Podcast

türkiye'de "bir şey" yapmak

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Konuk: Beril Sarıaltun



kimdir?



Beril Sarıaltun, Ankara doğumlu müzisyen ve ses tasarımcısıdır. Siyaset bilimi eğitiminin ardından Berklee College of Music’teki müzik prodüksiyonu yüksek lisansıyla birleştirerek, üretimlerini müzik ve sosyal etki kesişiminde sürdürüyor. Müzik endüstrisinde çeşitliliği odağına alan Kreşendo’nun kurucu direktörlüğünü yürütmenin yanı sıra uluslararası müzik projelerini yönetiyor. Bu Festival Bizim ve WOW İstanbul gibi organizasyonların sanat direktörlüğünü üstlenen Sarıaltun; ödüllü projeler, kapsayıcı festivaller ve global iş birlikleri tasarlıyor.



bölümün videolu halini ⁠buradan izleyebilirsiniz.



---------- Podbee Sunar -----Bu podcast reklam içerir.

Bölüm Transkripti

3.232 kelime · ~16 dk okuma

Ayaklarım üşüyor. Hoş geldiniz. Bugün konuğum Beril Sarıaltun. Beril'i biz kadınlara ve LGBT artılara destek veren bu festival bizim diye de bildiğimiz Crescendo Festivali'nden tanıyoruz.

Kendisi kurucusu. Çok istedim onu buraya çağırmak. Sağ olsun o da beni kırmadı. Geldi.

Hoş geldin Beril. Hoş bulduk, hoş bulduk, hoş bulduk. Tabii ki de seni kırmayıp geleceğim. Lütfen.

Transkriptin tamamını oku

Nasıl gidiyor? Güzel gidiyor. Yılın başlangıcındayız. O yüzden böyle enerjik olmaya ne diyeyim gayret gösterdiğim bir dönemdeyim aynı zamanda. Ay yılın başlangıcı biraz doğru geçmiyor mu?

Bana öyle geldi biraz. Bir şey sonsuz uzun bir aralığın ardından ocakta hazır mıyız kısmı olduğu için o yüzden. Evet, bir böyle tokatlıyor. Yılın ilk ayı galiba hep böyle bir tokatlıyor.

Crescendo kurucususun. En son iki festivaline geldim. Müthişti, mükemmeldi. Kadınlara destek vermen, orada alan açman, ilgi çekici.

Yani bu Türkiye'de yapılan bir şey değil. Var mı bir örneği daha bunun? Türkiye'de mi? Evet.

Festival anlamında yok tabii ki. Hani Crescendo'nun yaptığı bu festival bizimin hani şu an yakın dönemli bir hani benzeri o anlamda yok. Biz böyle şey gibi ifade ediyoruz Crescendo'nun düzenlediği bu festival bizimi. Çeşitliliği önceleyen bir multi jenre müzik festivali.

Yani tek bir müzik türüne odaklanmayan. pek çok müzik türüne yer veren ama çeşitliliği önceliklendiren. Çeşitlilikten kastımız da bizim aslında sadece kadınlar da değil hani onun liderliğini önceliklendiren gruplar olabilir vesaire isimler olabilir. Çeşitlilikten kastımız yaşta olabiliyor bazen olabildiğince geniş bir skalada bir şey yapmak istiyoruz.

O anlamda evet diyebiliriz. Peki senin müzikle ve sesle kurduğun ilişki üzerinden başlayayım. Müzik senin için neydi? Ne ifade ediyordu?

Bu bir meslek hayali miydi? Yoksa yaptığın şey politik bir duruş mu? Neden başladın buna? Meslek hayali asla değildi.

Benim için müzik öncelikle yani ailemle ve işte etrafımda çok müzik vardı. Ailemin böyle sofraları oluyordu. O sofralarda enstrüman çalan birileri oluyordu. Çok iyi müzik dinleyicileriydiler.

O yüzden bir şekilde kasetler vesaire onlarla çok büyüdüm. Çok dinledim. Öncelikle bir dinleyici oldum ve o sofraların bana çağrıştırdıkları oldu. Hep müziği sevdim.

Kültürel olarak da hep sevdim. Sonra böyle çok amatör düzeyde çaldım. Böyle aşamalı bir şekilde bir şey ifade etmeye başladı hayatımda. Kapladığı yer büyüdükçe benim içimdeki hani, benim içimde kapladığı alan da büyüdü yani.

Sonra bunu yani bir proje çocuk gibi yetiştirilmiştim. Normalde diplomat veya siyasetçi falan olmam isteniyordu veya doktor olmam isteniyordu. O hayalleri gerçekleştiremeyeceğimi hani bir şekilde paylaşıp... Kendi yolumu çizdim aslında ve bu yolda şey olmadı.

Çok bile bile yaptığım ve çok böyle planlı ilerleyen bir şey olmadı yani. O hissediliyor. Organik bir gidişatı var yaptığın şeyin. Aslında zaten organik şeyler böyle etkiliyor genelde insanları bence.

Doğrudur, doğrudur. Bu kaçıncı yılın şu anda? Ben 24 yaşında tam şeyden mezun olduktan sonra üniversiteden yüksek lisansa tam başlayacağım sırada Unkapanı İmece'ye giriş yaptım. Ama bu da bilinçli bir giriş değildi.

Şey mezun olduktan sonra bir taraftan çalışmam gerekiyor çünkü işte yüksek lisansa yapacağım falan hani bütün o şeyleri yapmak için etrafımda plak şirketi yöneticiliği yapar mısın diyen aslında birileri oldu. Ben de şeyde Boğaziçi'nden mezun olduktan sonra Berkeley'de iki yıl yüksek lisansı yaptım. Ses tasarım ve müzik teknolojileri. O esnada burs aldım ama bir de çalışmam gerekiyordu.

Yani bildiğiniz hani o hayatı artık yaşaman lazım yani. Öyle üniversite falan bitmiş yani. O esnada çalışmaya başladım. Orada bir... Ha böyle bir şey varmış ya.

Hani böyle plaklar, şirketler, işte kayıtlı müzik endüstrisi... İşte hani o neredesin Firuze hali var ya işte. 2017'de de ilk gördüğüm hali böyle şeydi. Hâlâ çok aktifti böyle İmeçe'yi, Unkapa'nı öyle görmek falan.

Oradan çok etkilenmiştim ama... ...yine uzun süre ne yapacağımı bilmiyordum. Sonra böyle 27 yaşımda tam bunalım yaşında yine hani böyle şey Allah'ım ya bir şey olsun da artık karşıma bir şey çıksın falan dediğim noktada pandemi oldu.

Daha da kötü. Karşıma çıkan o şey. Müzisyenler için hani sektörün durduğu vakit yani. Ama benim gibi böyle biraz şeye ihtiyacı olan bir insan için ne derler?

Ya bir şey üretmeye ihtiyacın var. Bana da mesela pandemi çok iyi gelmiş. Evet ya bunu söylemeye böyle utanıyorum. Çünkü şey üzücü bir şeydi.

Müzik endüstrisinin bittiği dönem yani. Ama benim için çok iyi oldu. Çünkü şey bir nefes aldım. Bir koşturma hali vardı falan.

Ne yapacağımı bilemiyorum falan böyle. Ve tamamen kendime ait bir şey yapmak istediğime karar verdim. Ben yapacağım, ne yapacağımı biraz hissederim falan gibi. Öyle başladı yani her şey.

Peki bu yolculukta en çok seni düşündüren en kırılma noktan neydi? Son dönemdekiler mi olsa, şeyler mi olsa. Beni götüren yani işte insan adım adım bir şey yapıyor. Sonra geldiği yerden sonra geri dönüp baktığında bir anlam koyuyor.

Kırılma noktaları hep değişiyor. Bir tanesi, kesinlikle lise benim için bir kırılma anı oldu. Biz lisede, sana hatta gösteririm, kayıt bittikten sonra şenlik yapıyorduk. Lisede ben böyle iki yıl falan çok bunalım yaşadım.

Aşırı bir bunalım yaşadım. Zaten şey oluyor ya, derdinin çaresini... Önce dertleniyorsun sonra bu sana yol su elektrik olarak korkunç bir yıldır. Düşmeden çıkamazsın kapı.

Asla. Bittim yani. İlk iki yıl benim için çok zordu. Ailem için çok zordu.

Böyle hani şey burada perdeler var ya şurayı böyle yakmak istediğim bir hal vardı falan. Bildim bildim. Bildin değil mi? Bildim abi.

Ama lise 3'te ben hala benim en yakın arkadaşlarım olan arkadaşlarımı buldum. O benim için müthiş bir şeydi yani. Hala bana en büyük gücü verenler yani. Biz böyle Ada diye bir topluluk hep vardı geldiğim lisede, Ankara Tutuklanı dosyasında.

Orada dergi çıkartılıyor, işte böyle şenlik yapılıyor falan. 16 yaşımda... Lisenin bahçesinde kocaman bir müzik şenliği yapmıştık. Arkadaşlarımla beraber.

İşte böyle alternatif şey de yapalım, sahnede yapalım. Bir de babam benim sirk prodüksiyonu yapıyordu Ankara'da. O yüzden böyle sirk sanatçılarını tanıyordu. Ben böyle bahçeye falan böyle garip garip sirk sanatçıları falan... Sen de yap,

festivalini zaten evde de yap. Bambaşka bir versiyonu ve böyle şey versiyonu, çok garip bir versiyonu. Ama ateşe atsın işte. Aynen öyle.

Ve bir anda başladığımız şey çok büyüdü. Biz böyle asilik yapıyorduk, lisedeki müdüre karşı şunu yapacağız, böyle yapacağız falan böyle. Tam böyle iptal mi etsek falan böyle onlar var. Biz bir anda kocaman şenlik yapmışız.

Bir tane daha var. Lise böyle geçti. Sonra üniversitede 2012 yılı Diyarbakır'a gittim. Boğaziçi'nde çok aktif bir öğrencilik geçirmiştim.

Enstrüman falan çaldığım dönemde. Diyarbakır'da Diyarbakır'ın son kalan Ermenisi bir teyzeyle tanıştım. Bayzer teyze. Burada da onu anmış olayım artık.

Rahmetli oldu tabii ki de. Sürpriz bir şekilde tanıştım. Ve o bahçede onunla yaptığım sohbet ve bazı böyle işte hani ne derler? ...göçten dolayı vs.

pek çok sebepten dolayı o bahçeye gelen birçok kadın vardı. Onlardan çok etkilendim. O benim hep böyle taşıdığım bir şey oldu. Hep böyle bizim yaptığımız işlerde de işte Diyarbakır'da da bir şey yapmak... ...Ankara'da da bir şey yapmak,

İzmir'de de bir şey yapmak hani... ...Türkiye'de bir şey yapmak genel olarak hep bana anlamlı geldi. Yani biz kreşendo da hep hayal ettiğimiz şey... ...sadece İstanbul değil de genel olarak bir şeyleri dönüştürmek istiyoruz.

O iki tarafı söyleyeyim bende kaldı. Gitmedi yani. Peki, müzik herkes için diyorsunuz. Bu fikir çok güçlü.

Ama nasıl pratiğe döküyorsun? Onu merak ediyorum. Yani sen şu an İstanbul'da bunu dediğin gibi yapıyorsun. Diyarbakır'a ne zaman gideceksin?

Gittin mi? Ya da hedeflerin neler bu konuyla ilgili? Aslında yani seni etkileyen şey, kırılım noktaların herkesmiş ya. Diyarbakır'daki Ermeni teyze ve işte lisedeki Ayşe.

Evet. Peki sen yani şu andaki hedeflerinde ne kadar pratiğe dökebiliyorsun? Çok zor bir şey çünkü. Çok zor bir şey yapıyorsun.

Yani hani festival yapmak zaten zordur. Bilmiyorum, yapmadım. Ama bir de yani büyüttün de işleri. Evet öyle oldu.

İki tane şey yapmak istiyorum aslında. Herkes içinin noktası o. Önce ilk başladığım zaman çok... İyi niyetli bir şey yapmaya çalışıyordum.

İşte o ilk başladığım zaman 27 yaşında. Ama o yaptığım iyi niyetli şeyin beni bitiren tarafları vardı. Ve böyle şey gibi yani ateşe doğru gidiyorsun. Yani sen nasıl bunu yapacaksın falan gibi böyle risk alıyorsun.

İşte finansal, maddi, manevi. Hani sen bu işin bir parçası oluyorsun falan. Hani onları gördükçe bir durmam gerektiğine karar verdim. Tam şeyde karar verdim.

Geçen yıl Marina Satti'yi Volkswagen Arena'ya getirdiğimizde, yaptığımız en büyük biletli iş o olmuştu. Orada benim için çok büyük bazı aldığım riskler vardı falan. Orada böyle dedim ki, Berilciğim artık hayatının, 20'li yaşlarımın heyecanıyla başlıyorum. Döneminin artık sonuna öyle bir geldin ki, çok kötü geldin yani.

Suçtun mu? Çok kötü suçtum. Böyle bir sıçma olamaz. Ben yırtsın mı diyecektim çünkü. Keşke yırtsan.

Şöyle artık yırtman lazım tarafı. Yani çok güzeldi. Teşekkür ederiz hani şu ana kadar yaptıkların için. Bir de şunu fark ettim.

Yani sadece iyi olarak bu iş olmuyor. İyi olduğunda bir genç girişimci olarak, girişimci lafından nefret ediyorum da hani şey olarak, sen bu işin patronusun kanka. Birilerine maaş veriyorsun veya bir şey oluyor, bazı sözler veriyorsun. İşi çok iyi bilmen lazım ve iyi bir şey yapman lazım.

O zaman çok farklı bir şey olacağı anladım. Şimdi onun için çalışıyorum. Geçen yıldan beri gerçekten bütün odağımı, hani biz iyi yürekli işler yaptık, şimdi de etkisi büyük. Yani bir yanlışlardan tokezliğe tokezliğe çarpa çarpa gideceksin ki bir sonrakinde onu yapmaz.

Hep bütün hayatımız böyle. Tam olarak öyle. Aynen aynen. İşte geldiğimiz nokta şu.

Biz hep o herkes içindir vurgumuz çok güçlüydü. Şimdi o herkes içinin altını daha farklı biçimde dolduracak yere doğru da gidiyoruz. Öyle söyleyeyim. Türkiye'nin bambaşka yerlerinde şeyler yaptık, işler yaptık, müzisyenleri destekleyecek projeler yaptık.

Ama şimdi hani o desteklediklerimizin bir sonraki aşaması artık onlarla daha bütüncül yani bir şeyler değiştirmek istiyorum. Değişimin yolu sadece sakince alan açarak geçmiyormuş da insanları bir yerden bir yere taşıyarak geliyormuş anladım. Şimdi bir kısa bir ara veriyorum. Tamam vereyim. Şimdi birazdan devam edeceğim.

Türkiye'de müzik sektöründe bir sürü insan bir sürü şey yapıyor ama bazı insanlar da gerçekten görünmeyen tarafta oluyor. Aslında sen görünmeyenleri de ortaya çıkarmaya çalıştığın bir yerdesin. Görünmeyenler kısmında neler yapmaya çalışıyorsun? Nasıl onları alıp alana çıkartıyorsun?

Bu yaptığın şeyin politik olduğunu düşünüyor musun? Politikliği bu festivale nasıl bağlıyorsun? Görünmeyenler, evet. Aslında görünmeyenler biziz yani bir yandan da.

Göstermeye çalışıyoruz kendimizi, konuşmaya çalışıyoruz, bağırıyoruz. Birimiz bir sergi yapıyor, birisi seks konuşuyor, birisi festival yapıyor. Aslında hepimiziz ama hani aslında hep görüneni çıkartmak değil senin amacın ya da yaptığın şey gördüğüm kadarıyla. Politik bir duruşla görünmeyenleri konuşmak, göstermek, LGBT artılara öncelik vermek, kadınlara öncelik vermek.

Onlar zaten hani... Onlar dedim, biz zaten görünmeyenin öyle bir tarafındayız ki... Sen bunun için özellikle ne yapıyorsun? Bir şey yapıyor musun?

Yoksa zaten hayatın akışında bu insanlar var ve sen onları akışının içine sokuyor musun? Yok, öyle olmadı. Ya tabii ki de var da şey olmasın. Ya şöyle oldu.

Bir strateji değişikliğine de gittik. O yüzden de düşünüyorum bunu nasıl anlatsam diye. Önce şöyle başladık. İşte bu benim ilk dönemimiz diye tarif ettiğim.

Çok kötü sıçtım dediğim var ya. O ana kadar olan yerde şunu yaptım. Ben sadece görünmeyenlere odaklanıyorum. Sıkı durun.

gibi bir şey yaptım. Orada da sıçtın. Orada da sıçtım. O da benim en büyük seçişim.

İşte onu, onu, o çok kritik bir nokta. Can tavana da bağlanıyor işte. Benim bir kere Teoman'ı ilk aldığımda umarım annem dinlemezdi. Feministler falan yani iğrenç bir adam.

Niye aldı? Kızanlar olmuştu dedim ki. Önce görünmem lazım. Evet.

Hani böyle açık yanında, bilmiyorum. Kesinlikle öyle. Evet. Bence senin konseptin de çok uyuyan bir şeydi bu arada.

Hiç bence bir şey değil. Ama işte zaten şu, mesele şu, ya ben görünmeyenlere sadece odaklandığımda, artık festivali falan da öyle tanımadım da, bitiyoruz abi, biz böyleyiz zaten şurada. En temel konu şu aslında, uf, dünyayı çözmüş şey, liseli gibi konuşmak istemiyorum ama şöyle bir konu var. Kadın liderler, yazarlar, sinemacılar kadınlara hitap ediyorlar.

Bir erkeği ikna edip baktırmak çok zor. Bütün kadınları, bütün plastikleriyle de söylüyorum bunu. Bir erkek dünyayı yönetiyor. Ve sen bir yazar oluyorsun.

Mesela Ursula Le Guin'i biz okuyoruz yani. Ve okuyoruz ve bana ilham oluyor ve olacak yani. Ama biz dünyayı konuştuğumuzda, siyasetçileri konuştuğumuzda bir şey var ortada. Ben sadece buraya hitap eden bir şey yapıyorum dediğimde... ...kocaman bir dünyayı kapsamadığıma dair bir ima ve iddia oluyor.

Ama ben her şeyi değiştirmek istiyorum. Ve her şeyi değiştirmek istediğimde... İçinden yanıltı şuan geçen şey o. Evet.

Ya ben böyle hani bütün herkesi değiştirmek istediğimde... ...sadece ben burada bir şey yapmak istiyorum dediğimde... ...orada bir korunaklı alan oluyor,

güvenli alan oluyor. Gerçekten değişim yaratacak olan şey buradakilerin... ...her yere çıkabilmesi ve her şeyi bir şekilde etki edebiliyor olması... ...o asıl mesele olacak bir taraftan,

onu hissettim. Yani o benim gerçekten şeye doğru götüren noktada... Beni sıçışa götüren noktanın hepsi kendisi zaten beni o kısıtlayan noktaydı. O yüzden mesela bugün sen bana dersen ki işte Beril sen ne yapıyorsun?

Ben şey demem mesela ben kadınları ve LGBT artları desteklerim demem. Ben diyorum ki bunu yapıyorum. Bunu biliyorum. Bu cepte.

Bu benim cebimde. Bizim yaptığımız işin DNA'sında var. Ama hani hayatı istiyoruz. Sadece geceleri değil dedikleri şey var ya.

İlk amacımız bu değil. Aynen öyle. Amacımızın içinde... Sadece yer verdim.

Zaten organik, yine dediğim şey, akışkan olduğun zaman böyle oluyor. Evet. Cam tavanın kendisi neymiş biliyor musun? Cam tavanın kendisi benim sadece kadınlara hitap ediyorum dememmiş benim için.

Çünkü ben patlamak istiyorum. O beni, ya kendime kurduğum bir şey olduğunu fark ettim. O benim aslında değişim yolum oldu. Festivalde de şeyde değişiklik yaptık, yani line-up'ta değişiklik yaptık.

Yine headlinerlar kadın. Ya benden yine şey çıkmayacak, onu biliyorum tabii ki de. Hani Türkiye'de her yerde görünen festivallerden bir tane dahası olmayacak inşallah. Dünyada asla büyük konuşmamak lazım.

Rezalet bambaşka bir şeyle gelirsem hani şey olmasın ama... Ben değişimi insanla verilen emekle bütün olduğunu görüyorum. Ve görünmeyenlere, sen görünmeyensin ve hadi gel görünmeyeni destekliyorum dediğimde... ...görünmeyenin görünür olmak için bir şey yapmadığını...

...o güvenli alanda sınırlı kalmak istediğini fark ediyorum. Daha cesur olmak için başka sulara da atılmak lazım. Ben artık orada gitmeye çalışıyorum.

Bu bir sorun var. Bunu da böyle not almadan şimdi aklıma geldi. Birisi böyle yakın arkadaşlarında paylaşmıştı işte. Pariboart'ın atıyorum Zorlu'dan farkı ne?

Hani orada da sonuçta bir marka, bir para. Zorlu'nun... politik olarak duruşu bambaşka bir canceladığımız bir yerde en azından benim öyle ama pari bu artta sonuçta destek veren bir taraf var mekanını kurmuş açmış belki işte sanatçıların parasını veriyor orada senin bunu yapmana izin veriyor ama aslında kapitalist bir taraftasın ama sen yıllarca gördün o olmadan bir bok olmuyor işte sıçtın battın vesaire ya bu hem sosyalist olup yani hem böyle şeye bakıp bakıp ben kendim için de söylüyorum işte yani markalarla çalışıyorum çünkü başka yolum yok karnımı doyurmak için podcast yapabilmem için sevdiğim şeyi bir marka sponsorluğum olsa ne güzel olur diyorum ama bir yandan da burada aktivizm feminizm işte bir sürü şey konuşunca da Bir çarpışma ya da şey oluyor. Eleştiri de oluyor.

Kapitalist sistemin kölesi de oluyorum. Sen böyle şeyler hissediyor musun? Şunu ayrıştırdım. Benim olduğum insanla benim dünyada düşündüklerim bir yerde.

Yaptığım işin kendisi tam olarak o değil. Bir yonu gördüm. Çünkü içimdeki fikirlerin Türkiye'deki karşılığının olma ihtimali yok. Bunu biliyorum.

Dünyada da öyle yani. Hani ruhun başka akabilir, kanın başka akabilir. Önceliklendirdiğim şey, değişim yaratmanın yolu öncü ama kitlesel olabilmek bence. Bunun farkını ve bunun örneğini Türkiye'de daha önce görmüşüz.

Yani avantgarde popüler, popüler avantgarde gibi düşünelim bunu. Hem kitlesel olup hem fikir değiştiren, öncü bir şeye taşıyan iş yapılabileceğini düşünüyorum. Benim yeni aldığım risk aslında benim için bu. Yani ne demek istiyorum?

Eski Türkiye'ye muhabbeti yapmak istemem ama... 2000'lerde hem çok kitlesel olup hem de ya bugünden baktığında bu iş çok radikal dediğin çok iş var. Evet. Onu yapmak istiyorum artık.

Doğru. Risk alabilirim ama hani kimseyi kendimi ve etrafımı şey yapmadan hani Güvenlikli ve güvence altına alacak şekilde ama büyük iş yaparak. Artık bizim hedefimiz ve gidişatımız bu. Çünkü diğer türlü ciddiye alınmıyorsun.

Öncelikle yaptığımız işin ciddiye alınmasını ve bir şeyleri sallamasını istiyorum. Salladıktan sonra bakalım ne yapacağız. Çünkü biliyoruz ne olduğumuzu. Gerçekten gitmek istediğim falan yol bu.

Yaptığım işte, ben artık patron oldum yani. Patronun şeyi olamaz ki o yaptığın işte. Fikri önemli değil. Gitmek istediği yer var.

Bir de kreşendo var. Benden ayrı bir de kreşendo. Bir de onu aslında ayrıştırmak benim için çok önemli bir adım oldu. İşte o zaman ateşe gidiyorsun.

Seninle yaptığın iş aynı oluyor. O zaman ateşe gidiyorsun. Evet. Olmayı görmüyorsunuz. Görmüyorsun ama bir dakika hani kreşendo atıyorum bir yapı bunun çalışan insanları var bir şey var buranın sen ve o ayrısın.

Bu yaptığının değerleri var. Kreşendo'nun kendisi benden ayrı. Bambaşka bir şey yaratıp bozulup dağılıp bir şeylere dönüşebilir. Önce o ayrışma sağlandı.

O ayrışma olduktan sonra Beril'in düşündüğü ve kreşendo'nun olduğu benim yapmaya çalıştığımla kreşendo da yapmaya çalıştığım şey arasında tabii ki de fark var. Yapmak zorunda oldukların ve yaptıkların, yapamadıkların var. Evet. Orada bazı kararlar alınabiliyor.

Ama tabii senin yaptığın işle alakalı şöyle bir fark var. Senin bu konuları kendi özelinde ayrıştırmanın daha meşakkatli bir şey olabileceğini tahmin ediyorum. Yani ben ayrıştırmak... Zorunda olduğum şeyleri... Bir yandan o kadar hak veriyorum ki bu duruma.

Böyle bir utandığım ve şey olduğum bir taraf oluyor. Utanma ya. Yani genel olarak o kapitalist düzende zaten nasıl büyüdüm ben yani. Benim yapabileceğim... Yıllardır kendime yapabileceğim şey buraya kadar.

Bundan sonrası da tabii ki olacak. Ama ne bileyim, ben ülkücü bir otoparkçı babayıyla büyüdüm zaten. Hani genel olarak benim hayatımın, işte komünist bir ailede büyüdüm. İşte öyle oldum ve şu an böyleyim gibi bir şey de yok.

Anlatabildim mi? Ne bileyim, eğitimim mükemmel değil. İşte sınıfsal olarak çok... ...bambaşka bir şey,

yüksekliklerde değildim. Yani yapabildiğim, öğrendiğim... ...işte elimden gelenler bunlar gibi geliyor.

Ama işte o kapitalizm işinin içine girdiği zaman bir... ...oluyorum, şöyle bir şey oluyorum ama zorundayım yani. Ben ne yapayım?

Hani hayat bu. Sonuçta... Buradan çıkıyoruz. Ayakkabımızın markası belli.

Yediğimiz yemekler belli. Burada duran bir bardağın markasının ne önemi var ki? Tabii ki bazı markalar hariç. Dünyanın bir düzeni ve sistemi var.

O dünya sisteminde akan bir dünya var. Ve onun içerisindesin bir taraftan. İçindeyiz. Bitti.

Aynen öyle. Artık onları geçtim. Ama hayır, ben zaten bunu burada sana sormamı sevdim. Çok bağımsız müzik festivali ya o.

Bir anda mesela o marka... Bittik ya biz. Bittik abi. Bana ekibimdeki insan ne dedi biliyor musun?

E sen zarar et dedi. Bizim olayımız bu değil mi? Ben neden zarar edeyim? Ben koç muyum ayol?

Ben zarar edecek bir şeyim mi var yani? İşte öyle davranıyorlar. Bana böyle demişlerdi. Ama bak bu şununla alakalı.

Bu da, bunu demek istemiyorum ama bunu ben olduğum için, ben açık yürekli ve işte öyle birisi olduğum için bana diyor ki sen zarar et biz yine de bunu yapalım. E kanka sen bunu mesela bir tane adama der miydin yani? O der dese ki ben bir girişim kurdum, bağımsız müzik yapacağım falan böyle. E hani sen bağımsızdın?

Yok ya herkes şili yani orada. Bizim alanda şey, hem güzel olacaksın ama o kadar olmayacaksın. Hem bir şey olacaksın ama olmayacaksın. Patron olacaksın ama olmayacaksın.

Ya hep öyle. Evet, çok ikilemler arasındayız. İkilemler arası yani. Peki, son sorumu şöyle soruyorum.

Müzik dışında seni hayatta tutan şey sorayım hadi tatlı. Teşekkür ederim. Rica ederim. Müzik dışında beni hayatta tutan... Girişte söylemiştim.

Arkadaşlarım ve sevdiklerim gerçekten en büyük var olmalarına şükrettiğim şey o. Çiçeklerim öyle. Hayatı, yaşamayı yani şey, temaşa dedikleri var ya çok seviyorum yani. Gezmeyi çok seviyorum.

Mesela tanıştık ya, benim için yani genel olarak her tanıştığım insanla bir şey hissediyorum yani. O bağlantılar beni şey tutan, çok diri tutan şey. Şükürlü haldeyim yani bu bütün hani tanıdıklarım, tanıştıklarım. Tavizler ve taviz almayan her şey için yani.

Öyle, beni hayatta tutuyor bunlar. Ben de tanıştığıma çok memnun oldum. Çok teşekkür ederim geldin. Ben teşekkür ederim. Çok merak ediyordum seni de tanışmaya.

Çok tatlı işler yaptığın için. Teşekkür ederim. Bu program bitti. Ayaklarım üşüyor.

Bitti arkadaşlar. Tüm podcast mecralarından dinleyebiliyorsunuz. podbmedia.com'dan da izleyebiliyorsunuz.

İzlenebilir podcastıma hoş geldiniz ya da hoşça kalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)