
5.201 kelime · ~26 dk okuma
Eğer bu podcast'ı dinliyorsanız podbe.com ve podbe app'ten de izleyebilirsiniz. Merhabalar herkese Mecbur Muyum'un yeni bölümüne hoş geldiniz. Bugün çok hoşlandığınız, büyük ilgi gören bir serinin üçüncü bölümündeyiz.
Annemi sevmeye mecbur muyum'u konuştuk, babamı sevmeye mecbur muyum'u konuştuk. Bugün kardeşimi sevmeye mecbur muyum'u konuşacağız ve yanımda sevgili abim Ozan Emel var. Vay agam gelmiş şu an. Hoş geldin ağabeyciğim. Nasılsın? Gerginlik var mı?
Yok. Ben seninle konuşuyorum yani. Gergin olmanın hiç gerek yok. Öncelikle benim gibi bir ikonla kardeş olmak nasıl bir duygu?
Gurur duyuyorum açıkçası. Her programını izlediğimde de mutlu oluyorum yani. Çok izlemiyorsun sanki. Yani ilgimi çeken bölümlere bakıyorum. Arada işte yolda giderken açıyorum. Yani izliyorum.
Bu arada şaka soruydu. Zaten şey bir soru. Ne zaman bir ikon olacağımı anladın. Biraz kendinden bahset ya.
İnsanlar seni merak ediyor. Avustralya Sisi mezunuyum. Ondan sonra Avustralya Sisi'ni bitirince Sabancı'ya girdik. Oradan malzeme bölümünü bitirdim.
Biraz finansal bir kurumsal iş hayatım oldu. 4-5 yıl kadar bankada çalıştım. Ondan sonra oradan ayrılıp yaklaşık 12 senedir bir ortağımla birlikte kimyasal ammade ticareti yapıyorum. Bambaşka kulvardayız seninle bu konuda.
Herkes böyle şey soruyor yani abin ne yapıyor falan çok soruyorlar ve ya senin doktor olmanı bekliyorlar ya da böyle benim gibi boş boş işlerle uğraşmamanı bekliyorlar. Ailenin en şeyi biziz. Ailede bütün herkes doktor. Sen de benim dışımda.
İyi ki olmadık ya sen diyor musun keşke doktor olsaydın falan. Yani benim aklıma hep annemin gece üçte kalkması, babamın gece üçte kalkıp ameliyata falan koşturuyorlardı. Onları öyle görünce hiç öyle bir hayat istemedim. Aynen bence de hiç İmre'nin ötesi bir hayat değil.
Hala da yani. Aynen. Çok zor bir şey doktorluk. Kesinlikle.
Onlara çok şey borçluyuz. Onlar bizim başımızın dağcı. Tabii ki öyle. Buradan da selam yollayalım.
Kime? Annemle. Okey ben de doktorlara genel miyim? Tabii ki yollayalım.
...olmasaydınız olmazdık diyoruz. Şimdi ben şey, takipçilere soru sordum işte abimi konuk alacağım falan filan diye. Bayağı bir hiç beklemediğim kadar çok soru geldi sana sormamı istedikleri.
Ondan başlayalım. Sen mesela bunu bir abisi olan bir kız yazmış. Benim abim var ve çok kayrılıyorum. Sen de evde kayrıldığını düşünüyor muydun erkek olduğun için?
Ben hatırladığım tek şey beni abile yolluyorlardı bakkala mesela. Sen hep küçüksün ya da kız kardeş diye. diye. Ha bile ben gidiyordum bakkala. Ondan sonraki şeydi de
hani büyüyünce Ezgi gidecek falan dediler ama bir şey görmedim yani. Oradan yırtığını düşünüyorum açıkçası. Evet evet. Sana bir yüz ekmek alma borcun var.
İyi tarafları da var. Kötü tarafları da var bence. Mesela yani kardeş olarak bir ton oyuncağın oluyor senin. Hem benden dolayı hem de kaynağın oluyor. Evet hepsi de ikinci el
yani böyle bir bacağı olmayan bir şey oluyor işte. İkinci kardeşi acıma gibi bir şey oluyor annelerde galiba. O hep işte senin ikinci elinle ne büyüdü bilmem ne. Ekstradan.
Bilmiyorum yani. Ya da bu yanına bakıyorum belki de. Kayrılmış gibi. Evet. Kayrılmış gibi
hissetmiyorsun yani. Yani çok hissetmedim. Erkek olduğun için bir kayrı mı? Bizim aile de tam kayıracak yani bilmiyorum ya. Aile
kayırmaz yani bizim aile. Evet. Bizim ailede biraz otistik bir eşitlikçilik var. Otistik demeyelim de yani. Kötü anlamda
söylemiyorum. Böyle olmalı bu. Kuralcı bir eşitlik. Yani.
Diyebiliriz. Peki. Sence benim doğumda ne hissettin? ...yettim böyle çok...
Ay çok sevindim ben ya. Kardeşim oldu o ne dedi? Hayır hiç isteyen, istemediğin yani çocuklara sorarlar ya işte... ...istiyor musun kardeş bilmem ne.
Yok ya istiyordum ben galiba kardeş. Ama herhalde hep erkekler erkek, kızlar kız olsun ister. O kadar genç bir şey dönünce açıkçası yani... Beynimizin erimişliği.
Ama yani istiyordum kardeş. Erkek kardeşin olsun tercih eder miydin? Bilmem kız kardeşinde ayrı bir güzelliği vardır diyelim şimdi. Şimdi artık şemsiye açılmış yani bu saatten sonra.
Ya söyleyeceğim dürüst ol burası şeffaf bir program. İyi ki kardeşim sensin. İyi ki bu muhabbeti şu an yapıyoruz. Bundan bir mutluluk duyuyorum.
Ya tamam farazi düşünce deneyi gibi düşün yani. Seç 91 yılına gidip seçebilecek olsan. Halanın şeyi amca. Düşünce deneyi gibi düşün.
Yok ya ben seni istiyorum. Ağlatma beni Artık şimdi şöyle yapıyorlar Öyle mi o kadar şey yapamadın Aynen ben de yapamıyorum Küçükken seni doğarken aldığı zevki Bugün herhangi bir şeyden alıyor mu Hayır Aklıma şey geliyor sen hatırlıyor musun bilmiyorum ama Sen uyuyor muydun kafana enayi yazıp Fotoğrafını çekmişsin Fotoğrafı bulamıyorum O fotoğrafı hep görünce Yani mutlu oluyorum Ama tatlı şeyler tabii Ya senin açından çok tatlı. Benim açımdan çok güzel. Senin açından çok güzel benim travmatik anılarım şeklinde.
Olsun ama güçlendin sen de böyle. Evet evet hep de teselli bu. Öldürmeyen şey güçlendirir. Şey ben şeyi hatırlıyorum ya tuvaletteyken kapıyı tuvalette tuvaleti mi yapıyorum ya kapıyı açıp fotoğrafımı çekeceğim.
Ve sonra sınıfına bunu göstereceğim arka hoşlandığın çocuğa bunu göstereceğim falan diye böyle şey. Vay be o kadar onu bile hatırlamıyorum mesela. Aa hatırlamıyor musun? Evet evde senden küçük ve işkence edebileceğim bir karakter olması eğlenceli olacak.
Ya biz küçükken ama biraz şeydik. Tom ve Jerry gibiydik. Diğer kardeşlerinin aksine. Sonradan.
Sen biraz. Bir de biz küçükken şimdi bizim aramızda 6 yaş var abimle. İşte sen ortaokula başladın ben ilkokuldayım. İşte sen üniversiteye başladın ben lisedeyim.
Hep böyle bir. 6 yıl geriden geliyorsun. Hiç yakalayamıyorsun. Aynen hep yakalayamıyorum böyle şey gibi.
Limitini almak gibi böyle. Yani şeyimizde ancak böyle 20'li yaşlardan sonra aynı ortamlar ve benzer dertlerimiz olduğu yaşta. Ben ilkokula başladım. Yok sen LGS'ye hazırlanıyorsun.
Yok işte üniversitedesin yatakhanede kalıyorsun falan filan. LGS yoktu ama. Neydi o sizin zamanınızda? ÖSS vardı.
Hayır hayır ya lise giriş sınavı. Ortaokuldan giriyordum ben ya. İşte ortaokul. Ha ortaokul.
Neydi acaba? Ortaokul lise 1'di ya bizde. Ha doğru doğru. İsmim başka.
Hey hey. Hey hey. Eski zamanlar. Ben bazen şakasına şey diyorum.
Evde düşmanımla beraber yaşıyordum. Yani. Belki ama o düşmanla yaşamasam burada olmayacak. Evet ama şöyle bir şey var.
Kesinlikle yani karakterimin gelişiminde geçirdiğim zorbalıkların çok büyük etkisi olmuştur. Hani beni güçlü bir karakter yaptı ve hatta... Peki az dayak yediğini düşünüyor musunuz? Hayır.
Keşke biraz daha yeseydim falan dediğim oluyor mu? Keşke biraz daha dövseydim beni. Yok hiç düşünmüyorum. Bence dayaktan çok psikolojik kısmı daha şey yani.
Yani o zorbalığın mesela şey ne bileyim işte sen zaten şöylesin böylesin. Yok yani gözümüzde. Şaka gibi. Sen zaten şöylesin böylesin bunu mu giydin bok gibi olmuş olan gibi şeyler.
Ben ama senin şeyi var. Sende çalışan negatif psikoloji sende çalışıyor. Yani sana yapamazsın diyeceksin. Ya da işte ben bu okulu kazandım sen kazanamazsın çünkü salaksın diyeceksin.
Sen onda inat yapıyorsun. Bazı insanlar da o işe yaramaz. Ona pozitif konuşmak gerekir. Sen de ama özellikle sen negatiften inattan şey yapıyorsun.
Hem inat hem de evde böyle senden daha büyük. Çalınç oluyor herhalde sana. Hem çalınç oluyor hem de bir şeyler becerebilen bir karakter var evde. Senden büyük ve büyük olduğu için daha becerikli oluyor tabii ki.
Abiler ablalar. O yüzden o da bir insanı hırslandırıyor bence. Öyle bir küçük kardeş psikolojisi var. Ben onu çok yaşadım.
Ama sen hakikaten Avusturya Lisesi'ne girmemiş olsan ve sürekli sen geri zeka olsan hiçbir şey yapamayacaksın falan gibi şeyler söylüyor daima. Sınavda Avusturya Lisesi'ni kodlamam, parmağımı keseceğim falan gibi şeyler söylüyor. Yani ben seninle şu durumda guru duyuyorum yani. En güzel, en iyi yerlerden.
Ben zaten artık üzerinden sularak bir şey komik yaratıyorum. Girdiğin her yeri bu hakkınla bitirdin yani. Evet ama bunları söylemesem bu kadar gaza gelmezdim onu diyecektim yani. Yani salarsın şu an herhalde çok iyi çok şey yine yapmak lazım arada belki de.
Olabilir. Sen negatif şeyden etkilenmiyor musun? Yani mesela bizim anne daha çok hani aklıma geliyor annemin şeyi yani etkilenmiyordum yani. Gaza gelmiyor musun?
Bir şey söylersen gaza gelirim ama negatif bir şey de bilmiyorum. Senin gibi çalışmıyor o şey bende. Evet kişiden kişiye çok değişiyor. O yüzden diyorum.
Bana mesela şimdi çok şey sorusu da geliyor işte olumsuz yorumlarla nasıl şey yapıyorsun falan. Ben diyorum ben 3 yaşından beri buna hazırlanıyorum falan hani olumsuz yorum. Bizde mesela bana da mesela annem şey falan diyordu. Şimdi direkt eve beyin boklama şey formatına dönmesin ama sen o İngilizce bilmiyorsun oku diyordu yani.
Kal sınavdan falan diyordu annem yani. Doğru demişim. Ama geçtik yani bir şekilde. Şeyi mi diyorsun?
Şeyi var ya. Hazırlık sınıfı. Üniversiteye. Evet ona tek bir doğru cevap yok.
Belki de ben orada inat ettim bilmiyorum yani inatlı olacak bir şeyim ama. Evet insanı gaza getiriyor gerçekten. Bazı şeyler evet. Bazı şeyler de getiriyor.
Sana bir iş buyururken sen ondan para talep ediyor muydun gibi bir soru gelmiş. Senin öyle maddi bizim bir şeyimiz çok şey olmadı herhalde. Yani maddiyat bizim için önemli bir konuşma konusu dahi olmadı herhalde aramızda. En son bizim para muhabbeti şeyde oldu.
İşte sen bana demir paralarını ver. Öyle kandıramayacağın çocuksun şeyden. Ben sana kağıtları ver onlar daha değersin. Ben sana demirleri vereceğim bak bunlar metal falan.
Maddiyatla ilgili inan şeyi hatırlayamadım ya. Abiler ne zaman nasıl kardeşleri kabul edip dövmeyi bırakıyorlar bir şeyler oldu ve abim bıraktı yazmış Bora Öztürk diye bir takipçi. Bizde de sanki öyle bir şey olmadı mı? Yani bir süreçten sonra artık diyorsun yani başka bir şeye evrediyor.
Yani o hıncın, o şeyin belki gidiyor ya da ne bileyim bazı stresini kardeşinden çıkarıyorsundur. Belki onların farkına varıyorsundur. Olabilir. Ya da imkan yoktur.
İngiltere'dedir kardeşim ama. Fiziksel imkansızlıklar. Aynen. Okula başlayınca eskisi gibi dönemez olduk.
Ama işte bence kardeşinin önemine biraz da şey oluyor. Ayrılınca anlıyorsun yani. Yani evden mesela ben yurtta kaldım hani atıyorum. Orada şey yapamadık sen gittin falan.
Öyle olunca sanki daha böyle şey oluyor. Yani o zaman daha çok bence düşünüyorsun. Sorguluyorsun falan. Onun etkisi olmuş olabilir yani.
Sen abim değil de ben senin ablan olsaydım sence neler değişirdi? Sence ben teşekkür ederdim sana iyi ki böyle bir ablam vardı. Bilmem yani sonuçta bence büyük kardeşler bir yol açıcılığı vardır. Yani ben sadece kendi adıma söylemiyorum ama bir kişi önünde senin bütün problemleri önünde yaşıyor atıyorum.
Beş sene sonra sen yaşayacağın problemin bir tanesini örnek olarak göreceğin birisi var. Oradan bir şeyler kapman daha şey olabiliyor. Kimse mesela tek çocuk bir insanda bu maalesef mümkün olmuyor. Her şeyi kendi tecrübeleriyle tadıyor.
Evet. Ama mesela kardeş olmanın hani en büyük artısı belki o olabilir. Sence küçük ben de öyle düşünüyorum bu arada. Ya da hani mesela sen ilk bir kere sigara içmiştin lisedeyken ve annem büyük olay çıkarmıştı falan.
Sen ne olacaksın? Ben böyle şey hani iyi ki bunu ben yaşamıyorum şu an ve ömür boyunca galiba sigara içmeyeceğim falan gibi. Çok evde çok dramatik falan tepkiler. Bir şey vardı senin arkadaşın evden gitmişti.
Ben ilk defa sarhoş olup eve gelmiştim. Hatırlıyor musun? Hangisi? Hatırladım.
Başar falan sen hatta taşıyordun. Şey daha parayla likör almıştık en pahalı en yüksek alkolü o diye. Sonra onu hatırlıyorum eve geldik senin Seda'm var. Elif'tir kesin korkup gidecek bir tip.
Evet evet hatırlıyorum. Evet öyle şeyler mesela çok öğretici oluyor insan için. Yani işte sen belki daha temkinli içiyorsundur onu gördükten sonra. Aynen aynen.
Peki sence net faydaya bakıldığında küçük kardeş olmak mı daha avantajlı büyük kardeş olmak mı? Sence? Ben küçük gibi görüyorum. Yani olabilir.
Olabilir. Büyük kardeş olmanın sorumluluk dışında... Belki de ileride büyük kardeş olmak daha avantajlı olabilir. Ne açıdan?
Ne bileyim kardeşin daha sana şey yapar. Saygı duyar falan. Daha yakın bilemiyorum. Senin şey lafın var ya ben ailemle daha uzun zaman geçirdim.
Beni daha çok seviyor. Senden 6 sene daha uzun süredir evlatlarıyım falan gibi lafları vardır. Peki hiç kıskançlık yaşadın mı? Ya mutlaka yaşamış insanlar kardeşim.
Yaşamıştır yani de. Ne konusu üzerine olduğunu şimdi. Genelde çocukken anne babayı paylaşamama gibi şeyler oluyor. Anne babanın ilgisine.
Var mıdır? Bilmiyorum ki Ezgi'ye şunu aldın bana bunu almadın. O tarz bir şey olmuştur belki de. Ama sana alınıp çünkü bizim ailede şöyle bir şey oldu yani.
Şimdi ilk çocuklarda genelde böyle oluyor. Hani sana böyle obozaca her istediğin alındı. İkinci çocukta nasıl ya? Öyle bir şey olmadı bir kere.
Nasıl ya? Bir Rotring kalem seti almadılar diye. E tamam yani. Ya tamam çoğu şeyi alıyorlardı yani sana.
Peki teşekkür ederim. Ve bana senden kalan dersler çıkarıyor anne babalar. Hani bu sefer de aynı hataları yapmayalım çocuğun arasını almayalım. Bir de zaten evde çok fazla miktarda oyuncak da oluyor oluyor.
O yüzden ikinci çocuklara da daha az şey alınıyor bence. Bir de tecrübeyle hani anne baba da sonuçta bir tecrübe kazanıyor. Tabii ki evet. Yani belki de bana şey yaptıkları bir hatayı gördüler.
Sen de uygulamalılar. İşte onu diyorum zaten. Bu bir süreç zaten hani anne baba da her şeyi bilmiyor yani ve onlar da şey yaptıkça öğreniyorlar. Bana da mesela iki çocuğu olan arkadaşlarım falan ikinciye hiç şöyle hani ilkine böyle aman aman bakıyor da ikinciden sonra zaten deneyimliyim diyor.
Hani şey bir şey olmaz. Zaten doğrusu da o yani. Diğer türlü hani insan ilk çocukta böyle bir heves alıyor işte şımartıyor çocuğu bir şeylere sürekli hani hiçbir şeyden kısmıyor. İkinci de biraz daha işte mevcut şeylere giy, mevcut oyuncaklarla oyna falan.
Bence öyle bir şey. Tabii şeyde çok haklı bir nokta da var tabii yani. Ne kadar fazla bir şeyin olursa o kadar az yani marjinal şeye fayda sağlıyorsun. Yani tatmin etmemeye başlıyor seni.
O yüzden belli yaşlarda belli oyuncaklarla oynayıp hani yani şu an en iyi oyuncakla oynarsan bir sene sonra ne beğeneceksin sen? Hani buna geliyor biraz da. O yüzden tamahkar olmak şey olmak bence şey doğru bir strateji. Evet evet bence de.
Olduğunu düşünüyorum tabii. Senin yanında bana bu konuları konuşmak düşmez ama. Yo yo doğru söyledin katılıyorum sana. Biri şey yazmış.
Sizi de ağlatıp sonra fotoğrafınızı çekiyor muydu yoksa benim abime mi özel? Yo yok öyle değil. O sadece enayi yazıp fotoğrafımı çekiyordu. Abimin öyle bir tarzı vardı.
Peki benim en utanç verici anımı sormuş ama. Öyle şimdi düşünce aklıma gelmedi ama seninle yaptığımız saçmalıklarda şeyi hatırlıyorum. Sen piyanoya kursuna gidiyordun ama daha şey yapmıyorsun yani. Daha notaları öğreniyorsun falan.
Piyano vardı evde. Maden suyu aldım ben de yanına. Bir tane ses kayıt cihazıyla onunla şey yapıyorduk yani. Geğirerek bir şey yapıyorduk.
Geğirerek sen piyanoda böyle bir sallıyordun bir şey ve araya geğiriyordun. Devam ediyorduk yani. Aynen aynen. Bir de biz küçük.
Başka daha böyle şey hatırlamıyorum yani seninle ilgili öyle utanç verici bir şey. Bu arada abimle hani sonradan aynı evde yaşadık. Kaç? 3-4 sene yaşadık herhalde.
Hani öyle bir episodumuz da var hayatımızda. Anne babalar olmadan işte ben 20'li yaşlarında abim 30'lu yaşlarında. Aynı evde yaşayan iki devlet memurunun muhalifesi tadında. Niye öyle dedin?
Ne bileyim öyleydi şey işte yok buzdolabında şunu bitirdin mi? Öyle problemler olur yani. Aynen aynen. O tarz bir evin bir tarafında sen bir tarafında ben kalıyordum.
Evet komikti komikti. Bir de senin odan böyle çok girilemez bir odaydı ya. Aslında değildi de sana öyle geliyordu herhalde. Bir de benim böyle özel böyle inlenerek aldığım eşyaları gidip böyle hemen karıştırıyordun.
Bir şey kalem alıyorum beğenerek yok. İşte bir şey var yok. Orada gidip böyle şey gibi alıyordun onları. Ve şey bana sürekli şey diyordu.
Senin odama girdiğini hissediyorum falan böyle işte şey. tarımın yeri bir santim oynamış falan ve o kadar beni ikna etti ki ben gerçekten evde yokken bile hissettiğini falan düşünüyordum ve o yokken bile hani tanrı gibi neredeyse şey odasına girmekten korkuyordum yani. İlk sevgilimi öğrendiğimde ne tepki verdin? Şeyi hatırlıyorum ben ya İngiltere'de yanına geldiğimde şey dedim sana hatırlıyor musun?
Evet evet. Onu hatırlıyorum. Yani büyümüşsün işte aferin sana Sana tek başına böyle şeyler yapmak çok zor işte. Yabancı bir memlekette yaşamak.
O konuşmayı çok iyi hatırlıyorum. Şimdi adını telaffuz etmeyeyim istiyorsan. Çocuğun mu? Mike var.
Ne olacak ya? Buradan selam falan. Anlamaz zaten İngiliz. Şey evet o zaman bana şey demişti abim.
Ben seni hep unisex bir şey olarak düşünmüştüm. Hani benim bir cinsiyetim olduğunu düşünmemişti falan gibi bir şey söylemişti çok komikti. İnsan kardeşinin büyüdüğünü kabullenmek istemiyor ya o hep böyle sana şey gibi geliyor işte. O yünü seks dediğin şey o aslında senin.
Evet. Ondan sonra ama bakıyorsun ki böyle şey yok ve kardeşin hani gitmiş Türkiye'de çoğu insan belki yani yalnız başına yaşamak bence zor bir şey. Evet evet. Kimsenin yani çoğu insanın zorlanacağı bir şey yaptığını düşünüyorum.
O yüzden sana saygı da duyuyorum. Sağ ol teşekkür ederim ben de sana. Şey orada çok komikti abim işte benim o bahsettiği yalnız yaşadığım eve geldi böyle şey. Balkonda şöyle oturdu böyle şey oturuş.
Esnaf oturuşu. Sen burada nasıl yaşıyorsun ya çok depresif falan. Hava böyle. Sana moral olsun diye geri kendi moralini bozdu.
Moral olsun diye geldi bir de böyle benim biraz psikolojim falan bozuldu böyle şey. Orada çok hava karanlık ve beni çok kötü etkiliyor falan Manchester'da İngiltere'de. Ben de abimi falan arıyorum böyle ya takma kafana ya dur işte ben geleyim falan. Birkaç kere üst üste arayınca herhalde bir alert olduğumdu ve gelmeye karar verdi.
Sonra ben de dediğim gibi normalmiş yani normal. Geldi böyle benden kötü oldu yani ya beni neşelendirmeye gelip şey falan diyor. Burası çok depresif gerçekten ya falan. Bu arada insan hakikaten havadan çok etkileniyor yani yapacak bir şey yok.
Ya ama sen de belki ne bileyim ya orayı görüp buraya geldin şu an çok daha memnunsun belki. Yani orayı görmeyip burada kalmış olsan belki hep bir ukde kalacaktı ama. Yani bilmiyorum imleniyor musun hala yani orada kalsam diye bir şey düşünüyorum. Hiç imlenmiyorum ve evet aklımda hep şey olurdu.
O hani daha önce yurt dışında yaşamamış insanların da o yüzden o merak ve heveslerini çok iyi anlıyorum. Yani şey öyle hissetmesem de çok iyi anlıyorum. Hep böyle hani ya öyle olsaydı çok daha iyi olurdu belki falan. ...falan ki ola da biliyor tabii ki insanlar.
Çok göç edip çok mutlu olan insanlar da var sadece bana göre değil. Onu sistemimden attığım için mutluyum. Ama sen mesela hiç öyle bir yurt dışı deneyimi vesaire hiç öyle bir şey kovalamadın. Neden acaba?
Bilmem ben mesela zor geldi bana. Hani senin yaptığını yapmak zor geldi zaten söylüyorum. Bilemiyorum yani şey ama... Bir de sen üniversitedeyken falan...
...gittim geldim ama yani şey oldukça yıllar geçtikçe o İmran değil mi hani... Avrupa mı diyelim hani bazı yaşam standartlarının aslında tamam bazı şeyleri var ama eksileri de çok var. Yani iki tarafa bakınca burası da tercih edilebilir bir ülke gayet.
O açıdan. Yani baya beğenmediğin şeyler olabilir ama artı taraflarını buradayken hissetmediğin o artı tarafları özellikle yurt dışına gittiğinde çok ağır hissediyorsun diye düşünüyorum. Kesinlikle. Neyi böyle nankörce fark etmediğini ve.
Mesela Türk insanı biraz daha sıcak kanlıdır. Biz Akdeniz topluluğuyuz. Daha böyle sosyal mesafemiz daha kısadır insanlarla otururken şeyde. Ama mesela Avrupa, Kuzey Avrupa topluluklarında öyle değil.
Hani arada bir mesafe vardır ya da birisi düşerse onun kendi ayağa kalkması beklenir. Kimse ona yardım etmez anlayış budur yani. Bizde tam tersidir ama hani birisi düşer böyle birisi kolonya uzatır, birisi peçete verir hani anlatabiliyor muyum? Bize o daha sıcak geliyor.
Onlara o daha olması gereken geliyor. Belki de hani bu tarz şeyler faktörleri etkilemiştir. Doğru doğru. Bu birazcık şey yaşları işte yurt dışına taşınayım mı yaşları 20-30 yaş arası ya.
O zamanlar yani sen şimdi 85'tesin ya 2010'lara falan geliyor herhalde. O zamanlar Türkiye'nin durumu da çok iyiydi ekonomik olarak. Hiç öyle bir diskur yoktu. Ben 96'da yok lan ne 96.
Ben 96'da Kabul Çarşı'daki o dükkanı açmıştım. 2004'te mezun oldum. üniversitede. Sonra girdiğim bir parayla yani management trainee olarak bir pozisyonda atıyorum. Aldığım maaşla
yurt dışına gidip hani bir hafta konaklayıp geri dönebiliyordum. Ama şu an yani onu yapmam biraz bu şey gibi söyleyeyim hani parada kalıyor sana. Şu an öyle bir öyle bir dünya yok yani. Ki o dönemlerin başında ben şeyi hatırlıyorum artık eski bu Türk rüyası bitti diye konuşuluyordu daha ben hani 20 sene önce neydi Türk rüyası İşte çocuklarına iyi okullarda okut, kendine bir ev araban olsun, bir yazlığın olsun.
İşte bu Turkish Dream hani. Şu an öyle bir gençlerin hiç öyle bir imkanı yok. Yani ev almak gibi bir şey bile kalmadı. Hayal bile kuramıyorsun.
Hayal bile kuramıyorsun. Bizim dönemde hayal kuruluyordu ama hani azalan maaşlarla hani alamıyordun da yine. O hayalini ya da uzatıyordun hani. 10 sene içerisine alırım dediğin hayali 15 seneye de yapıyordun.
Hatta şu an hiçbir yerde bence kalmadı yani dünyada. Sırf burası için söylemiyorum yani hani buradan giden Hollanda'ya atıyorum Almanya'ya giden insanlar da bu görüşte olduğunu düşünüyorum şeyde. Yani oraya da sadece survive demeyeyim ama yani çok bir birikim yapacağını düşünmüyorum. Farklı ailelerde dünyaya gelmiş olsaydık benimle arkadaş olur muydun?
Ne bileyim ben yani ama mesela şey iki farklı okulum mesela şeyden biraz farklılığımız da oluştu diye düşünüyorum. Yani hani bizde daha böyle alma disiplini sizde böyle daha kendini ifade etmeye yönelik bizde daha nasıl diyeyim daha farklı bir şey vardı yani. Baya askeri bir disiplin vardı yani. Aslında şey ekol denir herhalde yani.
Evet evet. İki farklı şeyden geldik. Bir de senin için daha formatif sen hayatını 8-9 yılını orada geçirdin ben hani ortaokuldan girdiğin için. Evet ama mesela şey atıyorum iki şeyin de iyi tarafları olabilir.
Yani mesela teknik bilgi tarafı belki bizim okullarda daha disiplinli şey olduğunun için öğretilebilir ama sizin gibi okulların yaptığı en önemli şey de insana kendini ifade etmeyi çok erken yaşta bir düşünceyi nasıl anlatılacağı bunları çok bu teknikler üzerine yani belki bu bilginin kendisinden daha önemli bir şey. Olabilir. İş hayatının özellikle hani ileride işine yarayabilecek. Ya evet böyle daha kendini kapayıp böyle teknik bir şey yapmıyorsan o beceriye daha ihtiyacın var ama hani bir mühendissen ona ihtiyacın yok yani.
O kadar da fazla. Ya da bir ne bileyim programmerssen falan. Bilmiyorum o alanları sen daha iyi biliyorsun. Ben diyeceğimi dedim.
Ama bence arkadaş olabilirdik. Olabilirdik canım yani. Senin bir sürü kız arkadaşın var mesela birçok erkeğin yakın kız arkadaşı yok senin bayağı bir yakın kız arkadaşın var sence benim sayemde mi yani benim sayemde mesela belki böyle bir teorisi var kız arkadaşı ya da ablası olan erkekler kızlarla daha iyi iletişim kurmayı beceriyorlar ve daha yakın hissediyorlar. Daha genç yaşta tanıyorsun hani bir de sonuçta kardeşin yani hani her şeyi paylaşabilirsin dışarının dış kapının dış mandalı değil illaki kesinlikle bir etkisi vardır yani iki cinsiyet içinde geçerlidir bir tek şey için değildir bence.
Ben senin konuk olacağını yazınca senin o suresinden kız arkadaşlarım falan yazdı göz delermezdiler bana seviyorlar takip ediyorlar selamlar izlerlerse. Kardeşimi korumaya mecbur muyum? Kardeşlik ve sahiplenme ile ilgili fikir, fikre ilginç olur. Bence olması lazım yani.
Korumacılık. Korumacılık olması lazım. Nasıl bir şey var aklımda? Nasıl bir şey var? Aslında hiç göstermeden, yani ben kendi kafamdakini söyleyeyim, herkesin tasviri farklı olur.
Hiç göstermeden ihtiyacın varsa ya da çok zor bir durumdaysa yani hissediyorsan orada müdahil olman lazım bir şekilde. Ya da ne bileyim karşı taraftan bir şey gelirse. Yani çünkü hani şeye geliyor yani hani dünyada kimimiz var aslında özde yani. Yani sen kardeşimi korumaya ve sevmeye mecburum tarafındasın.
Diyelim ki çocuğum biz iyi anlaşıyoruz. Diyelim ki hiç iyi anlaşmadığımız bir senaryoda. Bu mecburiyetten dolayı değil yani. Aramızdaki nasıl diyeyim kan bağımlılığının dolayı doğuştan gelen bir şey gibi.
Yani bir hissiyat bu mecbur gibi hissetmiyorum bunu yani o sen dürtüyle yapıyorsun zaten hani ben mecburum bunu yapmalıyım değil de sana böyle rahatsız oluyorsun bir seni böyle bir şey yapıyor sevdiğim insanın böyle bir rahatsızlığını görmek müdahale olmak istiyorsun bir şekilde. Evet peki hiç mesela iyi anlaşmadığım bir senaryo diyelim ki biz küsüz o zaman da ya da küs değiliz de konuşuyoruz ama sen benim karakter olarak tasvip etmiyorsun ben seni karakter olarak tasvip etmiyorum bizim böyle akrabalarımız var ya onları düşün yine de kardeşinim diye öyle bir akrabalık sorumluluğuyla davranmaya devam eder miydin yoksa aman siler miydin? Ya zaten senin yani şimdi seninle başka hani senin yok hayır yani senle benim gibi hani bizim ailemizde zaten konuşmadığımız kişiler var bildiğin gibi. O da zaten sorunun cevabı bence.
Ama onlar daha uzak akrabalar şimdi bir kardeş olmak daha yakın bir bağ. E işte yani yani ne olursa olsun en yakın bağ bu arada şey yani ya benim için daha doğrusu kardeşlik bağı en güçlüsü diye düşünüyorum. Kredin daha yüksek ama çok kötü bir şey olsa silerim. Arama şey yapma ama ne zaman ihtiyacın olursa telefonun ucunda olacağını bilmek belki de.
Evet doğru. Ne olursa olsun ne şey olursa olsun kavga etsen dahi bir ihtiyacın olduğuna yine arayacaksın şey yani böyle bir şey olması lazım. Sence sen mi daha kindarsın ben mi daha kindarım? Bilmiyorum ki ya ben de kindarım yani.
Sen bence benden daha kindarsın. Olabilir. Bir muhafazakar mütedeyim bir aileden gelen biri yazmış. İlgimi çekti.
Seküler bir ailedeki abi kardeş ilişkisini merak ediyorum. Klasik Türk abiliğinden farkı var mı? Daha muhafazakar, belki dindar muhafazakar abilerden bir farkını görüyor musun? Bunun cevabını sen verebilirsin.
Kesinlikle var. Var bayağı hani dediğim gibi biz eşitlikçi cinsiyet eşitliğine inanan bir abi kardeş olarak birbirimizi bu konuda abim beni yani ben zaten onu kısıtlamaya götürmeyemezdim. Biz artık bir de yani 20 yaşında şey değiliz. Evet evet ama oldu eskiden de öyleydi.
Şimdi aile aile artık şey yok. Kardeşinin hangi davranışı onunla aynı halden gelip gelmediğini sorgulatıyor. Bazen böyle espri yapıyorsun gülüyorsun ya orada mesela o gülüşüne bazen şey yapıyorum. Ay nasıl? Gülüşümün
etini çektin. Bu arada abim çok komik bir insandır. Doğal komik bir insandır. Sence ben komik miyim?
Sen bana hiç gülmüyorsun. Niye? Estağfurullah gülüyorum ya. Böyle şey gibi. Bir espri yapmaya
çalışıyor yine falan gibi. Yok be saçmalama. Gayet komik buluyorum seni. Eray Erdoğan yazmış. Bak başarı adam.
Bizim Eray diye bir arkadaşım var Robert'ten. Alt dönem. Hem kendisi çok başarılı bir çocuk Hem de şimdi başarı hakkında bir podcast yapıyor işte hayatta nasıl başarılı olurum bilmem ne hayat tavsiyeleri veren falan. O yazmış kendini başarılı görüyor musun beni başarılı görüyor musun hiç kıyas yapıyor musun diye sormuş.
Yani kıyas kıyas yapmıyorum çünkü farklı kulvarlardayız. Evet. Kendimi de ortalama başarılı olarak görüyorum. Yani seni de başarılı görüyorum.
Böyle politik bir cevap olsun. Ben seni başarılı görüyorum ya. Niye öyle diyorsun? Ya her insan farklı açıdan bakış açına göre değişir ya.
Sen yaptıklarını görüyorsun. Ben yapmadıklarımı görüyorum belki. Bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yapıyoruz da yani.
O konuda hani şükür edeyim yani. Ama yani ben çok başarılıyım demek bile bana biraz şey geliyor. Yani zor bir cümle gibi geliyor yani. Neye göre kime göre.
Evet ya bir de çok... Başarının şeyi nedir? Göreceli gibi geliyor yani. Çok yorucu hocam ve çok hani klasik anlamda başarılı işte bilmem ne C-Level yönetici falan filan ama lavuğun teki mesela ya.
Benim için o başarılı bir insan değil yani dinlemem onu bile yani yok. Tamam ama ona göre öyle değil sonuçta. Hayatındaki ilişkilerde başarısız. O öyle görmüyor kendini.
Ama işte bu bizi bu tane Mark Fisher'ın Capitalist Realism diye bir kitabı var. Kapitalizmin doğruları zihnimize o kadar ele geçirdi ki artık bütün manevi şeyleri bile o kapitalistik lensten bakmaya başlıyoruz. Her şeyi para gözüyle bakıyorsun aslında. Para ya da başarı ya da verim.
Başarı eşit bir para. Gözüyle bakarsan yani başarılı olmak zenginlikse tanımlayabilirsin. Dediğin gibi yaşadığımız toplumda da tamamen para kazanmanla ölçülüyor başarı. Yani ben bunu düşünüyorum.
Senin başarı tanımın ne? Yani bir insan neyse başarılıdır ne bileyim insanın ikilerinde iyiyse mi? Ne bileyim ailesi varsa ailesiyle mutlu vakit geçirebiliyorsa işte tabii ki para olmazsa olmaz bir şey. Yani onsuz şey gibi yani masluğun piramidinin hepsi dolmuş olması lazım yani.
Yani güvenlik sorunun, barınma sorunun bunların hiçbiri olmayacak. Bir de üzerine işte mutlu hayattan keyif alabiliyorsan kendine has bir şeylerin var. İşte işten geliyorsun onlara iki saat vakit ayırıyorsun aile. Herhalde başarının tonu bu olsa gerek yani.
Yani her insanın hayali budur diye düşünüyorum hani. Sen nelerden keyif alıyorsun? Biraz da hobilerinden bahset kapatırken. Hobilerden bahsedeyim.
Ben aslında bir şeyler öğrenmekten çok keyif alıyorum. Yani en iyi yaptığım şey bir şeyleri öğrenmek. Ama benim şeyler çok değişiyor yani. Ama bir şeye takar böyle.
3D printer böyle ve 3 yılda onun uzmanı olur. Böyle hani profesör seviyesinde 3D printer print eder. Bir yerden sonra da yapılabilecek fazla hani plastik malzemelerle yapılabilecek fazla bir şey yok. Hani gönül ister ki bir tane metal yazıcım olsun.
O zaman başka işin gidişatı kayar. Yani şu an hobilerim neler olabilir? Motora binmeyi seviyorum. Dağılmayı severim.
İşte hayvanlarım var. İki kedi, iki köpeğim var. Onlarla vakit geçirmek olabilir. Ya bunlar olur.
Ne öğrenmeyi seviyorsun mesela? Ben de öğrenmeyi çok seviyorum. Teknik bilgileri öğrenmek hoşuma gidiyor yani. Yani atıyorum kolonya yapımından tut bir şeyin üretimi, imalat.
Bu tarz şeyler daha ağır basıyor. Teknik bilgi kitapları okuyorum zaten hani romandan ziyade. Bu tarz konuları şey yapıyor. Çok güzel.
Başka söyleyeceğim bir şey var mı? Yavaş yavaş bitirebiliriz. Biraz komik bir şeyler anlattı ya. Ne?
Sen anlattın. Konuklar yapıyordun. Sen de yani sen hep bana sordun. Hani biraz da ben sana sorayım.
Sor. Yani abin, sen abla olsan ne olurdu? Güzel soru. Öncelikle kesinlikle olduğum pozisyondan çok memnunum.
Hiç büyük kardeş olmak istemezdim bana sorulacak olsa. Ama abla olsam da ne bileyim yani senin gibi işte. Yani senin dediğin şeyler gibi. Yol gösterici olmaya çalışırdım ne bileyim.
Ama herkesin kendi yolu da var bir yandan. Ona da çok müdahale etmemek gerekiyor. Bazı şeyleri sadece nasihatle öğrenemezsin ya. Yani yaşaman lazım.
Biraz böyle çok bossy olup sen öylesin diye demiyorum da. Bazı mesela öyle ablalar gözünün önünde canlandı cevap verirken. Çok nasihat verip her şeyi böyle belki biraz faşizan ve fazla kontrolcü bir şekilde dikte edip karışmaya çalışan tarz bir ablalık ya da büyük kardeşlik bence çok optimum olmuyor. Bazen insanların o kötü ilişkiyi de yaşaması gerekiyor.
O hatayı da yaşaması gerekiyor falan filan. İnsanların kendi hataları daha az batıyor. Yani mesela dışarıdan bakıyorsun işte ben mesela hayatımda bakıyorum işte şu hataymış deme objektifliği zaten gelmiyor kendi kararın olduğu zaman. Ama başkası bir kararı empoze ettiği zaman çok kolay hani hataymış hemen böyle bir şey yapabiliyorsun.
Onu daha az benimsediğin için onu daha bir hata olarak görüp daha bir pişmanlık duymaya eğilimli olabiliyorsun. Keşke nasihat alacağıma senden kendi bildiğimi yapsaydım mı diyorsun yani? Ben büyük kardeş olsam çok nasihat vermezdim yani. Hani ufak tefek şeyler, yönlendirmeler yapardım.
Sen de ama o şey var. Rasyonel bir şeyde fikir birliğine varıyorsan zaten sana da mantıklı geliyor. Hani o egosal ya da benim dediğimi yaptan çıkıyor iş. Evet.
Bence bütün insan ilişkileri yani. Kardeşlikte de bu olmalı. Kardeşlikte genelde bir hiyerarşi oluyor yaştan dolayı. Böyle bir rasyonel diyalogla zaten ilerlenmeli.
Ve o belki ben işte seninle bir rasyonel diyaloğa gireceğim. Ve o beni işte o hata yapmaktan alıkoyacak ya da koymayacak. Ama öyle bir dialektik bir süreç olması lazım. Bir tarafın diğerine bir şeyleri dikti ettiği bir süreçten ziyade öyle geliyor yani.
Çok güzel bir şey. Feyyiz alındı. Bir sonraki belki kendimi sevmeye mecbur muyum olacak. Şimdi annemi sevmeye, babamı sevmeye, kardeşimi sevmeye.
Ya işte böyle hep terapi, bunu yapıp yapmamaya karar veremedim bu arada. Hani fikrinizi de yazın, ilginizi çeker mi? Bu biraz terapi söylemi var ya işte kendini sev, kendini bilmem ne, sen değerlisin falan. O tarz bir yerden.
Çok çekmedi seni galiba. Yani mecbur muyumdan ziyade yani ne bileyim, mecburiyet bir şey kendini konumlandırıyorsun ya. Acaba o mecbur muyum kıskımlığın yerine başka bir şey mi? Ama formatımız bu artık.
Ben ama out of the box diye düşünüyorum. Düşünüyorsun. Seni bu yüzden beğeniyorum. Ama yok bütün şeyler mecbur muyumlu bitiyor.
Keskin mecburuz. Bunu kaydettim. Mecburuz yani. Mecbur muyumlu bitirmeye mecburuz.
İyi ki geldin. Seni seviyorum. Çok teşekkür ederim. Olduğum insan olmamda çok önemli bir karakter abim.
Zaten hayatımın neredeyse tamamını beraber geçirdik. 35 yılın 35'inde de şeydi. O yüzden seni seviyorum. İyi ki geldin.
Ben de seni seviyorum. Güzel bir konukluğun oldu. Siz de umarım bu sohbetimizi beğenmişsinizdir. Bir sonraki Mecbur Muyum bölümünde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Hoşçakalın. Eğer Mecbur Muyum'un yeni bölümlerinden haberdar olmak isterseniz takip et butonuna basmayı unutmayın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.