Podcast

İngiltere Kraliçesi Olursam

Aplalar

bugün
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Ayşenur kraliçe olmasına rağmen Nursena ile yaşamaya devam ediyor.Aplalar bu bölüm Osmanlı burnunu, Kutsi'yi, bitcoin'i, aile skandallarını, telefon arka planlarını, Caner'in dilini, II. Büyük Abdest'i ve aura bebek Nursena'yı konuşuyor.

Sorularınızı [email protected] mail adresine bekliyoruz.



Bu bölümde:


(00:00) Primetime'a Ne Oldu?

(04:13) Biraz Ciddi Bir Konu

(06:05) Oturduğun Yerden Para Kazanmak

(09:49) Sarayda Kutsi

(13:56) Ben Sizi Erkek Gibi Yetiştirdim

(20:28) Kabin Bagaj

(23:19) Misafirlikte 2 Numara




Yaratıcı: Yılmaz Sisters (Nursena Yılmaz - Ayşenur Yılmaz)Yapımcı: Podbee Media



Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.

Bölüm Transkripti

3.753 kelime · ~19 dk okuma

Aplaları podcast olarak dinliyorsanız izlemek için de PodB app ve podb.com'u kullanabilirsiniz. Gerçekten mi? Ben o arkadaş olamadım.

Ben de hep Elif'leri çok severim ve Elif'ler buna ulaşılmaz gelir böyle şey gibi yani. Kendi bir hayatları var ve çok da insan içine sokmazlar yani. Elif C değil mi? Elif C bir hayat.

Elif aynen öyle. Elif C diye programı yapıldı o yüzden. Çünkü Elif'lere özeldi o program. Elif'ler nasıl yaşıyor diye.

Transkriptin tamamını oku

Kim yapmıştı onu? Elif Karla diye bir kadın vardı. Evet Elif C. Ya zaman ne kadar hızlı geçiyor abi.

Adan Zeyi falan dün gibi hatırlıyorum ben ya. Kız Adan Zeyi kimdi? Esra Ceyhan. Esra Ceyhan Instagram'a da devam ediyor şimdi.

Biraz daha şişmiş. Esra Ceyhan A'dan Z'ye. Evet. Ondan önce kim vardı peki?

Gülben Ergen. Hayır. Ayşe Özgün mü? Neyi hatırlıyor musun?

Kıvıcık saçlı kadın. Oğlum Ayşe kadın diyecektim. Ayşe Özgünmüş. Ayşe Özgün'dü evet.

Çok kaliteliydi o. Çok kaliteli. Bilemeyiz. O ne oldu?

Niye böyle oldu? Ne oldu abi? İzlenmedi mi abi? O tarz programlar daha bilgi verici, yaratıcı, zekice olan programlar izlenmedi değil mi?

Onlar da Amerikan vari şov programlarıydı. Böyle işte arkadan mesela merdivenlerden inerek yürüyor. Bütün konuklar alkışlıyor. Günaydın, hoş geldin.

Ondan sonra ilk hatırladığım şeyler Esra Ceyhan A'dan Z'ye. Uçan Adam Sabri. Sonra Caner ağzında bardak kıran kafasında. Baktılar ki ağız burun dağızmakta.

Ve Caner hala piyasada. Caner'inki nasıl daha? Kimi röportajlarını yapıyor? Müge Anlı'nın galiba röportajı.

Şu. Bu değil mi? Şu, şu. Abi yanlış yapıyorsun dilini.

Yani yanlış yapmıyorum abi. Dilini ters çeviriyordu. Hayır abi. Evet.

Bak böyleydi. Ters çevirme abi. Ters çevirmiyordu. Ters çeviriyorduk.

Katlıyordu. Katlıyordu. Hayır. Hayır sen de.

Ada da yanlış yapıyordu. Böyle yapıyordu. Hayır hayır böyle yapıyordu geldi. Hayır.

Evet. İzleyicisi. Nasıl? Öyle senin yaptığın gibi yapıyor.

Evet. Ben şöyle ufak bir kıvrılma diyorum içe doğru. Hayır abi. Ya neyse önemli mi?

Neyse bunu görürüz sonra. Bak ünlülük kadar insan psikolojisini bozan bir şey yok yani. Böyle bir günde ünlü olursa ondan sonra tekrar onu aradığın hayatının geri kalanı onu... Bir günde ünlü olsa artık bence onu aramıyor insan da.

Böyle uzun süre bir şey yaptığı zaman ve gözden düştüğü zaman. Yani insanlar prime time'larını yaşıyorlar aslında ünlü olup sonradan bak mesela hepsi grubuna ne alaka. Ama bir şey söyleyeceğim. Primetime'ını herkes farklı zamanlarda yaşıyor.

50'sinde yaşayan da var korkma. 50'sinde, 60'sında, 70'sinde yaşayan da var. Haluk Bilginer 70 yaşında gitti Hollywood'da oynadı Angelina Jolie'le mesela. Evet Primetime deniyor onlara.

Brad Pitt'in hep Primetime'ı. Sen yaşadın mı? Yaşar mısın? Ben hep Primetime'dayım anlaşıldı.

Doğduğumdan beri ben zaten Primetime olarak çıktım. Aura kadın, aura kız çocuğu, aura bebek derlerdi. Ben de hep Primetime'da olduğumu düşünüyorum. Ama bu aralar biraz kaybetti hissi geliyor Primetime'da.

Hani tabi bazen hep de primemde olursan bu sefer primemde olmadığın zaman sen kimsin? Evet. Çok zor sorular bunlar. Hani şöyle düşün primemde olmadığın zaman senin kendi içine döndüğün zaman olmalı.

Ben önemsiz olduğumda kimim gibi sorgulayıp sorgulayıp daha da primem olarak çıkmak. Şeyi merak ediyorum. Nasılsın sen Ayşenur nasılsın? Ben primemde olduğum zaman çok sinirli oluyorum.

Mesela. Senin primen o mu? Sinirli oluyorum evet. En primen senin en sinirli olduğundan mı?

Sinirli olduğum mu? Sinirli yapıyor bende. Dün de doktora gittik açıkladı benim sinirlerim zaten açıkladı doktor. Evet arkadaşlar bu arada bir şey söyleyeceğim biraz ciddi bir konuya gireceğim ama gerçekten bir kadın için dünyadaki en önemli şeylerden biri tiroid hormonu ve tiroid sağlığı.

Tiroid hormonu değil hormon diyelim. Hormon ama tiroid bezimiz bu hormonların hızını kontrol ettiği için dün çok gerçekten bilgili bir hocamıza gittik ve her şeyi anlattı. Yani kontrol etmiş ya tiroid. Hiç alırken demediniz ki orkestra şefine alıyorum izin var mı demedi bana kimse.

Ayşenurum'un bütün tiroid bezini aldılar. Ayşenurum bir sene o kadar zorluk çekti ki ben de yanımdaydım. Bir sene mi? Daha fazla çektim de hala da çekiyorum.

Önce, hayır şimdi çok azaldı. Önce. Nereden biliyorsun? Tipinden anlıyorum.

Evet. Abi o zaman bambaşka biriydin. Ne diyorsun ya sen? Evet abi.

Neden öyle? Çok kötüydün. Çok mu küslüydün? Neden o zaman söylemedin?

Ne diyeyim abi çok kötüsün. Şimdi de kötüsün mesela şey demeyecek misin? Bana 10 yıl sonra dersin çok kötüydün o zaman sana. Hayır abi yani tiroid ameliyatı olmuşsun ağlıyorsun yatıyorsun şey mi diyeyim?

Ne yapalım abi ameliyat oldu. Ay götüme dönmüşsün Ayşenur. Ağlamıyorum bir hafta sürdü abi dikişli mikişli ayrı da çilesi bayağı uzun sürüyor maalesef. Ya bir de çok basit bir şeymiş gibi tak tak alırız bir şey yok bilmem ne tarzında bir de benim çok küçük yaşta gitti.

Ama cerrahlar öyleydi. Cerrahlar zaten genelde bir şey çıkaralım. Yok helahlar da değil devamı da öyle abi. Hiç kimse bu durumun ciddiyetini bana net şekilde açıklamadı.

Bir de kime sorsam zaten ay ben de aldırdım ben de aldırdım. En büyük korkuları tiroidini aldıran insanların kilo almak. Bu mu yani? Ne alaka abi alınan kilo verilir.

Çıkan sivilce patlar onunla alakası yok. Bende de sivilce çıktı. Çok kötüydün dediğin dönemler onlar yani sivilce dönemim benim. Hayır.

Çok yoruluyordun çok çabuk böyle şey yapıyordun. Abi ben suçlamak için mi söylüyorum ya? Tamam dua et sen kendin tiroidini koru. Ne?

Tiroidini koru. Yok ben de herhalde şey yapamayacağım. Koruyamayacağım mı? Koruyamayacağım.

İyi bakman gerekiyor. Oynamaman gerekiyor. Ablalar çok dertliyim. Her gün işe diken üstünde gidiyorum.

Her an layoff haberlerine uyanabilirim diye. Daraldım bunaldım. AI tüm dünyadaki işleri alacak diyorlar. Bubble'ın içindeyim kurtarın.

Doğru. Doğru. Böyle bir şey var maalesef. Yeni dünyaya geçiyoruz.

Yeni dünyaya geçerken de bir sürü böyle taşlar yerinden oynuyor. Bir kaos yaşanıyor. En çok da belirsizlik var zaten. Önümüzü göremiyoruz.

Yani bir işe girdin, iki gün çalıştın şükrediyorsun artık. Öyle bir durum oldu. Aslında bir yandan da bence bu işin laneti çok fazla seçeneğin olması da oluyordu bir aralar. Hayır ama şu an şöyle bir şeye dönüştü.

Herkes çok harcanabilir. Herkesin yeri çok çabuk doldurulabilir. Öyle bir hale geldi. Ve sen sürekli bir iş aradığın ve çok az paralara tamam dediğin aslında daha fazlasını hak ederken...

...onun çok daha azına tamam dediğin bir döneme girdin. Çünkü çok rekabet var ve çok fazla insan var artık yani. Hani bu kurumsal dünya zaten sanayileşmeyle beraber başladığına göre yapay zekanın çıkışıyla da başka iş kolları açılacak bence.

Ama bu işte aradaki iki üç sene herhalde bir kritik bana öyle geliyor. Data analistliği falan filan herhalde artacak. Bence ki evet. Yapay zekaya programlama işleri de artacak.

Ben çok büyük düşünmedim mi? En başta demedim mi ben? Bu köprüde gişelerde otoyollarda gişelerdeki adamlara ne olacak dedim. İlk onlar gitti.

E tamam da onlar da başka bir yerde dururlar. Onlar şey zaten onlar için ee'ye gerek yok kredi kartı çıkınca bile gittiler. Evet yani o da biraz gereksiz bir işmiş bilmiyorum. Temassız çıktı ya onlar gitti.

Mesela sütçüler de gitti Ayşenur zamanında sütçü vardı yani. Yavaş yavaş gidiyorlar. Onlara da mı üzülseydik? Aa sütçüler gitti falan.

Bazı gelişmelerle bazı şeyler bitiyor gidiyor. Şey duruyor ama hala boza satıcıları. Bozayı yapan bir yapay zeka çıkmadı çünkü. Bence onu da yapsınlar.

Olur yakında bu arada. Evet ben şey diyorum abi ben gelecek yani geleceğe yatırım yapmak istenirse mesela gerçekten prompt engineering yani prompt mühendisliği öğrenmek gerektiğini ve internette mesela ben onları da takip ediyorum çok fazla yapay zeka eğitme yapay zeka kullanma para kazanabiliyorsun ama. Ama ya tamam da onları da ben anlayabilmiş değilim yani. Ben de YouTube'da videolar görüyorum.

Şunu şunu kullanarak yani avlanıyorum bu arada giriyorum. Beni alıyor yani hani öyle de para kazanıyor. Çünkü en sevdiğim şey oturduğum yerden para kazanmak benim. Ben de bayılırım.

Hani bayılırım. Hiç üstüne tanımam. Ama hani bilgisayarda da bir şeyler yapayım oturduğum yerde derken. Hani boş oturup da.

Düşünür. Hani kira topluyor gibi olmasın. Hani bir şeyler de yapayım beni yönlendirsin. Çok kolay.

Ben şeyle yapıyorum. Chat'i, pit'iyle sorunumu yazıyorum. Beni yönlendiriyor. Mesela bir tane animasyon yapacağım.

Hala yapamadım ama peşindeyim o animasyonun. Ve yapabiliyorum. Yok yapacaksın ilerlemişsin zaten orada belli baya ilerlettin. Baya ilerlettim dediğin üç saniyesini yaptım.

Tamam abi böyle başlar. Önce üç saniyesini yaparsın sonra bir dakika yapacaksın. Yapacağım ama vaktim yoktu. Yani ben ileride aslında senin para kazanabileceğim yöntem olarak sen oturuyorsun.

Böyle oturan boğa gibi elektrotlar bağlanmış beynin içine giren. Hiç sen ağzını bile açmadan sorulara cevap veriyorsun. Öyle mesela para teklif edebilirler öyle. Senin denek olarak kullanalım, senin beynini okuyalım falan.

Onlara yokum ben. Kendini bilme verir misin? Yok onu kabul etmem. Öyle mi? Oynatmıyor musun kendini?

Yok elektron bağlamasınlar kafama. Bir şey bağlamasınlar abi konuşabileyim. Hayır oturduğun yerden para kazanman için. Yok olmadı o işte uymuyor.

Bir şey yapmam lazım diyorum. Yoksa oturduğum yerden kira da alabilirim. Burnunu karıştırarak. Burnumu karıştırarak da GB çıkıyor burada.

GB mi? Minecrafting yapıyorsun. Aha şey bitcoin burnumun içinden çıktı benim neler saklamış insanların insanlara önem verin burnlarımıza neler saklıyoruz bunca yıldır burnumuz çalışıyor yani. Öncelikle sana Ayşegül demiş bir mektup yazan psikoloğun herhalde Ayşegül yani Ayşegül burada olmadığı için bu soruya cevap veremeyecek ama istiyorsanız Ayşenur'a sorayım.

Bilerek yapmış bence cevap vereyim diye yapmış. Ayşegül neden İngiltere kraliçesi olmak yerine Nur Sena'nın ev arkadaşı olmayı tercih etmiş? Bu gerçek mi ya? Beni itin götüne sokarak Ayşenur'a ulaşamazsınız.

Bakın iki kardeşten birine yazacaksan öbürüne de öbürüne de onun huyuna gideceksin öbürüne. Ama yani İngiltere... Böyle olmaz. Düşünsene.

Böyle olmaz. Sen ne kadar değerlisin? Ben İngiltere kraliçesi olmayı değil de senin yanında olmayı tercih ettim. Ben mi değerliyim?

İngiltere ne kadar değerliyse sen onunla daha değerlisin şu an. İşte al devamını. Oldu mu cevabını? Okuyabilir miyim?

Kendim de görmek istiyorum. Gerçekten böyle mi yazmışlardı? Gerçekten öyle yazmış. Ya of sağ ol.

Bir de niye İngiltere Kraliçesi? Bir de başka bir önerim varsa. Monalka Prensesi de olabilir. İngiltere Kraliçesi.

Ne Monalka Prensesi? İngiltere Kraliçelerinin başına gelenleri gördü kardeşim. Ben İngiltere Kraliçesi olayım. Elisabeth mi?

Biz de zaten görünmez bir savaş veriyoruz. Hayatta da zaten aile savaşları da var burada görünmeyen. Yani şimdi İngiltere kraliçesi olsak, İngiltere kraliçesi ve benim ailem de orada olsa bayağı şeyim skandallarımızı görürdü insanlar bence. Bizim de çok skandalımız var şimdi.

Bir saniye sen İngiltere kraliçesisin ve biz yokuz bambaşka bir ailemiz. Hayır. Sen İngiltere kraliçesisin abi. Sen böyle sap gibi gittin.

Sizin aranızdan bir tek ben hak etmişim o mertebeyi. Evet abi İngiltere seni evlat edindi ve kraliçesi yaptı. Özel çağrı yaptılar. Evet özel çağrı yaptı.

Biz seni işte genetik genaritanı falan inceledik. Sen aslında bize çok uygunsun dediler. Evet güzelim ama tröitim yok derim. O zaman olmadı der.

Der İngiltere'de. Benim derim tröitim yok. Kardeşimi alın aynı genler. Onun tröiti var.

O güvenilmez. O biraz Almanya'ya kayıyor gibi derler. Demezler Nursela. Demezler mi?

Bilmiyorum ben olacağım İngiltere kraliçesi de olacağım ama biraz prime'ımı kaçırıyor gibiyim İngiltere kraliçesi. Kaçmalama 80. İngiltere kraliçesi prime 80. Tabii ama şunu kabul müsün mesela 80 yaşında.

Hiç hoş bir kraliçe mi o? Kraliçe kelimesinin karşılığı o mu? Ooo çok taş şaklı bir kraliçe. Yemin ederim eğer olur da ben İngiltere kraliçesi olursam ancak burnumu yaptırırım.

80 yaşında burnunu yaptırırsan. Kemikli. Unutmasınlar beni. Shakespeare gibi Osmanlı'dan geldik.

İşte sarayınıza Osmanlı burnuyla girdi. Abi çok geçişi kadar. Böyle bir resmini çizdim. Önümden geçerken artık teknoloji o kadar geçmiş ki mehter çalıyor benim pozitivimden.

Ya da hizmetlileri mesela yatak odada çalıyor. ama benim sesim çıkmıyor artık sen asla konuşmuyorsun peki şuna okey misin mesela 80 yaşında artık ya beni bir salın dediğim bir noktada ama seni kaldırıyorlar yediriyorlar mı kafana da taç koyuyorlar şeyden isterim ben aa kıvıcık saçtan mı ay keşke 80 yaşında ama saçlarına kadar gür sen de teşekkür ederim dersin thank you zaten bütün günüm yiyinmekle geçerli insanları kutsalamak için kutsiyi çağırsan olur çok iyi değil mi adı da kutsi derim aynen kutsiyorum kutsiyi kutsiyorum hadi kutsiyi kutsinin şarkısı neydi lan kutsinin şarkısı neydi yeni yeni sevdaların çiçeği yemişsin bana ne bana ne olmadı tamam yeter ya Ay valla iyi oldu ya İngiltere Kraliçesi Ayşenur olacak bu arada. Mesela ben İngiltere Kraliçesi olsam olsa herhalde Türkiye'den 5 sanatçı getirir deseler yanımdan. 1 Kutsi, 2 Kubat, 3 Funda Arar, 4 Kral, 5 Zerrin Özer.

Allah! Zerrin Özer mi? Onu da attım araya. Onu mu attın araya?

Bir tık daha farklılığa ihtiyacımız bu. Kim? Alişan? Sıla?

Sıla olabilirdi. Neyse olsun. Güzel. Zerrin Özer yapmak istedim.

Anlamadım. Geliyor ablalar. Sevgili ablalar, ben hiç iltifat almayı beceremiyorum. Birisi bir şeyimi övünce hemen içime kaçıyorum veya kendimi kötülemeye başlıyorum.

Nasıl zarifçe iltifat kabul edilir? Bunu Elif mi yazmış acaba? Bunu Ada yazmış bence. Ada yazmış.

Onun sorusu olabilir. Öyleyse. Şimdi gel bunu prova edelim. Bunu prova edelim.

Bak mesela ben daha çok yeni yaşadığım şeyler oluyor. Birisi bana yapınca fark ediyorum. Diliyorum ama kendim birine yapınca çok geç fark ediyorum. Mesela sen büyük ihtimalle şöyle yapıyorsun.

Şimdi önce senin nasıl yaptığının bir taklidini yapalım. İstiyorsan sen bana söyle. Aa üzerindeki ne kadar güzelmiş. Hayır.

Öyle değil şey diyecek. Sen bana yap ben hemen göstereyim. Aa üzerindeki ne kadar güzelmiş. Çok eski be on yıl önce almıştım.

Ama çok yakışmış. Bu değil. Böyle olmaz. Yani otomatik olarak ben rezaletim, ben değersizim.

Benim üzerimdeki hiçbir şey güzel değil. Yani ama o zaman neden giydin mesela? Yani benimki güzel olduğunu düşünüyorum. Ben de. Ve bana yakıştığını düşünüyorum.

Bunu niye yapıldığını ben anlamıyorum. Ben de yapıyorum. Niye? Alışılmamış gökte don durmaz.

Alışılmamış gökte don durmaz. Bu kadar basit. Aynen. Biz şey büyümüşüz abi. Hep eleştirilerek

büyümüşüz bence bu cilt. Olmuyor yani. Olay çözdü. Ayşenur doktoru. Evet. Üzeriyle çok mutlu

olan insanlar da var. Mesela bile kıyafetler görüyorum ki ben sokakta. Kanka biz hiç babamız tarafından, annemiz tarafından kıyafetin ne kadar güzel olmuş yavrum. Kıyafeti bırak. Çok güzelsin kızım.

Kızım ne kadar yakışmış kızım. Benim güzel kızım. Geçen gün annem ne yaptı biliyor musun? Ne yaptı?

İşte şimdi burada herkes her şeyi anlayacak. Üzgünüm anne seni afişe ediyorum. Gerçekten çok tatlı bir aile dostumuzun çok güzel bir kızı var. Çok seviyorum ayrıca kızı da.

İşte neyse işte böyle anlatıyor eve geldiler. Böyle mutfakta diyor ki işte spora çok gitmiyorum ama işte biraz da dedi atıyorum erkek arkadaşım kızıyor falan. Annem ne dese beğenirsin. Ben böyle yaptım.

Ne alaka ya? Dedim annem böyle dedi. Annem böyle dedi. Haklı.

Çünkü sen çok ilgi çekici ve güzel bir kız olduğun için rahatsız olabilir. Haklı dedi. Demek ki bizim oraya buraya gitmemize hiçbir şey dememesi sebebi. Bizim zaten.

Biz zaten göt gibiyiz. Bizim gitmemiz sebebimiz. Evet ve ben böyle bulamadım. Bir şey demedim.

Sonra biraz daha oturdu bu söylediği şey. Ben de çünkü ben de öyle yaptım. Çünkü çok güzel kız. Haklı yani.

sonra dedim ki anne dedim ertesi gün yani utanmadan dedim ben bir gündür düşünüyorum hiç utanmadan bir de söylüyorsun sen dedim bize hayatım boyunca ne zaman böyle bir şey söyledin aman kızım çok güzelsin dikkat edin dedi öyle kısa giyme dedi yani başka ne dedi çok güzel olduğun için kısa giyme demedi böyle dedi mesela çüş o da giyilir mi hepiniz sapıksınız onu anlamak istiyorum böyle yaptı biliyor musun pişkin gülerek ben sizi erkek gibi yetiştirdim e sağol anne neden fantezi mi bu hoş mu oldu ne oldu al başına kaldık abi çükümüz çıkmadı ama al başına kaldık ne dediğin şeyde başarılı oldun mu olmadın mı sen düşün direkt gibi yanında kaldık ben de o gün aynı dediğin grup grup diyorum o tatlı aileyle yemeğe gitmiştik o güzel kızın anne babasıyla biliyorsun Onlar da sonra dedik ki biz Ayşenur'la telefonlarına baktık anne babasının arka fonunda. Abi ikisinin de kızın annesinin ikisinin de arka fonunda Selin var.

Evet. Yani kız var. Evet. Bir tanesinde kızın güzel suratı var öbüründe kızın başka bir yerde.

Bizimkilerde köpeğimiz var abi. Ben koydum bir de onu. Bir de sen koydun. Babamda hiçbir şey yok zaten.

Babamda şey var dünya. Dünya var. Her şeye hakim. Aynen.

Neden dünya olduğunu biliyoruz baba onu geçelim. All seeing eye gibi böyle. Her yerdesin. İşte sen de bu yüzden kardeşim gelen iltifatı almıyorsun.

Ama şimdi bunu öğreneceğiz. Bak ben eğer bir gün annemin telefonunda kendi fotoğrafımı görsem oturur ağlarım. Ben ağlatıyorum. Geçmişe dönerim.

Tüm pişmanlıklarımı giderim abi giderim valla şey yaparım. Tibet'e falan gideyim. Ben de bir gün gerçekten annemin telefonu arka. Babamda gitmem çünkü şey ederim herhalde Nurselan koymuş derim.

Ya da götüğüyle telefonunda oturmuş da benim fotoğrafım profil olmuş derim ya. Doğru. Ben gerçekten ama annemin telefon arka planında kendi fotoğrafımı görsem böyle gülerken hakikaten şuram böyle bir yapar ve hani. Aynen.

Hayatımı sorgularım. Tüm pişmanlıklarımı bunca yıl anneme çektirdiklerim falan. Belki de ama karşılıklıdır yani. Ben de anneme çektiriyorum diye annem de bana çektirmeye çalışıyorlar.

Zaten en sevdiğimiz döngü biliyorsun. Ben mutsuzum. Annem ben mutsuz olduğu için mutsuz. Ben annem ben mutsuz olduğum için mutsuz olduğum için mutsuz.

Peki şey nasıl? Ben mutsuzum, babam mutlu. Ben mutsuzum, babam daha da mutlu. Ben mutsuzum, babam çok mutlu.

Ben mutluyum, babam mutsuzum. Burada şey derim ben biraz dediği şüze olan bir insansınız sanırım derim. Yok ne alaka abi. Babaya koymuyor ki çocuğun mutluluğu, mutsuzluğu.

Nereden biliyorsun onu? Ya seninki koyuyordur babama da benim mutsuzluğum. Babam hep bana böyle sanki bir şey oldu. Mesela terapiye gidiyorum dedim.

Kanka onların çağrısının problemi ama. Hayır bir dakika onların jenerasyonu şöyle bakıyor terapiye. Ya senin ne problemin var ki demiyor bana. Bana da demiyor bana da problem neyim etmiş.

Senin problemlerini biliyor ama suratından biliyorsun. Hiç alakası yok yani benim de yaşadığım şeyleri şu anda tekrar tekrar söylemek istemiyorum burada. Gereksiz bir konuyu geçelim de. Yani onların öyle bir şeyi var terapiyi anne babadan uzaklaştıran sistem diye görüyorlar.

Gerekiyor demek uzaklaşmak. Yani onu diyorum işte mesela Selin'in ailesinden ayrı yaşadığı için telefonlarına profil fotoğrafı olmuş, duvar kağıdı olmuş. Biz aslında yanlış yaptık. Beş yıl terk edecektik abi.

Şu an bütün telefonlar bizdik eminim. Telefon, bilgisayar, başka ne olabilir? Televizyon. Saat.

Saat, zil. Duvar kağıdı. Şemsiye. Yatak takımı.

Şemsiye, deniz alması, mayo. Ayakkabı. Anahtarlık. Yapalım böyle bir şey.

Her yerde biz varız. Bu yayını izledikten sonra. Neden yoklar? paket sonra da gideriz biz Londra'ya taşınıyoruz yorgan falan yaptıracağım ben ondan kendi yorganımla ay zevkli bornoz alsam ağlar mutluluktan kendinle alsam bu neyden ne gerek vardı kendine yaptırdın herhalde çok komik ya yani evet hep ayak altlarında olduğumuz için bizi çok evlattan saymıyor babam saymıyor yani annem sayıyor sayın ablacımlar ne habersiniz insanlar seyahate nasıl bir sırt çantası ile çıkabiliyor. Bunu ben de anlamıyorum. Ben başaramıyorum. Don hesabını da geç. Başıma her şey gelebilir diye

tüm ilaçları almam gerekiyor. Bağımlı mıyım? Anksiyetik mi? Leflorsuz asla. Bol öpücükleri mi? Çok haklısın.

Valla ben bu işi çözdüm gibi hissediyorum. Özellikle böyle Güney Asya taraflarına gidip sürekli otel değiştireceksem ya da kaldığın yerleri değiştireceksem bavul hiç gerek yok. Backpack dediğimiz böyle büyük sırt çantaları var ve onların içleri gizli bölmelerden oluşuyor. Onları doldurmanın da bir şekli var mesela. Kıyafetlerini katlayarak

yuvarlayarak üst üste koyuyorsun. Kırışmıyor. Ondan sonra ilaçlarını böyle. Tam senlik. Gerçekten ama

ben yapmıştım back pack daha önce. Bir daha yapmadım. Mesela. Neden? Çünkü o kadar sıkışmak benim

hoşuma gitmiyor. Ben mesela en son yanlış yapmışım. Nereye? Arkadaşlarla şeye gitmiştik Napoli'ye.

Ben de kendimle gurur duyuyorum. 3-4 gün gittik ya küçük bavul. yaptım. Olmadı Nur sana. Üşüdüm orada.

Olmadı. Hadi ya. Evet. Ya bana da şey oluyor. Mesela şimdi

küçük bavulu güzel yapıyorum. Giderken rahat kapanıyor. Dönerken aynı eşyalar olması. Bir şey mi alıyorsun? Hayır. Aynı eşyalar

olmasına rağmen dönerken kapanmıyor. Yani içimin şişmesi gibi bavul mu şişiyor? Onu anlayamıyorum. Yok daha düzgün yerleştirmen lazım. Demek ki giderken gösterdiğin özeni

dönerken göstermiyorsun. Göstermiyorum. Dönerken geri dönüyoruz işte. İşte bok var zaten bok var falan diye.

Aslında ben böyle daha orta boy valizden yanayım. Bir de mesela şimdi şey yapmışlar ya senle geçen yakalandık o nasıl oldu bilmiyorum. 8x10 kabin bagajının boyutunu 8x10 olduğunu mesela yeni mi belirlediniz? Ve ayrıca belirlediyseniz tüm dünyaya bu haberi yayın ki ona göre valiz yapsınlar.

Kabin boy diye valiz satıyorlar çünkü kabin boy değil. Bir tane çok biliyorsun sevdiğimiz hava yollarımızdan felamus air. Anladın hangisi olduğunu. Felamıza yerim mesela satış koşullarına ben baktım mesela bilet bakıyorum bir baktım bilet 2000 lira dalamana bakıyordum ki aa dedim çok iyi gidiş dönüş 2000 lira ama şey her türlü çantanın üstünde böyle yazıyor nasıl olamaz dedim herhalde bildiğin Ayşenur ölçüsünü de vermişler yani şu ölçüde bir el çantasıyla binebiliyorsun.

Evet o biraz daha para ödemen lazım. Biraz daha para ödersen o senin dediğin... 15 kiloluk ve uçak kabin bagajı alabiliyorsun. Ondan önce sadece uçak kabin bagajı alabiliyorsun.

Sonra 3. seçenek 15 kilo değil mi? 15 kilo kabin bagajı sonraki 20 kilo herhalde. Zaten bu arada 2000 lira olan bilet hani şey gibi...

Çıplak. Evet çırılçıplak bineceksin. Evet aynen öyle. Aslında bunlara ceza olarak çırılçıplak bineceksin biliyor musun?

Evet. Ne var ağzıma bir şey almayın dediniz. Almadım ağabey. Hiçbir şey almadım yanıma.

Yani evet. Bana geldiğinde ilk iş çörete giden arkadaşa ne diyeyim? Hem de iki numara ve üç kere oldu bu. Hem de iki numara mı?

Evet abi kaka yapıyormuş yani. Sıçıyormuş. Bence bir şey söyleyeceğim. Nasıl yapıyorsun bunları ya?

Bir numara çeşit, iki numara kaka. Öyle mi? Hiç duymadın mı hayatında? Kaka niye yazmamış?

Ayıp bir şey mi? Dışkı. Büyük abdest diye duyduk biz. Büyük abdest.

Destur. Dur birinci büyük abdest Macaristan'ı fethettiğinde şey şey diyecektim ya şimdi öncelikle arkadaşına prostatı var belki hayır abi bir kere bu zaten bağırsak sağlığı çok önemli geldiyse tutmayıp yapması çok iyi bir şey onu tebrik et öncelikle sen de buna lütfen burun falan kıvırma gelen o dışkı tutulursa çok kötü olur her zaman da gelmiyor mesela benim bağırsak sağlığım çok oynak olduğu için önemini biliyorum. O an geldiyse dışkıyı dışarı atacak. Ama düşünsene mesela sen benim arkadaşımsın.

Benim evime her geldiğinde iyi ki tuvalete giriyorsun. Yani biraz rahatsız oluyorum. Abi ben gurur duyuyorum demek ki tuvaleti seçiyorsun falan. Şöyle ama.

Evimde iki tuvalet olsa idare edebilirim de tek tuvalet yani hakikaten kapıdan girer girmez. Peki ne yapayım şimdi geldiğim gibi sıçmayayım oturayım beraber karşılıklı. Bir tane abi. Fur tuvaletim var biliyorsun yani.

Böyle mi duracaksın? Evet. Fur böyle gülemiyorum şey olabilir. Ya kusura bakma ben dışarı yani dışarıdan gelen insanı kendi evimin tuvaletine sokmuyorum.

O zaman ben de bir daha gelmem. Gelmeyebilirsin. O zaman salonla sıçarım ortasına. Kusura bakma yerden almak daha kolay yemin ederim.

Alışıksındır yerden almayanırım köpeğinden sen bunun poşeti alırsın. Alırım abi iki dakikada poşete bile gerek yok. Anında dezenfekte ederim ortaya. Sen şöyle sıçma ben halledeceğim.

Evet. Yapmadılar mı çok gördük öyle. Abi biz niye hakikaten. Ne tuvalete mi sıçıyoruz niye tuvalete sıçıyoruz mu diyeceksin.

10 dakika haritamışsın seni. Bak başka bir dünya düzeni olsaydı belki fermuar arkada olurdu abi. Aa fermuaronun full açılması. Böyle arkaya doğru açıyorsun.

Hop sıç. Evet abi. Evet. Yani.

Biz kurmalıydık dünyayı. Biz kurmalıydık dünyayı. Yanlış kişiler kurdu. Kod pantolonu giyiyoruz abi.

Biz kuracağız dünyayı. Kod giymeyebilirdik bu arada biliyorsunuz. Giyme abi kod. Çıkar.

Yok artık bu bir marka yani. Yani tercih değil bir zorunluluk kod. Evet. Peki.

Oldu görüşürüz. Görüşmek üzere. Yeni bölümlerden haberdar olmak için takip etmeyi unutmayın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)