
1.982 kelime · ~10 dk okuma
Cansın Bey nerede? Cansın Bey şu an laboratuvarda. Tamam, tamam. Ayağa kalkmanıza gerek yok. Geldiğinizde haber vereyim. Hemen gelsin. Hazım geldi deyin. Oturun siz şöyle. Hayır bekliyorum, hemen gelsin. Kriz durumu var deyin. Hazım Bey, zaten dün gece konuştunuz. Sizin sisteminizi inceliyor şu anda. Oturun lütfen. Olsun, hemen gelsin. Cansın, Hazım Bey geldi. Seni görmek istiyor. Tamam, bekletiyorum ama çok beklemek yerlerini bozacak. Aten, orada mısın? Geri gelmiş olabilir misin? Niçin sesin çıkmıyor? Ya bu Yeşim ayarını bozdu senin tabii.
Boşuna bir uğraş verdin o kadını anlamaya çalışarak. Onları kimse anlayamaz. Ve de değiştiremez. Çünkü onun gibiler sadece kendilerini severler. Ve tüm dünyadan da bunu beklerler. Yoksa... ...daha ilk günden sıkıldın mı benden acaba? Öyle olmasın lütfen. Sen sıkılmazsın ama değil mi? Öyle bir özellik yüklememiş olmaları lazım sana. En azından beni tahlil ettikten sonra... ...seni sıkılmaya karşı dirençli bir şekilde programlamış olmaları gerekirdi.
Ama herhalde senden sürekli arsızca bir beklenti içine gireceğimi fark ettin. Durmadan isteyeceğimi, senden sürekli inisiyatif bekleyeceğimi anladın. Sensiz yol alamayacağımı, bir çaba gösteremeyeceğimi hissettin. Üstüne yığılıp kalacağım diye korktun. Bunları yapmazdım. Beni uyarmaya fırsatın olsaydı denerdim. Sana yük olmayacaktım gerçekten. Ağzım Bey. Sizi bekliyorum. Biliyorum. Buyurun ofisime geçelim.
Ne içersiniz? Cansın Bey, daha ilk günden sisteminiz çöktü. Sistem çökmedi. Bizim istasyonda bir aksilik gözükmüyor. Dünden konuşalım biraz. Dün nasıl geçti? Yani büyük inişler çıkışlar yaşandı mı? Dün bir misafirim vardı. Ne kadar güzel. Hemen pozitif enerji yağmaya başladınız demek. Aten'le ilişkiniz nasıldı? Yani çok iyiydi. Yani çok çok iyiydi yani. Böyle bir şey olabileceğini tahmin etmemiştim hiç. Ama şimdi o yok.
Yok yani. Şimdi düşünüyorum da acaba bana placebom verdiniz. Bütün o formaliteler, operasyonlar. Bunları yaparken halüsinatif ilaç mı verdiniz bana? Bu bir kandırmaca mıydı diye düşünüyorum. Hazım Bey, Aten'le iyi anlaştığınıza sevindim. Ama bunu paranoya vardırmanız yani... ...biraz aşırı tepki veriyorsunuz gibi geliyor bana. Size bir kahve söyleyeyim. Bırakın şimdi kahveyi. Sakinleşmeniz lazım. Sağlıklı bir sonuca varabilmemiz için.
Peki, dün yaşadıklarınızda Aten'le ilgili bir gerginlik... ...tansiyon yükseltici bir fikir çatışması ya da... ...onun mantıksız olduğunu düşündüğünüz bir an, söylem... ...yani iyice hatırlamaya çalışın lütfen. Hani özel yaşantılarımla siz ilgilenmiyor olacaktınız? Şu an istisnai bir durum yaşıyoruz. Bunun üstesinden beraber gelebiliriz. Söyleyeceğiniz en ufak bir bilgi Aten'i bulmamıza yardımcı olur. Nasıl yani?
Sizce de gitti mi o? Şu anda sisteme göre her şey yerinde duruyor. Ama Aten de bir bilinç nihayetinde. Yani bunu hatırımıza tutmamız lazım her zaman. Ben onu kaçıracak bir şey demedim ki. Bilmiyorum. İki defa seviştik. Belki ondan mı acaba? Sanmıyorum, o normal. Ama bir tanesi üçlüydü. Çok güzel, çok güzel. Herhangi bir aksilik yaşanmadı yani o esnada değil mi? Yani dediğim gibi hani kalp kırıcı, yürek burkucu, herhangi bir duygu. Yaşadığınız bir yoğunluk Aten'i baskılamış olabilir.
Yaşadığım en güzel anlardan biriydi herhalde. Ama ben güzel şeyler yaşarken ortalık yıkılıp dökülür. Ben iyi bir şey yaşarken bir yerden bunun acısı muhakkak çıkar. Her şeyin bir bedeli vardır. Ben buna inanırım. Belki ben bu kadar iyi gitmesini hak etmemiştim. Yani bu kadar keyif almam yanlıştı belki de. Hazım Bey, bunun sizin inançlarınızla bir alakası yok.
Gereksiz kadercilik yapmayın. Bu bakıştan kurtulmak için yaptık bu iş birliğini. Siz bir bilim insanısınız. Şimdi bir çuval inciri bok etmeyin lütfen. Bilmiyorum. Çözün o zaman. Yoksa ben vicdan azabından eriyeceğim birazdan. Gel Ezgi. Cansın Bey, ilginç veriler elde ettik. Aten inisiyatif almış gibi görünüyor. Kendi kendini izole etmiş gibi sanki.
Bu mümkün değil, Aten'in bir özgür iradesi olamaz. Aten, buradasın neden yüzüme bakmıyorsun? Bu kadar kaygı, endişe nereden geliyor Hazım Bey? Aten beni görmüyor musun? Buradayım. Hazım Bey bu kadar sıkmayın kendinizi. Oturuyorum hemen, hemen burada yanındayım. Aten ne olur terk etme beni. Aten hep sizinle kalacak, meraklanmayın. Kaygı duymanıza hiç gerek yok. Alo.
Hazım Bey günaydın. Günaydın. Pardon, kim? Cansın ben. Sırma Nuri Enformatif'ten. Uyandırdım sanırım. Yok, yok. Önemli değil. Geç yattım biraz da. Of, neler oldu ya gece öyle. Hayırdır böyle sabah sabah? Her şey yolunda mı? Aten, beni duymuyor musun hâlâ? Hayır değil. Aten, Aten yok. Evet, biz de ondan bir sinyal alamıyoruz. Daha doğrusu sizin telefonunuzdan sinyal gelmiyor. Demek Aten'le bağlantınız kesildi. Evet.
Yani bu kadar mıymış yani? Ne bu kadar mıymış? Büyük icadınız bir gün çalıştı. Yani keşke teknolojinizin güvenilirliğinden... ...iyice emin olduktan sonra denemelere başlasaydınız. Biz gerekli çalışmaları yaptık Hazım Bey. İçiniz rahat olsun. Basit bir sorun var. Sizin yardımınızla halledeceğiz. Hep karşıdan beklemek bizim kültürümüze yerleşmiş. Hazım Bey, isterseniz ben daha sonra arayayım. Şu an yol alamayacağız gibi gözüküyor. Niye, yanlış mıyım?
Yani beni tedavi etmek üzere bir yoldaş veriyorsunuz yanıma... ...ve yoldaş birden kapı duvar. Yani bu beni daha fazla hasta etmeyecek mi şimdi? Lütfen sabırlı olun biraz. Öncelikle biz bunu bir tedavinin çok ötesinde görüyoruz. Bu sizin hayatınızı değiştirecek bir olgu. Basit bir teknik hatada hemen teslim olmamanız lazım. Lütfen. Bir rüya gördüm. Onun da sıkıntısı var üzerimde herhalde. Nasıl bir rüya? Ee, Ezgi'yi gördüm.
Yüzüme bakmıyordu. Ona seslendim, gözlerinin içine baktım. Dönüp bakmadı bana. Aten de o, biliyorum. O hâlâ içimde. Bunu biliyorum. Bana küstü mü Aten, Cansın Bey? Böyle bir şey olabilir mi? Hayır, hayır. Öyle bir şey olamaz. Duygusal tepki gösterecek şekilde tasarlanmadı Aten modeli. Ona model demeyin lütfen. Haklısınız, affedersiniz. Hitap maddesini ekleyelim buna Eski.
Rüyamda onun bir özgür iradesi olamayacağını söylüyordunuz bana. Elbette olamaz, olmamalı. Bunu bilemiyoruz henüz. Ama sizdeki bir durum onu pasifleştirmiş olmalı. Yani bizde 12.47 sinyal kesildi gözüküyor. O esnada ne yaptığınızı hatırlayabilir misiniz? Saate bakmak hiç aklıma gelmedi o esnada. Evet, çok normal. Cansın Bey, Aten beni terk etti. Yani siz öyle olmadığını söyleseniz de Aten bir karar verdi ve gitti.
Hayır. Hayır, bu mümkün değil. Ben buna alışığım, siz de alışın bu fikre. Peki, başınızı bir yere vurmuş olabilir misiniz? Belki o an farkına varamadınız. Ya da başka herhangi bir fiziksel zorlanma? Hayır. Fiziksel değil ama ruhum yoruldu bir ara. Nasıl? Bir misafirim vardı. Enerjimi tüketti biraz. Her iki anlamda da yani. Belki o esnada boynunuza giren bir kramp bile... Alo?
Cansın! Alo! Sen de git. Şarj bitmiş. Kafamın içinde bir takım maddelerle kalakaldım. Ne medet umdum bu işten. Ne oldu her şeye hakim o irade timsali adam. Aferin sana Hazım.
Tekrardan yeni bir başarısızlıkla bir maceranın daha sonuna geldiniz. Tebrikler. Bravo. Bravo. Ancak bu kadar güzel başarısız bir karara daha imza atılabilirdi. Değil mi Sırmacığım? Sen de beni takdir ediyorsun değil mi? Yanımda olsan nasıl gurur duyardın benimle bir kere daha? Sırmayı karıştırmasan bu işe daha iyi olmazdı. Aa!
Neredeydin? Buradaydım. Ama sana seslenemedim bir türlü. Sanki sen nereye dönersen dön, hep arkanda kalıyormuşum gibiyim. Ulaşamadım bir türlü sana. Çok korkuttun beni. Fark ettim. Seni rüyanda gördüm. Ağzın oynuyordu ama sesin çıkmıyordu. Evet. Sana varmaya çalıştım. Kavuştun? Evet, güzel bir an. Ah, rahatladım. Ah,
Johnson Bey. Evet, telefon kesildi. Evet, benim telefonun şarjı bitti yine. Aten geri geldi.
Aa, çok sevindim. Tebrikler. Çok sağ olun. Cansın yıkıldı tabii senin gittiğini duyunca. Peki ne oldu? Belirleyici bir şey olmuş olması lazım. Bilmiyorum. Bulaşıkları toplamaya başladım. Kendime küfür ediyordum bir yandan. Böyle birden konuşmaya başladı. Demek tansiyonunuz yükselince tekrardan aktive oldu. Acaba bir klik noktası mı oldu sistemde? Sence oldu mu öyle bir şey? Aten? Bilmiyorum. Yok, zaten Ezgi'ye sordum. Aten? Yine mi gittin? Yine gitti.
Evet, duymuyorum. Yok, cevap vermiyor. Telefonun ucundan çözebileceğimiz bir şey gibi durmuyor. Buraya gelmeniz gerekecek sanırım. Yani sizi istasyona bağlayıp... ...elektromanyetik kontrol yapmamız gerekir. Of, bu durum çok sinir bozucu olmaya başladı. Daha bir gün oldu. Biraz sabırlı olmamız lazım. O bir günü ben yaşıyorum ama. Bir yarım bir var bir yok. Bir aç kapa falan yapabileceğimiz bir şey yok mu acaba? O kadar ilkel bir sistem değil bu, Asım Bey. Muhakkak öyledir. Ama benim duyduğunu söylüyor. Sanki bir yerde temassızlık var gibi geldi bana. Siz buraya gelin.
İlle de getirtecek beni oraya yani. Peki. Şimdi beni duyuyorsun o zaman. Kafamın içinde bir güvenlik kamerası oldum. Seni neler gördüğünü izleyebilseydim ben de. Güzel olurdu. Bir dakika ya. Senin bir uygulamam vardı telefonda. Evet.
Bu niye kapalı? Nt10 bağlantısı oluşturulamadı. Hadi canım. Bunun yüzünden mi kapandı bu? Duyuyor
musun beni? Beni aldırmayı düşünmedin değil mi? Bana mı öyle geldi? Seni aldırmak ne demek? Kist misin sen? Bir an düşündüm bunu, duydum. Benden kurtulmak istedim. Günün birinde bir kiste dönüşmek istemem. Olmayacak öyle bir şey. İlk defa kendi isteğinle ilgili bir şeyden bahsediyorsun bana.
Çok çabuk alışmışım sana farkında olmadan. Ben de sana çok alıştım galiba. Bir daha kapama beni. Ben kapamadım ki seni. Kendi kendine kapanmışsın. Biliyorum ama aklında bulunsun. Sen kapama başka bir şekilde bile olsa. Tamam. Kapamayacağım. Yeşim'i de görmeni istemiyorum bir daha. Nasıl yani? Şaka şaka. Ne oldu seni upgrade mi ettiler kapalıyken böyle espriler falan? Efendim İnce. Abi. Efendim. Akşam geliyorsun değil mi? Lazanya yapayım dedim.
Aferin, çok iyi. Tamam, geleceğim. Kapat şimdi. Ne oldu, işin mi var? Ya ince. Sabah sabah. Akşam görüşürüz hadi. İyi, tamam. Görüşürüz. Akşam misafirliğe gidiyoruz. Şimdi duş alalım. Ve yine ses yok. Yine mi gittin?
Gelmişken yanına da baktıralım. Belki rot balans ayarını da yaptırırız, ne dersin? Canın sıkılmasın diye dedim. Kızmadın umarım. Bakalım Cansun Usta ne diyecek?
Hazım Bey, uygulamanın güncellemesini yapmamışsınız. Nasıl yani? Atelin ayarlarını yaptığınız uygulamanın güncellemesi gelmiş. Bunun için mi geldin buraya kadar? Telefonunuzu kontrol etmeden bunu anlayamazdık ki. Doğru, haklısınız. Telefondan bana uygulamayı güncelleyin diyemezdiniz tabii. Telefonunuz eski model olduğu için her telefonunuz çaldığında... ...uygulama kapanmış. Ya! Bana yeni telefon mu vereceksiniz yani? Yok, şu anda çalışıyor. Ama yeni bir telefon alsanız iyi olur. Daha yeni işten atıldım ben. Telefonu nasıl alayım? Canım her bütçeye göre telefon var. Alıverin bir tane taksitle. Ya da kardeşinize söyleyin, sizi telefondan aramasın.
Ben bir rüya mı görüyorum? Hayır, neden? Ya bu koskoca sistem bir telefon yüzünden arıza mı yapıyor yani? Bence sistemi bu kadar mükemmel yapan da bu. Basitliği. Tabii gerçekte hayran kalmamak elde değil. Haklısınız. NT10'un insan bilincine temiz bir sayfa açması... ...işte bu kadar kolay ulaşılabilir olacak. Bir telefon uygulaması kadar. Benimle resmen dalga mı geçiyorsun? Neredesin en ihtiyacım olan zamanda sana? Cansın Bey, heyecanınızı anlıyorum da... ...ürününüzün uygulamasında sorun var. Tamam, daha deneme aşamasındasınız ama... ...tüm kontrolleri yaptıktan ve hastanın bunu anladığından... ...emin olduktan sonra uygulamaya geçmeniz lazım. Evet, evet, tabii. Arçelik servisi sizden daha iyi çalışıyor, onu demek istiyorum. Önemli olan bilime katkımız, Hazım Bey. Gerisi fazla bir sorun. Ya bırak bayakları. Peki, tamam. Telefonumu alayım da gideyim ben. Telefonunuzda güncelleme yapılıyor şu an. Birazdan gelir. Anlıyorum.
Bu Johnson bizim okulada kolaylıkla rektör olabilirmiş aslında. İkna etmek için sebep sonuç ilişkisi kurmaya ihtiyaç duymuyor hiç. Sükunetini tebrik ediyorum. Güzel dayanıyorsun. Bir daha buraya hiç gelmeyebilsek keşke. Çok sürdüremeyebilirim bu sükuneti. Sabret. Az kaldı. Hazır Bey telefonunuz. Halloldu sanırım. Evet. Açen'le konuşabiliyor olmanız lazım şu anda.
Evet, duyuyorum onu. Uygulamayı güncelledik. Bir daha sorun olmayacağını ümit ediyoruz. Artık ümit etmeyelim. Emin olalım Ezgi. Eğer olursa uygulamayı kontrol edin lütfen. O zaman bize müsaade. Hasım Bey, gözümüz üstünüzde. Bu ne demek şimdi? Anlamadım? Yok canım, yani her zaman buradayız anlamında söyledim. Hoşça kalın.
Neden koşuyoruz? Sanırım fazla enerji birikti içimde. Bir heyecan da hissediyorum. Evet, galiba sana sarılmak istiyorum ama... ...bunu yapamamak koşturuyor beni. Komik bir insansın. Ayy, yavaş! Ah! Pardon, pardon. Nereye kadar gideceğiz böyle? Metroyu geçtim. Zaten nefesin de bitti. Dur istersen. Sanayi sitesi pek koşmaya uygun bir yer değil gibi. Evet, dönüyorum.
Kimse de kalp krizi geçirteceksin. İçime bir köpek kaçtı galiba. Koskoca adam. Vallahi sorma. İyi geldi ama. Bu
adam niye bana bakıyor? Tanıdık geliyor. Nereden? Seni iyi gördüm. Metroda karşılaşmıştın yine yakın zamanda.
Hatırlıyor gibi. Nereden anladınız? Kendi kendine konuşmaya başlamışsın. Aydınlığa yaklaşanların yaptığı gibi. Meczup mu bu acaba? Çok da öyle görünmüyor. Sizde çok bir değişiklik yok. Böyle esrarengiz konuşmalar devam ediyor hâlâ. Tedirgin olmana gerek yok. Köpek koşularıyla başlar genelde. İrade güç kazanıyor. Ne demek istediğimi anlayacaksın. Yavaş yavaş.
Dengem bir Podbee Media yapımıdır. Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet adlı romanından esinlenilmiştir. Yazan ve yöneten Seren Yüce. Duyulma sırasına göre seslendirenler. Osman
Sonant Derya Şahan Cem Zeynel Kılıç Esme Madra Zeynep Uzel Metin Bozkurt Müzik Ekin Fil Ses Metin Bozkurt Afiş Tasarım Samet Kesen Grafik Tasarım Doruk Kaya Dijital Pazarlama Indigo Dijital
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.