Podcast

Beyaz Yakalı Düşmanını Tanımıyor

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Tek kuruculu ve hiç çalışanı olmayan bir şirket milyar dolarlık olabilir mi? Bu bölümde dijital ikiz kavramını, gençlerin yapay zekaya en çok neyi anlattığını, beyaz yakanın bu devrimi neden ıskaladığını ve işe alımda sorulmaya başlanan “kaç agentın var” sorusunu konuşuyoruz.



Bu bölümde:

(00:00) Intro

(04:00) En Çok Ruh Sağlığımızı Anlatıyoruz

(06:44) Oxford İngilizcesiyle Gelen Mailler

(10:13) Yalaka Modeli Kapatmak

(12:54) Üçüncü Sanayi Devriminin Hedefi Beyaz Yaka

(16:36) Tek Kişilik Şirket Milyar Dolar Olur mu?

(19:42) Üç Şirket Üç Farklı Ortak

(21:39) Beyaz Yakanın Yüzde 28'i



Yaratıcılar: Sina Afra ve Akan Abdula

Yapımcı: Podbee Media



Bu bölüm reklam ve sponsorluk içerebilir.

 

Bölüm Transkripti

3.536 kelime · ~18 dk okuma

Evet geldik artık kışın, kasım aylarına. Farklı Frekans'ın yeni bölümüne hoş geldiniz. Hoş geldiniz. Yapay zeka o kadar çok açıklama yapılıyor ki.

Özellikle yapay zeka şirketlerinin tepe yöneticilerinden. Yapay zeka çok tehlikeli, yapay zeka yeni bir hayat stili. Aslında önemli balon mu bu aralar? Balon konusu da geçiyor.

Yani her hafta yapay zeka hakkında işin içinde olan yani hakikaten bu işle şirketlerin CEO'ları gibi şey yapıyor. İşte geçen Ekim'de Trump tüm onların hepsini topladı bir anlaşma imzaladı böyle tam ne olduğu belli değil. Sanki yapay zeka şirketleri kendi kendilerini denetleyecekler gibi. Bu da enteresan bir şey yani buna Amerika nasıl izin verebiliyor?

Transkriptin tamamını oku

Bağımsız denetim değil de şeyine herhalde bağımsız denetim de zor. Şimdi yapay zekaya her şeyi yüklüyoruz. Yani benim hep karım kızıyor ama yani benim karım her şeyini yapay zekaya soruyor. Köpeğin mamasından perdenin tonlarına kadar.

Laboratuvar sonuçlarımıza kan değerlerimize kadar yani her şeyimiz. O mahremiyet olayı nasıl şey yapıyoruz? Yani öbür tarafta biri oturuyor mu? Aa diyor akan şey kolesterolü falan yine düşmüş herifin falan bu herif ne yapıyor?

Acaba var mı öyle bir şey? Yoksa hakikaten bu güvenli mi? Ne diyorsun? Ya şu anda bütün dünyanın konuştuğu meseleyi biz orada canlı yaşıyoruz ama canlı yaşadığımızın farkında değiliz.

Herkesin şimdi yatırımcının en çok konuştuğu mevzulardan bir tanesi dijital ikiz ya. Yani insanlar hatta bir tane şey makale yayınladı 8 milyar kişinin dijital ikizi zaten hazır dendi ya. Evet doğru. Yani tam da o yani günün sonunda dijital ikiz ne?

Aslında seninle beraber senin bir ikizin çıkartılıyor ve seninle beraber sen veri bıraktıkça o da canlı olarak orada yaşıyor. Yani zamanlama zamanlama zaman şeyinde bir nokta değil sürekli seninle birlikte sen iz bıraktıkça o da değişiyor. Dolayısıyla artık sana herhangi bir soru sormam gerekmiyor. Seni izlememe bile gerek yok.

Zaten senin dijital ikizine herhangi bir şey sorabilirim. Zaten o söylediğinde senin de fikrini öğrenmiş oluyorum diye bir dünya var. Şimdi biz dijital ikizleri sadece şey gibi görüyoruz. Bu yapay zeka sisteminin içinde bazı girişimciler var ve bu dijital ikiz sistemlerini oluşturuyorlar.

Ne hala biz bunlarla çalışsak mı? Oysa ki biz yapay zekaya verdiğimiz her mahrem bilgiyle birlikte zaten yapay zekanın bizle ilgili bir dijital ikiz oluşturmasına izin veriyoruz. Zaten var bugün yapay zekamızı bir zaman kullandıktan sonra hepimize ismimize zaten hitap etmeye başlıyor. Anlıyor hiç ismini vermezsen bile kim olduğunu anlıyor.

Dolayısıyla sen zaten dijital bir ikizin var. Kendi yapay zekan zaten dijital bir ikizin. Ve sen bu dijital ikizinle bir de bütün mahremiyetin artık en tepe noktası olan laboratuvar sonuçlarını, kan değerlerini, bir de üzerine psikolojinle ilgili sürekli sorular soruyorsun vesaire. Dolayısıyla psikolojin, kan değerlerini, laboratuvar, acayip bir dijital ikizi var karşında.

Ve bu dijital ikizin bir annesi, bir babası var yukarıda. Yani o dilin kendisi. Ama şöyle ben... Şimdi mahrem, hangi mahremiyet noktasına geliyorum açıkçası ben?

Ben bir iki soru sorayım. Her şeyi yüklüyoruz tamam Sen yüklüyor musun? Valla şöyle ben belirli konuları yüklüyorum Yani benim sağlık sonuçlarımı Yükledin mi? Yüklemeyi seviyorum zaten şey tarafında E-sağlık diye bir şey var ya Orada da hepsi var Orada çok bir sorunum yok yani Sana eklendin ve alındın Ama benim sormadığım Ve hiçbir zaman yapay zeka ile konuşmayacağım Mesela ruh sağlığı konusunda Hiçbir zaman bir şey sormuyor En çok ruh sağlığı konusunda soru soruyormuşuz.

Ondan sonra ben hiç mesela o konuyu tamamıyla... Rakam vereyim mi abi? Gençlerin yüzde kırk dördü şu anda her gün ve düzenli kullanıyor. Çok kısa zamanda yüzde altmış, yüzde yetmişlere çıkacak.

Bu yüzde kırk dördün yüzde altmış beşi en çok üzüldüğümde, dertlendiğimde yapay zekaya danışıyorum diyor. Dolayısıyla ruh sağlığı demeyeyim şeyle ilgili o anki ruhsal durumuyla ilgili kesinlikle bilgi veriyor. Yüzde on beşi bu gençlerin bir daha anne babama hiçbir şey anlatmayacağım dedi bize. Dolayısıyla.

Maşallah. Dolayısıyla şunu söyleyeyim. En çok da ruh sağlığımızla ilgili bilgi veriyoruz. Mesela onu ben yapmıyorum.

Ama o muhtemelen yaş grubuyla alakalı bir şeydi. Çünkü şöyle bir şey. Ben bu dijital dünyanın işte yirmi beş senedir içindeyim. Ve ben bu hikayeleri şöyle hep gördüm.

Facebook çıktığında, işte Google çıktığında hep işte datalarınız, bilgileriniz güvencededir, bilmem nededir, şudur budur. falan. Ondan sonra beş sene sonra Google'a işte Londra'ya gittiğinde bir restoran arıyorsun. Abi senin şurada bir restoran vardı. İyi bir reyting de vermiştin.

Oraya gitmek ister misin? Sorduğundan demek ki bunların hepsi bir şekilde sistematik bir şekilde tutuluyor. Ya da kaç kere olmuştur? İşte elektrikli süpürge makinesi konuşmuşuzdur. Akşam eve

gidersin tak reklamlarda elektrikli süpürge makinesinden geçilmez. Demek ki bu yarattığımız izler bir şekilde data değerli kullanılıyor. Demek ki bu da da kullanılacak. Ve tamamıyla karşıdaki insanların etik sistemlerine kendimizi teslim ediyoruz.

Etik değerlerine. Olmayan etik değerlerine. Belirli bir kitlede var bence bu etik değerler. Ama kendimizi ona teslim ediyoruz. Ve

tarih de şunu gösteriyor. Mutlaka etik değerleri daha düşük arkadaşlar bir yerde bir şeyin ucundan şey yapıyor. İyi niyeti olan var. Snowden işte dünyaya CIA'nin neler yaptığını göstermek istiyordu. Tamam. Ama kötü

niyetli olarak da yani eski kız arkadaşının bilmem nesini yapan Twitter çalışanı da biliyoruz şeyinde. Onun için ben mahrumiyet konusunda şeyim. Yani şöyle kendimi yönetiyorum. Ve kolay bir yol değil. Çünkü tamamıyla

hani bazı şeyleri insan da unutuyor. Sordum mu sormadım mu diye. Ama benim iç sağlığımla alakalı. Yani kan değerlerim benim umurumda değil. Başkası için değerli olabilir. Ama

Ama ruh sağlığım önemli. Başka insanlar hakkında. İşte Akan'la kavga ettik. İşte ona ne yapayım?

Böyle bir şey de sormuyorum. İşte bir sunum yazıyorum. Onun düzeltilmeleri. İşte 3-5 data'nın bulunması.

Hızlı bir konu hakkında. İşte Türkiye'de kaç tane şu varmış, bu varmış diye sorularda kullanıyorum. Ve kodluyorum. Bence en şeyi o.

Değerli şeyi o. Peki beyaz yaka teslim olmuş mu? Valla şöyle. Yapay zekaya.

Sen başlamadan bir hikaye anlatacağım Lütfen Ben 5 lisan konuşuyorum Ve hani İngilizcem Almancam vesaire Gayet şeyini ölçebilecek Bir derecede Bana gelen İngilizce maillerde Türk arkadaşlarımdan Türkiye'de mukim İnanılmaz bir sıçrama var Yani bazıları böyle hakikaten bir Oxford İngilizcesiyle Bana yani büyük gruplara İngilizce mailler yazmaya Başladılar Yapay zeka ile yazıyor. Herkes yazıyor şu anda. Ben mesela onu yapmıyorum. Ben mail'lerin hepsine...

Mail'in şanslı olması gerektiğini düşünüyorum. Ben mail'e kısa, onun için benim mail'lerim hep kısa. Ama kısa ama hep benim kalemimden çıkıyor. Ya da yazmıyorum şeyde.

Şimdi buradan mesela yapay zekanın e-mail yazdırıyor, sunum yazdırıyor vesaire. Yapay zeka biraz teslim oluyor mu? Olmuşuz. Ama bu arada ben o teslim et konusuna bir döneyim.

Sonra biraz beyaz zekaya bir konuşalım. Ya bu teslimiyet konusunun seviyesi önemli ve özellikle bu seviyenin özellikle o ruhsal tarafta bizi nereye götüreceğini konuşmamız gerekiyor. Çünkü zaten sosyal mecralar yapay zekadan önce sosyal mecralar hepimizi bir yankı odalarına kapatmıştı ya. Ve biz sürekli o yankı odalar probleminden bahsediyorduk.

Şimdi öyle bir noktaya geldik. Hep söylüyorum ben biz yankı odalarını arar hale geldik. Sosyal mecralar ne yapıyordu? Sana benzerleri seninle bir araya getirdi.

Sen zannediyordun ki bütün dünyayı algılıyorum sosyal medyadan ben her şeyi görüyorum binlerce arkadaşım var orada görmüyordun çünkü o arkadaşlarından sana en benzer izleri bırakan 5-10 kişi seçiyordu hep sürekli onları sana gösteriyordu ve biz diyorduk ki böyle başlayan hayatın küçük küçük daraldı ve sen artık bir yankı odasının içindeyiz. Şimdi asıl sormak gereken en azından yankı odasında sana benzer bir 5-10 kişi gerçek kişi vardı. Şimdi birebir konuştuğun yapay zekayı bir kere kişi zannetmek bizi nereye götürür bak bilmiyoruz biz bunu. Sosyal mecraların etkisini artık 20 yıl olduğu için yukarı aşağı artık anlamaya başladık.

Bir yankı odasının insan psikolojisinde ne yaptığını anlar olduk. Mesela şeyi artık biliyoruz. Duygusal zekayı körelttiğini. Farklı insanlarla bir araya gelmediğin için çok haklı bir perspektiften Hep ben haklıyım dünyaya baktığını Bu senin duygusal zekanın köreltiğini İnsanlara anlayış göstermediğin Bundan dolayı linç kültürünün yükseldiğini Bunları biliyoruz Ama şeyi hala bilmiyoruz Artık o odaların dahi olmadığı Yankılanmanın dahi olmadığını İçeride 5-10 kişinin dahi olmadığı bir oda var Karşımızda kişi zannettiğimiz Bizi sürekli mutlu etmeye çalışan bir makine var.

Ama biz onu kişi olarak görüyoruz. O makine bir noktan sonra makine olmaktan çıkıyor. Ve verdiğin bilgiler üzerinden dijital bir ikizin hali geliyor. Tamam mı?

Ve aslında sen kendi kendinle konuşmaya başlıyorsun. Kendi kendinle sokakta konuşursan zaten Bakırköy'e götürüyorlar seni. Tamam mı? Ama biz bütün Türkiye olarak ve dünya olarak sürekli kendi kendimizle konuşuyoruz.

Kimsenin de bizi Bakırköy'e götüreceği yok. Şimdi bunun bizi nereye götüreceğiyle ilgili varsa bir fikrin söyle. Ben bilmiyorum açıkçası. Kendi kendine konuşan bir insanlık ve bir oda bile yok.

Seslendiği kimse de yok ve karşındaki kendisi yani kafamdaki ses vallahi bu. Yani kafamdaki ses benim çok haklı olduğumu söylüyor ve ben onunla konuşuyorum sürekli. Şöyle bunun bir çözümü var mı bilmiyorum. Yani ne kadar çok konuşursam bence biraz sosyal medyadaki scrolling gibi zararlı bir şey bu.

Ama bazı çözümleri var. Mesela benim yapay zekam ben bir tane cloud kullanıyorum ana şey olarak burada belirli ayarlar yapabiliyorsun yani bu cloud'un hep şeyi var ya ay çok güzel bir fikir Sina bravo harika evet bu şeyi izleyelim tam tersini soruyorsun evet bu da çok güzel perspektif tebrik ederim falan diyor. Bunu önlemesi için ben onun ana memorisine uzunca bir yazı yazdım. Yani beni övmemesi gerektiğini, beni gerçekleri söylemesi gerektiğini, elinde data yoksa kesinlikle onaylı olması, eğer bilmiyorsa bilmiyorum demesi gibi gibi şeyleri.

Ve bu karşımdaki Yalaka model gitti. Daha böyle soğuk bir Kuzey Avrupalı bir modelle ben konuşuyorum. O daha şey mesafe tutuyor. İkincisi, şimdi bu yapay zekaların da personaları var.

Şimdi bir ara Grok, yani X'deki Grok, kabadayı gibi konuşuyordu. Yani mesela bir şey soruyorsun, biraz da böyle argo soruyorsun. Argo cevap veriyordu. Çünkü o sosyal medya, o kendi Twitter içindeki iletişim şeklinden öğrendiği için öyle davrandı.

Evet, evet ama bir persona yarattı orada. Orada yani Grock kendini öyle konumlandırdı özellikle şey vardı işte yok şu maçtaki kırmızı kart hakkında ne düşünüyorsun o hakem şerefsizdir bilmem nedir falan diyor seni anlıyor mesela sen fenerlisin Galatasaray maçını soruyorsun ona göre cevap veriyor vay aslansın bilmem nesin falan diyorsun yani ondan sonra onu çok fazla küfür etmeye başladı sonra şey yaptılar bir zapt ettiler. Ama bence şunu da göreceğiz. Yani belki bundan bir iki sene sonra burada otururken sen diyeceksin ki abi ben Cloud Note kullanmıyorum.

Çok böyle kibar bana hitap etmiyor. Ben bir tane böyle işte Çin'den biraz daha arada bir de bana küfür atan falan bir herifle konuşuyorum. Şey yapacaksın. Böyle şeylere de gideceğiz.

Bunun düzenlemeleri de olacak. Sosyal medya düşünelim. İlk başta hani anonim hesabım var. İşte oradan küfür ettin.

Hiç ne yapacağız? Biraz işte savcılığa mı gidilir bilmem ne. Bugün ne o yasa 62-22. yasa var.

İşte hemen hesabın kapanıyor, askıya alınıyor, erişime engelleniyor falan. Yapay zekada da bir gün daha iyi anladığımızda nereye gittiğini. Yani bazı kurallar gelecek ve muhtemelen hukuk sistemimizdeki şeyler oraya da gelecek. Peki yapay zekadan en çok etkilenen beyaz yaka mı, gençler mi?

Şöyle. Bence bir kere bu devrim kimi şu anda herkes etkileniyor ama kimi en çok vuracak sorusundan yola çıkmamız gerekiyor. Çünkü ikinci sanayi devrimin özellikle birinciden başlayıp da ikinci sanayi devriminin pik geldiği yer mavi yakayı etkiledi. Yani tabii o zaman biz beyaz yaka olarak kendimizi patron yakın olarak gördüğümüz için sustuk.

Dolayısıyla aslında orada sendika hakları gitti, alım gücü düştü. Çünkü endüstriyel bir üretime geçtik. Şimdi buna üçüncü sanayi devrimi gözüyle bakacaksak kesinlikle o. Yani adını hep söylüyorum koyamıyoruz.

Üçüncü demekten çekiniyorum. Çünkü arada pazarlama kavramı endüstri 4-0-5-0-6-0 dedi ya. Kim üçe dönsün? Üç düşük gibi geliyor.

Ama tabii ki onların hiçbirisi gerçekten bir endüstriyel devrim değildi. Bu gerçekten bir devrim. Bu üçüncü sanayi devrimi ise bunun hedefi beyaz yaka. Çok net.

Yani beyaz yakanın yaptığı işleri vuracak. Yani mavi yakanın yaptığı işleri vurmayacak hatta mavi yakanın alım gücünün artmasını beklediğimiz bir çağa doğru giriyoruz. Şimdi bizim beyaz yaka... Robotlar gelene kadar.

O da doğru tamam ondan da ne zaman geleceği bir 5-10 yıl sanki tam hala o entegrasyon olmazmış gibi hissediyorum. O zaman çünkü yeniden döneriz ama şimdi zamanında mavi yakaya olan oldu ve biz sustuk ya biz de dedim ben beyaz yaka... ...kendi şirketimi kurmadan önce bir beyaz yaka hayatımın önemli bir kısmını bir beyaz yaka olarak yaşadım.

Biz sustuk ya şimdi muhtemelen şey vardır ya benim kapıma gelinceye kadar ben sustum sustum sonra naziler benim kapıma geldi. Şimdi bugün benim kapıma geldiler herkes susacak diye tahmin ediyorum. Dolayısıyla bu arada bir şey de görmüyorum ben yani bu beyaz yaka ne olacak bu hali. Zaten beyaz yaka bir şeyi organize etmekten biraz aciz protesto yapmakta bak şimdi Fransa'da olaylar oluyor bilmem neler oluyor.

Çoğunlukla gençler çıkıyorlar çünkü gençler Türkiye'de de bu görünüyor. İş ilanlarından inanılmaz bir düşüş var giriş pozisyonda da ve gençler buna isyan ediyorlar. Ben beyaz yakanın isyan etmek kasının şu an olmadığını düşünüyorum. Çünkü ikinci sanayi devriminde patrondan yana durduğumuz için o şeyi geliştiremedik patrona karşı vesaire.

Dolayısıyla böyle bir şey de organize bir aktivizm de çıkaramayacağız ve en çok konuşmamız gereken beyaz yaka bu devrimde nasıl etkilenecek? Çünkü beyaz yaka etkilenecek orası çok net. Etkilenecek ama ben şey tarafındayım biraz diğer taraftayım. ...beyaz yakanın bazı işleri ne kadar vasıfsız bir işse o kadar hızlı...

...ne kadar vasıflı deneyim, zevk, tercih içeriyorsa daha geç olarak etkileneceğine katılıyorum. Ama ben yapay zekanın aynı zamanda bir o kadar da yeni iş çıkartacağını düşünüyorum. Öyle bir modellemeler de öyle gösteriyor.

Yani hani yazılımcı artık önemli değil diyoruz. Mesela girişimcilik dünyasından bir örnek vereyim. eskiden bundan dört sene önce bana biri geldiğinde abi bir fikrim var dediğinde ama fikri söylemek istemiyorum. Alırlar, kaparlar falan dediğinde biz hep güldük.

Dedik ki öyle bir şey yok. Çünkü bir fikri hayata geçirmek önemli. Fikir değersiz. Execution önemli.

Bunun için de yazılımcıya ihtiyaç var. Gatekeeper yazılımcıydı. Ondan sonra yapay zeka geldi. Birdenbire bu iş değişti.

Eğer sen bana bugün bir fikir söylersen ben bu akşam bunu Bunun MVP'sini çıkartırım ve iyi bir network'üm varsa belki buna bir finansman da bulurum. Seninle haftaya bir daha buluştuğumuzda ben katmer katmer senin önünde olabilirim. İşte yapay zekanın mesela girişimcilikte böyle bir değişimi var. Onun için insanlar mesela eskisi kadar fikirleri de açmaktan imtina ediyor.

Ve yapay zekanın girişimcilik tarafına bir istatistik vereyim. ...geçmiş on senede girişimcilerin yüzde on ikisi yalnız başına bir şirket kurardı. Solopreneur dediğimiz.

2025'te bu oran yüzde otuz altıya yükseldi. Ve oradan şöyle bir soruya geleceğim. Tek kurucusu olan bir girişim ne kadar büyüyebilir? Yani eğer sen agentlarla bin tane agentin olduğunu düşün.

her şeyi kodlayıp yapabiliyorsan o dünyada fark nasıl yaratılacak? Bu beyaz konumu daha değişik, işte patron gelişimci diyelim tarafın daha değişik. Bunun cevabı şu herkesin bin agent'ı varsa demek ki agent'lara hükmetmek de onların olması da bir şey değiştirmiyor. Demek ki kriter insanların, yok bence accountability. Yani

insanların, sen Sen insanların güvenini aldığın kadar büyüyebileceksin. Eğer onlar akan evet bu şirketi tek başına bin agent ile tüm işte o kamuoyu araştırmaları, yorumlar, işler, projelerini bin agent ile yapabileceğine inanıyorsa. Milyarlık şirket olabilirsin tek kişiyle. Ki bunun bugün örneği yok.

Basın bunu hep yanlış kullanıyor. Bir tane örnek varmış gibi konuşuyorlar. Yok yok ben şeyi söyleyeyim. Şirketin ismi Polsio'ydu.

250 milyondan 30 milyon aldı. ...single founder ve yani tek kurucu... ...ve hiç çalışanı olmayan bir şirket.

İki yüz elliyi daha geçen yok. O da biraz hype'ı var. Yani milyarlık şirket olabilir mi? Olabilir ama bugün o da yok.

Ama mesela girişimcilikte muazzam bir... ...yapay zekanın etkisi var. Yazdığımca artık abartarak söylüyorum...

...kapı dışı. Bugün değilse yarın kesin. İkincisi fikirlerin...

...uygulama hızı duydum. Tak tak yapma kapasitem var. Akşama yaparım.

üçüncüsü artık başka founderların ağız kokusunu çekmek zorunda da değilim co-founder bilmem ne olaylarını ben tek başıma da yaparım ve artık bu finansman tarafında da yatırımcı tarafında da bu kabul edilen bir değer oluyor bunların hepsi gayet sen mesela yatırımcı olurken artık şey sormuyorsun değil mi ben şu anda farkına vardım ki hala eski kafayla gidiyorum soloları birazcık böyle daha tehlikeli buluyorum solo kurucuları ...hep ortak arıyorum gibi hissediyorum. Solo'ya hiçbir zaman, Solo Prenör'e hiçbir zaman yatırım yapmadım ben. Yatırımcılık şartlarında.

Ben hala kafadaymışım gibi hissettim şu anda. O değişti artık. Bence Solo Prenör %36. Yani piyasanın %10 kişiden 4'ü bu.

Galiba bir tane şu anda Solo olan girişimciye ilk defa yatırım yapacağım. Kabul ettim. Ama onun dışında bakıyorum şu ana kadar 10 tanesini yaptık. 9 tanesi tek değil.

Paradigma değişiyor. Yani ve şey şöyle söyleyeyim bence bir sene sonra soloprenörler co-founderlardan daha çoğunlukta olacak. Muhtemelen de daha sağlıklı olur da hissediyorum. Çünkü ortaklık kavgasız şirketi götürüyor ya yani böyle en azından kendini kontrol de.

Sağlıklı mı bilmiyorum. Şirket kurmak zor bir şey. Zor çünkü insan her konuya hakim değil. Ne kadar yapay zeka olsa da.

Yani bir bankayla konuşmak, kredi için bir avukatla konuşmak, işte devlet tarafıyla konuşmak, işe almak, işten çıkarmak bunların hiçbiri bir insanın özellikle sayılar büyüdüğünde tek başına kaldırabileceği şeyler değil. Onun için hala bu dertleri paylaşabileceğiniz insanların olması yararlı bir şey bence ama bir ürünü ortaya çıkarmak açısından onlara ihtiyacın olmadığından bu sayılar bu dünya değişiyor. Ve burada ben bu sene üç şirket kurdum. Bu da yapay zeka.

Üçünde de değişik co-founderlarım var. Ve ben eskisi gibi şirket kurup işte Markafon'un da CEO'su bendim. Ne bileyim Tico'da bendim. Orada burada bendim.

Artık o da değişti. Paylaşarak büyüyoruz. Ben işlerin daha işte stratejik bölümü, fundraising, corporate governance, işte işe almalar vesaire gibi konularla uğraşıyorum. Haftalık marketing toplantıları, İK toplantılarını işte CEO olan arkadaş şey yapıyor.

Bir tane arkadaş var tam ile iş birliklerini konuşuyor. Ağzı iyi laf yapıyor, iyi çevresi var. Ama eskiden nasıldı? Tüm co-founder'la oturup hepsi İK'yi konuşurdu.

Hepsi marketing konuşurdu. Hatta birini davet etmeyince işte o meşhur kavgalar çıkardı vesaire. Benim bir ortağım vardı, bir haftalık finans toplantısına davet etmeyi atlamışız, bir karar almıştık, kızmıştı, 63 gün şirkete gelmedi. Yani bu gibi şeyler olmuyor artık.

Çünkü asimetrik çalışıyoruz. Bu da bu yapay zekanın, girişimcilik dünyasının getirdiği değişim. Bunu neden anlatıyorum? Şimdi beyaz zekaya geri döneceğim.

Ben beyaz zekaya ilgili rakamı da vereceğim. Girişimcilik dünyasında çok belirgin bir şekilde hem davranış hem finansman hem şirket kuruluş hızları açısından yeni bir döneme girdik. Daha bunların meyvelerini görmediğimizden eksit anlamında büyük değerlemeler anlamında daha çok konuşmuyoruz. Ama iki sene sonra çok daha başka yapılanmış şey olacak.

Yani eğer ben bu sene üç tane şirket kurduysam seneye de üç tane kurabilirim şey olaraktan. tamamıyla başka risk modellerine ve başka bir zincirleme, girişimcilik diye bir kavrama gideceğiz. Bunların beyaz yakada benzeri şeyi var mı? Rakamı söyleyeyim görünmüyor.

Şöyle neden görünmüyor? Bu arada şey gitsek ve beyaz yakada şu anda sosyal bir norm ve performans normuna döndüğü için sorsak. Gerçekten sen yapay zekalıya ilgili misin? Yüzde seksen ilgiliyim diyecek.

Peki biz ne yaptığımızı söyleyeyim. Bizim yaptığımız şey sormak değil davranışına bakmaktı. Yani bıraktığı izlerden şeyi algoritmalarımıza eğittik. Dedik ki bıraktıkları izlerden her kişiye tabii ki veriyi anonimleştirdikten sonra bir endeks ver ve o endeks üzerinden şeyi belirle.

Bu gerçekten AI ile ilgileniyor mu? İlgilenmiyor mu? Sadece yüzde yirmi sekizi gerçekten bıraktığı izlerden yapay zekayla gerçekten ilgili. Yani demek ki geri kalanları bir e-mail yazıyor o kadar.

Aynen öyle yani bir soru soruyor şeye. Asist'in de EY'i biliyor sadece. O da dünyanın en verimsiz sorularını soruyor ve alıyor. O %28 ne yapıyor?

Gerçekten eğitim almaya çalışıyor, anlamaya çalışıyor. Bıraktığı izlerden, etkileşim kurduğu mecralara baktığımızda onu şey olarak kodlayabiliyoruz. %28'i bu yolda sağlıklı yürüyecek gibi görünüyor. %72'si değil.

Sorsak %80'i. Dolayısıyla ben net olarak söyleyeyim bir devrim var. Ve o devrimi tam olarak kavrayamamış bir beyaz yakayla karşı karşıyayız. Ama o zaman beyaz yaka bir bölümü kaçırıyor mu iş?

Yüzde yüz kaçırıyor ve bence ikinci sanayi devriminin kodlarından çıkamadıkları için kaçırıyorlar. Çünkü ikinci sanayi devrimde hep az evvel dediğim gibi olan mavi yaka oluyor. Benim annem babam patron ve ben onun zaten yanındayım. O beni zaten kucaklar ve sanki böyle patron beni zaten bırakmaz.

Ben hep onun yanındaydım. O tarafta hiç değildim. Hiç sendikalaşmadım. Hiç zorlamadım.

Her zaman onun yanındaydım. tamam mı? Dolayısıyla beni bırakmaz ya. Yani gel yavrum ama patron bir taraftan agentlik AI'yı şirkete getirmekle meşgul ve hiç öyle evladım benim falan diyecek bir hali de yok. Deme şansı da yok.

Açık konuşalım. Çünkü rekabet ve oyun teorisi var. O dese bile rakip bunu kurduğu anda maliyeti olarak daha düşük maliyette olacağı için zaten kalma ihtimalin yok. Dolayısıyla bir kere şunu net söyleyelim.

Patronların böyle bir ajandası yok. Bu evlatlarım hep benim yanımdaydılar. Beni hiç üzmediler. Hiç organize olmadılar Hiç aktivizm yapmadılar Mavi yakayla hep uğraştık durduk Sendikalarla uğraştık durduk Bunlar hiç üzmediler Ben sizi bırakır mıyım gelin evlatlarım Deme ihtimali yok Ve %28'i bunun farkında %72'si ben onun evladıyım Bana babam annem bunu yapmaz ya Demeye devam ediyorlar gibi görünüyor Enteresan bir baba ve anne figürlerinin Son bir iki podcastımızda Hep bir değişik vesilelerle Öyle ama devrimden çocuklaştırır abi Çok güzel.

Önce zaten devrimler deriz ya çocuklarını yer ya. Dolayısıyla çocuklarını yemesi için önce bir çocuklaştırır. Sonra onlar da yer. Dolayısıyla şu anda bir devrimin tam da ucundayız.

Ve bir kitleye çocuk diyebiliriz. İçinden konuşuyorum önce kimse kızmasın. Ben beyaz yakayım. Hayatım boyunca beyaz yakaydım.

O çocuklar bizleriz ya. Net söyleyeyim. Yani bu oranlarla kimse gözümüzün yaşına bakmaz. Ben yine de şey diyeyim.

Akan aynı zamanda patron dediklerinde satır aralarını okumakta da fayda var. Ben o zaman kapanışta bir tane yapay zekanın beyaz yaka tarafında neyi değiştireceği hakkında bir şeye şahit oldum. Geçenlerde bir Almanya'da bir şirketin yönetim kurulundayım. Oraya gittik.

Bir yeni İK genelgesi konuşuldu yönetim kurulunda. Artık şöyle o şirkette yeni işe alınacak herkes için yani kapıdaki resepsiyondaki arkadaş olsun en kıdemli işte finansın başındaki olsun. Kaç agentin var bize geldiğinde kaç agent getiriyorsun ve orada da hani yazılmamış kural dediğimiz 5 agentin altındaysa almayalım kararı alın. Yani böyle değişimler geliyor.

Çok teşekkür ederiz. Teşekkür ederiz sağ olun.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)