Podcast

62 - Meçhule Giden Bir Gemi: Rebecca Coriam

Karanlık Dosyalar

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Rebecca Coriam açıldığı denizden bir daha hiçbir zaman dönemedi...
*Bu bölümdeki bazı unsurlar rahatsız edici olabilir*

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Ant Arın Şermet
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandırmalar:
Rebecca Coriam: Lal Vulkan
Anne: Hazal Beril Çam



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.735 kelime · ~9 dk okuma

Merhaba, ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bu hafta size hala ne olduğu ve nerede olduğu bilinmeyen birinin Rebecca Coriam'ın kayboluşunu anlatacağım. İnanın bu bölümden sonra seyahat gemilerine binmeye korkacaksınız. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?

Zorlu bir hayata adım attığından habersiz olarak 11 Mart 1987'de İngiltere'nin Chester şehrinde doğmuştu Rebecca Coriam. Kız kardeşi Rachel ve iki üvey kardeşiyle yaşayan Rebecca'nın dindar bir ailesi vardı ve özgür bir çocukluk yaşamasına izin verilmemişti. Evden okula, okuldan eve geçirdiği çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından Rebecca, ailesine, evlerine yakın bir yerde bulunan Chester Hayvanat Bahçesi'nde çalışmak istediğini söyledi. Böylece biraz evden uzakta kalıp rahat bir nefes alacağını düşünüyordu. Ancak Rebecca için huzur hayvanat bahçesinde değildi. Babası, Rebecca'dan her akşam o gün neler yaptığını noktasına virgülüne anlattırıyor, gittiği yerlerdeki insanlara gidip doğru söyleyip söylemediğini kontrol ediyordu. Birileriyle yakınlaşmasına kesinlikle izin vermiyor, dinine uygun biri olması için ona hem sözlü hem de fiziksel olarak şiddet uyguluyordu.

Annesi, babasının yaptığından daha farklı bir yol izliyordu. Fiziksel olarak çok zayıf bir çocuk olan Rebecca'ya sürekli zorbalık ediyor, giydiği kıyafetlere karışıyordu. Arkadaşlarıyla eğlenmek istediğinde babasına söylemekten çekinen Rebecca, annesine gittiğinde bunu çözebileceğine inanıyordu. Annesi kızını anlıyor gibi yapsa da sonra onu babasına ispiyonluyordu. Bağnaz ve şiddet düşkünü bir baba ile manipülatif ve ikiyüzlü bir anne arasında gidip geliyordu Rebecca. Bu dönemde imdadına üniversite yetişti. Chester'dan ve ailesinden kaçmak yeterli değildi. Onların hiçbir şekilde kendisi üzerinde etkilerinin olmaması gerektiğini düşünüyordu.

Transkriptin tamamını oku

Bu sebeple Birleşik Krallık'ın en güneyinde yer alan Plymouth şehrinde spor bilimleri eğitimi almaya başladı. Aynı zamanda İngiliz ordusuna gönüllü olarak katıldı. Plymouth'taki eğitimine devam ederken, ordudan kendisine personel gönüllüsü pozisyonu için kabul geldi. Böylelikle hem üniversite eğitimini tamamladı hem de ordu sayesinde deniz aşırı yolculuklar yapmaya başladı. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra ABD'nin main eyaletinde bulunan Camp America'ya eğitmen olarak katıldı. Rebecca için 2009 ve 2010 harika geçmişti. Birçok farklı yer görmüş ve birçok farklı insanla tanışıp çocukluğunda tadamadığı özgürlük duygusunu ciğerlerine doldurmuştu.

Ancak ABD'deki eğitmenlik görevini ve İngiliz ordusundaki gönüllülüğünü bitirdikten sonra evine dönmesi gerekti. Rebecca'yı daha yola çıkmadan eve dönmenin ailesiyle tekrar görüşecek olmanın korkusu kaplamıştı. Hüzünlü bir şekilde uçağa bindi ve kendini doğduğu topraklarda, Chester'da buldu. 21 yaşına gelmiş ve hayatının son 5 senesini ailesinden uzak geçirmiş Rebecca için Coriam hanesinde geçen her an cehennemdi. Annesiyle babasının sürekli başında dikilmesi, kardeşlerinin ergenlik sebebiyle tutarsız tavırları onu çok zorluyordu. Haziran 2010'a geldiğimizde ailesinin evde olmadığı bir gün bilgisayar başında zaman geçiriyordu. Zaman geçiriyordu dediysek Facebook'a girmiyordu.

İş arıyordu. İş arama sitelerinin ilerleyen sayfalarına gittikçe ümidi azalmıştı. Ama karşısına çıkan bir ilan umutlanmasını sağladı. Disney Wonder gemisinde çalışacak tecrübeli insanlar arandığı yazıyordu bu ilanda. Rebecca'nın hem gemi hem de eğitim sebebiyle iletişim tecrübesi vardı. Bu pozisyon için ideal bir aday olabilirdi.

yüz yüze görüşme için hemen bir tren bileti aldı ve sonraki sabah Londra'da yetkililerin karşısına oturdu. Görüşmesi çok kısa sürmüş, işe alınmıştı. Yolculuğa çıkmadan önce Florida'da bulunan Disney tesislerinde kapsamlı bir eğitim alması gerekmekteydi. Eğitimini tamamladıktan sonra önce Bahamalara, sonra Meksika sahillerine yapılan yolculuklarda çalışarak 2010 yılının ikinci yarısını tamamladı.

Rebecca'nın sonraki yolculuğundan önce iki aylık bir boşluğu bulunmaktaydı. Boşluğunu ailesinin yanına giderek kullandı. Yemekte Rebecca, anne ve babasına bugüne kadar ona uyguladıkları baskı sebebiyle patladı. Kızım, iyi misin? Çok sessiz duruyorsun. Tabağına da hiç dokunmamışsın. Canın sıkan bir şey mi oldu? Yok anne, iyiyim.

Bana da hiçbir şey sorulmuyor ya. Senin iyiliğin için sorduk herhalde. Sorma. Bana soru falan sorma. İyiliğimi de istemeyin artık. Bu mu iyilik? Hala anlamadınız değil mi neden sizden kaçtığımı? Ben size söyleyeyim. Arkadaşlarım çağırıyordu oyun oynamaya, odamın camından dışarı bakmama bile izin vermiyordunuz. Okul bahçesinde biraz oturup eve 10 dakika geciksem uğrarmayan yerim kalmıyordu. Bu mu iyilik istemek? Canım nereden çıktı şimdi bu laflar? Sakin olur musun biraz?

Ya sizi daha az görmek için okul çıkışı hayvanat bahçesinde çalıştım ben. Hayvanat bahçesi. Daha lisedeydim. Gezip tozabilirdim. Onun yerine gittim çalıştım yine de yetmedi size. Kendin istedin. Kendin istedin. Ay oradadır sürekli başıma dikildiniz. Tavama dokunmamışım. Al. Al. Şimdi dokundum. Mutlu musun? Rebecca, Chester'dan ayrılmadan birkaç gün önce büyük babasının ölüm haberini alınca anne babasıyla yaşadığı gergin akşama rağmen vedasında baltaları gömmüştü. Dedesinin cenazesini bekleme şansı olmayan Rebecca, Chester'dan Liverpool'a, Liverpool'dan da Disney Wonder gemisinin kalkacağı Los Angeles limanına giderek hayatının son yolculuğuna başladı. Şimdi ufak bir aramız olacak. Ardından tekrar birlikteyiz.

Gemideki ilk 6 hafta sorunsuz geçmişti. Rebecca işini yapıyor, ailesiyle Facebook ve Skype üzerinden temas kuruyordu. Rebecca, 21 Mart akşamı uyumadan önce annesiyle Facebook'tan yazıştığında, ''Yarın sabah işim bitince sizi Skype'dan arayacağım.'' dedi ve yatağına uzandı. Aradan geçen 12 saatte annesi, kızından hiçbir haber alamadı. Önce sakin kalmaya çalıştı.

Çünkü kızıyla bir kez daha öylesine bir kavga etmek istemiyordu. Ancak saatler ilerledikçe dayanamadı. Ve kızının telefonuna mesajlar atmaya, cevapsız çağrılar bırakmaya başladı. Cidden Rebecca ortada yoktu. 22 Mart sabahı başlaması gereken mesaisine başlamadığı anlaşıldı. Odasında uyuyakalmış olma ihtimaline karşın kapı çalındı. Ama cevap yoktu. Güverteler arandı.

geminin makine dairesine bile gidildi. Ama orada da yoktu. Disney Wonder gemisi Meksika açıklarında yolculuğuna devam ederken Rebecca'nın nerede olduğu bilinmiyordu. Sanki yer yarılmıştı da içine girmişti. Sonrasında gemi ekibinden birinin aklına güvenlik kameralarını inceleme fikri geldi. Kameralar incelendiğinde Rebecca gemideki sabit telefonlardan birindeydi.

Kamerayı suratına yaklaştırdıklarındaysa ağladığı anlaşıldı. Dudak okuma yöntemi uygulandığında, ''Hayır, hayır yalan söylüyorsun, bu gerçek olamaz.'' dediği fark edildi. Üzerinde bulunan gömlek çalışma gömleği değildi. Evet mesaisi bitmişti ve çalışma gömleğini giymesine gerek yoktu. Ancak üzerindeki gömleğin en az birkaç beden büyük olması şüphe uyandırsa da bir yargıda bulunmak mümkün değildi.

Rebecca telefonu kapadıktan sonra kadraja bir adam girdi. Çok üzgün ve bitap düşen Rebecca'yı gören adam ona iyi olup olmadığını sordu. Kamera tam Rebecca'nın karşısındaydı ve böylelikle adama verdiği evet iyiyim cevabı net olarak okunabildi. Adam kadrajdan çıktıktan birkaç dakika sonrasında Rebecca yerinden doğrularak kamera açısının dışına çıktı.

Saatler 5.45'i, takvimler 22 Mart 2011'i gösteriyordu. Ve bu onun son görüldüğü zamandı. Hem gemi mürettebatının hem de Rebecca'nın annesinin İngiltere'den yetkililere ulaşması sonucunda aramalar genişletildi.

Gemi Meksika sularında bulunduğu için Meksika polisi, geminin yola başladığı nokta olduğu için ABD polisi ve geminin kayıtlı bulunduğu ülke olduğu için Bahamalar polisi bir aradaydı. Ancak ABD ve Meksika polisi kısa sürede gemiden ayrılıp kontrolü Bahamalı polislere devretti. Bahamalı polisler de bütün gemiyi sorguya aldı. Daha doğrusu almaya çalıştı. Ancak işler istedikleri gibi gitmedi. Geminin sahibi olan Disney, Bahamalı polislere yolcuları sorgulamaları halinde başlarına iş açacakları konusunda ültimatom verirken sadece mürettebatı sorgulayabildiler. Ancak onlar da işlerini kaybetmekten ölüm gibi korkuyorlardı. Bu sebeple Bahamalı polisler de bir sonuca ulaşamadan gemiden ayrıldılar.

Rebecca'nın başına ne geldiğine dair ortaya teoriler atılmadan önce İngiltere'den ailesi geldi. Disney, Rebecca'nın ailesini gemiye götürdü ve mürettebatla tanıştırdı. Mürettebat, Coriam'lara o kadar iyi davranmıştı ki bir noktadan sonra bu nezaket şüphe uyandırmaya başlamıştı. Mürettebatla tanışmanın son aşaması gemi kaptanının yanına gitmekti.

gemi kaptanı mesafeli biriydi. Rebecca'nın kaybolduğu gece havanın kötü, denizin çok dalgalı olduğunu söyledi ve ailenin şüphe edeceği bir şey olmadığını tekrar tekrar dile getirdi. Rebecca'nın annesi kaptanın yanından ayrıldıktan sonra Disney'li yetkililerden farklı kamera açıları görmek istedi. Ancak yetkililerden gelen cevap olumsuzdu. Rebecca'yı gösteren başka bir kamera açısı yoktu.

Rebecca'nın öfkeli ailesi gemiyi terk edip bir dedektif tuttu. Dedektifin tutulması ve haberin dünyada duyulmasıyla birlikte The Guardian yazarı John Ransom da ABD'ye geldi. Tekrar yapılan soruşturmalar kapsamındaki gelişmelerden bir tanesi şok ediciydi. Sahil güvenlik Rebecca'nın düşme ihtimali olan bölgeyi aramaktansa tam tersi yönde bir arama başlatmıştı.

Hatta bununla da yetinmeyip aramayı olması gerekenden çok önce sonlandırmışlardı. Ayrıca güvenlik kamerası kayıtlarında eksikler keşfedildi. Rebecca'yı görme ihtimali olan iki farklı kameranın saat sabah 4 ile 7 arasındaki görüntüleri eksikti. Rebecca Coriam'ın nerede olduğuna dair kimsenin en ufak bir fikri olmasa da nasıl kaybolduğuna ya da başına ne gelmiş olabileceğine dair üç ihtimal kalmıştı ortada.

Bunlardan ilki Disney'in de arkasına yaslandığı ihtimaldi. Rebecca kameraya yansımasından kısa bir süre sonra 5. güvertede koşu yapıyordu. Hatta bunu mürettebattan biri de söylemişti. Ayrıca önceki kamera kayıtlarına bakıldığında Rebecca'nın boş zamanlarının neredeyse tamamını 5. güvertedeki havuzun başında geçirdiği görülüyordu. Rebecca'nın terliklerinin de orada bulunması dikkat çekti.

Rebecca, beşinci güvertede havuz başında vakit geçirirken, haydut dalga olarak adlandırılan devasa bir dalga yüzünden dengesini kaybedip denize düşmüştü. Bu bir kazaydı ve ortada şüphe edilecek hiçbir durum yoktu. Ancak olay aslında tam öyle değildi. Ortada şüphe edilecek bir durum vardı. Rebecca'nın beşinci güvertenin havuzunun kenarında bulunan terlikleri ailesine gösterildi.

ve annesinden gelen ''Bunlar kızımın terlikleri değil'' cevabı bu ihtimalin pek de güçlü olmadığını gösterdi. Çünkü terlikler Rebecca'nın ayağına iki numara büyüktü ve çok cafcaflıydı. Rebecca daha sade ayakkabılar terlikler giyiyordu. İkinci ihtimal biraz daha karanlıktı. Rebecca'nın intihar etmiş olabileceği düşüncesi vardı. Bu düşüncenin temel dayanağı kaybolmadan önceki son görüntüsüydü.

Çünkü telefonla yaptığı konuşma esnasında ağlamış ve telefonu kapadıktan sonra yere bitap bir şekilde oturmuştu. Mürettebattan alınan bilgiye göre Rebecca'nın çok kötü giden bir ilişkisi vardı. Ve bu telefon konuşması da büyük ihtimalle sevgilisiyle yapılmıştı. Kısacası intihar ettiğine inanmak istiyorsanız bu düşüncenizi destekleyebilecek bir görüntüsü vardı Rebecca'nın.

Gel gelelim, Rebecca ailesinden uzaklaşmayı başardıktan sonra dünyanın en neşeli, en eğlenceli insanlarından birine dönüşmüştü. Bu sebeple de zaman geçtikçe intihar ettiği düşüncesi kulağa o kadar mantıklı gelmemeye başladı. Üçüncü ihtimal ise bir aşk üçgeninin kurbanı olmasıydı. Rebecca biseksüel bir kadındı ve kendisi gibi biseksüel olan Tracy Medley isimli kadınla ilk gemi yolculuğunda tanışmıştı.

İkili, kısa sürede aralarındaki iletişimin iş arkadaşlığı olarak tanımlanabilmek için fazla tutkulu olduğunu keşfedip sevgili oldular. Ancak Tracy'nin Rebecca'ya söylemediği bir erkek arkadaşı vardı ve Disney Wonder gemisindeki yolculukta onlarla birlikte çalışıyordu. Rebecca, barman olan Devon'la tanıştığında Tracy ile Devon'ın sevgili olduğunu öğrendi ve histerik bir şekilde ağlamaya başladı. Ancak Tracy'yi kaybetmeye cesareti yoktu.

O yüzden Tracy-Rebecca-Devon üçgeni bir ilişkiye evrildi. Söylentilere göre kaybolmadan bir hafta önce bir gece Rebecca-Devon'la Tracy'nin gözü önünde sevişmiş ve bu olaydan sonra kendini toparlayamamıştı. Tracy'yi güvertede gördüğünde yolunu değiştiriyor, onunla konuşmasını engellemeye çalışıyordu. Ancak kaybolmadan önceki gece güvertede Tracy ile karşılaştığında onunla konuştu.

Konuşmada neden onu görmezden geldiğini ve Devon'la arasının nasıl olduğunu sordu. Tracy onu odasına çağırdığında teklifi kibarca reddederek yürümek istediğini ancak sonraki akşam birlikte yemek yemekten mutlu olacağını söyledi. Bu Tracy ve Rebecca'nın son konuşmasıydı. Rebecca Coriam aşk acısından dolayı intihar mı etmişti yoksa gerçekten bir dalga mı onu alıp götürmüştü?

Yoksa 12 yıl geçse de kimsenin bilemediği daha karanlık bir sona gitmişti de başına gelenler halı altına mı süpürülmüştü bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz şey şu ki Rebecca Coriam olayı yolculuk endüstrisindeki güvenlik konuları hakkında birçok soru işareti yarattı ve gemi endüstrisindeki güvenlik standartlarının arttırılmasını sağladı. Ailesi tarafına geldiğimizde ise 12 yıl geçse de hala diri tutmaya çalıştıkları umutlarıyla kızlarına gerçekten ne olduğunu öğrenmek için çabalıyorlar. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Allah Allah!

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)