
6.436 kelime · ~32 dk okuma
Selam fularsızlar. Türkiye'de internet ve haberleşmenin durumu temasından devam ediyoruz. Bugün de bu sektörün dününü bugününü benden çok daha yakından takip eden bir konuğum var. Birazdan tanıtacağım.
24 Şubat'ta yaptık bu söyleşiyi. Teknik bir içerik yok. Herkesin anlayacağı dilden daha ziyade şöyle sorulara cevap arıyoruz. İletişim altyapısı denince kastedilen tam olarak ne?
Kimdir bunun sahibi? Niye internetimiz yavaş ve pahalı? Türk Telekom özelleştirilmesindeki gariplikleri saymakla bitirebilir miyiz? Genel olarak devletin rolü nedir?
Yatırım babında da, sansür babında da, istihbarat babında da rolü nedir? Mesela BTK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bugün AFAD'ınkine eş olan bütçesiyle ne yapıyor? Son olarak da tüm bunlar nasıl geliştirilebilir? Yapılması gereken ne?
Bunlar sizde biraz merak uyandıran sorularsa güzel. Her zamanki gibi konu başlıkları bölüm açıklamalarında. İstediğiniz yere çat diye atlayabilirsiniz. Umarım faydalı olur.
Bugünkü konuğum Füsun Sarp Nebil. Haberleşme ve bilişim sektöründesiniz uzun zamandır Füsun Hanım. Hoş geldiniz. Hoş bulduk.
Şimdi siz Türkiye'nin ilk internet servis sağlayıcılarından birini kurdunuz 97'de. O günden beri de internet teknolojileri üstüne hem yazı yazıyorsunuz hem de zaten sektörün içindesiniz. Benim de bu deprem sürecinde epey faydalandığım bir kaynak oldu yazılarınız. Geçen gün altyapının kırılganlığı hakkında bazı teknolojiler hakkında genel bir bölüm yayınladım.
Bugün bu konuları derinleştirelim, genişletelim istiyorum sizi bulmuşken. Yalnız ayağınızın tozuyla bir toplantıdan gelmişsiniz zaten. Belki taze tazeyken oradan başlayalım. Neler konuştunuz?
Bu hafta 3 operatöre ve de Bilgi Teknolojileri Kurumu'na 25'er sual gönderdim. Deprem bölgesindeki sorunlarla ilgili 1, 2 yaklaşan İstanbul depremiyle ilgili. Türk Telekom'dan cevap aldım yazılı. TÜRKSEL davet etti ki biraz evvel dediğiniz gibi oradan geldim.
BTK'dan cevap yok. Vodafone'dan da cevap yok. Şunları sordum, yani neden bölgede böyle bir sorun silsilesi? Tabii ki Türksel kendini savunuyor.
Her şeyi çok iyi yaptığını söylüyor. Hatta bir de şöyle bir ifadeleri var. Biz bu kadar canhıraşhane çalıştık. İşte oradaki insanların annesi, babası vefat etti.
Onları gömdükleri halde burada işlem yapmaya çalıştılar. takdir göreceğimize tersi oluyor diyorlar. Tabii ki burada haberleşme anlamında eksik var ama telekom sektörünün çok büyük problemi var. Telekom sektörü engellenen bir sektör.
Hem de bugün değil, yaklaşık 20 yıldır engelleniyor. Telekom operatörleri de dosdoğru para kazanamıyor. Gitgide düşen bir borsa değeri var. 2008'de yani Türk Telekom'un borsaya açıldığı gün, Türksel artı Türk Telekom'un toplam borsa değeri 22.9 milyar dolarken bugün 6 küsur milyar dolar ikisinin toplamı.
Kullanıcı başına kazanç arpu diye bir kavram var. Bu Avrupa'dakinin yarısı düzeyinde Bütün bunları bir araya koyduğumuzda yatırım da yapamıyorlar. Önleri de engelli. Dolayısıyla biz de halk olarak anayasal hakkımız olan haberleşmeyi dosdoğru alamıyoruz.
Belki de şu insanlara dinleyenlere yardımcı olabilir. Bu telekom altyapısı tam olarak nedir? Yani biz bir sürü isim duyuyoruz. Sonuçta Turkcell duyuyorsun, Vodafone, BTK, Türk Telekom.
Benim hakkımda şöyle bir şey vardı. En temel seviyede ne var diye sorayım. Fiziken ne var? Sahibi kim?
Onun üstüne katman katman çıkalım. Altyapı deyince kastettiğimiz en temelde nedir? Türk Telekom dediğimiz şirket biliyorsunuz çok eski. Şimdi kaç sene olduğunu hatırlamıyorum.
Yüz seksen küsur senelik bir şirket. Ta Abdülhamit zamanında kurulmuş. Önce telegraf diye kurulmuş. Sonra de sesli telefona geçmiş.
Bütün bu yıllar boyunca ta ki 2000'e kadar bakırlarla geldi. Yani evlerimize gelen bakır, şebekeler, bakır teller üzerinden biz telefonla konuşuyorduk. Optik kablolar 1950'lerde falan bulunma ama uygulanması 1990'ları buldu. Siz de biliyorsunuz fiberoptik sesin iyi iletilmesi ama daha önemlisi verinin iletilmesi açısından gerekli bir altyapı.
Tüm dünyada 2000'den itibaren bakır şebekeler fiberle değiştirilmeye başlandı. Bu tabii ki hem zaman hem emek hem para isteyen bir olay. Telekomcular Derneği diye bir dernek vardı. Bu dernek Türk Telekom'da çalışanların kurduğu bir dernek.
Onların raporlamasına göre 2005 yılında 30 milyon kilometre bakır kablo vardı toprağın altında evlere giden. Bunu döşeyen de kamu. Türk Telekom. Milletin parasıyla.
Ve de bilmiyorum o yılları hatırlayanlar var mı? Biz aslında dünyadaki telefon ücretlerinin iki ya da üç katı paralarla konuşuyorduk. Örneğin Almanya'da akrabası olan Almanya'yı aramıyordu. Onun çaldırıyordu telefonunu, karşı taraf orayı arıyordu.
Daha ucuz olan Almanya'dan. Bunu da özellikle söylüyorum. Türk Telekom'un bugünlerde özelleştirilmesi konusunda karşı bir cephe var. Ben aynı fikirde değilim.
Telekom sektörünün özel bir sektör olması gerektiği düşüncesindeyim. Onun için söylemek istiyorum. 2000'den itibaren fibere dönüşme hemen olamayacağı için 1980'lerden itibaren bakır üzerinden veri iletmeye yönelik XDSL dediğimiz En çok bildiğimiz EDSL biliyorsunuz. Bir takım teknolojiler geliştirildi ki bakır işe yarasın diye.
Mevcut telefon hatları üzerinden veriyi iletelim. Fiber optik kabloları döşeyene kadar. Aynen. Tabii bunun problemleri de çok biliyorsunuz.
Türkiye'de döşenen eski yıllarda bakırların hepsi standartlara uymamış. Standardı 7 milim. 3 milim bile var. Bir keresinde beni Şener Yurdatapan aratmıştı.
Bostancı'da ana santrala şu kadar mesafedeyim ama 16 megabit'i alamıyorum. Bu çok eski, 2010'larda falan bir olay. Çünkü oradaki bakırın milimetresi düşük yapılmış geçmiş yıllarda. Yani EDS'ler böyle güvenilir bir şey değil.
Ben bunu geçici ve eklektik bir teknoloji olarak adlandırırım hep. Yani yıllar içinde bu EDS'nin fiber'e dönüşmesi lazım. Hele ki 23 yılda. Bir de belki parantez olarak söyleyebiliriz, kablo televizyonlar var.
Yani o kablo üzerinden de iletişim var. O da altyapının bir parçası olarak düşünülebilir. Şimdi 1950'lerden itibaren Amerika'da kablo şebekesi oluşturulmaya başlanmış televizyonlar için. Zaman içinde sizin de söylediğiniz gibi bu haberleşme için de kullanılmış.
Ve dikkatle bakarsanız, orta gelir düzeyindeki insanların daha çok kullandığı bir şebeke olmuş bu. Bizde 1990'ların ikinci yarısında kablo televizyon beş firmayla gelir paylaşımı modeliyle kuruldu. 2007'de de bunu tekrar geri aldılar. Çünkü 10 yıllık sözleşmeleri vardı bunların.
İşte lisans vereceğiz deyip geri aldılar. O günden beri kablo şebeke de geliştirmiyor. Haklısınız. Kablo şebeke de önemli bir şebekedir.
Ama bizde atıl kaldı. Bakır'ı da çevirmediler. Yani 2010'larda İstanbul Belediyesi'ne Türk Telekom'dan giden bir yazı var. kazı izni verilmemesini istiyor.
Dolayısıyla oradan itibaren altyapı şirketlerine kazı izni verilmedi. Yani 2006 yılında 14 tane şirket altyapı lisansı aldı. Bunların 3'ü Vodafone, Türktelekom ve Türksel ama geri kalanı ismini bilmiyorsunuz. Çünkü onlar önde satan değil, arkada altyapı satmak isteyen firmalar atıl durumda onlarda.
Altyapı engellendi bugün. Bakın geniş bant diye söyledikleri EDS'li sayıyorlar. Halbuki EDS'ler geniş bant değil artık. Amerika bile önce yirmi beş megabit diye hatları, sınırı şimdi yüzlere çıkarıyorlar.
Yüz megabitlik hat geniş bant. Türkiye'de bir sürü on altı megabit var. 30 megavit var, hatta 2 megavit bile hala var. Bunu geniş band sayıyorlar.
Bugün son rakamlara bakmadım. Galiba 4-5 milyon civarı fiber bağlantı var. Toplamda 24 milyon hane vardı bildiğim kadarıyla. Yani beşte birinde fiber var.
Ama bunu mobil interneti sayarak penetrasyon yüzde bilmem kaç diye ortaya sürüyorlar. Doğrusu bu değil. Demin dediniz ya, 2006'da bir yazı gitti ve altyapı engellendi diye. Şimdi oradaki düzenek şu muydu o zaman?
Devlet diyor ki, kardeşim biz bunu taa eskiden beri kamu kaynaklarıyla yaptık yapacağımız kadar. Bundan sonra lisansını verelim, şu şirket katsın, fiberi döşesin, bakırı döşesin neyse. Ondan sonra o şirketler de onun üstünde veriyi veya telefonu veya hizmeti satacak şirketlere o altyapıyı kiralasınlar veya satsınlar. Böyle miydi sistem?
Hayır. Olması gereken derseniz doğru. Böyle bir şey olması gerekir. Ama o tarihteki olay şuydu.
2004 yılında Türkiye'de serbestleşme ilan edildi. Serbestleşme ne demek? Devlet dışındaki özel firmaların da Telekom'un şurasında, burasında yer alabilmesi. Telekom'un yatay alanları var.
Veri merkezi başka bir iş koludur. Bir sürü veri merkezi var Türkiye'de. Wireless başka bir iş koldur. Türk Telekom'dan hat alıp, bölgede diyelim ki Balıkesir'de... ...Organize Sanayi Bölgesi'ne wireless satan küçük yerel ISP'ler var.
Bugünkü deprem bölgesinde zaten ilk günden biz wireless kuralım diye... ...BTK'ya başvurmuşlar. BTK'da reddetmiş.
Eleştirdiğim konulardan biri bu. Bu depremde mi böyle yaptılar? Evet. Loglama yapılamıyor demişler.
Bunu da Telkoder anlattı bana. Onun üzerine Esenyurt'tan bir firma yazılımı tamamlamış loglama yapılır hale gelince ki ben BTK'ya sordum sorulardan biri bu. Sizin için önemli hangisidir, tercih etmenizin nedeni nedir loglamayı? Diğer tarafta insan hayatı var çünkü.
Bu kadar acil bir durumda bile biz kimin ne yaptığını, nereye bağlandığını bir anlayalım anca o zaman iletişim sağlarız diyorlar, öyle mi? Bundan başka bir anlam çıkmıyor. Belki başka bir nedeni vardır bilmediğimiz, düşünemediğimiz. Söylesinler, değil mi?
Böyle bir sürü sektörlerde... firmalar çıktı. Yani BTK'nın gidip sayfasına bakarsanız eğer yetkilendirmeler diye bir başlık vardır. Yetkilendirmelerin altında bir sürü alan vardır.
Şey de bir tanesidir, MVNO, sanal mobil operatörlük. Altyapı da bir başka sektör. Altyapı yapanlar, Son kullanıcıya giden firmalara sattıkları gibi bu altyapıdaki firmaların bir kısmı ISB, bir kısmı da kurumsal firmalara giden yani bireylerle uğraşmayan büyük firmalara hat satan firmalar var. Bir kısmı da o.
Türk Telekom'un hattını kullanmak yerine diyelim ki Levent'teki bir plazaya müşterisine satmak istiyor. Türk Telekom'un hatlarının kalitesiz olduğunu düşünüyor. Kendisi fiberini çekiyor. Ama buna izin çıkmadı diyorsunuz veya bu kısıtlandı diyorsunuz.
...altyapı yapmanız için yeri kazmanız gerekiyor. Onun da prosedürü var. Şu kadar metre aşağıdan geçecek falan böyle kopmaması için.
Gidip belediyeden izin almak zorundasınız. Buna kazı izni deniyor. Kazı izni ne? Siz geçiş hakkı için istiyorsunuz.
Bunun telekom sektöründeki adı. Belediyenin vatandaşlarını düşünerek, yani vatandaşlara hizmet götürmeyi düşünerek... ...bunu bedava bile vermesi lazım.
Sadece koşullarını belirlemesi lazım. Örneklerse... Kansas davet etti Google'a. Gel, burayı istediğin gibi kaz.
Adımızı Google Kansas diye değiştireceğiz dedi sponsorumuz olduğunuz için. Yani bu vatandaşa verilecek bir hizmet. Bu çünkü tabii su borusu gibi, elektrik altyapısı gibi bir şey. Bravo!
Yani bu anayasal hakkımız bizim haberleşme. Şimdi siz kazı izni için başvuruyorsunuz. Şuradan şuraya kadar kazacağım diyorsunuz. Belediye o izni vermiyor.
Sallıyor, bekliyor, sallıyor. Soruyorsunuz ne oldu? Yok. Sonradan 2012'lerde falan Ulaştırma Bakanlığı'nda toplanan bir grup her yerin şöyle böyle kazılmasının, bu kadar çok yatırım yapılmasının Tasarruf açısının anlamsız olduğunu söyleyeyim.
Tek şebeke o da Türk Telekom. Bir tek Türk Telekom'un şebeke yapmasına ama bunu paylaşmasına, bunu da Telekom'daki adı tesis paylaşımı. Yani siz toprağın altına gözleri olan bir boru yerleştiriyorsunuz. O gözlerden fiber hatlar geçiyor.
Yani Levent'te bir tane müşteriniz var. Yarın ikinci müşteriyi aldınız. Oradan ikinci gözden bir daha hat geçiriyorsunuz. Ama bunu ilk kim döşerse, yani o yöne giden fiberi ilk kim döşerse, onun tesisinin paylaşımı diye çıktı.
O paylaşım için de firmaya kira ödüyorsunuz. Bu tesis paylaşımında da Türk Telekom korkunç fiyatlar çekti. Firmalar öyle de yatırım yapamıyor. Bu nasıl oluyor?
Ama yani o tarihlerde Türk Telekom zaten özel bir şirket değil mi? Bir özel şirkete tekel veriyor o zaman devlet. Bir dakika ya, yönetim kurulu başkanı, ulaştırma bakan yardımcısı olan veya eskiden Fuat Oktay'da olan bir şirket nasıl özel oluyor? Ben size bir şey söyleyeyim.
Türk Telekom özelleştirilmedi, hükümetleştirildi. Muhtemelen Öger Telekom da figüran olarak yer aldı. Bu noktada o zaman yolculuğumuzda birkaç sene geriye gidelim. Şu işin bir ayrıntısını oturtalım.
Gerçi çok uzun konu. Füsun Hanım'da kitap yazıyormuş bu konu hakkında. Ben olaydan hiç haberi olmayanlar için 30 saniyelik bir jet özet geçeyim. Yabancı bir devlet liderine doğrudan bağlı ufak bir şirket, Türk sermayesiyle kurulmuş dev bir şirketi, Türk Telekom'u, sonunda Türk bankalarına yıkılacak bir krediyle satın alıyor.
Teminat olarak da bizzat satın alacağı şirketin varlıklarını gösteriyor. ve sonra şirket gelirlerini dışarı akıtıyor. Sadece gelirlerini değil, bazı taşınmazlarını dahi satıp dışarı akıtıyor ki bunun ne kadarına hakkı olup olmadığı bile belli değil. Tamam, hatırladıysak şimdi sözü devredeyim.
2005 yılında bir konferansa gittim. Kulağı delik bir arkadaşım vardı içeride. Onun yanına oturdum. Kürsüde birisi konuşuyor.
Hiç tanımadığım yabancı birisi. İngilizce konuşuyor. Dedi ki, bu Türk Telekom'u alacak olan firma. Nasıl yani dedim.
Görürsün dedi. O firma hakikaten ihaleyi kazandı. Bu firma aldıktan sonra çok şaşırtıcı şeyler gördüm ben. Örnek vereyim.
Temmuz 1'de galiba ihale oldu. Kasım 15'te teslim aldılar. Bu aradaki sürede oturup Türk Telekomu çalıştılar diye düşünüyorum. Daha öncesinde de biliyorsunuz Dil Legends falan gibi bir takım çalışmalar olur.
British Telecom da bunların danışmanıydı. Fakat 15 Kasım'dan sonra şirkette bir kargaşa başladı. Türkİnternet.com'a, biz takip ediyoruz ya, Türk Telekomcular da yakından biliyorlar siteyi, mektup yağmaya başladı.
Şöyle mektuplar, sözleşmeli personelim devlete mi geçsem, TürkTelekom'da mı kalsam? Ben on beş yıllık Türk Telekom çalışanıyım. Devlete mi geçsem bilmem şeyde mi kalsam. Ben şaşkına döndüm.
Bu da nesi diye. Hiç hazırlık yapılmamış mıydı? Yani bu Türk Telekom'un içinde yılların telekomcusu olan... ...yabancı ülkelere eğitime yollanan çok kıymetli insanlar var.
Konuştuğum kişilerin içinde bence Türk Telekom'da kalması gereken... ...şebekeden anlayan insanlar var. Ama diyor ki adam gitmeyi düşünüyorum.
Siz ne tavsiye edersiniz? Yani dışarıdan yardım almaya çalışıyorlar. Ve şunu öğrendim, Öger Telekom o senenin üç ayını Arap prensleri arasında 600 milyon dolar para toplamak için harcamış. Türk Telekom'daki içeriği çalışmamış.
Zaten Öger Telekom nasıl bir şirketti derseniz, Öger Telekom iki milyar dolar cirolu bir şirketti. Altı elli beş milyar dolara Türk Telekom'un yüzde elli beşini aldı. Kendinden beş buçuk kat daha büyük bir şirketi satın aldı. Tecrübesi neydi?
Güney Afrika'da Celsi diye bir mobil operatörü vardı. Bir de Lübnan'da Liberia diye bir ISP'si vardı. Bu kadar küçük bir firmaydı ve Türk Telekom'u satın aldı. Acaba nasıl?
Nasıl aldığını da sonunda gördük. Borcu bize bırakıp gitti. Ödeme gücü bile yokmuş. Yani bu firmayı kimse teknik açıdan güçlü mü?
Parasal açıdan güçlü mü? İncelememiş bence. Parayı da Türk bankalarından aldılar değil mi? Onu tam anlatayım size.
İlk 1.3 milyarı ödediler. Bir sene sonra 1.2 galiba ödüyorlardı, onu da ödediler.
Ondan sonra seçim vardı, 2007 seçimleri. O seçimlere gelirken birdenbire gerek olmadığı halde geri kalan 4.3 milyar doları peşin ödediler. Mayıs 2007 yılında, Haziran 2007'de de seçim oldu.
Biz o zaman merak ettik. Bunu epeyce sorguladık. O yılın anketlerinde AKP %26-29 bandında gözüküyordu. Mehmet Ali Birant'ın bir yazısında da bu çok açıklıkla gözüküyor.
Yani %26-29 ile %90 milletvekiline iniyordu. CHP de aşağı yukarı o milletvekiline iniyordu. Yani Türk Telekom konusunda bir takım şeylerin ortadan kaybolacağı gözüküyordu, dengelerin. Operasyonu tamamladılar, Türk Telekom geri dönülemez hale sokmak için ve o parayı 26 tane Citibank'ın yönetimindeki bankadan kredi olarak aldılar.
Bu kredinin sadece 900 milyon dolarını ödediklerini 2013'de öğrendik. 2013'de bu ödemeden bıraktıkları krediyi aldılar. Açıklamasına 2007'de aldığımız kredinin ödenmeyen 3.6 milyarını ödeyeceğiz yazdılar.
O zaman anladık. O kredi ödenmemiş. Yani 2007'den 2013'e kadar o kredi ödenmemiş. 2013'de aldıkları o krediyi de ödemekler.
Hiç ödemediler, sıfır ödediler. Türk bankalarından aldıkları bu ikinci krediydi. Yani Citibank vesaireden aldıkları krediyi Türk bankalarına çevirmiş oldu. Ve bunları ödemezken bir yandan da temettü alıyorlar.
Şirketten kar payı alıyorlar yani. Doğrudur. O da, şimdi rakamını ezbere söyleyemeyeceğim, altı küsurdu galiba. Evet, milyar dolar.
Biz normal insanlar olduğumuz için aklımıza şu geliyor, bunu denetleyen bir kurum yok mu? Hatta ondan da önce, ya bu özelleştirmeye kim karar verdi? Tecrübesiz ve parası olmayan bir şirkete, koca ülkenin telekom altyapısını, işletme hakkını satıyorlar gerçi, altyapının kendisinin değil de. Kim veriyor bunun kararını?
Bilemem. Peki bu süreçte, kredi ödemezken temetti alma sürecinde bunu kağıt üstünde en azından denetlemesi gereken kurum kim? Hükümet, BTK, Ulaştırma Bakanlığı, Sayıştay... Çünkü içinde hala yüzde on beş bir hazine payı var.
İDİ. Ona dayanarak da yönetim kuruluna bilmem kaç tane adam koyuyorlar biliyorsunuz. Bu arada bütün bu süreçte bizim sorduğumuz bir sual vardı. Bu şirketi satarken yatırım şartı koydunuz mu?
Ne kadar yatırım yapmak zorunda? Bunu ben sordum gazeteci olarak. Osman Coşkunoğlu vardı CHP milletvekili, o birkaç kere sordu. Ve buna ticari sır denilerek cevap verilmedi.
Ama bu bizim hakkımızdı. Tabii ki yani kendi malını satıyorsun ve satış şartı ticari sır denilerek saklanıyor. Evet. Ve dediğiniz gibi aslında kendi malımız bile olmasa iletişimin kendisi zaten anayasal hak olduğu için bunu sağlayacak firmadan bu tip bir garanti beklenir.
Sizin de bildiğiniz gibi her ülkede devlet tekeli, incumbent dediğimiz şirket özelleştirildi. Deutsche Telekom'da özelleşti, Fransız Telekom'da, British Telecom'da, Telekom İtalya'da. Hepsinde bu şart var, yatırım şartı var. En başında hani dediniz ya, Telekom'un özelleştirilmesini doğru buluyorsunuz.
Çünkü eskiden çok hant aldı, doğru düzgün yatırım da yapmadılar. Ama normal bir özelleştirme o şekilde olur. Şartı şurtu bellidir, bizdeki gibi değil. Aynen.
Telekom özelleştirilmedi diyorum, o yüzden. Telekom özelleştirilseydi eğer, yatırımını dosdoğru yapan, sektörün dengelerinde gözeten, tüketiciyi gözeten, fiber istediğinizde, buyurun efendim fiber diyen, onun yerine şöyle diyor Telekom, yıllardır söylüyor, talep yok. Ben talep olduğunu biliyorum. Yapılan yatırımın kendisini takip edebiliyor muyuz?
Yatırımı takip ediyoruz ama yatırımın detayını takip ediyor muyuz? Onu sorun. Eğer danışman firmadan insan kaynaklarına aldıkları hizmeti yatırım yazıyorlarsa bu telekom yatırımı değil. Şöyle bir yazım var 3-4 ay önce.
2008 krizi telekom sektörünü teğet geçmemiş. Başlığı bu. Yatırım grafiği var içinde. Ne görüyoruz?
2008'den itibaren aşağı düşmüş. Ve dediğimiz gibi bir yandan dünya kadar para dışarıya akıtılıyor temetki olarak. Yok iflas ettik de o yüzden yatırım yapamadık diye bir şey de yok. Aslında tuhaf şeyler var tabii.
Bilançolarına baktığınızda tuhaf tuhaf şeyler görüyorsunuz. Mesela Mart ayında yanılmıyorsam... ...iki bin yirmi iki bilançosunda KKM'ye para yatırdığı gözüküyor Türk Telekom'un.
Türk Telekom yatırım mı yapmalı? Dolar para mı kazanmalı? Borcunu mu ödemeli? Şimdi bu sene sonuçlarına baktım ben.
Geçen yıla nazaran yüzde kırk artmış cirosu. Kendi raporlarında da böyle sundu. Ama dolar vazında bakarsanız tam tersine %38 düşüş gözüküyor. Benzer şekilde karlılığına bakarsanız da kar geçen sene 5.8 olmuş,
bu sene 4.1 milyar TL. Yine dolara vurursanız onda %64 düşüş gözüküyor. Demin size borsa değerlerini de söyledim.
Böyle davranmak iyi gelmiyor. Telekom sektörünü küçülttükçe küçültüyor. Konudan çok sapmayacaksak şunu da bir sormak istiyorum. Zamanında Aria, Aveya'ya dönüştürüldü, Aysel'le birleşti.
Türksel'le bir davaları vardı bunların. Altyapı paylaşımı davası. Şöyle bir teori doğru mu yani? Bunlar aslında kazık yediler, Telekom, İtalya, Mobil bu işten.
Türk Telekom'un özelleştirme sürecinde de bunlara fazladan para aktarıldı. Telekom İtalya tam tersine bize kazık attı. İki buçuk milyar dolarlık lisans parası söylerken 2000 yılında bu AKP'den önce İş Bankası ile birlikte girdiler. Üçüncü cep telefonu ihalesi.
Bunu girerken kendi paylarına düşen para yerine kullanılmış baz istasyonlarını getirdiler. İki buçuk milyara onları saydırdı ve arkadaşlarımın söylediğine göre faiş fiyatlarla Sonra bunlar zarar ettiler. Bu zarar etmelerinin temel nedenlerinden biri baz istasyonları konusunda. İşte verilen o sözlere güvenip baz istasyonu kurmadılar.
Dolayısıyla abone sayıları gelişemedi. Zarar edince işte hükümetle oturdular, Aysel'le birleştirdiler. Orada da 600 milyon gibi bir zararı hükümet sineye çekti. Soru önergeleri falan var mecliste.
Bu niye böyle yapıldı diye. Bitmedi. Üstüne Aysel'le Arya birleştirildi. A ve A diye birleştirdiler onları.
Aysel'in A'sı, Arya'nın A'sı, A ve A. Sonra Avia'daki hissesi nedeniyle Türk Telekom'un o satın alınmasına bir daha beş yüz milyon dolar. Telekom ithala bana sorarsanız havadan tonla para kazandı da gitti. O zaman şeye geri dönelim, bu parantezleri kapayarak.
En son ben bu Türk Telekom'un özelleştirilmesini size sordum da bıraktığımız noktada şunu demiştik. Bir altyapı var, bu altyapının geliştirilmesinin tek eli Türk Telekom'a verildi özelleştirildikten sonra. Aslında altyapı firmalarına lisans verildi. ISP'ler var lisansları olan.
Sabit Telekom Hizmetleri diye bir lisans verildi. 2004 yılının Mayıs ayında verildi. Büyük etkinlik yapıldı, kokteyl yapıldı. Gittik, bakan konuştu, bilmem ne oldu falan.
Herkes çok mutlu, işte koç, sabancı bile var. Harika, harika. Sonra çok enteresan. Bir firmanın planına baktım.
400 milyon TL kazanacak o sene. O sene bütün geliri sektörün ki, yetmiş yedi firma başvurdu. Teminat mektubu istendi, sayı yirmi yediye düştü. O söylediğim büyük etkinlikte de bu yirmi yedi firma lisans aldı.
Bütün o yirmi yedi firmanın o yılın sonundaki cirosu on milyon TL oldu. Toplamı. Çünkü bu sefer şey döndü, dedi ki Türktelekom daha devletin elinde. Siz lisans verdiniz bu firmalara, tamam.
Ama ben hazır değilim. Benim hazır olmam lazım. Yani Türktelekom'un şu anda kullandığı şebeke ona ait değil. Türkiye'nin şebekesi bu.
Türktelekom onu kullanma imtiyazına sahip. Ben hazır değilim, dedi. O hazırlığı iki sene sürdü. O firmalar 90 bin, 180 bin ve 400 bin liralık şey vermişlerdi, lisans ücreti.
2004 yılından bahsediyorum. Ya iki yıl beklediler, köz köz beklediler. Bitti mi? Hayır.
Bugün sabit telefon hizmetlerini başka firmadan alan kaç kişi var Türkiye'de? Yüzde on bile yok. Sabit telefonu da önüne açmadılar. Bir tek Türk Telekom.
Peki bu bahsettiğiniz firmalara lisans veren kurum kim ki? Bunlar Türk Telekom'la konuşmamışlar. İkisi de devlet kurumu sonuçta o tarihte. Bir taraf özel firmalara lisans satıyor.
Hemen yatırıma başlayabilirsiniz diye. Devletin öteki kolu da yok ya. İki sene daha bana mühlet verin diyor ama satışlar yapıldıktan sonra. Aynen bunu soran yazım var.
Madem öyle, lisansı niye verdin kardeşim? Ya da dört senedir sen ne yapıyordun? BTK 2000 yılında kuruldu. Lisanslar 2004'te verildi.
Dört yıldır ne yapıyordun? BTK niçin kuruldu? BTK ihtisas sahibi bir özel kuruldur. Aslında bir cins rekabet kuruludur.
Telekom sektöründe rekabeti sağlamak için. Kim lehine? Tüketici lehine tabii ki. Ama telekom sektörü yeni özelleştiği için diğer sektörlerde tek stilde diyelim bir sürü firma var.
Rekabet kurumu onun için tıkır tıkır çalışıyor. Ama bu yeni bir alan. Yeni bir alan olduğu için bir yandan mevzuatı yazdı. Yetkilendirme nasıl olur?
Şu hizmet nasıl verilir? Hepsini yazıyor. Dolayısıyla 2000 ile 2004 arasında ne yaptı bu kurum bilmiyorum. Bunlar bir yandan Türk Telekom'un hazır olmadığını kesin biliyorlardır.
Birçoğu Türk Telekom... Yani Telsiz Genel Müdürlüğü vardı eskiden Ulaştırma Bakanlığı'nda. Telsiz Genel Müdürlüğü'nü BTK'ya çevirdiler. Hani tecrübeli insanlar olması lazım.
Ama Türk Telekom'dan da çok eleman aldılar. Yani dediğiniz gibi iç içeler ikisi de devlet kurumu sonuçta. Evet. Peki bu özel yatırım yapmak isteyen firmalara ne oldu?
Battılar mı? Çoğu battı. Çoğu yok oldu. Ama orada sorulmanız gereken bir şey daha var.
Mesela siz niye sektörün dışına çıktınız? Ben yurt dışına gittim. Neden? Genel olarak Türkiye'nin geleceği yüzünden.
Sorunuzun bir cevabı da bu. Bu ülkenin gelişmesi için katkıda bulunacak genç bir insan. Ben gideyim diyor. Bir sürü kişi gitti böyle.
Yani siz bana iflas eden telekom firmalarından bahsediyorsunuz. Ben de size diyorum ki sadece firma değil. Bir sürü telekom ve bilişim onlarındaki insanı da kaybettik. Evet.
Geçenlerde biliyorsunuz kırk bin yazılımcı gitti falan diye bir kıyamet koptu. Ondan önce telekomcular gidiyor yıllardır. Ben bir sürü arkadaşı tanıyorum. Şirketler kapanıp yurt dışına giden tonla insan var.
Halbuki bugün milli güvenlik açısından da telekom çok önemli. İnsanların hayatı içinde işte gördük, yaşadık. E siz ne yapıyorsunuz? Elinizdeki yetenekleri kaybediyorsunuz.
Böyle bir aptallık olabilir mi? Yetiştirip yetiştirip kamu kaynaklarıyla ondan sonra dışarı postalıyorsun. Şunu bir devam edelim diyorum bu altyapı konusuna. Dedi ki hani Türkiye'nin sahip olduğu bir altyapı var, Türk Telekom bunun işletmesini yapıyor.
Mobil operatörler de bu altyapının üzerine gelmiş bir katman. Yani kendi baz istasyonlarını kuruyorlar. Ondan sonra onlar da o fiberiyle, anteniyle, şu zülubüsle nereye bağlanacak? Türk Telekom'un işlettiği o altyapıya bağlanacak eninde sonunda.
Türkcell büyük oranda benim kendi network'üm var dedi demin. Fiberimi, ben büyük oranda kendi şebekemi kullanıyorum dedi. Şebekesinden bir yere kadar gidiyor. Gidemediği yerde TÜKTEKOM'un hattından gidiyor tabii ki.
Anladım. Gelmek istediğim aslında nokta şuydu. Hani insanlar, son kullanıcı olarak muhatap olduğunuz şirket... ...mesela Türkcell oluyor eğer cep telefonu kullanıyorsanız.
İnternet kullanıyorsanız servis sağlayıcınız oluyor. Ama eğer bir tarafı bozuksa... O bozukluğun kaynağını, o yavaşlığın kaynağını bilemiyoruz çünkü ne kadar derinde olduğunu bilmiyoruz. Mesela bu deprem sonrası eğer ben cep telefonumu kullanamamışsam, asıl sorunun o Türk Telekom'un fiber kablolarının kopması mı olduğunu veya baz istasyonunun mu düşmüş olduğunu bilemiyorum.
BTK bu nedenle olmalıydı. BTK günümüzde hep söylediğim istihbarat, heyecanla, Ve erişim engelleme yapıyor. Ben bunları görüyorum. Cezalara baktığımda Türk Telekom'a eser miktarda kestiğini görüyorum.
Küçücük operatörlere çok daha büyük faturalar kesiyor. Bu şu anlama mı geliyor acaba? Türk Telekom'da denetim yapmıyor ama öbürlerini engellemek için cezalar kesiyor. Yüzde üç ceza kestiği firma biliyorum ben.
Küçük firmalardan. Ciro'nun yüzde üçü mü? Ciro'nun yüzde üçü. Korkunç bir rakam.
Dolayısıyla bu söylediğinizi BTK'nın incelemesi lazım ve raporlaması lazım. Günü gününe bize raporlaması lazım. Ama BTK umurunda değil. Tüketicilerle uğraşmıyor.
Tüketiciler değil onun derdi. Ama tüketiciler için kurulmuş bir kurumdur. Demeliydi ki depremden 24 saat sonra oraya şu kadar sayıda mobil istasyonu buraya getireceksin. Duyduk mu böyle bir şey?
Yani bunlar kapalı kapılar ardında Turkcell'e de iletilmiş mesela şeyler değil, Vodafone'a da iletilmiş. Var diyor Turkcell biraz evvel ama sorduğunuz zaman şöyle var mı deyince duruyorlar. Bakın, kamu haberleşmesi. Hemen bana bunu söyleyince can usluyorlar.
Jandarmanın haberleşme sistemi, askeriyenin... Kardeşim ben bundan bahsetmiyorum. Sağlık, itfaiye, AFAD, Kızılay, kolluk gücü, kimi söylüyorsanız, hatta Ahbap Derneği, yani o itekledikleri STK'lar. Bütün bu insanların haberleşeceği ayrı bir altyapı olmalı.
Şu anda yok mu bu? Yok. Kamu net kurduk diye bir takım propagandaları var. Dronsel gibi.
Demin söyledim size jandarmanın kendi haberleşmesi var. İçişleri Bakanlığı'nın kendi haberleşmesi ki GSM'i kullanıyor. Bu ayrı bir şebeke olmak zorunda. Çünkü hem aynı sıkıntıları yaşadınız, insanları kurtarmaya çalışıyorsunuz ama haberleşmede çökmeler var.
Hem onu yaşıyorsunuz, hem de bir yandan da belki enkaz altındaki insanın kullanacağı kapasiteyi kullanıyorsunuz. Ne konuşuyoruz? Koordinasyonsuzluğu konuşuyoruz. Herkesin haberleşebileceği bir altyapı olsaydı, bunlar halledilebilirdi.
FirstNet var. Amerika 11 Eylül'den sonra kurdu. Örneği o. Teknolojik olarak farklı mı?
Paralel bir mesela GSM ağı mı yoksa uydu üzerinden mi gidiyor? Telsiz altyapısı bu. Siz ondan da bahsetmiştiniz bu telsiz girişimlerinin engellendiğinden. Eskiden planları vardı.
1999 depremi olunca o zaman GSM operatörleri falan yeni daha haberleşme çok kötüydü. Yine böyle problem yaşadık. O zamanın Ulaştırma Bakanlığı müsteşar yardımcısı rahmetli 2020'de vefat etti. Tahir Dengiz.
Böyle bir altyapının kurulması için önayak oldu. Telsizler çünkü belli bir alanda biliyorsunuz etkin. O etkinliği uyduyla arttırmak gibi. Fakat AKP'ye geldikten sonra o iptal oldu.
TürkSat'ın o ayırdığı şey. TürkSat başka bir şeyler yaptığını söylüyor. Ama deprem bölgesinde kullanılan bir şey gördük mü? Bunun bir nedeni var mıydı peki bu girişimin durdurulmasının?
Ne bileyim. Zaten bu da korkunç bir şey aslında. Sizin gibi bu işlerden hem anlayan hem de ilgilenen insanların bu konuda hiçbir haberinizin olmaması demek, normal vatandaşın zaten hiç haberi olmaması demek. Yani devletin tamamen bunu gizli tutması demek.
2015'te BTK'nın yönetimi değişti. Millet, BTK'dan sorun çözmesini bekliyor. Binlemle Derneği oraya sorun yolluyor, cevap yok. Öbür dernek soru yolluyor, cevap yok.
Bir ara yazdım ben. Binlemle Derneği'nin 39 tane şeyi 3 yıldır cevap bekliyor. Binlemle Derneği'nin 45 tane cevap bekliyor. BTK cevap vermiyor.
Ben şimdi bir gazeteciyim. BTK'nın bana cevap vermesi lazım. Ben kamuyu bilgilendiriyorum. Nerede o cevaplar?
Yok. Hatta bu yeni iki günlük bir olay ekşi sözlüğü erişimi yasakladılar. Aynı vurdum duymazlık orada da vardı. Hani insanlar hep tartışıyorlar yani.
Oradaki hakaretler ifade özgürlüğü müdür falan. Zaten o muhabbetlerin ötesinde şöyle bir sorun var. Kapatma gerekçesini sunmamışlar. Ulaşılamamış.
Yani düşün senin iş yerin, o web sayfası onların iş yeri kapatılıyor. Arayıp da ulaşabileceğin bir devlet yetkilisi yok. Ankara'ya gidiyor fiziksel olarak. Orada toplantı alamıyor.
Biriyle görüşemiyor. Haydi şey işte. Şey soracaktım size. Biraz bu konularla alakalı, teknolojiyle de alakalı.
Siz de yazmıştınız zaten yakın zamanda doğrudan uydularla iletişime geçebilecek cep telefonları geliyor diye. Uydu telefonları zaten uzun zamandır var ama. Normal telefonların da artık en azından acil durumlarda uydularla bağlantıya geçebileceği konuşuluyordu bu senenin başında bir anlaşma yapıldı. Böyle bir şey olursa BTK'nın kontrolü dışında bir haberleşme olmayacak mı bu?
Ve BTK'nın biz bunu da sansürleyelim, bunu da kısıtlayalım diye bir girişimi olmaz mı sizce? Şimdi bunu ikiye ayıralım. Apple ve Samsung'un yaptığı haberleşme değil. Apple biliyorsunuz saatler düşme, çarpmayı raporluyor.
Yani siz önceden kodluyorsunuz. Ben düşersem Ahmet'i uyar diye. O Ahmet'e alarm yolluyor. Bunu İzmir depreminde bir arkadaşımız, bir işsaver mühendisi Oğuz Demirkapı yaşadı.
Enkaz altında kaldı. Apple saati, ki o kendisi değil saat, mesaj attı. Kuzenine. Kuzeni gelip kırk beş dakika sonra onu çıkardı oradan.
Bu yakın tarihte de Türk internette bir haber yaptık. Bu 911 Amerika'da çok meşgul ediyormuş. Çünkü kayak yapanlar var ya, onlardan gelen... ...aslında gerçekten bir olay olmayan bir takım hareketleri kazaymış gibi raporluyorlarmış.
Bunu Apple geliştirdi. Bu GSM üzerinden gidiyor. Apple şimdi iPhone 14'lerde bulunan bir parça için 450 milyon dolar yatırım... ...Global Star uydularına yapıyor.
Yalnız yer istasyonu gerekiyor. O bağımsız değil. Yer istasyonuyla bu olan bir olay. Türkiye'de bir Global Star yer istasyonu var.
Şu anda işlevi yok. Bir firmaya aitti. Gayet işlevi vardı. Sonra satıldı.
Şu anda boşta duruyor. Yunanistan'la anlaşma yapıyor. Ben de bir anda onu yazıyorum. Şu Türkiye'dekini harekete geçirin diye.
Samsunki de aynı. Bu yer istasyonları baz istasyonlarında mı oluyor? Hayır, hayır. Yer istasyonları, yerde çok büyük antenler oluyor.
Onlar uydudan alıyor. Starlink'te de var biliyorsunuz. Starlink'te küçük. Çünkü Starlink alçak uydu.
Şimdi ikinci gruba gelelim. İkinci grup bu değil, AST Mobile bir de Link. İkisi bir takım uydular fırlattılar ve test yapılıyor henüz. FCC'den izin aldılar.
Yani lisansa doğru gidiyorlar. O telefonla görüşme. Herhangi bir telefonla haberleşebiliyor oluyorsunuz. Her iki durumda da yani yer istasyonu olsun olmasın.
BTK'nın fonksiyonu olacak mı? Evet, BTK'nın bu kontrolü ne seviyede olacak? Birincide BTK'nın fonksiyonu var çünkü Global Star'a onlar lisans veriyor. Ama eğer Türkiye'deki çalışması Yunanistan'dan alarak bize Apple ulaşırsa izni almalarına gerek kalmıyor.
Ama onun da herhalde bir mesafe problemi olacak. Ne kadar mesafeye gidiyor bilmiyorum. AST Mobile'da şu ana kadar gördüğüm kadarıyla bir yer istasyonu falan yok. Tam da operasyonu açıklamış değiller.
Doğrudan cep telefonunuza inecek diye söylüyor. Anladığım kadarıyla orada gerekmiyor. Bir şey daha söyleyeyim. Bak bunu söylemişken, benim bağıra çağıra söylediğim bir konuda internet trafik değişim noktası.
Evet. İnternetin kavşağı olarak adlandırılan bir şey. Türkiye'de Bakü'ye bir adamı çağırmışlar, Amerikalı bir danışmanı, iki bin on beşte. Adama sormuşlar, bölgenin internet kavşağı olur mu diye.
Adam da sunum yapmış. Ben sunumu internette görünce adamla röportaj yaptım. Diyor ki, bölgenin doğal kavşağı İstanbul'dur. Yani Kafkaslar, Orta Doğu hatta Uzak Doğu yani Hindistan, Çin vesaire.
Afrika, Avrupa arasında trafiğin değişim noktası aslında İstanbul. Ama Türk Telekom diyor ki ben zaten o görevi görüyorum diyor. Böyle bir şey olmaz. Londra'da beş tane telekom firması bunlardan biri devlet tekeli bir teşhik telekom.
95 yılında, 1995 yılında beş firma hiçbiri birbirinden para almadan bu trafik değişim noktasını kurdular. İsmi Links. 28 yıl oldu. Links'ten şu anda 360 tane operatör geçerek Amerika'ya gidiyor.
Bir kavşak noktası. Ve para ödüyorlar oraya. Para ödemeleri yetmiyor. Burası asıl know-how.
Yani bilgi birikimi, o kadar büyük trafiği yönetiyorsunuz çünkü. Yetmedi. Bir de veriler elinizden geçiyor. Politik ve güç bu.
Bunu Degix yaptı Almanlar Frankfurt'ta Degix ismiyle. Şu anda Degix linksi de geçti daha büyük ortağın. İstanbul'da var bir Degix ve bunlar Wikileaks belgelerinde söylendi ki BND yani Alman gizli servisi bunun içinde. Bundan bilgi istediği gibi alıyor.
Yani böyle bir merkez kurulması gerekiyordu Türkiye'de. Ben yirmi yıldır yazıyorum, yirmi üç yıldır yazıyorum. Ama trafik değişim noktasını aldırmadılar. Türkiye'de network'ü geliştirmediler.
Veri merkezlerini geliştirmediler. Biz dijital uçuruma düştük. Bu son Tespit'te, 102. sıradayız sabitte.
Nedeni bu. Çünkü geliştirtmiyorlar. Bunun sonucunda ne oluyor? Nereden başladık?
Bunun sonucunda biz telekom sektörünün dışında kalıyoruz. Bizim bütün trafiğimizi o taşıyor, bu taşıyor, öbürü taşıyor. Biz taşımıyoruz. Kendi trafiğimizi bilmiyoruz.
O yüzden Rusya Sputnik radyosu kesildiği zaman biz haberleşemiyoruz, Sputnik'i dinleyemiyoruz. Çünkü biz onu Avrupa üzerinden alıyoruz. Trafik değişim noktamız yok. Yani Türkiye'deki kurumlar aslında hani tüketicileri düşünmeseler bile sırf belki de devletin açısından bakarsak dediğiniz gibi istihbarat kurumları için harika bir kaynak aslında bu veya siyasi güç için.
Bari onun için yapın diyebiliriz ama onun için de yapmadılar. Farkında değiller ki. Yani ben burada liyakatsızlıktan bahsedeceğim. Kurul üyelerine bakın.
Kurul üyesinin kurul başkanı bir yazılımcı. İyi de bu telekom işi. Yazılımcının bileceği bir iş değil. Öbürü bilmem siyasal bilimci.
Öbürü aslında lise mezunu açık öğretimi bitirmiş, orada yazıyor. Bir tek orada bir hukukçu var. Endüstri mühendisini de belki biraz sayabiliriz. Ama arkadaşlar, telekom mühendisi nerede burada?
Elektronik mühendisi nerede burada? Ben işe başvurayım belki, beni alırlar. Ondan sonra diyoruz ki operatörlerde kabahat. Hayır, kabahat BTK'da.
BTK'yı atayan hükümette, Ulaştırma Bakanlığı'nda. İlber Hoca yazmış, işte bu operatörlere ceza vermek lazım. İlber Hoca bile olayın kaynağının farkında değil. Başka yerde arıyor.
Neyin, niçin olduğunu farkında olmazsak eğer, her depremde aynı şeyi konuşuyor. Bak yine haberleşme kesildi. Kesilir. Demin de o yüzden zaten bu işin altyapısından başlayalım istedim ki insanların bu sorunlarının sadece uç noktalarda olamayacağını anlamalarını istiyorum ben de.
Direkt olarak yüzleştikleri şirketler belki operatörlerinde hatası vardır ama buzdağının görünen kısmı sadece. İstihbarat konusunda bir iki soru soracaktım size. Hatta bir yazınızdan da alıntı yapayım. Haziran 2022 yani gayet güncel.
Haziran 2022'de mecliste CHP gündeme getirmişti. BTK servis sağlayıcılardan log kayıtları ve abone deseni istiyor. abonelerinin hangi internet sitelerine, hangi saatte girdiği, ne kadar süre kaldığının bilgisini her saat başı BTK'ya göndermesini istiyorlar. Firmalara gönderilen bir yazı var ve BTK'nın resmi sitesinde yayınlanmıyor bu yazı.
Şimdi siz demişsiniz ki burada yasalara göre iletişimin tespiti, dinlenmesi, kaydedilmesi için olan durumlarda hakim kararı gerekiyor. İstisnai durumda ise 24 saat içinde hakim onayı gerekiyor. Ama burada, bu bahsettiğimiz şeyde hakim mahkim yok işin içinde. 85 milyon tane vatandaş için alınmış bir karar var.
Her saat başı raporlama. Fakat hukuk sisteminin içinden geçmiyor. Şu anki güncel durum da bu mudur? Edward Snowden 2013 yılında biliyorsunuz ortaya çıktı.
Amerikan hükümetinin 9 tane internet devi, Google, Microsoft, Facebook hepsi var içinde. Eline daldırıp istediği insanın verilerine ulaştığını söyledi. O yüzden de ülkesinden kaçmak zorunda kaldı. Şu anda Rusya'da yaşıyor.
Bence hakikaten zor olan bir işi yaptı bu arkadaş. Benzer bir şeyi 2013'ün Temmuz ayında BTK istedi. Bunları isterken de kılıf şöyle oluyor, milli güvenlik. Bu biliyorsunuz 2001'deki 11 Eylül'den sonra tüm dünyadaki en büyük paradigma.
Adam size diyor ki, güvenlik mi, özgürlük mü? Dolayısıyla buna karşılık tabii mahkeme açıldı. Servis sağlayıcılar tarafından. Bu iptal olmak zorunda kaldı.
Mahkeme çünkü uygun bulmadı. Ama BTK sürekli bunu zorluyor. Sonra abone deseni istemeye başladı. Abone deseni şu, sizin bütün ıcınızı, cıcınızı, bütün bu bilgileri istiyor.
Şimdi o bilgilere karşı Telküder bunu mahkemeye taşıdı. Mahkeme BTK'ya sordu. Bunları niye istiyorsun? Cevap yok.
Bu sefer ama abone desenini bırakıp log deseni istiyoruz diye geldiler. Arasındaki fark ne? Log deseni ile abone desenin? Logdes'ini nereye girip çıktığınızı anlatıyor.
İlk 401'de oydu, demin söylediğim 2010. Abone sizin ne olup ne bittiğinizle ilgileniyor. Bunun niçin istediğini söyleyemiyor. Mahkeme en son dedi ki, bunu kişisel veriler kurumuna sordun mu dedim.
Ben kişisel veriler kurumuyla konuştum. Bunu size sordu mu diye. Telkoder suç duyurusunda bulmuş KVK'ya. Mahkemeyi açtığı tarihte aynı anda buraya da suç duyurusunda bulmuş.
O suç duyurusuna karşı cevap vermiş. Verdiği cevapta da anlamlı bir şey yok. O niye istediğini anlatamıyor. Ama bunlar ne işe yarıyor biliyor musunuz?
Bunlar sizin kimliğinizin, siyasal kimliğinizin tanınmasına yarıyor. Hangi siteye giriyorsunuz, ne yapıyorsunuz? Bütün bunları takip ediyor oluyorlar. Bu devletin kendi vatandaşına karşı istihbarat hareketi.
Bu cihazlar hem casusluğa yarıyor, hem de band daraltmaya yarıyor. İkisine de. ...bu cihazları operatörler mi alıyorlar ve işletiyorlar?
BTK işletmiyor yani bunu? Hayır, Türk Telekom'da var. Tamam. İstihbarat servislerinin, MIT'in mesela bundan bir bağlantısı var mı?
Mesela bütün Türkiye'deki Türk Telekom'un altyapısından geçen paketleri, her şeyi şuraya aynalayın, yollayın. Ben de kendi cihazlarımı orada tutayım, bir de ben buradan bakayım. MIT'in ne yaptığının konusunda bilgim yok doğrusunu isterseniz. MIT'in böyle bir sunucu talebi görmedim.
Ama Türk Telekom üzerinden varsa haberim olmayabilir. Sadece BTK dedi ki operatörlere, buraya kurduğun cihazın aynısını buraya da kuracağım. Buna sen girmeyeceksin, ben gireceğim. Ki üçüncü bir firmaya ihale ettiler şimdi.
O firmanın parasını da bu operatör ödemek zorunda. Buradaki trafiğin aynısı var. Yani burada ne varsa burada da onu görüyor. Ve o operatörlerin tesisatının bir parçası ama operatörlerin erişimi yok ona, öyle mi?
Yani bir bağlantı var da operatöre sen girmeyeceksin diyor oraya. Siz dediniz ya parasını da ona ödettiriyorlar diye. Oraya da değinmek istiyorum. Genel olarak BTK'nın bir sürü yapmadığı şeyden bahsediyoruz ve yapmaması gereken şeyden bahsediyoruz.
Bunların bütçesi nereden geliyor? Ne kadar bütçesi var? Bir de onu konuşalım isterseniz. BTK 2000 yılında kurulurken, ki diğer ülkelerde de aynı durum var.
Özerk bir kurum olsun. Devlet etkilemesin. Siyaset bunu etkilemesin. Telekom sektörü iyi gelişsin.
Ecevit zamanında kuruldu. Bu nedenle de mesela RTÜK'te falan biliyorsunuz CHP üyesi vardır, AKP üyesi vardır, İyi Parti üyesi vardır. Bu öyle olmayacak. Telekom uzmanlarından.
Yani demin telekom mühendisi yok dedik ya, o kuruldan bahsediyorum. Oluşacak denildi. Ama hiç böyle olmadı AKP döneminde. Vallahi telekom mühendisi atandığı zamanlar oldu ama çok değil.
Hep siyasetten atanmalar oldu. Aslında normali şuydu, ilk başta beş üyesi vardı. Sonra PTT'de özelleştirme konusu olunca yedi üyeye çıktı. Bu beş üyenin bir tanesi tüketiciler tarafından seçilecek.
Deniyordu. İki tanesi telekom sektörünün içinden seçilecek. Yani operatürler bir araya gelecek, şu olsun diyecekler. Deniyordu.
İşte biri sanayi bakanlığı, bir şey böyle bir yapıydı. Hiç bu olmadı. Hep Ulaştırma Bakanı, Binali Yıldırım bu adamları atadı. Neyse, bu özerk yapının devletin elinden kurtulması, etkilenmemesi uğruna denildi ki parası da sektörden gelecek.
Yani telekom firmaları kendilerini düzenleyecek olan kuruma katkı payı ödeyecek. Ciro'larının şu kadarı. Şimdi bugün BTK'nın cezalar, lisans paraları, yıllık lisans paraları ve bu katkı payından oluşan bir geliri var. Bu sene yedi milyar lira.
Gelecek sene sekiz milyar lira. Bir sonraki yılı da bütçelemişler, dokuz milyar lira. Bu paranın ne kadarını harcıyor derseniz, altı yüz küsur elemanı var. Bunlar geziyor, tozuyor dünyanın her yerine konferanslara bilgilerini geliştirmek için diyerek gidiyorlar.
Mesela gelecek hafta Barcelona'da dünyanın en büyük mobil konferansı var. Harcadıkları para, bu sene bakmadım, bir milyara yakın filandır tahminen. Geri kalan altı milyarı ne yapıyorlar derseniz, devlete hirat olarak. Yani gizli bir vergi.
Hazineye aktarılıyor yani o para. Evet, Avrupa Birliği bundan 4-5 yıl önce yaptığı o üyelik takip raporlamaları orada yazıyor. Bu BTK'nın katkı payı çok yüksek, azaltılması lazım. Ama azaltılmıyor.
Zaten biliyorsunuz, bir konuşup üç ödüyoruz. Özel iletişim vergisi var. Deprem vergisi diğer adıyla. İnternet vergisi var.
Bu katkı payı var. Evrensel hizmet fonu var. Üstüne bir de hazine payı var. Yüzde 15.
Eski yıllarda ara bağlantı daha tanımlanmadığı, mobil sektörün emekleme yaptığı dönemde... ...müşteri sayısının az olduğu dönemde ara bağlantı tanımlanması zor olduğu için... ...yüzde on beşte cirosundan Türk Telekom'a versin.
Türk Telekom'la gelir paylaşımı olduğu yıl. Böyle bir plandı. Fakat lisans alındıktan sonra, doksan sekiz yılında hala değiştirilmedi. Çünkü bunu ben sorduğumda şöyle söylendi.
Devlet bir kere aldığı paradan vazgeçmez. Evet. O yüzde on beş halen hazine payı şeklinde üstümüzde duruyor. Ciro'larının yüzde on beşi, düşünsenize ne kadar büyük rakam.
Yani bir şirket, herhangi bir şirket yüzde onla yirmi arası ker eder. Yüzde onla yirmi arası ker ediyorsa çok iyidir. Yüzde on beşini cirosunun baştan devlete veriyor. Üstüne özel iletişim vergisi veriyor.
Üstüne internet vergisi veriyor. Evrensel hizmet fonu veriyor. Bunların hepsi tüketiciye biniyor sonuçta. Tabii.
Ondan sonra da biz bu firmalara diyoruz ki, yatırım yap. Özeti bu. Füsun Hanım, çok yordum. Evet, yoruldum biraz.
Son bir soru sorabilir miyim peki? Tabii ki. Eğer siz bugün hayali bir Türkiye'de, bir paralel evrende, bütün bunların başında olsaydınız, BTK'nın başınız, diktatörsünüz diyelim, sonsuz gücünüz var. Atacağınız hemen böyle ilk 24 saat içinde bazı adımlar var mı?
Birincisi, ben diktatör olmak istemem, nefret ederim. Ama ne yapardım? Birincisi, bilişim ve telekom olmazsa hiçbir altyapı yapamazsınız. Sağlığınızı da yönetemezsiniz.
Trafiğinizi de yönetemezsiniz. Hiçbir şeyinizi yönetemezsiniz. Onun için kritik altyapı ilan ederdim. Arkasından da hızla neler gerekiyor, oturur, uzmanlarla çalışır.
Bütün alanlarında, demin saydık ya veri merkezleri. Derhal bunların gelişmesi, mesela veri merkezlerinin bugün sorunlarından biri enerji fiyatları. Çok yüksek Türkiye'de. O yüzden dikkat ederseniz Romanya'yı kuruyor adamlar.
Bulgaristan'a Google kuruyor. Türkiye'ye gelmiyorlar. Derhal bunun önünü açardım. Bu hem gençliğe, yeni iş alanları, teknolojik iş alanları açacak bir alan.
Hem biliyorsunuz böyle rakamlar var. 5G'ye geçişin gayri safi milli asılığa katkısı diye hesaplar, anketler var. Yani bir anda bütün ekonomi zıplar. Doğu silahı önce kritik altyapı ilan eder, sonra oturur, planlamasını yapar.
Telekom'a ait ne kadar sektör varsa önünü açardı. Son olarak şunu söyleyeyim. Gençlerin farkında olması lazım her şeyin. Bu birilerini küçümseyerek, eğitimsiz olarak adlandırarak olmaz.
Biz bir gemideyiz. Buradaki temel sorun siyasi sistemin değişmesi lazım. Bu siyasi sistemle biz bir seçemiyoruz. Son seçimde hangi milletvekilini seçtiniz?
Hiçbirimiz bilmiyoruz. Hesap da soramıyoruz. Niye bu kanuna imza attın diyemiyoruz. Kendisini o listeye başa koyan adama karşı sorumlu hissediyor.
Şu parti, bu parti hepsinde aynı. O yüzden bunların farkında olun ve çaresizliğin içine düşmeyin. Öğrenilmiş çaresizliğin. Lütfen her şeyin değişebileceğini fark edin.
Bu kadar. Füsun Hanım'a tekrar çok teşekkürler. Bir sonraki konumuz internet sansürleri ve onları aşmanın yolları olacak. Hepinize, özellikle de Tanzer Bilgen'e, Elad Azizli'ye, Salih Yunal'a, Savaş Günata'ya, Nezih Can'a, Erman Korkut'a, Mr.
X'e, Tunç Mart'a ve Can Karakuş'a teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.