
3.999 kelime · ~20 dk okuma
Ayaklarım üşüyor, başlıyor karşımda. Ünlü prodüktör, trap dünyasının ünlü prodüktörü Neredesin Pango var. Neredesin Pango? Estağfurullah, öncelikle senin yanındayım geldim çok şükür ki.
Sen neredesin? Ben neredeyim? Vallahi ben böyle ormanlarda falanım. Ben de her sorulduğunda bu kadar düşünüyorum aslında.
Artık hızlı cevap vermeye çalışıyorum. Hayır, isterdim yani. Yeşillik istiyorum artık. Bir toprağa basmak istiyorum.
Biraz öyle bir yerdeyim. Mevsim geliyor anlattım. Geliyor, geliyor. Halledeceğim, onu da halledeceğim.
Köyüme gideceğim. Gökova köyünde böyle... Bir odalı bir ev tutuyorum yıllardır. Orası mı bekliyor?
Deyip kendime anlatacağım ben bu programı. Valla benim için o kadar iyi olur ki dinlerim. Valla. Aradığım şeydi.
Pango hoş geldin öncelikle. Hoş bulduk. Son dönemlerde her yerde adını duyuyoruz. Ben seni tanımıyordum.
Boğaziçi Üniversitesi'nde Söyleşi'ye gittiğimde Motive'yle beraber Söyleşi'de konuşmacıydın. Ben neredesin Pango kimyon falan dedim. Benim kocamın da eski arkadaşı çıktın. Selamlar bari.
Aynen sen oradan ver selamını. Yani zaten üretiyordun ama hızlı bir ünlenme yaşadın. Ünlenmeyle ne yapıyorsun? Bugünlerde nasılsın?
Nelerle uğraşıyorsun diyelim. Ben böyle düşünmüyordum ama sen böyle söyleyince gerçekmiş gibi oluyor açıkçası. Yok gerçek. Yok.
Hayır bayağı öyle. Yani ben şu an programıma neredesin pango geliyor dediğimde aa falan diyorlar. Böyle ben sonradan bildim ya seni sanıyorum kimse bilmiyor. Ama biraz şey gibi sen bana dedin ya bunu sen de bilmiyorsundur.
Bir oyuncu geldi senden önce. Aynen, aynen. Çünkü jenerasyon olarak sen onu bilmiyorsun. O beni biliyor mudur?
Bence bilmiyordur. Gençlerle takılınca anlıyorsun zaten böyle şeyleri. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki sonraçta da Eftihar'la benim beraber... Yapıyoruz programımı.
İş arkadaşım. Şey dedi... Burada yok galiba ben konuştum kendisiyle. Aynen o editörümüz.
Aynen şu an Samsun'da, aile evinde. Tömestere gitti. Onunla da tanışırız inşallah o zaman. Aynen.
Zaten konuştunuz bugün değil mi? Evet. Ebtale dedik ya, ya neredeyse Pango'yu hani rap dünyasında böyle çok sever feministler, kadınlar, gençler dedi. Hani çünkü her trapçiyi, rapçiyi ben buraya alamam.
Çok böyle şeyler ya aslında. Nasıl söyleyeyim? Böyle bir erkek ve kadınlara küfreden, işte ne bileyim... Hani şarkı sözlerinde kadınları aşağı çeken insanlarla dolu bu dünya.
Ve sen o kişi değilsin. Evet. Ben onların arasında bu kadar bu kişi değil gibi karşı geçiriyor olduğum için çok mutlu oldum öncelikle. Eftelya başta olmak üzere diğer düşünen insanları da temsil ederek bir şey söylemiş gibi varsayıyorum.
Ve bu beni harbiden mutlu ediyor. Çünkü baktığında bu kendini açıklaması... Hem size hem bize çok zor bir şey ya bir anda. Nasıl anlatırsın bunu?
Ya da ben bunu sana anlatamazdım. Ben bunu anlatıyor olsaydım siz böyle düşünüyor olmazdınız bence. Bu böyle doğal süreçle gelişen benim kadınlara yaklaşımı gitgide özümseyen insanlar yüzünden anlaşılmış bir şey gibi geliyor. O yüzden çok mutlu oluyorum.
Lütfen sözümü kes ki ben seninle konuşabilirim. Ben böyle son zamanlarda işte kocam trap seviyor, Türkçe rap dinliyor. Ben de merak etmeye başladım şey olarak işte... Bir tane belgesel, rapçilerin belgeselini yapan bir kanal var YouTube'da.
Ona düştük bir gün. Hangi kanal acaba? Çok merak ettim. Bütün o, bilmiyorum ama böyle baya işte Sansar Salvo falan diye böyle hani büyük büyük, büyük büyük hani her şeyi anlatıyor.
Magazinsel haberler gibi değil mi? Aynen, Sansar Salvo 1900 bilmem kaç yılında şunla başladı. Sonra aralarında şöyle bir kavga çıktı. Böyle oraya bir girdim ben.
Evet. Pislik. Hakim pisliğin gibi değil mi? Hakimim.
Ve şey yani o... Şimdi dinlerken ben mesela... Şey oluyorum, bazen açıyor bir şey. Aslında çocuk çok tatlı yani böyle Instagram'ına bakınca falan ama... ...yani oralar çok etik değil.
Çok rahatsız edici geliyor. Rahatsız edici. Çok iyi anlıyorum bunu. Çok özümsediğim bir fikirden bahsediyorsun hatta.
Yani sürekli kadınlarla vakit geçiren, kadınlarla büyümüş biri olarak... ...bunu özümsemesi benim için senin dediğin şey çok aşırı kolay. Çünkü ben ailemle dinleyemeyeceğim bir müziği çocukluğumdan beri yapamazdım.
Zaten bu yüzden aslında... Böyle bir camianın içinde kendime bunun zıttında bir yön bulabilmek benim için insanlara göre daha kolay olmuş bile olabilir. Çünkü hani benim yanımdaki insanın kabul edebileceği bir şey yapmam lazım ki ben yarına gidebileyim. Bunu gururla temsil edebileyim.
Ama burada gördüğüm şey daha çok onların hani gurur duyacağı değil de utanacağı şeylerle doluydu. Ben yapmaya başladığımda özellikle ben ortaokuldan beri ...müzik yapmaya çalışıyorum. Benim çocukluğumdan beri Türkiye'de icra edilmeye başlamadan önce dahi... ...konu özelinde zaten hep böyle şeylerden bahsedilen bir... ...janrının içinde var olmaya çalışıyorum.
Evet, eskiden daha da beter galiba. Yani şimdi... Bilmiyorum, kıyaslaması zor. Peki bir şey soracağım.
Genelde rap, hip-hop, trap gibi türlerde... ...üreten insanlar, belgesellerden de görüyorum işte... ...çok böyle feleğin çemberinden geçmiş bir hayatları var.
Çok fakirdi. Kendini var etti. İşte falan gibi böyle büyük büyük gerçekten hep böyle o sokaktan gelenler oluyor. Rapçiler.
O övgüsü çok büyük ve net hep. Aynen. Şöyle oldu ve böyle oldu. Hani silah, uyuşturucu, bilmem ne falan filan.
Sen, şimdi az önce konuştuk. Kıyamam ben sana. Sen Yeşilköy'de doğmuşsun. Eşinin yurtta doğmuşsun, zengin çocuğunmuşsun.
Zengin çocukluğumdan ziyade... Nasıl geliştin sen bakalım? Böyle babamın da ona kalan bir şeyden ziyade kendi uğraştığı edindiği bir şeyden dolayı orada doğdum büyüdüm aslında zengin çocukluğumdan ziyade ama... Ama çevremde sokak çocukluğu yoktu.
İnsanların gidişatından tam tersine bir gidiş oldu aslında. Yani gittikçe maddiyatın ailem açısından kötüye gittiği bir denklem vardı. Bu zaten... Türkiye'nin tarihine baktığım zaman o tarzda tam olarak denk gelen şeyler yani.
Böyle 2000'lerde herkesin parası varken Allah Allah gibi olan bir şeyi hatırlıyorum. Ben küçüktüm biraz ama hatırlıyorum birazcık. Biraz ona denk gelen bir şeyden, hani sokak çocukluğu orada, oradaki sokağın çocuğu olmakla ilgili benimki de yani benim hikayem de. Aslında sokak çocuğu olmamak gibi de değil.
Ama hangi sokakta sokak çocuğu olduğunun kaderini etkilediği bir denklem var orada bence. Çünkü şimdi ben de orada Yeşilyurt'ta doğuyorum ama vakit geçirmek için Bakırköy'e gidiyor buldum kendimi. Bakırköy'ün de şeyi olayı vardır. O meydanda duran rapçilerden misin? Biraz işte oradan kaynaklanan aslında.
Tam olarak oradaki... İlse'yi Bakırköy'de okudun mu? Bilirim. Çok ortak noktamız vardır o zaman.
Gördüğümüz şeyler çok benziyordur. Çok benziyor. Biz bayağı hani çocukluğumun geçtiği yerlerde takılmışız. O meydan dediğin şey bir şey ifade ediyor benim için de gerçekten.
O bir temsili yeter bir de. Karusel falan. Galerya aşağıdan, kapasite. Hani böyle buz patenine götürdü annem beni falan.
Benim için o Bakırköy gibi oldu zaten. Yeşilyurt zamanına Bakırköy'e dönüştü. Bakırköy'e başka semtlerden gelen arkadaşlarımla tanışmak ve işte gibi gibi. Oradan bir serserilik de dünyanı eşledi aslında sonrasında.
Öyle yorumlayabiliriz. Serseri diyebilir miyiz sana? Bana sorsan öyle demezdim de sen desen yok ya nasıl da diyemem. Ne olduğunun da farkındayım o kadar da değil yani ama bir yandan serseriyim kadar da serseri bir çocuk değilim.
Ben de serseriyim bu arada üstad sen çok rahat ol. Tamam. Serseriyiz o zaman. Aynen.
Genelde zaten böyle temiz yerlerde serseriliğe çekilirsin. Ben yani öyle şeydim. Temiz olan yerde bulurdum belayı. Diğer yerde sabit varken öbüründe biraz senin araman gerekiyor.
Evet. Ama o daha ilgi çekiyor olmayan şey tabii ki. Sen yaratmak zorunda kalabiliyorsun bile. Aynen öyle.
Yani aslında senin şarkılarında şey Bakırköy'den ilham aldım. Bakırköy'e ilham aldın mı? Evet, oradaki popülasyondan yola çıkarsan, zaten oradaki insanları da az çok biliyorsundur. Orada bir yıla vakit geçirdiysen tahmin edebiliyorsundur neler gördüğümü.
Peki neredesin? Pango imzası ortaya nasıl çıktı? Ya böyle arkadaşlarım beni beklerken aralarında söylediği bir şeydi gerçekten. O yüzden mi Yiğit gelmez bence falan dedi?
Neredesin Pangu hani? Neredesin abim? Yiğit beni kendine benzettiği için büyük ihtimalle ben olsam şu an böyle yapardım... ...gibi bir yerden öyle söylemiştir ama geldim.
Öyle düşünmesin lütfen. Götü oldu bence. Bak cevap vermedin mesajıma. Geldi dedim. Çalışıyordur ya. Kıyamam ona.
İkiniz de çalışıyorsunuz. Evet, çok çalışıyorsunuz bu dönemde. Gerçekten en çalıştıklarımda. Girdim sonunda çalışmak adına.
2025'te böyle biraz yıl bitimine kadar... ...bir aşk, evlilik, bir anda işte hani böyle aşık olursun ya, o yaşandı. Ben normalde aşırı çalışan bir insanım.
Keşke o zaman tanışsaydık bu arada da ben de görseydim. Çok isterdim. Ya evet, keşke. Biraz geç öğrendim. Çağırmamış mı seni?
Bilmiyorum. Öğrenmiş olduk işte. Ya öküz ya. Estağfurullah canım.
Şey diye düşünmüştür, gelmez diye. Gelmez diye düşünmüştür. Ve gelmezsen sinir olacaktır. Hiç çağırmayayım da aramız iyi kalsın.
Aynen öyle. Tam yiğitlik bir hareket bu arada. Peki, beat yapmak nasıl bir süreç diye soracağım. Nereden başlıyorsun çalışmaya?
Hep takip ettiğin, izlediklerin, ilham aldıkların var mı? Çok da bilmem şimdi, sana söyleyeceğim ben de. Böyle falan yapacağım yalanlar. Yani onun dışında sen ne biliyorsun?
Bu karşıya nasıl geçiyor onu konuşsak daha çok ilgimi çeker. Sen bunun hakkında ne biliyorsun? Sence ne yapıyor gibi görünüyoruz? Mesela burada çalışan insanlarla çok benzer şeyler de yapıyoruz bazen.
Onlardan daha kimsin? Burada olan şeye daha kimsin bence? Bundan çok da uzak bir iş yapmıyoruz aslında. İşte ben gerçekten hiç bilmiyorum.
Hayır yani... Hani müziği bir insan bu kadar hayatında tembelleştirirse, ne kadar tembelleştirirse o kadar tembelleştirmiş biriyim. Tamam. Çünkü hep böyle işte arkadaşlarım, sevgilerim en iyi şeyleri dinletti.
Müzisyenlerdi. Hani böyle hep bir yanımda bu konuda bilen ve benim bilmemem gerek olmayan bir dünyada yaşadım. Yanındakilerin keyfine göre gibi gitti. Hayır mesela... Onların keyfini sen seçmişsin gibi ama... Hayır açtıkları şeyleri beğenmediğim oluyor insanların.
Ben iyiyle kötüyü güzel ayırt ettiğimi düşünüyorum. Ama bilgisiz kaldığımı da düşünüyorum. Yani böyle nasıl olsa o var, halleder. Bence çok bilen insanlarla birlikte müzik dinlediğin için bilgisiz kaldığını hissediyor olabilir misin?
Olabilirim. Ne bilmen gerekiyor ki müzik dinlemek için? Hiçbir şey bilmene gerek yok ki dinlemek istiyorsun. Hep şeydir yani, partilerde müzik açan o kızla değilimdir.
Vardır ya, ay ben bir müzik açayım. Ya kız olman ya da erkek olman da ya da lubunya olman da bir sıkıntı yok da. Evet, müzik açmanla ilgili sıkıntı var ama. Evet var, tedirgin olurum hemen.
Hani şey, siz devam edin ya falan gibi. Ben de yaptığım işten dolayı herkes bana şey yapıyor, hadi ne müzik açacaksın? İşte o da kötü. Ben sürekli bir sonraki müziği düşünmek zorundayım.
Ama bazı DJ arkadaşlar mesela onu öyle bir sahiplenir ki hani o parti yapıyorsak o bilgisayarın başında sadece var öyle arkadaşlarım deli gibi sadece bunu yapmak istiyor. Dinletmek istiyorlar mesela. O da var. Ben kaçıyorum mesela. Sen kaçıyorsun.
Ben istiyorum ki dizi dinleyeyim zaten yani. Yoksa ben... İşim olduğu için ama. Zaten iş olarak bunu yapmaya gidiyorum belli.
Sürekli bunu yapıyorum zaten. Farklı şehirlere gidip bir şeyler çalıyorum yani. Orada da onu yapınca biraz şey gibi... İzinli olduğum zamanı bulamıyorum gibi yani.
Dışarı eğlenmeye çıktığım, arkadaşlarımla vakit geçireceğim anda da... ...benim seçmem gereken gibi saçma sapan bir kaygı. İş gibi.
Aynen. Ne gerek var ki? Yani bence de ya. Bir salın ya kardeşim çocuğu.
Sen açsan çok eğlenceli olacak. Sen de açmıyormuşsun bak. Sen şimdi bize gelip bana müzik açtırman yok mu? Vallahi tam olarak onu yapacağım.
E hadi bakalım ne dinliyoruz diyeceğim. Neyse burada kısa bir ara veriyorum. Birazdan devam edeceğiz. Evet, kaldığımız yerden.
Türkiye'nin en önemli falan. Ben Türkiye'nin en büyük estağfurullahı olsam da hiçbir şey olmasam da. Bu konuyu bir kapatsak. Spotlu şeyler yapmasak.
Anlaştık, anlaştık. Türkiye'nin en güzel podcastı. Peki, Türkiye'nin, yine bak sorum böyle başladı. Türkiye'nin yeni gör bende.
Allah. Manifeste çalışmak sana nasıl hissettiriyor? Manifeste müzik üretirken ekstra dikkat ettiğin noktalar var mı? Yani ekstra... Şimdi baştan başlayayım.
Çok güzel hissettiriyor. Neden çok güzel hissettiriyor? Bunu böyle çok güzel gibi değil de ciddi bir yerden cevap vermem gerekirse harbiden güzel hissettiriyor çünkü... Türkiye müziğine baktığım zaman kadınların avazının yeterince yükselebildiğini görmüyorum.
Uzun sürelik düşündüğümde de böyle kısa vadeli düşündüğümde de böyle... Biraz erkek egemen bir sektör zaten. Kesinlikle. Çok az kadın var.
Evet ve birkaç kadın... Trap kızı geldi geçen gün onunla da konuştuk. Ne konuştunuz acaba? Dinlersin.
Çok istiyorum. Ama onun da çok hayranı var. Delicesine. Şimdi bilmeyenler için söyleyeyim de yani gerçekten... ...jenerasyonlarımız çok farklı.
Ben biliyordum tabii. Tabii ki ben gençlerin izinden giden 37 yaşında bir kadınım. Gençlerin izi. Çok edebiye yaklaşıyorsun bende saygı duymak zorunda kalıyorum.
Ben sözden hiç anlamıyorum Allah'tan. Belki benim hiçbir şey söylememem insanlara bu kadar iyi düşünmesine sebep oluyordur. Umarım o yüzden değildir sadece. Buyurun sizdeyiz.
Anlatmaya çalıştığım şey zaten aslında çok böyle dallanıp budaklanırsam saçma olacak ama çok net bir şey aslında yani kadınların gerçekten avazının yükselmesi için fırsat olarak gördüğüm bir şey en başında benim. Hani birkaç kadının bir arada bir şey yapması imkansıza yakın yani coğrafyamızı değerlendirirsek. Bu yüzden bunu görmek ve bunun yanında olmak benim için gurur her zaman. Bunun için neye dikkat ediyorum?
Güzel olmasına, istediğim şeyleri yapabilmeye, hayal ettiğim gibi olmasına... ...ve onların hayal ettiği gibi olmasına dikkat ediyorum. Özgür müsün pek yeterince?
İşini yaparken. Tabii ki. Hatta aynen çok fazla. Güzel.
Peki çalıştığın sanatçıları seçerken... ...bir şeye bakıyor musun? Önem veriyor musun?
Dikkat ediyor musun? Seçiyor musun? Ben seçiyorum desem çok garip hissederim kendimi ama hayat öyle... ...bir gitti ki bugüne kadar.
Hep tanıştığım zaman içinde bana kalan... ...uzun sürelerde... ...hayatımda... ...filtreleyebildiğim insanlarla yapıyorum aslında.
Böyle benim için... ...şeyden çok uzaklaştı. İş fırsatı geliyor, o işi yapıyorum gibiden ziyade.
Seçiyorsun? Tanışık olmadığım, bilmediğim, ne söylediğini bilmediğim, nereye gideceğinden emin olmadığım insanlarla çalışmamaya çalışıyorum zaten. Hani o şeyden... Para için bir girmiyorsun o deliğe. Evet.
Onu hiç yapmadığım için bugüne kadar aslında... Bu biraz sabır isteyen bir şey bu arada tabii ki. Para için yapıyoruz bir yandan tabii ki onu. Kabulünde söylüyorum yani yanlış anlaşılmasın ama yine de önceliğimi para olarak değerlendirmiyorum.
Etik dünyamda bir surf yapıyorsun. Zaten etik dünyam ve kendi dünyam ayrı şeyler olmadığı için kendi dünyama kabul edebildiğim insanlarla müzik yapmaya çalışıyorum. Şimdi bu bahsettiğim şeyden de... Uzaklaşmaması gereken bir konu.
Benim çalıştığım insan senin dediğin cümleleri de kuruyor olabilir. Bunu hayatımızda ne kadar duyuyoruz, bunu neresi için kullanıyoruz, bunu ne amaçla kullanıyoruz gibi yerlerde benim etik sınırımı aşmıyorsa o insanlarla birlikte olabiliyorum yani. O insanların gerçek hayatımdaki duruşunu gördüğümde... O insanların gerçekte kadınlara nasıl davrandığını, nasıl değer verdiğini, ailesinden nasıl bahsettiğini gördüğümde benim için bütün içerik, bütün kontent değişiyor, bütün bakış açım değişiyor.
Bu yüzden hâlâ bunlara sadık kalabildiğini düşündüğüm, hâlâ düşündüklerini aktarabildiğini düşündüğüm insanlarla çalışmaya çalışıyorum. Çünkü hep onlar bir şeyler söylüyor benim mesleğim gereği. Ben de bunu karşıya aktarmaya çalışıyorum. Onların ne söylediğini hiç umursamadığım bir dünyada Çok garip hissederdim kendimi.
Çünkü sürekli vesile olmak gibi, sürekli söyletmek gibi oluyor ya bir yandan. O yüzden buna dikkat etmeye çalışıyorum aslında. Ne güzel anlatıyorsun. Hani konuşamıyordun sen?
Seni görünce dilim açıldı. Ya açarım ben o dili dedim. İnanmadık bak, özendim sana şimdi. Böyle düşünüyorum, umarım doğru anlatabilmişimdir kendimi.
Çok tatlı anlattın, çok güzel anlattın. Biraz çekindiğim bir konu çünkü... Hani hayatımızda yok diyemeyeceğim bir durum ya bir yandan. Hani gerçekten var.
Kadınlara küfür ediyorlar da, yolda da ediyorlar. Şarkılarımızda da, benim olduğum yerlerde de şarkılarımızda da ediyorlar. Ama hani bunun hayatımızdaki yeri çok önemli yani gerçekten. Hayatındaki kadınlara küfür ettirmeyen veya hayatında başka kadınlara da küfür ettirmeyen insanlarla yapmaya çalışıyorum ben bunu daha çok.
Bir gün ettiğinde neden ettiğini biliyor ve gülümsüyor olursun sadece en fazla diye düşünüyorum yani. Aynen öyle. Şahsi bir şeydir büyük ihtimalle. Evet.
Tebrikler. Ne için? Konuşabilince tebrik aldım. Genel düşüncelerin için.
Düşüncelerin için. Sevdim. Sevdim seni. Estağfurullah.
Sevdim seni. Estağfurullah. Bir süre prodüktör olarak arka planda durduktan sonra sahnelerde de görmeye başladık seni. Sahnede olmak nasıl hissettiriyor?
O da başka bir adrenalindir. Yani benim için çok böyle... Zolay bir şey değil. Evet, harbiden kolay değil yani.
Hayır, zolayladır. Zolay. Kolay değil o zaman. Zor olay.
Ama bak doğruyu kurmuşum yani. Zor olay da oldu. Evet. Havalı rapçi birisiniz.
Gelir mi? Bir küfür gelir mi? Hayır. Erkeklerin... Ben ne yaptım ya?
Her erkeğin diyeceğim. Ben bir erkekle evliyim. Ben peniste ben ve erkekle evli olan biriyim. Metro seksual bir kadınım.
Maalesef. En kötü özelliğimiz. Bundan mı kurtulmaya çalışıyorsun? Hayır asla.
Artık kurtulacağım yaşı geçtim ben onu. En başlarda belki kurtulsaydım, kurtulurdum yani. Yönelimim belli, belli ki. Motive ile çok uyumlusunuz.
Bu bozulur mu diye korkuyor musunuz? Valla bir önceki soruma motive diyecektim ben hatta bu arada. Benim için sahneye çıkmak, arka planda bir şey yapan, bir iş yapıyorum aslında normalde ama buna kıyasla insanların beni tanıdığı bir şeyden bahsediyorsun mesela. Bu denklem nasıl oluyor?
Bu bence tamamen motive yüzünden oluyor. Ve bunun sebebi de benim utandığım şeylere sürekli beni itiyor ve destekliyor olması. E tamam, seneler sonra Engalp'a çok utangaçtın. Evet, ben ona utandığım şeyleri ama arkadaşlarım için yapabildiğimi anladım günün sonunda.
Bunu kendim için yapamayacağım şeyleri arkadaşlarımın... İsteği, arkadaşlarım buna teşviğ olduğu zaman yapabildiğimi fark ettim. Öyle şeylerden dolayı aslında bunu konuşuyor oluyoruz. Sahnelerde oluyor olma sebebim de... ...bunu tamamlayabilmek,
bunu karşılayabilmek aslında galiba. Güzel. Yoksa benim için çok utandırıcı bir şey. Hala kendi sahneme gittiğim zaman şey gibi oluyorum.
Niye gidiyoruz ki yani? Tamam, ne yapayım? Benim olayım ne ki burada? Ben olduğum için olamaz.
En azından bir konseptimiz, olayımız olsun gibi çırpınıyorum hala. Yani utanç oluyor benim için. Alıştırsın. Umarım.
Umarım. Yardım isterim. Pek geçenlerde motivatör ve seninle en başta bahsettiğim gibi Boğaziçi Üniversitesi'ndeki... ...sörleşi benden önce çıktınız çünkü muhtemelen siz sonra çıkacaktınız.
Ben Eskişehir'den, Ankara'dan geliyordum trenle. Anca yetişirim diye beni sona alır mısınız diye rica ettim. Sizden sonraya denk geldim ben. Herkes sizin için o kadar heyecanlıydı ki.
Hani siz çıktıktan sonra sizle beraber bütün salon çıktı ve işte beklediler sizi de fotoğraf çekmeyi. Bir süre beklemek zorunda kaldım insanları geri dönsün diye. Ve size küfür ettim sahnede. Nerede?
Gelsin motive... Tongu gelsin herhalde. O zaman beraber yapalım falan diye bağırıyor. Ama biz böyle bir şeye sebep olacağını bilsek böyle yapmazdık diye düşünüyorum.
Evet, bu yüzden sizden bir özür bekliyorum. Özür dilerim. Seve seve özür dilerim. Motive adına dilerim.
O da bana kızmaz diye düşünüyorum. Beraber dileriz. Sizi göndermeli. Bilsek böyle olacağını bilsek hani bir şey yapmaya çalışabiliriz. O ne ya? Bu ne ya?
İzdiham oldu ve böyle nasıl ya falan diyorum. Neden en son ben çıktım ki? Tam sizden önce çıksam çok güzel olacaktı. Havalan olmuyormuş aslında.
Beraber inşallah bir dahakine. Bir dahakine beraber yapalım. Halka selamlarız hep beraber. Motive mi derdin falan diye böyle hesap sordum.
Motive mi, pango mu, ne yani falan. Çıktım elimle mikrofonla. O sırada arabaya biniyordunuz. Bağıracaktım size, gelebilir misiniz?
Siz gelince insanlar gelecek falan diye. Çok özür dilerim. Baya işte mahcubiyetin karşılığı oldu. Yani çok sık üniversitelerde bir şeyde bulunamıyoruz da onun için herhalde fazla yoğun bir talep vardır. Otçu Boğaziçi uzavdır.
Yani ben üniversite okumadım. Bu kadar üniversite okumayıp bir fetişimin olması Boğaziçi ve otçu ile ilgili çok komik. Bir gün arkadaşımız Bartu şey dedi, kanka ya keşke OSS'ye falan girseydin de kazansaydın ya bu kadar seviyoruz. Yani girsek kazanabilir miydik o da bir soru işareti.
Ben böyle biraz küçükken şey diyordum, Boğaziçi Psikoloji okurum falan. Otelcik okuyordum o zaman ama nasıl hayal edebiliyorsam o zaman. Neden ya? İstersek yaparız.
İstemedik. Aynen. Yeterince istememişiz. Yeterince istemedik.
Müzik yapasımız tutmuş gibi. Ben zaten yapamam da hani istesem de yapamazdım üniversiteyi. Yani kazanamazdım. Şimdi daha çok üniversiteye gitmiyor musun?
Hayat okulu mu diyorsun? Söyleşilerden bahsediyorum aslında. Ben ama genel olarak çalışarak kendimi bulmuş biriyim. Ama gerçekten her mesleğimde çok mesleğim oldu bugüne kadar.
Her mesleğimde bir şey öğrenmek bence okumaktan çok daha iyiydi. Tabii ki diplomalı bir iş yapmadım ama. Zaten onu istemedim ki hiçbir zaman. Sadece bu kadar okula gidince şimdi üniversitelere, söyleyicilere, hani bir o hayatı, hani sosyalliği, üniversite sosyalliğini yaşamak isterdim diyorum zaten.
Böyle etrafa bakıyorsun orada değil mi? Böyleyim. Orada olmak isterdin gibi. Kampüsler falan hoşuma gidiyor.
Birazcık öyle bir içimde ukde kalmış. Ben de yaşıyorum. Ben de kırkta bir üniversiteye girmem yok mu bak. Olur.
İşte böyle şey. Yine devrimci bir hareket. Yapsan sen yapacaksın, kim yapacak ki? Hayır, yapamam.
Hayır, hayır. Üşendin çok iyi. Üşendim, kendimi test çözerken falan hayal ettim. Bir kere girdim ben, ölseydi bizim zamanımızda.
Barajı geçmiştim. İstediğim şey oydu zaten, barajı geçmekti. Hedef oydu zaten. Hedef oydu.
En azından onu yaptım. Beni bir alkışlar mısınız? Bir alkış verebilir miyiz? Tabii ki alkışlarız. Barajı geçtim.
Hedefini yaptığın için alkışlıyorum. Son olarak biraz da aşk hayatından bahsetmek istiyorum. Bak bak Eftelya'ya bak şöyle bir soru sormuş. Eftelya yaktım sıçranı.
Son olarak biraz da aşk hayatından bahsediyorum. Herkesin dilindesin tatlılığınla, sempatikliğinle. Eftelya'ya bak seni tatlı ve sempatik buluyor belli ki. Çok kibarsın Eftelya'm.
Birileri var mı hayatında? Vallahi yok ya. Olmasa daha sağlıklı gidiyor gibi hayatımız. Ne zaman oldu en son?
Vallahi çok oldu olalı ya. Gerçekten böyle bir noktada... ...olmasa daha hayırlı gibi geldi bana kendi hayatım için.
Yapmam gereken şeyler çok fazla gerçekten yani. Onları yapmak için... Seks hayatın var mı? Of dayanamıyorum yine bir seks sorusu yapıştırdım.
Yani dürüstçe ondan da uzaklaştığım bir şeye dönüşüyor gerçekten. Haa, oralara hiç girmiyorsun. Yani bir ilişkim yoksa öyle bir hayatım çok fazla olmuyor. Aa, yalan bak, daha çok.
Ben söylesem böyle şey gibi hissediyorum yani. Yalan söylüyor gibi ama arkadaşlarım o kadar tanık ki bana yani böyle. Yok canım, hiç yalan söyleyecek birine benzemiyorsun. Duygusal bir şey olmadığı zaman bunu paylaşabilmek çok zor benim için yani.
O zaman pango için... Ondan da kaçıyoruz. İşte hayatımızı idam ettirelim. Hayatımızı istediğimiz şekle getirelim.
Hayal ettiğimiz şeyleri yaşayalım diye uğraşıyoruz. Peki buradan sonra taliplerine bir mesaj verelim mi? Ne gibi? Boşuna beklemeyin gibi.
Yani beklemiyordur kimse zaten ya. Allah Allah bak ne yazmış kız. Bak kız sana ilanı aşk etmiş burada. Estağfurullah.
Teşekkür ederim. Teveccühüdür. Biraz işlerim var Eftelya. Gelemeyebilirim.
Of çok komik. Peki bu program bitti. Turuncu kalem, turuncu mikrofon ve turuncu belenim. Ben de en sevmediğim renk de turuncudur ama beni hep bulur.
Seni tetiklemeye mi çalışıyoruz? Hayır, mor ve benim ayağımda mor ve turuncu çiçek dövmeleri var. Ve bunlar benim iki sevmediğim, nefret ettiğim renk. Peki bunun kronolojisi nasıl?
Yaptırdın ve artık bunlar sevmediğin rengi dönüşüyor gibi mi? Sevmiyordun da mı yaptırdın? İşte o an aklımın gittiği zamanlar var benim. Mesela mor odam vardı.
Küçükken o yüzden her şey mordu. Ben yaptım onu. Ama oradaki travmatik günlerimden dolayı mor sevmiyorum. Turuncu da hiç böyle tuttuğum bir renk değildir.
Ama gelir beni bulur. Yani her şey... Al. Hani anladın mı?
Böyle bir... Hep mesela turuncu ruj sürerdim yıllarca. Ama sevmediğimi iddia ederdim. Aynen. Biraz turuncu var için. Evet.
Niye böyle olmuş ki? Ben de hiç istemeden, bilsem hiç böyle yapmazdım. Hayır, hayır. Bunları ben, yani biz seçtik canım.
Tabii ki ben kendimden bahsettim. Sen de düşün. Hayır, ama bir uyum sağladık. Baksana halimize, harikayız.
Pantolonilerin bir olması benim için çok önemli. Turuncuyla barışıyormuşsun bir de. Turuncuyla barıştım bu programda bu arada. Mor kaldı.
Mor kaldı. En son umarım annem dinlemez Kadıköy sinemasında da bir feminist bir arkadaşım bana mor bir çiçek getirmiş ve mektup yazmış. Hazandıra buradan sevgiler. Demiş ki mor rengini sevmediğini çok iyi biliyorum.
O yüzden bunu sana aldım. Falan mı yani? Mektubu gelirse anlatmıştım ama yani anladım. Biraz böyle yüzleştiriyorlar beni.
Aynen. Çöz istiyoruz gibi mi acaba? Ne ki bilmiyorum. Bilmiyorum.
Ben de yine turuncu gelmişim. Evet. Turuncuyla barıştık. Neleri seviyorsun?
Var mı o yoksa sevmediklerin mi var? Mavi'nin lacivert saks mavisi dedikleri maviyi çok severim. O patlayan bir mavi mi? Evet.
Koyu birazcık. Koyu olanı. Onun yanına da yeşili çok koyu bir güzel bir yeşili çok yakıştırırım. Havalı.
İki rengi beraber seviyorsun. Birlikte görmeyi seviyorsun biraz. Ya benim öyle iki renk şeyim var. Aynen.
Eskiden siyahla beyaz derdim. Hemen şey, siyahla beyaz bir renk değil ki derlerdi. Sen de devamlı anlatmazdın değil mi? O yüzden aslında renkler çok dönem dönem değişen şeyler.
O yüzden siyahla beyaz bakidir ama siyahla beyaz bir renk değildir. O yüzden artık bir düşünüyorum. Şu an hangi renkteyim ben ya falan diyorum. Buldum.
Sana telefonumu alınca bir şey göstereceğim. Tamam. O zaman bitiriyorum programı. Teşekkürler.
Çok tatlıydı sohbetimiz. Çok kibarsın. Estağfurullah çok kibarsın. Memnun kaldın mı?
Önce bir röportaj gibi olacak diye çekinmiştin. Öyle değildi. Aslında terapiye daha yakınmış. Hiç böyle beklemiyordum.
Katarsız, hoş geldiniz. Terapiye gitmeme ihtiyacım varken gitmeyip buraya gelmem daha sağlıklı olurmuş sanırım. Hayır saçmalama. Daha sık gelirim inşallah.
Gel, sürekli gel. Sen haftada bir gel. Seninle şu arada yarım saat konuşalım. Yiğit'le program talep edebiliyor muyum?
Yoksa yeni bir konsept mi yaparım? Şey, 14 Şubat'ta değil mi? Çok iyi olur ya. Hani ben göremezsem bile bari konuk olarak gelsin de görelim ya.
Ya onu yapmak istiyorum da bilmiyorum ne zaman yaparım. İlk başta da yapmak istedim aynen. Ama yapacağım ya onu bir konuşturacağım. Hak ediyorlar.
Ben seviyorum söylediği ve anlattığı şeyleri çok çok. Evet gullum bile. İnsanlar da sever. Evet komik bile.
Evet arkadaşlar, bu program bitti. Ve bu programı tüm podcast mecralarından dinleyebiliyorsunuz. podbimedia.com'dan da izleyebiliyorsunuz.
Aynen. Ayakların üşüyor mu? Çoğu zaman üşüyor. Hatta bu mide sorunlarına falan da yol açıyor, bilirsin ki.
Evet, benim de ayaklarım çok üşüyor. Ve bu program bitiyor.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.