Podcast

S1E21: İlişkinin Çekirdeği: Arkadaşlık

Sepin Kafası

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Her ilişkinin kemerinde var olan arkadaşlık üzerine; bazı anılar, bazı fikirler.











Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.260 kelime · ~11 dk okuma

Herkes benimle mi? Burası Sepin Kafası. Hepiniz hoş geldiniz. Hoş geldin Sepinciğim. Merhaba. Bugün artık ilişkilenmeyi rahatça kullanayım ilk bölümden sonra. İlişkilenmenin bir soğan cücüğü olan arkadaşlıktan başlayalım istedik aslında senin önderliğinde. Arkadaşlığı nasıl tanımlarız hayatımızda diye bir başlangıç yapsak. Tamam. Burada bir şey anlatmak istiyorum. Ben pek acı pornografisi sevmiyorum.

Böyle gözyaşlarıyla. Hayat bundan ibaretken aslında. Podcast kaydederken. Evet yani niye kimin canına sıkalım ama 17 yaşındayken babam benim 2 senelik bir kanser hastalığından ve çok zorlu bir 2 seneden sonra diyeyim. Öldü. Teşekkür ederim. Ve hani arkadaşlık sordun. Babamın cenazesi aklıma geliyor. Ve yani cenazede ben çok etrafıma bakmak istemiyordum. Kimseyle göz göze gelmek istemiyordum. Çok net hatırlıyorum. Ve böyle hep yere bakıyordum yani o

...durduğum yer ve devamlı yere bakma halim. Sanki böyle dışarıdan kendimi görüyormuşum gibi net hala zihnimde. Böyle işte bir uğultu oluyor zaten. Çok kalabalıktı babamın cenazesi işte. Devamlı bir uğultu var işte. Böyle sesler çalınıyor kulağına. Ve kaç senelik arkadaşım Senan benim. Yaşım belli olacak. Otuz küsür senelik arkadaşım. Nice yıllarınız olsun maşallah. O zamanlar hepimizin bir çift ayakkabısı vardı. Yani işte kışlık bir bot, yazlık bir ayakkabı, her neyse. O yüzden Sena'nın botları, hala da hatırlıyorum yani o botları. Botları çok netti benim için. Ve birden o benim işte devamlı yere baktığım bir kare gibi düşünme yani dikdörtgen. Orada onun botlarını gördüm. Yani Sena'nın ayaklarını gördüm botlarının. Ve o zaman mesela başımı kaldırıp Sena'na baktım. Yani benim için babamın cenazesinde etrafa bakabilmem, biriyle göz teması kurabilmem, Sena'nın ayaklarını veya işte botlarını görmemden sonra olmuştu. Yani bu galiba söyleyeceğim birçok süslü cümleden çok daha iyi anlatıyor. Yani benim için arkadaşlık o botlar diyeyim sana. Evet, hayatı çekilir kılmada ve bir destek hissetmede biraz o soğan cücüğünü de aslında biraz önce seninle kayda girmeden önce bulmuştuk. Her şeyin yapı taşı olarak hayatı çekilir ve destekli kılıyor gibi hissediyorum. Özge Özel'in bir şakası var bebişin. Yani kendimi bildim bileli ve birkaç senedir, belki 20 senedir bir sevgililik yapıyorum tam zamanı diye. Benim de gerçekten hayatıma baktığımda sevgili ve manita olaylarına girmem çok büyük zamanımı aldı. Ama yani kendimi bildim bileli arkadaşlık yapıyorum, iyi veya kötü. Ve düşündüğümde o ilişki dramalarından, bilmem neden ya da şu anda adını bilmediğim bazı dramatik seanslarda kendimi kurtarabildiğim ve hep eğlendiğim kişiler arkadaşlarım oldu hayatımda. Ve ailenin giremediği, sirayet edemediği, seni hayata döndüremediği, bir manitanın elinden gelmediği falan gibi yerlerde bence arkadaşların çok büyük bir nüfusu var. Şöyle bir şey, yani arkadaşlık bundan muaf veya buna bu kadar batmıyor diyeyim bu çamura. Merhaba annem dinlerse.

Transkriptin tamamını oku

Yani şöyle ebeveynlikte maruz kaldığın döngüler var değil mi? O bir takım işte sonra bağlanma teorisi vesaireyle açıklanıyor işte çocukluk travmaları şunlar bunlar ama senin bir böyle maruz kaldığın öğrendiğin bir takım döngüler var yani ve bunlar senin hayatında davranış biçimini olarak varlar. Şimdi bu döngülerin çoğu romantik ilişkide de aynen taşınıyor yani sen aslında yan yana koysan anne baba ilişkindeki döngüleri ve romantik ilişkinde girdiğin döngüleri yani bu döngüleri şey gibi düşünebiliriz bir şekilde içinden çıkamadığımız şeyler yani hep o çemberin içinde devam ediyorsun yani çıkmak istiyorsun oradan ama çıkamıyorsun o döngülere baktığında aslında Çok birbirine benziyor yani romantik ilişkideki döngüyle anne babadan gördüğün döngü diyeyim. Yani maruz kaldığın ebeveynlik aslında çok birbirine benziyor. Şimdi arkadaşlık... Bunun dedikodusunu yapalım. Bu döngüyü sana gösterebilir. Derin arkadaşlıkta da görüyorsun bu döngüleri. Ama seni o kadar içine batırmıyor. Çünkü romantik ilişkide o döngüden böyle çıkmak büyük bir mesai istiyor benim gözümde yani. Benim deneyimimde de. Halbuki arkadaşlık çok daha böyle seçim olduğu için yani romantik ilişki de seçim ama arkadaşlık daha yani hiç hukuki bir bağ yok ortada biyolojik bir bağ yok otomatik hiçbir şey yok yani birazcık hani romantik ilişki seçimdir ama aslında romantik ilişki

O da var ama bir yandan da yani çocukluk yaralarının da tekrarıdır yani baktığında romantik ilişki. O yüzden arkadaşlık çok daha böyle serbest, çok daha özgür, çok daha döngüsüz bir yer ya öyle söyleyeceğim. İşleri karıştıracağım. Şimdi mesela romantik ilişki. Anne baba evet, şu an o tarafa kaymak istemiyorum. Ama mesela bazı dönemler var arkadaşlarımdan hoşlandığımı hatırlıyorum. Onları hoş gördüğümü, hoş bulduğumu, Freudiyen bazı isteklerimin olduğunu hatırlıyorum. Ama mesela şey diye de ayırmak istemiyorum. Seks yapılan arkadaşlar, seks yapılmayan arkadaşlar falan onlara da girmiyorum.

Ama arkadaşlık biraz daha nötr bir yerde kaldığın hormonal olarak da ya da bunu böyle biraz törf olarak da anlatmak istemiyorum ama bir çekim olarak ona daha pür pak bakabildiğin bazı şeyler oluyor. Ama manitalıkta ya da işte o bir cinsel dürtü cinsel partnerde o gibi şeylerin de bu mefhumu karıştırdığını düşünüyorum. Yani bir beğenilmek ya ben şimdi yani Merve'nin beni çok sevdiğini biliyorum. Beni beğendiğini gördüğünü de biliyorum ve bu bana yetiyor. Yani şey olarak öbür türlü başka bir arzulanma gibi bir isteğim yok.

ama başka partnerimde ya da bu yani seks yapabildiğim partnerlerde düşündüğümde bunu oranın çarpıştığı yerler daha komplike oluyor. Yani bunu yanlış insana söylüyorsun çünkü ben genelde şöyle eleştiri alıyorum. Hadi bakalım. Yok ben o kadar yani insanları kadın ve erkek olarak eğer romantik bir şey yoksa ortada göremiyorum ki yani o kadar mesela bir erkek de benim için kadın güvenliği veriyor ki bana. Türkiye'de bunu böyle olmaması gerekiyor ama aslında çünkü başıma iş geliyor.

Yani bana biri şey dedi, senin bu yaşına kadar hayatta kalmış olman büyük bir mucize. O kadar anlamıyorsun yani karşındakinin... Hissiyatını ve sana karşı arzularını güvenemem. İlla ondan da, tamam şimdi ayıp olacak. Ukalalık gibi olmasın da. Birilerinin kalbini kıracağım. Yok yok. Anlatabildim mi? Arkadaşlık benim için o kadar net bir yer. Öbür o romantik ilişki dinamiklerinin o kadar sirayet edemediği bir yer. Benim için o kadar ayrı bir yerde ve o kadar daha da üstte bir yerde. Anlatabiliyor muyum? O yüzden... Çok iyi anlıyorum. Arkadaşlığın bir seviye olarak da görülmesini istemem bu anlattıklarımdan. Çünkü hakikaten devlet kurumlarında tanınması gerektiğini düşünüyorum.

Gerçekten sevdiğim arkadaşlarımla beraber imza atabileceğim ve arsa alabileceğim bir düzen kurulsun istiyorum bu konuda. Sadece bir devlet nezdinde evlenip yapacağım falan gibi olsun istemem. Ve bu yüzden aslında her şeyin içinde de arkadaşlık vardır gibi de bir tezim olduğunu düşünüyorum. Yani bunun iş arkadaşımla, patronumla, yemek yediğim yerdeki garsonla falan filan gibi aslında hayatımın bütün her yerine sirayet eden ilişkilenmede adını arkadaşlık diye koyabiliyorum aslında. Yani dünyayla kurduğum da bir

...arkadaşlık olmasını diliyorum ve bunun da yapılmasının öğrenildiğini düşünüyorum. Yani bunu yıldan yıla veya işte zamandan zamanında daha iyi yapıldığını da düşünüyorum. Bu da bir emek işi de giriyor. Belki de ilk bölümde ilişkilenme üzerine konuştuğumuz şey de. Evet, emek, özen. Peki, sen belki istediğin gibi cevapla. Ama sana sorsam ki Sepinci, bir arkadaşlık sağlıklı başına alırsam nasıl kurulur?

Nasıl, var mı bu işin? Ya da nasıl kurulmaza da çevirebilirsin. Ah bak çalışmadığım yerden sordun. Yani ben şeye çok inanıyorum eğitimlerde de hep bahsediyorum yani yüzüncü baskı belki. Bizler desteksiz yaşayabilen bir tür değiliz. Yani hep şey derim ben işte biz biped olarak ayaklandığımızda işte gözlerimiz öne bakıyor. Yani bizim gözlerimiz belli bir açıyı görebiliyor ve dar bir açı görüyor aslında. Çünkü işte böyle düşün topluluk olarak yürüyoruz böyle. Arkadan kaplan gelirse arkadakiler öndekilere kaplan geliyor kaçın diye.

Bağırabilir yani. Bizim onu gözlerimizin görüş açısı sebebiyle görmemize gerek yok. O yüzden desteğin çok önemli olduğu bence birazcık da karikatürize ederek anlattım ama biz destekle hayatımızı devam ettirebiliyoruz. Evrimsel olarak baktığımızda da. O yüzden bu destek mekanizmalarının bir şekilde kurulmuş olması insan için çok önemli. Neyse aradığı, bilmiyorum. Hepimizin aradığı şey veya bulmaya çalıştığı şey belki farklı da. Ya ben burada ne yapıyorum diye bir soru varsa ki herhalde olmalı. O sorunun peşinden giderken o destek çok önemli. Ve işte bu yani arkadaşlığın o destek mekanizmasının en sağlam ayaklarından biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü diğer ilişkilerde işte o çocukluk yaraları daha önceki bölümlerde de konuştuğumuz

Bizi tökezletiyor yani romantik ilişkide hop ortaya çıkıyor değil mi? Senin çocukluk yaran diğerinin çocukluk yarasına dokunuyor ve böyle içinden çıkılması zor bir çatışma içinde debelenmeye başlıyorsun. Şimdi arkadaşlıkta buna düşmen birazcık daha zor oluyor veya... Evet, terk edilme korkum biraz daha az tetikleniyor gibi sanki. Olabilir, evet yani birçok korkun. Daha az korkunun olduğu bir yer belki. O yüzden de o destek daha baki. Tabii ki bozulan arkadaşlıklar oluyor ama arkadaşlık daha böyle hayatında hep var olan bir şey. O yüzden de o desteğin bir gün böyle ayağının altından çekileceği korkusu yani bunu böyle düşünmüyorsundur. Çıkarcı bir yerden bahsetmiyorum ama. Yani o en primitif korkularımız işte hani annem beni terk edecek mi? Ve onun başka bir versiyonu işte sevgiliyle olan ilişkide. O yok yani arkadaşlıkta. O yüzden çok daha böyle hep ilerliyorsun. Anlatabiliyor muyum? Çok güzel ilerliyorsun. Ben burada ne yapıyorum sorusu bence arkadaşla çok...

Güzel yol alıyor yani. Annen değilim, baban değilim, eşin değilim, kocan değilim, olmam da gerek yok ve buradayım, senin yanındayım ve bundan çok mutluyum gibi bir ilişki türü ve bu çok gerçekten çok saf da geliyor ve bir kardeşim yok hayatta ama hani bu öğrendiğim arkadaşlıkta bir kardeş gibi duygusunu bilmesem de bir kardeş gibi olma duygusunu ve arzusunu hissediyorum. O yüzden de hani ihtiyaç anında bana ihtiyaç varsa ve yapabileceğim bir şeyse o. Gidip orada eforumu da mesaimi de şaklabanlığımı da patavatsızlığımı da ne gerekiyorsa benimle ilgili onu vermeye çalışıyorum. Destek deyince ama bir şeyi netleştirmek istedim. Yani destek benim gözümde sadece işte sen düştüğünde seni kaldırma hali değil. Yani destek senin var oluşunda, senin var olmanla alakalı, senin işte neyse o gittiğin yer. O gideceğin yerle alakalı, varlığıyla sana destek olan insanlar yani. Arkadaş benim gözümde öyle bir şey. Ya bu şey olarak biraz önce aslında benim aklıma gelen resim, evet beni uyandırma niye oldu? Çünkü bu ilk başta açtığım bazen bazı kişiler dışında kimsenin giremediği bazı çamur günler oluyor ya ve o zaman gerçekten pis işleri halletmek için gerçekten arkadaşların gerekiyor ya da o arkadaş gerekiyor yani. O tür zamanlarda insanların hayatlarında bulunmak,

Bazen kimsenin orada olmaması gereken zamanlarda bulunmaya eşdeğer oluyor. O da bence yine fucking insan olmaya giriyor yani. Gerçekten evet buradayız ve bu anı beraber paylaşıyoruz. İğrencez ama çok mutluyuz gibi anlar var. Bu gibi kelimelerin geçtiği herkesin bir şey aklına gelebileceğini düşünüyorum arkadaşlarıyla. Sözcük olarak da bence çok asil bir sözcük. Arkadaş. Arkanda olması hissi bence... Ya bilmiyorum başka ilişkide çok zor gibi geliyor bana. Başka ekleyeceğim bir şey var mı? Neler var? Bir de şöyle bir şey galiba Şevval. Arkadaşlıkta onay diye bir konu yok ortada çoğu zaman. Birçok ilişkide maalesef bir onaylanma hali var yani. Birileri seni onaylıyor ya da onaylamıyor o yaptığın. Okey ya da değil.

Arkadaşlık onun da çok serbest olduğu bir yer. Ve bu sana çok özgürlük sağlıyor diye düşünüyorum. Yani seni çok özgür kılıyor birçok şeyden. Ve o ilişkideki özgürlük işte seni büyütüyor falan bu sözcükler. Gerçekten böyle söylerken içim titriyor da. Ama gerçekten çocuk büyütmek gibi o özgürlük seni büyütüyor. Yani arkadaşlığın sağladığı o özgür hal seni büyütüyor diye hissediyorum. Belki senden daha yakın zamanda şunu tecrübe etmiş olabilirim ki, arkadaşlarımın gözünden kendimi görmeye çalıştığım bir süre oldu. Ve bu konuda hep bu özellikle okul arkadaşlarımda, yurt dışına taşınanlarda ya da benden daha özgür olanlarda görece bunlar hepsi benim gözümde yaşananlarda.

Hep onların gözünden görmeye çalıştığım ve böyle bir komplekse girdiğim dönemde de belki havalıca, ya Şevo sen kimsin, onlar kim sorusunu hem küçümseyerek hem de gitgide gerçekçi olarak sorduğum şeye yoldaş giden de arkadaşlarım oldu. Birileri gitti Londra'ya, birileri gitti Berlin'e. Diğerleri sadece varoluşuyla beni düşündürdü falan gibi. O yüzden aslında galiba belki de aldığın yolla ve bunu yaptıkça da yavaş yavaş bu onay mekanizması arkadaşlıkta daha ferah bir yere geliyor diye anlıyorum. Farklı da olabiliriz tabii ki kurduğumuz şeylerde. Ama mesela sana göre galiba daha yakın bir zamanda bu onay arayıcılığını arkadaşlıkta da keşfetmişliğim ve deneyimlemişliğim bayağı var. Yani tam şey mi diyorsun? Arkadaşlıkta sen onay mekanizması işliyordu mu diyorsun? Evet, bence ilk gördüğün yerlerde bu akran zorbalığı falan gibi dediğimiz şeyler var ya, okul döneminde ya da küçüklükten itibaren başladığın ve ilk dışlandığın ya da kabul edildiğin yerde, o arkadaşlık, tarikatın da gizli falan gibi, nasıl bağlayacağım bilemediğim bir yerde gizli gibi olduğunu düşünüyorum.

Evet oradaki işte bir fark herhalde diğer ilişkilerine kıyasla senin çocukluk yaralarınla kurduğu bağ daha zayıf. Yani sen orada o çocukluk yaralarının tekrarı onların işte düğmelerine basılmasından daha serbest bir şekilde ilerleyebiliyorsun arkadaşlıkta. Yani daha geçmişten değil ki geçmişi ben çok seviyorum yani geçmişi unutalım gibi bir yerden söylemiyorum bunu ama yani sadece geçmişten değil. O anki halinden, o anki kendinden devam edebiliyorsun gibi. Daha hızlı bir onarma var gibi de duyuyorum bu söylediğinden. Yani daha hızlı bir sirkülasyon var. O çocukluk yarısıyla da daha böyle bir çocukça ve daha böyle akışkan bir şey geliyor benim de imge dünyamda. Arkadaşlıkta ya pardon ya falan gibi ya da böyle iki şekerlik yapıp ya da yani kendini hemen itin götüne sokup Sonra çıkarttığında arkadaşlık çözülebiliyor. Ya tamam saçmalama ben de o kadar dememiştim deyip. İşte onun sebebi benim gözümde yani bir sebebi diyeyim ya da daha az o çocukluk yarana dokunuyor arkadaşlık. Yani dokunsa da diğer ilişkilerde olduğu gibi böyle basmıyor. Eliyle basarsın ya bazen hakikaten biri gelir. Senin böğrüne basar yani ve çok zor çıkarsın oradan. Yani arkadaşlıkta sanki o böyle bütün elinle oraya bastırma işini yapmıyorsun çünkü sen orada değilsin diye. Gözümde canlanan şey o. Anlatabildim mi bilmiyorum. Bence düşünecek yine birçok şey var. Bugün fazla küfür ettim ve açık saçık şeylerden konuştum. Hem senden hem dinleyenlerden rahatsız olan varsa özür dilerim ya. Bazen jargonum böyle bir şey oluyor. Dedem dinlese çok kızar büyük ihtimalle.

Küfür beni nimetimizde duramayacak. Kimse karışmasın küfürlerimize. Nasıl bitiriyor muyuz? Ne yapıyoruz? Galiba var mı başka söylemek istediğin bir şey? Şimdilik yok gibi. Belki sonra yine olur. Evet nasılsa ilişkiden devam edeceğiz. Tamam. Ve böyle lineer gitmez illa. İlla burada da bir döngü olur yani. Teşekkür ederim Sepinciğim. Ben teşekkür ederim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)