Podcast

Ex'ten Next Olur mu? | İkinci Şanslar

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Eski ilişkimize geri dönme isteği nereden geliyor? Sevgi mi, alışkanlık mı, yoksa yalnız kalma korkusu mu? Daha da önemlisi tanıdık olanın verdiği güven, gerçekten güvende olduğumuz anlamına gelir mi? Yakın İlişkiler'in bu bölümünde ikinci şansı verirken kendimize sormamız gereken sorulara, tekrar eden döngülere ve “El âlem ne der?” baskısına odaklanıyoruz. İlişkilerimizde ikinci bir şans tanırken, özen göstermemiz gereken bazı noktaları anlamaya çabalıyoruz.



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.371 kelime · ~12 dk okuma

Hiç hayatınızda geri bıraktığınız bir insana ikinci bir şans vermeyi düşündünüz mü? Bu ikinci şansı vermekten korktunuz mu? Bu ikinci şansı verirken hangi kriterler geçti hakkınızdan? Acaba şu anda öyle bir durumda mısınız?

Bugün ikinci şanslar üzerine konuşmak istiyorum. Ve geride bıraktığımız ilişkiler tekrar onlara dönmeye değer mi? Biraz bunu beraber düşünelim istiyorum. Hazırsanız başlayalım.

Bir ilişki bittiği zaman aslında sadece iki insan birbirinden ayrılmıyor. Yani beraber kurduğumuz o gelecek hayallere gidiyor. Biz olarak ortaya çıkardığımız o bütün bozuluyor. Ve o insanın yanındaki halimiz aslında kayboluyor.

Transkriptin tamamını oku

Ve sonra, ilişkiden sonra, yaralarımızı sardıktan ve tekrar yeni bir insan arayışına geçmeye başladığımız noktada da... ...o geri bıraktığımız ilişkideki versiyonumuzu özlüyoruz bazen. Yani tekrar onun gibi bir ilişki kurmak istiyoruz.

Orada iyi hissettiğim sahili tekrar yaşamak istiyoruz. Tabii ki hiçbir ilişkinin bitişi güzel olmuyor. Yani anlaşarak ayrılan, birbirlerine karşı hala iyi duygular besleyen, birbirlerini severek ayrılmaya karar veren insanlar bile ayrılık sürecinde birbirlerini incitecek davranışlarda bulunabiliyorlar. Zaten hiçbir ilişki de bütünüyle kusursuz olmadığı için bir insanın bize yaşattığı olumsuz durumların ayrıldıktan sonra ve üzerinden biraz zaman geçtikten sonra zihnimizde daha hafiflediğini de görebiliyoruz aslında.

Yani o yüzden karşımızdaki insan ikinci bir şans istediğinde biz yeteri kadar hazmetme sürecini geçirdiysek tekrar ilişki zihnimizde nostaljik bir şekilde güzel bir belirmeye başlıyor. Tabii burada şu da var, bir ilişkinin bitişinden sonra ne kadar zaman geçtiği de önemli. Mesela ilişki bittikten üç hafta sonra tekrar başlayalım. Gerçekten ikinci bir şans mıdır?

Yoksa o ilişki sadece bir pausa basmış ve şimdi tekrar play tuşuna mı basmıştır? Bence çünkü öyle. Benim ikinci şans diye burada bahsettiğim şey daha çok gerçekten ilişkinin bitişinin üzerinden anlamlı bir zaman geçmiş. Mesela altı ay geçmiş, bir yıl geçmiş, bir yıldan uzun zaman geçmiş.

Yani karşımızdaki insanın değişmiş olması için gerçekten anlamlı bir süre geçmiş durumda ve biz bu insanı yeniden değerlendirmeye başlıyoruz ve genelde de bu ikinci şansı düşünürken şunu diyoruz eğer bir kez daha denersek belki de bu sefer farklı olur ama bu şu anlama geliyor verdiğimiz ikinci şansı biz karşımızdaki kişiye değil de ilişkinin ilk başladığı haline veriyoruz sanki tekrar o ilk günlerdeki gibi olma haline veriyoruz. Şimdi ikinci şansı verme durumu genellikle de zaten ya ben buraya çok emek harcadım, biz burada çok şey yaşadık, beraber çok güzel günlerimiz geçti ve ayrıldıktan sonra da onun gibi hissettiğim bir insanı bulamadım. ve burada güzel yaşamış bir şey varken karşımdaki insan tekrar benimle birlikte olmak isterken ben neden yine güzel bir şey yaşama şansını değerlendirmeyeyim ki gibi bir düşünce oluyor. Şimdi burada aslında özellikle de kaygılı bağlananlarımız hala sevildiğine dair bir validasyon almış oluyorlar.

Yani demek ki ben unutulacak bir insan değilmişim. Demek ki ben geri bırakılacak bir insan değilmişim. Demek ki bizim yaşadıklarımız gerçekten anlamlıymış ki karşımdaki insan geri dönmek istiyor. Yine çocuklukta böyle özellikle çok tutarsız bir öyle bir böyle bakım almış çocuklar çocukluğunda böyle deneyim yaşamış yetişkinler karşılarındaki insan geri döndüğünde de bu aslında o zihinlerindeki tutarsızlığa da iyi geliyor ve bağ figürü tekrar karşımıza geldiğinde sinir sistemimiz tekrar kendisini güvende hissediyor ve o aşinalıkta yani o insanı çok iyi tanıyor olmak o insanın bizim zaten hatırlıyor musun ne şekilde konuştuğumuzu ne şekilde düşündüğümüzü neye güldüğümüzü neye üzüldüğümüzü çok iyi biliyor olması da çok konforlu geliyor O insanın yanında hani böyle hiç o şeylere girmeden öyle mi davransam böyle mi yapsam gibi şüphelere ya da böyle tedirginliğe hiç düşmeden kendimiz gibi o insanın yanında olabilme halimizde mesela iyi hissettiriyor.

Ve bir de mesela yeni bir ilişki adayıyla eski partneri kıyasladığımız zaman hemen şeyi görüyoruz. Ama o beni çok iyi anlıyor. Böyle bir kelimemden bir bakışımdan beni çok iyi anlıyor. Ama tabii ki bu çok büyük bir haksızlık baktığımızda değil mi?

Çünkü yeni bir insanın da bizi anlayabileceği bir zaman gelecek teknik olarak ama biz ona o zamanı ya da emeği vermiyoruz. Şimdi burada şu farkı bir kere söylememiz lazım. O anda güvende hissetmemiz gerçekten güvende olduğumuz anlamına gelmiyor. Karşımızdaki insanın bizi kırdığı, bizi üzdüğü ya da ayrılmamıza sebep olan olayların yaşandığı durumlar Gerçekten geride kaldı mı?

Yoksa tekrarlanabilir mi? Bu soruya bakmamız lazım. Şimdi önce hakkınızda bence şu soru olmalı o soruya bir cevap verelim. İnsanlar gerçekten değişir mi?

Tabii ki değişir. Cevabı bu. Tabii ki değişir. İnsanlar gerçekten değişmeyecek olsaydı mesela psikolojik destek almak sadece belki o anda var olan sorunu çözmek için gerekli olurdu.

Ama biz şunu çok iyi biliyoruz ki kendi üzerine çalışan insanlar gerçekten kalıcı değişimler yaşayabiliyorlar. Ancak kalıcı değişimler üç temel faktöre dayanıyor. Birincisi sorumluluk alma. Yani ben şu şu şu yanlışları yaptım.

Hiçbir bahaneye başvurmaksızın şu sebebi vardı. Bu yüzden böyle oldu demeksizin. evet ben bunları yaptım ve bunlar yanlıştı diyebilmek ikincisi davranış değişimi için gerçekten bir şeyler yapmak yani aksiyona geçmek bu terapiye gitmekte olabilir mesela atıyorum alkol kullanımı vardıysa alkolü bırakmakta olabilir Mesela ailesi aileyle sınır koymak olabilir. İşte böyle kıskançlık uyandırıcı eylemler yapmaktaysa onlardan vazgeçmek olabilir.

Yani sözle değil de gerçekten davranışla, gerçekten alınan aksiyonla değişim göstermek. Ve üçüncüsü de bunu az önce söyledim. Haftalar içerisinde kimse değişmiyor. Gerçek değişim aylar yıllar içerisinde oluyor.

O yüzden de birinin geri dönmek istemesini kısa vadede değil de uzun vadede değerlendirmemiz gerekiyor. Bazen ikinci bir şans vermemiz istendiğinde karşımızdaki kişi yaşadığımız durumları biraz geçiştirerek ya tamam onlar yaşandı ama bir daha yaşanmaz. Neye göre bir daha yaşanmaz? Yani ne oldu da bunların bir daha yaşanmayacağını düşünüyorsun?

Sorusu önemli. O yüzden de burada iki kişinin de oturup biz neler yaşadık ve bunları nasıl geride bırakabileceğiz? Bundan sonra bir daha onları yaşamamak için ne gibi bir sebebimiz olabilir? Beraber konuşabilmesi lazım.

Şimdi şunu zaten çok net söyleyebilirim ki bir ilişkinin içerisinde şiddet vardıysa o ilişkeye ikinci bir şans verilmemesi lazım. Bir ilişkin içerisinde aldatma varsa, olduysa o aldatmanın neden yaşandığı ve bir daha neden yaşanmayacağının da çok net konuşulması lazım. Yine bir ilişkin içerisinde duygusal manipülasyon vardıysa, o duygusal manipülasyonun çok açık bir şekilde konuşulması lazım. Ve karşımızdaki insanın bize ''Sen haklıydın'' demesi de aslında her şeyi değiştiren bir durum değil.

Yani haklıydıysam, ki bu arada haklı haksız illa bu hani birinin haklı ya da diğerinin haksız olması gerekmiyor ilişki bitişlerinde. Çünkü iki tarafta haksız olabiliyor ya da iki tarafta haklı olabiliyor. Bazen bunlara rağmen ilişkiler bitiyor. Şunu konuşabilmek lazım.

Yani benim gözümden bu ilişkinin nasıl yaşandığını ve neden bittiğini anlayabiliyor musun? Ya da ben senin gözünden bu ilişkinin neden yaşandığını ya da neden bittiğini görebiliyor muyum? Bunlar gerçekten çok önemli. Hadi şimdi minik para verelim.

Sonrasında konuşmaya devam edelim. Şimdi baktığımızda tekrar bir şans vermek istemede şu soruyu sormamız lazım. Ben bu ilişkiye geri dönmeyi neden istiyorum? O kişiyi gerçekten özlediğim için mi?

Yoksa kaybettiğim şeyler bana çok kıymetli geldiği için mi? Ya da o dönemde yaşadıklarımı tekrar yaşayamayacağımı inandığım için mi? Veya yalnız kalmaktan korktuğum için mi? Alışkanlıktan dolayı mı?

Yani burada kararımın temelinde korku mu var? Sevgi mi var? Gerçekten yeteri kadar değerlendirmişlik var mı? Bu kilit bir soru.

İkincisi, kendimize şunu da sormamız lazım. Ben geçmişi geçmişte bırakmaya hazır mıyım? Bu gerçekten çok sık karşımıza çıkan bir konu. Bazen bir şeyleri geride bırakıyoruz ama gerçek anlamda geride bırakmış olmuyoruz.

Ve eski ilişkinin gölgesi şu anda hep tepemizde geziyor. Yani geçmiş ilişkinin gölgesi bugünkü ilişkimizin üzerine geziyorsa bu sağlıklı değil. Ve yine şunu da beklememiz lazım. Ben bu ilişkiye ikinci bir şans verdim diye şansı ben mi verdim birlikte mi verdik o da önemli.

Yani Şansı veren bensem, kendimi böyle burada daha karar verici ve daha böyle hiyerarşik olarak üstte görmeye başlayabiliyorum ve bu bir ilişki için çok sağlıksız aslında. Çünkü ilişkilerde, romantik ilişkilerde hiyerarşi olmaz. Romantik ilişkilerde denge olur. Aynı düzlemde olur iki kişi.

Yani belki geri dönme kararını, son şeyini ben söyledim ama yine de karşımdaki insan da buraya geri dönüp ikinci bir şans istediyse, ve bunu sağlıklı bir şekilde yaptıysa, onun da bir değerlendirme süreci oldu. Onun için de bana geri dönmek bir seçenekti. O yüzden de burada bir daha avantajlı ya da dezavantajlı tarafları olmamalı. Ben geçmişi de, bugünkü tartışmalarımda geçmiş ilişkiden bir şeylere getirmemeliyim.

Geçmişi bir silah olarak kullanmamalıyım çünkü aksi takdirde ikinci şans olmaz. Aksi takdirde bu ilk ilişkinin devamı olur. Bir de tabii ki ben hala bu insanla yeteri kadar uyuşabiliyor muyum? Çünkü eğer vadettiğimiz üzere değiştiysek, hayattan beklentilerimiz de değişti mi?

Ya da birbirimize olumlu anlamda kattığımız şeyler de değişti mi? Ya da hala gerçekten aynı noktalarda, olumlu şekilde bir araya gelebiliyor muyuz? Tabi bazen ikinci şanslar, üçüncü şanslar, üçüncü şanslar, dördüncü şanslara da evrilebiliyor. Bunun olmaması çok önemli.

Çünkü tekrar tekrar tekrar tekrar aynı döngüler yaşandığı zaman çok yıpratıcı oluyor ve hep söylediğim şöyle bir şey var. İlişkiyi sürdürmeye çalışmak, bir arada kalmak, bir şans daha vermek, ilişkinin artık böyle dallanıp budaklanmasına engel olur hale geliyor. Benim aklımda hep şu canlı bir bitkim vardı benim. anneannemden kalan yani böyle benim için duygusu olarak çok büyük önemi olan bir kocaman bir salon bitkisi anneannemin kaybı değil de uzun zaman oldu ve ben onu getirdim onun vefatından sonra evimize koydum ama bir türlü evin içerisindeki ışık onun hoşuna giden şekilde olmadı ama ben onu yaşatmak için sürekli bir yerinden bir parça aldım köklendirdim tekrar diktim olmadı yine yine bir parça aldım köklendirdim diktim yine olmadı yine olmadı yine olmadı günün sonunda ben onu her köklendirdiğimde ve diktiğimde tekrar baştan başlıyorum ama bu bitki tutmuyor tutmuyor yani ben bunu kaç defa daha sürdürebilirim ve ben bunu yapmaya çalıştıkça zaten o bitki zaman böyle canlanıp kocaman yemyeşil

ikisi kadar güçlü bir bitki haline de gelmiyor ve benim onu tekrar köklendirmeye verdiğim emek aslında belki ona benzer başka bir bitki alsam ve ona o emeği harcasam çok daha güzel, çok daha sağlıklı, çok daha keyifli bir bitki olabilecekken ben bütün eforu bu bitkiye veriyorum. Aslında aynı şey burada aynı kişiye sürekli bir şans daha bir şans daha vermek. O yüzden aynı kişiyle benim yeni bir ilişki kuruyor olmam gerektiğini hatırlamam lazım. Tekrar tekrar eski ilişkiyi sürdürme çabası olmamalı bu.

Ve ikinci şansın en önemli, en kilit noktalarından bir tanesi de gerçekten şeffaf olmak gerekmesi. Yani şey demiyorum birlikte olmadığınız dönemde yaşadığınız bütün detayları birbirinize anlatmalısınız demiyorum ki anlatsanız da bu bireysel bir tercih anlatırsanız da birlikte değilken yaşadıklarınız ilişkinin bir sorunu olamaz. Çünkü birlikte değildiniz o esnada. Bunun da altını çizmek lazım.

Friends'teki We were on a break şeyini hatırlatalım. Yani gerçekten iki insan birlikte değildiyse o arada yaşanan şeyler o arada kalır ve tekrar tekrar ilişkinin gündemi haline getirilmez. Ama bunun dışında yaşadığımız o içsel değişimler süreçler şeffaf bir şekilde anlatılmalı. Aksi takdirde gerçekten birbirimizi yeterince anlayıp tanımış olmuyoruz ikinci kez bir şans verdiğimizde.

İkinci şans konusunda bir de bu podcast son kısmında Çok önemli bir soruya geliyorum. O da şu, el alem ne der? Yani ben bu insana ikinci bir şans vermek istiyorum ama ben çok üzgünken, ilişkimiz bitmişken, kendimizi kötü hissederken başkalarıyla konuştuk. Ailemizle konuştuk, arkadaşlarımızla konuştuk ve doğal olarak onların da karşımızdaki insanla ilgili bir fikri var ve bu fikir hiç olumlu değil.

Şimdi ben tekrar bu insana ikinci bir şans vermek istediğim noktada bu insanlar bana ne diyecekler sorusu çok önemli oluyor. Dahası da bazen bizi ikinci bir şans vermekten alıkoyabiliyor. Bazen şöyle oluyor. Gerçekten bu insanı çok seviyoruz.

Gerçekten değiştiğine çok inanıyoruz. Ama başkaları ne der diye bu ilişkinin içerisine bir türlü giremiyoruz. Şimdi burada birkaç şeyi hatırlamak lazım. Birincisi, arkadaşlarımız çok kıymetli ama arkadaşlarımız genellikle ilişkimizin olumsuz tarafını biliyor.

Özellikle ayrılık sürecinde kavgalarımızı, hayal kırıklıklarımızı, olmayan şeyleri anlatıyoruz. O yüzden onlar bu ilişkin içerisindeki güzel anları, aradaki bağı, bizim neyi tekrar bulamadığımızı ya da neyi özellikle aradığımızı bilmiyor oluyorlar. Dahası da partnerimizin gerçek alandaki değişime çabasını görebilecek olan sadece biziz. Yani bu anlamda gerçekten değiştirme veya değişmeye çabalıyor mu?

Samimi bir eforu var mı? Bunu ancak biz değerlendirebiliriz. Tabii ki sevdiğimiz insanların bizi koruma yetkiliyorsa çok kıymetli. Ama yargılayıcı yaklaşan arkadaşlarımız bize iyi gelmiyor.

Bir ikincisi tabi ki hepimizin bir imaj kaygısı oluyor. Yani ben o kadar ağladım, o kadar o insanı kötüledim. Şimdi tutarlılığa da gözükmek istiyorum. Yani nasıl geri döneceğim?

Zayıf, iradesiz, ay işte yine gitti aynı şeyi yaptı. Ya bana sen, ben demiştim derlerse, korkusuz da yani bir daha ben bu şansı verdim ve başarısı olursa insanlar bana ben sana demiştim derse nasıl hissederim korkusu da oluyor. Ama burada Şunu da hatırlamamız lazım. Hayat bizim hayatımız.

Kararlar bizim kararımız. Kimse bize ben demiştim demesin diye keşkelerle de yaşamamamız lazım. O yüzden bu ikinci şans kararını gerçekten kendimiz vermemiz gerekiyor. Burada da aslında nasıl bu süreci yönetebiliriz'e de girmek istiyorum.

O da her şeyden önce yavaş. olmalıyız yani karşımızdaki insanın değiştiğini anlamak için ilişkiye birden hop diye girmemek ve yavaş yavaş tekrar aslında bu değişmiş hallerimizi bakış açımızı tanımak için biraz yavaşça başlamamız gerekiyor o yüzden Burada o bitkiyi yeniden köklendirmek dedim ya onu yaparken o zaman uzun süren bir şeydir. Suya koyarsın ve uzun uzun beklersin. İşte bunun gibi düşünelim.

Bizim aslında bu ilişkiyi yeniden köklendirmek istediğimiz düşünelim. Bu aradaki detayları sosyal çevremizle paylaşırken temkinli olalım ve aslında da mümkünse ilişki çevremizle değil de gerçekten sadece karşımızdaki insanla gerekiyorsa bir profesyonelle yaşayalım. Yani burada bazen Bu konuda bir profesyonelle konuşmak da iyi bir fikir. Hele sürece hakimi profesyonelle konuşmak çok iyi gelebiliyor.

İkincisi yani neden döndün? Neden böyle bir karar verdin? Çok iradesizsin diyen insanlara karşı net sınırlar çizmemiz lazım. Yani çok teşekkür ederim o süreçte yanımda olduğunuz için ama ben şu anda bu insanla yaptığım konuşmalardan ve onunla beraber geçirdiğim deneyimlere dayanarak bu Bunu tercih ediyorum ve desteğinize ihtiyacım var diyebilirsiniz.

Tabii yine partilerinize tekrar barışmanız durumunda onu direkt sosyal çevrenize tekrar sokmak yerine önce bir bireysel ilişkiyi sağlamlaştırıp arkasından yavaş yavaş daha küçük gruplar halinde daha az yargılayıcı olacak insanlardan başlayarak sosyal çevreye entegre etmek de önemli. Ve tabi şu soruyu hep sormak lazım. Benim sesim mi daha kıymetli yoksa başkalarının sesimi? Yani başkalarının doğru ya da yanlış bulduğu şey üzerinden değil de benim doğru bulduğum şey üzerinden hareket etmek kıymetli diye düşünüyorum.

Sonunda bu ilişkinin başarısı da başarısızlığı da benim sorumluluğumda. Yine bu ilişkinin başarısından da başarısızlığından da ben etkileneceğim. O yüzden tabii ki insanların görüşlerini alayım. Tabii ki onların nasıl hissettiğini bileyim.

Ama benim kararıma müdahale etmek isteyen bir insan gerçekten bana iyilik mi yapıyor? Bunu da sormam lazım diye düşünüyorum. O yüzden ikinci şans konusunda başkaları ne der kısmını da böylece beraber bir konuşmuş olalım istedim. Eğer böyle bir süreçten geçiyorsanız umarım bu podcast biraz olsun kafanızı rahatlatmaya yardımcı olmuştur ya da karar almanıza yardımcı olur.

Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)