Podcast

Kuaförden Nasıl Ayrılınır?

Aplalar

bugün
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Ayşenur ve Nursena yağmurdan korktukları için geçen haftayı bölümsüz geçirdik.Aplalar bu bölüm mum ışığıyla ısınmayı, soğanlı Hatay usülü döneri, ceket kadınları, su dalgası saçları, hop diye çıkan göbekleri ve Yılan Hikayesi Zeyno'nun oversharing'ini konuşuyorlar.

Sorularınızı [email protected] mail adresine bekliyoruz.



Bu bölümde:


(00:00) Hafriyat Kamyonu

(02:40) Mum Işığına Dönüş

(04:36) Hatay Usulü Döner Kokusu

(06:41) Ceket Kadınlar ve Kuaför İhaneti

(14:14) Geride Bıraktığımız Aslanlar

(17:29) Üç Düğün ve Travma Dumping

(22:12) No Tiroid




Yaratıcı: Yılmaz Sisters (Nursena Yılmaz - Ayşenur Yılmaz)Yapımcı: Podbee Media



Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.

Bölüm Transkripti

3.748 kelime · ~19 dk okuma

Aplaları podcast olarak dinliyorsanız izlemek için de PodB app ve podb.com'u kullanabilirsiniz. Güneş yerinde her şey yolunda. Tipini görmezsem olur.

Öyle mi? Tipim nasıl olmalı buna uygun? Bebek gibi. Hayır.

Hayır. Uçuyor eteklere. Ya da böyle bir yetmişim var yani incecik zayıf. Açıyor.

Transkriptin tamamını oku

Ya sen nasıl bir şarkıcı olurdun? Teoman. Müziği bırakıp geri gelmiş Teoman. Artık ağzını o kadar açmıyor.

Ben şey ya ben nasıl bir şarkıcı olurdum biliyor musun? Nil Kara İbrahim gelin o bütün kızlar toplandık toplandık toplandık zamanları gibi. Onu çok beğeniyordum o zamanlar hatta konserine falan gitmiştim. Hatta bir tane saç modeli vardı böyle önden iki örük gelen.

Onu böyle yıllarca kuzenimin saçında denemiştim. Evet çok iyi. Niye kendi saçında değil kuzeninin saçında deniyorsun peki? İşte kendine yapı terzi.

Biliyorsun terzin hikayesini. Kendisi günün dikemez. Halbuki dikmesi gerekir. Terzisin olan sen.

Naber? Nasılsın? İyiyim. Sen nasılsın?

İyi ben de. Araba kullanırken çok sinirleniyorum. Normal ben de sinirleniyorum. Çünkü artık böyle gerçek ciddi anlamda dün başımıza gelen seninle beraberdik arabada.

Yani inşaat yapıyorsunuz anlıyorum kamyonlar koymuşsunuz. Biz sokaktan geçiyoruz abi birden şey çıktı hafriyat kamyonu çıktı yanındaki inşaat olduğunu bilmediğim yer. Ve böyle bir bakıştık falan baktım. böyle dedim ki ya dedim ben hadi ben sizi göremiyorum yani imkansız sizi görmem sizin biraz dikkatli olmanız gerekmez mi dedim neredeyse üstüme çevkirecekler abi. Zaten şey dedi

bir şey olmadı ya dedi. Bir şey olmadı ya dedi evet yani şey yok kusura bakmayın kimse demiyor artık birbirlerine aslında toplumun bu yarısı. Şimdi şöyle yaralandın ve ölmediysen şükretmen gerekir. Bir şey olmadı ki. Afriyat kamyonu son anda

durduysa şükretmen gerekir. Sen Sen karşıdan karşıya geçerken bir araba sana çarpmadıysa şükretmen gerekir. Evet. Eskiden böyle miydi?

Yani daha küçük olsan böyle mi düşünürdün? Değildi tabii ki. Böyle değildi tabii ki aslında. Eskiden kesinlikle böyle düşünmüyordum.

Eskiden yani düşünür ama bir şey olsa bu bana bunu nasıl yapar diyorsun. Şimdi böyle Allah'tan ölmedim ya da parmağım kopmadı falan diyorum. Güzel kız. İdare ederiz diyorum.

Toplumsal kurallar ve adaletin olmadığı dünyada şükür devreye girer. Şükür. Nasıl bir hafta yayın yapamadık? Bir hafta eksiğimiz var.

Ay bir hafta eksik kaldık gerçekten. Neden peki? Çünkü neden? Çünkü Nur Sena ve benim popom yemedi buraya gelmeyi.

Evet abi. O müthiş uyarıların yapıldığı gün. Ama ekip arkadaşlarımız sağ olsunlar bizi bırakmadılar. Diler ki biz bekliyoruz yine de.

Biz bekliyoruz yine de. Onlar biz bekliyoruz dedik ya biz korkuyoruz. Biz korkuyoruz onlara. Hani flörtleştik ve söyledik gibi gelmiyoruz galiba.

Peki şeyi fark ettin mi? O gelmediğimiz gün hiçbir şey olmadı. Ama bir şey söyleyeceğim. Akom çok ciddi şekilde işi olmayan, çok ciddi önemli bir hastanelik işi olmayan, evden çıkmasın demiş.

Ve bir önceki günde o sel felaketi bir anda bastırdı. Bir anda sağanak yağışı oldu. Dolayısıyla korkmakta haklıyız abi. Küçükken yağmur yağınca elektrik çarpay diye korkmuyordum.

Bu yaşıma geldim. Yağmur yağınca elektrik çarpay diye korktum. Ben şunu şey yapıyorum. Bence Kasım'a girdikten itibaren Şubat sonunda Mart'a kadar hatta komple şehirdeki elektrikler Türkiye genelinde kesilebilir.

Bence mum. Mum olmalı. Tabii ki mum olsun abi. Eski insanlar salak mı?

Madem Osmanlı'ya özeniyoruz. Bu arada kesinlikle katılıyorum. Osmanlı'nın iştişamına kavuşacağız. Mum'a geçelim.

Ben var ya sana kesinlikle katılıyorum. Bence evler her evde bireysel olarak böyle bir isyan başlayabilir. Mum yakalır. Hatta basma su.

Ben çeşmelerin de geri gelmesini istiyorum. Ne güzel insanlar birbirleriyle tanışıyorlardı. Kızları erkekleri erkekler kızları çeşme başında kesiyordu. Çeşme başında.

Çeşme de geri gelsin abi. Çok istediğin şeylere dikkat et. Doğalgaz da gitsin abi. Doğalgaz zaten kesin gitsin.

Bence her yer mumu olsun. Herhalde. Bu arada Avrupa'daki evler zaten kendileri sıcak tutabiliyorlar kendilerini. Biliyor muydun bunu?

Ya yavrum ne gerek var baştan düşünmeye bir şeyleri? Baştan plan yapıp düzgün inşaat yapmaya ne gerek var? Yap sonra bozulursa tahmin edersin. Önce bir yap.

Başka bir şey daha söyleyecektim ben. Ben sana birazcık bir konu açmak istiyorum aslında. Önce bir mektuptan sonra mı konu açsan? Şu mektubu okumayayım mı?

Peki. Peki. Hiç mektup okumadık. Bir tane mektup okuyorum.

Arkasından senin bana açacağın konuyu heyecanla bekliyorum. Abla imdat. Bak iyi ki açmışım. Zaten acil diye yanıyordu oradan.

Sevgilimle küsmüştük. Depresyonla hunharca yedim. En son soğanlı hatay üsülü döner gömmüşüm. Nursela bayılır.

Siparişlerinde görüyorum hatay üsülü döner. O gün barışmak için kapıma geldi. Kendi kokumdan korkup gönderdim onu. Şimdi arasam da açmıyor.

Çok özlüyorum. Ne yapacağım? Çok kötü. Ben ne yapalım abi?

Koku da insana mahsus bir şey değil mi ya? Abi bu şeyleri artık kendinizle ilgili bu utanmaları falan bırakın ya. soğan yediğinde ağzın kokuyor. Bitti. Çocuk çocuğun

gelme ihtimali yüzünden hata yüzsülü soğanla döner yemeyecek miydi? Yemeyecek miyiz? Çocuktan yeni ayrıldık. İki hafta boyunca soğan yemeyecek miyim ben her an gelebilir diye? Ben bunu anlamıyorum.

Mesela böyle bir sevgiliyle beraberken ya da bir şeyken soğan sarımsak yemezler ya. Niye arkadaşım? Ben yerim. Ben de yerim. Çatır çutur yerim.

Çatır çutur da. Ama sen benim yanımda soğan sarımsak hiç rahatsız edici olabiliyorum. O çok doğrumda. Yani yanımdaki erkekden rahatsız olmuyorum.

Senden bir şey alacağım. En sevmediğim şey neydi biliyor musun? Ben eskiden çok soğan sarımsak falan yemezdim. Ailecek işte pazar günleri yemeğe gidiyorduk her neyse.

Abi bunlar bir geğiriyor üçü de bir beraber arabada yani. Ama yemeyene yazık yani. Zaten ben sırf bunların kokusunu almayayım diye yemeğe başladım. Bir de dün doktora gittik.

Gerizekalı biri alıyor. Hocam koku da almıyor bu. Yani nasıl koku almıyorum? Geçmişim böyleymiş.

Belki de küstüm. Ayşe Hanım gerçekten o kadar kötü kokulara maruz kaldı ki. Burnu şu anda koku almıyor. Yani yanında osursam gerçekten de çok kötü koksa almıyor.

Çok ufak yüzde ikisi falan geliyor yani. Evet bir savunma mekanizması. Yani ben de şunu şöyle anladım. Bir gün babamın ofisine gittim.

Çok kötü bir şey kokuyor diyorlar bunlar diyorum. Yani farkında olmadan bir de yani resmen o kokunun yanına gidip böyle ağzıma doğru götürüp ya ne kokuyor falan olmuşum. Orada anladım ki koku almıyorum. Ama şimdi alıyorum.

Şimdi senin ters kokularını alıyorum mesela. Ay zaten benim ters kokularımı alırsın. ancak. Yani başka birinin de değil.

Benim kukularım. Haydi haydi anlat. Ben aslında sana bir en bayıldım. Bir şey getirdim.

Bir kadın tarzı getirdim sana. Lütfen. Bir kadınlarımız var bizim. Dünyada da var bu kadınlar.

Türkiye'de de var. Ceket kadınlar. Ceket kadınlar. Senin de üstün biraz ceket olması gibi. Yok yeterince

marka değil bu. Yeterince marka değil. Bu outletten alınmış bir şey. Bu ceket kadınlar değil. Ceket bile değil. Ceket

kadınların ceketleri baskılı olur. olur ve ceket olur. Onların saygınlıkları buradadır, karesindedir. Omuzunun karesindedir. Peki kadınlar

ve erkekler, ceket erkekler olmuyor mu? Erkekler zaten ceket. Ceket kadınlar deyince aklına ne geliyor? Nasıl insanlar canlanıyor ceket kadınlar?

Bir defa böyle biraz seni rahatsız etmezse handballcu gibi. Handball? Why? Handballcu genişliğinde hani böyle yürüyorlar ve sağa sola çarparlar gibi o vatkalarıyla. Öyle yani

kim olsa acımazlar. Zaten amaçları da öyle. Yani amaçları Bunları da gerek old money gerek new money şeklinde bir paraya sahip olduklarını yine. Aa o vatkalarda para mı var acaba?

Evet yani para da saklıyor olabilirler bu arada ama onun dışında o şey paranın göstergesi zaten o açı o şey. Pırlantası altını gözüne girecek şekilde parlar birbirlerine bunun üzerinden laf atarlar birbirlerine yani mesela onun diyelim 10 milyar doları var onun 10 bin milyar doları var 11 milyar dolar diğerine fakir der. Espriler de böyle dönüyor. Bu tarz paralar mı gerçekten?

Yok öyle değil ama yani o pırlantayı görsen sen de pırlanta değil o bir kere. Direkt çıkarılmış madenden bölünmemiş yani parçalanmamış. Buna olduğu gibi parlatıp hanımefendiye takın demişler. Bir şey söyleyeyim mi sana?

Onu satmaya çalışsa para etmez. Etmez. Hiç etmez. Satamaz.

Takıyor zaten onu böyle yürüyen. Hiç tavsiye edilmiyor bu arada. Örüm tavsiyesi olarak pırlantayı tavsiye etmiyorum ben. Kuaför saçımı mahvetti.

Ondan değil de ortağımdan randevu almak istiyorum. Nasıl yapabilirim abi bu çok zor. Ortağına başka dükkan açtır. Ortağına yatırımcı ol başka dükkan açsın.

Benim annem yaptı ha bunu. Aynı kuaförün içinde başka kişiye geçti. Geçti abi. Ama benim hani hiç yapamayacağım bir şey.

Abi neden kuaförler böyle en iyi arkadaşınmış da ihanet ediyormuşsun gibi davranıyorlar? Sırf kuaförler mi abi? Ben gel sırf kuaförler mi ya? Evet abi.

Ben yani hiçbir şeyden ayrılamıyorum. Ben emin ol eğer gidip o uzun tırnaklardan yaptırıyorsam kölesi olurdum abi. Yani ömür boyu giderdim. Her hafta randevu, her hafta randevu.

Tamam geliyorum, geliyorum ve 50 yaşıma kadar yaptırdım. Evet abi bak dünyanın en trip atan meslekleri hangisi biliyor musun? Kuaför, cilt bakımı, kaş laminasyon, tırnak. Kaş laminasyon trip atmıyor.

Kaş laminasyon bir kere yapmıyor. Hayır ama kaşlarını alan ve kaş laminasyonu yapıyor ya. Başka bir şey söyleyeceğim. Başka bir yere gidersen tabii.

Başka bir şey değil. Dur mahvetmiş kaşlarımı. O zaten, o zaten. Böyle yapmıyor mu abi?

Azar işitiyorsun bir de yani. Bir de pilates hocaları bence. Pilates hocaları da evet. Çok ağır.

Tamam git tabii ona. Sevmem ben onu. Abi neden? Ya başka birileriyle çalışamaz mıyım yani?

Dermatologlar da biraz öyle bu arada. Ben hep bunu sen alıp peşten gittim. Böyle şey oluyor. E tabii gidersen ona suratın ağzına sıçar.

Kimse birilerinin işini beğenmiyor arkadaş. Evet. Kimse birilerinin işini beğenmiyor. Yani şey gibi böyle sadık kalmanız gerekiyor.

Yani evleniyormuşsun gibi oluyor bu tip mesleklerle. Ama ben tabii artık daha rahatım. Bunu yapmak istemiyorum. deyip gitmiyorum. Ben de tabii ki artık

yani bana uymadı ya da ne bileyim ben sana bir borcum yok. Ben biraz hayatımın kontrolünü annemlere de verdim yani. Mesela Şengül ablamız var bizim. Manikür, pedigür kaşık, bıyık.

Biz ailecek aynı anda alıyoruz. O gün bir ritüel oluyor. Evet yani çünkü uğraşamayacağım anladım ve çok aşırı beni yoruyor böyle şeyler ve bir yandan bak yaptırmakta zorunda mısın? Tertişilir mi bu? Yok ben. Bıyıklı dolaşmak

istemiyorum bir noktada yani. Ben okeyim Allah'a vermişim. Senin gibi bıyığım yok ama. Ben okeyim Allah'a vermişim. Allah'ın verdiği hiçbir şeyden utanmam ben.

Öyle mi? O zaman başka tavsiyelerim de olacak almaman gereken. Almıyorum zaten. Almıyorum zaten.

Müstehcen değilsin değilsin olamazsın sen asla. Müstehcen değilsin değilsin olamazsın sen asla. Hey! İzmir'in dağlarında...

Ne o yazıyor da da? aynı kuaför içinde başka bir ustaya transfer olmak isteyen bir arkadaşımız sana başarılı git kuaför değiştir bence komple ben bir kere şöyle bir şey oldu en tipik şeydir bu zaten ben dedim ki hadi mahalle kuaförüne gideyim hani bir tane kuaför var çok uzakta çok uzakta bir saat gidip gelmem lazım akşam düğün gibi bir şey var normalde de gitmem dedim hadi gideyim çok güzel bir saç Fenerbahçe'de böyle bir tane orayı ama bilmiyorsun Yok ben amaçladık. Hepsini denedim ben. Tamam.

Bir tane şey gördüm Ayşenur. O kadar tatlı doğal böyle su dalgası yapılmış ama kabartılmış bir saç modeli. Çok canım çekti. Yani kuaförün tabelasından.

Hayır telefonumda yani baktım buldum. Çok canım çekti kudurdum. Kudurdum dedim ki ben bunu yaptırayım. Gideyim yaptırayım.

O zaman dedim ki girdiğim böyleyim. Allah'ım bismillahirrahmanirrahim sen dedim yüzümü kara çıkarma. Sen dedim onunla yüzünü kara çıkarma. Biz dedim buradan mutlardım.

Girdim içeri. Merhaba dedim. Ben dedim. Aynısından ama dedim abi.

Aynısından. Yani aynısından. Yapabilir misin? Yaparım.

Emin misin? Eminim. Bak sonra şey gibi inek yalamış gibi olmasın. Hayır olur mu?

Tamam abi. Ayşenur ben sonra o İngiltere'deki yargıçlara döndüm. Yani bitti dedi. Bu mezuniyetin değil ama.

Hayır bitti dedi. Şöyleyim. Çok kötü oldum. Çünkü bana iş çıktı.

Eve gidip onu yıkayacağım ve tekrar yapacağım. Durdum şöyle yaptım. ne alaka benziyor mu abi sen gözümden yaş geliyor konuşurken yani yapamayacağım diyebilirdin bu arada geçmişte ben de böyle benim kuaförden ağlamadan çıktım son 5 senedir yani son 5 senedir çünkü umurumda değil anladın mı eve giderim yıkarım yani artık standart en çok muşmur yapamıyorsun abi o zaman evet evet maalesef yani Nursel hala bir ara şey konuşuyorduk kuaför sektörü Türkiye'de gelişemedi abi Çünkü böyle o jöle ve hediye paketiyle kaldılar diye düşünüyorduk ama son zamanlarda son beş sene de bence biraz geçti. Mesela ben düz fönünden tiksiniyorum.

Bunu daha önce söylemiş miydim bilmiyorum. Ne gereği var abi o saçın full kafana yapışacak. Nazo'yu çok seviyor. Mesela şu an benim saçım sen diyor düz fönlü mü?

Hayır senin saçın doğal normal halinde. Bu benim saçım mı? Ben mesela bir etkinliğe de gitsem bu saçla gitmeyi düz fönlü gideceğim ama bu saçla gitmeyi tercih ederim. Ben de şeyi sevmiyorum.

Mesela fön de çektirirsen, saç da kestirirsen bir anda şey geliyor böyle eline bir kremi sıkıyor böyle böyle yaparken buluyorum. Yok artık onlar yok. Abi istemiyorum krem. Şu an savaşa gidiyoruz.

Ben savaştan çok mutluyum. Ben de savaştan çok mutluyum. Filiz abladan da çok mutluyum tabii ki. Ama bazen cebini karşılayamayabiliyor yani bazen.

Evet bir de hani ben hala şey yapan var yani yüzde doksanı hala böyle sormadan sana sprey yapıştırıyor. Ne sprey? Bana kimse bana sormadan sprey sıkamaz Nursela. Bence benim artık surat ifademden belli oluyor.

Yakalayamadığın an olmuyor mu? Çok hızlı sıkıyorlar bazen. Savaş ve Filiz abla zaten sprey sıkmaz. Başka da kuaföre gitmiyorum senin gibi.

Hani macera aramıyorum. Ya bu arada zaten kuaför işi de çok gitmesi gereken bir şey mi sence? Artık aletler çıktı. Ay.

Sana mı itifat gelmiş? Yok. Fana gelir mi ya itifat? Pek kıymetli ablalarım.

Yakın zamanda bir seyahate çıktım ve aşık oldum. Hiç öyle yaz aşkı kaçamağı yapmak gibi bir niyetim yoktu. Gerçekten hiç beklemediğin anda oluyormuş kuzum. Uzak mesafe içinde girmek istemedik.

O yüzden artık hayatımda değil bu insan. Hala çok sevdiğiniz bir insanın yokluğuyla nasıl başa çıkıyorsunuz? Bonus sorum ise bu kararı kendi sınırlarımı ve kendimi önceliklendirdiğim için verdim. Bir people pleaser emeklisi olarak hala kafamda acaba bırakmasa mıydım onun düşüncesi var.

Kendi kararımın arkasında dururken nasıl daha az kötü hissederim? Vay be. Allah Allah. Ağlayacağım.

Uzak mesafe diye geride bıraktıklarımızı bütün aslanlara... Ben bir şey diyemedim abi. Sen hiç uzak mesafe diye geride bıraktığın biri oldu mu? Uzak mesafe diye mi?

Yok geride bırakmak istemedim ama. Geride mi kaldın? Ya uzak mesafe artık çok küçük bir dünyada yaşıyoruz. Uzak mesafe dediğin ne yani?

Amerika mı? Ayşenur ben Beylikdüzü'ne bile hayır dedim. Yani benim için uzak mesafe. Fenerbahçe Beylikdüzü'de oturduğunu öğrendim.

Dedim ki uzak mesafe çok uzun süre. Ama bence onun uzak mesafesi sanki biraz kıtalar arası gibi anladım ben. Ben de öyle anladım. Şöyle söyleyeyim.

...çok iyi yapmışsın. Kendine. Evet. Çünkü niye biliyor musun?

Uzak mesafe dediğin şey... ...insan psikolojisine hiç sağlıklı değil. Bana iyi gelmiyor mesela. Herkesin hayatında bir kere denemesi...

...gereken bir şey. Tamam mesela ben ne dedim? Benim için gözle nırak, gönülle nırak oluyor.

Böyle şey oluyor. Büyük konuşasım gelmiyor benim bir süre sonra. Çünkü yanında değil abi. Paylaşımım daha az oluyor.

Sevgilin olmasının en güzel yanında canın istediği zaman... ...dokunacaksın, öpeceksin, böyle sarılacaksın. Aslında ben onu severim.

Hayır ama kontrolü... yalnızlık dediğimiz bir şey var. Mesela bir iki gün olabilir ama atıyorum üç ay görüşmeyip sonra üç gün görüşünce ulan zaten üç ay çok uzun bir süre. Bak şöyle oluyor. Bir buçuk

iki gününde zaten bir alışma süreci son gün alıştın tekrar gidiyorsun. Aynen öyle. Beraber yaşamayı deneyebilirsiniz ya da onu buraya gelmeye ikna edebilirsin. Hani bir süre çünkü erkekler kızların yanına daha kolay gelebilmeli. Yani bir de çok etkilendiysen

denemeye değer. Bir de bazen şöyle oluyor. Zaten bu gidecek diye de böyle bir aşk duygu kavrabiliyor. Aramıza mesafeler girecek. Ben bunu

kaybedeceğim. İmkansız aşk bu diyerek düşüncelerini desteklersen bu aşk daha da imkansız hale gelir demek istiyorum. Evet bir de şöyle bir şey var. O aşkın büyüsü çekildikten sonra sen mesela onun için. İzdirabı kalıyor.

Onun için burayı terk edip işini terk edip yanına gitsem bu sefer onu suçlamaya başladığım bir dönem gelecek. Yalan mı? Haklı. Doğru. Yani şey oluyor

o yüzden diyorum. Ama tamam bunu iki taraftan herhangi biri de yapsa karşı tarafı suçlayacak zaten. İkisi aynı anda aslında yeni bir hayata başlasalar. İkisi aynı anda başka bir ülkede peki. İkisi de şu anda

bulunduğu ülkede değil başka bir ülkede hayata başlasın. Ve eşit şartlarda başlamış olur böylelikle. Ya bir şey söyleyeyim mi? Mesela benim sevgilim Fransız olsun.

Çok yakın bir mesafe benim için. Benim sevgilim Fransız olsun. Gayet yakın. O ne? Çok uzak değil

bence. Sen beş günde bir oradasın. Ne yapayım? Arka arkaya alırsın kampanyadan. Ne yapayım? Özlüyorum.

Özlüyorum. Özlüyorum ya. Öf Şengen. Şengen bitiyor bizim.

Öyle deme çok kötü oluyorum. Gelecek. Sevgili ablalar geçtiğimiz aylarda 3 tane arkadaşım evlilik teklifi aldı. Ne yapalım abi bizim 55 tane arkadaşımız aldı.

Evlendi çocuk doğurdu boşandı ikinciye evlendi bize. Sizce önümüzdeki yaz benim 3 düğüne gidecek param olur mu? Yoksa hemen kendime yazın burada olmamak için bir bahanemi aramaya başlayayım. Bu arkadaşların yakın mı?

Yakınsa bir tatil gibi oluyor zaten. zaten. Yakın arkadaşlarımın düğünü en sevdiğim çok fazla şahit olamadık. Ben evlendim mi?

Evet de orada sorumluluğum vardı benim abi. Evet yakın bir arkadaşımızın düğünü çok olmadı. Beyza ile Yunus en son çok yakın arkadaşımız olarak evlendiler. O çok eğlenceliydi o düğün ama çok eski evlendiler. Çocuk gelin ve çocuk damat olarak.

Evet Şebnem'e de yetişemedik. Şebnem ne yaptı bilmiyorum. Evlendim mi evlenmedim mi onu da belli değil. Hala evlenemiyorlar ya.

İnanamıyorum ne kadar uzaklaştı ya yani bilmiyorum ama hiç zaten ben çok yakın hissetmiyordum evlilik hep uzak geliyordu yemin ediyorum aynı mesafede duruyorum işte. Yani evlilik abi bilmiyorum. Bu arada bu arkadaşların yakın arkadaşların değilse bence seneye yazın bir kamp Avustralya'ya falan bir çalışmaya git. Abi ya da sor onlara yani benim durumum belli bir şey bekliyorsanız gelmeyeyim beklemiyorsunuz geleyim.

Şey at abi altın kaplamalı çikolata. Gramat evet gramat. Altın kaplamalı çikolata da olur. Artık altın almanın zor olduğunu herkes biliyor bence.

Abi düğün kameralarının yüzünü gizle. Senin olduğunu anlaşılmasın. Bir şekilde borçluya bir şey at. Kim ne anlayacak ya?

Ya da hani hiçbir şey yapamıyorsam ben olsam şunu teklif ederdim. Benim masrafım neyse ben masrafımı vereyim. Benim bu tabağım ne kadar? Evet bu tabak ve bu yemek benim işte.

200 dolar mı mesela? Evet ben onu vereyim. 200 dolar da bayağı para. Çok fazla abi.

Gitmem. 200 dolar çok para lan. 200 dolar çok para. Bir insan neden ilk tanıştığı kişiye en büyük travmalarını anlatır?

Nur Sena'ya soralım. En azından ben. Bunun bilimsel bir açıklaması var mı? Var.

Var. Ben bu konu üzerine çok düşündüm. Dedim ki Nur Sena dedim neden ilk tanıştığımız herkese bazen de ortak travmalarımızı anlatıyor oluyor dedim. Şey çok güzel. Yani sonuçta psikoloğa da

gidip travmalarını anlatıyorsun ya. İlk defa tanıştığım kişiye. Çünkü birinin yabancı olması senin aklında bir umurunda bile değilsin onun yani. Objektif.

Objektif. O yüzden. Ya ben karşımdaki kişinin umurunda olmama halimi seviyorum. Bu beni hiç sallamıyor. İstediğimi

Bir de bazen çok daha rahat objektiften ziyade böyle o samimiyetini daha iyi anlayabiliyorsun. Şimdi mesela ben sana gelip çok büyük bir derdimi anlatsam onun senin üzerinde bırakacağı etkiden de korkarım anladın mı? Ama hiç seni sallamayan bir insana ben her şeyi mi anlatabilirim? Evet bir bu yanı var buna katılıyorum.

Bir de benim için şöyle bir yanı var. O anlattığım kişi benim hayatımın geri kanalıyla alakalı hiçbir şey bilmiyor. Bağlayamayacak yani konuları. Bağlayamayacak konuları.

Benim geçmişimi bilmiyor, karakterimi bilmiyor, ne yaşadığımı bilmiyor. anlattığım olayla bağımı bilmiyor. Sadece onu bir olay anlatıyorum. Ve objektif sadece o olayı dinleyerek bana bir şey söyleyecek.

Dolayısıyla genelde böyle çok da kafa açıcı şeyler duymuşluğum oluyor yani. Böyle hani o kadar da büyük bir şey değilmiş ya. Çünkü sen de onun geçmişini ve hakim olduğu konuları bilmediğin için onun da tek bir sözüyle hakikaten doğru diye olabilir. Çünkü onunla da ilgili bir yargın yok ve müsaade ediyorsun muhtemelen öyle düşünmeyi. Ama mesela

şimdi atıyorum Ezgi olsa karşımda bir şey anlatsam bir şey söylesem. Bu ne biliyor lan derim belki de anladım. Tanıdığım için yani. Ya hem öyle dersin hem de şey geçmişiyle işte bak öyle olduğu için bağlantılar kurarsın hemen işte ama bu böyle böyle falan. Saçma sapan bir sürü

şey çıkar. Ve ben şeyi çok seviyorum. Orada bırakmayı çok seviyorum. Bir daha görüşmem mesela anladın mı? Öyle bir günlük böyle bir

Ama bazen bana şöyle oluyor böyle kendimi böyle olunca yılan hikayesindeki Zeyno gibi hissediyorum. Niye? Hani Zeyno da boş boş konuşuyordu ya herkese her şeyi anlatıyordu. Dizisi var işte ne güzel.

dizi olmuş ne diyorsun ya dizi olmuş işte yılın hikayesi yılın hikayesindeki Zeyna sonra da akşam kafamı yastığa koyduğumda böyle oluyorum abi aptal mısın ona niye bunu anlattın yani şimdi geçti eline sonra da şöyle diyorum abi inan insanlar seni umursamıyorlar o kadar değerli söylemişsindir ve bitmiştir adam bunu bir daha düşünmüyordur diye düşünüyorum sonra öyle uyuyakalabiliyorsam kalıyorum ben de bunu çok düşünüyordum eskiden şimdi artık umurumda bile değil çünkü onlar bana neler neler söylüyorlar ben hatırlamıyorum Evet. Sana da bir şeyler anlatılacak gibi. Çok anlatılıyor. Çok anlatılıyor. Unutuyorum.

Ben ama benim güzel bir huyum var. Bana anlatılanı unuturum evet. Ben hatırlamıyorum abi. Böyle oluyor. Yani sen bana bunu

söylemiştin. Ben şok oldum. Falan yapıyorum ben. Ya birisi sıhhatına karşı. Bir dakika.

Hem tiroitle ilgili oldu. Hayır. Senin hem öyle hem tiroitle alakalı hem de dinleme dikkat eksikliğin olduğu için dinleme konusunda sıkıntı çekmen çok normal. Dün doktorda anlatırken böyle oldum. Yemin ederim şuraya bir bayılsam.

Yani fenalık ki orkestra şefi falan deyince böyle oldum. Niye aldırdım ben diyorum ya. Ya evet bir türlü onun anlattığı şeye dönemedim ve bayılıyordum. Sonra bir sana baktım.

Tiroid doktoru da sağ olsun böyle en başından tiroidi oluşumdan anlattı. Yani aslında benim çocukken emaliyet olmadan önce gel canım sen bu odaya bu çilek nedir gel sana anlatalım şeklinde anlatılması gereken bilgileri bu yaşımda aldım. Evet ve böyle çok güzel yani bir en gerizekalı insan anlayabileceği şekilde anlattı Ayşenur'a ama. Benim bütün türoydu yok alındı çok geç oldu.

Onu anlatıyor işte abi onu anlatıyor olmayınca. Yani Ayşenur'a diyor ki sen neyi aldırdığının farkında mısın? Kriz geçirmesi normal. 2017 benim.

Evet biraz kriz geçirdim orada gerçekten. Ben dedim ki ben beyin sisi falan diyor aptallık yapar gibi oldu. Ben dedim ki ben aptal mıyım? Ben de böyleyim öyle dediğinde aptallık hocam zaten falan.

Yemin ediyorum. Ben tam böyle o anlatırken de dikkatimi kaybediyorum. Kesin aptalım ben demek ki benim aptallığım bu yüzdenmiş dedim. Bu arada evet olabilir.

Evet dolayısıyla ben her şeyi bağlayabilirim. Mesela şimdi biriyle oturup konuşurken yapıyorum ya. Kusura bakma benim türetim yok mu diyeceğim. Evet.

Şuraya yazayım o zaman. Evet aynen. No Troid. Şu tam o dikişe yazıyor.

Aynen. No Troid yaz buraya. Troid'im yok. Türkçe mi yazacaksın?

Evet. Tamam. Önemli değil abi yabancı... Şampiyon!

Aynen. Şimdi benim nasıl yapıyor? O gözleri nasıl... Böyle bütün gün böyle oynayabilir misin ya?

Dursana o göbek... Kral. Bir şey söyleyeceğim. Sen de bu arada kamaşat tutuğu gibi göbeğini çıkartabiliyorsun.

Evet. Evet. Bir kameraya yapmak ister misin onun gibi? İlk başta bir ayağa kalk. Yandın. Bu senin normal halin mi?

Hayır. Bu senin normal göbeğin mi? Normal göbeğine dön önce. Şeye çarpıyorsun. Tamam.

Çıkar göbeğini beni döv. Göbeğimi çıkardım. Daha fazla şişirebiliyordum. Evet sen küçükken deli gibi şişiriyordun.

Çok şişiriyordum. Neyse kendine iyi bak. Sen de kendine iyi bak. Görüşürüz.

Yeni bölümlerden haberdar olmak için takip etmeyi unutmayın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)