
2.010 kelime · ~10 dk okuma
Hadi niye duruyoruz? Kapıyı kilitledi. Resmen kaçırdığımı düşünüyor. Bunu anladık zaten. Şimdi ona nasıl anlatacağız, onu düşünmemiz lazım. Uf! Bilmiyorum, çok zor. Çok korktu. İnci bu kadar korktu mu bunun etkisinden çıkması birkaç sene sürebilir. Ona bu kadar güvensiz yaklaştığın için onu hep ezmişsin içinde. Ya çocukluktan gelen bir şey işte. Benim de hoşuma gitmiyor ama... ...yani bir kere bile şaşırtmadı beni. Ne yapayım yani? Abi, git ne olur. Eyvah, sesli konuşmuşum.
Ben de hiç farkında değildim. Tamam, tamam. Gidiyorum. Kapı deliğinden gözlemiş. İyice inandırdım onu delirdiğime. Abi, Umut'un servis parası çok pahalanmış bu yıl. Ne yapacağız? Deprem bu sene olacak diyorlar. İstanbul'dan taşınsak mı acaba? Akşam gelirken domates alsana. Unutmuşum. Orhan beni aldatıyor galiba. Sen bir konuşsan mı acaba? Abi, şimdi şeriat mı gelecek? Muhsin amcalara hırsız girmiş. Ya bize de girerse? Alarm mı taktırsak?
Bunları niye duyuyorum ben? İnci'nin kayıtlarına bakıyorum. İlla ki seni dinlemek zorunda kalacak. Sensiz bir hayat düşünemez. Eski defterlerime bakıyorsun. Evet, her zaman. Bu nasıl oluyor? Ben seninle kendimi iyi hissediyorum. Ama geldiğinden beri ortalık darmadağın oldu ya. Yeni bir bebek doğduğunda da ortalık darmadağın olur. İşte bu saatten sonra çocuk sahibi olmak zor biraz. Yine de kendini iyi hissediyorsan bir işe yarıyorum demektir. Olması gereken de bu değil mi?
Evet buydu sanırım ama hayatta kalmama vesile olan iki tane varlık… …ölümüne korkuyor benden artık. Abartma. Ölümüne ne demek? Alışacaklar buna işte. Endişelenme. Alışacak alışacak deyip durma ya. Onlara böyle bir şey yaşatmadım hiç ben. Niye böyle bir şey yapmış oldum şimdi? İnciyi bu kadar korkutmaya ne gerek vardı? İnci korkmaya dünden meraklı zaten. Her şey o kadar pürüzsüz ilerlemiyor işte.
İyi hissediyorsan iyi hissettiğin yerden devam et. Sürekli geriye dönmeye çalışma. Benim düzenimi bozuyorsun. O zaman içinde ne işim var benim? Seni içime almamın sebebi etrafa zarar vermemekti. Tam tersini yapmış olmam… Saçmalıyorsun. Bunun bu kadar basit olmayacağını biliyordun. Suçlu aramaya başladın yine. Suçlu yine benim tabii. Mesele suçlu bulmak değil işte. Ortada suç yok çünkü. Ama ortada dağılan bir aile var. Aile dağılacağı kadar dağılmış zaten. Artık bir şeylerin değişme zamanı.
Bugünden yarına bir şey değişmez öyle hemen. İnat etme yeter. Değişecek. Daha çok başındasın. Başındayız. Çok güzel bir başlangıç olmadı sanki. Güzel anlarımız da oldu ama. Öyle değil mi? Evet. Karnım karıncalandı.
Ve daha acıktım. İştahım kaçmıştı, demin geri geldi. Aç bıraktı insafsız ya. Lazanyanın kokusu hâlâ burnumda. Şişt! Seni güzel bir yere götüreyim.
Beni götürmek istediğin ilk yer esnaf lokantası mı? İyi bir yemek istiyorsan yemeklerin atasıyla başlaman lazım. Abiciğim kuzu incik, yaprak sarma, karnıyarık... ...kapuska, patlıcan kebap, elbasan tava, sebzeli köfte... Ay yeter. ...içlik köfte, lahana dolması, mücver. Bir tas kebabı alayım, bir de pilav. Pilavın üstüne kuru bırakayım mı biraz? Bırak bırak. Hemdin olur abi. Yemeklerin zevusu tas kebabı ve pilav. İyi bir başlangıç olacak senin için. Bana sormaman büyük incelik.
Bir dakika, hani aynı midenin yolcusuyduk? O yemeğin miktarıyla alakalıydı. Benim de zevklerim olabilmeli. Bu et alışkanlığını da düzeltelim bir ara. Sakın ha, bak etime karışmak yok. Hemen değil, merak etme. Zamanla. Şu lezzetten nasıl vazgeçebilir insanı anlamak mümkün değil. Yemezsen olur biter. Hiç bu romantizmlere girmeyeceğim şu anda, kusura bakma. İradesizsin çünkü.
Cevap vermediğine göre kabul ediyorsun. İlgilenmiyorum. Tartışmaya girmek istemiyorsun. Ne de olsa sonunda açgözlülükten yaptığını itiraf etmen gerekir. Ya açım ve yiyorum işte. Neyi tartışıyoruz ki?
Açgözlülüğü tatmin etmek için... ...işkenceye maruz kalarak kesilen hayvanları yemeli istemiyorum. Bak oradaki yemeklerin hepsinin içinde et vardı. Yoksa da et suyu vardı. Yani bu dünya bu şekilde besleniyor. Birileri açgözlük yapıyordur muhakkak ama insan etobur bir canlı. Unsuz olmaz, boşuna tartışma. Vegan olmam Türkiye'de imkânsız zaten. İmkânsız olan alışkanlıklardan kurtulmak.
Dünyayı kurtarmak gibi bir derdin varsa söyleyebileyim. Var diyelim. İşte ben doğru kişi olmayabilirim bunun için. Zorlama boşuna. Ben doğru bilinç olabilirim ama. Öyle olmadığını anlarsın yakında. Çabuk geçer gençlik bağırları. Benim yaşım yok. O zaman ben ölünce daha genç bir bedene yaptırırsın kaydını. Çok geç olur. Değişimi bir an evvel başlatmak lazım. Senin için de geç değil zaten. Beni karıştırma. Hah, ince. Aa, değil. Sırma.
Hiç bilmiyorum ya. İyiyim, iyiyim. Ne yapıyordun? Dışarıdasın galiba. Ha evet evet, yemeğe geldim. Sonra arayayım istersen, tas kebabın soğuması. Hatırlıyorsun. Herhalde yemeklerin atası. Ne güzel gülüyorsun. Başka bir şey yemiyor musun burada gerçekten? Özledim tabii, çılgınca. Yok ya, sayılmaz. Onu değil, beni. Ha, tabii ki de, seni de çok özledim. Ha işte, mecbur kalınmış cevap. Hayır canım, biliyorsun seni özlediğimi.
Ya biliyorum, kıllık yapıyorum. O zaman geliyorsun, onu söylemek için aradın. Bu hâlde nasıl geleyim ağzım? Gelemem ki. Doğumdan sonra bekliyorum itiraz isteme. Peki, tamam. Hadi o zaman yemekten sonra konuşuruz. Tamam, eve gidince arayacağım hemen. Tamam. Hangi aydayız? Haziran. Demek son barsonu gibi burada olur. Gelmeyecek tabii ki. Gelecek, görmedin mi? Gözlerinin içi parladı gelmekten bahsedince. Pişman olmuş bence. Çocuğu doğurup dönecek. Vatandaşlık dağılmış olacak. Akıllı kadındır Sırma.
Sana öyle geldi sanırım. Seni üzmek istemedi sadece. Hiç alakası yok. Sırma yapacağım dedi mi, yapar. Boşa konuşmaz. Hadi, kandırma kendini. Gayet mutlu görünüyordu. Akıllı kadınsa gelmez zaten. Gelmesin istiyorsun sen? Gelmeyecek zaten. İstememe gerek yok. Kıskandın. Hiç işim olmaz. Of,
olamaz. Soda kalmamış. Olması lazım. Ne oluyor yine? Pardon. Ama artık buna bir açıklık getirelim. Benim hareketlerime karışabiliyorsun. Hayır. Sadece senin göremediğin sodayı gördüm. Ve onu almaya çalıştın. Sen son anda gördüğün için koordinasyonun karıştı. Benim hareket kabiliyetim yok. Seni tamamlıyorum sadece. Peki ben bunu istiyor muyum? İstemiyor musun? Hayır istemiyorum. Neden? Hareketlerimi kontrol edebilmeye devam etmek istiyorum. Senin için de uygun mu? Ben sana uymayacağım. Sen bana uyacaksın.
Sürekli savunmadasın, benden tedirgin oluyorsun. Kendimi yabancı gibi hissediyorum içinde. Bir refleks değil, bunu bile kabul etmeyeceksen... ...devamlı şekil vermeye çalışıyorsun. Anlamadım. Ben mi veriyorum şekil yoksa sen mi? Senin düzenine devam edeceksek benim işlerim kalmamış demek olur. Üzgünüm, bu benim bedenim, benim yönetmem daha doğru. Büyük yanılgı. Onu zaten sen yönetmiyorsun. Kimmiş
o yöneten? Bilinçsiz tarafın. Ve ben oraya daha yakınım. Ya saçmalama. Sen sadece gözlemleyebilirsin. Ağzım.
Aa, canım. Çok geç aramadım değil mi? Yo, hayır. Aramanı bekliyordum. Ha, iyi. Nasılsın? Ay çocuk zor işmiş. Daha şimdiden odasıydık. Ya Fethi'ye de bir sürü iş çıkardı başıma. Nereden buraya geldin diye soruyorum kendimi. Değil mi? Değil mi? Gördün mü? Pişmanlığı yaşıyor işte. Ama müthiş de bir heyecan tabii.
Hareketleri, kalp atışı, sıcaklığı. Demek ki bu iki duyguyu beraber yaşayacağım bundan sonra. Evet, gerçekten de öyle. Sen nasılsın? İyi, iyi, iyi. İyi gibiyim. İyiyim aslında. İyi sayılırım yani. Ne bileyim, daha iyi zamanlarım oldu yani. Birkaç gündür yorgunum, işten ayrıldım. Ya ayrıdılar daha doğrusu. Duydum, evet. Merak ediyorum seni. Nereden duydun? İnci'yle konuştuk. Yapma ya, bunu hiç hesaplamadım. Hele ben?
Ne dedi İnci? Morelinin çok bozuk olduğunu söyledi. O kadar da değil canım. Daha yeni olduğu için böyle gergitlerim var yani. Ama her gün daha iyiyim yani. İnci telaşlıydı çok. Aman İnci'yi bilmiyor musun? Panik prenses. Evet de ilk defa böyle gördüm. Tedirgindi bayağı. Ya boş ver sen onu. Oralardan bunlarla mı uğraşacaksın? Üzülüyorum uzakta olunca. Aklıma takılıyor.
Gördüğün gibi orada hiç huzuru yok. Senden iyi olduğunu söylemeni bekliyor. Huzursuzlukla alakalı bir şey değil. Ben iyiyim canım. Dediğim gibi afalladım böyle bir iki gün. Şimdi biraz dinleniyorum. İşte önümüzdeki hafta böyle aramayı düşündüğüm bir iki yer var. Ve bir yerlerden devam edeceğim tabii. İnci korkmuş çok. Psikolojin bozukmuş bayağı. Ya psikiyatrist böyle bir şeyden bahsetti. Ben de bir deneyeyim dedim İnci'de. Bakayım dedim tepkisi ne olacak. O da ciddiye aldı tabii ya. Benim salaklığım. İnci'ye böyle şaka yapılır mı?
Bir dakika, neden bahsetti anlamadım. Ha. Şimdi sana anlatmadım. Tufaya geldim ağzına sıçayım. Aman önemli değil ya. Boş saçma sapan bir şey. Neymiş ya o? Söyle bakayım. Ya önemli değil, zırvalık. Hem sen bunlarla canını sıkma şimdi. Senin morale ihtiyacın var. Biz iyiyiz, sen merak etme. Şişt, bir şey soracağım. Bebeğin fotoğrafı çekilmedi mi daha? Hadi göstersene. Hanimiş benim fetusum. Ağzım anlat şunu lütfen. Lafı çevirme ya. Ya vallahi saçma bir şey. Ağzım, anlatır mısın şunu çabuk? Ya anlatacağım ne olacak? Kalkıp oradan bana merhem mi olacaksın?
Yanıma mı geleceksin? Uğraşacak mısın benimle? Bunları düşünüyor musun hâlâ gerçekten? Sayende unutmuştum. Şimdi açığa çıkıverdi birden. Canım benim, bunların hepsini buradan da yapabilirim. Açık olman yeterli. Benim tam olarak yamacında olmama gerek yok artık. Bundan sen de sıkılıyorsun. Benimle her şeyi paylaşabileceğini biliyorsun. Sen de böyle düşünmüşsün zaten. Şimdi ilk derse geri dönmenin ne âlemi var? Ay yeter ikiniz birden ya. Sıkılmıyorum. Hiç sıkılmadım. Sen benden sıkıldın. Yapma hadi. Bunları tekrar konuşmak için aramadım.
Bunun için aramazsın tabii. Kaçıyorsun çünkü bunları konuşmaktan. Daha ne konuşacağız canım ya? Aylarca konuşmadık mı bunu? Neresinden başlayacağız tekrar konuşmaya? Senin artık bana katlanamadığından başlayabiliriz. Ne gerek var şimdi bunlara? Bunları tekrar etmek sana zarar veriyor. Ben kimseyi sıkmadım bu hayatta. Bunun bir sebebi yok muydu sence? Artık çok karışmamıştık birbirimize. Biz deme. Ben hiç senin bana karışmandan şikayet etmedim. Ama sana göre ben bir işgalciydim. Hatırladın mı? Öyleydi ama canım. Her şeyi kontrol etmek istiyordun.
Kim kimin hayatını yaşıyor karışmış da artık öyle değil mi? İşgalci dedin bana. Özür dilerim. Özür dilerim. Bin defa konuştuk arada bir kere demişim. Affedersin. İşte insan unutmuyor. Neyse ya. Nereden çıktı şimdi bu? Olayı anlatır mısın bana? Lütfen. Ya İrfan Bey bir tedaviden bahsetti işte. Saçma sapan bir şey. Kim? İrfan Bey kim? Psikiyatristim. Böyle kafana bir şey takıyorlarmış. İçinde konuşan biri oluyormuş. Ee? İşte onunla daha iyi hissediyormuşsun kendini.
Ay bir dakika, burada da var onlardan. Haberini gördüm ben geçenlerde. Sakın ha! Aa! Ne diyor haberde? Hatırlamıyorum. Bu ne saçmalık dedim, geçtim. Başlığını hatırlıyorum sadece. Sen yaptırdın mı yoksa? Yok canım, yapar mıyım? Ben de bu ne delilik dedim. İnci bayağı paniklemişti ama. Ya, İnci çok ciddiye aldı ya. Ağzım. Sen şaka yaptın yani, öyle mi? Ya, evet evet. Ya, safım ya.
Ama o çok endişeli. Gereksiz yüklenmişsin kıza. Sen kendini daha iyi hissetmiyor olabilirsin de... ...kardeşinin de sinirlerini bozma lütfen bu yüzden. Onların tek dayanan sensin. Benim de saçmalama özgürlüğümün olması lazım ama. O özgürlüğünü bol bol kullandın sen bugüne kadar. Biraz sık dişin canım. Kızıyorsun bana. Hayır. Dikkat etmeni istiyorum biraz. Kendine. Peki ederim. Bak bakayım ona. Hey.
Ben yanındayım. Sıkılma. Sıkılma, tamam mı? Seni sevenler var bu dünyada. Bak, bir tane de yolda. Teşekkür ederim. Herhalde. Sen değerlisin. Come,
come. Zaka'yla su aldım. Hey, buddy. Hi. How are you? Gülümseyen gözler. Birbirinizi özlediniz değil mi? Evet, evet. Nasılsın Lars? Bu da kim ya? Eniştem. İyi, iyi, harika. Küçük arkadaşımızın çıkmasını bekliyoruz. Çok heyecanlı. Evet, evet. Sizden çok mutluyum. O, iyi bir baban olacak, tamam mı? Endişelenme adamım. Ben de en iyisini yaparım. Belki bir zaman onu görürsün. Geçen yaz belki. Burada seni görmek güzel olur.
Anlaşılan sen gidiyorsun. Sus, sus. Neyse canım, ben tutmayayım seni. Söz ver bana. Ne sözü? Kendine deyinceye de yüklenmek yok, tamam mı? Tamam, tamam. O iş bende. Benim de hakkım sende. Benim de. Seni seviyorum. Ben de. İyi geceler, tschüss. Tschüss.
İki dakika konuşturmadı herif, gördün mü? Bitmişti zaten konuşma. İyi bağladın ama sonunda duygusala. Bağlamadım. Kendiliğinden oldum. Anlıyorum. Daha
hızlı, daha hızlı! Bu hız iyi aşkım, yoksa düşersin. Daha hızlı! Olmaz, olmaz! Ya, hadi! Sarıma, gel hadi, al şunu elimden. Olmaz aşkım olmaz düşersin vallahi düşersin. Sırma nereye gittin ya stres oldum. Daha hızlı daha hızlı en hızlısı. Aa Ezgi. Ne yapıyor burada? Mesai saati değil mi? Ezgi. Ezgi. Ezgi hey. Bağırma aşkım ne olur bağırma. Ezgi. Bakıyorsun niye görmüyorsun? Ezgi. Ya gitme. Ezgi.
Kaçıyor benden. Nerede? Şimdi buradan geçti. Ezgi! Ezgi nereye gidiyorsun? Bağırıyorum arkandan. Hiç. Duymamışım. Nasıl duymadın ya? Bağırıyorum yarım saattir. Nereye gidiyordun? O bavulda ne var? Yok bir şey. Ne o? Ver bakayım. Yok bir şey. Önemli değil. Ver bakayım o zaman. Önemli değil. Evrak. Evrak. Ne evrağı? Versene şunu. Bağırma aşkım ne olur.
Ne bu evraklar? Bilinç. Ne bilinci? Hazım'ın bilinci.
O neydi ya? Uyu, boş ver. İçim yanıyor, su içmem lazım. Kalkma, uyu. Susadım diyorum. Biliyorum, farkındayım. Kalkamıyorum.
Evet, onu da biliyorum. O zaman neden kalkamıyorum ben? Ben istemiyorum çünkü. Dengem bir Podbee Media yapımıdır. Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet adlı romanından esinlenilmiştir. Yazan ve yöneten Seren Yüce. Duyulma sırasına göre seslendirenler Osman Sonant, Yasemin Çonka, Esme Madra, Metin Bozkurt, Tülün Özen, Baki Davrak, Mercan Sonant. Müzik Ekin Fil. Ses
Metin Bozkurt Afiş Tasarım Samet Kesen Grafik Tasarım Doruk Kaya Dijital Pazarlama Indigo Dijital
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.