Podcast

Duygusal Olgunluğu Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hayatınızda her şeyden şikayet eden, siz çözümler önerseniz bile bu çözümleri ciddiye almayıp, şikayetine devam eden birisini tanıyor musunuz? Hayatınızda her şeyde bir kusur arayan, en güzel manzaranın karşısına geçirdiğinizde bile orada mutlaka bir sıkıntı bulan, küçük şeylerden keyif almak yönünde hiçbir çaba sarf etmeyen, mutsuzluktan resmen keyif aldığını hissettiğiniz insanlar var mı?
Sınırlarınıza saygı göstermeyen ama kendi sınırlarını hep defaatle koruyan insanlar bunlar. Bu kişiler çok uzakta değiller aramızdalar. Belki içimizdeler... Ben Nerden Bileyim serisinin yeni bölümünde psikolog Dr. Gizem Sürenkök duygusal olgunluğu ben nerden bileyim diye soruyor ve sizler için yanıtlıyor. Keyifli dinlemeler!
---
Bu podcast Relate sponsorluğunda sizlere ulaşmaktadır.
Relate, ilişkilerini daha iyi deneyimleme yolculuğunda sana eşlik eden güvenilir bir rehber. İndirip ilk 7 günlük ücretsiz deneyime hemen başlayabilirsin.
---
Bölüm akışı:
(2:04) Duygusal Olgunluk nedir?
(3:40) Duygusal olarak olgun olmak neden kolay değil?
(6:40) Duygusal olgunluk gelişmediğinde neler gözleniyor
(8:08) Duygusal olarak olgun olmayan birisi ile ilişki yürütmek
(09:03) Duygusal olgunluğa sahip misiniz?
(11:21) Duygularını tanımak ve regüle etmek istersen #RelateYanında!
(12:13) Duygusal olgunluğu nasıl kazanabiliriz?
(15:51) Duygusal dayanıklılığın etkisi
(17:44) İyileşiyor Olduğumu Ben Nerden Bileyim?
--
Sesi düzenleyen: Çağrı Küpeli
Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı
Website
Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin
Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.039 kelime · ~10 dk okuma

Hayatınızda hiç sürekli her şeyden şikayet eden, siz çözümler önerseniz bile bu çözümleri ciddiye almayıp şikayetine devam eden, her şeyde bir kusur arayan, böyle en güzel manzaranın karşısına geçirdiğinizde bile orada mutlaka bir sıkıntı fark edebilen, küçük şeylerden keyif almak yönünde hiçbir çaba sarf etmeyen, mutsuzluktan resmen keyif aldığını hissettiğiniz insanlar var mı? Sanki sizin sınırlarınıza bir türlü saygı göstermeyen ama kendi sınırlarını hep defaatle koruyan insanlar bunlar. Bu insanlar çok uzakta değiller. Aramızdalar. Belki de bizim içimizdeler. Eminim bu podcast'ı dinlerken ''Aa bu özellikleri ben de gösteriyorum.'' diyen birileri olacaktır. Ben de bugünkü podcast'ı size hazırlarken ''Ah bu özelliklerin bazıları bende de var galiba.'' diye düşündüm.

Bugün size duygusal olarak olgun olmamaktan bahsedeceğim. Ama az önce söylediklerimi söylerken içim çok rahat. Çünkü duygusal olarak olgunlaşmak bir süreç. Ve hiçbir zaman aslında, tamam ben artık duygusal olarak çok olgun bir insanım ve Bundan da öteye geçemem gibi bir şey söylememiz mümkün değil. Çünkü duygusal olarak olgun olmak, öğrenilen ve her gün aslında üzerine eklediğimiz bir şey. O yüzden de bir sonu yok, bir sonucu yok. Ve devamlı bunun üzerine çalışmamız gerekiyor. Çünkü aslında...

Büyürken şikayet etmek, sorunlar üzerine konuşmak, mutsuzluğu kolayca ifade edebilmek bize daha kolay öğretilen bir şey. O yüzden de bunun tersini geliştirmek gerçekten zaman alıyor. Hazırsanız bugün duygusal olgunluk hakkında konuşuyorum ve podcast'e başlıyorum. Ben psikolog, doktor Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim'in bu yeni bölümünde duygusal olgunluğu ben nereden bileyim diyorum ve bu podcast aslında duygusal olgunluğu tanımlayarak başlamak istiyorum. Duygusal olarak olgun olmak aslında durumlara ve koşullara uygun tepkiler verebilmek, duygularının kontrolüne sahip olabilmek ve gereken yerde gereken duyguyu hissedebilmek anlamına geliyor.

Transkriptin tamamını oku

Duygusal olarak olgun olan insanlar her şeye daha kolay adapte olabiliyorlar. Bir sıkıntı olduğunda bununla ilgili çok daha kolay sorumluluk üstlenebiliyorlar. Dahası genel olarak zaten kendi duyguları, kendi davranışları, kendi düşünceleri, kendi tepkilerine sahip çıkmakla ilgili sorun yaşamıyorlar. Yine benzer bir şekilde duygusal olarak olgun olan insanlar başkalarına karşı empati gösterebiliyorlar. Onların da davranışlarının tepkilerini, duygularını daha kolay anlayabiliyorlar ve onlara saygı duyuyorlar.

Üstelik de duygularına ve davranışlarına sahip çıkabildikleri için aslında yalan söylemek veya yeri geldiğinde tırnak işaretçilerini kıvırmak zorunda kalmıyorlar. İşte bu sebeple duygusal olarak olgun olan insanların ilişkinin de çok daha iyi olduğunu ve zor duygularla bu insanların daha kolay baş edebildiklerini görebiliyoruz. Şimdi duygusal olarak olgun olmayı aşağı yukarı tanımlamışken neden duygusal olarak olgun olmak kolay bir şey değil buna dönmek istiyorum. Her şeyden önce birçoğumuz duygusal olarak olgun olmayan ebeveynler tarafından yetiştiriliyoruz. Yani duygusal olarak olgun olmayan bir ebeveyn çocuğuna da

duyguları doğru şekilde, doğru yerde hissetmeyi veya durumlara uygun tepkiler göstermeyi veya farklı durumlara adapte olmayı öğretemiyor. Öyle olduğu için çocuk bir, kendi duygularıyla barışık olmuyor. İki, hangi duygusunun hangi duruma uygun olduğunu asla bilemiyor. Ve üçüncüsü, tepkilerinin hangilerinin Etrafındaki insanları ve kendisini incitmeden...

...kendisine de zarar vermeden bu tepkileri gösterebileceğini... ...henüz çözememiş oluyor. Peki bunlar öğrenilebilir şeyler mi? Kesinlikle evet. Duygu Regülasyonu dediğimiz şey... ...yani aslında kendi duygularımızın farkına varmak, onlara bir isim koymak... ...onlar üzerine çalışmak, tepkilerimizi birazcık daha yönetebilmek... ...yani başka bir deyişle, zor duygularla başa çıkabilmek... ...öğrenebildiğimiz bir davranış.

...duygusal olarak olgun olamamanın, kökenlerinin büyük ölçüde çocuklukta yer aldığını... ...ve travmalar sonucu ya da ebeveynler tarafından öğretilemeyen davranışlar ve beceriler sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor.

Peki duygusu olarak olgun olmayan insanların farklı farklı durumlarda verdiği tepkilere biraz örnek verelim mi? Mesela ilişkiler içerisinde, romantik ilişkiler içerisinde özellikle duygusu olarak olgun olan insanlar bir tartışma esnasında sakin kalabiliyorlar, karşılıklı konuşabiliyorlar. herhangi bir eleştiriyi rahatlıkla gösterebiliyorlar ve her şeyden önce bununla ilgili bir fikir geliştirebiliyorlar. Yani ortada bir sorun var. Bu sorunun hangi noktasında benim bir sorumluluğum var ve ben ne yaparsam bununla ilgili daha iyi bir noktaya varabiliriz sorusunu sorabiliyorlar.

İş hayatlarında duygusal olarak olgun olan insanlar mesela bir problem ortaya çıktığında bu problemle ilgili yine kendi üzerlerine düşeni fark edebiliyorlar. Tepkilerini kontrol altında tutarak karşılarındaki insanla rahatça konuşabiliyorlar, problemi ifade edebiliyorlar. Ve onlardan aldıkları geri bildirimleri çok daha kolay bir şekilde hayatlarına entegre edebiliyorlar. Onun dışında mesela sıra beklerken veya trafikte duygularını çok daha rahat kontrol edebildiklerini, ne bileyim arabadan inip karşı arabanın sürücüsüne herhangi bir şey yapmaya çalışmadıklarını veya sinirlendiklerinde, üzüldüklerinde, tepki göstermek istediklerinde bunu çok daha rahat ifade edebildiklerini görüyoruz.

Duygusallarak olgun olmayan insanların davranışları aslında küçük bir çocuğun davranışlarından çok da farklı olmuyor. Nasıl küçük bir çocuk mutsuz olduğunda ve kendisini çaresiz hissettiğinde bir anda duyguları yükseliyorsa duygusallarak olgun olmayan insanlar da çok daha çabuk sinirleniyorlar, çok büyük tepkiler gösterebiliyorlar. Diğer insanları suçlayabiliyorlar durumla ilgili. Bazen durumun içerisinden çıkabilmek için yalan söyleyebiliyorlar. Çatışmalar esnasında karşıdaki insanı incitecek şekilde ağır hakaretlerde

bulunabiliyorlar veya konuşmalar yapabiliyorlar. Dürüstsel davranışlarını kontrol etmekte güçlük çekiyorlar. Bazen başka insanlara zorbalık uyguluyorlar. Hep ilginin kendi üzerinde olmalarını istiyorlar ve genellikle aslında bir savunma mekanizması olarak karşıdaki insana saldırıda bulunmayı tercih ediyorlar. Duygusal olarak olgun olmayan insanların daha çok kendileri

ile ilgili düşündüklerini daha yani ben merkezi dediğimiz kendilerini hep dünyadaki her şey onların etrafına dönüyormuş gibi hissettiklerini görüyoruz. O yüzden aslında her şey onlarla ilgili ve başka insanların duygularının çok da büyük bir önemi yok. Duygusuz olarak olgun olmayan insanlarla ilişki yürütmek de tam da bu sebeplerle gerçekten çok zor. Çünkü onlarla girdiğiniz çatışmalardan herhangi bir şekilde anlaşılmış bir şekilde çıkmak çok zor. Her şeyden önce tartışmalarda

Suç, ortadaki suçu ya da haksızlığı, üstlenmeleri... ...ya da oluşan durumla ilgili herhangi bir pay kabul etmeleri... ...gerçekten çok zor oluyor. Bağırmak, ses yükseltmek, hakaret etmek... ...sözlerle karşı taraftaki insanı aşağılamak... ...duygusal olarak olgun olmayan insanların yapabilecekleri davranışlar arasında. ...karşı tarafa var olan olayların olmadığını iddia etmek... ...yani aslında onu gaslighting'e uğratmak da... ...yine duygusal olarak olgun olmayan insanların... ...yapabileceği davranışların arasında bulunuyor.

Peki siz kendinizin duygusu olarak olgun olup olmadığını merak ediyor musunuz? Eğer bu soruya cevap arıyorsanız kendinize sorabileceğiniz bazı sorular var. Mesela stres anında nasıl tepkiler veriyorsunuz? Mesela stresle başa çıkma yöntemleriniz arasında karşı tarafa patlamak, mesela evde yaşanan bir durum sonucunda gidip iş yerinde bir tepki göstermek, Genel olarak başka bir gerginliği bir başkasına yansıtmak gibi davranışlarınız var mı? Yoksa öfkenizi, gerginliğinizi, stresinizi sağlıklı yöntemler dediğimiz, mesela spor yaparak veya bir arkadaşınızla sakince konuşarak veya meditasyon yaparak atmaya mı çalışıyorsunuz?

Hayatınızda değişen durumlarla nasıl başa çıkıyorsunuz? Değişiklik sizi çok mu ürkütüyor? Yoksa değişikliklere adapte olma konusunda başarılı mısınız? Genel olarak duygusu olarak olgun olmayan insanlar değişiklikler karşısında ani tepkiler verebiliyorlar ve panikleyebiliyorlar.

Duygusu olarak olgun olmayan insanlar durumlarla ilgili deminden beri söylüyorum aslında çok fazla tepki gösterebildikleri için aslında böyle her şeyle ilgili çok çabuk ...problem hissediyorlar. Yani her şeye çok çabuk kızıyorlar. Her şeyle ilgili çok çabuk sıkkın olabiliyor canları. Duygusallar ve olgun olan insanlarsa... ...küçük sorunları birazcık daha... ...kolay tolere edebiliyorlar. Ve iyi giden şeylere odaklayabiliyorlar zihinlerine. Öyle olunca da birazcık daha fazla hayatlarıyla ilgili minnet hissedebiliyorlar.

Bir şeyler yoluna gitmediğinde kendinizi mi suçluyorsunuz yoksa başkalarını mı suçluyorsunuz? Yani eğer sürekli olarak başka insanları şiddetle suçluyorsanız veya bütün problemi sadece ve sadece kendinizde arıyorsanız İşte o zaman her iki türlü de aslında duygusal olarak yeterince olgun bir tepki göstermiyor olabilirsiniz. Aslında sağlıklı olan ikisinin ortalarında bir yer. Yani bu durumla ilgili benim nasıl bir sorumluluğum var? Ve başkalarının da bu durumla ilgili bir payı var mı? Bu ikisinin orta noktasını bulduğunuzda aslında çok daha iyi hissedeceksiniz.

Peki hadi biraz da nasıl duygusal olgunluk kazanabiliriz veya duygusal olarak olgun olduğumuzu anlayabiliriz soruları üzerine konuşalım. Birincisi her şeyden önce durumlara adapte olabilme becerimizi arttırmamız gerekiyor. Bu da esnek olabilmekle ilgili. Aslında duygusal olarak olgun olabilmenin yolu sağlıklı sınırlar koyabilmekten geçiyor. E ama Gizem sen de hem esnek ol diyorsun hem de sınırlar koy diyorsun. Arasını nereden bulacağız diyorsanız işte tam da size bunu açıklamak istiyorum. Aslında sağlıklı sınırlar koyabilmek kişinin esnek sınırlara sahip olabilmesinden geçiyor.

Yani ben karşımdaki insanı, oluşan durumu ve kendimin içinde bulunduğu ruh halini doğru anlayarak Kendimce olmazsa olmazlarımı ve kırmızı çizgilerimi belirliyor. Onun dışında sınırlarımı gereken yerlerde esnetebiliyorum. Mesela bazı durumlar var ki kesinlikle kabul etmiyorum. Ama bazı durumlarla ilgili birazcık daha esnek davranabiliyorum. Yani şunu söylüyorum. Her şey istediğim gibi gitmezse bir plan B, bir plan C de var benim için. Hatta daha başka planlar da var. Ve gerektiği zaman buna uygun hareket edebilirim.

veya mesela diyelim ki her akşam saat 10'da yatmak benim genel olarak yapmaya çalıştığım bir şeyse ve çok uzun zamandır yurt dışında görmediğim bir arkadaşım yurt dışından geldiyse o zaman ben bunun için bir esneklik gösterip o gün onunla biraz daha uzun süre dışarıda kalabilirim. Tabii ki bu esnekliklerin kendimize kötü gelmediğinden emin olmamız lazım. İşte bu da yine doğru ve sağlıklı sınırı koymakla ilgili. Olgun olmak, duygusu olarak olgun olmak deminden beri söylediğim gibi aslında sorumluluk sahibi olabilmekle ilgili. Yani problemler oluştuğunda kişinin de kendi kısmını üstlenebilmesiyle ilgili. Ama bu tabii ki hem kendimize karşı dürüst olmayı hem de kendimize dair ciddi bir farkındalığımızın olmasını gerektiriyor.

Bu şu demek aslında, kendimizin hem olumlu hem olumsuz özelliklerini bilmek, neleri geliştirebileceğimizi iyi anlamak, hangi özelliklerimizi korumamız gerektiğini bilmek, bunlar ileride oluşabilecek durumlarda. Hangi konularda sorumluluk kılabiliriz? Hangi konularda daha zayıfız ve buraları geliştirebiliriz? Bunları anlamak adına çok önemli.

Bir de tabii ki duygusal olarak olgun olan insanlar... ...her şeyi bilmediklerini de biliyorlar. Yani bizim her konuda usta olabilmemiz mümkün değil. Her konuda en iyisi olabilmemiz mümkün değil. Bazı konuları daha iyi, bazı konuları daha kötüyüz. Bu aslında az önce söylediğimle çok ilişkili. Kendi zayıf noktalarımızı, kendi geliştirmeye açık noktalarımızı bilebilmek... ...her şeyi çok iyi bilemeyebileceğimizi bilmenin de anahtarı aslında.

Ve duygusal olarak olgun olan insanlar, ben bunu bilmiyorum ya da bu konuda aslında biraz daha iyi olabilirim demekle barışıklar. Yani bununla ilgili bunu bir böyle... egolarına bir saldırı olarak anlamıyorlar. Tabii yine bununla ilişkili olarak da başlarına gelen her durumu, karşılaştıkları her deneyimi kendilerini geliştirebilecekleri ya da yeni bir şeyler öğrenebilecekleri bir fırsat olarak değerlendiriyorlar aslında.

Duygusal olarak olgun olan insanların, yani bence bu biraz yumurta tavuk hikayesi gibi, duygusal olarak dayanıklıklarının da daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bence duygusal olarak dayanıklı olmak, duygusal olarak olgun olmayı beslerken, duygusal olarak olgun olmak da duygusal olarak dayanıklı olmayı getiriyor. Hem kendi duygularımızı daha iyi anlıyor hem tepkilerimizi daha kontrollü bir şekilde verebiliyoruz. Kontrollü derken, buraya hemen bir açayım, bastırarak değil de duruma uygun anlamında söylüyorum. Ve bu sayede aslında çok daha

...duygusal olarak düştüğümüzde kalkabiliyoruz aslında. Yani başka bir deyişle duygularımızdan korkmuyoruz. Duygularımızı yönetebiliyoruz. Kendimiz duygularımızı...

Yönetmekte zorlandığımızda hangi sağlıklı yöntemleri uygulamamız gerektiğinin farkındayız. Duygularımızı bize yol gösteren bir araç olarak anlıyoruz. Ama yine de tamamen duygularımızı hareket etmiyoruz. Çünkü duyguların aslında gelip geçici olabileceklerini veya bazen duruma, durumun tam olarak gerçeğini yansıtmayabileceğini de biliyoruz.

Ve başka insanların duygularının bizden farklı olabileceğini kabul ediyoruz. Bu zaten duygusal sınırlarla çok ilişkili. Gerektiğinde karşımızdaki insanlarda yarattığımız duygular ve davranışlar ve tepkilerle ilgili özür dilemeyebiliyoruz. ...dürüstsel davranmakla ilgili nasıl daha farklı olabiliriz... ...bununla ilgili çok daha fazla fikir sahibiyiz. Ve bir de tabii ki şu... ...duygusallara olgun olabilmek... ...her zaman yapabileceğimiz bir şey olmayabilir. Zaman zaman bu konuda... ...geri gidebiliriz, geri adım atabiliriz... ...zaman zaman düşebiliriz... ...bu bir daha kalkmayacağımız anlamına gelmiyor. Daha önce kaydettiğim, iyileşiyor olduğumu ben nereden bileyim podcast'ında... Bundan biraz bahsediyordum. Yani zaman zaman geriye gidiyor olmamız ilerlemiyor olduğumuz anlamına gelmiyor demiştim. Yine aynı şeyi söylemek istiyorum. Bazen her şey üst üste gelebilir. Bazen kötü durumlar çok fazla yığılma yapabilir hayatımızda. Bazen stres çok yoğun olabilir. Bazen çok uzun süre uykusuz olabiliriz. Bazen fiziksel hastalıklar bizi yorabilir. Böyle durumlarda duygusal olarak olgun tepkiler vermekte

güçlük çekebiliriz. Eğer bu tutarlı olarak yaptığınız bir şey değilse yani siz her yoğun stres döneminde duygusal olarak perişan olmuyorsanız o zaman bir problem yok. Çok ender de olsa bunu yaşadığınız zaman bu aslında sizin duygusal olarak olgun bir insan olmadığınızı göstermiyor. Sizin de insan olduğunuzu ve mükemmel olamayabileceğinizi gösteriyor aslında. Ve bu tip durumlarda nelerin sizi gerçekten çaresiz hissettirdiğini

nelerin aslında bu bardağı taşırdığını anlayıp bunlardan ders çıkartabilmek yine duygusal olgunluğun bir göstergesi bu podcastta da bahsettiğim üzere. O yüzden bunları da bir öğrenme fırsatı olarak kullanmakta fayda var. Çünkü hepimiz dediğim gibi insanız ve hepimizin bazen doğru tepkileri vermeyi başaramadığı zamanlar olabilir. Bunları da söyleyerek aslında podcastimi burada bitirmek istiyorum. Umarım bu konuştuklarım duygusal olgunluk anlamında size fikir oluşturabilmiştir. Gerçekten duygularımızı daha iyi tanımak, duygusal tepkilerimizi daha iyi tanımak ve aklımızdan geçenleri karşı tarafa daha iyi ifade edebilmek duygusal olgunluğun ilk adımları olacak. Umarım siz de bu adımları atmak için hazır hissediyorsunuzdur kendinizi.

Çok güzel bir hafta diliyorum. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere. Bana her zaman sosyal medya üzerinde ulaşabileceğinizi biliyorsunuz. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)