
2.851 kelime · ~14 dk okuma
Hiç annelik hakkında düşündünüz mü? Bu hayatımızın içerisinde... ...çok doğal bir kavram olan annelik... ...aslında ne kadar çok farklı... ...alana, ne kadar çok farklı... ...duyguya tekabül ediyor, hiç fark ettik mi? Annelik... ...hem çok zor, hem çok keyifli... ...hem de... ...birçok katmanda hayatımızı çok etkileyen bir kavram. Ve... ...ben nereden bileyim serisinde... ...anne olmak hakkında... ...ben daha önce hiç konuşmadım.
Peki ben bu bölümü kaydetmeye neden karar verdim derseniz. Bir mesaj geldi. Bir dinleyicimden. Ve dedi ki... Gizem Hanım ben sizin bütün podcastlarınızı çok seviyorum. Çok güzel takip ediyorum. Ve anne olacağını öğrendim.
Ve istedim ki anneliği ben sizden dinleyeyim. Anne olmayı ben nereden bileyim sizden dinleyeyim istedim dedi. Ben de bir anda ben annelik hakkında hiç konuşmadım. Jetonu düştü. O yüzden de bugün bu bölümde anne olmak hakkında konuşmak istiyorum. Hazırsanız başlayalım.
Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde... ...anne olmayı ben nereden bileyim diye soruyoruz. Bu soru gerçekten çok zor bir soru. Yani bu bölümü çekmeden önce bile... ...düşünüyorum. Anne olmak ne demek? Anne olmak tam olarak... ...ne anlatıyor aslında diye düşünüyorum ve... ...kafamda o kadar çok şey beliriyor ki... ...bu podcastta hangilerinin sığdırabileceğimi bilmiyorum.
O yüzden bu tek bir bölümden ibaret olmayabilir. İleride bu konuya tekrar geri dönebilirim. Ama bir yerinden başlayayım istedim. Kendim de 6 yaşında bir kız çocuğunun annesiyim. Sadık dinleyicilerim bilirler arada Defne'den bahsettiğimi. Ve anne olacağımı ilk öğrendiğim zamanı çok net hatırlıyorum. Direkt ağlamaya başlamıştım.
Ve haberi benimle aynı anda alan eşim gerçekten inanılmaz paniklemiş o esnada. Zamanla olmak istemiyor mu diye düşünmüş aslında. Çünkü ben yani bayağı bildiğiniz hiç nefes almadan ağlıyordum. Şimdi hatırlıyorum o anı ve o bütün karmaşık duyguları ve ağlamam geçince ona neden ağladığımı açıklamaya çalıştığımı çok iyi hatırlıyorum. Aklımdan geçenleri de çok iyi hatırlıyorum. Tamamen şu duygular vardı. İnanılmaz mutluyum ama inanılmaz panik halindeyim. Ben nasıl anne olacağım? Anne olmak nasıl olur? Bir çocuğun
...bütün bakımını ve bu kadar önemli bir rolü üstlenmek nasıl olur diye düşünerek... ...gerçekten... ...hissedilebilecek bütün duyguları hissederek ağlamıştım. Mutluluk, heyecan, panik, korku, kaygı, öfke. Her şey. Çünkü anne olmak... Galiba bunu gerektiriyordu. O yüzden bugün anne olmayı anlatırken de anneliği yer yer güzelleyebilirim. Ama anne olmanın zorluklarından da bahsetmek istiyorum. Temelde anne olmak bir canlanın
...duygusal ve fiziksel bütün ihtiyaçlarından sorumlu olmak demek bence. O yüzden de... ...bunu sadece bir... ...insan yavrusunun annesi olmak diye tanımlayamam da. Böyle baktığınızda... ...ben de zaten... ...sadece 6 yaşında bir kız çocuğunun değil... ...9 yaşındaki... ...kedimin de annesiyim. Biliyorum, eminim aranızda... ...hayvanlara annelik ve babalık kavramlarını... ...eşleştirenleri, yargılayanlar vardır. Ama eğer anneliği...
Bir canlının bakım vereni olmak olarak tanımlarsak, tam da bu roldeyim ben kendi hayatımda. Tabii ki öyle olmayanlar vardır. Ama anneliği bir canlının sadece fiziksel ihtiyaçlarını gidermek olarak görenler de var maalesef. Ve öyle olunca duygusal ihtiyaçların tamamen arka planda kaldığı ve ihmal edildiği ilişkiler de mevcut.
Ama isterim ki aranızda anne olmayı düşünenler varsa veya hali hazırda annelik sürdürenler varsa karşımızdaki canlının sadece fiziksel ihtiyaçları olduğunu değil, duygusal ihtiyaçları olduğunu da hiçbir zaman göz ardı etmeyelim. Annelik yapısı itibariyle çok dengesiz bir rol. Uzun süre. Çünkü siz bakım veren pozisyonundasınız. Ve karşınızdaki canlı uzun süre sizden bu bakımı alıyor. Ve size belki çok fazla ödül veriyor. Bunu birazdan anlatacağım.
Ama size bakım vermiyor. Vermesi de gerekmiyor zaten. O yüzden annelik durumunda bu ilişkinin çok uzun süre hatta bence hayatımızın sonuna kadar bir yerinde dengesiz bir şekilde süreceğini bilebilmek gerekiyor. Benim çocuğum hiçbir noktasında hayatının bana bakım vermek zorunda değil.
Benim ihtiyaç anlarımda... ...benim yanımda olmayı tercih edebilir... ...belli bir yaşa geldiğinde. Ama ben ona hiçbir zaman buna mecbur bırakmamalıyım. Maalesef bizim toplumumuzda... ...çocuklar büyüsünler de... ...bize bakım versinler diye de... ...dünyaya getirilebiliyor maalesef. O yüzden bunun ne kadar... ...yanlış ve ne kadar çocuğun üzerine yük bindirici bir rol olduğunu... ...öncelikle görmek isterim. Birlikte görelim isterim.
Anne olmak kendi başına daimi bir yetersizlik duygusu diye tanımlardım ben. Eğer biri bana sorsa. Çünkü mesela şu anda bu podcastı kaydederken şunu düşünüyorum. Eğitimim gereği iyi bir annenin nasıl olması gerektiğini belki de ortalama bir insanın çoğu üzerinde biliyorum. Bilmek zorundaydım çünkü bu alanda çalıştığım için. Ama
İyi bir annenin ne olduğunu bilmek, iyi bir anne olabilmeyi sağlamıyor her zaman. Ve teoride iyi bir annenin nasıl olacağını bilmek, pratikte iyi bir anne olmayı da hemen getirmiyor maalesef. Üstelik çok iyi bir anne olsak bile, hani hangi kriterlere göre ama... Bir yandan da daima daha iyisini yapabilir miydim diye düşünmek bence bu işin doğasında var. Ama bir taraftan da iyi ki bu işin doğasında bu var. Çünkü yetersiz hissetmek eğer doğru şekilde tanımlanabilirse bizim için itici bir güç.
Her daim çocuğumuzun daha iyi olmasını ve ona daha iyi bakım verebilmeyi bir mesele haline getirebilmek kendi hayatımızda yalnız tırnak işaretçilerinde sağlıklı bir mesele haline getirebilmek önemli diye düşünüyorum. Annelik doğalında ve çocuğun ihtiyaçlarını doğalında karşılayarak yapıldığında en güzel hali. Bu bence çok konuşulan ama yeterince doğru konuşulmayan bir mesele. İyi bir anne olmak demek, çocuğun doğal olarak meydana gelen ihtiyaçlarını hem fiziksel hem duygusal karşılamak demek dedim. Doğalında olması ne demek bunun? Maalesef annelere toplumsal olarak çok fazla rol yükleniyor. Ve bir yandan da diğer bütün kimliklerimizin anne olma kimliğinin arkasında kalması bekleniyor.
Ama çalışan anneler olabiliriz. Ya da hayatımızda başka kimlikler olabilir. Anne olmak, bizim bütün kimliğimizi anne olmak haline getirdiğimizde... ...aslında bize iyi gelmeyen bir müessese. Anne olmak, anne kimliği kendi kimliklerimizin içine gayet güzel eklendiğinde... ...diğer kimliklerimizle birlikte var olabildiğinde bize çok iyi hissettiriyor.
Ben bütün kimliğimi sadece Defne'nin annesi olmak olarak tanımladığımda... ...Bella'nın annesi olmak olarak tanımladığımda... ...işte o zaman benim diğer bütün kimliklerim... ...düşmeye başlıyor. Ve ben kendimi mutsuz hissetmeye başlıyorum. O yüzden de... ...hepsiyle bir arada hayatımı sürdürebilmem önemli.
Buradan aklıma gelen bir konu da fedakarlık yapmak. Anneler çok fedakar olmalı, çok verici olmalı. Anne dediğinin kendisinden geriye bir şey kalmamalı. Bazen de bu bekleniyor annelerden. Bu mümkün olabilir mi gerçekten? Ben bütün hayatımı kendimden vazgeçerek, sevdiğim, istediğim her şeyden vazgeçerek, sadece bakım verdiklerimi odakla geçirirsem geriye gizemden ne kalır?
...ve geriye gizemden hiçbir şey kalmazsa... ...benim çocuğum, benim çocuklarım bana bakıp neyi rol modeli olarak alır? Tabii bu ister istemez, kendi başına... ...bir duygusal manipülasyon aracı olarak bile kullanılabiliyor anneler tarafından. Ben senin için saçımı süpürge ettim. Ben senin için türlü türlü fedakarlıklar yaptım. Peki çocuk olarak bu sizden talep edildi mi?
Çocuğunuz size benim için bütün bu fedakarlıkları yapma dedi. Bütün bu fedakarlıkları siz çocuğunuz için mi yaptınız yoksa kendiniz için mi yaptınız? Eğer bu fedakarlıkları çocuğunuz için yaptıysanız bile çocuğunuza bu fedakarlıkları gündeme getirdiğinizde Bu fedakarlıkları nasıl kılıyor? Maalesef bazen yaptığımız fedakarlıkları başkalarının başına kakabiliyoruz ve bu onlara hiç iyi hissettirmiyor. O yüzden eğer bir anneyseniz ya da anne olmaya hazırlanıyorsanız öncelikle bu konuda anlaşabiliriz. Eğer bir fedakarlık yapılacaksa da bu sizin kararınız, bu çocuğun kararı değil ve çocuğunuz hiçbir zaman bundan sorumlu tutulamaz.
Anne olmak demek, çocuğunun ihtiyaçlarına karşı hassas olmak demek. En güzel, en doğal, en güvende hissettiren annelik, çocuğunun ihtiyaçlarına karşı duyarlı olan anneler tarafından gerçekleştiriliyor. Çocuğunun ihtiyaçlarına karşı hassas olmak, duyarlı olmak ne demek? Ben çocuğumun ihtiyaçlarını ortaya çıktıklarına yakın bir zamanda fark edebiliyorsam, hızlıca fark edebiliyorsam, onu doğru bir şekilde anlamlandırabiliyorsam, okuyabiliyorsam ve hızlıca bu ihtiyacı karşılayabiliyorsam, bu beni duyarlı bir anne yapar.
Ama bu şu demek değil. Bazen, bazen, arada, seyrek de olsa, kaçan bazı ihtiyaçlar olabilir. Ama yine de önceliğim, çocuğumun ihtiyaçlarını gidermek olmalı. Bence bu podcast serisinin bir noktasında bu örneği vermiştim ama tekrar vermek isterim. Eğer ben alışverişten geldiysem, elimde bir sürü torbayla eve girdiysem,
ve buzdolabına girmesi gereken ürünler varsa ama çocuğum benden iki saattir ayrıysa iyi bir annelik önce çocuğuma bakmayı gerektirir. Daha sonra aldığım şeyleri buzdolabına yerleştirebilirim. Her zaman Eğer seçme şansım varsa önceliğim çocuk olmalı. Ama bir yandan da bu diğer işlerimi, diğer kimliklerimi hiç önemsememem anlamına gelmiyor. Ama eğer çocuğum gerçekten onun benim önceliğim olduğunu fark edebilirse, bu onu hayatta çok iyi hissettiriyor, çok güvende hissettiriyor.
Anne olmanın zorluklarının bence en başında bir çocuğun erken yaşamında ona karşı davranışlarımızın, onun bütün gelecek hayatını şekillendireceğini bilmemiz oluyor. Çünkü o duygu ya bir şeyi yanlış yaparsam ya bu yaptığım 20 sene sonra onun hayatını bir şekilde etkilerse sorusu... ...gerçekten bazen bizi paralize edebiliyor. Burada da ben iyi niyetin önemine güveniyorum. Eğer ben iyi niyetle onun iyiliğini elimden geldiğince öncelikleyerek hareket ediyorsam... Bence bu beni iyi bir anne yapar. Ama tabii ki bu hata yapmayacağım anlamına gelmez. Tabii ki hata yapabilirim. Tabii ki, tabii ki hata yapacağım çünkü insanım. Biliyorsunuz, beşer şaşar. Hata yapmadan annelik olmaz bence.
Ama hata yaptığım zaman kendime çok kötü davranıyorsam burada bir problem var. Hata yapabileceğimi bilmek ve hata yaptığımda hatamı görüp kabul edebilmek önemli. Çocuğumdan özür dileyebilmek de önemli. Çocuğum daha 6 aylıksa, 1 yaşındaysa, ben onun beni anlamayacağını düşünüyorsam bile çocuğumdan özür dileyebilmeliyim. Çünkü özür dileyebilen bir anne, hatasını kabul edebilen bir anne aslında çocuğa çok şey anlatıyor.
Ben hata yapabilirim ama hatamın sorumluluğunu alıp bunu düzeltmek için gayret sarf edebilirim diyorum çocuğuma. Ve onu daha iyi bir insan olma yolunda müthiş desteklemiş oluyorum sadece bu küçücük davranışımla. Bir yandan da aslında annelikte her şey bizim elimizde de değil. Biz bütün kontrole sahip olmak istesek de doğal olarak dış faktörler hep devrede. Çocuğumun mizacı bile benim anneliğimi bir miktar şekillendirebiliyor. Tam bu noktada benim çocuğuma karşı tutumum çok önemli. Onun mizacına uygun bir ebeveynlik yürütmeliyim aslında. Yani onunla uyumlu bir şekilde akmalıyım. Benim onun için beklentilerimden daha farklı olabilir hayatın gerçekliği. O zaman onu da anlamalıyım.
Bir de bu ister istemez şeyi de düşündürttü bana. Anneliği en iyi çocuğu yetiştirmek olarak tanımlayanlar da var aramızda. Maalesef en iyi çocuk gibi bir kavram olmadığı gibi çocuğumuza proje çocuk rolü üstlendirmemiz onu hayatta mutluluğa hazırlıyor. Çocuğumuzu olduğu haliyle sevebilmemiz lazım.
Bu şu demek değil, çocuğumun her davranışını, her hareketini, her huyunu çok sevmek, çok beğenmek zorunda değilim. Ama bu çocuğuma ait ve o şekilde kabullenmek zorundayım. Yani çocuğumu bir bütün olarak, doğrularıyla ve hatalarıyla sevmek durumundayım. Bu arada hata demişken çocuklarımıza baktığımızda kendi çocukluğumuzdan sahneler uyanması çok normal. Aslında bence anne olmak bütün travmalarımızın baştan tetiklenmesi anlamına da geliyor. Bizimle hiç kimse oyun oynamadı mı? Çocuğunuz sizinle oyun oynamak istediğinde kendi oyun oynanmamış çocukluğunuz canlanabilir gözünüzde. Buna rağmen çocuğunuzla oyun oynamakta göçük çekebilirsiniz.
...ya da bir anda kendinizi oyuncakların ortasında bulabilirsiniz. Her ikisi de normal, her ikisi de doğal. Önemli olan kendi travmalarımız dediklendiğinde... ...bunu çocuğumuza yansıtmamamız. Kendi travmalarımız bize ait çünkü. Bizim hatalarımıza çocuklarımız da mı düşüyor? Biliyorum içinizdeki o... ...her şeyi doğru yapmak isteyen anne müdahale edip... ...onun o hataları yapmasına engel olmak istiyor.
Ama çocuklar hata yaparak büyüyor. Çocuklar kendileri düşmeden, kendileri kalkmayı öğrenmiyorlar. O yüzden hata yapmalarına izin vermemiz çok önemli. Hata yapan ve bu hataların üstesinden gelebilen çocuklar öz yeterli kavramına sahip oluyorlar. Düşersem kalkabilirim. Ben bir şeyleri yapabilirim.
O yüzden sürekli onun tepesinde, onun hata yapmasına izin vermeden, onun her daim mutlu olmasına çalışarak annelik yaptığımızda... ...hem kendimizden çok şey götürüyoruz, hem de çocuğumuzun kendi becerisine, inanma kabiliyetine bir miktar zarar veriyoruz. Bu da aklıma şunu getiriyor. Bir çocuğa güvende hissettirmek, tabii ki onun ihtiyaçlarını karşılamak demek ama aynı zamanda onun bireyselliğini ve bireysel kararlarını destekleyebilmek demek. Onun kendisi gibi olabilmesine izin vermek demek.
Eğer çocuğun her anına müdahale edersek, her anında orada olmaya çalışırsak, bu sefer çocuk bireyselliğini koruyamayabiliyor veya kendisini bizden ayrıştıramayabiliyor. O yüzden de anne olmak demek, çocuğun kanatların altındaki rüzgar olmak demek biraz da. Düşersen burada olacağım ama sen uç. Sen uç ki nerelere gidebileceğini gör. Ben burada olacağım. Seninle beraber olacağım. Altındaki düşmene engel olan file olacağım belki. Düşersen seni koruyacak olan olacağım. Ama sen uç. Çünkü uçmazsan potansiyelin ne olduğunu asla öğrenemezsin.
Anne olmak dengesiz bir ilişki dedim en başlangıçta. Ama şunu da söylemek istiyorum. Belki bakım vermek konusuna dengesiz. Ama aldığımız ödül konusunda çok dengeli. Bir çocuk bizim anneliğimizden müthiş bir ödül alıyor. Ona verdiğimiz bakımla, ona verdiğimiz sevgiyle, ona verdiğimiz şefkatle. Beyni şekilleniyor, beklentileri şekilleniyor, deneyimleri şekilleniyor.
Ama bir yandan da biz, ondan aldığımız ödülle... ...onun bir gülümseyişiyle, onun bize bir sarılmasıyla... ...onun bizim bir kolumuzu okşamasıyla... ...kendimizi çok iyi hissediyoruz. Aslında ödüller de dengeli yani her şey. Mutsuzlukta da dengeli. Biz çocuğumuzun beklentilerini karşılayamadıkça... ...o da aslında benzerini bize yapıyor. Ve karşılıklı olarak mutsuz olduğumuz bir ilişkin içerisine girebiliyoruz.
O yüzden anneliğin en güzel tarafı bence siz iyisini yaptıkça, siz orada oldukça, siz o güveni o çocuğa sağladıkça, onun da bütün varlığıyla orada olduğunu size hissettirebilmesi. Bence annelikte şunu hatırlamakta fayda var. Sizin sesiniz bir noktada çocuğunuzun iç sesi olacak. Siz ona ne söylerseniz, siz onunla nasıl konuşursanız çocuğunuz ileride kendisiyle öyle konuşacak. Sizin ona söylediklerinizi kendi beyninin içinde duyacak. O yüzden ona güzel şeyler söyleyin. Onunla şefkatli bir tonla konuşun.
Ona hayatta iyilerin ve kötülerin olduğunu anlatın. Ona hayatta çabanın iyi olduğunu anlatın. Ona hayatta bazı şeylerin hemen olmayabileceğini ama çabalarsa ve iyi bir insan olursa iyi şeylerin olacağını hatırlatın. Hayatta kötü insanlarla da karşılaşacak. Maalesef her zaman en mutlu olacağı anlarda olmayacak.
Böyle zamanlarda kendi gücüne, kendi becerisine inanmasını hatırlatın. Çünkü ancak o şekilde başa çıkabiliyoruz hayatta değil mi? Ama en önemlisi bence anne olmak, çocuğuna her zaman onun için orada olacağını hatırlatmak demek. Ben buradayım. Sen ne yaparsan yap ben buradayım. Seninleyim, senin yanındayım, senin arkandayım. Daha doğrusu sen benim nerede olmamı istersen ben oradayım.
Anne olmak, çocuğuna sevgi göstermek kadar saygı göstermek de demek bir yandan. Bu podcast serisini sık sık sınırlarımızı nasıl ve neden koruyamadığımızı anlattım. Burada bahsettiğim önemli noktalardan bir tanesi, çocuklarımıza küçük yaşta sınırları öğretmemekti. Çocuğum nasıl hale göstermek demek, çocuğumun sınırları olduğunu da hatırlamak demek. O da bir birey. Kendisi üşüyebilir. Kendisi acıkabilir. Kendisi şu anda tok olabilir. Kendisi şu anda oyun oynamak istemiyor olabilir. Kendisi şu anda uyumak da istemiyor olabilir. Tabii ki ben bir yetişkin olarak onun ihtiyaçlarını
daha iyi görüyor olabilirim belki zaman zaman zaman zaman kısmı önemli ama yine de onun kendi bedenini kendi duygularını kendi ihtiyaçlarını anlamasına alan açmak zorundayım o yüzden mesela aç hissetmeyen bir çocuğa zorla yemek yedirmeye çalıştığımda aslında onun kendi bedeninden gelen sinyalleri onun kendi bedeninden gelen sinyalleri o konusuna engel oluyorum istemeden ...ya da mesela dışarı çıkmak istemeyen bir çocuğu zorla dışarı götürdüğümde... ...uyumak istemeyen bir çocuğu zorla uyutmaya çalıştığımda... ...aslında onun kendi ihtiyaçlarının duymasına engel oluyorum. Ben çok iyi niyetliyim... ...ama bu her zaman çocuğum için aynı anlama renk gelmiyor. O yüzden onun da bir birey olduğunu hatırlamamız lazım. Ona saygı göstermemiz lazım. Onun ihtiyaçlarını, onun adına sürekli olarak okumamamız lazım.
Bir yandan da çocuğumuza tutamayacağımız sözleri vermememiz lazım. Bir çocuğun güvenebilmeyi öğrenmesi için, daha sonra daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için benim tutarlı olduğumu bilmeye çok ihtiyacı var. Benim ona hiçbir zaman tutamayacağım vaatleri vermememe, Ben bir şey söylediysem onun arkasında durduğumu görmeye ve benim elimden gelen bütün çabayı sarf ettiğimi görmeye ihtiyacı var. Ancak bu şekilde bana güvenebilir. Ancak bu şekilde benim orada olduğumu anlayabilir. Tabii ki bazen bir söz verip çok uğraşsam da bunu başaramayabilirim. Ama bu noktada da eğer çocuğuma şeffaflıkla, dürüstlükle neler yaşadığımı anlatırsam, O da benim insan olduğumu, gayret sarfettiğimi ama başaramadığımı öğrenebilir. Buradan çıkaracağı çok güzel dersler var aslında. Ve çocuklar hep bize bakıyorlar, hep bizden öğreniyorlar, hep bizim davranışlarımızı modelliyorlar. Eğer biz hep mükemmel olmaya çalışırsak, onlara da hayatta hep mükemmel olmaya çalışmalarını öğretiyoruz. Halbuki sürekli mükemmel olmaya çalışmak çok yorucu ve tüketici.
Ben çocuğuma bu mesajı vermek istiyor muyum? Yoksa çocuğuma gayret sarf ederse, uğraşırsa çoğunlukla başarıya ulaşabileceğini ama bazen de bir şeylerin yolunda gitmeyebileceğini mi öğretmek istiyorum? Bu soruları düşünmek iyi geliyor bence. Ve çocuğumu gerçekten her şeyden koruyabilir miyim? Gerçekten o etrafına çizdiğim sınırlar içerisinde çocuğumun hep ama hep güvende olmasını sağlayabilir miyim? Gönül böyle istiyor ama gerçek hayat böyle değil. O yüzden çocuğuma o sınırların dışına güvenli bir şekilde çıkabileceğini gerektiğinde o sınırlara geri dönebileceğini
ve düşerse kendi kalkabileceğini öğretmem lazım. Anne olmak demek çok yorulmak, bazen bunalmak, bazen fevri davranmak demek. Anne olmak sürekli ciddi bir zihinsel ve duygusal yükün altında olmak demek. Anne olmak bazen ben en doğru kararı verdim mi?
Ben iyi bir annemiyim ya da ben anne olmaya karar vererek iyi bir şey yaptım mı diye sormak demek bence. Ama bütün bunların sonunda eve döndüğünüzde veya onun yüzüne baktığınızda onun size koşulsuz sevgisini gördüğünüzde gerçekten bütün o olumsuz duyguların bir an için bile olsa yatıştığını hissetmek demek. Diğer taraftan, belki de bu podcastın en önemli kısmı burası. Çocuklarımız bizi gerçekten çok seviyorlar. Biz iyi annelerde olsak, kötü annelerde olsak... ...onlar bizi çok seviyorlar. Çünkü onlar başka bir anne bilmiyorlar. Onların uzun zaman kıyaslayabileceği başka anneler yok. O yüzden bize onlara ne verirsek, onlar için en iyisi o. Bence anneliğin en büyük sorumluluğu buradan geliyor.
Ben çocuğumun sahip olabileceği en iyi anneyim. Ve çocuğum beni, ben ona ne yaparsam yapayım çok seviyor. Bunun bilincine varmak, bunun bilincinde onun güvenini sarsmadan, onun sevgisine layık olarak anneliği sürdürmem lazım. Bunu yapabilecek güce sahipsem, o zaman bence anne olmaya hazırım.
Biliyorum zor bir konu. Belki bazılarınız için çocuklukta yaşadığı bazı durumları tetiklemiş olabilir. Veya belki aranızda anne olmaya hazır mıyım sorusunu soranlara... ...farklı düşünceler getirmiş olabilir. Belki hali hazırda anne olma yolculuğundasınız. Umarım bu podcast size günün sonunda iyi hissettirir. Farklı soruları düşündürtür.
Ve eğer isterseniz ve çaba harcarsanız iyi bir anne olabileceğinizi size hatırlatır. Annelik güzellemesi yapmamaya çalıştım. Çünkü annelik her açıdan çok güzel bir rol değil. Ama annelik eğer yeterince iyi anne olursanız ve kendinize şefkatli davranırsanız bence çok güzel bir rol. Hepinize sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.