
2.366 kelime · ~12 dk okuma
Bu bölümdeki bazı unsurlar rahatsız edici olabilir. Merhaba, ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bu hafta size şarkılara konu olmuş Fred ve Rosemary West davasını seçtim. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?
Fred West, İngiltere'nin Galler sınırına yakın bir şehri olan Gloucester'da eşi Rena Costello ve çocukları Anne Mary West ile Charmaine Carol West ile yaşıyordu. Dışarıdan bakıldığında normal bir İngiliz ailesiydiler. Çalışan bir baba ve çocuklarla ilgilendiği için evden çıkamayan bir anne. Ancak Fred'in kendi içinde yaşadığı, dışa göstermediği bir dünyası vardı. Ergenliğinin başında, daha 12 yaşındayken seks kavramıyla tanışmıştı. Ancak tanışmasını sağlayan kişi annesiydi.
Yani hem fiziksel hem de mental olarak tacize uğramıştı. 13-14 yaşlarındayken cinselliği hem kadınlarla hem de hayvanlarla yaşamıştı. Ama bunları ne eşi Reyna ne de kızları fark etmişti. O da hayatına normal biri gibi devam etti. Gel gelelim 1969 yılında Galler sınırındaki bu şehre Letz ailesi taşındı.
Ledsler'in küçük kızı Rosemary, 15 yaşında bir lise öğrencisiydi. Çok sessiz ve sürekli yere bakarak yürüyor oluşu kasabada dikkat çekmişti. Annesi Daisy, Rosemary'i hamileyken yaşadığı majör depresyon nedeniyle elektroşok tedavisi görmüştü. Kasabada Rosemary'in tavırlarının neden yabani olarak adlandırıldığına dair annesinin hamilelik süreci öne sürülürdü. Lakin sebep ne olursa olsun, sonuç Rosemary'in Fred'in radarına takılmasıydı.
Bir gün Rosemary okula gitmek için evden çıkmış ve evlerinin iki sokak ilerisinde yer alan otobüs durağına yürümüştü. Fred de tesadüfe bakın ki aynı anda aynı otobüs durağındaydı. Fred, Rosemary'e nereye gittiğini sormuştu. Rosemary, Denmark Road Lisesi'ne gittiğini söylediğinde Fred, gözlerinin içi parlayarak oraya çok yakın bir yerde çalıştığını söylemişti. Sohbeti uzatmaya çalıştıkça Rosemary çekinmişti. Ancak Fred, Rosemary'nin kendisinden çekinse de beğendiğini anlamıştı. Ona farklı zamanlarda tekrar denk gelecek şekilde ayarladı kendini. Okulunun çıkışından, okul çıkışı çalıştığı fırına kadar sürekli etrafındaydı.
Bir noktadan sonra Rosemary ona karşı gelemedi ve buluştular. Fred'in tahmin ettiği gibi olmuştu. Rosemary onu beğenmişti. Daha doğrusu etkilenmişti. 28 yaşında, işinde gücünde, aile sahibi biriydi. Ama aile sahibi olması Rosemary'i aynı zamanda rahatsız ediyordu. Çünkü o, Fred'in hayatına sonradan eklenmişti.
Fred ise Rosemary'den başka bir şey düşünemez hale gelmişti. Böyle bir günün sonunda eşi Rena'ya ondan ayrılmak istediğini söyledi. Ancak Rena bunu kabul etmedi. Yine de Fred, Rosemary ile görüşmeye devam etti. Görüşmeler öylesine sıklaşmış ve yakınlık artmıştı ki henüz 16 yaşındaki Rosemary ilk çocuğu Anne Heather'ı dünyaya getirdi. Bu çocuğun babasının kim olduğu da bir tartışma konusuydu.
Çünkü Rosemary, babası Andrew tarafından küçük yaşlarından beri ensest ilişkiye zorlanmıştı. Evet, Rosemary de Fred gibi aile içi cinsel tacizden mustaripti. Çocuk doğduktan sonra yapılan testler ve çocuğun Fred'e benzediğinin fark edilmesi sonucu, en azından baba konusundaki soru işaretleri dağılmıştı. Ancak ortada hala büyük sorunlar vardı.
Fred, araba jantı çalarken yakalandığı için hapse atılmıştı ve 24 Haziran 1971'de hapisten çıkabilecekti. Bu nedenle daha kendisi çocuk olan Rosemary, Fred'in kızları ve kendi kızına bakmaya başladı. Rosemary, otoriteye sahip olunca içinden başka biri çıktı. Utangaç, sessiz ve neredeyse başını yerden kaldıramayan Rosemary gitmiş, herkese bağıran, istediklerini zorla yaptıran bir psikopat gelmişti.
Fred'in büyük kızı Charmaine, Rosemary'e karşı gelmeye çalışsa da karşılık veremiyordu. Bir akşam ettikleri kavga çok ileriye gitmişti. Rosemary, küçük kızı tekme tokat dövüp bayıltmıştı. Öfkesine karşı koyamayıp Charmaine'i soymuş ve bir sandalyeyi deri kemerle bağlamıştı. Charmaine'i bayıltana kadar dövüyor, bayılınca ayıltıp tekrar döve döve bayıltıyordu.
Hatta Charmaine'in sol ayak bileğini çiviyle delmiş, küçük kızın ayağı o haldeyken üzerine basmıştı. Bütün bunları yaptıktan bir ay sonra, 15 Haziran 1971'de Fred'in ziyaretine ailecek gittiler. Fred, Charmaine'in yüzünde ve vücudundaki morlukları görse de üstünde durmamıştı. Çünkü Rosemary'nin neler yaptığını tahmin etmişti. Ancak görüşme sırasında Rosemary, Charmaine'in davranışlarından çok rahatsız oldu. Babasına Rosemary'i şikayet etmişti. Hatta ayakkabısını çıkarıp ayağının ne hale geldiğini göstermişti.
Bunların ardından Rosemary ilk cinayetini işlemeye karar verdi. Sekiz yaşındaki Charmaine, Fred hapisten çıkmadan ölmeliydi. Ne zaman ve nasıl öldüğü bilinmese de, küçük kızın diş kalıntısı üzerinden yapılan teste, cinayetin 24 Haziran 1971'den önce gerçekleştiği anlaşıldı. Ancak durum bununla sınırlı kalmayacaktı. Kızının öldüğünü öğrenen Rena, Fred ve Rosemary'nin evini bastı.
Bu, Rena'nın canlı görüldüğü son zamandı. Evde tabak çanağın kırıldığı, küfürlerin gırla gittiği bir gecenin ardından, Fred, Rena'yı sakinleştirip Ford Popular aracıyla nehir kenarına götürmeyi teklif etti. Gecenin zifiri karanlık saatlerinde bu önerinin ne kadar riskli olduğunu fark etmeyen Rena, eski eşinin teklifini kabul etti. Nehir kenarına geldiklerinde Rena'ya arkadan yaklaşarak Fred onu boğmaya başladı. Rena yumruk atmaya, kendini kurtarmaya çalışsa da yavaş yavaş önce bilincini sonra da hayatını kaybetti.
Rena'yı öldüren Fred onu aracına götürdü ve evinin bahçesine, kızının yanına gömdü. Bu cinayetlerden yaklaşık 5 ay sonra, 29 Ocak 1972 tarihinde Fred ve Rosemary birlikteliklerini resmiyete taşımaya, evlenmeye karar verdiler. Aynı zamanda Rosemary ikinci çocuğuna hamileydi. Fred ve Rosemary hem yaşadıkları evin onlara küçük gelmesi hem de bahçesinde yatan cesetler yüzünden taşınmaya karar verdiler. Gloucester'da yer alan Cromwell Caddesi 25 numara onların yeni adresiydi. Ve bu adresi tüm dünya öğrenecekti. Bess çifti için evlilik ve ikinci çocukların doğumundan sonra her şey çok daha kaotik bir hal aldı.
Fred yeni eşi Rosemary'i seks işçiliğine başlatıp onun üzerinden kazanç sağlıyordu. Hatta bazı geceler Rosemary eve geldiğinde kazandığı parayı beğenmeyen Fred onu bayıltana kadar dövüyordu. Kaşığı gözü karnevan içinde kalan Rosemary'i yerde sürükleyip kapı önüne atıyor ve işe geri gönderiyordu. Fred, serseri mayından farksız bir haldeydi. Önceki evliliğinden doğan Anne Mary isimli 8 yaşındaki kızını gözüne kestirdi. Evin içinde kimse yokken Anne Mary'i taciz etmeye başladı. Küçük kız tacize karşı geldiğinde ise kıyafetlerini yırtar, sonra da kafasını duvara vura vura onu bayıltırdı. Bayıldıktan sonra ise... Ne yaptığını söylemek istemiyorum.
Fred'in gözüne kestirdiği tek kişi küçük kızı değildi. Ona ve iki kardeşine bakıcılık yapmaya gelen 17 yaşındaki Caroline Owens da Cromwell Caddesi 25 numaranın karanlığına maruz kaldı. Caroline, gazetede gördüğü bebek bakıcılığı işi için Westler'in evine gelmiş ve şartlarda anlaşmıştı. Hatta ona Anne Marie'nin odasında bir yatak verilmişti. İlk başlarda her şey yolunda gözükse de sonradan işlerin rengi değişti.
Fred onu taciz ediyor, açık kıyafetler giymeye zorluyordu. O, bunu reddetmeye çalışsa da paraya ihtiyacı olduğu için işe devam ediyordu. Ama Fred'in tacizlerine Rosemary eklenince işi bırakmak istediğini söyledi. Rosemary ve Fred buna karşı çıkıp Caroline'la tırnak içinde orta yolu bulmak için konuşmaya çalıştılar.
Ancak 17 yaşındaki Caroline anlaşmak istemediğini, sadece evine gitmek istediğini söyledi. Westler önce Caroline'ı bayılttılar. Sonrasında onu bir metal boruya bağlayıp saatlerce dövüp cinsel ilişkiye zorladılar. Evet, hem Fred hem de Rosemary. Fred, 17 yaşındaki Caroline'a çok sert bir yumruk atarak bayılttı. Sabaha kadar ayılamayan Caroline, kendine gelmeye çalışırken çığlıklar atmaya başladı. Ve bunu hem çocuklar hem de civardaki komşular duydu. Komşular polisleri aradığı gibi eve polisler geldi ve Caroline'ı buldu.
Bunun ardından Fred ve Rosemary 12 Ocak 1973 tarihinde hakim karşısına çıksa da, Ellie Sherster'lin ceza ödeyerek serbest kaldılar. Resmen suçluyu suça teşvik etmek için verilen bir ceza. Bunu öğrenen Caroline bileklerini kesip intihar etmeyi denemiş olsa da istediğine ulaşamamış, hayatta kalmıştı. Şimdi ufak bir aramız olacak. Ardından tekrar birlikteyiz.
Yaşananlar karşısında aldıkları ceza Fred ve Rosemary'nin öldürme isteğini kaşımıştı. Çünkü yakalanmayacaklarına, yakalansalar da bir şekilde çözüm bulacaklarına eminlerdi. Ve sıradaki cinayetleri için sadece 3 ay beklediler. İkilinin kurbanı 19 yaşındaki Linda Goff'tu. Linda, Cromwell Caddesi'nde yaşayan iki arkadaşını görmeye gidiyor ve hemen her gün burada vakit geçiriyordu. 19 Nisan akşamı arkadaşlarının yanından evine gitmek için ayrıldı ve bir daha ondan haber alınamadı. Cesedi yıllar sonra bulunduğunda çenesinin tamamen parçalandığı ve boğazına dizle bastırılarak öldürüldüğü ortaya çıktı. Verilere bakacak olursak, Fred ve Rosemary onu kaşırıp tıpkı Caroline'a yaptıkları gibi bağladılar ve çenesini kırdılar.
Sonrasındaysa onu çözüp boğazına diz ya da ayağıyla basarak boğdular. Bedenini bahçeye gömmektense evin bodrumundaki duvarların içine çimento ile karıştırıp sakladılar. İkilinin diğer kurbanı Carol Ann Cooper olacaktı. Carol, Worcester şehrinden gelen 15 yaşında bir lise öğrencisiydi. Gloucester'da erkek arkadaşıyla beraber hayatını sürdürüyordu. Bir gün okul çıkışı erkek arkadaşının arabayla onu almasını bekliyordu.
Sinemada The Wickerman filmine gideceklerdi. Ancak başına geleceklerden habersizdi. Fred, sokakta tek başına bekleyen Carol'u görünce ona kur yapmaya başladı ve arabasını aldı. Sonra da onu korku evine Cromwell Caddesi 25 numaraya getirdi. Onu da Linda'yı öldürdüğü gibi öldürdü. Sonrasındaysa bedenini yakıp evin bodrumuna gömdü. Westlerin gözü dönmüştü ve durmaya niyetleri yoktu. Exeter Üniversitesi'nde eğitimle devam eden Lucy Partington, Noel için aile ziyaretine gelmişti.
Ailesini memnun edip sonraki günde eski arkadaşlarını gören Lucy, otogara gitmek için A435 yoluna çıktı. Oradan geçen bir otobüs otogara ulaşıyordu. Ancak otobüsten önce Fred geldi ve onu otogara götürmeyi teklif etti. Lucy'nin cevabı evetti. Tam olarak ne zaman ya da nasıl öldüğü hala belirsizliğini korusa da ulaşılan beden kalıntılarına bakılınca Ocak 1974 tarihinde öldüğü tahmin ediliyor.
1974-1975 yılları arasında Brett, üç farklı genç kızı daha cesetlerle dolu korku evinin bodrumunda öldürdü. Kurbanlardan biri olan Juanita Mott, ikilinin aynı zamanda kiracısıydı. Cinayetlerin ardından 1978 yılının Mayıs ayında bir diğer kiracı olan 18 yaşındaki Shirley Robinson'a kadar kimseyi öldürmediler. Shirley'e eve taşındığı günden son anına kadar hem Rosemary hem de Fred tarafından istemediği şeyler yaşatıldı. Fred onu hamile bırakmıştı. Buradaki temel motivasyonu da çocuk doğduktan sonra onu alıp zengin ama çocuksuz ailelere satmaktı. Shirley Mayıs ayında öldürülmeseydi bir ay sonra Haziran ayında doğum yapacaktı. Ancak onun da kaderi diğerlerinden farklı olmadı. 1979'da Westlerin kızlarından Anne Marie evden kaçıp karakola gitti. Karakola gittiği gibi polislere babası Fred West ve üvey annesi Rosemary West'in kendisine yaptıklarını anlattı. Bunun üzerine polis Westlerin evine gitti ve Anne Marie'nin dediklerinin doğruluğunu araştırdı.
Aynı zamanda evi, bahçeyi ve bodrumu da incelediler. Özellikle bodrumu incelerken gelen kesif koku, polisleri rahatsız etmiş olsa da ceset kokusu olduğu akıllarına gelmedi. Yine de Fred ve Rosemary West hakkında bir soruşturma başlatılmasına karar verildi. Ancak hiçbir şeye ulaşılmadığı için soruşturma aynı sene içinde kapandı.
Fred ve Rosemary başlarına iş almamak için uzun süre boyunca sessiz kaldılar. En azından dışarıya karşı. Sessizlikleri 19 Haziran 1987'ye kadar sürecekti. 17 yaşındaki Heather, babasının kendisiyle cinsel ilişkiye girmeye çalıştığı bir akşam babasına vurdu ve onu odasından dışarı atmaya çalıştı. Ancak Fred karşılık vermekte gecikmedi. Bağırarak Rosemary'i de çağıran Fred, kızı Heather'ı yumruklayarak etkisiz hale getirdi.
Fred ve Rosemary yerde hareketsiz yatan Heather'ın üstüne çıkıp onu boğdu. Bu aynı zamanda işledikleri son cinayetti. Ne yapacaklarını bilseler de son işledikleri cinayete göre bir bedenden kurtulmak daha zordu. Çünkü ölen kişi hem öz kızlarıydı hem de evdeki çocuklar büyümüşlerdi. Onların fark etmemesi gerekiyordu.
Bu yüzden Heather'ın bedeni iki tane halıya sarılarak Bodrum'a indirildi. Onu evin içine değil, bahçeye gömmeye karar verdiler. Ancak bahçeyi kazmak dikkat çekecekti. Bu sebeple Fred'in aklına en küçük oğlu Stephen'ı kandırmak geldi. Bahçenin ortasında güzel bir balık havuzu yaptıracağını söyleyen Fred, Stephen'ın hevesini gördü ve ona bir şart sundu. O havuzu istiyorsan, orayı sen kazacaksın. Stephen bu talebe balıklama atlamıştı.
Ablasının mezarını kazdığından habersiz olan Stephen işini bitirdikten sonra uyumaya gitti ve halıdaki Heather toprakla buluştu. Fred sonrasında kazılan yeri kapatmış ve Stephen'a yanlış yeri kazdıklarını anlatarak balıkavuzu projesini iptal ettiğini söylemişti. Heather öldürülmeden önce iş arıyordu ve şehir içi şehir dışı fark etmeksizin neresi gelirse evden ayrılacağını söylüyordu. O yüzden Heather'ın ortadan kaybolmasını kardeşlerine ve çevresine anlatmak hiç zor olmadı. Heather'ın Torquay'a taşındığı söylendi ve kimsenin aklında soru işareti kalmadı.
Ama aradan 2-3 sene geçmiş ve Heather değil eve gelmek, kardeşlerini bir kez bile aramamıştı. Ebeveynlerinin hastalıklı zihinlerinden birbirine tutunarak korunmaya çalışan kardeşler için bu durum soru işaretleri barındırıyordu. Ablalarının durumunu merak eden Stephen ve May, polise gidecekken Fred tarafından fark edildiler. Fred yalan söyleyerek kardeşleri bastırdıysa da Stephen ve May'in ikna olmaya niyetleri yoktu.
Fred de söylediği yalanları unuttuğu için her seferinde Heather'ın durumuyla ilgili farklı bir yalan söyledi. İçten içe Fred ve Rosemary West çifti yolun sonunun geldiğini fark etmişlerdi. Ama resmen günü kurtarmaya çalışıyorlardı. Lakin günü kurtarma çabaları çok sürmeyecekti. Çünkü 1992 yılının Ağustos ayında her şey bitecekti.
Mae West, polise babası Fred West tarafından tecavüze uğradığını anlattıktan sonra Fred tutuklandı. Mae, Rosemary'nin de tüm bunlar olurken her şeyi görmezden geldiğini anlatınca kendisinin ve kardeşlerinin velayeti West'lerin elinden alındı. Ancak şans yine onların yanındaydı. 7 Haziran 1993 günü Fred West'in hapse atılması için gerçekleşmesi planlanan davaya kızı gelmeyi reddetti ve şikayetlerini geri çekti. Bu durumun ardından Fred West yine, yeni, yeniden serbest kalmıştı. Lakin Gloucester polisinin radarındaydı.
Bu sebeple de Gloucester polisi Westler'in Cromwell Caddesi 25 numarada bulunan evini araştırmak için arama izni çıkarmaya çalıştı. Ancak bürokrasinin yavaşlığı yüzünden bu izin 8 ay gecikti ve Şubat 1994 tarihinde polisler eve geldi. Polisler için ilk başta delil niteliği oluşturacak bir şey yoktu. Ancak kış soğuğu olmasına rağmen evin içinde durmayı zorlaştıran rahatsız edici bir koku vardı.
Ve bu koku evin üst katından dahi duyuluyordu. Polisler bu kokunun peşine düşüp kilitli olan Bodrum kapısını açtırdı. Koku Bodrum'dan geliyordu. Ama bir sorun vardı. Bodrum şaşırtıcı derecede temizdi. Ve ortada koku oluşmasına neden olacak hiçbir şey yoktu. Ayrıca gelen koku rutubet kokusu değildi. Çürük bir şey kokuyordu. Çürük bir hayvan ya da çürümüş bir insan bedeni.
Bunun üzerine başkomiser derhal bodrumun ve bodrum duvarlarının kazılmasını emretti. Eş zamanlı olarak bahçenin her yerinin kazılması da istendi. İşte bu koku, bestlerin sonuydu. Kazı ilerledikçe ortaya mide bulandıran, kan donduran gerçekler çıktı.
Cromwell Caddesi 25 numarada yıllardır kayıp olan tam 10 genç kızın çürümüş cesedi bulundu. Bunun üzerine Fred ve Rosemary West derhal gözaltına alındı ve birkaç gün içinde hakim karşısına çıktı. Hakim için hayatının en kolay kararlarından biriydi belki de. Fred ve Rosemary West'e verdiği ömür boyu hapis cezası. İkili Birmingham hapishanesine gönderilmişti. Fred ve Rosemary hapisteyken polisler bu ikilinin önceki yaşadığı evi de araştırdı.
Çünkü bu kadar canice cinayetler işleyen insanlar önceden de cinayet işlemiş olabilirlerdi. O evden de işledikleri ilk cinayetler olan Charmaine ve Rena West'in cesetleri çıkınca polisin haklı olduğu anlaşıldı. Ama gecikmiş bir haklılıktı bu. Fred, Rosemary kadar dirayetli bir şekilde karşılamamıştı ömür boyu hapis cezasını. Ne yapacağını bilememiş bir halde hücresinde ileri geri yürüyüp kendi kendine konuşuyor, sayıklıyordu. Hapishanede 31 Aralık 1994 günü yeni yıl kutlaması için hareketlenme vardı. O da hiçbir şey yokmuş gibi davranıp etrafındakileri kandırdı ve çamaşırhaneden yorgan, battaniye çaldı.
Hapishanedeki görevliler ve mahkumlar 1994'ten 1995'e girmeyi kutlarken... ...o da yorganları sıkı sıkı yatavandaki borulara bağladı. Kimsenin onu fark etmeyeceğini anladığı bir anda... ...tabureye çıkıp boynunu sıkı sıkı yatavana bağladığı yorgana geçirdi. Ve altındaki tabureyi tekmeleyerek yaşamını sonlandırdı.
Rosemary ise hala hapishanede ve yaptıklarıyla ilgili kendini suçlu bulmuyor. Oysa sessiz, sakin bir genç kızken, sevgi adı altında manipülasyonlara maruz kalıp yaşadığı güç zehirlenmesi sadece İngiltere'nin değil, dünya tarihinin en eli kanlı insanlarından birine dönüştürdü onu. 2010'lara kadar Cromwell Caddesi 25 numarada kimse yaşamak istemedi. Bunu fark eden aile ve yetkililer, evi Glowcaster Diriliş'in 7. günü kilisesine bağışladı. Evet,
bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Hadi bakalım.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.