de şunu yapmaları, yani bizim çocukluktaki kimliklerimizin yetişkinlik hayatımızda hala aynı kalacağını düşünmeleri. Ay Gizem çocukken hep bunu şöyle şöyle yapardı. Evet ama ben artık o değilim. Ben onu artık öyle sevmiyorum.

Ben artık o halimle tanınmak ve görünmek istemiyorum. Ya da mesela benim küçük bir çocuk gibi karar veremez olduğumu ima ettiği noktada değilim ki annemin. Ben kendimi yetişkin gibi hissedemiyorum. Bana o anlamda saygı duyuluyormuş gibi hissedemiyorum.

Yine aynı şekilde mesela benim artık bir anne olduğuma Ailem saygı duymazsa, benim bir anne olarak mesela verdiğim kararlara saygı duymazsa... ...ben burada zaten yani herhangi başka bir insanın benim anneliğime saygı duymadığında hissedeceğim duygu gibi... ...onlara da aynı şekilde tepki gösteriyorum.

Yani bu zaten... ...çok anlaşılır. Yani ben yetişkin bir kadın olarak... ...anneliğimi,

eşliğimi, mesleğimi... ...kendim götürebilirim, kendim götürmeliyim. Ve burada müdahil olunduğu noktada... ...ben artık 7-8 yaşında bir çocuk değilim.

Yani elimden tutulması ve bana bunların anlatılması gerekmiyor. Benzer şekilde mesela şöyle cümleler. Ben senin yaşındayken şöyle şöyle. Ya da sen daha anlamazsın.

Bunlar aslında saygısızlık unsuru olarak... ...algılanıyor yetişkin çocuklar tarafından. aradaki bazı zarar veriyor.

Yine çok, maalesef çok sık yapılan ve ilişkiye çok zarar veren başka bir davranış suçlu hissettirmek. Duygusal manipülasyon örneği olarak da sen artık beni hiç aramıyorsun, bana hiç vakit ayırmıyorsun, beni çok ihmal ediyorsun. Böyle söylendiği zaman bize ebeveynlerimiz tarafından bu iletişimi güçlendiren değil, tam tersi savunmayı, alanı artırmayı isteten bir davranış. Yani öyle olduğunda Böyle bir cümleyi duyduktan sonra ailemi daha fazla aradığımda aslında kendi isteğimle daha fazla aramıyorum.

Tam tersi bunu bir mecburiyet, bir görev olarak görerek daha fazla arıyorum ve buna mecbur bırakıldığım için ve bunu bir görev olarak algılamak zorunda bırakıldığım için aslında içimde de bir öfke barındırmaya başlıyorum. Yani ben kendim özlemle, ihtiyaçla, ailemle temas kurduğumda bu çok daha organik ve çok daha güzel bir iletişim yaratıyor. Burada başka bir problem oluşuyor bu arada. Bazı aileler, özellikle yani bu bence Türk aile yapısında çok sık gördüğümüz bir problem, şeyden kaynaklanıyor, otoriteye olan mesafe diyeyim, yani böyle hiyerarşik yapının sürdürmekteki ısrarımızdan kaynaklanıyor.

Ben onu aramam, o beni arasın. Mesela bayram günü, o beni arasın. Ya da işte mesela bir haftadır diyelim ki oğlu aramamış bir anne, ben aramam, o beni merak etsin, arasın. Ama niye?

Eğer ben de çocuğumu merak ediyorsam, ben de aramalıyım. Onun aramasını beklemem gerekmiyor. Onun beni araması, benim bayramımı kutlaması, benim... Mesela diyelim ki ben de anneyim, annem de anne.

Anneler gününde neden ben önce kendi annemi aramak zorundayım? Annem de beni arayabilir çünkü benim de anneler günüm. gibi düşünebilirsiniz aslında. Maalesef bu çok sık yapılan bir şey.

Burada tabii şey önemli. Yani karşımdaki insan benim sınırıma duyduğu saygıdan dolayı mı beni aramıyor? Yani diyelim ki Gizem çalışıyordur, ben onu aramayayım. O beni müsaade olunca arar gibi bir yerden mi aramıyor?

Yoksa böyle bir yaşsal, hiyerarşik bir beklentiden dolayı mı aramıyor? Bununla ilgili bir yüzleşmenin yapılması gerekebilir böyle bir durumda. Yine bir başka ortaya çıkan problem, geçmişteki problemli noktaların sürekli gündeme getirilmesi. Ya da geçmişteki hatalarımızın, diyeyim, sürekli gündeme getirilmesi.

Yani diyelim ki eskiden yaşadığımız bir tartışma, söylediğimiz bir cümle... Sürekli bunun tekrar tekrar sen de beni şurada kırmıştın. Sen de zaten böyle yapmıştın. Bu şekilde devamlı ilişkideki... ...şu anda iyi giden durumun... ...geçmişteki hatalar ışığında bozulması diye tanımlayabilirim aslında.

Bu arada yani şunu da hissettiriyor maalesef. Biz hiç bunun üzerine yazamayacak mıyız? Yani biz hiç yeni bir ilişki kuramayacak mıyız? Ben hep geçmişteki davranışlarımla mı tanımlanacağım burada?

O yüzden eğer bunu yapan ebeveynleriniz varsa ya da siz bunu çocuklarınızla yapıyorsanız tabii ki iki tarafla dinliyor olabilirsiniz bunu. Bu gerçekten kaçınılmamız gereken bir darbanış. Ve bu arada mesela habersiz ziyaretler, böyle emrivakiler, bunlar yine aradaki bağa çok kötü gelebiliyor. Bir başka durum ebeveynlerin kendi hayatlarındaki problemlerin hep ön planda olmasını talep etmek.

Yani diyelim ki benim ailem zor bir zamandan geçiyor. Ve beni daima onların hayatındaki problemle ilgilenmeye mecbur bırakıyor. Yani ben hiç şunu söyleyemiyorum ama ben de artık bir yetişkinim ve benim hayatımda da işle ilgili problemlerim olabilir, çocuğumla ilgili problemlerim olabilir, arkadaşlarımla ilgili problemleri olabilir. Bunlar da benim için sizin hayatınızdaki problemler kadar önemli olabilir ve ben her şeyi bırakıp sürekli sizin problemlerinizi merkeze alamam.

Bu tabii ki benden destek isteyebilirsiniz ama eğer sadece ben sizin destek alanınızdan gelirsem bu benim hayatımda başka hiçbir şeye yer bırakmayan bir durum. O yüzden aslında ebeveynlerimizin biz büyüsek de hala ebeveynlerimiz olarak kalması gerekiyor. Ve tabii ki aklımız, gücümüz, kapasitemiz yettikçe onlara destek olabiliriz. Ama hayatımızdaki diğer sorumlulukların da hala devam ettiğine onların da saygı duyması bizim de bu olanı korumak için talepkar olmamız gerekiyor.

Bir de sanırım şu problem var. Buradan da yaşlanan ebeveyne bağlamak istiyorum biraz. Ebeveynlerimizin kendi hayatlarını ihmal etmeleri. Yani benim ebeveynlerim şu anda hayatlarındaki tek görev... ...beni dünyaya getirmek,

beni büyütmek olamaz. Yani benden sonra onların da kendi hayatlarında... Bu bir önceki bölümde yetişkinlikten bahsederken şeyi söylemiştim. Kırklı yaşlardan sonra üretmek versus yerinde saymak ikileminde nerede durdukları çok önemli.

Eğer ebeveynlerin hayatlarında hala üretmeye devam ediyorlarsa, bu üretmeyi ilaç çalışmak olarak düşünmeyin ne olur. Yani mesela gönüllü çalışmalar olabilir, katıldıkları farklı aktiviteler olabilir, çıktıkları küçük geziler, seyahatler olabilir, arkadaşlarıyla yaptıkları şeyler olabilir, örgü örmek olabilir, yani her şey olabilir aslında. kitap okumarken kendilerini geliştiriyorlar mı hala yoksa tamamen boşlamış durumdalar mı? Çünkü o kendi hayatlarını boşladıkları noktada ve bütün tanımlarını benim üzerime yaptıkları noktada bu bana aşırı derecede büyük bir yük getiriyor.

Mesela benim çocuğum oluyor, bütün hayatları torunları haline geliyor. Ama o torun da bir yerde büyüyecek ve kendi hayatı olacak, o zaman yine boşluğa düşecekler. O yüzden yani ebeveynlerim yaşlandıkça onların hayatlarını doldurması gereken bir şey olması lazım. Böylece bana yapışmak yerine yan yana beraber yürüyebiliriz hayatlarımız içerisinde.

Ben sürekli onları taşımak zorunda, hissetmek zorunda kalmam. Burada da yine aslında şeyi de getirmek istiyorum, sağlıkla ilgili konuya. Çünkü ebeveynlerimiz yaşlandıkça bakım vermemiz gerekebiliyor, şefkat göstermemiz gerekebiliyor, yapamadıklarımızla ilgili suçlu hissedebiliyoruz. Hatta aslında bu ömrün uzaması bu anlamda ciddi bir yük getirmeye başladı.

Yani bunu yük diye tanımlarken yanlış anlamanızı hiç istemem. Yani kelimenin tam anlamıyla ele alınması gereken bir konu anlamında kullanıyorum yükü. Çünkü daha önce yaşlılık bu kadar uzun bir süreç değildi. Şimdi artık tıpta olan gelişmelerle daha uzun, daha sağlıklı bir yaşlılık geçirebiliyoruz.

Ama aynı şekilde hastalıklar sonucu da hemen ölmüyoruz ve böyle olunca yaşanan ebeveynlerimizin bakım süreci çok daha uzun olabiliyor ama bazen bu yoğun ve boğucu bir yük haline de gelebiliyor. Hele de mesela tek çocuksak veya tek çocuk değilsek de bu bakımı üstlenen tek çocuk bilsek karar vermek mesela çok büyük bir problem haline gelebiliyor. Mesela ben ebeveynlerimin sağlıklarıyla ilgili kararları alan tek insansam bu çok ağır bir yük oluşturabiliyor üzerimde. Onlar için en iyisini düşünmeye çalışırken evlatları olarak mı düşünmeliyim?

Yoksa daha pragmatik bir yerden mi düşünmeliyim? Yoksa onlar için en iyisini mi düşünmeliyim? Bunlar bir mesele olabiliyor. Benzer şekilde mesela diyelim ki benim ebeveynim hayatı boyunca kendisine çok iyi bakmamış bir insansa.

yaşlılığında karşılaştığı sağlık sorunları bende olumsuz duygular yaratabiliyor. Yani sen neden kendine iyi bakmadın? Sen kendine iyi bakmadığın için şimdi başına gelenlerle ben boğuşmak durumundayım ve bunun sorumluluklarını ben üstlenmek zorundayım. Duygusu yaratabiliyor.

Yine aynı şekilde mesela ekonomik olarak çocuklarına bağımlı kalabilen ebeveynler var. Bu arada bu tabii ki hayatta başımıza gelen bazı olumsuz durumlar sonucunda olabilir. Ama bazen de ebeveynlerimizin verdiği kötü kararlardan dolayı, yani yeteri kadar sorumluluk sahibi olmayan kararlardan dolayı da ebeveynlerimiz buna muhtaç halde olabiliyorlar. O zaman mesela bu çocuğa duygusu olarak kötü hissettirebiliyor bu sorumluluğun altında kalmak.

Bütün bunlar aslında ebeveyn çocuk ilişkisini zorlaştırabiliyor. O yüzden burada hep şunu düşünmemiz lazım. Ben bunun ne kadarını yapmalıyım? Ne kadarına gücüm yeter?

Ne kadarından sorumluyum? Ne kadarını yaparken kendi alanımı koruyabiliyorum? Çünkü Bugün yetişkin halimde ebeveynlerim benim hayattaki tek sorumluluğum değil. Onları da gözettiğim ama diğer sorumluluklarımı da ihmal etmediğim bir düzen oturtmak zorundayım.

Aksi takdirde hayatımdaki diğer sorumluluklar zarar görecek ve bu yetişkin olarak aslında vermem gereken en doğru karar değil. Son söyleyeceğim konu bununla ilgili. Dediğim gibi gördüğünüz gibi çok boyutlu bir konu ve her şeye böyle ufak ufak değinebiliyorum. Son söyleyeceğim şey şu.

Büyüdükçe ebeveynlerimiz de çok daha fazla zihinsel hesaplaşmalar içine girebiliyoruz. Yani mesela benim annem şu insan olsaydı ya da benim annem şöyle davranmayan biri olsaydı, babam şu şu kararları verebilmiş olsaydı nasıl olurdu? Ya da burada şöyle yanlışlar yapmamış olsalardı nasıl olurdu? İlla bunu böyle bana nasıl davrandılar üzerinden bile düşünmek zorunda değiliz.

Yani mesela diyorum, şu şehirde değil de bu şehirde yaşamış olsaydık nasıl olurdu? Beni bu okula değil de şu okula gönderseler nasıl olurdu gibi kararlar bile... ...bazen yetişkinlik de bizi rahatsız edebiliyor.

Ve bunlarla ilgili onlarla yüzleşmek ihtiyacı duyabiliyoruz. Yani böyle bir geçmişin hesaplaşmasına girmek ihtiyacı duyabiliyoruz. Bazen bu hesaplaşmalar iyi bir yerde bitmiyor. Zaten çoğunlukla da tam hayal ettiğimiz karşılığı alamıyoruz.

Yani karşımızdaki, çünkü insanların da geçmişte verdikleri kararları, o anın, o durumun kararları, ...o durumun gerekçelikleri içerisinde verdiğini bilmemiz lazım... ...ve biz bugün hep geçmişe dönük sorgulamalar yapıyoruz... ...ama geçmişteki durumları tam yüzde yüz bilmiyoruz.

Bunun içerisine toksik ebeveynlik davranışlarını katmıyorum yani... ...şiddet içeren davranışları katmıyorum tabii ki. O yüzden yani bu hesaplaşmaları yaparken kendimize anlatabilmek önemli.

Ama onları oldukları halleriyle ve bugüne kadar geçirdikleri kararlarla kabul edebilmek de önemli bir yere kadar. Çünkü şunu bilmemiz lazım. Onlar değişmeyecek. Yani ebeveynlerimiz değişmiyor.

Biz onların bugünkü halleri içerisinde onlarla nasıl bir ilişki kuracağımıza karar vermek durumundayız. Ve bu da başka bir podcast'ın konusu olsun. Çünkü bence bu çok uzun bir konu. Bazen de ebeveynlerimizle ilişkimizi bitirmemiz gerekebilir.

Yine, yani bizim kültürümüzde... ...az konuşulan bir konu. Az yer alan bir konu değil maalesef.

Ama az konuşulan bir konu. Aile bağlarının tamamen kopması. Yani benim artık ebeveynlerimle veya kardeşlerimle... ...hiçbir ilişki yürütmüyor olmam.

Bu, bunu yapan insanlar maalesef çok... Marjinal algılanabiliyor. Ama bazen o kadar bize kötü gelen davranışları olabiliyor ki ailelerimizin. Bu ilişkiyi bitirmek bizim için verilebilecek en doğru karar olabiliyor.

Dediğim gibi bu konu bence çok daha detaylı ele alınması gereken bir konu. O yüzden başka bir podcast'a bırakmak istiyorum. Ama bu bölümü dinlediğiniz zaman ailelerinizle ilgili yaşadığınız konular, durumlar, sorular hakkınızda belirirse bana Instagram'dan, drgizemsurenkök instagram adresim veya Twitter'dan, x'den, orada da gizemsurenkök yazabilirsiniz. Böylece yani bir sonraki podcast bölümleri için soruları biriktirip hep beraber cevaplayabilirim.

Bence hepimize iyi gelir. Dediğim gibi çok dallanıp budaklanabilecek konular bunlar çünkü. Dilediğiniz için çok teşekkür ederim. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)