Podcast

Blockchain Nasıl Çalışır 1: Fularsız Ve Ayrıntılı Bir Açıklama

Fularsız Entellik

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Fularsızlar! "Yeniden Diriliş"e devam edeceğiz ama araya Blockchain'i alalım dedim. Gördüğüm popüler Türkçe kaynaklar genelde teknik ayrıntıları es geçiyorlar, sadece analojiler yoluyla blockchaini anlatmaya çalışıyorlar. Ben biraz risk alıp kaputu açalım diyorum. Biraz zor ama "ay ben hiç anlamıyorum o işlerden" diyenlere dahi bir şeyler katacaktır umarım. Mükemmel Video: But how does bitcoin actually work?

***





Konular:


(00:00) Podcast Duyurusu: Vaillant'la Kafa Rahatlatan Sohbetler - Beslenme Bölümü.

(02:00) Para Nedir?

(03:20) Elektronik İmza (public key encryption makalesi).

(04:30) Shor Algoritmasıyla Interneti Kırmak. Video linki.

(06:30) Muhasebe Güvenliği (double spending problem).

(08:50) Para, Ahlak ve Güven. (Ahlakın Temelleri slaytları).

(11:40) Proof of Work ve Hash Fonskiyonu. (Internet Güvenliği makalesi).

(18:20) Mining.

(20:50) Anti-Enflasyon Önlemleri.

(22:50) Blok Zinciri.

(29:55) Patreon Teşekkürleri.


.

Patreon: Aylık veya -indirimli olarak- senelik destek verin, patronum olun.

Kitap: Safsatalar Ansiklopedisi E-Kitap çıktı!






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.322 kelime · ~22 dk okuma

Selam fularsızlar. En son bölümümüzde Paskalya niyetine yeniden diriliş temasını işlemiştik. Ona devam edecektim ama hazır Türkiye'de kripto paralara ulaşım yeni bir kararla zorlaştırılmışken diyorum ki araya bir blockchain bölümü sıkıştırayım. Hatta biraz uzun bir şey olacak.

Belki ikiye böleceğim. Sıkıştırıyorum derken uzun bir zamandır üstüne çalışıyordum. Hatırlayacaksınız benim bir yan projem de vardı. Valiant ile kafa rahatlatan sohbetler podcasti.

Onun için geçenlerde dört bölüm hazırlamıştım. İki bölüm daha çıkacaklar. Bir tanesi beslenme ile alakalı. Çok süper özet isteyenler için şunu diyeyim.

Transkriptin tamamını oku

Şeker de şeker lobisi de çok fenaymış arkadaşlar. O kadar. İkinci bölümde para hakkındaydı. Yani paranın gelmişi geçmişi, dijital paralar, kripto paralar ki bunlar epey farklılar birbirlerinden.

Bunlar hakkındaydı ve bunlara hazırlık için yaptığım araştırmayı ben biraz abarttım. Yaklaşık 12.000 kelimelik not almışım. Özellikle de blockchain'in teknik açıklaması hakkında 2-3 tane çok iyi İngilizce anlatımla karşılaşmıştım.

O notları bölümlere hiç sığdıramadık. Heba olsunlar da istemedim. Dedim ki bu aslında tam bizim flarsızlara göre. Zira benim gördüğüm popüler Türkçe kaynaklar genelde teknik ayrıntılara es geçiyorlar.

Sadece güzel analogiler yoluyla blockchain'i anlatmaya çalışıyorlar. Ben biraz risk alıp kaputu açalım diyorum. Biraz zor olacak ama yani böyle ay ben hiç anlamam o işlerden diyenlere dahi bir şeyler katmak istiyorum umarım. İşi bilenlere kısa bir uyarı yapayım yalnız.

Bazı yerleri basitleştiriyorum uzatmamak için. Ama dev hatalar yapmışsam hemen e-mail ile haber verin. Geriye dönük olarak bunları düzeltirim. Her halükarda bu bölümü sonuna kadar dinlerseniz Elon Musk size bir bitcoin yollayacakmış.

E-mail de söyledi kesin bilir. Blockchain hakkında anlamanız gereken en önemli şey, para hakkında anlamanız gereken en önemli şeyle aynı. Para bir borç kaydıdır, işlem kaydıdır. Yani değiş tokuş aracı olmasından da önce, henüz daha ortada böyle madeni paralar, altınlar, gümüşler yokken de para vardı ve bir kayıt sistemiydi.

Ahmet Mehmet'e bu sene 10 koyun verdi. Mehmet de Ahmet'e bunun karşılığında seneye bir güzellik yapar herhalde diye bir şeyi yazdığın anda, hatta bunu hatırladığın anda, düşündüğün anda aslında paradan bahsetmiş oluyoruz. Blockchain de temelde bir işlem kaydı sistemi. Ama önceki kayıtların aksine bu kayıt beyan usulü oluşturuluyor ve dağıtık tutuluyor.

Ben size 100 lira gönderdiğimi beyan ettim. Bu beyan herkesçe kabul edildiği sürece sizin 100 liralık paranız oluyor. Bu kadar basit. Yapmamız gereken ilk iş, beyanların doğru kaynaktan geldiğinden emin olmak.

Yani İmanüel Ayşe'ye 100 birim para gönderdi dediğim zaman İmanüel'in İmanüel olduğunu bilmeniz lazım. Yoksa aranızdan biri çıkar, bana gıcık olmuştur, sağa sola para gönderdiğimi beyan eder, beni borçlu çıkarır. Bunu engellememiz gerek. Normalde bir ödeme yaparken, mesela bir çek gönderirken kimliğinizi doğrulamak için imza atarız değil mi?

Bu pek güvenli değildir, taklit edilebilir. Ben mesela sürekli kendi imzamı taklit ediyorum. Henüz yakalayan olmadı. Peki elektronik ortamda taklit edilemeyecek bir imzayı nasıl oluştururuz?

Bir kere elektronik imzalar her defasında farklı oluyorlar. Çünkü imzalanan şeyin yani bu örnekte işlem kaydının içeriğine bağlı oluyorlar. İmzayı oluşturmak için iki şey gerekiyor. Bir işlem kaydının kendisi, ikincisi de bana özel bir anahtar.

Bunları birleştirip bir kod oluşturuyorum. İmza dediğinde o. Sonra bu kod mesajın kendisiyle birlikte Ayşe'ye gönderiliyor. Ayşe mesajı okuyor.

Benim ona 101'in para yolladığımı görüyor. Ama imzanın gerçek olup olmadığını henüz bilmiyor. İşte bu noktada o da cebinden bir anahtar çıkarıyor. Bu benim zamanında herkese dağıtmış olduğum umumi anahtar.

Özel bir anahtarım var. Private key denen. Mesajımı imzalarken kullanıyorum ve kimseye söylemiyorum. Bir de herkese dağıttığım umumi anahtarım var, Public Key.

Bunların arasında çok çarpık bir ilişki var. Umumi anahtarım sadece benim özel anahtarımla oluşturulmuş mesajları açabiliyor. O yüzden de bu mesajı benim yolladığımdan emin olabiliyor Ayşe. Daha önemlisi bu umumi anahtara bakarak benim özel anahtarımı tahmin etmeniz imkansıza yakın.

Tam olarak imkansız değil. Bir tekniği var, devasa sayıları asal faktörlerine ayırmanız gerekiyor. Bu da çok uzun süren bir iş. Yeterli kaynakla yapılır aslında ama çok uzun sürer yani, pahalı.

En azından şimdilik tabii. Yakın gelecekte bir kuantum bilgisayarı ve Shore algoritması yardımıyla çok çok daha hızlı hesaplanabilecek bir problem bu. Shore algoritması ile ilgili çok iyi bir video koyuyorum açıklamaya. Ama daha kuantum bilgisayarlarının o seviyeye gelmelerine var.

O zamana kadar da bu metodlara dirençli sistemler olgunlaşmış olurlar diye umuluyor. Yoksa sadece blockchain değil tüm internet altyapısı çöker, e-ticaret çöker. Böyle mektup yazdığımız günlere geri döneriz. Bu noktaya kadar ne yaptık?

Bizim sistemde işlemi gönderinin kimliğini çalmayı zorlaştırdık. Bunun üstüne şifreleme de ekleyebiliriz. Yani işlemlerin içeriğini sadece Ayşe okuyabilir veya Ayşe gibi bu ağın üyesi olan, kıdemli üyeleri olan neyse artık orası bize kalmış sadece onlar okuyabilir diyebiliriz. Her halükarda imzalama ve şifreleme yeterli değil.

Bu sadece bir başlangıç. Ben mesela Ayşe'den sürekli hizmet alırım ve karşılığında defalarca İmmanuel Ayşe'ye bir coin verdiği işlemini beyan ederim. Ya benim o kadar param yoksa? Birilerinin oturup benim aynı parayı iki kez harcamadığımı kontrol etmesi lazım.

Daha geniş anlamıyla sahip olduğumdan fazlasını harcamadığımı kontrol etmesi lazım. Normalde bunu banka yapıyor. Hesap defterimi kontrol ediyorlar. Ama biz burada merkezi olmayan bir sistem kuruyoruz değil mi?

Yani bu işin tüm esprisi bu. Banka gibi aracıları sistemden çıkarmak. Hem bu şekilde güç odaklarının üstümüzdeki etkisi azalacak, hem de bankanın hack edilmesi gibi tek bir saldırı sistemi çökertmeyecek. Yani sistemin hata toleransını arttırmış olacağız birden fazla defter kopyası olursa.

Dolayısıyla iki şey istiyoruz. Yeni işlemlerin geçerli olup olmadıklarını onaylamak, eski işlemlerin de tarihçesini korumak istiyoruz. Ve bunları dağıtık bir şekilde yapmak istiyoruz, merkezi değil. Basit bir olası çözüm şöyle olurdu.

Bir hesap cüzdanına sahip olan herkes otomatikman bir ağın parçası olur. Ve kullandığı yazılım o ana kadar herkesçe yapılmış tüm işlemlerin tarihçesini ağdaki komşularından indirir. Tıpkı torrent ağları gibi düşünün, peer-to-peer ağlar bunlar. Komşularınızdan indiriyorsunuz.

Sonuçta herkeste aynı işlem tarihçesi var artık. Tüm muhasebe defterinin herkesle paylaşıldığını düşünün. Şimdi tarihçemiz hazır. Bunun üstüne herkes yaptığı yeni işlemleri de sağa sola duyuruyor.

Duyduk, duymadık demeyin. Şu kişiye şu kadar para yolladım diye anons yapıyoruz. Ve bu anonsu duyan herkes kendi defterini güncelliyor. Tamam, şimdi şu sistemde şöyle bir cinlik yapmaya çalıştığımı düşünün.

Ayşe'den bisikleti almışım. Karşılığında İmmanuel Ayşe'ye bir coin ödedi diye duyuru yapıyorum. Ama bunu sadece Ayşe'ye duyurmanın bir yolunu buluyorum. Diğerlerine bu anonsu yapmıyorum.

Tabii bu arada ben Ayşe Mehmet falan diyorum ama bu kayıtlarda gerçek isim cisim yok. Sadece anonim bir kimlik numarası var, hesap numarası var. Her alıcı ve satıcı için onları kullandığımızı düşünün. Neyse sonuçta Ayşe açısından sorun şu.

Benim ödeme anonsumu duymuş ve kendi defterini güncellemiş. Benden bir coin aldığını düşünüyor. Ama bunu başkasının duyduğundan emin değil. Ya yarın öbür gün benden aldığını sandığı o bir coin'i başka birine ödeme olarak göndermek istese.

Ama sistemdeki herkes ona, hop Ayşe sende öyle bir coin yok dese. Şimdi diyecek ki, ey İmmanuel bana gönderdi işte dün. Ama herkes valla bize öyle bir bilgi gelmedi diyecek, itiraz edecek. Çünkü onlar açısından, diğerleri açısından o coin hala bende.

Gidip bir başkasından bir bisiklet daha almakta kullanabilirim. Ve Ayşe'nin beni şikayet edeceği bir merci yok banka benzeri. Öylece kalakalacak. Dahası sadece yalan yanlış işlemler uydurmakla kalmam, eski işlemleri de değiştirebilirim.

Sonuçta tarihçe bende değil mi? Geçen ayki 10 coinlik harcımamı 1 coin olarak değiştiririm. Çok cazip bu. E kimin defterine güveneceğiz öyleyse?

Bu soruya birçok olası cevap var tabii. Mesela en basitinden bir anlaşmazlık halinde dersin, sistemde en uzun süredir bulunan kişinin defteri geçerli sayılır. Kıdem esas olur yani. Ama bunun zayıf noktası bariz.

Sistemdeki en kıdemli kullanıcı, nihai otoriti olursa o hinlik yapmak istediğinde onu durduracak kimse olmaz. Başka bir çözüm bulmalıyız demek ki. Zaten bu güven sorunu, paranın temel sorunu. Yani kripto paralardan çok önce, hatta Çin'deki ilk banknottan çok önce, hatta Lidya'daki o ilk madeni paradan da çok önce, para bir güven esası gerektiriyordu.

Sanırım en başa gidersek güven esasını ikili ilişkiler oluşturuyor değil mi? Beraber yaşayan ufak gruplar var, orada kim kime iyilik yapmış, kimin kime borcu var, bunların hesabını tutmak kolay. Birbirlerinin tüylerini ayıklayan primatlar bile bunu yapabiliyorlar. Onların kullandığı para bir mi de tüy ayıklama için harcanan saat işte.

Ve grup içinde kim kime ne kadar vakit harcamış hepsini az çok biliyorlar. Fularsız entehrallik sitesinden hatırlarsınız belki ahlakın temelleri diye bir grup slide vardı. Onlara bakmış olanlar bilecekler. Bu tip alışverişler karşılıklılık ilkesine dayanıyorlar.

Reciprocity. Ki bu ahlakın temel taşlarından biri. Yani ilginç bir şekilde ahlak ile para aynı temeli paylaşıyorlar. Hani para tüm kötülüklerin anasıdır gibi şeyler söyleyenler olur ya, onu duyarsınız böyle cevap verirsiniz, ters köşe yaparsınız, eğlenceli olur.

Neyse, en baştaki sistem buydu ama nüfus artınca ikili ilişkiler yetersiz kalmaya başlıyor ve güven iktidarın kaba kuvvetine dayanmaya başlıyor. Yani herhangi bir madeni paranın içinde en az şu kadar gümüş olduğuna güvenebilirsiniz. Niye? Çünkü daha az gümüş koyan bir kalpazon olursa onu bulup ağaca çiviliyor iktidar.

Buna güveniyorsun. Öte yandan iktidarın tek sorumluluğu kalpazanları yakalamak değil, kendisi dev bir kalpazana da dönüşebilir. Bunu da yapmaması lazım. Yani kötü yönetim yüzünden kendi bastığı paranın değerini düşürebilir.

İşte bu güveni veremeyen iktidarların bastığı paraya da güven olmuyor ve değeri düşüyor. Yani biz bugün modern sistemlerde hem devletin kaba kuvvetine hem de rasyonel bir para politikası olduğuna güvenmeliyiz. Blockchain dünyasının ise bambaşka yaklaşımları var. En popüleri şu, güveni hesap gücüne endekslemek.

Yani eğer birinin defterinde elektronik imzaları ve bakiyeleri kontrol edilmiş daha çok kayıt varsa, defter daha uzunsa diyelim, bir başka deyişle o defter üstünde daha çok hesap gücü harcanmışsa, ben ona güvenirim diyoruz. Bu yaklaşımı iyi anlamamız şart. Şu anda biraz soyut olmuştur, öyle tahmin ediyorum. O yüzden yavaş yavaş gidelim.

Önce sistemde anonsu yapılan her işlemi muhasebe defterimize yazılmayı bekleyen birer satır olarak düşünelim. Yeterince satır bir araya geldiğinde de bunlardan bir sayfa oluşturacağız ve defterimize ekleyeceğiz. Periyodik olarak da defterlerimizi karşılaştıracağız. Bu bir sistem.

Ama bu sayfayı deftere eklemeden önce demin bahsettiğimiz doğrulama işlemlerini yapmamız gerekir. Fakat bunlar o kadar zor işlemler değil. Yani bir defteri yalan yanlış hesaplarla doldurmak çok zor bir şey değil. Saniyeye de onlarca uyduruk kayıt oluşturabilirim.

Upuzun bir defter yaratırım. Benim bu yalan dolan defterim bir virüs gibi her yere yayılmış olur. Bunu engellememiz lazım. Blockchain teknolojisi kullanan Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paralar bu durumu Proof of Work denen bir kavramla engelliyorlar.

Alışverişleri doğrulamayı bilerek zorlaştıran ve yavaşlatan bir mekanizma. Defter örneğinden devam edersek, yeni işlemleri satır satır bir sayfaya yazdık ya. Sonra bu sayfaya bir sayfa numarası yazdık ki defterlerde nereye konacağı belli olsun. Sağ üst köşeye tarihi ve zamanı da yazdık.

Buraya kadar kolay. Son olarak o sayfanın altına sihirli bir sayı eklememiz gerekiyor. Bu sayı olmadan kimse defterine bu sayfayı ekleyemeyecek. Ama bu öyle bir sayı olmalı ki bunu bulmamız biraz uzun sürmeli.

Lakin biz bunu bir kere bulunca da onun doğru sayı olup olmadığını başkalarının kontrol etmesi çok kolay olmalı. E nasıl olacak bu? Neye göre belirleniyor bu sayı? Artık sahneye assolistimiz olan kriptografik hash fonksiyonu çıkıyor.

Korkmayın, hash dijital teknolojilerin temel tekniklerinden biri. Daha önce ben internet güvenliği ile ilgili içeriklerimde bundan bol bol bahsetmiştim. Bunu da linkliyorum açıklamalara. Burada sesle anlatmaya çalışacağım ufak bir kısmını.

Yapabiliriz inşallah. Kriptografik hash herhangi bir input'u alıp onu hep aynı sayıda karakterden oluşan ve rastgele gözüken bir çıktığa dönüştürme işlemi. Örneğin ben kısacık bir şiiri, bir haykuyu veya bu podcastin binlerce kelimelik metnini veya koskoca şahnamenin tüm dizelerini aynı hash fonksiyonuna sokabilirim ve çıktığı her seferinde aynı uzunluktaki bir koddan oluşacak. Kısa olan daha kısa bir kod yaratmıyor yani.

Dahası, eğer o fonksiyonu tıp atıp aynı girdiği verirsem, her seferinde çıktı da aynı olacak. Yani sistem deterministik. Ama girdi de ufacık bir değişiklik bile yapsam, mesela şahnamedeki bir dizeye sadece bir tane nokta eklesem, bir virgül eklesem, Çıktısı bambaşka olacak. Öyle kodun 1-2 hanesi değişmiyor yani.

Tamamı değişiyor. Bu değişiklikleri de tahmin edemiyorsun. Ufak değişiklikler büyük farklara yol açıyor. Çıktıya bakarak girdiği tahmin etmek iyice zorlaşıyor.

Tüm numarada zaten bu. Dolayısıyla bu bir şifreleme metodu değil. Dikkat edin. Çünkü çıktının geri dönüşü yok.

Öyle sihirli bir anahtarı sokup da deminki örnekteki gibi onu eski haline getiremiyorsunuz. Hash'in amacı, girdi olarak kullanılan şeyin orijinalliğinin korunmasıdır. Yani onun orijinal olup olmadığını teyit etmenizi sağlar. Her gün kullandığınız bir örnek vereyim.

Mesela bankanızın web sitesine girdiniz, şifrenizi yazdınız. Sizce banka o an yazdığınız şifreyle hesabı açarken yazdığınız ve o günden beridir veri tabanında sakladığı şifreyi mi karşılaştırıyor? Bunlar aynıysa şifre doğrudur mu diyor. E böyle yapsaydı bu demektir ki bankanın sistemlerinde bir yerde sizin şifrenizi kek gibi böyle açık tekst halinde yazıyor olurdu.

E bankanın bir IT çalışanı da bu dosyaları bulup sizin hesabınıza rahatça girebilirdi. Böyle saçma güvenlik açıkları olmasın diye banka sizin şifrenizi değil şifrenin hashini saklar. Siz login olmaya çalışırken de oraya yazdığınız yeni şifrenin yani o an denediğiniz şifrenin hashini alır ve çıkan sonucu kendi kayıtlarındaki hash ile karşılaştırır. Aynı ise doğru şifreyi yazdığınızı bilir ama şifrenin kendisini bilemez ve onu da bir yere kaydetmez.

Şifrenin hash'i çalınsa bile bir çalışan tarafından veya dışarıdaki bir hacker tarafından bu şifreyi tahmin edebilmek için olası tüm şifreleri tek tek kullanılan hash fonksiyonuna sokması lazım ve çıkan sonucu elindeki hash ile karşılaştırması lazım. Bunu sık kullanılan şifreler için otomatik yapan programlar var bu arada. Yani 1, 2, 3, 4, 5, 6 gibi şifreler varsa. Ama şifreniz bunlardan biri değilse, biraz uzarsa iş brute force'a kalıyor.

Yani tek tek her harfi sayıyı denemeye kalıyor. O zaman da kırmak çok zorlaşıyor. Zaten bu yüzden şifrenizi uzun seçmelisiniz. Hatta şöyle diyeyim, sürekli değiştirmeniz gereken ve böyle abidik gubidik sembollerle dolu kısa bir şifre olacağına, Bu saçma şartlar yüzünden zaten insanlar banka şifrelerini bir yere yazıyorlar ve tüm güvenliği baltalıyorlar.

Böyle bir şey olacağını kolayca hatırlayacağınız düz Türkçe uzun bir cümle çok çok daha iyi bir çözüm. Ama ne yazık ki çoğu yerde böyle şifrelere izin vermiyorlar. Yani anlayamıyorum gerçekten. Yıllardır kafamı kurcalayan bir şey bu.

Neyse şimdi sinirlenmeyelim. Hash'i anladık. Dönelim bizim sisteme. Bu hash'in rolü ne burada?

Bitcoin olsun örneğin sistemimiz değil mi? Bitcoin protokolü diyor ki muhasebe defterine eklenecek o yeni sayfanın sonuna öyle bir sayı koyacaksın ki tüm sayfanın hash'ini aldığında yani tüm sayfa dediğimiz şeyde ne var? Sayfa numarası var, işlem zamanı var, işlem kayıtlarının kendileri var tabii ki ve bu sihirli sayı var. Bunların hepsinin hash'ini aldığında çıkan kod belli bir şekilde olmalı.

Diyelim ki fix uzunluğu 40 hane olsun, bunun ilk 20 hanesi illa 0 olmalı. İşte o yüzden demin demiştim, girdideki ufak değişiklikler hash çıktısını tamamen değiştirirler diye. Sihirli sayımız, atıyorum 9999 değil de 9998 olursa çıkan hash da bambaşka oluyor. O yüzden ilk 20 hanesi 0 olacak bir sonuç bulmanın öyle kısa bir yolu yok.

Oturup teker teker milyonlarca deneme yapman lazım. Yirmi sıfır yoksa aynı hash işlemini yeni bir sihirli sayıyla yapıyorsun. Sonunda doğru sayıyı bulacaksın. Ve bu da senin yeterince hesap gücü harcadığının bir kanıtı oluyor.

O yüzden zaten proof of work deniyor. İş yaptığının kanıtı yani. Millete diyorsun ki, bakın şu sayfadaki şu şu işlemlerin geçerliliklerini teyit ettim. Oturdum bilgisayarımı bu sayıyı bulmakta kullandım ve sonuçta çıkan hash da ektedir.

Buyurun alın kontrol edin diyerek bulgularını herkese anons ediyorsun. Bunu duyan diğer üyelerin senin o bulduğun sihirli sayıyı kontrol etmeleri çok kolay. Çünkü sen onlara sayfayı gönderiyorsun, sihirli sayıyı gönderiyorsun ve sonuçta çıkan hash'i gönderiyorsun. Yapmaları gereken tek şey o sayfayı o sayıyla beraber hash'lemek ve bunları karşılaştırmak.

Bu da zaten bir tane hash işlemi olduğu için çok kısa sürüyor ve diyorlar ki evet, ilk 20 hanesi hakikaten sıfır. Geri kalan hanelerdeki değerler de tutuyor bizim yaptığımız işlemle. Demek ki hakikaten çalışmışsın, bulmuşsun, seni tebrik ediyoruz. Bunu diyorlar ve o sayfayı alıp kendi defterlerine ekliyorlar.

Ve aynı iş bir sonraki sayfa için başlıyor. Yani bir sonraki işlem grubu için. İşte blockchain'deki block denilen şey bu sayfalar. Yani block, en son yapılmış birkaç yüz veya birkaç bin işlemden oluşan, üzerinde de proof of work işlemleri yapılmış bir kayıt dosyası.

O kadar. Henüz bu sistemin bizi sahtekarlıklardan nasıl koruduğu tam netleşmemiştir diye tahmin ediyorum. Bu da normal. Yavaş yavaş gidiyoruz.

Şimdilik soru şu. Ben niye oturup benimle alakası olmayan işlemleri doğrulamakla bu kadar zaman harcayayım? Milyonlarca insanın sürekli kullandığı bir ağa düşünün. Burada yapılan her işlemi benim bilgisayarımda tek tek kontrol mü edeceğim?

Hem de bu kontrol işini bilerek yavaşlatan o proof of work mekanizmasını çalıştırarak. Elektrik bedava mı? Mining denen şeyle bu noktada tanışıyoruz işte. Şimdi sistemdeki tek üye siz değilsiniz, başkaları da aynı sayfayı, aynı bloku doğrulamaya çalışıyor.

Deneme, yanılma, deneme, yanılma, sonunda piyango bir tanesine vuracak. O bunu ve kanıtlarını etrafa yayınca ve bu kanıtlar da kabul edilince, diğer herkes o yarışı kaybetmiş oluyor. Ve bir sonraki blok, yani bir sonraki işlem grubunu doğrulamak için yeni bir yarış başlıyor. Bu yarışı cazip kılan şey, o bloku başarıyla ilk doğrulayan üyenin bir ödül kazanması.

Yani mining, başkalarının işlemlerinin geçerliliğini herkesten önce doğruladığınız için size verilen bir ödül. Dikkat edin, mining ve altında yatan bu proof of work mekanizması adil bir süreç değil. Örneğin sizin bilgisayarınız bir blok için hali hazırda çalışıyordur, milyonlarca sayı denemiştir, bulamamıştır. Sonra ben gelirim çat diye ilk denememde doğru sayıyı bulurum şansına ve ödülü kazanmış olurum.

Sonuçta bu bir şans işi biraz ama uzun vadede şans dediğiniz şey istatistikle aynıdır. Bu işte bir ortalamaya oturur ve hesap gücü yüksek olan daha fazla ödül kazanır. Hesap gücü oranında. Bu ödül de doğrulanan bloktaki işlem kayıtlarının başına yerleştirilen özel bir işlem sayesinde veriliyor.

Bir başka deyişle sayfanın en üst satırına bir kayıt ekliyorsunuz. Alıcısı sizsiniz, sizin coin adresinize bir ödeme yapıldığı kayda ekleniyor ama bu kaydın gönderici kısmı boş. Yani para birinin hesabından çıkmıyor da yoktan yaratılıyor. Ama bir dakika, bizim devletlerle ve merkez bankalarıyla olan sorunlarımızdan biri neydi?

Kafalarına göre paranın değerini düşürüp, para basıp enflasyona sebep olmalarıydı. Aynısı bu anlattığım sistemde de olmuyor mu? Hatta daha da kötüsü, bakın bir düşünün. Sisteme daha fazla insan geldikçe daha fazla işlem olacak, daha fazla doğrulama yapılacak ve daha çok bitcoin yaratılacak ödül olarak.

Bir bakıma işlem yapıldıkça, para kullanıldıkça yani, sistemdeki toplam para artıyor. Hatta sen iki tane hesap açarsın, sürekli aralarında para gönderirler birbirlerine. Güçlü bir ekipmanın varsa bunları doğruladıkça da dünya kadar para basmış olursun yoktan. Ve diğerlerini cebindeki bitcoin'in alım gücünü düşürürsün.

Nasıl engelleyeceğiz bunu? Burada iki strateji var. Yine bitcoin'e odaklanarak gidiyorum çünkü değişik coin'lerin başka stratejileri olabilir. Proof of Work doğrulama işini bilerek yavaşlatıyor demiştik.

İlk anti enflasyonu strateji bu yavaşlatmayı dinamik bir şekilde ayarlamak. Yani sistemde mining yapanların sayısı ve hesap yapma güçleri arttıkça diyorsun ki hashing ilk 20 basamağı değil de ilk 21 basamağı, ilk 22 basamağı sıfır olmalıdır. Protokoli değiştirmiş oluyorsun ve o problem zorlaşıyor. Eğer işlem gücü düşerse de tersine problemi kolaylaştırıyorsun.

Buradaki hedef, sistem çapında ortalamada 10 dakikada bir bir blok doğrulanabilmesi. Bu Bitcoin için geçerli bir hedef. Ethereum'da mesela hedef birkaç saniye. Artık sizin protokolünüze kalmış.

Önemli olan şey, böyle bir fren olduğu sürece sistemdeki doğrulama hızı ve dolayısıyla para yaratma hızı dizginlenmiş oluyor. Sen ne kadar işlemci gücü basarsan bas, sonuçta ortalama 10 dakikada bir yeni ödül verilecek, daha fazla değil. İkinci strateji de mining ödülünü giderek azaltmak. En başlardaki mining ödülü 50 Bitcoin'di.

Üstelik gereken işlemci gücü de çok azdı. Sonra periyodik olarak yaralandı bu. 25'e düştü, 12.5'e düştü.

Şimdi blok başına ödül 6.25. Tabii Bitcoin'de çok değerlendiği için dolar bazında ödül epey artmış oldu. Ama Bitcoin bazında, BTC bazında yarılanıyor hep.

Bir noktada da bu ödül sıfıra iyice yakın sayacak zaten ve BTC üretimi tamamen duracak. Bunun da teorik limiti 21 milyon. Şu an sistemde olan miktar 18 milyon. E bunu klasik düzende karşılaştırın.

Her sene basılacak Euro'yu veya ABD dolarını sınırlayan bir kanun var mı? Toplamda piyasada dolanacak para limitini belirleyen bir kanun var mı? Çok daha önemlisi böyle kanunlar olsa da bunların değiştirilmeyeceğinin ve uygulanacağının garantisi var mı? Yok, yok, yok.

Şimdi işlem nedir? Anladık. Blok nedir? Anladık.

Mining nedir? Anladık. Blok zinciri ne alaka peki? Bunu tahmin etmeniz zor olmayacaktır.

Her sayfa bir bloksa defterin kendisi de blok zinciridir. Ama burada önemli bir fark var. Yeni sayfanın hash'ini almadan önce ona sayfa numarası da ekliyoruz demiştik ya. Orada size yalan söylemiştim.

Gerçekte eklediğimiz şey sayfa numarasından biraz daha karışık. Önceki blokun hash'ini ekliyoruz oraya. Bir kitabın 100. sayfasında 100 yazmıyor da 99.

sayfadaki karakterlerden oluşan özel bir kod yazıyor. Bu sayede bloklardan bir zincir oluşturmuş oluyoruz. Blockchain'de bu işte blok zinciri. Bunun gayet gerekli bir sebebi var.

Yani sırf artistlik olsun diye böyle yapmamışlar. Gerçek bir defterdeki geçmiş bir işlem kaydını değiştirmek istersem ne yaparım? Tek yapmam gereken kendi hazırladığım o sahte sayfaya değiştireceğim sayfanın numarasını vermek, orijinal sayfayı yırtıp atmak ve bunu araya sıkıştırmak. Bu kadar.

Eski bir sayfadaki değişiklik sonradan gelen sayfaları etkilemiyor. Ama blockchain'de bu kadar kolay kurtaramıyorum. 99. sayfadaki karakterler değişirse ne oluyor?

O sayfanın hash'i değişmiş oluyor. Ama 100. sayfada halen eski 99'un hash değerini gösteriyor. Dolayısıyla 100.

sayfa ile 99. sayfa arasındaki bağlantı kırılmış oldu. Defter bölündü. Bu mekanizma blockchain'in güvenliğindeki kilit nokta olduğu için basit bir senaryoyu adım adım takip etmenizi istiyorum.

Öyle yarım yamalak anladım ha deyip de sonra arkadaşlarınıza anlatmaya çalışacaksınız. Bir dakikaya neydi diye rezil olacaksınız. Buna izin vermeyeceğim. Ben de rezil olmuş olurum.

Bu işe beraber girdik, beraber çıkacağız. Şimdi o 100 sayfalık defterimiz herkesde bulunuyor olsun. Her sayfada sadece bir işlem yazıyor diyelim. Yani tüm sistemin işlem tarihçesi 100 tane transferden ibaret.

Ben gidip 98. sayfadaki işlemi illegal biçimde değiştirmek istiyorum. Mesela İmmanuel Ayşe 10 coin gönderdi değil de demin dediğimiz gibi 1 coin gönderdi yapacağım bunu. Böylece Bakiyem'de fazladan coin olacak ve onu daha sonra harcayabileceğim yaşasın kötülük.

Bu sahte kaydı içeren yeni sayfaya 98i diyelim, imanüel versiyonu yani. Lakin 98i'nin geçerli olması için proof of work'ünü taa baştan yapmam gerekiyor. Çünkü eski sihirli sayıyı bu yeni içeriğe ekleyince çıkan hash bambaşka olacak, öyle 20 tane sıfırla falan başlamayacak artık. O sayı 98 için sihirliydi, 98i için değil.

Yeni bir sayı lazım. Tamam, sorun değil. Kötülük öyle kolay olsaydı herkes yapardı zaten. Biz bu kötülük yoluna baş koyduk.

Pes etmek yok. Oturdum, uğraştım, yaptım. Ama şimdi kendi defterimin sırası bozulmuş oldu. Çünkü 99.

sayfa nereye işaret ediyor? Hala 98'in haşine. O yüzden 99. sayfayı da yeniden hesaplamam lazım.

O sayfadaki işlem kaydıyla bir derdim yok benim. Oradaki işlemleri değiştirmeyeceğim. Ama sayfa numarası kısmı 98İ'ye işaret edecek şekilde değişmeli. Onun hash'ini oraya koymalıyım.

Herhalükârda yani içerik değişmiş olacak. Artık ona 99İ diyebiliriz bu yeni içeriğe. Dolayısıyla buna da yeni bir proof of work gerekecek. Tamam, onu da yaptık.

Benzer şekilde 100. sayfayı da 99i'ye işaret edecek şekilde değiştirmem lazım. Yeniden işlem yapacağım. Dolayısıyla 98.

sayfada yaptığım ufak bir değişiklik için önce 98'in sonra 99'un ve 100'ün sayfalarının Proof of Work'ünü tekrar yapmam lazım. Tam 3 tane blok. Elimde hızlı bir bilgisayar olsa da saatlerce, belki günlerce, haftalarca uğraştıktan sonra nihayet kendi defterimi düzene sokabilirim. Şimdi gidip bunu milletle paylaşacağım.

Millet de bu defteri kabul ederse normalde harcadığımdan daha az coin harcamış gözükeceğim. Planımız işleyecek. Ama ne oluyor? Millet diyor ki kardeşim sen mağarada mı yaşıyordun?

Bizim defter artık 103 sayfalık. Yani ben bu 3 sayfayı değiştirene kadar sistem çapında 3 yeni işlem daha gerçekleşmiş. Ve her biri diğer minerler tarafından doğrulanmış, paylaşılmış. Şimdi benim defterimi alan biri diyor ki tamam ilk 97 sayfamız aynı.

Ama sonrasında kayıtlar çatallaşıyor. İmmanuel bak senin defterin 98E, 99E, 100E diye gidiyor. Yani içerindeki hash'lerden bahsediyorum. Proof of work'leri de doğru eyvallah.

Denedim, gördüm. Ama bendeki kayıt biraz farklı. 98, 99, 100, 101, 102, 103 diye gidiyor. Onların da hepsi doğrulanmış.

Şimdi senin çatalda 3 blokluk hesap gücü bulunuyor. Benim çatalda 6 blokluk. Uzun olanı seçeceğim ben, kusura bakma diyorlar ve biraz bekledikten sonra benim sayfaları çöpe atıyorlar. Onca yaptığım iş boşa gitti.

Peki bu uzun blok daha güvenilirdir mantığı niye sistemi güvenli kılıyor? Bir düşünün bakın, benim bu sistemi dolandırabilmem için neler yapmam lazım? Yani 98i'deki o işlemi size yutturabilmem için, yeni işlemi, hem geçmiş kayıtları yeniden hesaplamam, hem de yeni kayıtları sistemin kalanının toplamından daha hızlı bir içimde doğrulayabilmem gerekecekti. ve üstüne yeni bir işlem anons edildiğinde ve 104.

blok üstünde yarış başladığında o bloku da 103i'ye işaret edecek şekilde düzenleyip hesaplamam lazım. Bir başka da işte blokların i versiyonlarının doğrulanması üzerinde çalışan bir tek benim. Kalan herkes diğer versiyonların hesabını yapıyor. Yani aynı problem üstünde çalışıyorlar.

Ben tek siz hepiniz gibi bir durum var ortada. İstikrarlı bir biçimde yeni blokları önce hesaplamam için, herkesten önce, diğer herkesin toplamından daha fazla hesap gücüne sahip olmam lazım. Ancak o zaman dersiniz, ya tamam bizdeki çatal yanlış olmalı. Defteri güncelleyelim.

Artık bizim defter 96-97, 98-i, 99-i ve o şekilde gidiyor. Bu da çok zor. Yani benim %50'den fazla işlem gücüne sahip olmam çok zor. İşte bu yüzden güven ölçüde hesap gücüdür diyorduk.

Bunu kast ediyorduk. Yani bu sistem bir demokrasiye benzetirsek, herkesin hesap gücü kadar oy hakkı var. Bu güçte ne kadar dağınıksa sistem o kadar sağlam oluyor. Çünkü birinin bir devrim yapması için, bir darbe yapması için veya diyelim mutlak çoğunluğa ulaşması gerekiyor.

Bu noktada geriye dönüp baktığımızda, basit bir finans sisteminden beklediğimiz birçok şeyi çözdüğümüzü görüyoruz. Çaktırmadan bunların hepsini hallettik. Bakın, aynı anda bir para birimi, o paranın dolaşımını sağlayan bir transfer altyapısı, o transferlerin hesabını tutan bir muhasebe defteri ve bu defterin doğruluğunu kendi kendine teyit eden dağıtık bir sistem. Hepsi bir arada.

Peki bu kombo sisteminin adı ne? Bu mudur yani blockchain? E bu blockchain ise kripto para nedir veya bitcoin nedir? Tam olarak neyi betimledik biz?

İşte bunları ve daha fazlasını, mesela Bitcoin-Ethereum farkını, NFT'leri, enerji harcamasını, mining havuzlarını, yeni nesil proof of stake mekanizmasını ve yatırım hakkında da bir iki kelamı devam bölümünde konuşacağız. O zamana kadar sizlere fularsız ve kriptolu günler dilerim. Bu bölümü böyle ortadan bıçakla ikiye ayırdığım için de biraz fazla uzadı çünkü. Beni destekleyen patronları da ikiye böleceğim.

Dolayısıyla bu bölümün fahri sponsorları aramıza yeni katılan Ömür Uluaşk, Aydan Lengerli, Demet Sina Hakman, Korhan Kaftanoğlu, Önercan Yıldız, Semih Kabaklıoğlu, Levent Topkara. Hepinize bir selam çakayım. Ondan sonra olağan şüphelilerden devam edeyim. Said Ensarioğlu, Ahmet, Hilmi Murat Yıldırım, Nazlı Gülenç, Eyüp Yavuz, Boran Güney, Musa Ekiz, Selçuk Ölçüm, Uğur Göktolga, Çiğdem Ziyepert, Cem Karakuş, Mert Sakal, Eray Ersöz, Serdar Cevher, Mehmet Kanatlı, Osman Necipoğlu, Bülent Boyacı, Zafer Faydalı, Fatih Karaca, Çağlar Pir, Egemen Ekinci, Fatih Kodaman, İnanç Onur, Ege Edisiva, Rıdvan Duran, Adem Çengel, Vedat Kürşün, Ethem Bozkurt, Barbaros Sulakoğlu, Emine Tekerek, Batuhan Avcı, İlyas Boydak, Sezer Sunar, Emel Ct, Tanzer Bilgen, Elad Azizli, A.C.

Dağlıoğlu, Zafer Ünnüer, Aziz Arif Şanver, Canberk Ovayurt ve Eymen Üçışık. Sen de duralım Eymen, bir sonraki bölümde diğer patronlara kalsın. Hiç bekletmeyeceğim sizi. Kısa bir süre içinde görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)