
2.966 kelime · ~15 dk okuma
Hiç yaz biter ve sonbahar başlarken kendini arada sıkışmış hissettiğin oldu mu? Yazı kapatamaz gibi ama sonbaharda başlatamaz gibi hissettiğin. Sonbaharın getireceği yeniliklerden veya o rutinden biraz olsun içinin korktuğu zamanlar yaşadın mı? Geçen sene bu zamanlar yaz sonu yüzlüğüyle baş etmeyi ben nereden bileyim bölümünü kaydetmiştim. Ve gelen tepkilerle yalnız olmadığımı anlamıştım. Birçoğumuz yazı kapatırken kendimizi biraz arada sıkışmış gibi, sanki bir veda ediyormuş gibi ve biraz da yeni dönemle baş etmeyi tam olarak bilemezmiş gibi hissediyorduk.
Bu sene bu konuya biraz daha değişik bir yerden bakmak ve sonbaharı güzel bir şekilde geçirmeyi ben nereden bileyim bölümünü kaydetmek istedim. Eğer hazırsanız yeni bölümüme başlayalım. Ancak bölüm başlamadan önce minik bir uyarıyla geleyim. Eğer bu bölüm içerisinde kedi purlamaları ve miyavlamaları duyarsanız bilin ki bu bir hata değil. Kedim Bella kucağımdan kalkmıyor ben bu podcastı kaydederken. O yüzden kendisinin de bana eşlikçi olduğu bu bölümde umarım çok keyif alırsınız.
Ben Psikolog Doktor Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde hazırsanız Sonbahar hakkında konuşacağız. Şimdi birçok bakıyorum Twitter'da, X'de pardon, veya birçok farklı yerde Sonbahar'a başlarken listeler listeler nasıl daha emotiv olabiliriz, işte hangi hedeflerimizi başarabiliriz Spora mı yazılsak, yeni bir dil kursuna mı gitsek, amuda mı kalksak gibi böyle değişik değişik bir sürü tavsiyeler var ve bence bu arada çok haklılar. Çünkü yeni döneme başlarken hepimiz böyle sanki bir yeni yıla başlamışçasına kendimize hedefler koymayı ve bu hedefleri tutturmaya çalışmayı çok severiz. Bunun aslında çok büyük bir anlamı var çünkü birçoğumuz okulla birlikte o gelen rutine üzerine çok alışkınız. Yaz hepimizin rutinlerini bozuyor. Biz kendimiz tatil yapmıyorsak bile tatile giden insanların boşalttığı şehirlerden çok daha fazla keyif alıyoruz mesela veya biraz daha sakin geçiriyoruz. Birazcık daha tempomuz değişiyor.
yani eminim hepiniz deneyimlemişsinizdir yazın işler bile sanki bir miktar duruyor yani bir devlet kurumuna dahi gitseniz birazcık daha yavaş halloluyor her şey öyle olduğu için yaz biter ve eylül gelirken hepimiz oh tamam yani şimdi artık işlere tekrar dönebilirim ya da yerine bıraktığım işleri tekrar halledebilirim gibi bir hisse kapılıyoruz e bu işleri yapacak biri lazım sonuçta onlar da yine benim ...sizsiniz, hepimiziz. Öyle olunca doğal olarak sonbahara başlamak... ...hepimizde bir daha iyi olmalıyım, daha iyi bir rutin kurmalıyım... ...bu işleri daha iyi başarmalıyım gibi bir his yaratabiliyor. Şimdi bu bölümde motivasyon hakkında konuşmak... ...nasıl daha iyi hedefler koyarım hakkında konuşmak... ...nasıl kendimi gaza getiririm de o hedeflere ulaşırım hakkında konuşmak... ...kolay olacak olandı.
Ama ben bu sonbahara girerken biraz daha farklı bir şey yapmak istedim. Ve bazı sorular sormak ve biraz içimize dönmek... ...ve içimize dönerek aslında kendimizi sonbahara hazırlamak istiyorum. Çünkü kendimize koyduğumuz hedefler de, bulduğumuz motivasyon da... ...bu sonbaharı nasıl geçirip geçirmeyeceğimiz de... ...kendimizde olan ilişkimiz üzerinden belirleniyor. Eğer sonbahara başlarken biraz olsun kendimizi daha iyi tanımak istiyorsak...
Birazcık durmanın ve bazı sorulara cevaplamanın tam sırası bence. Sizinle birlikte bu soruları ben de düşünmek istiyorum ve biraz daha hazır hissetmek istiyorum. Mesela şöyle bir soruyla başlayalım. Yazın hangi kısımları benim sonbaharda adapt edebileceğim durumlar?
Mesela kendimle biraz daha sakin, biraz daha farkındalığı yüksek anlar geçirebildiysem yazın... ...bu anları ben kışa, ben sonbahara nasıl entegre ederim? Diyelim ki bir şekilde yazın denize girmeyi başardınız... ...ve suyun gücüyle, o muhteşem gücüyle kendinizi iyi hissettiğiniz... Çok basit sakinleşebildiğiniz, farkındalığı yüksek, beş duyunuzu harekete geçiren o anları size deneyimlediniz. Bu anlar gerçekten psikolojik sağlığımız için o kadar kıymetli ki. Peki böyle bir anı sonbaharda nasıl yakalayabilirsiniz?
Bu soru şimdi böyle kendimize sorduğumuzda belki ya bulurum bir yöntem dediğimiz... ...ya da bir farkındalık mı, bunun şu anda ne alakası var diye... ...belki böyle geri plan atacağınız bir soru olabilir ama lütfen öyle yapmayın. Çünkü kaygı dediğimiz durum aslında ancak farkındalıkla üstesinden bir miktar gelebildiğimiz bir duygu.
Çünkü farkındalığımız yüksek olduğunda şu anda kalmayı başaramayan ve henüz olmamış ama bir ihtimalle olabilecek olaylarla meşgul olan zihnimizi geri çağırıyor ve ona hayır burada kal, şu anda buradayız, şu anda bu andan keyif alıyoruz ve korktuğumuz olayların hiçbiri henüz meydana gelmedi diyebiliyoruz aslında. Bu farkındalığı yüksek anlar bir yerde otururken, elimizde bir fincan çay kahve varken veya bir parkta kurumuş yaprakların yanımızda uçuştuğu bir yerde yürürken de yaşanabilecek durumlar. O yüzden belki de şu anda hepimiz bir an durup ...yaşadığımız yerlerde bu anları nasıl yakalayabiliriz? Bunu düşünmeliyiz. Beni dinleyen dinleyicilerimin... ...çok farklı yerlerde yaşadıklarını biliyorum. İstanbul'da yaşayan büyük bir çoğunluk var ama... ...dünyanın birçok farklı yerinden beni dinleyen insanlar da var. Peki o zaman şimdi hadi... ...bu sonbaharda... ...en çok nereye gideceksiniz? Kaygılandığınızda veya sese girdiğinizde... ...nerede huzur bulacaksınız? Onu bir düşünün benimle birlikte.
Peki, sonbaharda bazı rutinler geliştirmek istiyorsunuz diyelim ki. Bu rutinleri düşünmeden önce şu soruyu soralım. Hangi kendinize dair rutinleri, yani böyle hedeflere dair rutinleri değil de öz bakım içeren rutinleri sonbahardaki planlarınıza dahil edebilirsiniz? Bu uzun zamandır ihmal ettiğiniz bir hobiniz için bir kursa yazılmak da olabilir. Veya mesela benim gibi bitkilerden çok hoşlanıyorsanız, sonbahar için kendinize ilgileneceğiniz yeni birkaç tane bitki almak da olabilir.
Hepimiz için farklı olan bu öz bakım rutinlerini diğer rutinleri düşünmeden önce değerlendirip programımıza oturtmakta bir fayda var. Çünkü maalesef iş yoğunluğu veya okul yoğunluğu başladığı zaman öz bakım ilk uçup kaçıp giden şey oluyor. Hepimiz uykumuzu, yemeğimizi veya kendimize ayırdığımız o güzel vakitleri ihmal edebiliyoruz. Yazın en güzel kısmı biraz daha kendimizle vakit geçirebiliyor olmamız... ...ya da kendimizi iyi hissetmek için vakit geçiriyor olmamız. Sonbaharda, kışta bu vakitleri nasıl yaratabiliriz? Bunları düşünelim. Mesela eğer film izlemeyi seviyorsanız... ...şimdi sonbaharda mutlaka izlemeliyim dediğiniz filmlerin listesini çıkartmanın tam sırası. Ya da eğer kitap okumayı planlıyorsanız ve aklınıza birkaç kitap varsa... ...belki de bugün o kitapları ısmarlayabilir ve kendinize bir okuma...
...programı, yani hangi kitapları daha önce okuyacağım listesi yapabilirsiniz diye düşünüyorum. Peki, şimdi bence çok önemli bir soru geliyor. Hangi ilişkilerimi en çok önemsiyorum? Ve bu sonbaharda hangi ilişkilerimi daha da önceliklendirmek istiyorum? Onlara özen göstermek istiyorum.
Bu bir aile bireyiniz olabilir, çocuğunuz olabilir, uzun zamandır ihmal ettiğiniz bir arkadaşınız olabilir. Birkaç aydır mesajına dönmeyi ya da aramıza dönmeyi ihmal ettiğiniz için çok utandığınız ve nereden başlayacağınızı bir türlü bilemediğiniz, ...geçmişte kalmış biri olabilir. Şimdi, bu podcast'ı dinledikten hemen sonra... ...sizin için hangi insanlar, bu sonbaharda öncelikli sorusunu düşünmenizi... ...ve o insanlarla ilişkimi nasıl güçlendirebilirim sorusunu sorarak... ...bu yolları yeni döneme entegre etmenizi rica edeceğim.
Çünkü iyi hissetmek için ilişkilere ihtiyacımız var. İyi hissetmek ve iyi hissettirmek için, hedeflerimize de ulaşmak için, motivasyonumuzu da yüksek tutmak için ama en önemlisi mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için bizim sağlıklı ilişkilere ihtiyacımız var. O yüzden en çok kimleri önemsiyorum... ...ve en çok kimlerle vakit geçirmek istiyorum sorusu... ...bu sonbaharın başında... ...sormam gereken... ...ve hayatıma entegre etmem gereken... ...önemli bir alan bence. Bir başka soru. Bu sonbaharda yaratıcılığımı nasıl besleyeceğim? Yaratıcılık mı? Benim işimin yaratıcılıkla hiçbir ilgisi yok ki mi dediniz? Hayır aslında hiç öyle değil. Hepimizin işlerinin...
veya projelerinin veya günlelik hayatının yaratıcılıkla çok ilgisi var. Bu mesela çocuğunuzla oynadığınız bir oyunda yaratıcılık geliştirmek de olabilir. İlişkinizde yaratıcı bir fikirle yeni bir date fikri oluşturmak olabilir. veya kendi işinizde, projenizde, yaratıcılığınızda yepyeni bir alanı kendi önünüzde açmak olabilir. Hiç fark etmez ama hepimizin yaratıcılığa ihtiyacı var. Yaratıcı olmak için, daha yaratıcı olmak için hepimizin en çok ihtiyacı olan şeylerden birinin doğa yürüyüşleri yani doğada vakit geçirmek olduğunu düşününce ilk sorduğum soruyla bu soruyu da biraz birleştirebileceğimizi fark edebilirsiniz. Peki bu
Dönem, bu yeni mevsimde daha yaratıcı olmak için neler yapmayı planlıyorsunuz? Daha yaratıcı olmak için nelere ihtiyacınız var? Kitap okumak mı? Dışarıda dolaşmak mı? Yeni insanlarla bir araya gelmek mi? Bazı workshoplara katılmak mı? Her neyse ihtiyacınız olan şimdi bunu düşünmenin tam sırası.
Peki, bir başka önemli soru. Hepimizin tabi ki belli bir miktar zamanı var. Bir haftada sadece 168 saat olduğunu düşününce, bu zamanımı neleri önceliklendirerek geçireceğim sorusunu kendimize sormamız lazım. Burada ailemiz, arkadaşlarımız, kendimizi ayırdığımız yalnız vakit, işimiz, okulumuz, hobilerimiz... Her neyse bütün bunlar. Bunları ne şekilde önceliklendirmeliyim? Haftada kaç saati nereye ayırmak istiyorum? Mesela haftada en az bir akşam sinemaya mı gitmek istiyorum ya da film izlemek mi istiyorum?
Ben bunu nasıl hayatıma entegre edebilirim? Bu soruyu sormak şimdi çok önemli. Çünkü... ...sonbaharın rutin akışı başladığı zaman... ...bu soruyu kendimize soramayacak hale gelebiliyoruz. Ama eğer baştan bunu belirlediyseniz... ...şimdiden aslında bu planı yapabilirsiniz. Kendi planlarımızı belirlerken... ...kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru daha var. Ve bu soruyu sormaya çok iman ediyoruz.
Kendi küçük çevrem dışında nelerde faydalı olabilirim? Hangi dayanışmanın bir parçası olabilirim? Ve içinde yaşadığım topluma daha yararlı bir birey olmayı nasıl başarabilirim? Bunu yardım kuruluşlarında çalışmak olarak da düşünebilirsiniz. Veya uzakta bir yerlerde sizin desteğinizle daha iyi olabilecek bir grup insana bir şekilde destek olmak olarak da düşünebilirsiniz.
atlayıp bir yere gitmek olarak da düşünebilirsiniz. Veya bir para desteği göndermek olarak da düşünebilirsiniz. Her ne şekilde olursa olsun bu sonbaharda dayanışmanın bir parçası olmanın hem size hem de ihtiyacı olan insanlara çok iyi geleceğini hatırlayalım. Çünkü dayanışma aslında toplumları ve insanlara güçlü kılan çok önemli bir yeteneğimiz, kapasitemiz.
Peki, bir başka soru. Çok uzun yıllardır kendi kendime yapmak istediğimi söylediğim ama bir türlü başlamadığım, türlü bahanelerle bir türlü geciktirdiğim ne var? Artık bu hayal ettiğim şeyi yapmaya hazır mıyım? Bunun önündeki engeller nedir?
Ve o engelleri nasıl kaldırabilirim? Eğer yapmak istediğim şeyi şu anda yapamıyorsam... ...o engelleri kaldırmak adına bugün, bu sezon, bu mevsim ne yapabilirim? Bu soruyu bir soralım kendimize. Sonra bir başka önemli soru. Ben kendimi bu mevsimde hangi ortamlarda daha fazla görmek istiyorum?
Nerelerde daha fazla yer almak istiyorum? Nerelerde artık daha fazla yer almak istemiyorum? Bununla birlikte hangi insanlarla artık çok da fazla birlikte olmak istemiyorum? Veya bu soruyu birazcık daha değiştirip hangi ilişkilerin hayatımda daha fazla yer almasını istiyorum? Bir de bu soruyla ilişkili olarak ben nasıl bir insan olmak istiyorum?
Ben bu mevsim nasıl bir insan olarak yer almak istiyorum hayatta? Hangi özelliğimin daha ön planda olmasını istiyorum? Hangi ihtiyacımın daha çok karşılanmasını istiyorum? Hayata hangi bakış açımın daha ön planda olmasını ve böylece davranışlarımı etkilemesini istiyorum? Hangi ilişkilerin tekrar tekrar gündeme gelmesini ve beni rahatsız etmesini engellemek istiyorum? Hangi ilişkilerin artık geride kalmasına izin verebilirim? Hangi ilişkilere artık ihtiyacım olmadığını kabul edebilirim? Eminim sizin de vardır.
Geçmişten, geçmişini hayal ettiği gibi, sürekli gündeme gelen, sürekli sizi bir şekilde rahatsız eden, zihninizde... ...böyle insanlar varsa, böyle ilişkiler varsa... ...belki de bu sonbaharda... ...bu ilişkileri geride bırakmaya çalışmanın tam sırası. Neden kendimizi geçmişe... ...ve çok da mutlu olmadığımız zamanlara... ...götürmeye çalışalım ki... ...bizim önümüze çıkıp, bizi... ...iyi hissettirmemiş ilişkilerin içine tekrar geri çekmeye çalışan insanlara... ...neden izin verelim ki... ...bu sonbahar, bu konuda kendinizi daha güçlü hissedebilirsiniz?
Peki sizin için ideal bir gün nedir? İdeal bir gün dediğimizde neler yaparsınız? Nasıl hissedersiniz? Böyle bir günü hayatınızda nasıl yaşayabilirsiniz? Böyle bir gün eğer basitçe elde edilebilecek bir günse Mesela uzun uzun yatakta kaldığınız Güzel uzun bir kahvaltı ettiğiniz Arkadaşlarınızla sakin tatlı bir öğleden sonra geçirdiğiniz
Bir gün ise ideal gününüz. Bu tarz günleri hayatınıza nasıl daha çok entegre edeceksiniz? Bunu düşünmenin tab sırası. Çünkü o ideal günleri hayatımızda ne kadar yaşayabiliyoruz ve ne kadar yaşayabilecek zamanımız olacak. O yüzden sonraya ertelemek yerine şimdi bu tarz günleri belirlemek ve bunlara öncelik vermek aslında bu sonbaharı daha iyi yaşadığımız için bize yardımcı olacak.
Benim şu ana kadar anlattıklarım belki başlangıçta yapabileceğimiz ama bazılarımızın sürdüremeyeceği şeyler olabilir. Bunun farkındayım. Çünkü nasıl planlarla başlarsak başlayalım ve bu hangi dönem olursa olsun aslında planlarımız güme gidebiliyor. Ama eğer önceliklerimizi belirleyebilirsek biraz neye ihtiyacımız olduğunu nasıl bir insan olmak istediğimizi nasıl ilişkiler yürütmek istediğimizi nelere daha fazla vakit ayırmak istediğimizi baştan belirleyebilirsek o bizi zorlayacak, sınırlarımızı zorlayacak anlar geldiğinde en azından bunları hatırlayabiliriz. En azından bir kere hayır diyemediğimiz bir durum olsa bile ikinci kez hayır diyebiliriz. Üçüncü kez hayır diyebiliriz.
Böyle zamanlarda kendimize, ben bunun muhasebesini kendimce yapmıştım ve neyi istediğimi biliyorum'u hatırlatabiliriz. Bugüne kadar kendinize karşı sahici olduğunuz, kendi ihtiyaçlarınızı duyduğunuz, kendi isteklerinize kulak verdiğiniz bir hayat sürdünüz mü? Eğer bu söylediklerimin ne anlama geldiğini tam olarak anlayamıyorsanız şu soruyu sorayım size. Bugüne kadar hiç sadece sizin canınız istiyor diye bir şey yaptığınız oldu mu? Mesela başka insanların istekleri sizinkinden farklı iken, sizin... Ya ama ben bunu böyle istiyorum dediğiniz oldu mu? Ya da sırf sizin canınız istiyor diye?
Tek başınıza bir yere gittiğiniz ve oranın keyfini çıkarttığınız oldu mu? Bunu en son ne zaman yaptınız? En son hangi gün kendinize benim bugün neye ihtiyacım var sorusunu sordunuz? Bu soruyu benden daha önce bu podcast serisinde çok duydunuz. Çünkü çok ihmal ettiğimiz bir soru. Benim neye ihtiyacım var?
Benim şu anda biraz dinlenmeye ihtiyacım var. Benim şu anda biraz temiz hava almaya ihtiyacım var. Benim şu anda güzel bir yemek yemeye ihtiyacım var. Benim şu anda bir arkadaşımla konuşmaya ihtiyacım var. Ya da benim şu anda bu ilişkide olmamaya ihtiyacım var. Hiç fark etmez. Bu soruyu kendinize sordunuz mu? Eğer bu soruyu kendinize sormakta...
...rahat hissetmiyorsanız, bu soruyu soramıyorsanız veya bu soruyu bugüne kadar... ...soramadıysanız, nasıl sorabileceğinizi bilmiyorsanız... ...belki de profesyonel destek almak için doğru bir zamandasınız.
Bugünkü podcastımızın sponsoru olan HiVal bu anlamda size fayda sağlayabilir. HiVal bir online terapi uygulaması ve HiVal'e girdiğiniz zaman sizin ihtiyaçlarınızı sizinle birlikte belirleyerek size uygun bir uzmanla sizi eşleştiriyor ve profesyonel en uygun olanı insandan almanızı sağlıyor. Güvenli bir ortamda, sizin rahatlığınız içerisinde bu desteği alarak kendinizi çok daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz. Yakın İlişkiler Podcast'in dinleyicileri için özel olarak tanımlanmış bir indirim kodu da mevcut. Yakin İlişkiler 10. Ben bunu aşağıda da, description'da da yazacağım mutlaka. Oradan da gidebilirsiniz. Ve %10 indirimle
...bu seanslara başlayabilirsiniz. Bence profesyonel destek hepimize çok iyi geliyor. Hepimizin ihtiyacı var. Ama özellikle de neye ihtiyacımız olduğunu bilmediğimiz durumlarda... ...bu soruyu sormakta güçük çektiğimizde, kendimizle temas kurmayı... ...başarmakta güçük çektiğimizde... ...profesyonel destek ekstra iyi geliyor diye düşünüyorum.
O yüzden hiveli bu anlamda ben de tavsiye ederim. Şimdi bunu söyledikten sonra belki de bu seanslara hazırlık, belki de kendi kendinize sormayı başarabileceğiniz bazı sorularla devam etmek istiyorum. Çünkü biliyorsunuz sonbahara girişte kendimizi değerlendirmeyi nasıl yaparız diye konuşuyoruz. Bu zamanlardan bahsettim ya, işte bizim haftada 168 saat var, bazı öncelikler belirlemeliyiz. Bu aslında zamansal sınırlarla çok ilişkili. Ve hayır diyebilmekle de çok ilişkili. Mesela siz spora gitmek istiyorsunuz ama arkadaşlarınız sizi dışarı çağırıyor. Spora gidecek misiniz gerçekten?
Spora gitmek sizin için bir zulmü yoksa spora gitmek sizin için bir öncelik mi? Belki de bu soruyu bir cevaplamamız lazım. Bu öncelikleri belirlerken şunu da belki de sormalıyız. Zamanımı en iyi şekilde kullanıyor muyum? Ama bu zamanı sadece bir böyle
...bir haftalık sabun olarak düşünmeyelim bence. Ben bu hayattaki zamanımı... ...kullanmam gerektiği gibi kullanıyor muyum? Nasıl daha faydalı bir insan olabilirim? Hem topluma hem kendime... ...nasıl daha faydalı bir insan olabilirim? Nasıl daha üretken bir insan olabilirim? Nasıl daha çok... ...hayattan keyif alabilirim? Gibi soruları sormak önemli diye düşünüyorum. Bir önemli soru da... ...neleri...
oldukları halleriyle kabul ediyorum hayatta. Ama bu oldukları halleriyle kabul ediyorum mu iyi bir taraftan söylemedim. Yani İngilizce taken for granted diye bir tabir var. Türkçe çevirmekte güçlük çekiyorum.
Bunlar var hayatımızda. Belki mesela bize fayda sağlayan bir şekilde var ve biz onları takdir etmiyoruz. Belki bize zarar getiren bir şekilde var ve biz onları hayatımızdan çıkartmıyoruz. Oldukları halleriyle kabul ediyoruz ve hayatımızı sürdürüyoruz. Bunu yapmaya son verebilir miyiz?
...bizim hayatımıza... ...olumlu yönden katkı sağlayan... ...ilişkileri, insanları... ...hayvanları daha fazla takdir edebilir miyiz? Mesela... ...söylemiştim ya bu podcastı, ben kedimi beylerle birlikte çekiyorum diye... ...ben beylerle daha fazla vakit geçirebilir miyim? Onu okşamaya... ...onun ihtiyaçlarını gidermeye... ...onunla sarılıp uyumaya daha fazla vakit ayırabilir miyim bu sonbaharda?
Ya da mesela bana kötü gelen bir ilişki varsa hayatımda, o ilişkiyi daha farklı hale getirebilecek neler yapabilirim? O ilişkiyi çıkartmaya mı karar vermeliyim? Yoksa o ilişki için uğraşmaya mı karar vermeliyim? Her neyse, kararım. İşte şimdi bunu düşünmenin tam sırası. Bir de... Belki de bu podcast'ın en önemli sorusuna geliyorum. Ben gerçekten otantik bir hayat sürüyor muyum? Ben sahici miyim kendime karşı ve hayata karşı? Yoksa rol mü yapıyorum? Ben gizem gibi, gerçekten olmak istediğim, içimden gelen gizem gibi mi hareket ediyorum? Yoksa sürekli bir maskeyle mi dolaşıyorum? İnsanların beni görmesini istediği gibi mi yaşıyorum?
Eğer bu soruya, evet ben sahiciyim, gerçekten kendim gibiyim, kimsenin benden olmamı beklediği gibi değilim. Kendim bu soruyu sorduğum zaman huzurla evet böyleyim diyebiliyorsanız ne mutlu size. Ama eğer diyemiyorsanız, bazı yerlerde sizi mutlu etmeyecek şekilde rol yapmak zorundaysanız belki de bu sonbaharda bunu değiştirmelisiniz. Belki de nasıl kendime ve hayata karşı daha sahici olabilirim sorusunu sormalısınız.
Sizi rol yapmaya zorlayan insanlar mı var hayatınızda? İşiniz mi buna zorluyor? İlişkiniz mi buna zorluyor? Arkadaşlarınız mı buna zorluyor? İşte bunları bir düşünüp... ...ben burada nasıl daha sahici olabilirim kendime karşı diyebilirsiniz. Çünkü hatırlamakta fayda var ki... ...hem kendimizle ilişkimiz... ...hem başkalarıyla ilişkimiz... ...hem de hayatta ilişkimiz... ...biz daha sahici, daha otantik oldukça... ...güzelleşiyor, iyileşiyor. Daha...
...mutlu bir hale geliyor. Eğer şimdi değilse ne zaman sorusu... ...benim hayatım için çok önemli bir soruydu. Eğer bu yapmak istediklerimi şimdi yapmayacaksam ne zaman yapacağım? Gerçekten biraz daha fazla beklemek istiyor muyum? Bir altı ay daha, bir yıl daha ertelemek istiyor muyum? Yoksa şimdi bunu yapabilecek gücüm var mı? Şimdi bunu yapabilecek kadar...
...cesaretim var mı sorusu benim hayatımı değiştirdi. Bugün dinlediğiniz podcast bile... ...bu soruyu kendime sormuş olmamın sonucunda oldu. Ben hayatımı... ...gitmesini, gideceğini düşündüğüm yoldan çok farklı bir yere sokarken... ...o cesareti, şimdi değilse ne zaman sorusunu sorarak buldum. O yüzden bu podcastı bitirirken... ..."Bu sonbahara başlarken değilse ne zaman?" diyerek...
Size sormak istiyorum. Bütün bursa sorduğum bugünkü soruları cevaplamanın zamanı şimdi değilse ne zaman? Umarım bu podcast size çok iyi gelir. Bugüne kadar düşünmediğiniz ya da bir süredir düşünmediğiniz soruları sizi hatırlatır. Ve bu sonbaharı çok daha güzel geçirmenizi sağlar. Umarım sizin için de, benim için de, bütün insanlık için de güzel bir sonbahar geçiririz.
Her zaman söylediğim gibi bana istediğiniz zaman sosyal medya üzerime ulaşabilirsiniz. Hem Twitter'dan hem Instagram'dan bana istediğiniz zaman yazabilirsiniz. Eğer bu bölümü sevdiyseniz yakınışkiler kanalına abone olmayı unutmayın. Bir sonraki podcast'ta çok heyecanlı bir konu hakkında konuşacağım ve yeni bir başlangıç yapmayı, yeni bir sayfa açmayı ben nereden bileyim diyeceğim. Çünkü yeni bir sayfayı çevirmek üzereyim.
Bu konuyu eğer siz de merakla bekliyorsanız... Gelecek hafta pazar günü buluşalım. Herkese sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.