Podcast

Hakikaten Mutlu Muyuz? I Konuk: Prof. Dr. Nebi Sümer

Hakikaten

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Dünyadaki değişimler, yaşadığımız ülke koşulları ve kişisel yaşantımız mutluluk düzeyimizi önemli ölçüde etkiliyor. Peki endişelerimiz ile mutluluk arasında nasıl bir lişki var? Mutluluğumuz nelerden etkileniyor? Ekonomik gelişmişlik düzeyi mutluluğun temel anahtarı mı? #Hakikaten’in yeni bölümünde Sidar Gedik, Sabancı Üniversite’sinden Prof. Dr. Nebi Sümer ve Ipsos Türkiye’den Kalitatif Araştırmalar ve Sosyal Araştırmalar Birim Lideri Ece Ertürk ile mutluluk üzerine tartışıyor!


See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

4.112 kelime · ~21 dk okuma

Merhaba, ben İPSOS Türkiye'den Siler Gedik. Gündemdekilerin bir kısmı hakikat, bir kısmı ise hakikat ötesi. Bizler de bu podcast seviyemizde çeşitli konuları İPSOS araştırmalarının ve konunun uzmanlarının yorumlarıyla, hakikatinle başlayan sorularımızla ele alıyoruz. Hakikaten hazırsak başlayalım.

Merhabalar, hakikaten podcast serimizin bir başka bölümünde daha sizlerle beraberiz. Bugünkü konumuz çok derin bir konu. Bir podcast'e sığdırabileceğimizi çok düşünmüyorum ama elimizden geldiğince tartışacağız. Konumuz, hakikaten mutlu muyuz? Diğer bölümlerde olduğu gibi bu bölümde de çok değerli konuklarım olacak. Bizim ilgimizi çeken konuları araştırma veriliriyle ve uzman yorumlarıyla beraber tartışıyoruz. Bugünkü konuklarım Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nebil Sümer. Hoş geldiniz hocam. Hoş bulduk. Merhabalar. ve İPSOS'tan kalitetif araştırmalar ve sosyal araştırmalar bölümlerimizin yöneticisi Ece Ertürk. Merhaba Ece, hoş geldin. Hoş bulduk, merhabalar. Bugün, hakikaten mutlu muyuz başlığı altında İPSOS tarafından global ölçekte gerçekleştirilen iki tane araştırmayı temel alan bir tartışma yürüteceğiz. Bir tanesi İPSOS'un global mutluluk araştırması. Bir diğeri ise aslında mutluluğun belki de ters kutupu, endişe üzerine yapılan işte dünyanın endişeleri araştırması.

Her iki araştırmada aslında çok geniş ölçekte gerçekleştirilmiş araştırmalar. Mutluluk araştırması 32 ülkede 18-75 yaş arası bireylerde yaklaşık 22.500 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiş bir araştırma. Bugün sonuçlarını konuşacağımız dönem ise geçtiğimiz yılın son ayı ve bu yılın başlangıç haftasını kapsayan bir dönemi içeriyor.

Transkriptin tamamını oku

Endişe araştırmasına döndüğümüz zamansa yine 29 ülkede 16-74 yaş arasında 26.000'e yaklaşık bireyle gerçekleştirilmiş bir araştırma. O da geçtiğimiz yaz aylarında Haziran'ın son haftasıyla başlayıp Temmuz'un ilk haftasını kapsayan bir sağ çalışmasıyla gerçekleştirilmiş bir araştırma. Mutluluk düzeyi zaman zaman kişinin doğal değişimiyle ilgili değil, zaman zaman dış etkenlerle azalabiliyor, artabiliyor. Bazen dünyayı etkileyen etkenler olabiliyor. Bazen ülkeleri etkiliyor. Bazense dediğim gibi kişilerin kendi hayatlarını etkileyebiliyor. Tabii bizim yaptığımız araştırma çok genel kapsamıyla mutluluk üzerine yapılan bir araştırma. Birçok durumda aslında bu bahsettiğimiz üç halkayı da hem global ölçeği, hem ülke ölçeğini, hem de şahısları, bireylerin kendi hayatlarını

iç içe geçirerek değerlendirdikleri bir araştırmadan bahsediyoruz. Peki ilk sorumuzla başlayalım. Bizim yaptığımız bu İPSOS dünya mutluluk araştırmasının sonuçlarına göre ülkelerde insanların ne kadarı mutlu, ülkelerden ülkelere bu oranlar nasıl farklaşıyor? Ece biraz bize bunlardan bahseder misin?

Tabii ben şöyle başlayayım, seni de söylediğin gibi 2023 senesinin başında tamamladığımız 32 ülkede yaklaşık 22.500 kişiyle gerçekleştirdiğimiz mutluluk araştırmasının sonuçlarına göre şu an bu ülkelerin mutluluk ortalaması %73. Yani bu ne demek? Aslında her 10 kişiden 7'si mutlu diyebiliriz. Tabii ki burada ülkeler arasında da farklılaşmalar görüyoruz. Sohbetimizin ilerleyen kısımları da muhtemelen konuşacağız. Bu farklılaşmalar nelerden kaynaklanıyor, nasıl karşılık buluyor diye. Sonuçlara geçmeden önce şöyle küçük bir not vermek isterim. Bizim araştırmamızda biz beşli skala üzerinden araştırmamızı gerçekleştirdik. Burada bir çok mutsuz, beş çok mutlu anlamına gelecek şekilde.

Şimdi bu sıralamaya baktığımızda en yüksek yani %91'lik bir skorla Çin en mutlu ülke olarak karşımıza çıkıyor. Bunu Suudi Arabistan, Hollanda, Hindistan ve Brezilya takip ediyor. Burada ben araya bir küçük not daha gireyim. Bizim mutlu dediğimiz insanlar aslında bu beşli ölçekte kendisini ya çok mutlu ya da mutlu olarak ifade eden hani beş ölçekten ilk iki tanesini tercih eden insanları toplamı. O yüzden aslında mutluluk oranı biraz daha yüksek çıkabiliyor başka araştırmalara kıyasla. Çünkü biz beş noktanın iki tanesini tercih edenleri mutlu kabul ediyoruz.

Mutsuz ülkelere baktığımızda ise nasıl bir sıralama var? En mutsuz ülke %7'lik bir skorla Güney Kore, onu Polonya, Japonya, Türkiye ve Almanya aslında takip eden ülkeler olarak değerlendirebiliriz. Şimdi burada biz Türkiye olarak neredeyiz? Türkiye %63'lük bir skorla mutluluk. Sıralamasında sondan 5. ülke olarak karşımıza çıkıyor. Tabi burada yıllar içerisinde de farklı değişiklikler, değişimler olduğunu gözlemliyoruz. Geçmiş yıllara baktığımızda 2011 senesinde yani neredeyse yaklaşık bir 10 seneye gereğe gittiğimizde global ortalama %72 iken Türkiye %89 gibi bir skor almış.

2021'de global ortalama %67 iken biz Türkiye ile olarak %42'lik bir skorla aslında dünyanın en mutsuz ülkesiydik. Sonuç olarak aslında son 10 senede 47 puanlık bir gerilememiz var ve her ne kadar bir önceki çalışmayla bu çalışmanın sonuçlarını karşılaştırırsak ve Türkiye açısından olumlu bir gelişme görsek de yaklaşık 19 puanlık bir gelişme görsek de Yine de dünya global ortalamanın gerisindeyiz. Şöyle söyleyelim onu da araştırma bize ne diyor? Son yılda Türkiye'nin aslında mutluluk skorlarındaki artış dünya ortalamasının üzerinde. Burada dünya ortalamasındaki genel artış 6 puanken Türkiye'nin ortalaması 22 puan. Ancak Türkiye'nin 10 yıllık gelişmene baktığımızda maalesef biraz önce de söylediğim gibi hala global ortalamanın dünyanın gerisindeyiz.

Buradaki sonuçları değerlendirirken ülkeleri yüksek gelir seviyesi ve orta gelir seviyesi olarak gruplandırıyoruz. Bu gruplamalara baktığımızda da gelişmiş ekonomilerin mutluluk anlamında yerinde saydığı biraz daha aslında stabil sonuçlarla ilerlediğini veya gerilediğini buna karşılık gelişmekte olan ekonomilerde mutluluk seviyesinin daha hızlı arttığını gözlemliyoruz. Şimdi ben de aslında şöyle devam etmek isterim. Siz bütün bu sonuçları değerlendirdiğinizde bu resmi gördüğünüzde Nasıl yorumlarsınız? Aslında bu bulgular genel şeylerle tutarlı. Yani diğer araştırmalarda da aynı durum söz konusu. Yani gelişmek duyan ülkelerin mutluluğu gelişmiş ülkelerden daha hızlı yükseliyor. Buna literatürde İrlanda sendromu denir. Yani bir yere kadar orta gelire kadar gelir arttıkça mutluluk artıyor.

ekonomik gelişim arasındaki ilişki doğrusa bir ilişki değil. Bir yerden sonra gelişmişlik artsa da mutluluk artmıyor. Hatta göz göre düşmeye de başlıyor. Bu orta gelir tuzağının mutluluk dünyasındaki karşılığı mı acaba? Aynı aslında. Aynı aynı. Kahramanlık da kullanılıyor. İrlanda o yüzden kullanılıyor. İrlanda çok hızlı gelişti. bir yerden sonra ama 30.000 yani 10.000 ile 20.000 arasında çok mutluluğu arttı. Ondan sonraki artış hızı belirli olarak düştüğü görülüyor. Burada aynı yani dikkat ederseniz burada da bütün işte en yüksek mutluluk seviyesindeki ülkeler hızlı büyüyen ülkeler. Özellikle Çin yani son 15 yılda ortalama %8-10 arasında büyüyen ülkeler o ülkelerin orta sınıflarını yansıtıyor.

Ancak bu değerlendirme bizim öznel iyilik hali dediğimiz bir değerlendirme. Ne kadar mutlusunuz yani. Bu, yaşam doyumundan ve genel olarak yaşam kalitesinden biraz farklı bir değerlendirme. Dolayısıyla Starbuck'ın en başta anlattığı faktörlerin toplamını içeriyor. Yani kişilerin bireysel yatkınlıklarını, kültürel özelliklerini, artı bizim tartıştığımız genel global ekonomik değişmeyi beraber içeriyor. Yani aynı ekonomik gelişme ülkelere de aynı etki göstermiyor. Aynı ekonomik büyüme örneğin kültürel olarak zabıt olmayı yatkın ülkelerde... daha büyük bir etki gösterebiliyor. Çarpan etkisi dediğimiz. Ama kültürel olarak ayrışık ülkelerde ya da kutuplaşmış ülkelerde büyüyse bile aynı düzeyde mutlu görünmeyebiliyor. Yani bunların ortak etkileşimiyle yani bireysel yatkınlıklar, kültürel özellikler, ekonomik özellikler etkileşiminden çıkan bir tablodan bu durum çıkıyor. Türkiye'nin durum yıllar içerisinde aslında gayet güzel özetlediniz. Benim takip ettiğim diğer uluslararası endeksler çok tutarlı.

Yani 2017'den sonraki bütün araştırmalar, örneğin işte en çok kullanılan dünyada Birleşmiş Milletler'in her yıl Mart'a yayınlanan işte Mutluluk raporu. Ona baktığımızda geçen yıl Türkiye 112. idi. Yani çok düşmüştü. Bu yıl 109. 2023'te düştü. Yine hala aynı. Sizde aynı durumda bir değişme var gibi ama... ...baktığımızda 2002 yıllarındaki şeyde Türkiye'nin yeri 65'lerdeydi. Burada da aynı.

Yani 2017'den sonra... Büyük bir aşınma var. Büyük bir aşınma var. Bu TÜİK'de de öyle. Yani TÜİK'ün topladığı mutluluk verisinde de ilk defa dört yıl önce toplam oranda onların hesaplamasına göre... ...mutsuz diyenlerin oranı, mutlu diyenlerin oranı geçti. Hiçbir zaman geçmemişti bu oran. Bunlarla tutarlı bir sonuç aslında.

Burada tabii bu ülkeler sıralamasına baktığımız zaman dikkat çekici şeylerden bir tanesi biraz önce Ece de söyledi. Hani ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyi özellikle geçen yıldan bu yılla mutluluk seviyesinin değişiminin bir şekilde aralarında bir ilişki var. Yani gelişmişlik düzeyi artan ülkelerin yüksek ülkelerin daha doğrusu mutluluk seviyesinde çok büyük bir değişim olmamış ama Buna rağmen şeyi de görüyoruz bir taraftan. İlginç bir şekilde inanç anlamında farklılaşan ya da işte ekonomik şeyin dışında işin daha manevi boyutuyla ilişkili işte Suudi Arabistan gibi Hindistan gibi farklı seviyelerde maneviyatı yaşayan ülkelerde memnuniyetin çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Yani bu da çok ilginç bir şey değil mi? Aynen yani özellikle Çin ve Hindistan için işte Budizm ve Konflikçüs felsefesinden kaynaklanan dünya görüşünün genel işte insanı doğanın parçası olarak gören bir kabullenmiş bir memnuniyet bir şükran kültürü olarak kabul edilir. Sonra bunların hep etkisi

Burada bana ilginç gelen ilk altı aslında Hollanda'nın olması geldi yani 85'te. Hollanda'yı nasıl çıkarız bilmiyorum ama söylediğiniz gibi yani gelişmiş ülkelerde artık ekonomik gelişme zaten yılda biliyorsun %1-2 en fazla büyüyorlar. Şey olarak pek bir etkisi yok gelişmeyle. Başka faktörler belirleyici oluyor. Örneğin aynı düzeydeki gelişmiş ülkede birinde kutuplaşma var diğerinde yoksa politik kutuplaşma. Duygusal kutlaşmanın ve duygusal kutlaşmanın yani karşı politik grup üyesinden hoşlanmamaya varan Amerika'da ve kısmen Türkiye'de gördüğümüz durum olduğunda mutsuzluk hızı düşüyor. Çünkü insanların tehdit algısı çok artıyor. Yani başkasını dost görmemek büyük bir risk olmaya başlıyor toplumda. Bu işte ön yargıları falan da pekiştirdiği için düşürüyor. Ama Hollanda demokratik bir ülke. O yüzden yüksek olması beklenir. Ama diğerleri yani öyle açık Hollanda istikrarlı olan bir ülke. Yani hükümet istikrarı yoktur ama kültür istikrarı vardır. İç çalışması olmayan bir kültür. Öyle açıklıyorum. Bir herhangi verim yok ama yani bu skalada gelişmiş ülke sadece o var. Diğerlerinin hepsi. Starbay'in söylediği kritere çok uyuyor. Yani gelişmekte olan birik ülkeleri bunlar. Hızlı ekonomik büyümenin çarpın etkisini gösterir bir mutluluk yansıması. Ama Hollanda kendi iç huzuru küçük bir ülke olmaz. Belki onlarla açıklanabilir. Buradan aslında bir sonraki konumuza da biraz daha geçiş yapabiliriz. Yani sonuçta şeyi görüyoruz. Yani bir işin mutluluğun anahtarı nedir diye dönüp baktığımız zaman SALT ekonomik gelişmişlik olmadığını aslında bize bu ülkeler sıralaması çok kabata

taslak bir şekilde gösteriyor. Bunun detaylarına indiğimiz zaman tabii başka bir takım etkenleri görüyoruz. Aslında mutluluğun gerçekten ortaya çıkmasını, bir insanın kendini mutlu hissetmesini hangi faktörler etkiliyor? Bunlarla ilgili sonuçlar var değil mi Ece?

Evet, biraz onlardan bahsedelim. Tabii ki bireylerin mutluluk seviyeleriyle... ...hayatlarındaki sosyal, ekonomik, kültürel... ...birçok alandaki menüet seviyelerinin... ...farklı sınırında söylediği gibi unsurlarla ilişkileri var. Bizim araştırma sonuçlarımız ne diyor bu anlamda? Mutluluğa en çok etki eden unsurlar hangilir diye baktığımızda... ...hayatın bir anlamının olması. Yani hayatıyla ilgili bir anlam arayışı... ...bu anlamda en yüksek skor olan unsurların başında geliyor.

Bunun sonrasında kendi hayatının kontrolünün kendisinde olması, biraz önce de konuştuğumuz gibi karar alabilme özgürlüğü, kendi kararını alabilme özgürlüğü, yine mutluluğa etki eden faktörler arasında ikinci sırada çıkıyor. Ruhsal sağlık, burada mutluluğa etki eden üçüncü unsur. Sonrasında sosyal hayat ve yaşam şartları dediğimiz faktörler... ...mutluluğa en çok etki eden faktörler olarak sıralanıyor bizim araştırmamızda. Tabii ki bu unsurlar da farklı yaş grupları veya cinsiyetler bazında da aynı değil. Etkileri de birbirinden farklılaşabiliyor. Özellikle burada kadın erkek anlamında farklılaşmalara baktığımızda şöyle ki... ...kadınlarda eşiyle, partneriyle olan ilişki, ruhsal sağlığı... ...sevilmek, sevilme ihtiyacı ve hayatının bir anlamı olması çok daha öne çıkan unsurlar. Erkeklerde ne görüyoruz? Burada çok da tahmin edebileceğimiz üzere aslında finansal durum, ekonomik koşullar... ...ama yine de akrabalarla olan ilişkiler ve takdir görme isteği... ...kadınlara göre erkekleri daha mutlu eden ya da mutluluklarını etkileyen faktörler.

Aslında ülkelerle bireylerin birbirine ne kadar yakınlaştığını görüyoruz burada. Aynen aslında bu bence daha doğru bir mutluluk tanımı bu örüntü. Şimdi mutluluğun girişinde tarihsiz olarak şu ayrım yapılır. İşte hedonik mutluluk mu? Yani kısa durumdaki zevklerinden mutluluk mu? Tam Türkçe'ye içeri vermediğimiz, yudonomik mutluluk dediğimiz hayatın anlamı mı?

...diye yapar. İşte taristodan gelen tartışma anlama dayanan mutluluk kalıcı sürekli denir. Dolayısıyla burada hayatın anlamı olması özellikle çok kritik bir şey başlangıçta. Gerçek mutluluğu insanlar ortak hissediyorlar. Yani bir gelecek beklentisi, işte kalıcı sürekli iyi olma hali diye. İyi olma hali kelimesi çok kritik çünkü biz buna... ...pozitif duygu durumu diyoruz. Genellikle, özellikle Latin kültürlerine bakarken bunu çok görüyoruz. Pozitif duygu dediğimiz iyi hissetme, mutluluk hali, gülme, eğlenme... ...dinlenmiş uyanma, bir şeyle meşgul olma... ...negatif hal dediğimiz kızgınlık, öfke, depresyon... ...özellikle işte saldırganlık gibi eğilimlerden yüksekse... ...günlük hislerde insana mutlu, yani pozitif duygunun... ...negatif duygudan fazla olmaz diyoruz. Bu da onu tanımlıyor. İkinci sıradaki çok önemli bence. Hakikaten bu özgürlük aslında. Yani kendi hayatını kontrolün kendi olması bizim karar özgürlüğü dediğimiz özgürlük. Özellikle özgürlüklerin kısıtlı olduğu ifade özgürlüğün az olduğu ülkelerde bu çok öne çıkıyor. Demokrasinin yüksek olduğu ülkelerde mutluluğun yüksek olmasını en çok bu yönüyle ilişkendiriyor. Psikolojide çalışan bilim insanlar yani kontrol inancının özgür irade hissiyle beraber vermesi nedeniyle bekliyor. Ruh sağlığı hakikaten psikolojik sağlık çok kritik. Çünkü hızlı sosyal değişim yaşıyor bu ülkeler. Hızlı sosyal değişim durumu. hayatın anlamının kişinin kendisi karar vermesi gerekiyor. Çünkü göç var işte köyden kente geliyor. İlişkiler değişiyor. Dolayısıyla bireysel arayış o yüzden işte psikolojiye falan çok artıyor. Popüler psikoloji bütün diziler onlara yönelik yani bu temel bir koşul olmaya başlıyor. Cinsiyet farkı hakikaten beklenen bir fark. Şimdi genellikle kadınlar için biz ilişkisel benlik daha yüksektiriz. Yani ilişkilerden öz değerini öz

...benliğini daha çok belirleyen kişiler yani böylece baktığımızda... ...ve ruhsal sağlık bakımını daha hassas yani önleyen uluslararası endekslerde... ...genel kaygı, endişe ve depresyon eğilimi düzenli olarak kadınlarda daha yüksek. Bu nedenle de daha önemli onlar için ruh sağlığı. Şeye baktığımızda ise yani sevilme falan konusu tabii ki ilişkisellikten gelen bir konu.

Erkekler için özellikle Türkiye özelinde hala standart cinsiyetçi roller yani eve ekmek getiren erkek işte evin bakımından sonra kadın cinsiyet dolu paylaşımı da burada kendini yansıtıyor. Erkek için hakikaten o kimlik yani para kazanma finansal durum belirleyici bir mutluluk anahtarı yani o bir ölçüt gösterge gibi görünüyor. Aklı bal olan ilişki bana şey geldi, kadınlar da olsa daha şey gelirdi ama erkekler de galiba. Çünkü özellikle evlilik durumunda biz de biliyorsunuz aileler evleniyorlar. Üstelik de bir öpümden çok çekiyor. Şimdi bu kritik bir durum olabilir. Takdir görmesi tipik erkeklerin saygınlık beklentisi. Yani toplumda statü, saygınlık, hatırnak içinde bir baltaya sap olduğumun yansıması... ...takdir görme şeklinde kendini gösterir. Erkekler için söylenenler tam psikolojik aslında mutluluk kaynağı. Yani Star Bey'in söylediği... ...kişilerden gelen bireysel kaynakların toplumuza yansıması. Tabii herkes içerisinde bunun bir varyasyonu vardır sıra bakımında ama bu dağılım şeye çok uygun. Yani psikolojideki genel literatürde baktığımız cinsiyetler arası görece farklılıklarla çok tutarlı geliyor. Bu arada diğer yani şeye baktığımızda da yani genel durumda da takdir görmek hala yukarılığa dikkat ederseniz finansal. Yani aslında erkek için yüksek olan herkes için de görece yüksek. Kadın için yüksek olan da yüksek ama bu görece bir ayrım. Dolayısıyla bu ayrıma bakarak birinde olan diğerinde yok diye düşünmemek gerekiyor. Sadece sıra bakımından. Daha öncelikli kadınlarda, daha öncelikli erkeklerde demek daha doğru. İkisinin en lastikisi bakımından.

Hocam, peki şöyle bir şey diyebilir miyiz aslında? Yani gerek ülkeleri, gerek bireyleri temel karakter olarak nitelendirecek olursak, kudret veya kudretin yerine geçecek bir inanç, mutluluk seviyesini doğrudan etkiliyor. Yani kudret sahibiysek, bu hayatımızın ipleri elimizdeyse, ülke olarak veya birey olarak, Ya da bunu kaybetmeye başladığımızda, hem işin pozitif tarafıyla hem negatif tarafıyla... ...mutluluğumuzu ciddi şekilde etkiliyor. Kudreti tabii yaratan şeylerden bir tanesi elbette finansal güç, elbette eğitim seviyesi. Dolayısıyla buradan ne kadar yoksunluk yaşamaya başladıysak ülkeler olarak da, bireler olarak da... ...yoksulluğun yarattığı bir de mutsuzluk riskiyle karşılaşıyoruz. Ancak belki bunun yerine, işte kudretin yerine inancı koyan başka türlü bir... ...tatmin duygusuyla onu bertaraf edebilenler, bireyler veya ülkeler... ...yine mutluluk tarafında, mutluluk sıralamalarında kendilerine bir yer buluyorlar gibi görüyoruz. Aslında çok çok doğru bir yorum. Kontrolüne ancak biz buna algılanan kontrol diyoruz. Tam bir işte kudret, güç algısı. Yani kendi davranışlarımın sonucunda kendimi kontrol edebiliyor muyum? Yoksa tam elimden kaçıp gidiyor mu? Beklemedik. Öngörülebilirlik hissi buna dayalı bir duygu oldu. için bu çok önemli. Eğer bu gerçekten çok bozulmuşsa güçlü inançlar bunu kısmen telafi ediyor. Biz buna palliatif telafi mekanizması diyoruz. Yani palliatif dememizin nedeni gerçek anlamda somut bir telafisi yok. Ama inanç düzeyinde güçlü bir palliatif etkisi olduğu için bu tür şeyler işte koruyor. Gelecekte dünya beklentisi dünyadaki gelecek benketsinden daha yüksek olabiliyor. Bazı durumlar için geçerli. O yüzden de zaten bu tür durumlarda genellikle

Belirgin bir bölünme görünüyor yani. Aşırı dindarlaşmayla dinden kopma. İkisi de aynı anda gelişebiliyor toplumlarda. Türkiye'de, İran'da. Özellikle İran buna çok iyi bir örnek şu anda yaşadığımız. Yani aynı neden bir kişi için çok bir sabit mutluluk kaynağı olurken diğer için olmayabiliyor bu durumlarda. Bu tabii ki kültüre göre değişiyor.

Genellikle bazı kültürlerde bu inançlar çok daha belirleyici. Ama özel bir durum galiba işte bu uzak doğu kültürlerindeki din faktörü... ...Latın Amerika'ya benzer kültürleri ve Akdeniz'de görücü olarak da ilişki faktörü. Yani yakınlık, ilişki, aile, aşırı sosyalleşme... ...özellikle İtalya, Yunanistan, Türkiye, İspanya için çok konuşulur. Latin ülkeler için ciddi mutluluk kaynağı. Yani ekonomi bozulsa bile mesela bu ülkelerin çoğunda büyük kriz olmuyor genellikle.

Ama daha sonraki şeylerimiz de var. Yani enflasyon her zaman mutluluğu bozuyor. Yani bakın genel indekslere en enflasyon yüksek ülkede işte Arjantin, Türkiye'de mutsuzluk en hızlı düşen ülkeler oluyor. Yani bu birbirinden bağımsız değil ama telafi mekanizmaları değişmeye başlıyor ülkeler bakımına. Bir ülkede telafi mekanizması dediğiniz gibi daha çok inanç olurken başka bir ülkede... Aileye sarılma, köyden gelecek yerciye sarılma, yakın ilişkilerin... Yakın ilişkiler özellikle çok kritik bir kaynak oluyor, mutluluk kaynağı. Para isteyebilme. Aileden para istiyor genç. Kırk yaşlıkta isteyebiliyor değil mi Türkiye'de? Baba almayı da isteyemeyebilir. Yani sonuçta aslında o kudreti tanımlarken işin bir finansal güç, toplum statüsü, eğitim seviyesi gibi şeyler. Baktığımız zaman bunlardan yoksul toplum kesimlerinin aslında yerine işte inancı koymaya başladığını görüyoruz.

Ya da belki çift taraflı. Hani o inancı koyduğu noktada işte elde ettiği tatmin duygusuyla... ...belki başka kudretlerin peşine düşmeme gibi bir durumda söz konusu olabilir. Ama hani oradan hareketle bizim araştırmamızda da şey de var. Yani eğitim seviyesinin daha düşük olduğu ülkelerde veya işte toplum kesimlerinde... ...aslında memnuniyet seviyesinin, mutluluk seviyesinin başka nedenlerden dolayı... ...işte o başka nedenlerin içine büyük ihtimalle inanç da giriyor. Daha yüksek olduğunu görüyoruz.

Etkiyi ortaya çıkartan sebepleri zaten farklılaştığını biraz önce Ece de bahsetti. Hani erkeklerde onun farklı olması, kadınlarda farklı olmasını şeye de bağlayabilir miyiz? Yani erkeklerin ortalamada daha iyi eğitim koşullarına sahip olabildikleri. Bu gerek kültürel nedenlerle, gerekse aslında hani toplumların içinde erkeklerin bulduğu şans ihtimaller daha yüksek olduğu için. Oraya bakıyoruz, o zaman işte finansal gerekçeleri görüyoruz. İşte takdir edilmeyi, statüyü görüyoruz. Aslında dönüp dolaşıp tekrar o kudrete bağlanıyor herhalde. Çok doğru. Aslında bu söylediğiniz nokta bunu iyi bir göstergesi. Bu farkta yani kadının eğitim düzeyi etkisi, Türkçe de çok belirgin bu. Eğitim düzeyi düştükçe mutluluk artıyor. Şimdi bunun açıklanması tamamen görevli yoksulluk. Yani eğitim düzeyi yüksek olan insanlar kendi eğitim düzeyindeki insanlığa arasındaki farka bakarak... ...bir yoksulluk hissedebiliyorlar. Mesela üniversite mezunu işsiz düşünün. Üniversiteyi bitirdim, Türkiye'de resmi rakamlara göre on sekiz, geniş bakarsanız yirmi dört oranında bir genç işsiz. Bu genç için, eğitimli genç için mutlu olmak çok zor. Çünkü görevi yoksulluğu yüksek. Arkadaşlar ve beklentisini düşündüğümüzde. Ama eğitim düzeyi düşük bir insan için böyle bir şey yok.

Genel şartlara göre daha mutlu olabiliyor. Bu çok belirgin bir durum dünyada. Yani eğitim düzeyi düştükçe insanların karşılaştırması, beklentisi ve var olandan memnun olma, var olanla yetinme özeli artıyor. Çünkü gelişme, büyüme, risk alma motivasyonu çok yüksek değil. Gelişme, büyüme, risk alma motivasyonumuz yüksek. Ama buna uygun şartlar yok ve karar özgürlüğü yoksa bu mutsuzluk kaynağı doğal olarak aynı şekilde. Ve o eğitimli olanlarda da bahsettiğiniz inanç ve diğer faktörlerin palliatifçi daha zayıf. Çünkü eğitimle de aşırı dindarlılık, inanma falan da ters orantılı biliyorsunuz kısmı. Dünyanın her yerine geçildi bu. Dolayısıyla eğitimliler o palliatif yönlerini de fazla istifade edemiyorlar bir bakımdan psikolojik olarak.

Buradan şeye de geçebiliriz. Siz de biraz önce aslında çok kısaca bir giriş yaptınız. Endişeler tarafına geçebiliriz. Birazdan Ece'ye döneceğim. Hani benim ona topu atmadan önce söylemek istediğim bir şey var. Mutluluk gerekçeleri, mutluluğu ortaya koyan unsurlarla işte endişeleri yaratan unsurlara baktığımız zaman aralarında çok enteresan bir şey görüyoruz. Birazdan ondan Ece bahsedecek diye düşünüyorum.

Evet, nişeler araştırmamıza geçelim o zaman yavaş yavaş. Temmuz 2023'te İPSOS genelinde 29 ülkedeki bireyleri... ...en çok endişelendiren konular neler diye sorduğumuzda... ...burada aslında ilk sıralanan faktörlerin, etkilerin... ...biraz daha kişilerin, bireylerin... ...gündelik hayatına direkt etkisi olan unsurlar olduğunu görüyoruz. Neler bunlar? Burada en yüksek oranla, %38'lik bir oranla... ...enfilasyon en büyük endişe kaynağı. Sonrasında suç, cinayet ve şiddet geliyor %31'lik bir oranla. Bunu yoksulluk, sosyal eşitsizlik takip ediyor. Akabinde işsizlik, finansal ve politik yolsuzluk gibi. Aslında bireylerin gündelik hayatına dokunan, biraz daha yaşam koşullarını ekonomik olarak da etkileyen, güvenlik olarak da etkileyen faktörler en çok endişe yaratan faktörler.

Burada tabii ki enflasyon konusunda en çok endişelenen ülkeler sıralamasına baktığımızda çok da şaşırtıcı olmayacak. Arjantin'den sonra %59'luk bir oranla Türkiye ikinci sırada geliyor. Türkiye'yi %59 ile yine aynı skorla Polonya, akabinde Singapur, Avustralya, Kanada, İngiltere takip ediyor. Bu ülkeler enflasyon anlamında en endişeli ülkeler.

Biz biraz önce mutluluk üzerine en etkili olan konuları sıralarken... ...aslında ilk beş tane konunun içinde hiçbir ekonomik unsur yok gibi neredeyse. Yani işte bir yaşam şartları, dediğimiz yaşam şartları da burada sorgulama biçimi... ...aslında çok temel gıda barınma koşullarından bahsediyoruz. Yoksa hani ülkenin mesela ekonomik durumu, sosyal politik durumu gibi konular... ...oradaki unsur sıralamasında, unsurların etki sıralamasında sonlarda yer alıyor.

Ama enflasyon, yoksulluk, işsizlik, finansal yolsuzluk gibi konular endişe sıralamalarında ilk beşte. Yani şunu diyebilir miyiz biz? Ekonomik problemler endişe yaratıyor ama bu problemlerin ortadan kalkması tek başına mutluluk da yaratamıyor. Söyleyebiliriz kısmen ama şöyle bir durum var. Hakikaten sondan başçak olursak hakikaten kendi resmi rakamlarına göre de Arjantin dünyada enflasyonda birinci. Hani Venezuela'yı falan saymazsak böyle genel baktığımızda. Venezuela'nın enflasyondan başka bir kelime bulmamız lazım. Türkiye ikinci, aynısı yansımış yani. Bu da nesnel olduğunu gösterir. Şimdi gerçekten de endişe kaynağı olmasının bir nedeni, belirsizlikle olan ilişkisi. Yani enflasyon durumu o kadar ciddi bir öngörülebilirliği bozan durum ki, hiç bir plan yapamıyorsunuz. Yani enflasyon biliyorsunuz, aslında herkesin pahalı oluşunu almaktan kaçınılması gereken bir durumken... ...psikolojik olarak daha çok aldığı bir durum yol açıyor. Çünkü hadi daha artarsa. Yani insanların günlük bir türlü... Paradan kaçış diyor. Evet, yani günlük rütini normal davranışları tamamen bozup anormal hale getiren bir durum. Anormal durumda belirsizlik çok artıyor. Yani belli zaten kaygı, endişeyle belirsizlik tam birbirinin şeyidir. Yani belirsizlik arttıkça kaygı artar. Belirsizlik azaltırsanız kaygı azalır. Bunu pandemi sırasında çok, çok model var. Çok konuşmuşuz bu konuyu. Burada aynı durum. Yani bu işte suç, cinayet, şiddet, yoksulluk hepsi aynı. Yani insanın günlük kontrol altında hissettiği hayatı, elinden kaçıran durumlar, belirsiz yaratan durumlar... ...ve her zaman kaygı yaratırlar. Bura neden çok yüksek? Yani Türkiye'de bunu yaşıyor. İlk sürü olduğumuz insanların temel korkusu bu. Diğerleri de onunla ilişkili aslında. Ama doğru. Bunlar sağlandığında mutlu olur mu? Bu öncelikli. Biraz önce Serbeyn'in söylediği hayatta kalma koşullarıyla ilişkili. Çünkü bizim o temel yaşam ihtiyaçlarımızın özü aslında ekonomi bir anlamda. Çünkü bu yoksa diğerlerine karşılayamıyoruz. En alta indiğimiz durum bir anlamda. Onunla da ilişkili yani çok faktörlü mutluluk değişikliğinin ekonomi boyutu aslında burada ortaya geliyor. Ve bağlamın en kritik özellikleri. Ekonomi istikrardaysa... ...zengin olmasa bile tehditkar değil. Biliyoruz çünkü. Yani ayağımızı yorgamızı gözümüzü atarız diyoruz. Yani yoksulluk risk değil bu anlamda. Çünkü öngörülebilirliği bozmuyor. Ama enflasyon büyük risk. Daha da yoksul olabilirsiniz. Bazıları gibi fırsat kollayıp çıksın zengin de olabilirsiniz. O da karar alma özgürlüğünün rahatsızlığına yol açıyor. Yani ben mi tek burada işte olamayanlardanım ona başka kelime de kullanabiliriz bunun için. İnsanlar o yüzden hep şunu söylüyorlar. Enflasyon ekonomi bozduğu gibi... İkinci bozuğu en büyük şey moral değerlerdir. Değerler sistemidir. Ahlakı çok bozar. İlişkileri çok bozuyor. Çünkü aynen sürekli hesap yapma zorunluluğu. Hesap yapma zorunluluğu bizim psikolojide değişim ilişkisi dediğimiz ilişkiye yani insanları sen benim sırtımı kaç, ben senin sırtını kaçayım moduna getiriyor. Oysa bizim kültürümüz Türkiye, Akdeniz falan komünal kültür. Yani bir şey ilişki bakarken ilişkinin çıkarından çok ortak sonucuna bakan kültürleri çıkarına bakmaya zorluyor.

Bu da çok büyük bir risk faktör insanları. Yalnızlaştıran da farklı olmaya başlıyor. Dolayısıyla uzun süre enflasyon durumlarında... ...diğerlerinin sistemini çok bozulduğu için çoğu insan... ...anime yol açabilir derler. Yani ahlak sisteminin çökmesi... ...güvenin tam ortadan kalkması. Çünkü güven çok önemli bir mutluluk kaynağıdır. Yani başkasına güven... ...hiçbir garanti olmadan teslim olmak demek çünkü. Ve bakıyoruz o kadar ülkelerden sizde de vardı gayip sosum. Güven çok düşüyor. Ve Türkiye son on yılda başkasına koşulsuz güvenme oranı... ...en düşük ülkeler arasında bununla.

Bu enflasyon bunu da bozuyor yani bu boyutuyla etkiliyor. Bu rakam ben görünce çok şaşırdım. Anarji adı Türkiye çok belli yani neyse. Onun psikolojik. O yüzden bu mutluluk aynen böyle ekonomik göstergeler gibi uluslararası bir sıralama göstergesi. O yüzden bu işi iyi bilenler gerçekten uluslararası endekse ülkeleri bu özne iyi oluş hali sırasında bakalım diyor yatırım için. Mesela işte şey var CDS puanı vardı işte yatırım puanı ona bakmayalım da. Çok mutluysa, o puan yüksekse güvenilir ülke. Yani rahat gidebilirsin, iş kurabilirsin diyorlar ve buna bakmaya başladılar. Bu yüzden biz burada iyi değiliz şu anda ve kötüleşiyoruz. Bu önemli bir gösterge. Hiç konuşmadığımız da bir konu aslında. Aslında buradan şeye de çok ilginç bir bağlantı var bence. Yani şu anda Türkiye'de enflasyonla mücadelede herkesin dönüp baktığı ilk kavramlardan bir tanesi güven tesisi. Yani ekonomideki karar alıcıların, aslında toplumun tüketicilerin, bütün ekonomik aktörlerin

Güvenini tekrardan tesis etmekle ilgili önemli ödevleri var. Kendileri de zaten bunu dile getiriyorlar. Dolayısıyla enflasyon, güven kaybı dediğimiz zaman güvenin kazanılması aslında enflasyonla mücadele de bu sefer avantajlı bir pozisyon yaratacak gibi gözüküyor. Mutlulukla ilgili yani total olarak toplamda baktığımızda söyleyebileceğim şey herhalde ekonomik koşulların kötülüğü mutlaka mutsuzluğa yol açıyor ama ekonomik koşulların belli bir noktada, belli bir tatmin edici seviyeye geldiği halde de insanlar bu sefer daha sofistike, daha yüksek seviyeden, daha karmaşık kavramların peşine düşüp işte hayatın anlamı gibi biraz önce konuştuğumuz, yine mutluluğun başka yerlerde aramaya da devam ediyorlar.

Belki bütün bu verilerin sonunda söyleyeceğimiz iyi şeylerden bir tanesiyle bitirelim. Hala dünyadaki ülkeler ortalamasında mutlu insanların oranının... ...mutsuz insanlardan daha fazla olması bize geleceğe dair de bir umut veriyor diye düşünüyorum. Çok teşekkür ediyoruz katılımınız için. Ben teşekkür ederim. Çok sağ olun.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)