
4.118 kelime · ~21 dk okuma
Herkese merhaba. Bugün yine yeni bir podcast'ımız var. Bugün benimle birlikte psikolog Çiğdem Doğan Bilgin podcast çekiyor. Çok teşekkürler Çiğdem davetimizi kabul edip katıldığın için. Ben teşekkür ederim. İyi ki davet ettiniz. Bugün Çiğdem'le biz tembel eveveynlik hakkında konuşacağız.
Ben de Tidam'dan öğrenmeyi planlıyorum. Sorular sorup ne kadar daha tam ben olabilirim diye bunların yöntemlerini öğrenmeye çalışacağım. Tidam, biraz kendini tanıtmak ister misin? Seni ilk defa gören takipçilerim için.
Tamam. Süper olur Gizemciğim. Tekrar teşekkür ederim. Birlikte olmak çok güzel. Keyifli bir podcast olsun dilerim. Evet işte bildiğiniz üzere psikolojiden daha bilgin. Yaklaşık 10 senedir alanda çalışmaktayım. Çocuk-vergen danışmanlığı yapıyorum ve bebeğin danışmanlığı yapıyorum yoğun olarak. Aile danışmanıyım aynı zamanda.
Çocuklarla daha çok deneyimsel evin terapisi odaklı çalışıyorum. Ve çocuk, ergen, yiyen diğer odaklı çalışıyorum. Aslına bakarsanız işte bizim ailet çantamızda pek çok terapi çeşidi ve müdahale çeşidi var. Eşlik etmek için bir sürü araç var. O araçları çocuğun, ergenin, ebeveynin, ihtiyacına göre aslında kullanıyoruz. Dolayısıyla bu alanda yolu ebeveynlikle kesişmiş herkese, çocukluğuna iyi gelmek adına, ebeveynlerin çocukluğuna. kendi çocuklarıyla ilişkilerine iyi gelmek adına destek olmayı hedefliyoruz aslında. Tam psikoloji kurucusuyum. Bir oradan da bahsedeyim kısacık. Tam psikolojiye yaklaşık iki senedir burada kendi merkezimizde çalışıyoruz. Çok keyifli insanın kendi merkezinde de çalışması bu şekilde. Çok güzel, çok güzel. Çok teşekkürler Ceylan. Bugün de benim hem aslında
klinikteki yani gördüğün danışanların olan deneyimlerinden de, bilgilerinden de faydalanıp dinleyelim senden. Önce ben sorayım sana, hem dinleyenler de öğrensin, nedir tembele bebeğinlik? Tembele bebeğinlik aslında günümüzde yani dilimize alanı aslında yeni girmiş bir tanımlama. Ama hani bu aslında böyle daha literatürde araştırmalarla ortaya çıkmış bir ebeveynlik çeşidinin ötesinde ebeveynliğin bir kolu oluşturulmaya çalışılırken aslında, işte bu drone ebeveynlik, helikopter ebeveynlik gibi bir kolu oluşturulurken, bir de bu tarafından bakın diye çıkmış bir tanımlama. Tembel ebeveynliğin aslında hedeflediği şey müdahalecilikten,
çocuğa her şey için kaynak sunmaktan uzak tutmayı hedefleyen bir ebeveynlik modeli. Yani açtığı şey, ebeveynlerin zihninde, hayatlarında oluşturmaya çalıştığı şey, çocuğumuza eşlik etmek. Onun hayatına müdahil olmadan eşlik etmek ve ona alan tanımakla ilgili bir yerden yaklaşıyor hikaye. O tarafıyla da ben tembel ebeveynliği ilk aslında pandemi günleriyle birlikte kullanılır hale gelmesini önemsiyorum. Biraz orayla da birlikte tembel ebeveynlik diye bir kavram var. Hadi oradan da bir tutalım diye konuşur oldum doğrusu.
Çok aslında bu ara ara duyduğum mesela beslenme çocuğun beslenmesini ilk o beslenme günleri de senin yakınlarda bunları yaşadığın çok uzak bir geçmiş değilse. 14 aylık bir minik kızım var hala beslenme ile ilgili işte inişler çıkışlar. Oradaki o şey bile mesela Aslında sanırım bahsettiğim kavram, yani genel olarak Tamer'le bebeğiyle birlikte bebek liderliğinde yaşamak gibi bir şey mi? Yani müdahaleci olmadan, onun ihtiyaçları doğrultusunda, onun hayatına müdahale etmeden, yani minimum, gerektiğinde sınırlar koyarak yaşamak gibi bir şey mi? Aslında şöyle, şuna hedefleyen bir yerde duruyor tembel ebeveynlik. Çocuğun kendini keşfetmesi. Kendinin yapabileceklerini görebilmesi için ebeveynin alan tanımasıyla ilgili bir yerde duruyor. Aslında modern dünyanın bize sunduğu, dönüşmüş bu ebeveynlik formunu biraz eskiye çeviren bir yerde duruyor. Yani daha mahalle kültürüne.
Daha köy yaşantısına, daha o müdahalesiz büyüdüğümüz sokak oyunlarında... Tam onu düşünüyordum, sokakta oynadığımız günleri düşünüyordum. Bunu hedefliyor ama modern dünyada çocuğunuzu sokağa bırakmak... O kadar kolay değil. Yani bazen biz o zamanlar ebeveynlere hani daha tırnak içinde rahat olmaları gerektiğini bir şekilde destekleyici bir formda sunmaya çalışsak da dünyada o kadar artık maalesef güvenilir bir yer değil. Haklısın. O kadar kolay değil. Yani bizler de ebeveyniz işte. Neler istediyoruz bir içimize bakınca. O yüzden de burada diyoruz ki evdeyken de mümkün.
Tamam, evet, aynısı değil. Keşke aynısı olsa ama bundan dünyanın bize sunulduğu dezavantajların avantaja dönüşebilmesi için de bebeğinlere bir aslında kapı açıyor. Çünkü, Gizem, bizler, bizlerin nesli, daha 80'ler kuşağı, daha yetmişler kuşağı, bana sorarsan. Şöyle bir arada kalmış bir kuşak ve böyle ebeveynlik yapmaya çalışıyor. Yüzde yüz anne baba odaklı bir ebeveyn stilinden, yani bizlerin anne babasının odaklı olduğu bir aile yapısı vardı. Yani onların kararları, onların tercihleriyle büyük oranda Türkiye'nin hali. O aile yapısından biz çok hızlı bir şekilde çocuk odaklı aile yapısına geçmeye çalışıyoruz.
Bu arada sıkıştığımızı çok görüyorum. Yani pek çok ebeveynin derdi buralar aslında. Çok haklısın. O bir böyle şey gibi çok hızlı bir salgılama olduğu için ebeveynler de ne yapacaklarını şaşırıyorlardı. Sadece Türkiye yolculukta değil bence.
Gördüğüm için söylüyorum. Orada şeyi hatırlıyorum. Ben mesela Defne'ye ilk doğduğum zaman biz işte yurt dışındayız ve oradaki bir takım anne gruplarına üye oldum. Ben böyle kendimce bir hatada buldum. Kimseyi yargılamıyorum çünkü çok yararlanan insanlar da var da benim için öyle olmadı. Benim deneyimim öyle olmadı. Çünkü
Şu oluyor, yani o tip anne gruplarında çok fazla insan kendisinin ne kadar iyi olduğunu gösterecek paylaşımlar. İşte şöyle organik besliyorum, böyle bilmem ne yapıyorum, şunun da en iyisi bende. Ya şeyi fark ettim. Çocuğa bir krem bile alamıyorum. Yani hani korkumdan. Bu da mı yanlış, bu da mı değil? Yani böyle çok paralizli hissediyordum kendimi. Gerçekten yani hiçbir şey yapamıyorum gibi. Ve sonra çıktım. Yani şey dedim, bu doğru değil. Yani bu şekilde yaşayamam. Bu şekilde çocuğun her şeyinin mükemmel olmasını sağlayamam.
Yani en azından kendi bakış açım hayatta mükemmel bir kavramın olmadığı, annelikte hele, bebeğinlikte hele hiç olmadığı. Çünkü çok öfekatsiz bir yaklaşım. Yani anneye de yazık. Hani o heartlanda çok iyi olacağım duygusu. Tabii, şüphesiz. İşte tembel ebeveynlik de böyle bir yaklaşım sunsun hiç istemem bizi dinleyenlere, izleyenlere bir şekilde.
hani, aa yeni bir ebeveynlik sıkıntı, hadi buradan da bir bize baskı gibi bir yerden değil de, gelin o bizim aldığımız ebeveynlikle şimdi yaptığımız ebeveynliğin ortasında bir yerde nasıl buluşuruz? Yani bu hızlı ebeveynlik modelinin değişimi bizi çok zorluyor bence. Çünkü şu bir gerçek, gerçekten ebeveynliğin, bizim kendi yaptığımız ebeveynliğin ana vatanı aslında biraz aldığımız ebeveynlik ve oradan yüzde yüz sıyrılamazken, bugün de böyle yeni dünyaya uygun bir ebeveynlik yapma telaşındayken de arada nasıl yetersiz hissetmeyelim? Çok zor. O yüzden tembel ebeveynlikte aslında hedeflenen birkaç madde var. Yani mesela bu maddelerden biri, çocuğa sıkılma şansı verdiğimiz bir yerdeyiz. Çünkü pandemiyle birlikte, bilmem sosyal medyada fark ettin mi, pek çok uzman, pek çok popüler ebeveyn annem,
Instagramlar falan. Aha bir de etkinlik paylaşmaya başladı. Evde yapılacak etkinlikler. Yani o saatler nasıl doldurulur? Benim oradaki itirazım ve başkaldırım şuydu. Ya bizler, ebeveyn olarak da söylüyorum, çocukları sürekli eğlendirmek zorunda değiliz ki. Bir oyun ablası değiliz. Biz bir öğretmen değiliz. Bu arada o aktivitelerin içinde çok öğretici aktiviteler de var. Ve biliyor musun, pek çoğun
Müdahalesiz oyun değil yani. Neredeyse %90'ı hep böyle sınırlandırılmış oyunlar, başa solu belli olan oyunlar, öyle aktiviteler. Aslında başkaları buradaydı ve ondan sonra tembel ebeveynlik kavramıyla ben de tanıştım. Yani hani yurt dışı kaynaklarında. Çünkü çocukların sıkılmaya ihtiyacı var, Gizem. Çünkü sıkılmak kendini keşfetmeye getirecek. Sıkılmak, ''Aa, ne oluyor? Bir dakika, bizim evde ne oluyor?'' gibi getirecek. Sıkıldığı zaman çocuk bir şey üretecek. Yani mecbur üretecek.
Ve sonra kendiyle vakit geçirmeyi öğrenecek aslında. Bu şu demek değil, lütfen yanlış anlaşılmasın. Oyun oynamayan ebeveynden bahsetmiyorum. Ama gününün tamamını çocuğuyla programlayan, hatta bunu böyle yemek listesi gibi yapan ebeveynler tanıyorum. Evet, evet, evet. Çok haklısın. Şey gibi, bugün saat 9'a 9.30 arası fasulye... Ne yapmıyor fasulyelerle fasulye hizmeti?
Ondan sonra işte saat dokuz buçukla on arası makarna boyamaca falan gibi. Böyle yani... Ama o çocuk... Ne diyeyim? Şey de... Söyleyeyim de şunu düşündüm. Yani pandemi döneminde eve kapandık ve...
Tamam çocuklarımız sıkıldı ama biz de sıkıldık. Yani aslında sıkılmak zaten bu işin doğasında o duygu yok. Yani biz bunu yaşıyorsak, şey demeye çalışmak, biz bunu yaşıyorsak çocuklarımız yaşasın değil. Sadece bu işin doğasında bu var ve aslında bu ortak deneyim bize bence bizim için çok önemli. Çünkü sonuçta mesela ben kendi adıma sıkıldığım için kendimce yeni şeyler geliştirmeye çalıştım. Söylediğim gibi yani keşfettim. Ben neyi seviyorum ya? Çünkü o kadar bir anda yani hani böyle bütün dışarı... O kadar zırhsızlık alan... Tabii. Ben bir gün önce seminer veriyordum ya. Bir gün önce yani eve kapanan bir gün önce böyle 200 kişinin önünde seminer verdim. Ayrıca bir gün eve kapandım.
Ofisten bütün eşyalarımı almadan, ya bir hafta oynayalım, bir geri çekilelim de. Sonra pıtır pıtır ofise gelip bütün eşyalarımı toplayıp eve gittim yani. Gizem, bak buradan da şöyle bir yaklaşım çıkıyor. Orada da o kadar planlıyız, o kadar hayata dair durmakla ilgili kaygılarımız var ki, durursak bir şey kaçırırız. Durmak ve bakmak çok zor artık bu dünya için. Modern dünyanın bize getirdiği bir şey de tüketmek. Ödülleri de sürekli oyun tüketiyor, yeni aktivite.
tüketiyor, halde büyütüyoruz. Yani orada kendimizin sıkılmasına da çocuğun sıkılmasına da şefkat gösteren bir yerden de yaklaşamıyoruz aslında. Çünkü benim pek çok danışanım şunu söylüyor. Ve üzülerek ve çekinerek. Oyun oynayamıyorum, çok sıkılıyorum. Evet. Çok güzel. Tabii, elbette. Neden olmasın? Bu cümleleri söylüyorum ben sırayla. Tabii, tabii.
Bu arada ben kendimi ebeveyn olarak söyleyeyim. Ben de oyun oynarken çok sıkılıyorum. Yani titriyle sıkılmamak çok tuhaf değil mi? Yani ben 3 yaşında değilim doğal olarak. Kızım aynı şeyleri tekrar tekrar yapmayı seviyor. Belli şekillerde yapmayı seviyor. Ve ben onunla aynı şekilde bakamıyorum. Ama şunu söylemek lazım.
Zaten biz onların oyununun bir parçası olarak orada duralım. Sıkılsak da vakit geçelim. O çok ayrı bir şey. Sıkılmak doğal bir duygu. Sıkılmakta yargılanacak bir şey yok. Ama sıkılıp telefona gitmek ya da sıkılıp oynamıyorum demek...
Orada sanırım birazcık, değil mi? Orada çekincelerimiz başlıyor. Öyle. Hem de sıkıldığınızda nereye gittiğinizi keşfetmekten başlıyor hikaye. Sadece dışarıdan oyunu terk etmek ya da bir şey değil de içinizde nereye gidiyorsunuz? Acaba sizinle hiç oynanmadı mı?
acaba oynandığı zamanlarda ne hissettirildi? Ya da kendi çocukluğunuzda bir özdeşin mi kuruyorsunuz? Ya da kendi çocukluğunuzdan çok uzak gördüğünüz bir yerdesiniz ve bu sizi acıtıyor mu? Yani neredesiniz? Ama sıkıldığınızda da bunu böyle bir öfke ya da agresyonla ne kendinize ne çocuğunuza yansıtmadan bura içerisinde harmanlanmak gerekiyor. Yani çok önemli bir şey var. O ilişki içinde çocuk
pek çok şeyi anlıyor, keşfediyor, hissediyor, biliyor zaten. Ama mutlaka bir ortak noktamız var çocuklarla ya. Yani o oyunda sıkılıyorsak, öbürü daha keyiflidir. Ortak bayrağımız mutlaka var çünkü onlar ilk kez 3 yaşında ama biz daha önce 3 yaşındaydık. Çok haklısın. Yani işte evet, o sanırım en iyi, benim adıma en azından en iyi yöntem o oluyor. Eğer Legolarla oynamaktan sıkılıyorsan bir noktadan sonra. Çünkü aynı parçayı üst üste 15 kere koyduğum zaman 16'sı koymak istemeyebilirim. Ama bu da benim
bir anne olarak bence doğal bir duygum ve bu duyguyu kabul edip ondan sonra kızım gel şimdi hamur oynayalım ya da gel şimdi ev istiyorsan boya yapalım ya da istersen ben birazcık ben başlayıp kendi işime inerim, sen oyna, ben sana yine katılayım diyebildiğimiz zaman en azından onun da şevki kırılmıyor. Ama bir yandan biz de kendi sıkılmışlığımızı kabul edebilmiş oluyoruz buna kadar. Bir taraftan dürüst ilişki kurmuş oluyoruz. Çocuk bizim duygumuzun ne olduğunu anlamaya çalışıp arada kaybolmuyor. Çünkü o da orayı anlamaya çalışıyor ve o onun kaybolduğu bir yer olabiliyor. Annemin işte, aa babam burada yok. Nerede ya? Çocuk anlayamıyor. Yani orada 6 tanem ya, birazcık kendin vakit geçirsen, buradan devam etsen. Şimdi benim birazcık başka bir şey yapmaya ihtiyacım var. Ya da bazen gerçekten bunda biraz sıkıldım, acaba şunu mu oynasak diyebilmek çok keyifli ve çok doğru. Aslında tembel ebeveynlik burayı hedefliyor. Yani çocuğa alan tanımayı hedefliyor. Çocuğa bir diğer taraftan da şeyi hedefliyor aslında. Sen yap.
Çok basit bir kavanoz kapağından yer silmeye kadar hazinem yaptım. Başla, geliyorum. Hadi burayı sen hallet. Şimdi benim bir işim var. Yani meşguliyet oluşturmanın ya da o sıkılmayı gidermenin ötesinde çocuğa aslında yapabilirsiniz, sorumluluğu, kendini, becerilerini geliştirebilmeyi, kendini keşfetmeyi aslında sunan bir ebeveynlik modelini aslında vaat ediyor. Çünkü bu bir taraftan duygusal dayanıklılığı destekliyor. Tabii ki, efendim, tabii ki. Biz misal yaratanlıkta, kıskançlık sağlamlıkta ne anlatıyoruz? Kendi yapabilen çocuk.
Çünkü o çocuk hayatta problem de çözüyor, evdeki problemi çözdü. Bunu nasıl çözebilirsini aslında çocuğa sunuyor. Burayı şöyle de biraz anlatmak isterim Gizem'cim izinle. Biz çocukların yeni dünyada sorun yaşamalarına da çok izin vermiyoruz. Yani çocuk bir sorunla geliyor kreşten, okuldan. Aa, öyle mi oldu? O zaman sen de ona böyle böyle de. O zaman git öğretmenine söyle hemen. Ya da tık tık tık okulun kapısı çalınıp, hop, ebeveyn içeride, hemen sorunu çözmeye çalışıyor. Sonra ama, yani ben hem çocuklarla hem ergenlerle çalıştığım için ergenlikte de şöyle bir şeyle karşılaşıyoruz. Onu sorun çözemiyor. Bütün problemleri de bana geliyor. Beni okula çağırıyor. Bilinip çözmem gerekiyor her sorununu. Ya da içi kapanıyor.
bir şekilde baş edemiyor, duygusal olarak dayanıklı değil, çok kolay sarsılıyor gibi gibi. Bunların altında elbette pek çok şey olabilir. Yani hani delimlerine girdiğimizde pek çok pencere açarız şüphesiz ama şimdi tembel ebeveynlik noktasından baktığımızda çocuğa şu soruyu sormak geliyor. Nasıl çözebilirsin? Peki, ne düşündün? Yani
çocuğa kendi zihnini kullanma fırsatı veriyoruz. Çünkü öbür türlüsü bizim beynimizi kullanarak aslında bir taraftan çocuğu da pasifize etmiş oluyoruz. Sen çöz, sen yap. Bu şeyi düşündürttü bana. Mesela psikolojik beynin okula aslında çok ilişkili olan öz saygı kavramını. Yani öz saygının temelinde aslında yatan o yetkinlik duygusu zorluklarla başa çıkabilmekle ilgili bir duygu.
hayatında zorluklarla karşılaştığında üstesinden gelebileceğine inanıyor musun, inanmıyor musun? Ve bu zorluk her seviyede olabilir. Yani arkadaşımla tartıştım, onu çözemedim de olabilir. Bugün yemeğimi sevmedim, yemedim. Karar verdim, bu kararı verilirken neyi hissettim de olabilir. Ya da daha ilerleyen yetişkinlikte daha büyük zorluklar da olabilir.
Yani aslında çocuklar kendi kararlarını vermeyi başarabildikleri zaman, az önce söylediğim gibi, hem o yetkinliği kazanıyorlar, yetkinliğe sahip olup da inanıyorlar, hem de kendini değerli hissediyorlar. Çünkü onlara o keşif alımı tanınmış. Karar verme yetkisi verilmiş. Çocuk o kararı vermiş ve kendi doğrusu yönünde ilerleyebilmiş. Yani bunların hepsi aslında baktığında öz saygıyı besleyen
Bütün kaynakları check attık şu anda yani. Kesinlikle öyle. Yani çocuğun aslında bu seçeceği her şeyin de sonucuna bir taraftan da hani doğru şekilde katlanabilmek diyeceğim ya da sonucunu kabullenebilmek diyeceğim. Bunu da getiriyor. Hani bebek liderliğinde beslenmekten hani o ilk başından başladık ya hikayeye. Aslında doğduğu an itibariyle biz çocuğu emzirmeye başlarken de baktığımızda onun istediği kadar emzirin lütfen diyoruz ya. Hani orada başlıyor hikaye, ona saygı duymaktan başlıyor ve onun seçimlerini kabullenmekten, alan tanımaktan başladıktan sonra da kendi beslenmesi diyoruz. Çünkü kendi midesinin sorumluluğunu almayan bir çocuk...
alamayan, almasına fırsat verilmeyen bir çocuk. Hayatta pek çok şey insanın almakta çok zorlanıyor. Yani yeme problemleriyle, diyeceğim, ama aslında yedirme problemleriyle baş etmekte zorlanan pek çok çocuk. Biliyoruz ki aslında hayatta, diğer alanlarda da öz tergisi dediğim gibi, maalesef küçük ve yeterli değil. Ama biz çocuğa ne diyoruz? Evet, sen yesen, seçsen, karar ver. Okey, sonunda aç da kalabilirsin. Bir sonraki öğün yersin bir tanem.
Tamam, problem değil. Yarın kahvaltını daha tatlı, daha kolay, daha çok yaparsın. Orada da parmak sallayan bir yerde değiliz tabii. Yani sonucuna katlanmak bir ceza değil çünkü. Tabii ki. Durmayı, bir bakmayı, izlemeyi, orada ne olup bitiyor? Aslında görmeyi de sunuyor. Çünkü durmuyoruz ya, hep bir telaş içindeyiz. O durabilmeyi sunuyor, çocuğa da bunu öğretiyor. Güvenli bir alan.
Tehlikeli olamayan bir adam. Bu arada her yaş durumunda bu çocuk. Aylık bir bebekten ergenlik çağına kadar, ergenlikteki bir gence kadar aslında bunu sunuyor dize tembele bebeğinlik. Aslında risk alabilmek, hata yapabilmek de öğrenmemiz gereken, ötelik yüksek olan insanların daha rahat yapabildiği davranışlar. Kendi yetkinliğine inanan bir insan risk alabilir. Sonunda başarısız olabileceğini bilir ama bu riski alır. Ve eğer başarısız olursa o başarısızlığın üstesinden gelebileceğine inanır. Çocuk için de o güvenli alan içerisinde başarısız olmak,
Mesela ayakkabı bağlamak diyelim. Yani sen bağlayabilirsin aslında. Denemek ister misin? Ya da işte kıyafet giyersen. Gerekirse ters giy. Gerekirse iki bacağını birden aynı yere sok. Fark etmez. Onu dene. Yani bunu yaparken öğren. Yapamazsan, gerekirse beni çağırırsan ben sana yardımcı olurum.
Her zaman buradayım. Orada işte, birazcık o ebeveyn tutumu noktasında da zorlanıyoruz. Yani iyisini yaptı mı, yapmadı mı? Kaygısı yapabilecek mi, yapamayacak mı? Kaygısı... Daha temele gidersek, bence çocuklara çok güvenmediğimiz bir noktada da duruyoruz. Yani o güveni bazen unutuyoruz. Tabii pek çok sebeple yani. Altta çok makul sebepler yatabilir, Gizemciğim ama... Ona güvenmek ve onun kendi ihtiyaçlarını da bileceğine inanmak... başlıyor mesele. Ve o işte öz saygı bir taraftan öz düzenlemeye getiriyor. Doğru şekilde düzenleyebiliyor hayata dair pek çok şeyle ilgili. Bir taraftan öz regulasyonu getiriyor. Çünkü ebeveyn o noktada ona yeteri kadar alan tanımış oluyor. Duyguda dengelenmeyi, sakinleşebilme becerisini katıyor.
Yani pek çok şeye kapı açıyor aslında o duyduğumuz, çocuğumuza verdiğimiz öz saygı. Genelde öz saygısı zaten işte yüksek olan çocuklar da bir taraftan şefkat duygusu da kendine, öz şefkati de yüksek çocuklar. O hata yaptığında dönüp tekrar denediyor. Çünkü ebeveyni ona, verdi onu. Hadi bir daha al bakalım onu oradan. Hadi bir daha bunu bir topla. Aa ayakkabıyı tekrar bağlayabilirsin bir tanem.
Ben ne yapabilirim senin için? Ya da yardıma ihtiyacın var mı? Ama hani gidip hemen herkese, hadi gel ben sizi bu sefer bağlayayım, sen bir sonrakini de halledersin demiyor. Ya da, hadi bak ben size bir daha bir öğreteyim demiyor aslında. Durup beklemeyi, gözlemeyi, izlemeyi, şefkatle orada durabilmeyi aslında vaat ediyor. Şefkatle birlikte bir daha ama sabır gerektiren bir şeyden bahsediyorsun. O da aslında sanırım bence konuşulması yeterli bir nokta da şu.
Bu kadar hızlı bir tempoda yaşarken, sürekli bir yere yetişme çabası, onun sonuçta bir çocuk öğrenme sürecinde doğal ayak başları daha yavaş yapıyor değil mi? Yani ayakkabısı bağlarken sen giyinirsen 15 saniye sürecek, o giymeye çalıştığında 15 dakika sürecek. Ona o 15 dakikayı verebilecek misin? Ama belki şunu ben aktarmaya çalışıyorum hep. Bilmiyorum sen de katılıyor musun? Ama yani belki bugün 15 dakikanızdan feragat ediyorsunuz ama o 15 dakikadan feragat etseniz ileride bu çocuğa çok daha o kadar daha olumlu olarak dönüyor ki. Kendi kendine bir şeyleri yapabilme yeteneği. Sen ergenlerden bahsettin. Yetişkinlikte de yani şu anda mesela
şu dönemin üniversite öğrencileri veya yeni mezunları arasında kaygı seviyesi belki daha hiç görülmediği kadar yüksek. Bu helikopter ebeveynlik, bahsettiğim helikopter ebeveynlik, yani çocuk adına karar verme, çocuğun her şeyine müdahale etme, çocuk düştüğü... Düşmesine mi izin vermek? Düştüğü anda demeyelim, yani daha düştükten sonra... Aynen öyle ya. Hemen orada. Ama bu çocuklar ondan sonra hiçbir şekilde kendi kendilerine yetebileceklerine inanmıyorlar. Tam söylediğin gibi yani dayanıklı hissetmiyorlar kendilerini. Çok daha çabuk sarsılıyorlar. Olaylar karşısında çok daha büyük tepkiler gösteriyorlar. Mesela şu anda antidepresan kullanım düzenliği çok daha yüksek eski harekat. Tabii ki bunda teşhisin ilerlemesi de var ama bunun dışında da yani bunun kontrol ettiğinde dahi
kaygı sayısı çok yüksek ve aslında o şey duygusu... Mesela parka gidiyorum kızımla birlikte. Ben de yapıyorum tabii, ben hiç yapmıyorum değil ama yani şeyi hatırlıyorum ben, bilmiyorum sen Ankara'da mı büyüdün? Evet, Ankara'ydım. Ben de İzmir'de büyüdüm ve şeyi hatırlıyorum bizim evin arkasında ama yani apartmanın hemen çıkışın arkasında değil yani böyle dönüp dolaşıp gideceğin bir yerde bir park vardı. Ve ben 7 yaşındayken oraya tek başıma gittiğimi hatırlıyorum. Arkadaşlarımla gittiğimi hatırlıyorum ve ondan sonra döndüğümü hatırlıyorum. Ya da apartmanın bahçesinde 5 yaşından itibaren saatlerce tek başımıza yani oynadığımızı hatırlıyorum. Şimdi dünya şu anda daha tehlikeli bir yer mi? Belki biz o tehlikeleri daha çok duyduğumuz için daha tehlikeli. Birazcık da şeyden dolayı da oluyor.
O izin vermiyor, ben de izin vermiyorum. Hani birbirimizle tabii. Tabii, tabii. Ama öyle bir yere geldik ki mesela parka götürdüğümüzde bile çocuğumuzu hani şöyle bir kenara çekilelim. Yani şurada bant atıyalım. Onlar kendi başlarına... Gerekirse düşsünler. Yani gerekirse... Belki çocuk canı acısın ama kendi başına yapabildiğine inansın.
Ben görüyorum, park alanı içerisinde çocuklar çok ebeveyn var yani. Evet. Yine fark ediyor musun? Yüzde yüz fark ediyorum. Benim kızım 14 aylık ve şeyle ilgili merdivenlerden, kaydıran merdivenlerinden kendi başına çıkmasına izin verdiğim için dehşet dolu gözlerle bakılıp, lütfen düşecek.
diye müdahaleye maruz kalıyorum yani. Arkasındayım ama tutmama ihtiyacı yok çünkü yapabildiğimi görmek istiyor ve buna çok ihtiyacı var ve yapabiliyor bu arada yani ben ona fırsat verdiğim için o da yapabiliyor. Elbette tehlikeli bir yerde şüphesiz destek alıyoruz. Tehlike anlayışımız ne hepimizin elbette bu da var. Korumacı ebeveynlik de zaten daha yüksek. Orada içe bakıp
Ben nerelerdeyim ben? Hangi tutumum yüksek? Bir dakika o tutumda neler oluyor? Aslında temelde hangi ihtiyacımı o tutumla gideriyorum ben? Çünkü bizim o yaptığımız ebeveynlikte de bir ihtiyaç gidermem ama şeyi doldurmaya çalışıyoruz biz bir yerde aslında o ebeveynlik modeliyle. Yani ilişkiyi bir şey koyuyoruz ama o koyduğumuz şey pek de çocuğumuzla ilgili olmayabiliyor. Elbette bu arada o bakmak da her şeyi hani bazen ebeveynler, e baktık ne olacak Çiğdem Hanım şimdi de diyebiliyor.
Tamam, baktıktan sonra orayı fark edip, evet bu benimle ilgili. Aslında şu ihtiyacımla ilgili. Hadi gel bak geri dön. Onun ihtiyacını görmeye çalış. Onun şu anda aslında nasıl bir desteğe ya da desteksizliğe ihtiyacı var. Oraya bir geri dön diyebilen bir yerde durmayı hedeflemek önemli. Bunu her zaman yapmak değil. Buna niyet etmek önemli.
Aynen öyle, evet. Yerlerde de elimizi omzumuza koyup, Şevkat'le, hadi yapamadın bu sefer, bir sonrakinde yaparsın demek önemli. Ebeveynlik çok uzun bir yolculuk. Kesinlikle, kesinlikle. Her gün. Aynen, aynen. Her gün baştan başlıyorsun ve yani o hatasız ebeveynlik zaten mümkün olan bir şey de değil. Doğal olarak biz aslında kendimiz de her gün bir şey içerisindeyiz. Savaş demeyeceğim.
mücadele demeliyim. Yani kendi getirdiğimiz her şeyle, kendi geçmişimizle, kendi başarılarımızla, başarısızlıklarımızla, bütün o getirdiğimiz olumlu olumsuz yükle birlikteyiz ve bununla aslında bebeğenik yapıyoruz. O yüzden de her gün doğru davranamayabiliriz ama önemli olan aslında yanlışı, yanlışı biraz da Çok yanlış davranmamayı başarmak için özür dilerim, anlatmak istedim ama. Çok doğru, çok doğru. Yani her yeni güne de yeni bir başlangıç olarak bakmak, yeniden başlamak, ilişkide iyileşebileceğimizi unutmamak, tamirin çocukla ilişkide her zaman mümkün olduğunu unutmamak. Yani elbette ki o en yanlış dediğimiz şeyler kısmı... Aynen. Ama orada başka destekler gerekiyor. Kesinlikle. Çocuğun kendisi her şeyden büyüktür ve kıymetlidir. Çocuğunuzla ne kadar ilişkide olduğunuz her şeyden daha önemli. Bu ilişki böyle hani dedik ya o helikopter gibi tepesinde dolaşmak değil de bu ilişki ihtiyacını okuyabilmek,
geriye çekilmek, ileriye gitmek, biraz daha yaklaşmak, biraz daha uzaklaşmakla ilgili. Yani o yakınlaşmak, uzaklaşmak, oraları görebilmekle ilgili. O yüzden buralarda durduğumuzda ebeveynliğin adı ne olursa olsun. Evet. Çok haklısın. Orada da zaten sen çok güzel özetledin. Şunu sadece birazcık eklemek istiyorum. Yani
Bir gün diyelim ki kendinizi kontrol edemeyin, biraz daha yüksek sesle konuşmuşsunuzdur. Bir gün evet demeniz gereken yerde hayır demişsinizdir. Sonra kendinizi kötü hissetmişsinizdir. Ben aslında şuna çok inanıyorum. Çocukların, yetişkinlerin de hata yapabildiğini öğrenmeye çok ihtiyacı var. Çünkü
İnsanız hepimiz. Zaten diğer türlü çocukların gördüğü şey daha kötü. Hiç hata yapmayan bir anne baba olamayacağına göre bunu öğrenmezse çocuklar diye bir şey değil. O yüzden çocuğunuza gidip, ya ben sana bunu öyle dedim ama aslında çok yorgunluğum o esnada. Yeterince düşünemedim. Ya da yeterince iyi değerlendiremedim. Özür dilerim. Ya da özür dilerim seni kırmak istemedim. Ya bunu hiç söyleyememek de aslında çok büyük önem taşıyor. Çünkü
Bunu öğreniyor, çocuklar da öğreniyor. Elbette, kesinlikle. Ve bunu öğrenirken şeyi görüyor, yani evet, ilişki böyle bir şey. İlişkilerin çıkışları olan, zorlanılan, bazen hataların çok olduğu, bazen çok az olduğu ama geri dönülen, sonra da iyileşilen bir yer ilişki. Bunu görmesi çok kıymetli. Orada evet senin zorlanmanı gördüğün ne kadar çok, orası önemli. Çünkü küçük bir şey ekleyeyim buraya, çok ben dili kullanan da bir
forma döndük. O hani işte sen değerlisin, sen kıymetlisin diye hep kendimize bir yaptığımız yatırım, işte aramaya çalıştığımız hal sebebiyle. O zaman çocuklara da çok böyle ben değil, ben çok üzüldüm, ben çok şöyle hissettim, ben böyle oldum derken de buluyoruz kendimizi. Hı hı, hı hı. O yüzden orada çocuğun temeli ihtiyacı sen benim duygumu gördün mü? Bakalım gördün mü, görmedin mi? O orada bekliyor.
O yüzden sonra da geri dönüp, aa, sen dün çok zorlanmıştın, ben bunu fark edemedim ya. Aslında sen dün bana bunu sormaya çalışmıştın, ben bunu fark edemedim bir tanem. Çok özür dilerim, çok özgünüm. Neyse hissettiğiniz ama gerçekten o hissettiğinizin gerçek olması. Gerçek.
ve yüreklice paylaşabilmek çok kıymetli. Yani çocuk diye, o manipülatif ebeveynlik çok çünkü yorucu çocuk içinden. İnanılmaz yorucu. Yüzde yüz tutarlı olamayacağız hiçbir zaman ama orayı yakalamaya çalışmak, ortalama bir tutarlılıkta kalabilmek, duygu anlamında da o çok kıymetli bence. Bu yüzden yani ebeveynliğin adını, ya kendi ebeveynliğinize ne demek istiyorsanız, nerede durmak istiyorsanız, o durduğunuz yerde
durduğunuz yerden bir olan bitene bakmak aslında tam böyle bebeğinlik. Yani hep böyle durabilmek, bekleyebilmek. Sabrederek bebeğinlik yapılmaz elbette yani. Çünkü bu kadar uzun şey sabrederek yapılır mı? Ancak onu uyumlanarak yapmaktan bahsediyorum o süreci. Yani tatlı tatlı geçirmek için uyumlanabilmek. Yani zorlandığınızda da tekrar uyumlanmayı sağlayabilmek aslında.
Aynen. Birlikte sakinleşebilmek, birlikte uyumlanmak çok çok önemli. Firavun çok teşekkür ederim. Çok da güzel özetledin zaten. O yüzden daha fazla senin sözünüzden söz söylemek istemedim. Teşekkür ederim. Tekrar katıldın. Çok keyifli bir sohbet oldu benim için de. Umarım dinleyen herkes bir şeyler edinmiştir kendisine ve ilişkisine dair çocuklarıyla. Umarım sonra başka bir podcastta yine buluşuruz. Yine konuşuruz bu konuda.
Umarım, çok teşekkür ederim Gizemciğim, benim için de çok keyifliydi. Bizi dinleyen bütün ebeveynlerin ebeveynlik yolculukları aydınlık olsun. Karanlıkta hissettiklerimde de. Işık yine içlerinde, kalplerimde bir baksınlar. Orada mutlaka bir yol var yani. O tünelin sonunda mutlaka bir ışık var, görecekler. Sadece içe bakmayı da unutmadan belki bu yolculuğa devam etmek lazım. Herkese çok teşekkür ederim dinleyen herkese de şimdiden. Umarım yollarını aydınlatır.
Çok teşekkürler. Dinleyen herkese teşekkürler. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.