Podcast

karşı cinsle arkadaş olamamaya mecbur muyum?

mecbur muyum?

9 ay önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kadınla erkek yan yana olduğunda, illa aralarında romantik bir şeyler mi olması gerekir? Karşı cinsle arkadaş olmak, birlikte iş yapmak mümkün değil mi? Mecbur muyuz sadece hemcinslerimizle arkadaş olmaya?



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.996 kelime · ~30 dk okuma

Merhabalar herkese Mecbur Muyum'un yeni bölümüne hoş geldiniz. Bugün karşımda sevgili partnerim Yaşar var ve çok can alıcı bir konuyu konuşacağız. Karşı cinsle arkadaş olamamaya mecbur muyum diye konuşacağız. Bunu daha gramer olarak daha doğru bir hale getirebilirdik bu başlığı ama bu haliyle daha vurucu ve ilgi çekici olacağına karar verdik.

Yaşar'cığım öncelikle nasılsın? Çok iyiyim. Seni gördüm daha iyi oldum. Bu bölümü sırf şunun için çekiyoruz.

Her seferi ne zaman seninle fotoğraf atsak. Siz çok yakışıyorsunuz. Siz evlenin. İşte harika bir çiftsiniz.

Transkriptin tamamını oku

Bizi şıplıyorlar. Biraz azaldı bu arada. Son zamanlarda azaldı mı? Azaldı sanki. Kızmamda bir azalma olduğu için mi acaba?

Bilmiyorum. İnsan alıştı herhalde bizi görmeye. Yani insanlar Türkiye'de işte bir kadın ve bir erkek beraber iş yapamaz, bir arkadaş ilişkisi kuramaz gibi davranıyor ve hemen şiplemeye çalışıyorlar. Biz de bunun üzerine kafa kafaya verdik ve... Evet ve çok da can alıcı da bir konu bir yandan.

Çünkü biraz böyle şey bakış açısı da var abi, imkansız falan. Özellikle ben mesela bir arkadaşıma, bu arada benim hayatımın her noktasında erkek arkadaşlarım oldu. Şu değil, altını çiziyorum. Geliyor.

Ne geleceğini çok iyi biliyorum, doğru. Erkeklerle daha iyi anlaşıyorum tarzı bir piknik kız değilim ama en yakın arkadaşlarım her zaman kız oluyorlar ama bir top beşimde mutlaka erkeklere yer alıyor. Sen baya bir erkek arkadaşın var bu arada. Evet, BMP bir erkek arkadaşım var ve hepsinden de çok memnunum.

Bu arada şöyle yani hani biraz şey pokuslanacağımı da söyleyelim hani kızlarla... ...gey erkekler gibi değil de kızlar ve hetero erkekler ve karşılıklı... ...hani zaten hani geyler ve kızların son derece toplumsal olarak... ...okey görülen ve çok tartışılmayan da bir arkadaşlık ilişkisi oluyor. Mesela şu aralarında cinsel çekim olan ve cinsel gerilim olan... ...bir arkadaşlık ilişkisi mümkün olabilir mi?

Bir arkadaşlık ilişkisi... Sen şimdi bizim aramızda cinsel çekim var, gerilim var mı diyorsun. Hayır, hayır yani aslında teorik olarak tartışma bu. Evet, evet.

...karşı cinsten hoşlandığın bir cinsel yönelimin varken karşı cinsle ne kadar arkadaş olabilirsin... ...ne kadar yakınlaşabilirsin o cinsel gerilimi yaşamadan... ...ya da o cinsel gerilimin üzerine bir eyleme geçmeden.

Ve arkadaşlık ilişkisi bundan azade mi? Yani arkadaşlık ilişkisi bu cinsel gerilimin bittiği yerde mi başlıyor? Ve senle de geçen bu konuyu konuşurken Facebook'tan bir veri gördük. Aslında bir araştırmacı işte dünyadaki farklı ülkelerin Facebook arkadaşlığı üzerinden analizini yapmış ve fark etmiş ki Türkiye özellikle cinsiyetler arası arkadaşlık ilişkisinin en az olduğu ülkelerden biri.

İnsanların Facebook'taki arkadaşların çok az bir bölümü karşı cinsten oluşuyor. Bu Türkiye'de bana da iki şeyi düşündürtüyor. Birincisi aslında düşük güvenlikli bir toplumuz biz. Yani insanlar birbirine güvenmiyor.

Bu ticaret ilişkisinden başla insanların markette ya onu kazıklıyor mu kazıklamıyor muya kadar birer insanla kurduğu ilişkide de biz niye bu arkadaşlık ilişkisini sürdürüyoruz? Bizim arkadaşlık ilişkimizin arkasında ne var? Aslında bir menfaati mi kovalıyoruz'a kadar gelen çok kılcağları sızmış bir güvencesizlik ilişkisi bu. Bu bence kadın erkek ilişkilerindeki dansyona da yansıyor.

İkincisi ama evrimsel bir tarafı da var bana sorarsan. Çünkü aslında bu Anadolu'da derler yani kanka ayağı, popo ayağı. Ben bunu çok ifade etmek istemiyorum ama hani bu podcast'ünde ben Anadolu Elif Hanım'ı temsil ettiğim için hani şey gibi geliyor bana. Yok ya, bence sen Anadolu'nun ilerisinde bir insansın. Ama şöyle,

halk arasında böyle bir şey var, ben bunun gerçekliğine inanıyorum. Çünkü gerçekten... Gerçekliğine inanıyorum derken, doğruluğuna mı inanıyorsun? Halk arasında böyle bir... Halk arasında böyle bir ifade var ve birçok insan bunu gerçekleştiriyor.

Yani bu insanlarla bu niyetle arkadaşlık kuruyor. Normalde o medeni ilişkiyi sürdürmeden, karşı cinsle bir arkadaşlık kurdurduğunda hep arka planında acaba bir şey olur mu? Bir gün elime düşer belki. Bir fırsatı yakalarsam.

Erkekler bunu çok yapıyor maalesef. Şimdi bunun erinsel bir açıklaması da var. Aslında yedek kulübesinde tutuyorsun o insanı. Yani o insan yedek kulübesinde ihtiyaç duyduğunda çağırıyorsun.

Arkadaşlık öyle bir şey orada. İşte ihtiyaç duyduğunda, istek duyduğunda veya ilerleyen süreçte o insana muhtaç olduğunda şak diyecek yedek kulübesinden çağırıyorsun. Bu arada şu, bu modern bir tartışma aslında. Biraz tarihe baktığımızda, yani şimdi sen biyolojiden girdin.

Bu arada şöyle tipler de var. İşte Sinan, Canan gibi işte imkansız kadınla erkeğin arkadaş olması. Öncelikle böyle düşünen insan buradan sesleniyorum. Kadın ve erkeğin arkadaş olamayacağı fikri bende çok ilkel bir fikir ve şuradan kaynaklanıyor.

Yani biz medenileştikçe sonuçta başka insanlara karşı Bu hani cinsel yöne göre değişir yani. Eğer homoseksüelsen aynı cinse, heteroseksüelsen karşı cinse karşı. Çeşitli cinsel içgüdüler duyabiliyorsun. Ama bunu zaten medenileşme dediğin şey, hatta şehirleşme, modernleşme dediğin şey... ...bu içgüdüleri bastırma oyununu öğrenmek ya da bu beceriyi geliştirmek.

Hocam Freud. Uygarlığın huzursuzluğu. Aynen. Zaten budur yani hani medenileşme.

Bu neden modern bir tartışma? Çünkü zaten tarihsel olarak kadın ve erkeklerin çok beraber olduğu toplumsal alanlar yoktu. Gerek iş yerlerinde yani kadınların iş gücüne katılması zaten yeni bir şey. İşte iş yerlerinde, okullarda, üniversitelerde vesaire vesaire hani kadın erkek çok fazla şeye girmiyordu.

Bu hala bizim kültürümüzde işte kahvehane kültürü falan filan gibi şeyler ya da baç. Futbol kültüründe hala yaşatılıyor. Kadınların yasaklanmadığı ama girseler garip hissedeceği ortamlar hala var. Ama şu anda mevcut düzende, en azından daha modern, şehirleşmiş yerlerde kadın ve erkekler etkileşime giriyorlar.

Ve ben mesela şu söyleme katılan biri atıyorum. Kadın ve erkek arkadaş olamaz. Ya ben böyle bir insanla mesela aynı iş yerinde paylaşmak istemem. Yani çünkü hani karşı cinsinden bir insana direkt böyle içgüdülerini ya da cinsel dürtülerini bastırmadan ya da bastırmasını gerek görmeden bir ilişki kuramayan insan bence ilkeldir yani.

O yüzden bu konuya özellikle tutkulu olduğum bir konu ve benim her zaman erkek arkadaşlarım oldu dediğim gibi hala da varlar. Erkekler beni daha iyi anlıyor. Yok, öyle bir şey yok da dediğim gibi yakın kız arkadaşlarım, en yakın arkadaşlarım yine kadın ama erkek arkadaşlarım da var. Sen de bunlardan birisin zaten.

Ve bunları da çok değerli buluyorum. Biraz benim bu kadar erkeklerle arkadaş olabilme sebeplerimden biri de abimin olması bu arada. Çünkü hep aynı evde bir erkekle yakın yaşlarda yaşadığın zaman, İlgi alanları ya da onlarla etkileşim, konular, tavırlar falan filan gibi şeylerde böyle ortaklaşabiliyorsun. Hatta geçen hafta sen yoktun, biz Pod B'de çıkışta bir şeyler içmeye gittik.

Buradan birkaç kişi. Beril'le konuşuyorduk ve Beril'e dedik ki senin abin mi var? O da bana senin abin mi var? Benim de abisi var.

Hemen hemen abisi olan kızlar biraz daha böyle maskülen tarafa yakın olabiliyorlar. Bu arada benim de kız kardeşim var. Gerçekten hani karşı cinsten bir kardeşinin olması o sosyalizasyonun daha kolay erişmeni sağlıyor. Kesinlikle.

Bayağı etkiliyor yani işte bende. Özellikle benim bu arada üç teyzem, iki halam hani böyle çok aslında geniş bir kadın cemaatin içinde büyüdüğüm için dediğim gibi yani o aslında farklı cinsten akrabalar o iletişimi çok kolaylaştıran bir yolculuk. Ve böyle bir hani alien gibi görmüyorsun karşı cinsi. Sürekli abisi olan ya da kız kardeşi olan erkekler zaten daha Bence biraz daha medeni oluyorlar.

Kadınların dertlerini, bilmem nelerini daha dinleme becerisine sahip oluyorlar. Yani ben onu da fark ediyorum. Burada belki ben şu noktada araya girebilirim. Gerçekten hani özellikle Anadolu coğrafyası ama İslam coğrafyasında daha da net bir şekilde hissettirilen bir durum var.

O da kadınlar tecrit ediliyor. Yani kadınlar aslında sosyal hayatın çok uzun bir süre parçası değil. Tabii ki Orta Çağ Avrupası'nda da bu görülen bir şeydir. Ama İslam coğrafyasında bu uzun süre daha devam etti.

İkinci Mahmud, Abdülhamid döneminde bile işte kadınlara ferace giyinmesi, işte onların Hatta renkli feraca giyilmemesi, işte kahvehanelerden uzak tutulması, şehrin parklarına pek girilmemesi falan gibi bir takım uygulamalar var. Kadın aslında toplumsal hayattan hep uzaklaştırılıyor. Bugün bile Türkiye'de kadın istihdamı yüzde otuz. Yani çok düşük bir seviyede ve eğitimde olmayan, işte de olmayan net dediğimiz kategoride kadınların payı daha fazla.

Yani kadınlar çok uzun bir süre toplumsal hayattan uzak tutulduğu için kadın da erkeğin. İşte bir iş yerinde, bir okulda, bir yolda, bir kamusal alanda bir araya gelmesi ve denkleşmesi çok, çok, çok sonra oldu. Çok yeni olan bir şey. Bugün bile aslında bazı sosyolojik gruplar bunu reddediyor.

Bir araya gelmek istemiyorlar, işte grupları ayırıyorlar vesaire. Bu aslında tabii ki o arkadaşlık ilişkilerinin, o arkadaşlık ilişkilerinin normalleşmesine, insanların bunu sindirmesinin yolunu uzatıyor. Sen dedin ya, medeniyet bir noktada Freud'dan dolayı çıkarak aslında bu dürtüleri kontrol edebilmektir diye. Medeniyet, katılıyorum, bir adım daha öteye gideyim, sınır koymak.

Hatta bir adım daha öteye gideyim, medeniyet o huzursuzlukları yönetebilmektir. Yani ben elkerlik olarak nitelendiremiyorum. Hani o biraz kuvvetli bir söylem ama tartışmanın sırasındayım. Öyle olsa bile yani arada bir tansiyon olsa bile bir cinsel gerilim olsa bile bunu yönetebilmektir.

Yani bunu nasıl ki işte bir şehre çıktığında bir yabancıyla karşılaşıyorsun, sinirleniyorsun. Belki işte metroda geniş geniş oturmuş, yüksek sesle konuşuyor, arkadaşıyla bir şey tartışıyor ve seni rahatsız etti. Kalkıp ona vurmuyorsun değil mi? Veya ona kaba davranmıyorsun.

Çünkü bu ilk İlkellik, senin dediğin yerden devam edelim. Bunu yapmıyorsan, sen kendi dürtüne, duygularına sahip çıkıyorsan, bir arkadaşınla yer yer hissedebileceğin normal duyguları ona aşılamamak, ona böyle dökmemek de bence koyman gereken bir sınır gibi geliyor. Kesinlikle. Bunu mesela ben işte ne bileyim, yakın erkek arkadaşlarım olduğuyla ilgili konuştuğum zaman mesela hep tepki şu geliyor.

Sen işte kadınsın, anlamıyorsun ve işte aslında onların hepsi seninle seks yapmak istiyorlar ve o yüzden seninle arkadaşlar. Bu arada hani olabilir yani bir insanın kafasının içinden ne geçtiği beni ilgilendirmiyor. Önemli olan bana ne kadar aktardı bunu. Yani benim ne bileyim yakına kız arkadaşıma da şunu da yaşıyorum mesela işte çok saçma sapan bir erkek arkadaşı var.

Gıcık oluyorum bu ilişki içinde olmasına. Kafa atasım geliyor ama atmıyorum yani. Hani negatif, pozitif birçok duygular yaşıyoruz arkadaşlarımıza karşı. Bu cinsel bir şey de olabilir.

Belki bir fiziksel agresyon da olabilir. Ama orada bir sınır ve şey çekiyoruz. Karşı tarafa yansıtma konusunda bir regulasyon yapıyoruz. Bu benim için cinsel, şiddetsel başka bir şey fark etmez.

İnsanların kafasının içinde olan şeyler bana yansıtmadığı sürece beni ilgilendirmiyor. Ben öyle bakıyorum. Bu arada Cüneyt Nergiz'in geçenlerde kulaklarını çınlattım. Onun böyle bir espirisi vardı stand-up'unda.

Şimdi çok mahvederek anlatacağım. Şeyden bahsediyor, böyle üniversiteyi bir Anadolu şehrinde okumuş ve orada işte üniversite ortamı kızla erkekle evde oturuyorlar falan. Ev sahibi de bunlar rahatsız oluyormuş. Biraz daha böyle mütedeyyin bir insanmış ve işte sürekli uyarmaya geliyormuş falan.

Ne yapıyorsunuz? Onlar da böyle kola içip, çekirdek giyip bir şey izliyorlar falan gibi bir ortam. Cüneyt Nergis şey diyor sormuş ev sahibine, ya hani neden bu kadar rahatsız oluyorsun? İşte kızla erkekli bir şeyler yapabilirler, grup seks yapabilirler falan hani.

Peki böyle bir şey duydun mu falan demiş. Yok hayır ama olabilitesinden rahatsız oluyor. Yani öyle bir şey yok ama olabilitesinden, kafasındaki düşünceden rahatsız oluyor adam aslında yani olan şeyden ziyade. Bence bu birazcık fazla sınır ihlali bir şey.

Yani insanların kafasındaki düşüncelere kadar regüle etmeye çalışmak bence sıkıntılı bir şey. Bu birçok walk şeyde de var mesela. Body Positivity'de de vardı hani. Ben atıyorum kilolu olacağım, okey.

Ama sen de bunu da beğeneceksin. Sen de beni çekici bulacaksın. Yani senin kilolu olmana hiçbir şey laf söylemememe, sana hakaret etmememe tabii ki de bu olsun ama seni çekici bulmak zihnimde ya da bedenimde bunu da karışamazsın bana. Burada bir nırihlali var bence.

Bu dediğim bana bu arada bir makale hatırlattı. Şimdi biliyorsun Vogue tartışması Amerika'da çıktı. Amerika'da protestan bir ülke yani en temelinde katolikleri olmakla beraber. Şimdi dediğin gibi protestanlar daha tutucudur Hristiyanlığın içerisinde ve onların daha pürüten ahlaka sahip olması içlerinden Vogue gibi bir daha pürüten ahlakçılığı doğurdu diye tartışmalar var.

Aslında orada insanların sadece bir şey yaşayabilme ihtimalinden bile tiksinen ve onu kontrol etme çabasında bulunan birini Vogue'lukla eşleştirdin ya aklıma o makaleyi çağırdım. Ki aslında bu woke'luk genelde sol görüşle eşleştirilen bir şey ama bence öyle değil yani. Aslında çok daha otoriteryan bir şey yani. Püritanlık yani.

Her şeyi böyle düzeltmeye kalkışmanın gerek ettiği. Dili düzeltmek, insanların zihninde düşüncelerini düzeltmek falan. Buradan şeye gireceğim, erkekler tarafından ben bir bilgi vereyim. Dedin ya, bu ilişkileri yönetemeyen veya o insanla sırf bir şey yaşanır mı diye düşünen erkekler.

Bence erkekler bu ilişkileri ne zaman sürdüremiyor? Etraflarında başka tip kadınlar olmadığı zaman, yani işte ona duygusal olarak veya cinsel olarak çekici gelmeyen veya o ilgiyi bulamayan erkekler, o bulamadığı ilgiyi arkadaşlara yansıtıyor. Yani ne zaman ki etrafında ona ilgi gösteren kadın varsa, hayatında biri varsa, duygusal ve cinsel olarak tatmin olduğu biri varsa arkadaşlığını ayırabiliyor. Ama arkadaşları sadece o alanı dolduran kadınlar olduğunda bir kıtlık mentalitesi gibi onlara saldırıyor gibi düşün.

Dolayısıyla bence orada bir erkeğin bunu sürdürmesinin en sağlıklı ve düzenli yollarından biri farklı kategorilerde, farklı alanlarda, zihninin farklı köşelerinde konumlandırdığı kadınların olması. Fakat ben burada yine şunu önemli görüyorum. Şimdi bir yandan ben biyolojiyle bu sosyal yapıları orta bir noktada dengelemenin hep arayışı içerisindeyim. Belki bu podcast uzun zamandır takip edenler onu fark etmiştir.

Yani ne biyolojiyi önemsiz görüyorum, ne de sosyal yapıları. Bundan yola çıkarak tabii ki kadın ve erkeğin arasında bence bir cinsel gerileme, tansiyon oluyor arkadaşlık ilişkisi bağımında. Bence iki taraf farklı evrimsel mekanizmalarla bunu kullanıyor. Ne demek istiyorum?

Erkek dedin ya hani bir gün gelir de beraber olurum diye kadına böyle inanılmaz bir ilgi gösteriyor o arkadaşına. Arada Twitter'e düşer ya işte erkek kankam bana böyle yazıyor. Aynen. Ne demek istiyorum? Umut Sarıkaya'nın Meriç karakteri vardır.

İşte Yasemin Ağlama falan hani böyle kızların en yakın arkadaşı olan erkek. Bunu giydiğine inanamıyorum. İşte çok güzel olmuşsun, aşık oldum. Hani bu tip vardır.

Bu tipin aslında amacı belli. Hani o niyetini gerçekleştirene kadar inanılmaz bir ilgi gösterir ve bir şekilde elde etmeye çalışır ki çoğu zamanda elde edemez bu arada. Çünkü ezik bir karakterdir. Kadınlar da bunu farkında olarak veya olmayarak şöyle kullanıyor, suistimal ediyor.

Ondan o duygusal işi alıyor. Yani o emotional labor'u ondan aslında alıyor sürekli. İlgiyi alıyor. Yani karşılıklı burada bir oyun var.

Bu oyun nihayete ermez muhtemelen. Ama aslında karşılıklı bir cinsel strateji olduğunu düşünüyorum. Olabilir, olabilir. Bence güzel bir şey.

Ben burada bir ayrım yapmak istiyorum bu arada. Kadın erkeğin arkadaş olması ve kadın erkeğin en yakın arkadaş olması hakkında. Yani çünkü bence ikinci söylediğim daha ikircikli bir durum ve şey bir durum yani hani çok çok çok yakın arkadaş ve yediğin içtiğin ayrı gitmesin vesaire ve hani bu bu arada hani kadın kadın yakın arkadaşlıklarla da olabiliyor. Hani homoretik bir yere gidebiliyor.

Çünkü o kadar artık böyle yakın hissediyorsun ve böyle hani bir de hani seks o zaman falan gibi bir yere bile Onu da yapıverelim. Duygusal olarak, kafa olarak çok yakın hissediyorsun ve bilmem ne, o ayrı bir bence şey, başlık olarak değerlendirmek lazım. Ben çok oralarda değilim. O daha problematik bir yere de girebilir.

Hani arkadaşlarından birinin de erkek olmasından mesela yediğin, içtiğin ayrı gitmeyen o tek kişinin erkek olması belki biraz daha farklı bir dinamik yaratıyor. Bu arada birkaç tane araştırmaya baktım. Çok araştırma yok bu arada bu konuda ve üzücü çünkü biraz göreceğin yeni bir konsept. Ve şöyle bir araştırma var.

Bir asimetri var kadınların, kadın erkek arkadaşlık ilişkilerinde. Şey yapıyorlar, bir sosyal psikologlar bir deney yapıyorlar. İki tarafı da tek tek alıyorlar ve arkadaşını, işte ikimiz girdik, ben seni bir attraction üzerinden, sen bana ne kadar attractive olabilirsin. Sonra sana gelip soruyorlar, sen Ezgi'ye ne kadar attractive olabilirsin.

Bir point scale'dan numaralandırıyorlar. Ve erkekler kadın arkadaşlarının onları ne kadar attractive, çekici bulduğunu overestimate ediyorlar. Yani kadınların söylediğinden çok daha fazla cinsel olarak çekim olduğunu onların tarafından varsayıyorlar. Kadınlar da tam tersi.

Yok canım Yaşar beni hayatta çekici bulmaz cinsel anlamda. Atıyorum 10 üzerinden 3 diyorlar ama 6 çıkıyor falan gibi. Bu da hani o biraz daha evrimsel, biyolojik şeyi doğrular gibi gözüküyor bu arada. Ama bu sadece bir araştırma yani.

Ve dediğim gibi yani ben bunda temelinde çok problematik bir şey görmüyorum. Yani illa dediğim gibi kız arkadaşıma kafa atmak bence güzel bir şey. Bu şöyle önemli bence, şimdi aslında hayatımızdaki her ilişkinin belli bir mahiyeti var ve biz hayatımızdaki ilişkileri doğru yere koyduğumuz sürece, onları doğru yerde konumlandırdığımız sürece huzurlu ve mutlu oluyoruz. Aslında bu bir adalettir.

Düşün, Platon'un adaleti nereden geliyor? Her grubun, her insanın doğru yere konumlandırılışından geliyor ya, biz yeri geldiğinde Bunların yerlerini karıştırabilme eğiliminde oluyoruz. Gerek dürtülerimizden dolayı veya gerek kafa karışıklığımızdan dolayı. Şimdi içinde olduğumuz çağda da işte cinsel özgürleşme, kamusal alanda karşı cinslerin birbiriyle daha fazla temas edebilmesinden dolayı insanlar bir alanda birbiriyle iyi anlaşıyor diye ve doğal biyolojik duygulardan, dürtülerden dolayı ona yer yer çekim duyuyor diye onu hızlı bir şekilde oraya konumlandırmaya çalışıyor. Halbuki o senin iş arkadaşın,

halbuki o senin arkadaşın sadece. Eğlendiğin, güzel vakit geçirdiğin, beraber iş yaptığın, ara ara denk geldiğin biri. Onunla onu yaşadığında, o cinselliği yaşadığında... ...veya onu o sosyal konuma aldığında zarar göreceksin.

Aranızdaki o duygu da... O da ayrı bir tartışma bu arada. Ama o ilişki zarar görüyor gerçekten. Eskisi gibi olmuyor hiçbir şey.

Eskisi gibi olmuyor ama bunu zarar olarak da yorumlayamayabilirsin. Yani ben bunu survive eden arkadaşlıklar gördüm. Çok az bence. Çünkü şimdi ister istemez... Benim çevremin laçlığı peki. Aynen,

o biraz bence senin çevrenin Türkiye'sin. Gevşek, ahlaksızlı. Ahlaksızlık demeyeceğim ama. Şimdi doğal olarak orada bir sürü dürtü devreye giriyor.

Bir sürü sosyal yapı devreye giriyor. Tabii ki cinselliğe yüklediğin anlama göre bu arada. Kesinlikle ama yüzde doksan beş değişir o ilişkinin mahiyeti. Şunu demeye çalışıyorum.

O ilişki oradaysa onu başka yere koymaya çalışma. O değişecek. Hatta çoğu zaman bozulacak ve ondan memnun olmayacaksın. O bir ilişkiye gitmediği sürece.

Şimdi beraber iş arkadaşısın. Tamam mı? Çıkışta haftanın bir günü güzelce vakit geçiriyorsun. Şimdi sen onu yaşadığında o ortam da bozuluyor.

Arkadaşlık ilişkilerinde bozuluyor. Buradan şuna geliyorum. Belli yerleri belli yerde konumlandırmak lazım. Bence insanın aslında bu hayatta öğrenmesi gereken en önemli meziyetlerden biri bu gibi geliyor.

Yani bir şeylerin sınırını koyabilmek ve onun ötesine geçmemek. Tamam bu burada yeterli, daha fazlasını istemiyorum demek. O yüzden bence bu arkadaşlık ilişkilerinde sürekli hadi bakalım bir de bunu yaşayalım, bir de şunu yaşayalım, bir de şunun dibine kadar gidelim demek çoğu zaman iyi sonuçlanmıyor. İlk söyleyeceğim şey bu ama senin söylediklerin bende iki soru uyandırdı.

Belki onları konuşabiliriz. İlki şimdi tamam anladık. Medeniyet biraz sınır koymaktır. Bu arkadaşlık ilişkilerini yönetmek lazım.

Dürtüleri kontrol etmek lazım ama birçok ilişki de arkadaşlıktan doğuyor. Hatta birçok sağlıklı ilişki arkadaşlıktan doğuyor. Öyle konuştuk ki sanki arkadaşlıktan hiçbir ilişki doğmamalı gibi. Halbuki daha sağlıklısı ve çok daha normale bu gibi oluyor.

Bunları dışlıyor muyuz diye soruyorum kendime. İkinci soru, demin sen anlattın ya, bir kadına iyi anlaşıyorum. Hadi bir de beraber olalım canım. Hatta böyle en yakın karşı cinsten arkadaştan olmaktan da falan bahsettin.

Bir insanın ilişkisi varken acaba karşı cinsle arkadaşlık ilişkilerini ne kadar sınırlandırmanı, oradaki sınır ne olmalı? Tam ondan bahsedecektim bu arada. Öyle mi? Kalp kalp karşı.

Evet, evet. Bu arada ben şunu hiç yaşamadım. Önce arkadaş olduğum biriyle hiç sevgili olmadım. Öyle mi?

Her şeyi net bir şekilde kafamda... Ben direkt yürürüm. Hiç arkadaşlığa falan girmem. Ama çoğu zaman bilerek olmuyor.

Bu doğalında da oluyor ya. Olabilir. İnsanlar bunu yaşıyorlar ama o benim hani relate ettiğim bir şey değil, alan değil. Yani başıma gelmedi.

Bazı bariyerler var. Bir araştırma buldum bu arada. Bunu paylaşırım. Güzel bir araştırmaydı.

Bu arada benim de öyle oldu. Şu an düşündüm. Hiç yani arkadaşlıktan sevgililiğe dönen bir ilişkim olmadı. Aynen ben direkt yani ya yürürüm ve olur ya da yürümem ve arkadaşımdır.

Aynen. Zaten arkadaşım var bir de yeni bir arkadaş mı edineceğim diye düşünüyorum. Aynen abi gerek yok. Bazı şeyler var, engeller bu kadın erkek arkadaşlığının devam edişine.

Bu araştırmanın sunduğu ben hoşuma gitti. Sen birazcık bahsettin. Bazı yapısal bariyerler var. İşte kadın ve erkeklerin toplumsal olarak daha ayrık olması en azından tarihsel olarak zaten en büyük engellerden biri.

Ve hayatında insanlar mesela evlenmesi. Mesela ben geçen gün böyle beş altı evli çiftin olduğu bir ortamdaydım. Ve şöyle bir fark ettim ki erkekler orada, kadınlar orada böyle şey hani kendi içlerine kapanmışlar falan. Erkekler erkek muhabbet yapıyor, kadınlar kadın muhabbet yapıyor.

Biraz böyle hayat ve evlilik de seni oraya da götürebiliyor. Ve evliliğin şöyle de bir dezavantajı var ve bariyer oluşturuyor. Eş yani partner, karı ya da koca yakın erkek ya da kadın arkadaşlara olumsuz bakabiliyor. Mesela birçok insan arkadaşlığın, karşı cins arkadaşlığının bitişinin sebebi olarak bunu göstermişler.

Karım kıskanıyordu, kocam kıskanıyordu vesaire. Orada bir kıskançlık ilişkisi oluyor. Niye ben sana yetmiyor muyum? Da gidiyorsun, Ezgi ile arkadaş oluyorsun falan gibi bir şey. Teorik olarak senin sınırın nedir mesela?

Benim bir sınırım yok yani hani arkadaşlık çerçevesinde ben isterim yani... ...partnerimin bir kız arkadaşı olsun açıkçası. Güzel oluyor yani bence güzel bir şey oluyor.

Bu beni yetersiz hissettirmez ama sen mesela okey bakar mısın? Sen söyle. Yani ben okey bakarım ama ben bu içeriğe hazırlanırken açıkçası düşündüm. Hani hangi noktada acaba kıskançlık duymaya başlarım diye. Meriçlere.

Meriçlere değil de ya onlar bence ezik tipler. Onlar tersine beni güldürür. Yani özgüvensiz ve ezik tipler. Hani böyle su altından saman yürütmeye çalışan, bunlar falan zaten bir kadını o kadar etkileme becerisi olduğunu sanmıyorum.

Yani özgüvensiz bir tipin. Ama beni gerçekten nerede kıskançlık oluşturabilir? Partnerimin başka bir erkeği benden daha ilginç, cazibeli, merak uyandırıcı bulduğunu sezdiğimde. Ha tabii.

Ama neden sezdiğimi de diyorum. Tam onu net bir şekilde gösteremiyorsun ya ama hissediyorsun. Bakışlarından, sözlerinden. O belki biraz şey olabilir.

Rahatsız edici olabilir. Doğal yani insanın. Özellikle böyle bir oturmuş bir arkadaşlık ilişkisi varsa o beni çok rahatsız etmez. Hiç rahatsız etmez.

Şehre bir yabancı geliyor ve o yabancı böyle bir anda yeni olaylar karıştırıyor ya hani onun gibi bir şey. Diğer türlüsü zaten hayatın doğal akışına da aykırı geldi. Şimdi mesela partnerin bir anda çok yakın bir şey olsun. Hani orada bir kullandırıcı bir şey de olabilir sanki.

Şimdi sen konu söylerken düşündüm de, şu an partnerinin hayatına biri girse ve karşı cinsten ve çok şey olsa, o belki eski bir arkadaşlığa göre daha fazla şüphe uyandırabilir. Ki hani bazen de hani şüphelerde haklı çıkabiliyor yani. İnsanlar da birbirini aldatıyor. O yüzden o da çok hani böyle saftirikçe de bakmamak lazım tabii ki.

Realist olalım. Ama bu şeye çok büyük bir engel oluyor. Partnerlerin kıskançlığı, karşı cinste olan ilişkilerde, arkadaşlık ilişkilerinin gelişmesinde. Ve başka bir insanların karşı cinste ilişki kurmakta zorlandığı şey de romantik ve zaten cinsel çekime dönüşmesi.

Bundan bahsettik. Ve ilgi alanlarının farklılığı. Bence bu çok temel bir şey. Çünkü ben düşünüyorum birçok heteroseksüel erkeğin, gey arkadaşı da yok.

Evet. Gerçi benim var da. Biz hiç görmedik. O da benim gibi. Arada şey,

Tolga'nın gay arkadaşı, benim gay arkadaşım da var demek için tuttuğum biri bence. Senle kaç yıldır tanışıyorum, hiç rastlamadım. Hayır, sen de tanıyorsun ya. Haa, okey, doğru doğru.

Sen de tanıyorsun. Geri alıyorum sayılır. Ama onun ilgi alanları da siyaset falan olduğu için hani böyle tanıyacağım. Adını da söyleme de tamam.

Yok, yok, söylemeyeceğim. Hani tanıdığın en gay olmayan gay gibi bir şey yani. Hani görsen şey böyle işte kabadayı falan dersin. Görüntü olarak ama içerdikçe öyle değil.

Şimdi buradan şunu diyeceğim. Çok haklısın. Çünkü demin de bu arkadaşla ortamında kadınların ve erkeklerin ayrışmasından bahsederken ilk düşündüğüm şey şu oldu. Muhtemelen, muhtemelen erkekler orada belki futbol konuşuyor, belki iş konuşuyor, belki PlayStation konuşuyor, belki siyaset konuşuyor.

Kadınlar ise orada bilmiyorum, belki son gittikleri tatilden bahsediyorlar. Belki Instagram'da gördükleri bir şeyden bahsediyorlar. Belki aile hayatlarından, kendi hayatlarından Bir şeyler bahsediyorlar. bahsediyorlar. Yani aslında kadınlar orada daha sosyal ilişkiler ve sosyal ilişkiler bağlamındaki meselelere dikkat çekerken erkekler bir takım hobilere,

bir takım uğraşlara, bir takım soyut meselelerle ilgileniyorlar. Bu bence temel farklılaşma oluyor. Demin sana sorduğum iki sorunun cevabını da biraz vermek ve seyircilerle beraber düşünmek de istiyorum. Çünkü seyircilerin de biraz düşünmesini istiyorum.

Bunun ilki şu, dedik ya hiç arkadaşlıktan ilişki olmayacak mı? Olacak bence tabii ki ama. Bunun biraz zamanına ihtiyacı oluyor genelde. Çünkü iki tarafın da emin olması lazım.

Ya ben bir şeyler hissediyorum ama karşı taraf da hissediyor mu? Hani böyle bir iki ipte oynayan bir cambaz şey, bir ipte oynayan iki cambaz gibi böyle sürekli aslında bir git gel meselesi. Çünkü bir arkadaşım biliyorum, yakında bir arkadaşım. Onlar iki, üç senelik bir arkadaşlık ilişkisini ilişkiye çevirdiler ve çok sancılı oldu.

Sekiz, on ay boyunca ya acaba o da istiyor mu? Ben de istiyor muyum? Olacak mı? Olmayacak mı? Aslında orada bir denge pozisyonu.

Çünkü dedik ya, hissettiğin şey bir dürtü de olabilir. Karşındakinden yanlış mesaj da alıyor olabilirsin. Ki Selim'in sen araştırmadan örnek verdin. Kadınlar ve erkeklerin yaşadıkları ilişkiyi yorumlama becerisi, değerlendirmesi çok farklı oluyor.

Dolayısıyla biraz zamanla bunlar netleşiyor. İkinci soru, yakın arkadaşın olması karşı cinsten partnerin varken mümkün mü değil mi? Elbette bence olmalı da bu arada. Çünkü o ilişki sağlıklı da kılıyor.

Evet, birazdan ona girecektim bu arada. Yani kadın erkek kadaşlıklarının çok unik bazı faydaları var. Bu araştırmanın bahsettiği, benim de katıldığım. Bir kere karşı cinsi biraz daha içeriden tanıyorsun.

Yani hani bu insana perspektif katan değerli bir şey. Yani hani gay arkadaşın olması da bence benzer ya da ne bileyim muhafazakar arkadaşın olması da yani benim için mesela ben muhafazakar biri olmadığım için söylüyorum. Farklı dünyalardan, farklı bir hayata, hayat algılayışı olan insanlarla bence ilişki kurmak, arkadaşlık ilişkisi kurmak insanların gerçekten perspektifini zenginleştiren bir şey oluyor. Yani ben erkek arkadaşlarımla konuştuğum zaman bu meseleye şöyle bakıyormuş, şöyle bakıyormuş, ben hiç bu açıdan bakmamıştım.

Böyle çok kafamın açıldığı anlar oluyor. Çünkü sonuçta ister istemez yani toplumsal, biyolojik bizim cinsiyetimiz biraz bakış açımızı da, deneyimlerimizi de belirliyor ve insanı zenginleştiren bir şey. Yani bence bu faydayı ben değerli buluyorum açıkçası. İlişkinde de göremediğin şeyleri görmeni sağlıyor bu arada.

Evet, evet, evet. Mesela ilişkinde bir sorun yaşıyorsun. Erkek arkadaşlarını sormakla kadın arkadaşlarını sormak arasında bir fark oluyor. Evet, evet.

Yani erkekler çoğu zaman öngöremiyor ama bir kadın şunu düşünmüştür, böyle hissetmiştir, şunu değerlendirmiştir dediğinde... ...aa evet olabilir diyorsun. Evet, Eşer'in akıl hocasıyım ben bu arada.

İlişki problemlerinde. Kesinlikle. O yüzden bence böyle kadın erkek arkadaş olamaz gibi böyle ilkel bir statement da bu değerli katkıları da çöpe attığını düşünüyorum. Yani orada güzel bir denge yakalarsan ki ben bu dengenin yakalanabildiğine hayatımda mükerrer defalar şahit oldum ve olmaktayım yani.

Ve bunun kesinlikle gayet olası bir şey olduğunu düşünüyorum. Evet, zorluklar var. İşte kıskançlık, başka şeyler, cinsel durdular, başka bir şeyler devreye girebilir. Ama Hunç olarak bunları overcome edebilirse, engelleri ya da zorlukları aşılabilirse, ben çok değerli bir, iki tarafı da zenginleştiren bir arkadaşlık ilişkisine gidiyor diye düşünüyorum.

Tabii ki de karşı argüman olarak bin tane örnek verilebilir. İşte al şunlar da arkadaştı bak sevgili oldular falan. Ben bunun benim fikrimi çürüttüğünü, argümanımı çürüttüğünü de düşünmüyorum yani. Şimdi ben burada şu çizgideyim, saf ve aptal olmamak lazım.

Bence biraz kadın ve erkeğin yan yana olması, ateş ve borutun da yan yana gelmesi gibi işler gereği olabilir. Ama bu ihtimalin kendisi, bütün bu ihtimal üzerinden ilişkileri yasaklayacağımız anlamına da gelmiyor. Çünkü medeniyet dedim ya, biraz bu tansiyonları yönetebilmektir. Bu biraz kas.

Şimdi belki on sekiz, yirmi yaşına girdiğinde, ilk üniversiteye geldiğinde, ilk böyle gerçekten özgür bir şekilde kadınla erkekle beraber ortama girdiğinde bu duyguları kontrol etmen veya bu dürtüleri engellemen kolay olmuyor ama zamanla hani medeniyet dediğimiz şey şehirleşme dediğimize bir tutumdur ya zamanla gelişen bir kas gibidir. Zamanla bu beceleri daha iyi kazanmaya ve bir şeyleri doğru yere daha iyi koymaya başlıyorsun. O yüzden bırakalım insanlar bunlarla yüzleşsin ve bunları daha kontrol edebilir hale gelsin. Çünkü modernleşme ile modern olma arasında bir fark var.

Modernleşme onun süreci ya. Hani günün sonu oraya geldiğinde, olgunlaştığında kantın hani o aydınlanma, olgunlaşma meselesini anlattığı gibi... ...oraya geldiğinde bunları daha kontrol edebilir oluyoruz.

Biz çok uzun süredir insanlara bir türlü o olgunlaşma imkanını vermiyoruz. Hayır yapma, dur, olma falan aranıza bir şey olur. Hayır. Bırakalım insanlar bazen hata da yapacak.

Bak o yüzden saf değilim dedim. O yüzden bazen kazalar da olacak. Ama sırf bu kaza ihtimalinden dolayı bütün ilişkileri baltalamak bana mantıklı geldi. Bu arada evet yani çeşitli sebeplerden dolayı kız erkek aralısındaki arkadaşlık ilişkisi bitebilir.

Cinsel bir şey olur, başka bir şey olur falan. Ya da bir kıskançlık olur vesaire üçüncü bir partiden gelen. Ama sonuçta kız kız ya da kadın kadın erkek erkek arkadaşlıklar da bitiyor yani. Bütün arkadaşlıklar bitebilir.

Bu arkadaşlığa özel ayrı bir dinamik var ama bunu bütün arkadaşlıklara uygulayabiliriz bence. Her arkadaşlığın kendi içinde bir risk ve sınır yönetimi var. Bu arkadaşlık ilişkisine özel zaten bahsettiğimiz bazı zorlantılar olabilir. Ama bunlar aşılamayacak şeyler değil.

Kadın kadın arkadaşlık ilişkilerinde de başka şeyler olabilir. Ne bileyim kıskançlık olabiliyor. Başka şeyler sıkıntılar sınır tanımama olabiliyor. Ne bileyim kalp kırmalı daha kırıcı şeyler olabiliyor falan dedikodu oluyor.

Başka şeyler oluyor. Bu arada erkek erkek arası ilişkiler de bitebiliyor. Orada şöyle bir bu araştırmaya bakarken şey de vardı. Erkekler daha grup halinde ve aktivite üzerinden sosyalleşiyorlar.

Kadınlar daha birebir şey yapıyorlar. Orada da bir asimetri var. Yani kadın ve erkeklerin arkadaş olabilmesinde öyle de bir engel var. Az önce söylemeyi unutmuştum.

Ortak ilgi alanları bence ama burada birazcık anahtar bir şey. Yani hani bizim belki seninle arkadaş olabilmemiz çok benzer olmasa da kesişme noktaları olan sosyal bilimler üzerinden benzer dertlerimiz var, benzer hayata benzer bakıyoruz ve akademik bazı meraklarımız uyuşuyor. Bir de dedikoduyu seviyoruz. O yüzden de ortak ilgi alanları bence ilk challenge yani.

Kesinlikle. Bu arada hani cinsellikten ben daha öne koyarım. Yüzde yüz, yüzde yüz katılıyorum. Zaten aslında o arkadaşlık dediğimiz şey de bence çok yeni bir kavram ya.

Bir düşün şimdi on yedinci, on sekizinci yüzyılda hani arkadaşlık diye böyle bir konsept var mıydı? Elbette hani Aristotle'un arkadaşlık tartışını biliyoruz. İşte şövalyelik üzerinden hani böyle erdem ahlakı, işte insanın etrafında dostların olması. Bunlar önemli konseplerdi.

Ama arkadaşlık birazcık da soylulara özel bir kavramdı. Yani soyluların arkadaşı olurdu. Tabii bir kere boş zamanın var. Bahsettiğin gibi ortak ilgin var.

İşte bir kişi şiir konuşuyorsun, bir geziden bahsediyorsun. Ama çıkıyorsun. Aynen. Çoğunlukla insanlar bizim gibi işte köylü olanlar çok uzun bir süre aslında arkadaşlıktan ziyade aile bağları, kan bağlarıyla yaşıyorlardı.

Bu önemliydi. İşte çocuğun olduğunda annen bakardı. Borç alman gerektiğinde amcandan isterdin. İşi babandan öğrenirdin.

İşini kuzenlerine beraber yapardın. İşte küçük yeğenini bakkala falan böyle bir ilişki aldın. Daha kabilesel bir ilişki. Aynen.

Arkadaşlık da çok yeni bir şey aslında düşündüğümüz zaman ve o yüzden insanlar diyor ya, my chosen family, hani seçtiğim aile, arkadaşlarım. Bu çok aslında şehirli de bir konsept. Yeni bir konsept. O aile ilişkilerin birazcık eskisine karşı da öneminin azalmasından dolayı.

Son belki ufak şuna değinebiliriz. Düşünüyorum da, arkadaşlıktan bahsettik, eşten bahsettik, bunların arasındaki yerinden bahsettik. Yani eşin peki en iyi arkadaşın olmak zorunda mı? Bu son, bütün bu tartışmaları bana düşündürdüğü şeylerden biri de bu olmuş.

Çünkü bir de böyle bir konsept var yani. Eşin tabii ki en iyi arkadaşın olacak. Bir yandan olsa ne güzel diyorum. En iyi arkadaşım, Instagram'da paylaşayım.

My best friend. En yakın arkadaşımla evlendim. Hani olsa ne hala bence? Çok da güzel.

Yok ya. Ama biraz şöyle de gibi geliyor. Şimdi demin yine doğru yerlere, doğru şeyleri koymaktan bahsettim. Şimdi eşin olduğu pozisyonla, en iyi arkadaşın olduğu pozisyon farklı bir şey aslında.

Eşin senin, elbette sırdaşın, dayanağın, beraber zorlukları atlatıyorsun ve beraber birçok şey paylaşıyorsun. Ama en iyi arkadaşın da olmak zorunda değil. Şimdi böyle bir şeyimiz de var sanki. Böyle bir takıntımız da var.

Eşim en iyi arkadaşım olmalı. En iyi arkadaşın evlenmediysen kötü bir evlilik yapmışsındır falan. Ama halbuki o eşin ne dair duyduğun sorumlulukları ve onların ne bekleyeceğini biraz böyle flulaştıran, bozandı bir şey. Bence bu arada şimdi sen konuşurken düşündüm.

Kesinlikle gerek yok buna ve hatta ilişkiye ekstra bir baskı yapan. Öyle mi? Yani eşin olması yetmiyor bir de arkadaşın olacak. Yani ben o kadar fazla yükü taşımak istemiyorum.

No thanks yani. Benim dışımda arkadaşları olsun lütfen. Hani ben diğer taraftan ve benim hiç mesela romantik ilişkilerim de bittikten sonra mesela romantik ilişki esnasında çok böyle şey olduğun için hani böyle intense ve yoğun bir şey yaşadığın için o insanı kaybettiğinde sanki bir arkadaşını da kaybetmiş gibi hissediyorsun. Ama aslında sonradan öyle hissetmiyorsun.

Yani ben mesela hiç böyle hissetmedim. Bir arkadaşımı kaybettim falan. Hayır yani. O benim için bir arkadaş pozisyonunu tutmuyormuş.

Benim partnerimin kendi arkadaşlarının olmasından ve en yakın arkadaşının ben olmamamdan çok memnunum. Bu bence ilişkilere ekstra bir baskı, öğesi şey yapıyor. Zaten ilişkiler çok fazla baskı maddi, manevi, işte lojistik birçok baskıyla boğuşarak bir şekilde romantikliğini korumaya çalıştığı bir modern çağda yaşarken. Bir de partnerinden en yakın arkadaşın olmasını beklemek bence fazla ve gereksiz.

Bir de orada şunu düşünüyorum. Şimdi ortaklık ilişkisine falan da bu yaşandı. Şimdi beraber belki altı yedi tane farklı iş yapıyorsun tamam mı? Ve her birinde matematiksel olarak kavga ihtimalinin yüzde beş olsun.

Yani işte yeni bir işe başlıyorsun yüzde beş, yeni bir işe başlıyorsun yüzde beş. Ama yüzde beş olarak kalmıyor. Çünkü orada kavga etmemek için yaşadığın uzlaşma, işte harcadığın enerji seni yorduğu için ve orada bir takım tavizler verdiğin için sıradaki yeni anlaşmada yüzde beş, yüzde yedi oluyor, yüzde sekiz oluyor. Artarak devam ediyor.

Şimdi bence... Eksponansiyel olarak, katlanarak artıyor. İlişkide de öyle. Ne kadar farklı alanda berabersen kavga etme ihtimalin doğal olarak artıyor.

Çünkü çok fazla alanda beraber oluyorsun. Matematiksel olarak çatışma ihtimali artıyor. Bir de önceki yorgunlukların getirdiği bir çatışma ihtimali artıyor. O yüzden orada ilişkide belli süspansiyon, belli buffer zonlar bırakmak lazım ki, geri geldiğinde başka insanlar, başka arkadaşlıklar üzerinden o ilişkiyi sağlatabilesin.

Yani aslında bir stres topu gibi düşün yani. Sürekli onunla beraber olmadan o yaşadığın stresi ona döküyorsun. Sonra geri partnerinle bir araya geldiğinde her şey devam ediyor. Evet, evet.

Bunu biz geçen biraz konudan uzaklaştık ama bence önemli bir konu. Bir arkadaşımla açık ilişkiler hakkında konuşuyorduk. Açık evlilikler vs. işte hani sürdürülebilir bir model mi falan.

Ben ufalı bir adamım, yapamam öyle şeyleri. Onunla konuşurken ben şunu fark ettim, şunu düşündüğümü fark ettim. Beraber çalışmak gibi yani açık ilişkiler. Yeni bir çatışma alanı şey yapıyorsun yani bu senin ilişkin bunu kaldırmayabilir.

Bir tane daha baskı öğesi alıyorsun yani bir tane daha çatışma, potansiyel çatışma öğesi alıyorsun. İşte o ilişkiye belki başka bir insanı sokarak ya da aynı iş yerinde çalışarak ya da ortaklık yaparak aynı zamanda. Yani bunların her biri bence işte ya da en yakın arkadaşının olmasını bekleyerek partnerini. Burada her biri böyle bir çatışma potansiyeli taşıyor ve senin dediğin gibi bunlar da böyle birbiriyle kimyasal etkileşime giriyorlar ve eksponansiyel olarak da ilişkiyi yorabiliyorlar.

Kesinlikle bu çatışma alanları kendi içine bir iktidar sahası da yaratıyor. Çünkü seninle geçen gün bir arkadaşla beraberdik. O bize bir kendi hayat hikayesi üzerinden bir terapist ve çocuğun terapist hikayesini anlatıyor. O benim biliyor musun rüyalarıma girdi.

Ne diyorsun ya? Bence biz psikologları yeterince zorbalamıyoruz. Yeni bölümümüz bunun hakkında olabilir bu arada. Skologlar ve psikiyatristlere savaş açmak üzereyim.

Güvenmeye mecbur muyum? Arkadaşlarla, arkadaşla sohbet ettikten sonra. Kesinlikle. Yaşadıklarını duyduktan sonra.

Vurucu da bir hikayedi. O işte kendi ayet hikayesinden bir şeyler anlattı ve orada şey hissettim yani. Eski eşiyle o alanda bir iktidarda mücadelesi var. Sanki eski eşi onu bir iktidar olarak da kullanıyor.

Yani o terapi hikayesini. Buradan şuna geleceğim. O çatışma alanları çiftler için bir iktidar, bir hegomoya mücadelesi alanı. Vallahi benim bu arada son zamanlarda en keyif aldığım sohbetimiz oldu.

Hadi ya. Vallahi. İlginç. Çok hoşuma gitti.

O zaman friendship'ımıza. Kimse bizi ayıramaz. Bir zihinsel yolculuğa çıktık seninle beraber. Evet, ben de bu konuyu önemsiyorum.

Çünkü değerli bir şey ve insanların hayatını zenginleştiren bir şey olduğunu düşünüyorum. Karşı cinsle olan arkadaşlığın. Tabii ki bazen insanlara daha uzak gelebilir. Yani benim bir adım daha yakın olmanın sebebi kesinlikle bir abimle büyümüş olmak ve erkek dünyasında zaten hep içinde olmak ve o ilgi alanlarına da biraz kaymış olmak belki böyle biraz daha tomboy olduğum için.

Ama herkese bunu tavsiye ediyorum. Bence bütün bu engeller aşılarak, bu benim argümanım tabii ki senin adına konuşmayayım. Bütün bu zorluklar overcome edilerek güzel sizi besleyen bir arkadaşlığa sahip olabilirsiniz. Sizi zenginleştirecek perspektif olarak diye diyorum.

Senin bence abin üzerinden kendini anlatman çok önemli. Çünkü bence kendini tanıdığını da gösteriyor ya. Hani ben aslında böyle bir ailede büyüdüm ve bu yüzden bu ilişkileri daha sağlam ve sağlıklı bir şekilde kurabiliyorum. Buradan şuna gireceğim.

Sen hani madalyonun bir yüzünü gösterdin, ben öteki yüzünü göstermek için. İnsan kendi zaaflarını bilmezse sınırı da koyamaz. Yani kendi zaaflarını bilen insanlar doğru sınırları koyabilir. Elbette buradaki cinsel gerilimi, cinsel tansiyonu görmezden gelmiyorum.

Böyle bir şey var. Olabilir diyelim bu arada. Olabilir ama bunu yönetebilmek, burada doğru sınırları koyabilmek ve insanları doğru arkadaşlık kategorilerinde değerlendirmek de bir meziyet edilmesi gereken bir kas ve insanı daha huzurlu, sağlıklı yapan da bir yetidir diyeyim ben de. Tamam.

Burada bitirelim o zaman. Teşekkürler Yaşar'cığım. Değerli katkıların için güzel bir sohbet oldu bence. Bir sonraki mecbur muyum bölümünde yine bir toplumsal tabuyu masaya yatıracağız.

Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)