Podcast

S3E1: Rüyalarla Yaşıyorum

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz, sağ ayakla yeni sezona giriyor!



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.128 kelime · ~11 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo, Kayıp Eşya Bürosü, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour! Kayıp Eşya Bürosü'nün yeni bölümüne hepimiz hep beraber tekrar tekrar tekrar hoş geldiniz.

Şu dakika itibariyle Eylül ayının bana verdiği yetkiye dayanarak yeni sezonu da açmış bulunuyorum. Hadi bakalım. Miladi takvim yılbaşısı işine bak kardeşim. Bizim takvimimiz Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Öğretim Çalışma Takvimidir. Yılbaşımız da Eylül 1'dir ve tektir. Özgem Özel de onun kulu ve elçisidir. Teşekkürler. Başlamadan önce bir güzel haber vermek istiyorum. Artık büromuzun bir sponsoru var. Sarus Mental. Bu sezon boyunca bizlerle birlikte olacak. Bunun iyi bir haber olmasının üç nedeni var. Onu hemen açıklamak isterim. Birincisi şu. Burada, bu kadar insan bu büroda, hepimiz şununla hemfikiriz. Mentalimizden öte yol yok bürosunun gülleri.

Transkriptin tamamını oku

Gurbet ellere gitmekte çözüm olmuyor, ana rahmimize dönmekte çözüm olmuyor. E bu minvalde de büromuza Çamoluk Otomotiv'in sponsor olacak hali yoktu. Tabii ki içinde mental geçen bir marka gelecekti bize de. Kimdir nedir bu büromuzu Allah'ın emri peygamberin kavliyle isteyen Salus diye de baktım açtım baktım eski bir Roma tanrıçasıymış ki beni de hep İtalyanlara benzetirler zaten. Wikipedia görevini şöyle yazmışlar Salus tanrıçamızın ilk başlarda hem bireyin hem de devletin güvenlik ve esenliğinin tanrıçası olsa da virgül

Daha sonra kişisel sağlığın koruyucusu haline geldi. Artık o arada ne yaşandıysa bilemiyoruz. Koskoca kadın tanrıcı haliyle demiş ki başlarım devletinizin esenliğine, ben demiş bireysel sağlığa yöneliyorum. Valla ne diyebilirim? Salusçum ne kadar ortak noktamız var bir bilsen. Ver o mübarek omzunu öpem tanrıçam.

İkincisi şu, yeni sezonda iki haftada birden haftada bire terfi ediyoruz evet. Yanlış duymadınız. Bu kardeşiniz artık kendi bürosunun kadrolu çalışanı olmuştur. Yemin ederim konfor alanı oluşmaya görsün. Biri geliyor elinin tersiyle viran eyliyor comfort zonumu benim.

Son olarak üç, comfort zone'un dışına çıktığımda yüz yüze kalacağım, yüzüme lodos gibi çarpan, paniktir, korkudur, heyecan, endişe, çaresizlik, umut, şok gibi gibi gibi duygular karşılığında bana para ödüyorlar. Ya. Mental bana para ediyor. Sonra mentalin bana ödediği parayla ben gidip kendi terapistime o parayı ödüyorum. Böyledir bu işler. Mentalden gelen mentale gider. Virüsünün gülleri olması gereken de budur. Sağ lobumla alıyorum. Sol lobumla veriyorum. Bu kafada kaç tane duygu var? Hepsi benim elime bakıyor. Ben tek başıma yetemem anneciğim.

Bugün nereden başlasam bilemediğim bir sezon başlangıcı olacak. Çok fazla şey çok hızlı şekilde oluyor, bitiyor, geçiyor. Benim de üzerimde bir yorgunluk var ama yani nasıl bir yorgunluk tam tarif edemiyorum. Böyle alımlı, şık bir yorgunluk mu? Yoksa pejmürde aman adam sendeci bir yorgunluk mu? Onu tam anlayamıyorum. Yorgunluklar basitçe ikiye ayrılır güzel ve çirkin yorgunluklar olarak.

Çirkin yorgunluk da nesi? Özgeciğim, dediğinizi duyar gibiyim. Mesela dinleniyorum sanıyorsun ama hayır, taşlaşıyor gibi oluyorsun. Bildiniz mi o yorgunluğu? İşte o çirkin yorgunluk. Hani hiçbir şey yapmadıkça, durdukça, hareketsiz kaldıkça daha da büyüyen bir eylemsizlik, bir güçsüzlük, bir...

Böyle sabah kalktığında saat kaç acaba diye eline aldığım telefonda TikTok açıp oradan oraya kaydıra kaydıra saati öğlen 2 etmek mesela buna dahildir. Ben şu aralar kendimi böyle buluyorum. Yüzünü yıkamakmış, kahve koymakmış, müzik açmakmış falan bunlar yemin ederim sağ köşede toz bağladı. TikTok'ta çekilmiş ve çekilecek olan, TikTok'ta çekilmeyip TikTok için editlenmiş olan her şeyi izlemenin keyfini maalesef hiçbir şey de vermiyor. Belki kargocunun evde misiniz diye aradıktan sonra hakikaten de eve gelmesi olabilir. Bak o çok keyifli oluyor.

İnsan kendini bu hayatta böyle bir adım önde hissediyor ya. Ayrıcalıklıymış gibi oluyor. Aa, diyorsun gerçekten de bu kargocu benim kargomu getirdi üç iş günü içerisinde. Ben şu an sipariş verdiğim şeyi teslim alabildim. O zaman ben bu hayatta her şeyi başarabilirim gibi bir his oluyor. Belki o TikTok'la başa baş gidebilir.

Bunun dışında rakibi yok TikTok'un. Günler onunla başlıyor, onunla bitiyor. Keşke sigarayı bırakmasaydım diyorum bazen. Belki o zaman elime telefonu almadan önce derdim ki, ay dur bir sigara içeyim de kendime geleyim. Derdim, pencereye, balkona çıkardım ve bir kahve sigara yaparken ne olurdu kakam gelirdi ve kloset tepelerinde bacaklarım uyuşana kadar, ne uyuşması hatta hissizleşip belki de kesilecek duruma gelene kadar otururdum ve ne yapardım? Evet, TikTok izlerdim. Üstüne bir de sigara içmiş olur muydum? Olurdum. Gördüğünüz gibi hiçbir kârlı durum da çıkmadı bu varsayımsal senaryoda. Neyse en azından sigarasız izliyorum. Bu yine iyi yani.

Günaydın köyde yaşayıp çok iyi geçişler yapan abla. Günaydın belli belirsiz göz kırpan kur yemişçi vintage abi. Günaydın yüz yüze konuşuruz şarkılarına bir buçuk hızla karaoke oyunculuk yapan gençler. Attığım mesajları ciddiye almadım değil mi? Hayvan gibi hiçbir şeyim bile tutamadım kendimi. Ve günaydın güzel tırnaklarla sabun kuran ASMR bacı.

Sen ne güzelsin TikTok Cumhuriyeti, sen başa belasın TikTok Cumhuriyeti. Evet, ben bu çirkin yorgunluğa teslim olmamak için, ki kendi içinde de bir güzellik barındırıyor ama yine de çirkin yani yorgunluktur neticede, bir hışımla kalkıyorum ayağa bu sabah. aa diyorum hadi bakalım Özge'm tamam kalkıyoruz sabah sayfalarımızı yazıyoruz sabah sayfalarını da kısaca bir açıklamam gerekirse bilmeyenler için şöyle söyleyebilirim yani sabah kalkar kalkmaz elinize kalem alıp A4 boyutunda 3 sayfaya bilinç akışı durmadan düşünmeden yazı yazmak olarak özetleyebilirim neden sabah çünkü sabahlar boşaltım zamanıdır Gün içinde kendini huzursuz, eksik, böyle hafif bir denyo gibi hissettiğin zamanlarda sen bilirsin ki o sabah tuvalete çıkamadığın için bu hal gelmiştir sana. Vücudun bazı şeyleri sindiremedi. O şeyler vücudunun bir yerinde birikti ve sen onları taşıyarak bağırsak kıvrımlarında hayatına devam etmek zorundasın. Bu zor. Yani probiyotik yoğurtu da ye, ye, ye. Nereye kadar artık? Danone'den hisse alsan bile bir işe yaramaz.

Maksimum pantolonunun üst düğmesini açarsın. O da yani yakın hissettiğin insanların yanında veya üstüne bol bir şey giydiysen belki. Şimdi aynı şey kafa için geçerli değil. Kafanın bir düğmesi yok ki şöyle ense tarafından pıt diye açalım da azıcık hava alsın. Mecbur ne yapacaksın? Yazacaksın. Sabahları yazacaksın. Uyanır uyanmaz bilinç akışı durmadan üç sayfa kalemle kağıda yazacaksın.

Sindiremediğin ve elli tutamadığın her şey beyin kıvrımlarında birikmeyecek. Oradan akacak, gidecek sayfalara doğru. Sen bitince telefonu çekeceksin, defter kapağını kapatacaksın, ellerini sabunla en az 20 saniye yıkayıp dışarı çıkacaksın, hayatına devam edeceksin. Sindirim bakın çok önemli. Ve şunu da unutmayın, kalem Aktivya'dan keskindir.

Tamam. Gelelim güzel yorgunluğa. Onda bir alengir yok. Bu arada dümdüz, hak edilmiş bir yorgunluk. Alın teri diye de bilirsiniz. Yapılacaklar listesindeki maddelerin üstünü çize çize akşama ettiğiniz böyle kan, ter, gözyaşı, et kesiği, ay bacacıklarım, ay boynum diye diye kendinizi koltuğa atıp ayaklarınızı uzattığınız o yorgunluk işte o ne güzel yorgunluk o. Ay o ne tatlı yorgunluk. Ama bu ikisinden birini seçmem gerekiyorsa bugün hissettiğim yorgunluk için seçemem.

Hangisi bilemiyorum çünkü. Bugün başka bir şey hissediyorum. Tam tanımlayamıyorum. İkisinden de bir miktar var. Yani 20 şerden 3 rekat su kağıta durmanın verdiği yorgunluk da var. Ama adını koyamadığım bir... Yani...

Nasıl desem? Böyle bir gözlerimde birden bir acı hissediyorum. Hani açık tutmakta zorlanıyorum onları. Ulan diyorum bayılıyor muyum şu an? Ne oluyor? Kan şekerim mi düştü? Hayır kahvaltı da yapmıştım. Evde kimse de yok. Bayılsam ne bok yiyeceğim? Yoo bayılmıyorum, bayılmıyorum. Yani bayılmıyorum, bayılmak bu kadar uzun sürmüyor. Çünkü burnum, burnum uyuşuyor. Kaşınıyor. Ay ha siktir yapma şu an. Yok ben şu an hiç... Ne alaka? Şov! Bir. Allah aşkına üçleyelim şunu bak. Bir de kalırsa soğuk algınlığı demektir.

Evet, eylülün gelmesiyle birlikte mevsimin değiştiğini hisseden bedenim, dur diyor, şu bahar alerjisinin diğer yarısını da aradan çıkarayım eylül bir gibi diyor. Bu yüzden de gözlerimi, burnumu, boğazımı gıcıklamaya karar veriyor. Bir anda, heh, bak bir anda çat kapı ansızın. Halbuki ben biletler almıştım. Oyun izleyecektim, oradan çıkacaktım. Voleybol final maçını açık havada izleyecektim. Tezahüratlar edecektim. Ne oldu? Yalan oldu. Maçı evde izledim. Elimde mendil, burnumda sümüklerle. Vargas, vargas diye diye sayıklarken uyuyakalmışım.

Ertesi sabah uyandım, bir de ne görsem beğenirsiniz. Yeni KHK ile ülkemiz komple lezbiyen olmuş. Bakar mısın? Böyle uyandım, biz ülkecek lezbiyen olmuşuz. Herkesi teker teker aradım, teyit ettim. Lezbiyen mi olduk, kız siz de oldunuz mu diye ben olduğumu hissediyordum da acaba hani bana özel bir şey mi diye düşündüm. Dediler ki onlar lezbiyen olunca biz de lezbiyen sayıldık dedi. Ay dedim daha ne isterim, tercih mi peki? Yok değil, yönelim. E çok iyi, benlik bir durum da yok. E peki dedi evdeki manitalar, kocalar ne olacak? Gidip değiştireceksin dediler.

Belediyeler böyle bir havuz sistem yapmış, elindeki karşı cinsi bırakıyorsun, o seni kendi hemcinsinle eşleştiriyor. Baya Avrupa Birliği'nden sonraki ülkeler gibi hani, markları, frankları verip Euro'ya çevirmek gibi yani. E çok çok iyi. Annemi merak ettim, annemi aradım hemen. Dedim aradım, anneciğim dedim, nasılsın, iyi misin, babam nerede dedim, siz ne yaptınız? Baban dedi, gitti kızım dedi, ama dedi yabancıya gitmedi.

Selçuk amcan var dedi, ha dedim evet vardı babamın liseden arkadaşı, doğru. Onlar dedi öyle eşleşti. E sen ne yaptın? E ben de dedim Sevcan ablana gittim. Biz biliyorsun iyi anlaşıyorduk. Biz de birlikte devam edeceğiz. E çok iyi dedi, sen ne yaptın dedi. Valla dedim anne bizde işler karışık. E nasıl karışık? Benimki dedim uyandı. Özge dedi ben de galiba lezbiyen oldum. Nasıl dedim sen lezbiyen oldun erkekan? Yok dedi ben artık dedi beyanımı yani kadın gibi hissediyorum. Ben artık dedi şihirim.

Beyan verdi öyle. İyi dedim ne yapalım bari birisi aksini söylemedikçe. Biz aynen demem herhalde bilmiyorum bir arada kaldık ama şu an iyi gibiyiz. Aaa ama çok iyi oldu Özge dedi. Valla sabah uyandım. Ülkecek lezbiyen olunca bir rahatlama geldi dedi ülkeye. Bak dedi kızım dört memenin sırt sırta verip de aşamayacağı engel yok. Doğru valla anneciğim. Senin sesin niye böyle geliyor? Hasta mı oldun sen? Yok bahar alerjisi.

Özge bir şey söyleyeceğim aklıma nizakıldı. Acaba biz sadece insanlar olarak mı lezbiyon olduk? Yoksa hani polenler, sokak hayvanları falan da lezbiyon oldu. Acaba ne kadar çapı, ne kadar bu kadar? Ay annem bilmiyorum valla. Neyse aramışken şeyi telefona versene. Türk aile yapısı yanında mı? Bir ver aramışken onun da bir sesini duyayım. Yok, sabah beridir odasından çıkmıyor. Aa, ne oldu bozuldu mu? Türk aile yapısı bozuldu mu?

O suratı iki karış domuz gibi oturuyor odasında. Gel bir hava alalım diyor. Yüzüme bakmıyor. Ay uğraşamam bu yaştan sonra bak seninle dedim. Yeter dedim eziyet ettiğin senelerdir insanlara bir huzur vermiyorsun. Veririm seni bak huzur evine veririm. Kimse gelip yüzüne bakmaz diye tehdit ettim artık. Ne yapayım mecbur kaldım. Öyle ikna oldu da mahallede işte bir iki tur ya attık yani yürüyüş yaptık. Hani dedim ayakları açılsın dünden beri otur otur götü dümdüz oldu. Varisi var. Pıhtı atacak bacağında yine ben uğraşacağım. Öyle biraz hava aldık işte gözü de hani alıştı.

Maskülen, feminen çiftlere gitseydiniz ya çay içmeye. Hani öyle belki daha alıştıra alıştıra kolay olurdu onun içinde. Nazmiye teyzenlere gittim. Nazmiye teyzen saçını üçe vurmuş. Giymiş böyle oversize pantolonları. Baçır mı diyorlar, bir şey diyor öyle. Yanında da işte Melike ablan. Partner oldu onlar. Allı güllü elbisesiyle birlikte kışlık domates yapıyorlardı onlar da bahçede. Girdik işte bir çay içtik. Baktı baktı bunlar ha. Bir iç çekti. Dedim iyi misin? Türk aile yapısı bak. Fena mı oldun bak? Çıktın gezdin. Bak korkacak, bozulacak bir şey var mıymış dedim. Utandı biraz öyle deyince ben. Hak verdi bana da şey yapamadı Özgeciğim tabii kaç yaşında.

İdiremedi gururunu ama ben anladım yani. Öyle ufak ufak sataştı sonra bu. Tabi ikinci çaydan sonra diyor ki Nazmiye'ye az daha karıştırın diyor domatesi bak. Nazmiye'ye diyor. Diyor ki kışın üşümeyecek misin bu keltoş haline diyor. Kızı böyle denir mi? Ne body shaming yapıyorsun Nazmiye'ye? Nazmiye de gülüyor. E diyor ki elin ne iş tutuyor? Bir bere ör getir de üşümesin dedi. Onlar orada şey yaptılar yani buzları erittiler. Türk aile yapısına şey dedi Nazmiye. Sen dedi koy verme öyle kendini. Sen hepimizi gömersin dedi. Orada bir şey oldu yani. Öyle işte. Geldik eve oturuyoruz. Baban, ben, Selçuk, Sevcan. Türk aile yapısı hep birlikte. Var mı bir şeye ihtiyacın? Nazmiye sana da gönderdi. İki kavanoz domates. Kışın kullanırsın. Pratik olur. Çok güzel kokuyor domates. Çanakkale domatesi. Sivri. Tabii. Pazar gelecek misiniz kahvaltıya? Çantayla gel de şey giderken. Götürürsün. Bir şey çalıyor Özge arkada. Ne çalıyor Özge'm? Alarm mı kurdun kız? Kalk.

Kalk kapat alarmı. Ne alarmı kız? Hadi uyan annecim. Annecim. Annesinin gülü. Kalk kızım. Hadi benim. Uyan hadi. Kalk bir kahve koy. Özge yeter uyudun ya. Gece yatmak bekliyorsun. Sabah kalkmak bekliyorsun annecim. Kalk terbiye kaçırdın bir daha. Ay.

Çocuklar içim geçmiş. Valla. Ay nasıl yapsak? Nasıl yapalım? Bir yüzümüze su çarpalım. Değil mi? Alerji yapımıza çakalım. Hafta yayına buluşalım. Öyle yapalım. Sizleri çok sevdiğim meslektaşım Eda Kibar'ın çok sevdiğim bir parçasıyla baş başa bırakıyorum. Kayıp Eşya Bürosu. Özgü Özel. Sevgiler. Geçen gün aynada gördüm kendimi.

Dedim ki Yarabbi bu nasıl bir dişi? Sonra gökkuşağı gördüm aniden. Dedim ki olabilir miyim acaba lezbiyenliyim? Lezbiyenliyim.

Sadece lezbiyenler buyrun. Lez... Netflix etmiş beni de Jenner'e. Olmuşum vallahi elinde Jenner'e. Yemin ederim lezbiyen değilim ama. Bayılırım pornolardaki Asyalı kızların. Hep beraber buyurun. Lezbiyen.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)