Podcast

Özgemiz'den 1 Yeni Sesli Mesaj

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Aslında tam olarak ofis dışında değilim, ama mailinizi görmezden geliyorum. / I’m not really out of the office. I’m just ignoring you.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

989 kelime · ~5 dk okuma

Alo, kayıt eşya bürosu, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Pod B, podcast mecrasının bilinirliğini arttırmak ve bu mecrayı büyütmek amacıyla 15 Ağustos'ta podcast yayınlarına özel üç yeni animasyon filmini dijital ortamlarda yayınladı. Hatta İstanbul'da yaşıyorsanız şehir ekranları, Marmaray ve Modia ekranlarında bahsi geçen Pod B filmlerini görebileceksiniz. Çok heyecanlı değil mi? Şu an bu podcast bölümünü dinlediğinize göre de kendinizi çoktan podcast'ın nevi şahsına münhasır dünyasında bulmuşsunuzdur zaten. Tebrikler.

Siz de kampanyanın bir parçası olabilirsiniz bu arada ki olun bence ve eşe dosta podcastlerden bahsedin. Biz şahsen çok mutlu oluruz. Çünkü evde bulaşık makinenizi boşaltırken, tek başınıza yürüyüş yaparken ve trafikte sıkışıp kaldığınızda ve daha pek çok anınızda podcastler size eşlik edebilir. Geniş Yelpaze'deki bu kocaman içerik havuzundan sadece sizin duymak istedikleriniz size eşlik edebilir. Bundan da çok iyi hashtag olur. Hashtag sadece duymak istedikleriniz diyorum ve yeni bölüme sağ ayakla giriyorum.

Kayıp Eşya Bürosu'na hoş geldiniz. Şu anda hizmet veremiyoruz. Lütfen sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakınız. Herkese merhaba, hello, bonjour. Kayıp Eşya Bürosu'na tekrar tekrar tekrar hoş gelmenize bir tık daha var. Ben daha dönmedim. Ben daha dönmedim ama biliyor musunuz tam olarak gidemedim de.

Transkriptin tamamını oku

Bu baştan aşağı kaçıngan bağlanma dolu telesekreter mesajım için Çağınırmağa buradan bir selam çakmak istiyorum. Evet, büroyu kapadığım süre içerisinde tatil yapmadım, denize girmedim ama kuzen düğünü sağ olsun bol bol halay çektim, roman havası oynadım ve Nemrut Dağı'na çıktım. Hepsini anlatacağım sırası gelince. Bu mesajı size ben buradayım, büromuzun başındayım demek için ve neden geri dönemediğimi açıklamak için kaydediyorum çünkü biz buna değeriz. Arkadaşlar ben sanırım bir hata yaptım.

Ben sezon arası vererek yaptım bu hatayı. Yapmamam gerekiyordu. Yapmamam gerekiyordu. Bu sezon arasını vermemem gerekiyordu. Neden? Oramızı buramızı didik didik ettiğimiz 11 bölümün sonunda bence bir noktaya gelmiştik. Hem de bulaşık dizerken, yol giderken, sınava hazırlanırken, hayat devam ederken gelmiştik o noktaya ve bir eşik atlamak üzereydik.

Biliyorsunuz böyle hani spora ilk başladığınız zamanlarda da olur. Hani tulumba tatlısı gibi gidersin salona, adam seni evirir, çevirir, kan, ter, gözyaşı içinde bırakır, her yerin et kesiyor olur ve bir noktada dersin ki, manyak mıyım lan ben dersin, bunu kendime niye yapıyorum dersin. İşte tam da o noktada manyağım deyip devam etmen gerekir. Yine açılmışsındır. Çünkü ayılsan da bayılsan da devam etmen gerekir. Bırakman gerekmez. Çünkü hayatını tulumba olarak değil baklava olarak devam etmek istiyorsundur. Burada bir parantez açmak istiyorum. Tulumbayı da tek geçerim bu arada. Çıtır, leziz ve bütçe dostu bir tatlıdır. Ama hak ettiği değeri göremediğini düşünüyorum. Parantezi de kapatıyorum.

Neyse, işte bu 11 bölüm sonunda biz bir ışık atlamak üzereydik ve ben ne yaptım? Ben dedim, biraz kafama dinleyeceğim dedim. Ben dedim, biraz gideceğim dedim. Bir saniye dedim. Biraz ara vermek istiyorum dedim. Resmen, a da ben ayrılmak istiyorum dedim ya. Puh be Özgen be, puh be! Kahretsin seni be kadın be! Ya işte böyle. Hayatta kimseyi kınamayacaksınız arkadaşlar. Hayatta hiç kimseyi, hiçbir şeyi kınamayacaksınız.

Ben kendimi aslan parçası gibi hissederken, ulan ne güzel ilişki kuruyorum herkesle, sınırlarımı şak çiziyorum derken, omuzlarımı şapşuk öperken, eski dostum kaçıngan bağlamaya tankla kapıma gelmiş dayanmış. Şimdi aranızda belki psikolojiyi sadece bozulan bir şey zanneden ve cümle içinde kullanan, bağlanma türlerini bir kez olsun google'lamamış en azından üstün dökmenin küçük şeylerini iki sayfa olsun okumamış birileri illaki vardır ki olabilir de bu arada ama biraz küçümseyen bir ton kullandığım farkındaysanız onu lütfen şey yapalım kaçıngan bağlananlar şöyle şeyler yapıyor 1. kendinde ya da karşısındaki kişi de bağlanma ya da duygu belirtisi hissettiği anda uzaklaşıyor karşısındaki kişi bu senaryoda siz oluyorsunuz şu an 2- Tekrar dönebilme ihtimaline karşın kapıyı açık tutup gitmek istiyor ve kesin tekrar iletişimde kuruyor. İşte şu an yaptığım gibi. 3- Genelde seyrek iletişimde olmayı seçiyor. Hatta bunu bu yaşam şeklini korumak uğruna da bilinçli yapıyor. Nasıl? Mesela şöyle, iki haftada bir yayınlanır yazan podcastiniz varsa ve siz kendi öz büronuza üç ay olsun bir dakikacık, bir satırcık yazmadıysanız, kaydetmediyseniz mesela

bunun gibi oluyor işte bakın bu da uydu üçte üç dört karşısındaki kişiden ilgi ve duygu görmek istiyor ve bunun için uğraşıyor aynen 10-11 bölümü kaydediyor mesela ama görünce de bu duygu ve ilgiyi özgürlüğüne müdahale sayıyor ve gidiyor Allah benim belamı vermiş hiç demiyorsunuz işte şu an burada bu telefonun başında çaresiz bekliyorum nasıl yapıyorduk lan biz bu işi diye mal mal konuşuyorum ama gerçekten öyle garip bir an oldu ki yani özellikle son iki bölümü kaydettikten sonra bakın ilk maddeye dönerim ne diyordu? kendinde duygu belirtisi hissettiği anda uzaklaşır diyordu benim son kaydettiğim bölümde çocuk yapmak konusunda hissettiğim ve sizlere aktardığım her şeyi bu dünya üzerinde bilin bakalım kim bilmiyor hadi tahmin edin Evet, terapistim bilmiyor. Bilmiyor, anlatmadım. Anlatmadım vallahi. Senelerdir her şeyi didik didik ettiğim, gerekli gereksiz en ince ayrıntısına kadar anlattığım bütün duygum, düşüncem, davranışım, hepsinin böyle suyunu sıkıp ipe dizdiğim terapistim benim bu duygumdan habersiz.

Ama siz biliyorsunuz. Ya sen kimsin Özgen? Sen over sharer mı oldun benim başıma? Sen kimsin işlenmemiş ham duygularını terapistinden önce podcastlere konuşuyorsun ya? Yürek mi yedin ya sen? Cahil misin sen? Denyo musun ya? Sen yıllarca geri zekalı mı bunlar? Böyle metot mu olur dediğin erik morisçilerden oldun mu sonunda?

Acını bal eyleyeceğim diye, içerik üreteceğim diye kendini içini dışını hallaç pamuğu gibi serdin mi el alemin insanlarına? Kusura bakmayın şimdi üzerinize dalınmayın ama gerçek bu. Özgemize bakar mısınız ya? İşte böyle hayatta hiç kimseyi kınamayacaksınız arkadaşlar. Hayatta hiç kimseyi ve hiçbir şeyi kınamayacaksınız.

Üç aydır ben götümde bu bıçakla geziyorum. Hatta bu bıçağın dönmesini de yaptırdığım bölümeyken çıkardığımda da hatırlayayım diye. Bu mesajı da buraya aynı sebepten kaydediyorum. İleride dönüp baktığımda hatırlayayım diye. Çünkü belli ki buraya benim bakmam gerekecek. Buraya bakarlar. Ha Ankara, benimle misin? Neyse, bu kadar kalka dövüş yeter. Öpüşüp barışmadan bitiremeyiz bu mesajı. Bir şekilde bunun da içinden geçeceğiz.

Bir elimizle taktığımızı diğer elimizle saracağız. Büro bunun için var. Aydınlanmana sağlık Özgem diyoruz, öpüyoruz omuzumuzu. İlk dersili çaldığında burada olacağız. Büromuzu açacağız. Yerleri beyaz sabunlu sularla sileceğiz. Tozları alacağız. Pencereleri ardına kadar açacağız. Sonra da kahvemizi koyup kendimizi didiklemeye devam edeceğiz. Kayıp Eşya Bürosu. Özge Özel. Sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)