
4.143 kelime · ~21 dk okuma
Merhaba, ben İPSOS Türkiye'den Sidar Gedik. Gündemdekilerin bir kısmı hakikat, bir kısmı ise hakikat ötesi. Bizler de bu podcast serimizde çeşitli konuları İPSOS araştırmalarının ve konunun uzmanlarının yorumlarıyla, hakikatinle başlayan sorularımızla ele alıyoruz. Hakikaten hazırsak başlayalım.
Merhabalar, bugünkü hakikat konuğumuz ev ticaret, ev ticaretin hakikatleri. İki tane çok değerli konuğum var yine. Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Emre Ekmekçi beraberiz. Ve İPSUS'un Tüketici Paneli Direktörlerinden Ceyhan Demiray ile beraberiz.
E-ticaret tabi çok geniş bir konu. Hepsini kapsaman ihtimalimiz bugün pek yok ama elimizden geldiğince özellikle dikkat çekici taraflarını, üzerine konuşulmaya değer hakikatlerini hep beraber ele almaya çalışacağız. Önce e-ticaret dediğimizde tabi çok farklı dinamikleri olan farklı kanal tipleri var e-ticaretin altında da. Ticaret böyle tek başına, yekpare bir şey de değil aslında. Her marka, her platform bu başlıkları farklı şekillerde ele alıyor. Bu alt kanal tiplerini farklı şekillerde ele alıyor. Biz kendi araştırmalarımızda genel olarak işte planlı teslimat, hızlı teslimat ve pazar yeri gibi ayrıştırıyoruz bu kanalları. Tek bir e-ticaret başlığının altında böyle alt bir takım kanal tipleri üzerinden değerlendiriyoruz. Nasıl değerlendiriyoruz? Tabi araştırmalarımızı da değerlendiriyoruz. İşte oradaki hakikatleri açığa çıkartmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bu önce bir pazarın yapısı en azından bizim bakış açımız üzerinden. Pazarın yapısı nedir? Nasıldır? Biraz buna bakalım. Ceyhan bize bununla ilgili biraz bilgi verir misin? Tabii ki. Herkese merhabalar. Şöyle bir şey, biz üç sene önce ticaret paneli kurduk. Panel ne aslında? Düzenli ve sabit bina örneklerinden gerçek satın alım verilerinin toplanması. Gerçek alışverişçilerin yaptığı dinamiklerden şunu görüyoruz. Yani toplamda bir yüz lira harcanıyorsa pazarda... Bireyler bunun yüzde altmışını yaklaşık pazar yerlerinde harcıyor. Pazar yerleri çünkü birçok fırsat, birçok markayı da içinde barındırdığı için... ...çok büyük paydalar. Tabii ki bu dinamik böyle işte on beş, yirmi senedir devam ederken... ...pazar şeyinde pandemiyle beraber birazcık da durum değişti. Pazar yerlerinden pay çalan hızlı teslimatlar ortaya çıktı. Hızlı teslimatlar da nedir aslında? Aslında pazar yerlerinin de hızlı teslimatları var. Yani sadece hızlı teslimat kendi başına oluşan bir durum olmadı.
...tüketiciye daha hızlı ulaşım sağlayabildi. Bir de ayrıca gelişen aslında insanların kendi sosyal platformlarda da satışlar. Mesela Instagram. Instagram'da önemli bir satış alanı oldu. İnsanlar orada el emeklerini, göz nurlarını satabiliyor ve hatta ikinci el satış. Bence ondan da biraz bahsedilebilir. İnsanlar ikinci el ürünlerin satışlarının yapıldığı yerlerde de büyümeleri görüyoruz.
Ayrıca tabii ki pandemiyle beraber gelişen bütün bu fiziksel satış yapan mağazaların... ...online'larının da daha aktif olması gibi bir durum var. Belki bunu Emre Bey daha net bir şekilde belirtir. Hani o gelişim ve değişim açısından deyip ben biraz böyle sözü Emre Bey'e bırakayım artık. Bir şey sorabilir miyim yine de sana tam Emre Bey geçmeden önce. Burada herhalde bahsettiğimiz e-ticaret büyüklüğü, hacmi içinde ana parçayı pazar yerleri ve kendi markasını doğrudan kendi web sitesi üzerinden satanlar ve işte diğer küçük işletmeler alıyor gibi düşünüyorum. Doğru mu? Yani toplamda aslında hacmi %90'ı bu iki başlık altında da oluşuyor.
Toplama baktığında öyle ama mesela hızlı tüketim ürünleri olarak bakarsak... ...yani işte giyim, aksesuar ve elektroniği dışarıda bıraktığımız... ...işte yeme, içme, gıda gibi şeylere bakarsak... ...mesela orada planlı teslimat ve hızlı teslimatta etkin bir durumda. Çünkü onlar daha çok hızlı tüketim ürünleri alanında hizmet veriyorlar. Ama genele ticarette evet, yani pazar yeri hala yarısından fazlasını oluşturuyor.
Emre Bey, biraz daha aslında dinleyicilerin de belki de konuya daha rahat vakıf olabilmeleri açısından yani pazar yeri deyince ne anlamımız lazım? Çünkü herkes markaları biliyor aslında. O markaların işleyiş biçimlerinin, fonksiyonlarının nasıl çalıştığını tam da bilmiyor olabilirler. Evet, pazar yeri dediğimizde aslında satıcıyla alıcıyı birleştiren bir platformdan bahsediyoruz ve Türkiye'de çok büyük örnekleri var, dünyada da var. Burada pazar yerinin esas hizmet verdiği yapılar aslında baktığımızda kobiler. Bir kobi ürününü online'de satmak istediğinde bunun için birkaç tane alternatif var. Kendi sitesini açacak ama kendi sitesini açtıktan sonra tabii bunun altyapısını yapacak, kendi sitesinin reklamını yapacak, oraya tüketiciyi getirecek. Ziyaretçi çekmesi. Ziyaretçi çekmesi gerekecek. Bu ciddi bir yatırım, ciddi bir reklam yatırımı. Veya işte Instagram'da aslında bir nevi bir pazar yeri çünkü hazır bir kitle var.
Ya da e-ticarete özel pazar yerlerinde, işte Türkiye'de bunun da büyük örnekleri var dediğimiz gibi ki... ...pazarın da yüzde yetmişine yakını, zaten yani hacmin yüzde yetmişine yakını buralardan dönüyor. Bu pazar yerleri COBI'lere şu hizmeti veriyor. Diyor ki, bende zaten müşteri var. Müşteri zaten geliyor, bende ürünleri arıyor.
Ben sana hazır altyapıyı da vereyim. Hazır lojistik altyapısını da vereyim. Senin sadece yapman gereken ürününü doğru şekilde tedarik etmeyle ve gelen siparişi geldiğinde hatta sana icabında kutu da vereyim. Lojistik şirketini de ayarlayayım. Ben sana siparişi bir panel üzerinden düşürdüğümde bu siparişi göndermen. Olayın çok komplike olan taraflarını aslında pazar yeri üzerine alıyor.
Bir de tüketiciye ulaşma tarafını, yani böyle internetin genelinde büyük bir okyanusun içinde düşünürsek... ...o tüketiciye ulaşmayı pazar yeri üzerine almış oluyor. Zaten bu kadar büyük bir hacmin pazar yeri üzerinden dönmesinin en büyük sebebi de bu. Stok yönetimini de almamış oluyor tam. Evet. Pazar yeri de diyor ki ben bu kadar milyon tane, elli milyon tane ürünün her birinin... ...stoğunun yönetimine, fiyatını ve onun tedarik zincirini de kendi üzerime almayayım diyor. Dolayısıyla burada bir kazan kazan modeli de var.
Baktığımızda buradaki büyümelerde yani işte pandemide ciddi bir pazar yerlerinde de büyüme oldu. Hem hacim anlamında ama buzdağının altına bakarsak pazar yerlerindeki bence en büyük büyümedeki rakam şu. Türkiye'de pandemi öncesi e-ticaret yapıyorum diyen etmese kayıtlı 70 bin tane COBI işletme varken bu pandemi sonrası 500 bine ulaştı. Aslında arkadaki arzın artması ile bu pazar yerlerinin büyümesi... Özellikle tabii yüz yüze satış kanalları pandemi sırasında Covid kısıtlamaları yüzünden kapandığında herhalde elde kalan belki de en önemli fırsat alanı bu oldu. Önce bu restoranlar ve büfeler, kafelerin kapanması onların... O da bir pazar yeri baktığınızda. Yemek işi de bir pazar yeri. Onların hemen online'e geçmesi. Onlar da o 500.000'in içindeler. 500.000'in içinde tabi. Ciddi bir bölümü de aslında belki yarısına yakını bile diyebiliriz. O segment de var.
Ama şöyle düşünün, bu sokakta olan bir elektrikçi, bir kırtasiye... ...mağazasında ürünleri var, tedarik ettiği ürünler var, ürettiği ürünler var. Bunları dijitale, dijitaldeki tüketiciyle bir şekilde birleştirmesi gerekiyor. Pandemi bu geçişi çok hızlandırdı. Yani biraz zorlayarak bizi hızlandırdı. Büyümenin arkasındaki sebeplerden bir tanesi de bu pazar yerlerinde. Bir de tabi şeyler var. Özellikle bu hızlı teslimat, planlı teslimat kanalları var. Bunlar birbirinden nasıl ayrışıyorlar aslında? Hızlı teslimat hayatımızda son dönemde çok yapıcı şekilde giren bir yapı. Yani hem hızlı teslimat hem de planlı teslimat. Çünkü değişik ürün gamlarının artık online'dan satılabilmesinin bir altyapısını aslında sağladı. Yani baktığımızda bugün hızlı tüketim ürünleri dediğimiz yani market ürünleri geleneksel olarak e-ticaret.
Niye? Çünkü bu ürünlerin soğuk zincir tarafı da var, son kullanma tarihi konusu var, anlık teslimat konusu var. Doğrusu lojistiği ve tedarik zinciri e-ticarete uygun değil. Bir de paket büyüklükleri küçülüyor herhalde. Paket büyüklükleri küçük, onu kargoyla yolladığınızda birim ekonomiler tutmadığı gibi...
Uzun senelerden beri Türkiye'de bu arada planlı teslimat yapılıyordu. Yani market zincirlerinin bu altyapıları vardı. Ama pandemiyle beraber tüketiciye verilen hizmet de yükseldi. Artık işte bir saatlik teslimatlar, on beş dakikalık teslimatlar falan deyince böyle bir segment oluştu. Ama bunun hepsinin arkasında tüketiciye verilen hizmetin ve altyapının pandemiyle beraber oraya yatırım yapılmasıydı. Çünkü hızlı tüketim ürünlerine baktığımızda planlı teslimat ve hızlı teslimatın hacimsel olarak neredeyse %40'dan fazlasını oluşturduğunu görüyoruz. Yani çok ciddi bir hacme ulaşmış durumdalar. Tabii bu sizin de biraz önce bahsettiğiniz şekilde aslında pandemi burada çok büyük bir ivme yarattı. Ticarette bu yüzden aslında son döneme baktığımızda, son birkaç sene içinde hani bunu demişken hani pandeminin de üçüncü yılını doldurduk. Hani bir anda üç yıl geçmiş oldu. O da çok dramatik bir gerçek bir taraftan. Büyük bir büyüme görüyoruz. Biraz bu büyümelerden nereden nereye gelindi? Bununla ilgili bize biraz bilgi verebilir misin Ceyhan?
Tabii ki. Yine bizim 5000 bireyle yapmış olduğumuz e-ticaret panelinden... ...gerçek satın alım verilerinden bahsederek ilerleyeyim. Şimdi bizde şöyle bir şans oldu. Şans mı, şanssızlık mı diyeyim aslında tam bir şey. Denk gelme diyelim. Denk gelme diyelim, evet. Ocak ayında, 2020 Ocak ayında pilot çalışmalarımızı yaptık. Mart'ta da ilk raporlamamızı çıkardık ve o dönemden itibaren... Hem panelin içerisindeki satın alım dinamiklerindeki dalgalanmaları, işte eve kapanılıyor, bir anda online trendler yükseliyor. Onun için şey gibi bir şey söyleyemeyeceğim. Hani böyle sabit bir büyüme vardı, yukarı doğru çıktı gibi değil. Ama günün sonunda, üç sene sonunda baktığımızda dört buçuk katına çıkmış bir pazardan bahsediyoruz. Yani biraz enflasyondan arındırdığımızda da iki katına çıkmış bir pazardan bahsediyoruz.
Bunun en temelindeki şey aslında biraz daha pazarda hızlı tüketim ürünlerinin de dahil olması. Yani öncesinde hep giyim, aksesuar, elektronik alınıyor. Pazar yerleri bunları satıyor. Belli bir dinamik vardı. Zaten hepimiz bunu yapıyorduk ama ne oldu? Artık evimize sütümüzü, peynirimizi, yoğurdumuzu, hatta domatesimizi, salatalığımızı da söyler hale geldik. Hele o kapanma dönemlerinde haftalık verilere baktığımız zaman insanlar stok alışverişi de yapmaya başladı.
Hatta birkaç platformla görüştüğümüzde şunu söylemişti. Pandemide hızlı teslimat noktaları bile toplu, balk alışveriş dediğimiz alışverişe döndü. Çünkü hızlı teslimat biraz böyle canım çekti. Eksik tamamlama mantığındaydı. Ama bir bakıyor mesela sepet değerleri çok büyük. ...değerlere ulaştı. Ama büyümenin en büyük etkenleri bence biraz daha... ...insanların FMC'ciyle, yani hızlı tüketim ürünleriyle tanışması oldu diyebilirim. Bir de şöyle bir şey var. Artık akıllı alışverişçi vardır. Biz hep bunu söyleriz. İnsanlar gezerek, tozarak, dokunarak almayı sever. Şimdi akıllı alışverişçinin, biraz Emre Bey de bahseder. Arka planda desteklenmesi de aslında. İşte daha ürünü iade edebilmesi, daha kolay ulaşabilmesi sebeplerinden burada akıllandık.
Yani e-ticarette akıllandığımız için büyüme de böyle devam ediyor. Peki sizce, Emri Bey, yani bu doyum noktasında daha çok var mı büyüme itibariyle? Yoksa aslında ilk ivmeyi yavaş yavaş yumuşayacağını görür müyüz? Şimdi bence daha büyümenin başındayız. Çünkü yeni bir çağa geçtik.
Bu hızlı tüketim ürünleri e-ticarete açılmadan önce biz bütçelerimizi hep şöyle yapardık. Türkiye'nin perakenden yarısı zaten market alışverişi. Orası bizim dünyamız değil deyip diğer tarafta pazar paylarına bakardık. Şimdi bu hızlı teslimat modelleri, soğuk zincir teslimatı konusu açılınca baktığımızda yepyeni bir pazar ortaya çıktı ve bunun daha başındayız. Online market, hızlı tüketim ürünleri, bunların hepsinin teslimatı için, ürün gamlarının bile ona göre değişmesi için baktığımızda markalarda, lojistik şirketlerde, bu platformlarda buraya yatırım yapmaya başladılar ve ciddi yatırımlar yapıldı. Şimdi bunlar daha ekildi. Daha bunlar yeşerecek ve daha göreceğiz. Burası daha ormana doğru gitmesi gerekiyor bu fidanların.
Dolayısıyla ben daha işin bu dönüşümün başında olduğumuzu görüyorum hızlı tüketim ürünleriyle. Hızlı tüketim ürünleri tüketici davranışında da aslında her hafta yaptığı, belki günlük yaptığı alışverişini dijitale döndürünce, bu sefer başka alışverişlerini de aslında dijitale ne kadar kolay döndürdüğünü göre Bir kapı açılıyor ve aslında e-ticarete ana giriş şeyi oradan olup... ...frekans artırıcı ve tüketicinin davranışının çok değiştiği bir yapıya bizi götürüyor. Yani dondurmayla başlayan bir tecrübe, bir koltuk satın almasına kadar günün sonunda gidebilecek bir mantığa şey yapabiliyoruz.
Orada şunu ekleyeyim. Ben hep şöyle söylüyorum. Doğru bir yorum mu bilmiyorum ama kapıları olmayan bir AVM aslında online. Biz şunu çok net gördük. Mesela bir sepetin içine bakıyoruz. Online sepetin etek var, tornavida var, işte deterjan var, bisküvi var. Bunu nerede yapabilirsiniz? Hiçbir marketin için. Bugün bir fiziksel bir mağazaya girsem, orada bir meşhubat satıldığını görsem ben onu dekor zannederim. Hani etek metek alırken meşhubatın ne işi var? Ama şu anda bütün kapıları açık bir AVM içinde geziyorum ve sepete ne koyarsam getiriyorlar. Yani bu kendim açısından da düşündüğümde süper bir hizmet.
Biraz önce aslında Ceyhan şeyden bahsetmişti, özellikle akıllı alışverişçiden bahsetmiştin. Biraz belki buradan oraya doğru hafiften evrilebiliriz. Yani online alışveriş neden yapılıyor? Bizim dijital alışverişle ilgili yaptığımız araştırmada bununla ilgili bulgular var. Biraz ondan bahsedebilir misin?
Tabii ki. Şimdi aslında online alışveriş neden yapılıyor diye... ...bu son üç sene içerisinde sorduğunuz en büyük şey evden çıkamama gibi bir sebep söyleniyor. Ama aslında eskiden zorunlu olan evden çıkamama... ...şimdi evden çıkma ihtiyacını hissetmeden önüme gelebiliyor, lüksünü yaşamak gibi geliyor bana. Hani insanlar zaten çıksa da artık...
...çıkmak istemiyor gibi bir duruma geldi. İkinci şey de baktığında bir kere biz şunu biliyoruz mesela... ...fiziksel alışverişte birden fazla nokta gezer fiyat kıyaslar tüketici. E şimdi online'da bunu çok daha kolay yapıyor. Kampanyaları çok daha rahat takip edebiliyor.
Onun için online alışverişte de ikinci sırada aslında birazcık daha kampanyalar sitelerin fırsatlarından faydalanıyorum. Özellikle hızlı tüketim ürünlerinde çok daha fazla kampanya var. İşte şu kadar sepete bu kadar indirim sepetinde işte getirme ücreti almayacağım gibi şeylere dönüyor. Hızlı teslimat markaları özellikle burada çok fazla. Yani işte hafta sonu yüzde E indirim, işte üçüncü alışverişim benden gibi kampanyalar... ...olduğunda otomatikman değerlendiriliyor. Yani bu hepimizin içine düştüğü bir düzenek haline de gelebiliyor bir süre sonra. Bu da ne getiriyor aslında tüketicinin? Şu anda bizim için önemli şey nedir? Aslında zaman. Zaman kazanıyor. Biraz bekliyor belki ürünlere ulaşmak için. Ama o beklenebilir bir süreye de dönüştü aslında. Biraz önce Emre Bey'in dediği o altyapıyla. Yani önceden bir hafta on gün kargo bekleyeceğim, şimdi gidip alayım diyordunuz.
Bazen akşam verdiğiniz artı sabah gelebiliyor gibi bir durum bile oluşuyor. Hatta böyle 30 dakikada kapınızda giyim hizmeti veren mağazalar bile var. Böyle kapıda ödüyorsun beğenmezsen gönderiyorsun gibi. Böyle iyice şey olduk aslında açıldık diyebiliriz. Genel anlamda biraz böyle promosyon, konfor ve gitmek istememe ve zaman gibi görünüyor aslında online alışveriş tercihlerinde.
Sizin bu konuda yorumlarınızı alabilir miyim Emre Bey? Şimdi biz ticariçiler olarak senelerden beri kurtulmak istediğimiz bir imaj vardı. İşte bir şeyi ucuz alacaksan internetten alacaksın. Bu tabii bir perakendecinin veya bir platformun çok taşımak istediği bir imaj değildi. Biz bunu hep işin tüketiciye getirdiği katma değer ve rahatlıkla çevirmeye çalıştık.
Ama pandemi ile beraber bunun altyapısına da çok ciddi yatırımlar yapıldı. Yani sadece e-ticariçiler bu teslimatın doğru yapılması konusuna yatırım yapmadı. Kargo şirketleri de yani toplam hacminin yüzde altmış beşi artık Türkiye'de kargo şirketlerinin neredeyse e-ticaretten dönüyor. Bunu görüp bu tarafa çok ciddi yatırım yaptılar.
AVM markaları döndüler baktılar dediler ki bir dakika burası çok yani biz işte bir daha böyle bir şeyde yakalanmayacağız. Allah korusun mağazalarımızın kapanması şeyinde yakalanırsak biz kesinlikle bu konuda ticaret altyapımıza, teslimat altyapımıza yatırım yapalım dedik. Herkesin bu yaptığı yatırımlarla tüketiciye şu güven geldi. Eskiden şöyle bir güven korkusu vardı. Ya ben bunu alacağım da. Ne zaman gelecek? Kırık mı gelecek? Aynı ürün mü gelecek? Gibi gibi şeyler vardı. Tüketici hiçbir zaman Türkiye'de online de kredi kartını kullanmaktan korkmadı. Güven konusu tedirginlikti. Yani o ürün gelecek mi? Ve gelmediği çok da durumlar oldu. Veya işte kargo gelir bulamaz, döner şey yapar. Buradaki tüketici deneyimine çok ciddi yatırım yapıldı. Şu anda baktığınızda artık siz ürününüzü eve değil bir AVM'deki işte dolaba da isteyebiliyorsunuz.
yakınızdaki berbere bakkala bile isteyebiliyorsunuz. Ki ben evde bir ürünü beklemeyeyim de ürün beni beklesin, ben kendi zamanımla gider alırım gibi. Veya randevulu teslimatlar, iade de randevulu iade opsiyonları, kuryeyi online'da şeyde görebildiğiniz Yani yapılarla beraber bunların hepsini birleştirdiğimizde iş gerçekten kampanya kovalamaktan bir dakika ya ben işte sekiz tane ayrı mağazadan ihtiyacımı karşılayacağıma bunu tek bir şeyde belki sekiz tane ayrı online mağazadan ama icabında tek bir platformum olmak zorunda değil ama kendi zamanımda bunu çok bir hızlı hızlı bir şekilde yapabilirim gibi bir şeye döndü. Bir de ürün gamı çok arttı online de.
Bu da biraz da tüketicilere, ya bir dakika bu ürünü ben gidip işte bilmem neciler çarşısında arayacağım ama aslında o çarşıdakiler zaten dijitalleşmiş ve online'de oldukları için ben fiziksel olarak orada gezeceğimi, dijital olarak orada gezeyim ve o ürünü bulayım. Ve döndü. Bu da bizim son dönemde tabii enflasyonun yükseldiği dönemden bahsediyorum. Tespit ettiğimiz bir şey var. Özellikle yani bu offline'de de tespit ettiğimiz bir şey. Aynı ürününü almaya devam edebilmek için, markadan vazgeçmemek için... Tüketiciler daha fazla fiyat araştırması yapmaya başladılar. Çünkü enflasyonda başa çıkarken bir hani muadil ürüne switch edebiliyor. İki, başka bir kanala geçebiliyor. İşte açık pazara dönebiliyor, indirim marketlerine dönebiliyor. Üç, aynı ürünü farklı farklı noktalarda bulmak üzere ama daha uygun fiyata bulmak üzere daha fazla nokta ziyaret ediyor. Ve orada şeyi de gördük. Online alışveriş kanalı, ticaret kanalları da aslında burada bir kurtuluş reçetesi sunuyor tüketiciye. İşte bu hayat pahalılığı, enflasyonla mücadelede. Özellikle kasım kampanyalarında gördüğümüz bir şey var.
Kasım kampanyalarında hani insanlar bu kampanya dönemini beklediler, beklemişler. Yani alışveriş yapanlardan bahsediyorum özellikle. Ve bunu beklerken öne çıkan ürün kategorileri aslında temel ihtiyaç kategorileri. Yani böyle işte yılda bir defa alışveriş yaptığımız... veya yapmadığımız, onu bile yapmadığımız, daha nadir yaptığımız böyle daha temel ihtiyaçtan uzak işte elektronik dekorasyon malzemesi gibi şeyler değil de işte temizlik malzemesi, giyim gibi aslında hani gündelik olarak veya daha dönemsel olarak daha temel ihtiyaca denk düşen kategoriler için dahi bir kasım kampanyaları bir fırsat sunmuş. Dolayısıyla aslında şeyi de söylemek mümkün herhalde diye düşünüyorum. Hayat pahalılığıyla mücadele ederken kendi standardından, kendi marka tercihinden vazgeçmemek için tüketiciye bir olanak da sunuyor geldiğimiz noktada galiba.
İki anlamda sunuyor, bir dediğiniz gibi ürünü biliyor, markayı biliyor ve onu en uygun şekilde almak için bu bilginin ve ticaretin şeffaflaştığı noktada illaki bu ürünü daha belki uygun satacak olan bir tedarikçi, bir satıcıyı bulabileceğine inanıyor. Ve bu araştırmayı online'da yapıyor, hatta işte platformlarda yapıyor, diğer yapılarda yapıyor ve buluyor. İkincisi ise şunu görüyoruz biz. İkincil markalar doğmaya başlıyor. Online'da sadece doğmuş kozmetik markaları çıkıyor.
Burada diğer tüketicilerin yorumlarına da bakarak... Bir dakika, ben eskiden bu ürünü alıyordum. İşte bu ürün 300 liraydı. Şimdi bunun çok muadili aslında 200 liraya olan bir ürünü buldum. Ve yorumlarıyla da, online açıklamalarıyla da bunu da deneyebilirim diyerek, diğer tüketicilere de güvenerek, o bilgi şeffaflığını yine aynı mantıkta kullanarak online de başka markaya da yönelebiliyor.
Bu sadece online markalar aslında geleneksel perakendinin raflarında yer bulma şansı elde eden markalar değil. Ama online de raf zenginliğinden dolayı tüketicilerle ulaşabiliyor ve Türkiye'de çok ciddi sadece online satan, sadece hatta platformlarda satan, kendi siteleri bile belki çok yok, sadece online platformlarda satan markalar doğuyor böylece. Burada tabii resmin tamamına bakmaya çalıştığımızda hani alışveriş resmine baktığımızda resmin bir kısmı ticaret üzerinden elbette yürüyor. Zaten onu konuşuyoruz ama bir taraftan da hala yüz yüze satış kanallarında da alışveriş devam ediyor ve herhalde bir süre daha devam edecek diye de düşünüyorum. Online alışveriş yapmayanlar neden yapmıyor? Buradaki hakikat ne? Biraz da bunu konuşalım. Neden hala offline alışveriş yapılmaya devam ediliyor?
Şimdi şöyle bir şey var. Bir kere biz Türk milleti olarak görmeyi, dokunmayı, hissetmeyi seviyoruz. Yani o bizim o malecilik kültürümüzden herhalde geliyor. Biraz daha ürünü incelemek istediği için hala offline olarak almayı tercih ediyor. Bir de gezmek, dolaşmak, bakmak, farklı şeyler görmek. AVM'ye gitmek, orada sosyalleşmek. Aslında o bir sosyalleşme. Sosyalleşirken alışveriş yapmak, o bir offline. Zaten şey vardır, genelde alışveriş günlerine bakarsanız... ...bu elektronik tarzı şeyler gibi hafta sonu alınır. Çünkü hafta sonu böyle çoluk çocuk, cümbür cemaat gezilir oradan. Ama hafta içine bakıldığı zamansa onlar internetten alındığında farklı şeylerdir. Böyle alınır ve işte hızlı tüketim ürünlerinde de en güzel gün pazartesidir. Çünkü haftanın başında alışverişe gidersiniz, yaparsınız gibi.
Ama bazı şeyler var şimdi online'de bariyerler ne? İşte bu kargo ücreti ya da bu planlı teslimatlarda... ...ya da hızlı teslimatlarda bir alt limit var. İşte şu kadar liranın üstünde getirebiliyorum gibi. Onlar tüketiciyi alacağı üç beş parça için orada bir işte on lira da olsa... ...bir kargo ücreti vermek istemiyor. Onun için o tür kampanyaları yapan yerleri biraz daha değerlendirebiliyor ama... ...işte on lira vereceğime üç adım yürürüm, marketten kendim alırım... ...ya da AVM'ye gittiğimde alırım gibi. Biraz o bariyerleri kullanıyor.
Bir de hani ihtiyacının dışında bir alışverişe iten bir durum var ya online'da... ...yani gördüğün zaman almak, her şey açık. Hani biraz ihtiyaç alışverişi yapmayı sevenler, fızıyla alışveriş yapmayayım... ...nokta atışı gideyim, fiziksel alayım diyenler tercih etmiyor gibi görünüyor şu anda. Ama herhalde her şey online'a hiçbir zaman geçmeyecek zaten.
Ama online'de görüp, offline'den alma. Offline'de gördüğünü de beden bulamadığı zaman... ...online'den alabilme gibi birbirinin içine geçen bir durum var. Çünkü biz şeyi biliyoruz, yani pandemide offline satış yapan... ...yani işte fiziksel satış yapan mağazalara baktığınızda... ...onların siteleri yoktu. Gitmek zorundaydınız. Bir mağazanın indirimini beklemek zorundaydınız. Ama şimdi onların siteleri de var. Biraz böyle orada var, orada var. Orada deneyip, online'den almak gibi...
Ama şey de var, yani Emre Bey belki daha iyi yorumlayabilir. Bazı mağazalar online'de indirim yapıp, fizikselde yapmadığı için... ...tüketici bunu da tercih edebiliyor gibi bir durumlarda oluşuyor aslında. Emre Bey, burada aslında hani iki taraftan da düşünecek olursak. Aslında çıkış noktası itibariyle fiziksel mağazacılık yapan markaların zamanla online'a girmesi bir taraftan... Bununla ilgili özellikle son dönemde okuduğum şeyler var. İleride bununla ilgili tahminlerden bir tanesi, fiziksel mağazaların sadece teslimat noktası haline dönüşeceği, öde internetten satını al ama teslim almaya kendin gel, kargo maliyetini falan da bertaraf etmek açısından ya da ürünü de gör, belki test et, almak istemiyorsan orada da vazgeçebilirsin. Oradan öyle bir akış. Diğer, resmi diğer tarafında ise bazı alışveriş platformlarının, Türkiye'de var mı yok mu çok emin değilim ama, yurt dışında kendilerine yüz yüze kanallar açmaya başladıklarını, kasasız biliyorsunuz, internetten sipariş veriyorsunuz, gidip mağazadan alabiliyorsunuz ya da mağazadan alışveriş yapıyorsunuz ama ödemeyi yine uygulama üzerinden yaparak mağazayı terk ediyorsunuz. Kasa yok. Yani onlar da bir taraftan offline'a doğru bir adım atıyorlar. Bununla ilgili sizin yorumlarınız ne? Yani karşılıklı bu gidişatla ilgili.
Şimdi ben kariyerini e-ticarette, dijitalde yapmış biri olarak katılıyorum. Tüm perakende %100 dijitale sadece online'a dönmeyecek böyle bir dünya. Belki insan davranışına aykırı. Niye? Çünkü gezme ihtiyacı, dolaşma ihtiyacı ve o dolaşırken bir şeyleri tüketme ihtiyacı hala devam edecek.
Bir ilginç bir anekdot geldi aklıma da yani bununla ilgili ben de sizin gibi düşünüyorum bu arada ama beni baya bir kafamı karıştıran bir şey olmuştu. Bir haber görmüştüm. Çin'de bir otomobil markasının bir katlı otoparkı yani otomatik katlı otoparkı büyük bir vending maşin olarak tasarlayıp hani kredi kartıyla gidip oradan veya hatta internetten sipariş vererek gidip otomobil satın aldınız. Yani arada hiçbir satışçı yok. Otomobili dahi online alabildiğiniz bir sistem kurdukları zaman yok artık yani bu kadar da değil dediğimi hatırlıyorum da yani. Ama o bile fiziksel bir dokunma gerektiriyor. Yani ben fiziksel dünyanın dönüşeceğine inanıyorum. Bugünkü mağazalarda bu kadar da almış bir şekilde stoğu tut ve bunun verimliliğini bir şekilde doğru şekilde yapmaya çalış, aslında geleneksel perakende biraz en büyük problemlerinden bir tanesi.
Ben şöyle bir dönüşüme geçeceğine inanıyorum ki, bu baktığımızda çoğu AVM markasının da hem Türkiye'de hem dünyada yönetim kurulları seviyesinde stratejik hedeflerinde toplam siparişin içindeki oranın yani yüzde elliye yakını bir şekilde dijitale dokunacak. Şimdi bu güzel bir hedef. Yani dijitale dokunacak demek illa e-ticaret olmak anlamında gelmiyor. Bu şu demek olabilir.
Ürünü online de gördü, gitti mağazadan teslim aldı. Mağazadan aldığını online eve, kuryeyle iade etti. Veya mağazaya gittim, bir şeyler bakıyorum. Yani işte hafta sonu gezerken, gezmenin bir parçası olarak bir ürüne bakarken... ...mağazada o stok derinliği ve genişliliği olmayabilir fizikselde. Yani ben bu ürünün kırmızısını istiyorum, medium'unu istiyorum. Mağazada o anda sarısı ve small'ı var.
Bana aynı bu hızlı teslimattaki dönüşüm gibi, hiç önemli değil, kırmızısı, medyumunu biz arabanızın bagajına bile siz şurada kahvenizi içerken bırakırız dediğinizde o zaman o mağazalıcılıktaki eksiklikleri aslında dijital ve bu tedarik zincirinin dönüşümüyle beraber tamamlamış olabiliyoruz. Mağazalar bir lojistik merkezine dönüşecek. Mağazalar bir deneyim merkezine dönüşecek. Mağazalar tüketiciyle dokunma merkezi olacak. Çünkü bir marka yönetiminde de en önemli şeylerden bir tanesi o tüketiciye gerçekten dokunabilme, o imajı verebilme. O açıdan kullanılacak olan yerler olacak. Bir dönüşüm var önümüzde beklenen.
Belki sayıları artmaz. Şimdi biliyorsunuz her AVM açıldığında her mağaza o AVM'lerde oluyor. İşte üç adım ileride de AVM olduğu için artık böyle gidildiğinde... ...belki o sayıları o kadar artmayabilir fiziksel mağazaların. Çünkü o kadara gerek olmayabilir. Bir de şöyle bir sistem olanlar var. Onlar da tam tersi. Mesela online'da beden olmuyor ama seni mağazaya yönlendiriyor.
Ya ben mesela o mantığı anlamıyorum. Sen o mağazaya beni yönlendireceğine, online'den sipariş vermeme izin ver, sen o mağazadan bana gönder gibi bir şey düşündüğümde, belki de bu bir strateji de olabilir. Yani benim o mağazaya gidip, orada o mağazanın ortamında farklı bir alışveriş dinamini de çekiyor olabilirler. Bu öyle bir şey ki, halen organizasyonlar içinde, baktığınızda e-ticaret ve mağazacılık ayrı ayrı silolar olarak yönetiliyor genelde. Bu insanların prim yapılarına kadar, yani İK'deki kurduğunuz stratejiye kadar inen bir şey. Şimdi bir mağaza müdürü, eğer online'den satılan ve kendi mağazasından satılmayan bir ürünü kendi cebinden çıkan, sonuçta insan, kendi priminden kaybettiği bir şey olarak gösterdiğimiz sürece, İK'sa olarak, Bu bütünlüğü sağlayamayız. Tabii kime yazacak o, değil mi? Kime yazacak, evet. Bu sadece AVM markalar olarak düşünmeyin. Bu Türkiye'de bölgesel franchise olarak yönetilen ürünlerde de, özellikle elektronik ürünlerinde... ...işte bayilik şeyinde, her bayiğinin bir coğrafi alanı var. Online olunca o coğrafi alanına tecavüz etmiş oluyorsunuz. Bunun kontratlar tarafında, primler tarafındaki yapısının tekrardan hep düşünülmesi gerekiyor.
Evet, o dediğiniz çok doğru. Mesela bir züccaciye markasında aldığım bir ürünü ötekine götürmeyi değiştirmedi. Çünkü biz franchise olduğumuz için onun aldığımız yere gideceksiniz. Bu mesela kötü bir durumdu mesela orada. Çünkü tüketici markayı biliyor, tüketici ürünü biliyor ve diyor ki ben o tabelayı görüyorsam o tabela bu markanın benimle deneyim noktasıdır. Ve niye ayrı şekilde deneyim yaşıyorum konusunda da bu sefer kızıyor. Yani tüketiciler bu sefer markaya negatif bir etki bırakmaya başlıyor.
Çok çok teşekkür ederim. Yani gerçekten hani böyle içinde olduğumuz büyük bir dönüşümü yakından konuşma fırsatımız oldu. Bir yandan dünyanın en büyük, en değerli şirketinin bir e-ticari şirketi olduğunu düşünürsek gerçekten hani yolun başındayız. Daha çok farklı, çok değişik noktalara doğru ilerleyeceğine eminim. Burada elimizden geldiğince elimizdeki veriler üzerinden ve sizin deneyimleriniz üzerinden hakikatleri, bu konunun hakikatlerini anlamaya çalıştık. Çok teşekkür ederim katıldığınız için.
Biz teşekkür ederiz. Biz teşekkür ederiz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.