Podcast

Kalbin İkilemi | İki Kişi Arasında Kalmak

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bazen kalbimiz bize ufak oyunlar oynuyor. Romantik anlamda iki kişi arasında kalmak ve bir türlü seçim yapamamak da bu oyunlardan birisi. Yakın İlişkiler'in bu bölümünde, iki kişi arasında kaldığımız durumları değerlendiriyoruz. Böyle bir vaziyete nasıl bir yaklaşım getirebileceğimiz ve kendimize hangi soruları sorabileceğimiz üzerine konuşuyoruz.



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.761 kelime · ~14 dk okuma

Bugün sizinle aslında konuşmaktan çok hoşlanmadığımız ama başımıza geldiğinde bizi gerçekten çok zor durumda bırakan, iyi hissettirmeyen ve böyle karar almayı çok zor hale getiren bir konu hakkında konuşmak istiyorum. İki kişi arasında kalmak ve bir türlü seçim yapamamak. Bu durumu düşününce benim aklıma iki farklı senaryo geliyor. Bir senaryoda mesela bir ilişkiye başlamak istiyoruz.

Ama iki aday var bizi heyecanlandıran. Hangisiyle yola çıkacağız? Buna karar veremiyoruz. Bir de tabii bir süre gelen ilişkimiz varken bir kişi daha çıkıyor karşımıza.

Ve biz zaten var olan ilişkimizi mi sürdürelim? Yoksa bu yeni insan için var olan ilişkiyi yıkıp yıkalım mı? Karar veremez duruma geliyoruz. Tabii ki burada yeni kişi olmak da zor, süre geleni ilişki olmak da zor.

Transkriptin tamamını oku

Zaten yani yepyeni bir ilişkiye başlarken o iki adaydan biri olmak da zor. Bunlardan haberimiz yoksa da zor, haberimiz varsa da zor. Gerçekten zor bir durum. Yani kararlı bir ilişki olmak da hiç kolay değil.

O yüzden gelin bugün kendimizi karar verici insanın yerine koyalım. Çünkü burada önce öyle başlayalım yani. Belki sonra zaman kalırsa biraz da biz bir seçenek olduğumuzu öğrenirsek orada nasıl hissederiz biraz buna da bakarız. Şimdi bu aslında maalesef çok da tanıdık bir durum.

Yani bunu yaşıyorsanız bilin ki ilk kez sizin başınıza gelmiyor. Hepimiz bu süreçlerden geçtik yani. Hepimizin böyle aklını aynı anda karıştıran iki kişinin olduğu durumlar oldu. Hem böyle bunlar çok güçlü duygular olmak zorunda değil.

Yani gerçekten iki kişi birbiriyle rakip olabilecek kadar güçlü duygular yaratmamış olabilir. O yüzden de zaten bir tanesi çok daha net bir tercih olmuş olabilir. Ama hepimiz yani o soruyu soruyoruz bence kendimize hayatımızın bir noktasında en azından. Genelde bu durum yaşandığında iki aday içerisinde de bizim hoşumuza giden bazı özellikler oluyor.

Yani mesela bir tanesi bize güvenli hissettiriyor. Böyle daha sakin, dingin, huzurlu, anlaşılmış, değerli. Gerçekten gözümüzün içine bakıyor mesela o insan. Diğeri ise heyecanlandırıyor.

Böyle yüksek duygular yaşatıyor. Ve ikisi arasına kaldığımızda güvende hissettiğimizi seçsek öbür o tutkulu aşkı kaçıracağımızı düşünüyoruz. O tutkulu aşkı seçsek bu sefer güvende hissetmeyeceğimizi biliyoruz. O yüzden böyle bir gerçekten zor durumda bırakıyor bizi bu iki seçenek.

Aslında genel olarak şunu söylemek mümkün. Biz iki farklı insan arasına tercih yapmaya çalışmıyoruz. Biz kendi içimizdeki iki farklı ihtiyacın hangisinin daha öncelikli olduğunu seçmeye çalışıyoruz. Burada, ya ben neden tercih yapamıyorum sorusundan ziyade... ...beni tercih yapmaktan alıkoyan ne?

Yani hangi ihtiyacımın, seçeceğim insanla... ...karşılanmamasından korkuyorum sorusunu sormamız lazım bana kalırsa. Ve bu soru hem iki yepyeni insan arasında kaldığımızda... ...hem de süre gelen ilişkimizi değerlendirdiğimizde... ...gerçekten çok farklı bir ışıkta görmemize sebep olabiliyor durumumuzu.

Örnek vermek istiyorum. Mesela diyelim ki uzun sürede bir ilişkin içerisindesiniz. Diyelim ki 15 yıldır bir insanla birliktesiniz, evlisiniz. Hayatınız oldukça düzenli ve yeni biriyle tanıştınız ve o yeni insan bir şekilde sizi heyecanlandırdı, bir şekilde bir kıpırtı başlattı içinizde.

Bir şans veremiyorsunuz çünkü zaten bir ilişkiniz var ama aklınıza düştüğünü de biliyorsunuz bu insanın. Neden? Yani gerçekten bu yeni insan için şu anki ilişkiniz geride bırakılabilir mi? Şimdi yeni bir insan kafanızı karıştırıyorsa aslında kendinize sormanız gereken soru şu bence.

Bu yeni insanın bana var ettiği ne var? Bu yeni insanın benim hangi ihtiyacıma dönük vaatleri var? Bu yeni insan mesela benim uzun zamandır hissetmediğim merak duygusunu mu canlandırıyor? Bu yeni insan mesela benim uzun zamandır ilişkimde hissetmediğim cinsel arzular, tutkular gibi kıpırtılarımı uyandırıyor.

Bu yeni insan benim bugüne kadar şu an var olan ilişkimde hiç ortaya çıkartamadığım, hiç keşfedemediğim bir tarafıma mı denk geliyor? Ama bu soruları sormamız lazım. Şimdi bunu iki yeni adayın arasında kaldığımızda da sormamız lazım aslında. Çünkü hiçbirimiz yüzden oluşmuyoruz.

Yani hepimizin içinde biraz dışa dönük, biraz içe dönük, biraz korkak, biraz girişken, biraz heyecanlı, biraz duran taraflar var. Ve bu tarafların bir kısmı bazılarımıza daha fazla açığa çıkıyor, bazılarımıza daha az açığa çıkıyor, bazı durumlarda daha fazla açığa çıkıyor bu taraflar, bazı durumlarda kaçıyorlar arka tarafa ve hiç gözükmüyorlar. O yüzden de birbirinden çok farklı insanların bizim içimizdeki o farklı tarafları harekete geçirebilmesi, uyandırabilmesi çok normal. Ve özellikle yeni bir ilişki arayışı içerisindeysek... ...iki tane gerçekten kendimizi yanında görebildiğimiz insanı... ...kıyaslamak durumunda kaldığımızda... ...ya da işte o iki insan arasında kaldığımızda... ...bu zor oluyor.

Şimdi biraz böyle derinlemesini düşünmemiz gereken... ...şöyle bir yaklaşımla başlamak istiyorum. Bir kere hepimiz kendi ilişkiler içerisinde... ...kendi alanımızı genişletmeyi seviyoruz.

Alan derken kastedeyim şu kendi benlik alanımızı. Yani sahip olduğumuz deneyimleri, bilgileri, duyguları, bakış açısını eniştemeyi seviyoruz. Bunu yapabilen partnerler bize çok daha iyi geliyor. Öyle olunca aslında şu soruyu sormak lazım.

Yani ben hangisinin yanında kendimi daha genişlemiş, daha değer katmış hissediyorum kendimi? Yani mesela diyelim ki adaylardan bir tanesi benim daha hayattaki entelektüel, daha işte hırslı tarafımı açığa çıkartıyor. Diğer kişi ise daha böyle eğlenceli, neşeli, konforlu ve böyle hani kendim gibi olabildiğim bir tarafımı orada çıkartıyor. İki taraf da benim için önemli olabilir.

Ama şunu sormak lazım. Benim hayatımın şu anki döneminde bu taraflardan hangisine daha fazla ihtiyacım var? Hangisine daha fazla genişletme ihtiyacım var? Bir.

İkincisi, benim olmak istediğim insana beni götürecek yol hangisinde daha fazla mevcut? Yani ben kendimi on yıl sonra mesela görmek istediğim insan hangi özelliği daha fazla içeriyor? Bunun bu bu arada sadece bir şey değil hani artılar eksiler listesi değil tabii ki bir insanın yanında kendimizi nasıl hissediyoruz bu çok önemli bir soru ve mesela hangisinin yanında daha az yargılanmış hissediyoruz hangimizin yanında daha maskesiz hissediyoruz hangisinin yanında daha iyileşmiş daha hani o böyle dünyayı keşfetmeye hazır hissediyoruz hangisiyle gerçekten Mesela uzun bir yola çıkacak olsak hangisiyle çıkmak isteriz? Bu arada gerçek anlamda uzun bir yola çıksak diyorum.

Metaforik anlamda bile sormuyorum. Hangisiyle bir şeyleri keşfetmek daha keyifli? Tabii ki iki farklı insanla bir şeyleri keşfetmek farklı yönlerden, farklı yönlere baktıkları için keyiflidir. Ama hangisi benim bu hayatta görmek istediklerimi ve kendi dünyama katmak istediklerimi daha fazla getirir?

Hangisiyle bakabilirim ben o yollara? Şimdi aslında şu soru da bence önemli. Bu iki insanı ben tek bir bedende birleştirebilecek olsaydım, o insan benim için ideal partner olur muydu? Yoksa ben hala, ya şu özelliği de olsa der miydim?

Bazen de çünkü iki insan arasında kalmamın sebebi, İki insanın da tam olarak bizim ihtiyaçlarımızı karşılamıyor olması oluyor. Öyle olunca zaten ikisi de doğru adaylar olmuyor ve biz elimizdekinin en iyisi bu iki aday diye düşündüğümüz için bu iki kişi arasına sıkıştırıp duruyoruz kendimizi halbuki bir geri çekilip şeye bakabilsek yani tamam ne eksik ve eksik olanla ben okey miyim yani şimdi şey demek istemiyorum herkesin eksikleri var yani herkesin kusurları var eksikleri var hiç kimse zaten tam tamamlanmış değil hiç kimse mükemmel değil bunları zaten biliyoruz Ve partner arayışı içerisinde böyle bir checkliste, şunlar olmalı, bunlar olmamalı diye gitmenin de doğru olmadığını çok iyi biliyorum. Zaten hep anlatıyorum. O yüzden de bu söylediklerimi öyle bir yerden anlamanızı istemem.

Yani böyle bir neler eksik, neler olsa iyi oluru hani böyle bu tarz bir checklist üzerinden söylemiyorum. Ama mesela şu anlamda söylüyorum. Diyelim ki bir kişi bana gerçekten güven veriyor. Gerçekten kendimi değerli hissettiriyor.

Ama orada ben o insanın hiç hayatı keşfetme yönünde bir arzusu olmadığını hissediyorum. Ve benim içimdeki o keşfetmeye yönelik taraf asla bu insandan beslenmiyor. Diğer tarafa bakıyorum. Diğer tarafta acayip maceracı ve keyifli böyle beraber yapabileceğimiz çok şey var.

Bunu görüyorum. Ama bir yandan da hiç güven vermiyor ve hiçbir şekilde kendimi orada stabil hissetmiyorum. Bu durumda ben bu iki insanın arasında zaten... ...birini seçsem benim için önemli olan başka bir tarafı eksik kalacak.

Diğerini seçsem bu sefer de tam belki çok keyifli olacak ama... ...kendimi güvende hissetmediğim için uzun vadeli bir ilişki içerisine giremeyeceğim. O yüzden de demek ki bu iki insan da benim için çok uygun adaylar değiller.

Yani bu bakış açısını da getirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Şey çok doğal tabii ki, fırsatları kaçırma korkusu ve bir kişiye kendimi bıraktığımda diğerinin bana sunabileceği bütün o farklı yolları geride bırakıyor olmam duygusu tabii ki iyi hissettirmiyor. Ama bu hayatta yaptığımız her seçimle ilgili olduğu için yani her seçiş bir vazgeçiş olduğu için birisini seçtiğimizde diğerinde mutlu olabileceğimiz her şeyden vazgeçmiyoruz aslında. Diğeriyle mutlu ve mutsuz olabileceğimiz bütün seçeneklerden vazgeçiyoruz.

seçtiğimiz insanla ya mutlu olamazsam ve geride bıraktığım insan beni daha mutlu edecek olsaydı, kaygısı şu anki ilişkimize yeterince yatırım yapmamaya da sebep olabiliyor. O yüzden iki kişi arasında kaldığımızda gerçekten hangisine ben daha fazla zihnen, bedenen, ruhen yatırım yapmak istiyorum diye de sormamız lazım. Hadi şimdi minik para verelim, sonrasında konuşmaya devam edelim. İki kişi arasında kalmakla ilgili şöyle bir konu da geliyor aklıma.

Şimdi evrimsel olarak bizim aşık olma yolculuğumuz içerisinde ki bununla ilgili podcastlerim var dinlemek isterseniz bakarsınız. Aşık olma yolculuğumuz içerisinde biri bizim böyle artık radarımıza tam anlamıyla girdiğinde ve artık o tek kişiye odaklandığımızda yani gerçek anlamda aşık olduğumuzda diğer bütün ihtimallerin değeri gözümüzde azalıyor. bunu şeye benzetmek mümkün aslında yani mesela diyelim ki fazla basitleştiğimi farkındayım o yüzden lütfen beni kınamayın ama benzer bir seçim süreci olduğu için bunun üzerinden anlatmanın size iyi geleceğini biliyorum mesela diyelim ki kendinize bir kıyafet almak istiyorsunuz ve işte ne bileyim üç tane seçenek var önünüzde üçü de çok güzel üçünün de fiyatları aynı en azaki parayla uyumlu hangisini seçeceksiniz bir tanesini çok beğendiğiniz noktada diğerlerini artık daha az güzel görmeye başlıyorsunuz. Bunun sebebi aslında zihnimizdeki o bilissel çelişki dediğimiz yani bir şeyin değeriyle zihnimizdeki imgesinin uyumlu olmadığında yaşadığımız iç çelişkinin,

temel inançlarımızla çelişen bir durumla karşılaştığımızda yaşadığımız o rahatsızlık ve zihinsel stresin karar verdiğimiz anda aslında bir şekilde çözülmeye başlamasından ve o kararı verince tamam yani ben bu bu bu kıyafeti almak istiyorum deyince diğerlerini artık tamam ya bunun zaten yakası da şöyleymiş ya da bu zaten benim elimdeki bilmem neyle uyumlu olmaz diye diğerleriyle ilgili bir hemen şey geliştiriyoruz şimdi aynısını biz insanlar için de yapıyoruz Yani bir adayı tercih ettiğimiz zaman diğer adaylar aslında gözümüzde o daha önce onları değerli kılan şeyleri birazcık yitiriyorlar. Mesela atıyorum ya onun da zaten bilmem arkadaşları benim çok hoşuma gitmemişti ya da ay o da zaten mesela çok cimriydi. Yani böyle olmalarına gerek yok aslında ama biz zihnimizde onların potansiyel olumsuz özelliklerini abartarak görmeye ya da potansiyel iyi özelliklerini azaltarak görmeye başlıyoruz.

Bu aşık olmanın doğal süreci içerisinde var. Eğer ben iki insan için bunu yapamıyorsam, iki aday arasına kaldığımda diğer için bunu yapamıyorsam, Azamur biraz şunu söylüyor. İkisi de demek ki çok iyi, benim için geride kalan her şeyi bırak, tamam. Her şeyi bırak, bu insanı odaklan dediği kadar yoğun duygular yaşatmıyor bana.

Bu şu demek değil. Hemen buradan bir sonraki adımda şunu söyleyeyim. Bu insanların o hissi daha sonra yaratamayacakları anlamına gelmiyor tabii ki. Ama başlangıç noktasının çok yüksek olmadığı anlamına geliyor.

O yüzden bunu da söylemeden geçmek istemedim. Tabii iki kişi arasında kalma durumu bu kadar çok seçeneğin olduğu bir ortamda giderek daha fazla yaygınlaştı. Birkaç hafta önce Fjord Yorgo'nun hakkında konuşmuştum. Orada tam bundan bahsetmiştim.

Belki daha iyisi vardır. Şimdi ben bununla olmaya tamamlıyorum ama sonsuz alternatifim var aslında. Yanılsamasına girdiğimiz zaman bir karar verirsem tamam buraya adamak zorundayım kendime. Diğer bütün ihtimaller yok olur düşüncesi.

Bizi artık rahatsız etmeye başlıyor. Yani diğerini ya da diğerlerini kaybetmeye katlanamaz hale geliyoruz. Ama burada aslında şunu söylemek lazım. Benim içimdeki boşluk gerçek anlamda o duygusal boşluk kiminle dolar ya da iki insanda bir yere kadar mı dolduruyor?

O zaman bu iki insanda tam olarak yeterli olmayacak bana. Bir de şey şimdi bu iki kişi arasına kalma durumunun kendini sürekli tekrar ettiği bir durumdaysanız bir. İkincisi bu böyle uzun süredir devam ediyorsa yani iki kişi arasındaki süreç uzun süredir devam ediyorsa şeyle bakmak lazım diye düşünüyorum bağlanma stillerine çünkü mesela kaçıngan bağlanmaya meyilli olan insanlar bir tercihte bulunmamak için yani aslında kendilerini bir ilişkiye adamamak için de hep iki kişi arasında kalmayı böyle kendilerine bir cins bahane olarak kullanabiliyorlar. Yani bu sayede aslında sürekli tamam yani rahatım o ilişkiye yatırım yapmak zorunda değilim diye düşünebiliyorlar.

Kaygılı bağlananlar ise iki kişi arasında genelde birine tam olarak güvenemedikleri ve diğerini yedekte tutmak istedikleri için iki kişi arasında kalıyorlar. Yani o iki kişi arasında kalmaya daha meilde olan insanların bu tarz güvensiz bağlanma stillerine daha yakın olduklarını da görebiliyoruz. Belki de şu soruyu sormak lazım. Yani bu karar daha önce mesela kariyerle ilgili kararlarda ya da böyle vazgeçmekle ilgili podcastlerde söylediğim bir şey.

Bu kadar nihai karar mı? Yani ben şimdi bir insanı seçtiğim zaman o insanla gerçekten ömürlük bir arada olmak zorunda mıyım? Yani eğer gerçekten iki insan arasındaysam ve birini tercih ediyorsam o tercih ettiğim insana gerçekten yeteri kadar aklımı, fikrimi, ruhumu adayabilirsem bir süre ve bu sürecin sonunda elimden gelen her şeyi yaptıktan sonra Yeteri kadar iyi hissetmiyorsam diğer insan zaten yani benim artık radarımda bile değilse demek ki aslında iki insan da benim için iyi partnerler değillermiş. Yani bir seçim yaptığımızda o seçimin sonsuza kadar tercih etmek zorunda olduğumuz aday olmadığını da hatırlamakta fayda var bazen bu yanılgıya düşüyoruz yani bütün ilişkilere ben bu insanla evlenir miyim diyerek bakmak ki yani evlilikle ilgili sorularda apayrı ama ben bu insanla evlenir miyim diye bakarsak o zaman zaten gerçekten sonu gelmeyen bir sorgulama sürecine girebiliyoruz Bir de yani şey de bence önemli bir soru.

Yani bunu ne kadar ben aslında gerçekten bir ilişkiye başlamaktan korktuğum için sürdürüyorum? Ki ilişki korkusu konuşmak istediğim bir konu. Belki de gelecek hafta ilişki korkusu hakkında konuşurum. Şimdi böyle birkaç soru sormak istiyorum podcast'ın sonunda.

Yani kendinize de sorabileceğiniz ve böylece belki de karar vermenize yardımcı olacak sorular sormak istiyorum. Podcast'ta anlattıklarımı da biraz özetlemiş olacağım. Sorularımdan birincisi şu. Hangi kişi seni, senin kafandaki o ideal benliğe daha yakın hale getiriyor?

Yani gelecekteki o daha huzurlu, daha dengeli haline daha çok benziyor. Hangisinin yanındaki sen, bu kişiye daha çok benziyorsun. Hangisinin yanında sen olmak istediğin kişisin? Bu önemli bir soru.

Yani sadece bugünkü ihtiyaçların hangilerini gideriyor değil de, hangisinin yanında ben daha fazla gelişebilirim, keşfedebilirim, kendim olmaya daha da, kendi istediğim insan olmaya daha da yakınlaşabilirim sorusunu sormalıyız. İkincisi, Kimin yanındayken kendimi dış dünyaya karşı daha korunaklı hissediyorum. Yani kimi kendime daha iyi bir takım arkadaş olarak görebiliyorum. Kiminle yan yana gelip dışarıdaki zorluklarla baş edebilirim.

Bu da çok önemli bir soru. Mesela başka da önemli bir soru. Benim etrafımdaki insanlarla, arkadaşlarımla, doğal çevremle, ailemle, yani benim hayatta önemsediğim insanlarla kim daha rahat vakit geçirebilir? Kimin yanında ben hiç rol yapmadan herkesin yanında olduğum gibi olabilirim ve o insan da kimlerin yanında olduğu insan gibi olabilir?

Başka bir soru bununla ilişkili olarak. En yakın arkadaşıma soracak olsam, Hangi insanı benim için daha uygun görürdü? Direkt onun kararını uygun anlamda söylemiyorum. Lütfen yanlış anlamayın ama onunla ilgili çok güzel araştırmalar var.

Arkadaşlarımızın ve ailemizin bizim partner adaylarımızda görmediğimiz olumlu ve olumlusu özellikleri görebildiklerine dair. Çünkü onlar daha nötr değerlendirmeler yapıyorlar. Sen bu insan hakkında ne düşünüyorsun? Sen olsan herkesi tercih ederdin değil.

Sen bu insanları hakkında ne düşünüyorsun diye sormak kesinlikle güzel bir pratik burada. Sonra başka bir önemli soru bence. Her iki insan içinde böyle en size katlanılmaz gelen, en zor gelen özelliklerini düşündüğünüzde o olumsuz özellikle bir ömür boyu vakit geçirecek olsaydınız mı? Tabii ki mecbur değilsiniz.

Az önce söylediklerimi hatırlayalım. Ama diyelim ki bir ömür bu özellikle geçecek olsaydınız hangisini tolere edebilirdiniz? Bu da güzel bir soru. İnsanlar çünkü sadece belli bir ölçüde değişebiliyorlar ve biz insanları değiştirmek üzere yola çıktığımız zaman mutsuz oluyoruz.

O yüzden de bu önemli bir soru haline geliyor. Onun dışında bir de şu sorunun önemli olduğunu düşünüyorum. bizim çocukluktan gelen yaralarımızı besliyorlar. Yani değersizlik duygularımızı, terk edilme şemalarımızı, yetersizlik hislerimizi tetikliyorlar.

Ve bazıları da tam tersine bu yaralara merhem oluyorlar, iyi geliyorlar. Yani bazen aşk sandığımız şey, eski tanıdık acıların yeniden yeniden uyanması oluyor. O yüzden de biraz buna da bakmak lazım. Yani bu insanların hangisi benim aslında içimde hoşuma gitmeyen ve beni korkutan aslında travmatik olan taraflarımı açığa çıkartırken hangisi buraları yatıştırıyor ve iyi geliyor.

Çünkü bazen tanıdıklık bize çekim gibi geliyor ve bu iyi bir şey değil aslında. Bir de son olarak, ben bu soruyu duydunuz daha önce, benzer soruları duydunuz. Çok severim çünkü bu soru çok kilitli bir soru olduğunu düşünüyorum. Bu insanın hangisiyle aşırı sıkıcı bir pazar gününü beraber geçirmek isterdiniz?

Hayal edin kendinizi evde, hava çok kötü, hiçbir şey yapmıyorsunuz, çok rutin bir pazar, evde böyle haftanın yemeklerini yapacaksınız, belki bir miktar temizlik yapacaksınız, böyle bakımsızsınız. Yani tamamen böyle şey, ev halinizi düşünün, tamam mı? Kiminle kendinizi görebiliyorsunuz orada? Kiminle o şekilde olabiliyorsunuz?

Hangisiyle bu pazar gününü birlikte geçirmek daha huzurlu, daha anlamlı geliyor? İşte böyle sevgili arkadaşlar. Biliyorum, podcast'ın bir noktasına demiştim ki, peki ya biri için bir seçenek olmak bize nasıl hissettirir? Bu podcast'ı kaydederken bu sorunun böyle bir siyah-beyaz cevabı değil de çok farklı yönleri olabileceğini fark ettiğim için dedim ki, diyorum ki, bununla ilgili yepyeni bir bölüm kaydedeyim ben.

O yüzden onu da heyecanla beklemenizi umarak bu bölümü bitiriyorum burada. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Görüşmek üzere bir sonraki hafta.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)