Podcast

Yeni Bir Sayfa Açmayı Ben Nerden Bileyim? #Podbee Dinlesen Duyarsın

Yakın İlişkiler

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hayatınızda hiç yeni bir başlangıç yapmak zorunda kaldınız mı? Yeni bir ilişki, iş ya da hatta bir ülke fikri size nasıl hissettiriyor? Bu değişimin korkusuyla nasıl bir adım atacağınızı bilemediğiniz ama heyecandan yerinizde duramadığınız hiç oldu mu? Bugün yeni bir sayfa açmak hakkında konuşuyoruz. Bu bölümle birlikte Yakın İlişkiler podcastinin Podbee Media’ya katılmasını da kutluyoruz.

Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.524 kelime · ~13 dk okuma

Hayatınızda hiç yeni bir başlangıç yapmak zorunda kaldınız mı? Bu bir kariyer sebebiyle olabilir. Bir ilişki sonrası olabilir. Bazen yeni bir şehre taşındığınız için olabilir. Ya da başka bir sebeple. Bu değişimin korkusuyla ne yapacağınızı bilmediğiniz, nasıl bir adım atacağınızı bilmediğiniz hiç oldu mu? Ben bugün bu podcast'e yeni bir sayfa açmayı nereden bileyim diyorum.

Ve sizinle beraber bu soruya cevap arıyorum. Çünkü kendim de bu podcast'e yeni bir başlangıç yapıyorum. Hazırsanız başlayalım. Ben Psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde... ...yeni bir başlangıç yapmak hakkında, yeni bir sayfa açmak hakkında konuşuyoruz. Ben bu podcastı size hayatımda ilk defa bir stüdyodan çekiyorum. Bu podcastla birlikte Pod B ve yakın ilişkilerin birlikte çalışmasını kutluyorum aslında.

Kendim de çok heyecanlıyım. Umarım sesim size bu heyecanı yansıtıyordur ya da yansıtmıyordur. Şimdi bilemedim hangisi daha iyi ama... Bundan önceki podcastleri... ...çok daha amatör şekilde diyeyim aslında. Kendi başıma, kendi evimde, hatta çoğu zaman pijamalarımla, kendi koltuğumla kaydediyordum. Ve podcastlerimin bu kadar çok sevilmesinin önemli bir sebebinin... ...o samimiyet olduğunu düşünüyordum. Ama bir yandan da... ...ben bu podcastleri çok ciddiye alıyorum. Çok seviyorum.

Transkriptin tamamını oku

...çok içimi döküyorum, sizlere bir şekilde bunun duygusal olarak dokunduğunu hissediyorum. Ve bunu çok daha profesyonel bir şekilde yapmanın... ...size çok daha iyi bir içerik kalitesi ve çok daha iyi bir ses kalitesi sağlayacağını düşündüm. Ve doğrusunu isterseniz, podcastlere başlayalı benim üç yıl oldu neredeyse. Yeni bir başlangıç yapmaya hazır olduğuma da inandım, inanıyorum. Çünkü bazen sanki insanların yeni başlangıçlar yapması gerekiyor.

Ve bu başlangıç benim için kolay olmadı. Yani bu kararı vermek kolay olmadı. Ben böyle bir işe girişmeli miyim sorusunun cevabını bulmak benim için zaman aldı. Ve bunun cevabının evet olduğuna inandıktan sonra Pod B ile temasa geçtik. Ve şu anda onların Galata'daki çok tatlı stüdyolarından sesleniyorum size. Ve bu başlangıcı benim için kolay kılan bu ekibin sıcaklığı, bu ortamın sıcaklığı ve gerçekten kendimi neredeyse evimdeymişim gibi konforlu hissetmem oldu. Başlangıçlarımızı kolay kılan şeylerden bir tanesi aslında, buradan da oraya geçeyim, yanımızdaki insanların bizi destekliyor oluşu.

...ve bize kendimizi iyi hissettiriyor oluşu. Çünkü bu başlangıçları tek başımıza yapmaya çalıştığımızda... ...daha çok zorlanıyoruz. O yüzden de aslında hayatımıza yeni bir başlangıç yapmaya karar verdiğimizde... ...etrafımızdaki insanların düştüğümüzde bizim elimizden tutabileceğini bilmek... ...bize gerçekten çok iyi hissettiriyor.

Peki ne zaman yeni başlangıçlar yaparız? Yani illa her şey kötü giderken mi bir yeni başlangıç yaparız? Gördüğünüz gibi benim örneğimde olduğu gibi bazen işte bir şeylerin kötüye gitmesi gerekmiyor. Bazen sadece farklı bir şeyler yapmak isteyebiliyoruz ya da bir şeyleri daha iyi yapmak isteyebiliyoruz. Ama bazen de bir şeyler hiç iyi gitmezken yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalıyoruz.

Bazen aynı yöntemi tekrar tekrar tekrar tekrar denemek ve o yöntemle yanılmak ve o yöntemden bir türlü dışarı çıkamamak bize öfke veriyor. Bize hayal kırıklığı veriyor ve bazen hareketi kabiliyetimizi kısıtlıyor. Hatta o kadar paralize oluyoruz ki sanki bir hamster gibi dönüp dönüp dönüp dönüp aynı şeyi yapıyoruz ve hiçbir yere gidemiyoruz. Hayatımızda böyle zamanlar da var. Belki şu an beni dinleyen insanların da hayatında böyle zamanlar var.

Benim de böyle zamanlarım oldu oldu. Geçen gün sosyal medyada şöyle bir şey yazmıştım. Aynı üçgene kareyi sokmaya çalışıp durmak. Ve o karenin bir türlü o üçgene girmemesi. Ve ısrar etmek. Ta ki oyuncağı kırana kadar. Peki neden üçgeni sokmayı denemiyoruz ki? Kareyi bırakıp. İlla o üçgenden geçirmek mi amacımız? Yoksa bir şeyi onun içine sokmak mı?

İşte tam burada belki de aslında kendi yöntemlerimizi de sorgulamak lazım biraz. Belki de dış faktörler değildir bir şeylerin iyi gitmemesine sebep olan. Belki de bizim yöntemimizdir ve o yöntemi sorgulamak da bize iyi gelebilir. Bunu daha çok ilişkilerde gözlemliyoruz aslında. Yani ilişkilerde ve bunu sadece romantik ilişki olarak düşünmeyelim, farklı ilişki tiplerinde... ...aynı davranışları yapıyor, aynı tepkileri veriyor ve aynı sonuçları alıyoruz.

Mesela bizimle tartışma anında hemen konuşmak istemeyen partnerimizi konuşmaya zorluyor. Ve onun bizimle o esnada konuşamamasını kişisel algılıyoruz. Ama hayır, hemen şimdi konuşmalıyız. Hemen şimdi çözmeliyiz bu durumu. O bizim hissimiz. Ama belki de karşımızdaki insan hiç hazır değil. Ve onu zorladığımızda aslında ilişkimiz için hiç iyi bir şey yapmıyoruz. Ya da mesela... Bizim aklımızdakiler hemen o anda söylensin istediğimiz için. Biz hemen içimizi dökelim istediğimiz için. Henüz buna hazır olmayan bir insana gidip makinalı tüfek gibi konuşuyoruz. Bu benim çok yaptığım bir şeydi de o yüzden çok iyi biliyorum bunu. Ve... Bir gün şunu fark ettim. Ben bunu...

Sürekli yaptığım zaman, ısrarla yaptığım zaman hiçbir şey değişmiyor. Karşımdaki insan aslında çok yoruluyor, çok bunalıyor ve ilişkimize bu hiç iyi gelmiyor. Ben bu yöntemi uygulamaya daha ne kadar devam edebilirim ki? Eğer ben bu ilişkiyi önemsiyorsam ve karşımdaki insanı değiştiremiyorsam... Çünkü zaten bu benim varsayımım olmalı. Ben karşımdaki insanı değiştirmek için böyle bir gayret içerisinde olmamalıyım. Ben o insanı bütün özellikleriyle kabul etmişim. Neden onu değiştirmeye çalışayım ki? Ama değiştirebileceğim bir şey var, benim yöntemim. Belki de ben onu o esnada konuşmaya zorlamamalıyım. Belki de ben ona gidip makinalı tüfek gibi konuşmamalıyım.

Belki de ben ona o zamanlı vermeliyim ve kendimde birazcık düşüncelerimi ve duygularımı proses etmeliyim, arkasından konuşmalıyız. Bu değişiklik çok küçük bir değişiklik gibi gözükebilir bazılarınıza ama açıkçası benim için çok zor bir değişiklikti. Çünkü ben 40 yaşındayım ve bu zamana gelirken bu yöntemi hayatımda birçok ilişkimle uyguluyordum. Sonra da bunu değiştirmeye çalışmak, yani otomatik tepkimi farklı bir tepkiye dönüştürmek benim için çok zor oldu. Ama bunu başardığım zamanlarda ilişkimdeki değişikliği, ilişkilerimdeki değişikliği gözle görebilmeye başladım.

ve bunu yapabilme halim perçinlenmeye başladı. Tamam, ben bunu yaptığımda bu ilişki daha iyi. O zaman bunun üzerine devam edebilirim. Aslında yeni başlangıçlar birazcık da böyle kolaylaşıyor. Biz bir şey yapıyoruz ve o yeni davranışımız ödülleniyorsa, karşı taraf tarafından ödüllendiriliyorsa, o zaman buna devam ediyoruz.

Mesela ben bu podcastı çekerken yeni bir başlangıç yaptığım için bu podcast çok daha iyi bir şekilde ortaya konduğunda bu benim ödülüm oluyor. Bazen bunu kariyerlerimizde de gözlemliyoruz değil mi? Yani yeni bir başlangıç yapmamız gerekiyor kariyerimize. Ve o ilk adımı atmak çok zor. Çünkü o noktaya kadar getirdiğimiz bir şey var. Bir yandan da kariyerimizde o noktaya gelene kadar çok fazla yatırım yapmışız. Zaman harcamışız, emek harcamışız, bazen para harcamışız. Ve o noktada bir değişiklik yapmaya çalışmak gözümüzü çok korkutan bir şey.

vazgeçmeyi ben nereden bileyim bölümünde bunun hakkında daha detaylı konuşmuştum aslında ama bazen vazgeçmemiz gerekiyor ve yeni bir başlangıç yapmamız gerekiyor işte o yeni başlangıcı yaptığımız zaman kariyerimizde yeni bir başlangıç yaptığımız zaman mesela yeni başladığımız yerde başarılı olduğumuzda bu başarılar illa büyük kocaman başarılardan bahsetmiyorum yani küçücük bir başarı bile elde ettiğimiz zaman işte o bizi Doğru yolda olduğumuza inandırmaya başlıyor. Veya mesela yeni bir şehre taşınmak, yeni bir ülkeye taşınmak. Şu anda birçok insanın gündeminde yurt dışına taşınmak var mesela. Bir yandan çok korkutucu. Çünkü insanın kendi evi bildiği yerden çıkmak ve onu yeni bir yere adapte etmek hiç kolay değil. Çok kez yaptım oradan biliyorum. Her seferinde yeniden başlamak hiç kolay değil.

Ama bir kere o yeni yere taşındığınızda ve o yeni yerde tekrar kendinizi mutlu hissetmeye başladığınızda ben bunu ilk yapmışım diyoruz. İki, o korkularımı yenmeye karar vermişim. İki, o korkularımın üstüne gitmişim ve bunu yapmışım. Peki ya ödüllendirilmiyorsak? Peki ya o yeni başlangıçla beraber her şey iyi gitmiyorsa? Ve aldığımız yeni karar pek de işimize yaramadıysa?

Hepimizin korkulu rüyası, o yeni başlangıcın başarılı olmaması. Hemen ödülümüzü alamamak. Ama bu da mümkün, bu da var. Ve bu olacak diye o adımları atmadığımızda aslında belki de mutlu olmaktan alıkoyuyoruz kendimizi. Peki ne yapacağız? Yani eğer gerçekten attığımız o adım istediğimiz gibi gitmediyse nasıl hareket etmeliyiz? Hemen vaz mı geçmeliyiz?

Yeni adımların bence en güzel tarafı hem vazgeçebilme kolaylığını getirmesi. Çünkü istediğimizden geri dönebiliriz. Tabii ki yeni bir şehirden ya da yeni bir ilişkiden hemen çıkamayacağımızın farkındayım. Ama yine de en azından bize bir düşünme alanı sağlıyor. Ben bu muyum? Bunu mu istiyorum? Bugüne kadar

İnandığım değerlerimle buraya geldim ama belki de kendimi o kadar iyi tanımıyordum deme fırsatı sağlıyor bize. Bir de tabii ki ilk başta hemen ödüllendirilmemiş olmak verdiğimiz kararın yanlış olduğunu göstermiyor aslında. O azim, o gayret, orada kalmaya devam etmek, birazcık daha uğraşmak, doğru bildiğimiz yönde ilerlemeye çalışmak bizi gerçekten iyi hissettiriyor. O yüzden de bu yeni başlangıcı yaparken önce şuna karar vermemiz gerekiyor. Ben kimim? Ben ne istiyorum? Benim temelde hayatımda olmasını istediğim değerler neler? Şimdi bunlar çok büyük sorular ve bu büyük soruların cevapları o kadar da kolay gelmiyor bize.

Bir de şunu düşünüyorum, mesela bir ilişkiden çıkarken ve yeni bir ilişkiye hazır olup olmadığımızı düşünürken... ...o eski ilişkinin getirdiği konfor, o eski partnerimizi tanıyor olmanın ve... ...iyi yanlarıyla ve kötü yanlarıyla, doğrularıyla ve hatalarıyla onu biliyor olmanın konforu... ...bizi tekrar tekrar geri çağırıyor. Şimdi yeni bir insanı kim tanıyacak? Yeni bir insana kim kendini baştan tanıtacak?

Bazen gerçekten çok zor değil mi? Ben gizem ve ben şunları şunları seviyorum. Ben gizem ve ben şunlardan şunlardan korkuyorum. Bunları tekrar en başından birine anlatmak zorunda kalmak, o insanın seni reddedebilme ihtimali, bütün bunlar gerçekten gözümüzü korkutuyor. Ama eğer eski ilişkimizde biz, biz olamıyorsak, Veya kendi önemsediğimiz değerleri o ilişkide bulamıyorsak, o zaman o ilişki gerçekten kalmaya değer mi? Bu ilişkiyi mesela şehrimizde ya da ülkemizde kurduğumuz ilişki üzerinden değerlendirebiliriz aslında.

Eğer benim bazı değerlerim varsa ve ben o değerleri içinde bulunduğum mekanda, içinde bulunduğum yerde sağlayamıyorsam... ...o zaman belki de orası artık benim için doğru yer değildir. Ama tam da bu noktada o değerlerimizi bir gözden geçirmemiz gerekiyor. O temel inançlarımızı, temel değerlerimizi. Ben nasıl bir insanım? Nelerden hoşlanıyorum?

Mesela ben hayatımda denge mi arıyorum? Yoksa ben hayatımda mücadele mi arıyorum? Ben yenilik mi istiyorum? Yoksa ben daha stabilite mi istiyorum? Ben gözükmek mi istiyorum? Yoksa ben arka planda kılıp ürettiğim şeylerin mi ortada kalmasını istiyorum? Ben temel olarak neye inanıyorum aslında?

Biraz daha örnek vermek istiyorum. Mesela ben yeniliklerden mi keyif alıyorum? Yoksa ben var olanı daha mükemmelleştirmeyi mi seviyorum? Ben yaptığım işin daha kaliteli olmasını mı umursuyorum? Yoksa farklı farklı şeylerde biraz olsun iz bırakmayı mı seviyorum? Ben merak duygusundan, bilgiyi araştırmaktan, bulmaktan ve onun üzerine çalışmaktan mı hoşlanıyorum? Yoksa ben çalıştığım alanda tanınmayı mı seviyorum?

Bunların hepsi önemli sorular. Bunların hepsi benim bir sonraki adımıma karar vermemizi sağlayan sorular. Ve bunların bütünü benim bundan sonraki aksiyonuma karar vermemizi sağlıyor. Bunları ilişki içinde söylemek mümkün. Mesela ben

Sürekli heyecanı hissettiğim bir ilişki içerisinde mi kalmak istiyorum? Ahrinalin yüksek olsun, sürekli farklı şeyler olsun bunu mu arıyorum? Yoksa sakin, huzurlu, bana iyi hissettiren bir ilişkiyi mi tercih ediyorum? Her ikisi de yargılanmaması gereken kararlar. Ama bu ikisinden birini seçtiğimizde aradığımız ilişki ve bulduğumuz partnerler değişmeye başlıyor.

O yüzden de aslında kişinin kendisini tanımaya çalışması çok önemli. Ben ne istiyorum sorusu tam da burada önem kazanıyor. Ben ne istiyorum? Huzurlu bir çalışma ortamı mı? Yenilikçi bir çalışma ortamı mı? Sakin, konforlu bir hayat mı? Yoksa sürekli farklı şeylerin meydana gelebileceği,

Yer yer gözümü korkutan ama bir yandan da beni hep heyecanla ve ayakta tutan bir iş ortamını. Hangisi benim en çok istediğim? Şimdi bütün bu soruları sormuşken belki de aslında bulduğumuz, önemsediğimiz değerleri bir kâğıda yazmanın tam sırası. Belki bu podcastı dinlerken aklınızdan geçiriyorsunuz. Ben şöyle bir insanım. Hayır hayır, ben yeniliklerden hoşlanmıyorum. Yo hayır, ben hep heyecan arıyorum hayatımda aslında. O yüzden bir türlü durmadım, duramadım, duran bir hayat kabul etmedim dediniz. Eğer bir kağıt alıp önünüze ya da telefonunuza işte önemsediğiniz bu değerleri yazarsanız belki bir sonra yeni bir başlangıç yapmanız gerektiğinde o değerler üzerinden hareket edebilirsiniz.

Size iyi gelecek insanları, mekanları, ilişkileri, işleri tam da bu değerler üzerinden belirleyebilirsiniz. Ama değerlerinizi bilseniz bile korkmak çok normal, çok doğal. Ben de korkuyorum. Şu an hala bu podcastı kaydederken gerginim. Tabii ki siz beni görmüyorsunuz ama böyle küçülmeye çalışıyorum bir yandan bunu kaydederken. Çünkü ödüm patlıyor.

Ya gerçekten o kadar samimi duyulmuyorsa sesim? Ama ben benim ve benim içimdeki bütün duygular ve bütün bilgiler benimle birlikte. Benim hissettiğim bütün duygular sesimde ve şu anda sizin kulağınızda. O yüzden her yeni başlangıcın bizi biraz ürkütmesiyle birlikte heyecanlandırması ve bir yandan o bilinmezliğiyle biraz olsun korkutması da çok normal.

Ama her yeni başlangıç bir yandan da bize kim olduğumuzu anlatıyor. Ben kimim ve ne istiyorum? Bu sorunun cevabını bildiğimi sanıyordum belki. Ama yanılmışım. Çünkü yanılmak da normal. Belki de burada aslında kendimizle her zaman en iyi ilişkiyi kuramayabiliyoruz. Bazen de yanılıyoruz. Bazen de kendimizi tanımıyoruz. Ya da daha önemli bir şey söyleyeyim. Bazen de değişiyoruz.

Bazen de bize iyi gelen bir şey zamanını dolduruyor. Hani o son tüketim tarihleri vardır ya, tavsiye edilen tüketim tarihleri. Bazen mesela ilişkilerin tavsiye edilen tüketim tarihlerini dolduruyoruz. Mekanların, işlerin. Belki de o kariyer planı 10 sene önceki gizem için uygundu ama artık değil.

Bu podcast'ta kendimden bahsettim ya, hadi şu örneği de vereyim. Mesela ben 25 yaşında yola çıktığım kariyer planımda o kadar emindim ki ben akademide kalacağım, akademisyen olacağım ve bir odada okumayı, yazmayı, Ve sadece öğrencilerimle konuşmayı seveceğim. Ama 35'ime geldiğimde o kadar emindim ki bu benim için doğru kariyer planı değil. Çünkü ben değişiyorum. Çünkü insanlar değişiyor. Çünkü biz stabili varlıklar değiliz. İnişlerimiz ve çıkışlarımız var. Hayatımızı başımıza gelen şeyler var.

Ve onlar üzerinden kararlarımız değişebiliyor. Kendimize dair düşüncelerimiz değişebiliyor. Bu noktalarda kendimize şefkatli olmak lazım. Ben bunu yapmadım mesela. Uzun zaman kendime çok kızdım. Sen hayatının 10 yılını buna adadın. Bunun için ülke değiştirdin. Bunun için çok fazla şeyden vazgeçtin. Şimdi neden ve nasıl bu kariyer planının sana uygun olmadığına karar verirsin diye kendi kendime yedim bitirdim.

5 yıl sonra bugün, gerçekten tam 5 yıl sonra bugün, çünkü Eylül 2018'i ben bu yola çıktığımda diyorum ki, ben bunu ilk yapmışım. Çünkü 35'indeki gizem, 25'indeki gizemle aynı fikirde değildi. Ve ben eğer 35'indeki gizemin sesini dinlemeseydim, bugün bu noktada çok sevdiğim bu işi yapmıyor olacaktım. O yüzden iyi ki buradayım. Evet, bu yolda, bu kararda, zorluklarda yaşadım. Belki fazla gözü pek davranmak zorunda kaldığım şeyler oldu. çok sevdiğim insanlarla yollarımda ayrıldığı oldu anlaşamadığım üzüldüğüm zamanlar çok oldu anlaşılmadığımı hissettiğim çok oldu ama günün sonunda ben iyi ki bu kararı vermişim iyi ki buradayım diyorum demeyebilirdim ama demeyecek olsaydım bile bu yolu denememiş olmaktan hep mutsuz olurdum o yüzden de aslında o kendimin de yaşamış olduğu

Bu deneyimin üzerinden de bu podcastta söylemek istiyorum. Yeni başlangıçlar bazen bize çok iyi gelir. Bazen üzerimizdeki o ölü toprağını kaldırır ve içimizdeki potansiyeli açığa çıkartır. Bazen ne istediğimizi bulmamıza yardımcı olur. Bazen yeni bir ilişki bizim hiç bilmediğimiz bir tarafımızı keşfetmemize sebebiyet verir.

hiç bilmediğimiz bir yönümüz bir ilişkide ortaya çıkar. Bazen mesela yeni bir ülkeye taşınırız ve daha önce hiç yapmadığımız bir şey yaparız ve ah ben bunu yapabiliyormuşum deriz. O yüzden yeni başlangıçlar bu uzun hayatımızda ihtiyacımız olan şeyler. O yüzden eğer sevgili dinleyici sen de yeni bir başlangıcı arzuluyorsan ama çok korkuyorsan belki de bugün bununla ilgili bir adım atmanın tam sırası.

Umarım bu podcast bütün dinleyenlere çok iyi gelmiştir. Çünkü bana çok iyi geldi. Ve bundan sonra o stüdyoya geldiğimde ve yeni podcastlarımı kaydetmeye oturduğumda kendimi çok daha rahat ve çok daha iyi hissedeceğimi biliyorum. Çünkü çok içimi döktüğüm ama bir yandan da dinleyicilerime de iyi geleceğini düşündüğüm ve içerik kaydetmeyi başardım.

Bundan sonrası için çok heyecanlıyım. Umarım Pod B ile beraber bu çıktığımız yol sizleri de çok iyi hissettirir. Ve birlikte çok güzel içerikler kaydederiz. Bana her zaman konu önerilerinizi gönderebileceğinizi biliyorsunuz. Sosyal medyada zaten hep iletişim içerisindeyiz. Eğer bu içerikleri seviyorsanız yakın işlere abone olmayı ihmal etmeyin. Hepinize bir sonraki podcastta görüşmek üzere. Çok sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)