Podcast

Kaçıngan Bağlandığımı Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

4 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Dünyanın güvenilir bir yer olduğuna inanıyor musunuz, sahiden? Başka insanlarla kurduğunuz ilişkilerinizde elinizi uzatsanız o insanların orada olmayacağından yüzde yüz emin misiniz? İnsanlar sizin alanınız a girdiğinde panikliyor ve rahatsız mı hissediyorsunuz? Karşınızdaki insanın duygusal ihtiyaçları çok göz önünde olduğunda onlardan kaçamadığınızı hissettiğinizde apar topar kaçıyor musunuz? Ben Nerden Bileyim serisinin yeni bölümünde kaçıngan bağlanma konusunu Dr. Gizem Sürenkök anlatıyor. Bölüm akışı: (2:07) İlişkide yakınlık üzerine düşünceler (3:56) Çocukken ilişkide yakınlığın iyi olmadığı düşüncesi nereden geliyor (5:54) Hoş görmek   (7:31) Çocuk düştüğü zaman... (8:58) Şöyle bir yanılgımız var: Hiç kaygı duymazlar! (11:24) Duygu bastırma (11:51) Strange Situation Paradigm (13:53) Kaçıngan bağlanma ilişkilerde nasıl gözükür (16:15) Duvar örme davranışı (18:36) Partnerlerini düşündüğümüzde... (19:54) İdeal partner düşüncesi (22:40) Korkulu kaçınmacı bağlanma stili (25:44) Ceza figürü olarak görmek üzerine çalışmak (27:00) Kaçıngan bağlanan kişiyle nasıl bağ kurabilirim?
-Sesi düzenleyen: Çağrı Küpeli
Kapak Tasarım: Beyza Nur Karlı
Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin
Görsel: Venus and Adonis - Francisco de Goya



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.047 kelime · ~15 dk okuma

Şöyle bir kendinizi düşündüğünüz zaman dünyanın güvenilir bir yer olduğuna inanıyor musunuz sahiden? Yoksa başka insanlarla kurduğunuz ilişkilerinizde elinizi uzatsanız o insanların orada olmayacağından yüzde yüz emin misiniz? Yalnızlığınız içerisinde kendinizi çok rahat ve konforlu hissediyor. Diğer insanların o dar alana girmesi sizi panikletiyor hatta bayağı ciddi ciddi rahatsız mı ediyor?

Stres olduğunuz zaman, kendinizi kötü hissettiğiniz zaman... ...bunu gösterip yardım talep etmek yerine... ...ben kendi başıma hallederim, kimseye de göstermem. Zaten ne olursa olsun onlar benim yanıma gelmeyecekler... ...diye düşündüğünüzü fark ediyor musunuz?

Sizi ilişki içerisinde özellik destesi sokan zamanlar, kendinize açmanız gerektiği, duygusal olarak karşınızdaki insana destek olmanız gerektiği ya da ilişki içerisinde bir tartışma olduğu ve o tartışmayı yönetmeniz gerektiği zamanlar olabilir mi? Hele de böyle stres yükseldiğinde, tartışmalar alevlendiğinde... ...veya karşınızdaki insanın duygusal ihtiyaçları çok gözünüzün önünde olduğunda... ...ve onlardan kaçamadığınızı hissettiğinizde... ...kendinizi apar topar geri çektiğinizi, olan biteni yok saydığınızı... ...hatta böyle konuyu değiştirmeye çalıştığınızı fark ettiniz mi hiç?

Transkriptin tamamını oku

Bütün bunlar kaçıngan bağlanma stilinin ilişki içerisindeki göstergeleri. Kaçıngan bağlanan siz olabilirsiniz ya da yakından tanıdığınız birileri bu bağlanma stilinin işaretlerini gösteriyor olabilir. Her türlü bu podcastımızda kaçıngan bağlandığımı ben nereden bileyim diyoruz ve kaçıngan bağlanmayı bayağı detaylı bir şekilde bu podcastımızda inceliyoruz. Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök, Yakın İlişkilerin Ben Nereden Bileyim serisinin yeni bölümüne hoş geldiniz. Geçtiğimiz hafta sizinle kaygılı bağlanma hakkında konuşmuş, hangi çocukluk deneyimlerinin bizi kaygılı bağlanmaya sevk ettiğinden bahsetmiş ve bugün ilişkilerimizde kaygılı bağlanmayı tam olarak nasıl gösterdiğimizi anlatmıştık. Bugün kaçıngan bağlanma için bunların hepsini yapacağız ama önce aslında yine biraz geçmişe gidip

Hangi davranışlar bizi bugün ilişkilerle yakınlık kurmaktan uzak tutar? Hangi davranışlar bize ilişkide yakınlığın çok da iyi bir şey olmadığını öğretmiştir? Hangi davranışlardan dolayı biz bu tabiri caizse adaptasyonu geliştirmişizdir? Önce bunlardan bahsetmek istiyorum.

Adaptasyon kelimesini aslında geçen podcastımızda da kullanmıştım. Ama ilk kez bu podcastı dinliyorsanız diye tekrar baştan tanımlamak isterim. Çünkü adaptasyon kelimesi bağlanma stilleri konusunda çok çok önemli bir kelime. Biz çocukluğumuz içerisinde, içinde büyüdüğümüz ailelerde Nasıl en iyi şekilde hayatta kalırız? Ayakta kalırız? Duygusal olarak kendimizi en sağlıklı nasıl konumlarız? Hep bunu öğrenmeye çalışıyoruz ve deneyimlerimiz bize olabilecek en iyi sonuçları gösteriyorlar.

Tabii ki o verilen koşullar içerisindeki en iyi sonuçları. Ve aslında kaçıngan bağlanan insanlar... ...kendi ebeveynleriyle, kendi bakımverenleriyle kurdukları ilişki içerisinde... ...en az nasıl üzülürler, en sağlıklı nasıl hareket edebilirler... ...bunu öğrendikleri için kaçıngan bağlanmayı geliştirmiş oluyorlar. Peki nedir bu çocuklara ilişkideki yakınlığının çok da iyi olmadığını öğreten şey?

Kaçıngan bağlanan insanların, bakım verenlerinin... ...genellikle onlara tutarlı bir şekilde... ...şevkatsiz yaklaştığını görüyoruz. Şevkatsizden kastım... ...çocuklara duyguların ve duyguları göstermenin... ...çok da iyi bir şey olmadığını öğretmek. Onlara, buna da ağlanır mı canım? Sen mesela koca adam oldun, buna mı ağlıyorsun? Koca bir abla oldun, buna mı üzülüyorsun? Gibi şeyler söyleyerek çocukların...

...duygularını göstermelerini ve hissetmelerini aslında bırakın göstermeyi, hissetmelerinin... ...utanç verici bir şey olduğunu öğretmek. Çocukların duygusal ihtiyaçları esnasında onların yanında olup, onlara şöyle kocaman sarılıp... ...bak ben buradayım, yanındayım, geçti demek yerine... ...hadi kalk bir şey olmaz demek, hatta belki onu bile söylememek.

Bunlar aslında kaçıngan bağlanan insanların ailelerinde gördüğümüz davranışlar. Genellikle bu tarzda bebeğinler çocuklarıyla çok da fazla fiziksel temasta kurmuyorlar, çocuklarının kucaklarını almıyorlar, sevgi sözcüklerini çok fazla kullanmıyorlar. Ve mesafeli, soğuk, yakınlığın en minimumda olduğu aileler bunlar. Şimdi ben böyle anlatınca ya hangi ailede çocuk böyle yetiştirilir ki? Niye bu insanlar çocuk yapmış gibi düşüncelere kapılabilirsiniz. Ama hiç öyle düşünmenizi istemem. Çünkü birçoğumuz aslında ailelerinden sevgiyi zaten böyle görmüşler. Ve bunu da çocuklarına böyle göstermeyi öğrenmişler. Bizden önceki jenerasyonları düşündüğünüz zaman çocuk kucakta fazla da tutulmazmış aslında. Çocuk dediğin tırnak işaret içerisinde şımarırmış.

Ama şimdi biz biliyoruz ki çocuk dediğinin fiziksel temasına çok ihtiyacı var. Sevilmeye, kucaklanmaya çok ihtiyacı var. Veya duygularının hoşgörülmesine... Bırakın hoşgörülmeyi, yanlış bir kelime kullandım. Ve bilinçli olarak düzeltmeyeceğim bunu ve şey diyeceğim, hoşgörme kelimesini siz de kullanmayın. Onun yerine diyelim ki çocukların kendi duygularını kabul etmesini, bu duygularını fark etmelerini,

kabul etmelerine ve yaşamalarına yardımcı olmak, izin vermek de değil yardımcı olmak davranışını biz yeni yeni öğreniyoruz. Birçok ailede bir bakım veren veya bütün bakım verenler çocuklara çok da fazla şefkat, ilgi göstermeyip o çocuğun ihtiyaçlarını hiç görmeyip aslında çocuğun temel ihtiyaçlarını gidererek Temel ihtiyaçları derken burada maalesef bir yanılgı var. Temel ihtiyaçların sadece sanki çocuğun yemek yemesi, altının kuru kalması, temiz kıyafetler, temiz çarşaflar, oynayabileceği birkaç oyuncak... Sanki bunlar çocuğun temel ihtiyaçlarıymış gibi algılandığı için çocuğun temel ihtiyaçlarını giderip kalan ihtiyaçlarını hiçe saymak, yok saymak. şeklinde davranışlar eskiden daha yoğun şekilde gözlemlendiği için aslında birçok ailede çocuklar böyle yetişmiş. Şu anda böyle değil mi? Şu anda en azından toplumun bazı kesimlerinde ebeveynlerin biraz daha bilinçlendiğini ve bu tip davranışlardan daha uzak kalmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu da tabii ki olumlu.

Ama neyse ben tekrar geri döneyim hangi ailelerde kaçından bağlanma gelişir konulu kısmı ve şunu söyleyeyim yani aslında çocuk bu geçen haftaki metafordan gidersek düştüğü zaman dizi kanadığı zaman ...dönüp orada ona yardımcı olacak insanlar görmeyeceğinden o kadar emin ki... ...üstünü başını silkeleyip hayatına devam etmeyi öğreniyor. Ve bu metafor aslında bütün hayatı boyunca bu insanın...

İçinde kalıyor. Yani ben bugün işimde de kötü olsam ya da duygusal bir sorunda yaşasam kimseye dönmüyorum. Dönmeyi bilmiyorum. Çünkü orada olmayacaklarına o kadar eminim ki aklıma bunu bir seçenek olarak dahi getirmiyorum. İşte bu yüzden aslında kaçıngan bağlanan insanların o ilk duvarını kırmak,

Kırmak kelimesini de kullanmayı sevmiyorum ama daha güzel canlandırılacağı için söylüyorum insanların zihninde. Çok zor. Çünkü o kadar uzun süre o duvarları tuğla tuğla işlemişler, kalınlaştırmışlar, o duvarların arkasındaki kişiyi o kadar iyi saklamışlar ki bir ilişkin içerisinde kaçıngan bağlanan biriyle birlikteysek kendimizi sürekli o duvara tosluyor gibi hissediyoruz. Ve çok zorlanıyoruz.

Kaçıngan bağlanmadan bahsettiğimiz zaman şöyle bir yanılgı var aslında. Kaçıngan bağlanan insanların ilişki içerisinde hiç kaygı duymadıkları ve tamamen soğuk, buz gibi insanlar oldukları hatta bu şeydeki ıssız adam filmdeki ıssız adam tiplemesine yakın oldukları düşünülür. Issız adamlar, ıssız kadınlardır kaçıngan bağlanan insanlar. Halbuki hiç böyle değil. Kaçıngan bağlanan insanların ilişki kaygısı duymadıklarını söylememiz de aslında çok doğru değil. Çünkü kaçıngan bağlanan insanların bir kısmı duydukları kaygının çok farkındalar ve daha böyle korkulu kaçınmacı dediğimiz

Hem kaçınan hem de kaygılarını da yoğun bir şekilde yaşayan bağlanma darbanışlarını gösteriyorlar. Bazıları da kaygılarının çok farkında değiller. Yani kaygılarını bastırmayı tercih ediyorlar. Ama onlarda gördüğümüz duvar örme, mesafe koyma, yakınlık terap etmeme darbanışları da aslında bastırdıkları kaygıdan kaynaklanıyor.

Şimdi şuradan açıklamak istiyorum bunu. Kaçıngan bağlanan bireylerin çocukluklarında duygularından utanmaları gerektiğini, bu duygularını bastırmaları gerektiğini öğrendiklerini anlattım az önce. Böyle bunu öğrenerek büyüyen çocuklar duygularını o kadar çok bastırıyorlar ki, duygularını zaten Darwinistlere dökmemeyi öğreniyorlar. Yani içeride yaşadıklarını dışarıdan biz gözlemlemiyoruz. Bazıları bunu o kadar iyi yapmaya başlıyorlar ki zaman içerisinde hissizleşiyorlar. Yani duygularını hiçbir şekilde yoğun yaşamıyorlar. Ama duyguları yoğun yaşayamamak maalesef her iki uçta da geçerli. Yani evet hiçbir zaman çok üzülmüyorlar bir ilişkiye çok ciddi bir bağlılık geliştirip. Kendilerini ilişkide, ilişki biterse veya ilişkideki problemler sonucunda çok üzgün hiçbir zaman hissetmiyorlar. Ama aynı insanlar maalesef hiçbir zaman çok mutlu da veya çok heyecanlı da hissedemiyorlar. Yani böyle bir dar gri alan içerisinde sıkışmış gibi oluyorlar aslında.

Ve bu bireylerin kaygılı olmamaları sadece aslında dışarıya koydukları yüzleri. Kendileri de içeride kaygılı olduklarını hissetmeyebilirler. Ama buna biz tam olarak zaten duygu regulasyonu, literatürüne duygu bastırma diyoruz. Yani o duygular hiç olmadığı için değil, duygularını hissedemedikleri için.

Böyle oluyor. Ve bunun en güzel, en tipik örneklerinden bir tanesi, mesela, bağlanma stillerini keşfetmemizi sağlayan o çok ünlü bir deney vardır. O deney de Strange Situation Paradigm diye geçer. Aranızda merak edip bakmak isteyenler olursa diye söyleyeyim.

O deneyde kaçıngan bağlanan çocukları incelediğimiz zaman şunu görüyoruz. Ebeveynleri odadan çıktıkları zaman bu çocuklar ağlamıyorlar. Hatta hiç umursamıyor gibi davranıyorlar. Yani dışarıdan bakan birinin onların en ufacık kaygılandığını söylemeleri mümkün değil.

Ama aynı çocukların fizyolojik ölçümleri yapıldığında çocukların tıpkı diğer güvenli bağlanan ya da kalpli bağlanan çocuklar gibi panikliliklerini, aslında ebeveynlerinin odadan çıkmalarından dolayı kaygılandıklarını görüyoruz. Ve bu ilerleyen yaşlarda yetişkinliğimizde de geçerli. Kaçıngan bağlanan insanlar mesela tartışmalardan uzaklaşıyorlar veya yakınlık göstermekten Kaçıyorlar. Ama bu duyguları hissetmedikleri veya bu esnada paniklemedikleri, kaygılanmadıkları anlamına gelmiyor. Sadece onların adaptasyonu bu duyguları göstermemeyi ya da hatta bu duyguları...

hissettiklerini kabul etmemeyi, hissettiklerini fark etmemeyi öğretmiş onlara. O yüzden de kaçıngan bağlanan insanlar duygular konusunda o kadar da iyi değiller ya da iyi değilmiş gibi davranıyorlar. Peki, buradan aslında şöyle bir sonuç çıkartabiliriz, öyle değil mi? Kaçıngan bağlanan bir bireyseniz ve bundan hoşlanmıyorsanız... ...aslında kendi duygu repertuarınızı genişletmek, duygularınızı hissetmeye çalışmak... ...duygularınızı yakalamaya çalışmak sizin için çok güzel bir başlangıç olabilir. Bu anlamda... ...profesyonel destek almak, psikolojik destek almak çok işe yarıyor. Çünkü... ...karşınızdaki uzman kişiyle...

...gün içerisinde veya süreç içerisinde yaşadığınız duyguları... ...o duyguların derinliğini, o duyguların hangi darbanışlara... ...hangi göstergilere tekabül edebileceğini birlikte konuşuyorsunuz... ...ve buradan aslında bir şeyler hissetmeye daha kolay başlıyorsunuz.

Şimdi konuyu fazla dağıtmadan tekrar kaçıngan bağlanmanın ilişkiler içerisinde nasıl kendini gösterdiğini anlatmaya devam edeyim. Şimdi kaçıngan bağlanan insanlar ilişki içerisinde yavaş sabimiyet kurarlar, yavaş yakınlık kurarlar. Çünkü hızlı yakınlık kurduklarında kontrolü çabuk yitireceklerini düşünürler. Kaçıngan bağlanan insanlar için kontrolde olma duygusu çok önemlidir. O yüzden de mesela gelecek planlarından kaçınırlar. Çünkü gelecek planı yapmak ve bir süre sonra hala o insana birlikte olabileceğini söylemek, kontrolü kaybetmek gibidir.

Bu kişiyi, beraber oldukları kişiyi... ...arkadaşlarıyla veya aileleriyle tanıştırmaktan... ...onlarla yakınlık kurmalarını sağlamaktan kaçınırlar. Çünkü bir kere bir kişiyi çevremize soktuğumuz zaman... ...aslında o kişinin varlığını kendimizce kabul eder... ...ve başkalarına da bakın bu insan benimle... ...ve siz de onu benim bir parçam olarak kabul edin demiş oluruz.

O yüzden de kaçıngan bağlanan insanların bundan uzak durması çok da şaşırtıcı bir şey değil. Kaçıngan bağlanan insanlar için bağlanma figürlerinin orada olmadığı duygusu o kadar keskindir ki zaten onu kontrol etme, orada mısın deme ihtiyacı duymazlar. Tam da bu sebeple mesela sık sık mesaj atma, gün içerisinde arama, hal hatır sorma gibi davranışlar onlar için çok daha olan çok da alışıldık değildir. Ama bir taraftan da şunu da fark etmenizi isterim. Kaçıngan bağlanan insanlar arkadaşlık ilişkilerinde gayet iyiler. Hatta kaçıngan bağlanan insanlar flört döneminde, o ilk baştaki ilişkinin cicimaylarında gayet iyiler. Ne zaman kaçınganlıklarını hissetmeye başlıyoruz biliyor musunuz? Yakınlık kurmak, gerçek yakınlık kurmak gerektiğinde, yani mesela

...oturup size kendi çocukluklarından veya kendi iç dünyalarından bir şey anlatmaları gerektiğinde... ...veya bir tartışmanın içerisinde köşeye sıkışmış, savunmasız hissettiklerinde kaçınganlıklarını daha net görmeye başlıyoruz.

Kaçıngan bireylerin kaçınganlıklarını aktive etmek için aslında onların stres altında olmaları gerekiyor. Ve bu stres anlarında en tipik yöselikleri davranışlardan bir tanesi duvar örme davranışı. Yani o konuşmayı sürdürmek istememek, konuşma ortamından hızlıca uzaklaşmak, siz konuyu tekrar gündeme getirmeye çalıştığınızda da bundan rahatsız olmak. Kaçıngan bağlanmanın en tipik işaretlerinden.

Kaçıngan bağlanan insanlar konuşma taleplerini genellikle ertelerler... ...ya da cevapsız bırakıp bakarız derler. Ve eğer bir şekilde olur da konuşmayı başarırsanız... ...duygusal olarak ihtiyaçlarınızı dile getirdiğinizde... ...genellikle somut çözümlere odaklanırlar. Yani anlattığınız duyguların onlarda çok hızlı karşılık bulduğunu göremeyebilir...

...çok hızlı karşılık bulduğunu görmeyebilirsiniz. Bu da bizim tarafımızdan yani kaçından bağlanan, partnerle konuşan kişi tarafından... ...empati eksikliği gibi algılanabilir. Hatta özellikle böyle tartışma anlarında bir böyle...

...bir aralık vardır kaçından bağlanan bireyler için. Yani... ...rahatça konuşabildiğiniz ve... ...hala orada olduklarını hissettiğiniz bir aralık vardır. Ama eğer o aralığı geçerseniz yani o... ...tolere edebilecekleri stres seviyesinin üzerine çıkarsanız... ...bir anda neredeyse... ...buz kesmiş gibi olurlar ve siz bu buz kesme halini... ...baya böyle odada hissedebilirsiniz yani bitti.

Şu anda artık tolerasyon seviyelerini geçtik. O aralık kapağını şu andan itibaren ne söylersem söyleyeyim oradaki duvara çarpacağım. Maalesef kaçıngan bağlanan insanlar öfkelerini de aynı şekilde çok gizli, çok böyle derinden, neredeyse sinsice yaşıyorlar. Ve açık açık, ya evet ben sana kızgınım çünkü şöyle şöyle oldu demekten hiç hoşlanmıyorlar. Çünkü öfkeyi göstermek de aslında duygu göstermek.

O yüzden kaçıngan bağlanan insanların öfkelerine daha böyle düşmanca, hoyratça davranma, böyle alttan alttan öfkeli olma şeklinde gösterdiklerini görüyoruz. O yüzden de tam böyle sen bana şunu yapıyorsun demek zor oluyor kaçıngan bağlanan insana için. Kaçıngan bağlanan insanların partnerlerini düşündüğümüzde şunu görüyoruz. Partnerlere bir türlü onlara yaklaşamadıklarını hissediyorlar. O yüzden de ilişkinin daha yüzeysel kaldığını, partnerlerinin orada olduklarından bir türlü emin olamadıklarını, o iç içe geçmişlik halini bir türlü yaşayamadıklarını, partnerlerini fark ediyoruz.

ilişkinin ilerlemesine hiç yardımcı olmuyor. Kaçıngan bağlanan insanlar bir yandan da bazen şöyle davranışlar da gösterebiliyorlar. Mesela geçmişte ki bir ilişkiyi kafalarını idealize edip O ilişkinin ne kadar iyi ve ne kadar güzel olduğunu veya gelecekte bir partnerleri olabileceğini ve o partnerlerin çok iyi ve çok mükemmel olabileceğini düşünüyorlar ve öyle olunca şu andaki partnerlerinin kıyasıya kafalarındaki o idealle karşılaştırıp sürekli olarak da karşılarındaki insanın bu kriterlere kıyasla yenilmesine sebep oluyorlar. Öyle olunca da ben niye bu ilişkide kalayım ki? Bu ilişki beni yeterince tatmin etmiyor. Ben daha iyisinin mümkün olduğunu biliyorum.

Şimdi burayı birazcık daha açıklamak isterim. Çünkü ben hep, beni uzun zamandır dinliyorsanız çok iyi biliyorsunuz ki ben hep şunu söylerim. Bir takım ihtiyaçlarımız olsun, bir takım sınırlarımız olsun ve bu ihtiyaçlarımız karşılanmıyorsa kafamızdaki Bazı kriterler bu ilişkide karşılanmıyorsa... ...ilişkiyi mutlaka iyi bir sorgulayalım, değerlendirelim. Eğer ihtiyaçlarımız uzun süredir karşılanmıyorsa... ...o ilişkide çok da durmamızın bir anlamı var mı, bunu düşünelim diyorum. Ama burası biraz daha farklı, bakın. Kaçıngan bağlanan insanların kafalarındaki o ideal sevgili... ...hiçbir zaman gelmeyecek, hiçbir zaman olmayacak, mükemmel bir sevgili.

Her anlamda anlayışlı, her anlamda onların ihtiyaçlarını %100 gideren birinin varlığına inanıyorlar. Ama böyle biri yok ve böyle biri olmadığı için aslında insani hatalardan rahatsızlık duyuyorlar. Yani son derece tolere edilebilir, küçük. üzerine konuşulabilir ve düzeltilebilir hatalardan bir anda böyle kaçtıklarını görüyoruz, duyduklarını görüyoruz aslında kelimenin tam anlamıyla. Yani ben yokum burada, ben bu kadar küçük bir şeyden dolayı kalamam. Ama öyle olunca da

Kaçıngan bağlanan insanların hiçbir ilişkisinin uzun sürmediğini, aslında çok da iyi olabilecek ilişkileri çok ufacık sebeplerle bitirdiklerini fark ediyoruz. Ve bu da tabii onları uzun vadede mutsuz yapıyor. Yine kaçıngan bağlanan insanlar kimseye güvenmedikleri için bazen biraz şüpheci yaklaşabiliyorlar. Ama bu şüpheci yaklaşmayı sizi kontrol edici davranışlarla gösterme eğilimleri genellikle olmuyor. Bir yandan mesela kaçıngan bağlanan insanların ilişki içerisinde size çok da dahil etmeden kararlar aldığını,

Mesela kendi finansal kararlarını veya işte... ...tatil planlarını, kariyerleriyle ilgili kararları... ...içiçe geçmiş bir ilişkiniz olduğu varsayımıyla söylüyorum. Bir süredir birlikte olduğunuz ve... ...bu kararları birbirinize danışabileceğiniz noktaya geldiğiniz varsayımıyla söylüyorum. Bu kararları size sormadan, size hiç... ...bu kararlardan bahsetmeden almış olabiliyorlar burada. İlla izin almak olarak düşünmenizi istemem.

Ve bir de yine kaçıngamı alan insanların çok fazla koşulları olduğunu, yani şöyle şöyle yaparsam böyle böyle yaparım, böyle böyle olursa böyle böyle olur şeklinde sürekli bir... Yani sizi bir şekilde teste tabi tutarmışçasına koşullar öne sürdüğünü görüyoruz. Şimdi buraya kadar korkulu-kaçınmacı bağlanmadan pek bahsetmedim. Korkulu-kaçınmacı, kaygılı-kaçınmacı, kaygılı-kaçıngan, korkulu-kaçıngan diye geçen bağlanma stili biraz daha farklı. Çünkü bu bağlanma stilinde bireylerin kaygılarının da kaçınganlıkları kadar aktif olduğunu görüyoruz.

Kaygılı, kaçıngan, bağlanan bireyler ilişki kurmak konusunda tıpkı kaygılı, bağlanan bireyler gibi hızlı, çok çabuk kendilerini o ilişkiye bırakan, kaptıran, hızlı yakını kuran bir yerdeler. Ama ilişki gerçekten gerçek anlamıyla samimi, gerçek anlamda yakını olmaya başladığın noktadaysa bundan çok panikliyorlar ve çok çabuk uzaklaşmaya çalışıyorlar ilişkiden. Yani bu anlamda kaçıngan bağlanan, dümdüz kaçıngan bağlanan insanlar zaten baştan itibaren sizinle yavaş ilerlerken ...korkuluk kaçıngan, kaygılı kaçıngan bağlanan bireylerin hızlı ilerlediklerini... ...ama tam hani böyle o şey sallanacakken, itişe geçme hali sallanabilecekken... ...kendilerini bir mide gibi aniden kapattıklarını görüyoruz. Çünkü... Korkulu kaçıngan bireylerin çocukluk deneyimlerinde daha da fazla aslında sıkıntılar var. Yani sıkıntılar derken şunu kastediyorum. Korkulu kaçıngan bağlanan bireylerin, bakım verenlerinin biraz daha ürkütücü, korkutucu bireyler olduklarını, onların daha bağlanma figürünü

orada olmayan insanlar olarak değil de orada olsalar da bir türlü yakınlık kurumalarına izin vermeyen bireyler olarak tanımlıyoruz. Yani mesela anne orada ve çocuk yakınlaşmaya çalıştığında anne bir anda mesela çocuğu ürkütecek şekilde davranıyor. Ama çocuk burada şeyi öğrenemiyor. Yani ben hiç yakınlaşmayayım o zaman çünkü annem hep böyle soğuk, mesafeli değil.

annem orada gibi ama bir yandan çok ürkütücü. O yüzden yakınlaşmaya çalışabilirim ama yakınlaşmaya çalıştığımda da beni korkutacak bir şey olabilir gibi. Öyle olduğu için de aynı darbalışı yetişkinlikte de gözlemliyoruz. Yani partnerleri bir yandan onlar için hem ödül gibi geliyor ama bir yandan da partnerlerine kendilerini bırakırlarsa o ilişkinin çok ürkütücü, korkutucu, onları çok ...yorucu bir hale girebileceğinin endişe ettikleri için... ...o ilişkiden hemen uzaklaşmak istiyorlar. Ama ilk baştaki yakınlaşma çabaları karşı taraf tarafından... ...olumlu algılanma için bir anda kendilerini kapatmaları... ...karşı tarafı çok panikletebiliyor. Kaygılı kaçıngan, korkulu kaçıngan bağlanan bireylerin... ...aslında...

...partnerlerini korkutucu, ürkütücü bir figür olarak, yani bir ceza figürü olarak görmelerini, görmeleri üzerine çalışmaları lazım en çok. Yani yakınlık kurmaktan... yakını kurarken nelerden neleri olumlu sinyaller olarak alabilirim. Eğer mesela tehlike işaretleri, gerçek tehlike işaretleri varsa bunları nasıl ayırt edebilirim? Tehlike işaretlerin olduğu zaman gerçekten bu ilişkiden uzaklaşmalıyım ama tehlike işaretleri yoksa ve güven işaretleri varsa bu ilişkide kalmayı nasıl sürdürebilirim üzerine çalışmaları gerekiyor. Bu sebeple de bu arada yine

korkulu, kaçıngan, bağlanan birelere psikolojik destek çok iyi geliyor. Çünkü orada bir ilişkiden gerçek alanda beklemeleri gereken şey nedir, bunu öğretebiliyoruz. Ve güvenmek ne demek, karşı tarafa kendini açmak ne demek, oradaki sinyalleri nasıl doğru okuyabilirim, bunlar üzerine çalışabiliyoruz. anlamda bir fayda da sağlanabiliyor. Hem kaçıngan, düz kaçıngan bağlanan bireylerle hem de korkulu kaçıngan bağlanan bireylerle doğru şekilde çalışarak onların terapiden çok olumlu fayda sağlamalarını yakalamak mümkün.

Burada şunu da söylemek istiyorum bu arada, kaçıngan bağlanan bireylerin partnerleri olarak neler yapabilirim gibi bir sorunuz varsa onu da söyleyeyim. Kaçıngan bağlanan bireylerle yakını kurma çabası içerisinde kesinlikle hızlı davranmamak gerekiyor. Yani kaçıngan bağlanan insanların duvarlarını tabiri caizse tuğla tuğla indirmemiz lazım. O yüzden de ilişki içerisinde onlara güvenli bir alan sağladığınız zaman, sıkıntıları olduğunda onlara orada olacağınızı hissettirebildiğiniz her zaman aslında yavaş yavaş size bağlanmayı, sizinle yakını kurmayı öğreniyorlar. Ama hızlı gidip yani bir nevi puldozerle o duvarlara dalarsanız

Bu sefer çok daha hızlı duvar örmelerini ve sizden uzaklaşmalarını sağlıyorsunuz. O yüzden de yakınlığı adım adım kurmak diyoruz hep kaçıngan bağlanan insanlarla ilişki esnasında. Yine hem kaçıngan bağlanan bireyin kendisi için hem de onun partneri için bir küçük tüyo daha söyleyeyim. Kaçıngan bağlanan bireyler yardım istemekten çok da hoşlanmadıkları için zor anlarında sizin onların yardıma ihtiyacı olduğunu farketmeniz gerekebilir. Bu anlamda onların ihtiyaçlarını gidermeniz çok güven, puanları kazanmanızı sağlayabilir. Beni dinleyen kaçıngan bağlanan bireylere de şunu söyleyeyim, ne kadar çok yardım talep etmeyi öğrenebilirsiniz. O kadar aslında kendinize iyilik edersiniz. Çünkü yardım talep etmek dünyanın güvenir bir yer olduğuna daha fazla inanmanızı sağlayacaktır. Umarım bu podcast kaçıngan bağlanma hakkında kafanızda oluşmuş bütün soruları cevaplamıştır. Eğer cevaplamadıysa da varsa sorularınızı bana her zaman gönderebilirsiniz. Bu seriye devam edeceğim başka bir bölümü de yine kaçıngan bağlanma hakkında yapabiliriz.

Dinlediğiniz için çok çok teşekkür ederim. Her zaman benimle iletişimde olmanızı çok sevdiğimi ve öyle kalmanızı umduğumu tekrar söylemek istiyorum. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum ve çok güzel bir hafta diliyorum. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)