
2.712 kelime · ~14 dk okuma
Ayaklarım üşüyor. Hoş geldiniz. Bugün konuğum Trap Kızı 4İ ile. Hoş geldin Trap Kızı.
Hemen ben sana sen hoş bulduk demeden soru soracağım. Trap Kızı kimdir? Trap Kızı nasıl olunur? Trap Kızı nasıl okunur 4İ ile?
Dirty ile Trap Kızı, Trap Kızı şeklinde okunuyor. Sen okuyabiliyor musun? Trap Kızı. Trap Kızı.
Trap Kızı. Trap Kızı. Oradaki Dirty'i buradaki Trap Kızı kısmını kapsıyor. Trap Kızı.
Soruları ben bir daha alabilir miyim? Bazen anlamakta zorlanıyorum da. Anlaştık. Hemen trollemeye başlayamazdım programımı.
Hoş geldin Trapkız'a. Hoş bulduk Trapkız'a. Senin için şapka taktım Trapkız'a. Çok yakışmış.
Gerçekten güzel. Teşekkür ederim. Sen de çok güzelsin. Teşekkür ederim. Güzel olmasan da hiç problemi olmayan bir program.
Yine de güzelsin derdim diyorsun. Evet yine de güzelsin derdim. Herkes güzeldir derdim. Sen çok zeki birisin bence.
Teşekkür ederim. İroni mi yapıyorsun? Performans mı sergiliyorsun? Gerçek mi?
Yalan mı? Kimse ayırt edemiyor. Herkesin aklıyla bir oynuyorsun. Soruları tekrar alalım mı dediğin gibi. Ben ama gerçekten soruları tekrar almak istemiştim.
Tamam, soruları şu an sormaya başlıyorum. İstediğin her an tekrar alacağız. Tamam, kendimle dalga geçmiştim aslında çünkü arka arkaya geldiği o soru. Trap kızı Dirty ile böyle okunuyor.
Trap kızı kimdir? Soru bu. Trap kızı kimdir? Evet, tamam.
Bak ben senden daha unutkanım. Sen nasıl söyledin ben anlamamışım. Trap kızı kimdir? Trap kızı bir sanatçı, trap star, artist, Russian supermodel, rapçi, kepçi değil, viral, internet, her şey.
Memnun oldum trap kızı. Ben de memnun oldum. Peşine düştüm ve programa seni çok almak istedim. Sonunda başardım.
Sen herkesin aklıyla bir oynuyorsun şu anda. Öyle bir halin var. Böyle bir trap kızı Dirty ile diye diye diye bizim aklımızda bir oynuyorsun. Evet tamam bu doğru. Peki senin aklında neler oynuyor?
Sen ne yapıyorsun? Kafanda ne yaşıyorsun? Kafamda ne yaşıyorum? Valla içimden geldiği gibi davranıyorum.
Yani hani birisi mesela eğer birinin aklıyla oynuyorsa aklıyla oynama yöntemini bence açıklaması biraz anlamsız olurdu. O kadar da şey yapamam diyorsun. Akılla da çok oynamıyorum ama yani böyle bir performans gibi söylediğin hani performansına bu gerçek mi ironi mi ne olduğu belli olmayan bir durum ya. Ben aslında sanırım bundan besleniyorum.
Canım nasıl istiyorsa onu yapıyorum ve algıyı karşıya bırakıyorum. İstedikleri gibi düşünebilirler. Ya gerçekten öyleysem ve aslında şu andaki halim olursa? Evet, ben ondan korkuyorum biraz.
Ben de ondan korkuyorum. Sen okuyor musun trap kızı? Üniversite anlamında mı? Yok mezunum.
Nereden mezunsun? Okan Üniversitesi'nden mezunum. Sanat vekilcilerimizden mezunum. Sanat okumuştun değil mi? Bir yerde görmüştüm.
Evet. Onun cevabını merak ediyordum. Peki, sürtük değil ev kızıyım diyorsun ya. Ne yapar bu ev kızları?
Ev kızları her şeyi yapabilirler bu arada. Yani hani ben mesela neden sürtük değil ev kızıyım? Bir tık orada mesela yine kendimle geçtiğim bir dalga var. Gerçekten evde oturmayı seviyorum.
Dışarıda sürtmeyi pek sevmem genelde. Kadınların zaten yaptığı her hareket onlar için bir sürtüklük emaresi toplumsal anlamda. Bence herkes ev kızı, yani sürtük değil ev kızı, birazcık da bu anlamda bir feminist başkaldırı vardı açıkçası. Ama sürtükler de vardır.
Şimdi ev kızlarının da aşağı çeken bir şeyi var, ev kızı derler bir. Ev kızlarını da aşağı çekmeden ama sürtükleri de aşağı çekmeden. Sürtük olabilir mi insan? Ama işte toplumun tanımladığı noktada sürtük olabilir.
Sürtük kimdir toplumun tanımladığı? Özgürde cinsellik yaşayan kadın sürtüktür. Evet, sen o değilsin o zaman. Yok, istersem özgürde cinsellik yaşarım ama bu sürtük olduğum anlamına gelmez demeye çalışıyorum.
Tamam. Sen ev kızı olarak tanımlıyorsun kendini. Ben ev kızıyım. İsteyen istediğine olabilir.
İsteyen saylangoz olsun. Akıl oyunlarına başladık. Peki mutfaka girince ne yapıyorsun? Genelde mutfakada mutfakta ne yapılırsa onları yapıyorum.
Mesela? Yemek yapmayı çok severim. Gerçekten severim. Başka mutfakta yani o kadar da anlatamayacağım hayatımı.
Şarkıların hep hit oluyor. Herkesin diline dolanıyor. Şu an baya popülersin, başarılısın. Teşekkür ederim.
Uyguladığın belli algoritmalar var mı? Şu an beni tokatladığın gibi. Düşünüyor musun bunları? Çalışıyor musun?
İşte bak oradaki esas anlatmaya çalıştığım konu, konunun planlı olmayışı da değil mi? İçimden nasıl geliyorsa öyle davranıyorum diye. Belki bunu hani pratik zeka diyebiliriz. Bir algoritma vardır illaki.
Çünkü her şey bir algoritmadır. Dünyadaki her şey yani çok basitçe. Ama ve lakin aslında gerçekten içimden gelenleri söylüyorum şarkılarımda. Bence hit olmalarının esas sebebi bu.
Yani şey düşünmüyorum, ben bu şarkıyı yapıp koyduğum zaman kim dinler ve kim ne düşünür? Bu aradan çıktığı zaman istediğin her şeyi yapabileceğin özgür bir alanın oluyor. O halde... Bana bir şarkını söyler misin?
Sürtük Değil Ev Kızı'nı söyleyeyim mi? Söylesene. Çok kusurum senden canlı canlı. İlk defa yapıyorum bunu bir programda.
Bana bir şarkı, bir kuple söyler misin? Tabii. Trap Kızı, Sürtük Değil Ev Kızı, Trap Kızı, Sürtük Değil Ev Kızı. Bu yeni hali bu arada, daha çıkmadı ama çıkacak.
Ne zaman çıkacak? İnşallah 5 Şubat'ta çıkmasını düşünüyorum ama bakalım. Peki, şarkılarının sözlerinde toplumdaki tabuları da alaşağı ediyorsun ya. Böyle politik bir tarafın olduğunu da söyleyebilir miyiz?
Evet, trap kızı politik bir duruştur. Ama ve lakin yine şöyle, trap kızı politik durmalı o zaman şöyle yapalım da yine yok. Benim varlığımdan ileri gelen bir şey. Sürtük Delev kızının bile altındaki o politik anlamı açıkladım aslında az önce.
Dünyaya olan bakışımı aslında özgürce yansıtmaya çalışıyorum. Bunu söylemek istemiştim. Yani politik bir tarafı illa ki var. Var, tabii ki var.
Toplumsal tabuları alaşağı ettiğimin de farkındayım. Ama alaşağı ettikten sonra birazcık da fark ediyorum aslında. Yaptıktan sonra mı fark ediyorsun? Evet. Çünkü aslında düşünmeden bam güm yapıyorsun ve haa siktir.
Ne dedim lan ben? Yaptın diyorsun. Mesela geçen bir tane şarkı yazdım. Performans kaygısıyla genç erkek.
Mesela bu direkt aklıma gelmişti. Sözlerini bir söyler misin? Performans kaygısıyla genç erkek. Başka şey var mı?
Kaslarla falan alakalı. Performans kaygısıyla genç erkek mesela aslında inanılmaz büyük bir toplumsal tabuyu direkt hedefleyen bir şey. Ama aslında benim kişisel performans kaygımdı. Anladın mı?
Anladım. Ama bak manevi anlamda esas bence performans kaygısı olmalı bir erkekte. Yani hani zaten fiziksel anlamda performans kaygısı okey, sıkıntı yok. Azra Bülbül de Viagra'dan gitti.
Olabiliyor. Ama mesela genç erkeklerde daha hani manevi açıklığın ben olduğunu düşünüyorum. Peki sevgilin senden kaç yaş küçük? Beş.
Sen kaç yaşındasın? Yirmi altı. Beş yaş küçük değil ama benden dört. Dört yaş küçük. Ya da pardon daha yeni yirmi üç yaşına girdi.
Üç mü? Üç. Emin değilim. Dört diyelim bence.
Dört diyelim. Orta dörtte anlaşalım. Aynen. O da dört iyi.
Aynen. Aramızdaki şeylerle bazen dört iyi. Performans kaygısı yaşadığını mı düşünüyorsun? Peki şarkıyı ona mı yazdın?
O performans kaygısı yaşamıyor. Ben hayatta erkeklere karşı performans kaygısı yaşıyorum. Sen erkeklere karşı performans kaygısı yaşıyorsun. Ne gibi?
Sadece yatakta değil. Yok hayır canım estağfurullah. Zaten hani ben söylediğim gibi tek kalem aç yapmadan evlenmeyi bekliyorum. Ya gerçekten atılıyor diyorum ben şu anda.
Şöyle yaşadığım performans kaybısı. Yakın zamanda bir röportaj gördüm. Burada bir insan şunu anlatıyordu, belki de konu hakkında bilgili bir insan. Kendinden yaşça büyük erkeklerle birlikte olan kadınların zaman içerisinde... ...ilişki içerisindeki görünürlüğünün ve değerinin azaldığını...
...daha hani kontrolcü ve baskıcı konulara maruz kaldığı... ...ve ondan dolayı varlıklarını ifade edemedikleri gibi bir şeyi anlatıyordu... ...ve bu bana çok mantıklı geldi.
Çünkü bu bir yandan da çok büyük bir toplumsal düzen değil mi? Mesela erkek güçlü ve büyük olandır, yaşça büyük olan her şeyde. Ben bunu başaramadım. Büyük olan bir denemem olmuştu.
Kendimi güçsüz hissettim. Söylediğin şeyi anlıyorum şu an, söz söyleyince. Belki de mesela sende çok güçlü bir kadın olduğundan dolayı mı bunu hissettin? Yani zaten senden daha... Bak şimdi şöyle,
o adam senden güçlü değildi. Anladın mı demek istediğim şeyi? Değil tabii ki değil. Ama bana hissettirdiği ve hissettirmek istediği şey güçsüz olduğumdu.
Neden? Erkek olduğu için olabilir mi? Çünkü adam güçlü değildi. Değildi işte ve tamamen kompleksli bir taraftan olabilir.
Doğru. Evet ama işte o yaş büyüdükçe hayatta deneyimlerimiz artıyor. Mesela hani 20 yaşında bir insanın seni manipüle etme becerisiyle 30 yaşında bir adamın seni manipüle etme becerisi aynı değil. Değil.
Eee hocam anlat anlat dinliyorum ben. Not alıyorum. Eee? Mesela kişisel performans kaygısı da var bunun içerisinde.
Ama mesela orada sadece ben dalga geçiyordum ilk bu lafı söylediğim zaman. Performans kaygısıyla genç erkek. Evet, sonra altını dolduruyorsun. Güzel, güzel.
Ama bu lafın altındaki şey zaten benim zihnimde vardı. Ya böyle aforizma gibi düşün. Felsefecilerde böyledir ya hani, bir laf söyler, istediğini çıkar ondan. Bir makaleyle anlatabileceğin şeyi tek bir cümleyle de anlatabilirsin.
Güzel. Peki ya sanat dünyasının neresinde duruyorsun sence? Ya da bu dünya seni hak ediyor mu? Ya tabii ki.
Oha şey dermişim, hayır beni kimse hak etmiyor falan dermişim. Hani çok saçma değil mi? Ama tam senlik bir cevap olabilirdi gibi de bir yandan. Bence orada bir yanlış algılanma olmuş.
Yani şey zannediyor insanlar, benim inanılmaz büyüklenmeci, hatta böyle ne bileyim... ...belki de narsistik eğilimi olan falan bir insan olabildiğim algılanıyor. Ama velakin aslında tam tersiyim.
Öyle algılanmamın sebebi aslında dünyadaki pek çok insanın öyle olması. Yani nasıl söyleyeyim ben, sanat bence dünyanın aynasıdır. Ufak bir aynalık görevi yapıyorum pek çok konuda. Ben sanat dünyasının neresinde duruyorum?
Ortasında duruyorum diyebilirim ve bence her sanatçı sanat dünyasının tam ortasında durur. Ben sanatın yeri geldiği zaman ithalatını, ihracatını, yeri geliyor imalatını yapıyorum. Çocukluğumdan beri sanatla ilgileniyorum. Çok küçük yaşımdan beri.
Bunun için pek çok eğitim aldım. Pek çok süreçten geçtim. Kendine bir sanatçı demenin bende çok zor bir şey olduğunu düşünüyorum. Yani herhangi bir insan ortaya çıkıp da ben bir sanatçıyım diyemez.
Bunun için gerçek bir altyapı olması gerekiyor. Ama bu altyapı da her zaman eğitim değildir. Bir sanatçıyı tanımlayan şey, onun yaptığı sanatın altındaki felsefedir bana göre. Zaten hani bu pek çok bilir insan tarafından da kabul edilmiş bir durum.
Belki de öyle değildir. Hani birisi çıkıp da hayır bence sanatçı şöyledir de diyebilir. Onu da dinleriz ve belki de onu kabul edeceğiz. Bilmiyorum.
Ama ve lakin sanat dünyasının ortasında duran herhangi bir sanatçıyım. Peki. Burada kısa bir ara veriyorum. Tamam.
Evet, aradan sonra devam ediyoruz. Ayaklarımız, ayaklarımız üşüyor. Ayakların üşür mü? Ayaklarım çok üşümez ama ayaklarım hep soğuktur.
Delireceğim. Harika. Mükemmel bir program ya. Tam istediğim gibi.
Ha ha olmuyorum bu arada. Peki bundan sonra biraz daha yaratığın gerçekliği kıran sorular soracağım. İstediğin gibi cevaplayabilirsin. Biz seni Zena olarak tanıdık.
Şimdi Zena yok, trap kızı var. Evet. Peki Zena nerede? Ne yapıyor?
Neden yok oldu? Zena şu anda karşında. Ne yapıyor? Podcast'a konuk oldum.
Yok olmadı aslında. Sen hani dedin ya mesela işte umarım annem dinlemezdi yaptım, şimdi bu programı yapıyorum. Aynen o mantıkla düşünebilirsin. Yalnızca hani anıldığım ismimin, tanıdığım ismimin Zene olmasını istemedim.
Ama mesela hala Zene olarak insanlar beni tanıyor. Çünkü Zene benim gerçek adım gibi bir mahlastı. Yani ailemin de bana hitap ettiği bir isim. İsmimin kısaltması aslında Zeynep Naz benim adım.
O yüzden enizene bir yere kaybolmadı. O dönemde benim yaşım çok genç olmasından mütevellit. Ve bu işe de, çok genç yaşta, 17 yaşındayken ben tanıdım, enizene olarak öyle tanıdınız. Şöyle düşündüm, mesela 17 yaşından 22-23 yaşına kadar sürekli göz önünde giden bir hayat düşün.
Her şeyin ortada değil ama çok şeyin ortada. Sen mesela düşsen kalksan, başına bir şey gelse, iyiliğin, kötülüğün, her şeyin insanların gözünün önünde. Bir yandan da mesela genel olarak insan varlığını dışarıdakilere göre tanımlar ya. Ben böyle bir insan değilim ama dışarıya göre tanımlamak istemedim varlığımı.
Zene olmanın benim için bir ağırlık olduğunu düşündüm. Sanki ben kendimden kopmuşum gibi hissettim ama aslında kendimi ifade ediyordum. O yüzden zeneyi yok etmek istedim o gün. Ama aslında yok etmek istediğim şeyin kendim olduğunu fark ettim.
Yok etmek istememin sebebini de fark ettim. Ama o kadar derine girersem şu anda buradan gözyaşları içinde çıkabiliriz. Katarsize bağlarımız. Aslında bir sonraki sorum şu.
Zena ve Trap kızı iyi anlaşıyorlar mı? Yani sen senle iyi anlaşıyor musun? Çok iyi anlaşıyoruz. Anlaşıyorsunuz.
Ama bir anda da seni arkada bırakmak istediğin bir dönem var. Hayır. Yeni bir sen olmak istediğin bir dönem mi var? Hayır.
Aslında çünkü ben aynı şeyim. Nasıl aynı şeyim? Benim ta 2016-2017 senesinde aynı usulde trap kızı usulünde kaydettiğim şarkılar var. Ben Türkiye'de trap müzik yapmış ilk kadınım.
Bununla tanınmış ilk kadınım. Bunları zaten yaptım. Yani yaptığım şey şu anki şeyden hiç farkı yoktu. O zaman yalnız yaşım genç olduğundan dolayı yine aynı şekilde kendimi ifade ediyordum.
Ama ne yaptığımın farkında değildim. Şu anda trap kızı az çok ne yaptığının farkında. Yani kendimi bulmaktı benim aslında yolculuğumdaki esas mesele. Herkesin olduğu gibi.
Güzel. Peki, eski YouTuber'lardan birisin. Dediğin gibi eskiden seni tanıyordu Türkiye'deki bir takım insanlar. Bu dijital ayak izi seni korkutuyor mu?
Eskiden yaptığın şeyle şimdiki yaptığın şey. Bağlantılı mı? Gayet bağlantılı. Çünkü yine orada da kendi içinden gelenleri yapan bir kız vardı.
Söylediğim gibi. Bu dijital ayak izi beni korkutmuyor. Çünkü bir yandan da şöyle bir şeyi fark ettim. Herkesin bir kaderi var bu dünyada ve herkes hayatında bir şeyler yaşıyor.
Ben mesela ünlü olmak istemedim. Gerçekten ünlü olmak istemedim. Ben sadece içimden geçeni yapmak istedim. Bunu insanlar gördü ve sevdiler.
Şeyden korkum hiç olmadı benim. Bir şeyleri göz önünde yapmaktan. Yani hani şöyle fıtrattan gelen bir şey. Ben daha üç dört yaşındayım.
Annem beni tiyatroya götürmüş. Şey demişler hani sahneye çıkmak isteyen var mı? Emekleyerek sahneye çıkıp şarkı söylemiş bir çocuğum hani yapım bu. Göz önünde olmaktan korkmayışım beni ünlü yaptı.
Ama benim amacım ben ünlü ve tanınan bir sanatçı olacağım da değildi. İçimden geleni yapmak istedim her zaman. Ondan dolayı zaten kimse bana bakmıyor kendime. Kamera kapalıyken de ben çoğu zaman delirip öyle hareketler yapıyorum.
Arkadaşlarım tanır beni, bilirler. Onların yanında da öyleyim. O yüzden bu dijital herkesi beni korkutacaksa o zaman varlığımın beni korkutması gerekir. Orada da işte korkuttuğu noktayı açıkladım zaten.
Evet. Peki, yaptığın işi anlamayanlar var. Linç yiyorsun. Çok.
Bu linçler seni korkutuyor mu? Ne hissediyorsun? Artık korkutmuyor. Daha genç yaşlarımda korkutmamıştı ama yaptığım işi anlamamaları beni çok kırmıştı, çok yıpratmıştı.
Çünkü sanırım kendi varlığıma sahip çıkabilecek gücü henüz edinmemiştim. Çünkü henüz yetişkin olmamıştım yani. Ama şu anda beni hiç korkutmuyor. Yani çok gözü kara bir şekilde ilerliyorum.
İnsanlar ne düşünürse düşünsünler. Neyi beğenirlerse beğensinler, beğenmezlerse beğenmesinler. Beni beğenen, anlayan ve seven çok büyük bir kitle var. Gerçekten çok büyük bir kitle var.
Ve bu insanlar beni 10 senedir tanıyorlar. Hani şey falan mesela 13 yaşından 23 yaşına kadar benimle hayatını sürdürmüş... ...beni gerçekten ablası gibi gören insanlar var.
Ben buna tutunuyorum. Yani her zaman da benim hayatımda hep beni seven insanlar... ...ben hiçbir zaman fanlarım demekten hoşlanmadım.
Beni seven insanların yeri çok ayrıdır. Yani onlar tanımıyorlar beni. Ben de onları tanımıyorum. Bir yerlerdeler şu anda.
Ama onların varlığı benim için yeterli. Anlamayan insanlar zaten anlamak isteyen anlardı belki de. Evet. Çok haklısın.
Peki trap kızı süresi olan bir karakter mi? Onu da bir noktada bitirecek misin ve yeni bir şeye başlayacak mısın? Bu kadar net konuşamam hayat hakkında. Bu anlamda bir potansiyel var.
Hani şey diyemem, şunu da söyleyemem. Sonsuza kadar trap kızıyım falan anasını, aa bitirdi falan. İstersen bitirebilirim ama. Ve belki yeni bir şeye başlarım.
Hiç kimsenin bilmediği bir şeye. Ama o noktada benim için mesela karaktersel olarak, hani Zeynep Naz olarak cevap veriyorum buna. Karaktersel olarak yapmak isteyeceğim şey şu olur. Mesela trap kızı gerçekten başarılı.
Bunu yine büyüklenmek için söylemiyorum. Türkiye'deki son zamanlardaki en başarılı sanat projelerinden bir tanesi. Bunu hani dışarıdaki dönüşlerden de görebiliyorum. Bayağı iyisin.
Teşekkür ederim. Bunun üstüne ne yaparım mesela? Onu bulduğum gün belki trap kızını bırakabilirim. Evet.
Genelde öyle oluyor. Bir şey biterken başka bir şey başlıyor. O da böyle bir anda oluyor. Peki, son olarak bize bir hayalinden bahseder misin?
Dünya barışı. Çok uzman, şerefe. Hayalim, tamamen kendim olabileceğim bir dünyada yaşayabilmek. Hayallerimin gerçekleşmesine çalışıyorum.
Tamamen kendin değil misin? Dış gözler var olduğu sürece hiç kimse yeterince kendisi gibi olamaz. Mesela şu anda neden dik oturuyorsun karşımda? Dik durmam gerektiğini düşünürüm.
Kamera var. Evet. Şöyle oturabilirdim. Ya da mesela ayağını kafana koyabilirdin.
Ben mesela şeyde ama Atul'u da ayağını kafasına koydu. Koymazdım. Ben de koymazdım. Ama ben başka bir şey düşündüm. Olabilirdi.
Doğru söylüyorsun. Dış gözleri olduğu sürece yeterince kendimiz olamayız. Demeyebiliriz. Trap kızı Dirty.
Teşekkür ederim geldiğin için. Bu kadardı bu podcast. Ben teşekkür ederim. Başka sormak istediğin var mı trap kızı 4E ile?
Senin işlerini çok takdir ediyorum. Çok teşekkürler. Bence çok başarılı, çok güçlü bir kadınsın. Umarım annem dinlemez. Güçlü olduğum çok zaman var.
Ben belirtmek isterim. Esas güç zaten güçsüzlükten gelir, güçsüz olabilmekten gelir. Tabii ki, tabii ki. Yolunun açık olmasını diliyorum.
Çok teşekkürler, ben de senin. Daha güzel bir dünya yaşasaydım. Aynen ve çok memnun oldum bu arada. Ben de çok memnun oldum.
Evet, Ayaklarım Üşüyor bitti arkadaşlar. Bu bölümü tüm podcast mecralarından dinleyebilirsiniz... ...ve podbimedia.com'dan izleyebilirsiniz.
Teşekkürler, teşekkürler. Ben teşekkür ederim, görüşmek üzere. Trap kızı.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.