
1.926 kelime · ~10 dk okuma
Profesyonel güreşçi Chris Benoa ve ailesinin ölümündeki şoka eden gerçekler ortaya çıktı. Chris Benoa ve ailesinin ölümünde steroid kullanıma etkili oldu mu? Yetkililer Chris Benoa ve ailesinin ölümünün sır perdesini araladı. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün size profesyonel güreşçi Chris Benoa'nın kendisini ve ailesini nasıl nakavt ettiğini anlatacağım. Ne dersiniz? Ringe çıkmaya hazır mısınız?
Chris Benoa, Kanada'nın Montreal şehrinde 21 Mayıs 1967 tarihinde dünyaya geldi. Chris çok sessiz ve sakin bir çocuktu. Hatta sakinliği bazen korkutucuydu. Ancak genç Chris'i heyecanlandıran bir şey de vardı elbette.
10'lu yaşlarının başında televizyon başında izlemeye başladığı Stampede Güreş Organizasyonunu canlı izlemek onun en büyük hayaliydi. Gerçekleştirdiğinde ise hayatında ilk kez birine hayran oldu. Dynamite Kid olarak tanınan Tom Billington'ın hareketlerini kendine ders olarak seçiyor, bunlar üzerinde çalışıyordu. Kafa travması riski çok yüksek bir hareket olan ringin köşesinden kafa atarak zıplama hareketini de ondan öğrenmişti.
Ancak bu hareketin hayatının ilerleyen yıllarında çok ağır bedeller ödeteceğinden habersizdi. Aldığı eğitim ve yeteneğiyle birlikte 18. yaşının ilk günlerinde ilk profesyonel kontratını imzalayıp ringe çıkmaya başladı. Ringin içinde çok hızlı ve atletikti. Bir sene sonra profesyonel güreş için en önemli ülkelerden biri olan Japonya'dan teklif aldı. Burada sadece güreşmedi. Ringleri, tuvaletleri temizledi. Acı eşiğinin yükselmesi için çok ağır antrenmanlar yaptı.
Böylelikle kendi deyimiyle hayatı daha iyi anlamış, gözleri açılmaya başlamıştı. Ancak sessiz kişiliği sebebiyle çok fazla arkadaş edinebildiği söylenemezdi. Bu yüzden Japonya'dan ayrılıp Amerika'ya dönmeyi istiyordu. Lakin New Japan Pro Wrestling tam da o günlerde iki ismi kadrosuna kattı. Bu isimler Eddie Guerrero ve Dean Malenko'ydu. Dean Malenko kişilik olarak Chris'i andıran birisi ise de Eddie ikisinin tam tersiydi. Eddie çok hareketli, neşeli, dışa dönük ve ring içinde atletizmi sayesinde her şeye hükmedebilen biriydi. Chris çok kısa sürede Eddie ve Dean'le yakın arkadaş oldu. Sonrasındaysa kariyerlerini birlikte ilerletmeye karar verdiler.
Japonya'dan ayrılan üçlü önce ECW'ya, ardından büyük sıçrama yapacakları WCW'ya transfer oldular. WCW, 90'larda WWF'le birlikte profesyonel güreşin iki gücünden biriydi ve reyting pastasında büyük bir yere sahipti. Chris, Eddie ve Dean de hem genç hem de çok başarılıydılar. Bu sayede şirketin yüzü haline gelmişlerdi. WCW'nun patronu Eric Bischoff, Chris'in görünürlüğünün rinkteki performansıyla sınırlı kalmaması için ona sahte bir aşk hikayesi yazdı. Bu hikayeye göre Chris, bir başka güreşçi olan Kevin Sullivan'ın karısı Nancy Sullivan'la ilişki yaşayacak, yarattığı sansasyonla daha da popüler hale gelecekti.
Ancak Chris ve Nancy senaryonun dışına taşıp gerçekten birbirlerine aşık olmuşlardı. Kameraların çekmediği zamanlarda da birlikte vakit geçirdikleri için Nancy'nin eşi Kevin bu durumdan rahatsız oldu ve Chris'le ciddi tartışmalar yaşadılar. Bunun üzerine şirketin sahibi Bischoff kavgayı televizyona taşımak için 1997 yılında bu ikilinin karşı karşıya gelebileceği bir maç organize etti. Kevin kaybederse emekli olacaktı, Chris kaybederse kovulacaktı.
Ancak ne Kevin ne de Chris için durum televizyonda gösterilecek bir maç değildi. İkisi de birbirini öldürmek istiyordu. İkili ringe çıktıklarında hakem zili çalamadan birbirlerine girmişlerdi. Bir güreş maçı değildi de bir hesaplaşmaydı sanki. Maçın ortalarında Kevin, Chris'i yorduktan sonra eline çelik bir sandalye alıp ringe girdi. Chris'in ayağa kalkmasını beklerken çelik sandalyeyi ringe vuruyor ve ayağa kalk adi herif beynini dağıtacağım senin diyordu. Chris ayağa kalktığı gibi suratının ortasına çelik sandalyeyi yedi. Buna rağmen pes etmeyen Chris, Kevin'ı perişan etti. Aynı çelik sandalye Kevin'ın da kafasına indi. Bununla da yetinmeyen Chris, meşhur hareketi olan ringin kenarından zıplayarak attığı kapayla maçı kazandı.
Ancak hem bu maçta hem de kariyeri boyunca yaşadığı kafa travmaları Chris'i gözle görülür bir şekilde olumsuz etkilemeye başladı. Konuşurken lafını unutmaktan öfke patlamalarına, dengesiz bir karaktere büründü. Ancak Chris'in beynindeki hasarı kimse saptayamamıştı. Gel gelelim maçtan kısa bir süre sonra Kevin ve Nancy boşanmış, Nancy ve Chris ilişkilerini rahatça yaşar hale gelmişlerdi. Ancak Chris için WCW'da çalışmak gün geçtikçe zorlaştı.
Hem kariyerini hem de eski eşini elinden aldığı Kevin Sullivan şirketin yönetimine geçmiş, ikisine birden dünya idare edeceğine yemin etmişti. Kevin onu maçlara çıkmaktan men etti, maaşını kesti. Şirkette onun hakkında dedikodular bile çıkarmıştı. Ama Chris'in bir gün odasını basıp kapıyı kilitlemesinden sonra işler değişti. Chris odadan çıktığında Kevin'ın yüzü kanlar içindeydi.
Bu olaydan sonra saygınlığını kaybeden Kevin'ın Chris için verdiği kararları kimse önemsemedi. Ve böylece Chris şampiyonluk maçına çıkmaya hak kazandı. Çıktığı maçı da kazandıktan sonra WCW'ya şampiyon olarak veda etmiş, Eddie ve Dean de onunla birlikte yeni bir yolculuğa çıkmak için WWF'e geçmişti. Aynı zamanda Nancy ile olan ilişkisi çok iyi gidiyor, çift ilk çocuklarının aileye katılmasını bekliyordu.
2000 yılı kriz için birçok kritik gelişmenin yaşandığı seneydi. Önce Şubat ayında baba oldu. Birkaç ay sonra resmi olarak WWF'e geçti ve geçer geçmez önemli maçlarda yer aldı. Kasım ayındaysa Nancy ile evlendi. Chris için her şey yolundaydı. Ancak 2001 yılında boynunu kırmasıyla tüm seneyi rehabilitasyonda geçirmek zorunda kaldı. Bu dönemde yeni katıldığı şirketin kendisini öne çıkarma çabasının sakatlık nedeniyle boşa gitmesi onu iyiden iyiye içine kapanık biri haline getirdi.
Yine aynı günlerde eşi Nancy ile yaşadıkları kavgalar çok hararetlendi. Hatta bir noktadan sonra karısına fiziksel şiddet uygulamaya başladı. Şiddet olaylarının ardından Nancy, Chris'ten boşanmak istediğini söyledi. Bu, ikili arasındaki ilişkiyi iyice çıkmaza soktu.
Ancak aile hayatında Chris için işler ne kadar kötü gidiyorsa, kariyeri de bir o kadar ivmelenmişti. Dünya ağır sıklet şampiyonluğu kazanmış, yıllık 1 milyon dolarlık bir kontrata imza atmıştı. Ama 2005 yılının sonunda Chris, en yakın dostu, yoldaşı Eddie Guerrero'yu kaybetti. Eddie'nin kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesinin ardından Chris kendini toparlayamadı. Artık Chris'in hayatında alkol almadığı tek an ringde olduğu anlardı. Aynı zamanda kariyerinin ilk günlerinden beri aldığı steroidleri kullanmayı da artırdı. Aşırı steroid ve alkol kullanımı Chris'in hormon dengesini bozdukça Chris de gözle görülür bir paranoyaklaşma başladı.
Havalimanlarına giderken takip edildiğini düşünüp, her 5-10 kilometrede bir araba değiştiriyor, oğlu Daniel'ın öğretmenini günde 10 defa arayıp, oğlunun iyi olup olmadığını soruyordu. Hatta eşi Nancy ile arası her ne kadar kötü olsa da, onu da arayıp nasıl olduğunu her gün defalarca kez soruyordu. Chris kendisindeki bu değişiklikleri fark etmemiş olsa da, alkole ve steroidlere hepten bağımlı hale gelmişti. Bu bağımlılık onun sonunu getirecekti.
Şimdi ufak bir aramız olacak. Ardından tekrar birlikteyiz. Chris 19 Haziran akşamı gerçekleşen ECW şovundan sonra evine döndü. Sonraki hafta çıkacağı kemer maçı için antrenmanlarını yaparken steroitlerinin çekmecesinde olmadığını fark etti. Chris bir gün önce aldığı tüm steroitleri o çekmeceye koyduğundan adı gibi emindi. Buhar olup uçmayacağına göre bunun tek bir sorumlusu olabilirdi. Nancy. Nerede?
Ne nerede? Nancy uzatma. Steroid iğnelerim nerede? Ne bileyim nerede? Çekmecendedir. Nancy beni sinirlendirmemen gerektiğini biliyorsun. Bak sakin sakin soruyorum sana. Bir daha sormayacağım. İğnelerim nerede? Attım lan. Attım. Var mı? Hepsi çöpte. Ne? Çöp duruyor ama git karıştırı bul. Git. Git kendine yakışanı yap. Meczup gibi çöpleri karıştırıp iğnelerini ara. Nancy sus.
Bu kadar acizsin sen işte. Git! Hadi git karıştır çöpleri. Şarap şişelerinin dibinde de bir şeyler kalmıştır. Belki onları da içersin pislikleriyle birlikte. Hadi! Kes sesini! Sana bir şey söyleyeyim mi? Sen kimsesiz ahyaşlar gibi kendi kusmunda gebereceksin. Ne ben ne oğlumuz. Kimse olmayacak yanında.
Sus dedim sana sus! Bırak! Bırak beni! Pislik! Pislik bir zavallısın! Bir zavallısın!
Keşke... Her şeyi bu kadar zorlaştırmasaydın. Chris, Nancy'yi öldürdükten sonra onu battaniyeye sarıp cesedinin yanına incil bırakarak uyumaya gitti. Chris, 23 Haziran sabahına uyandığında oğluna hazırladığı kahvaltıyla Daniel'in odasına girdi. Daniel gece yaşananları duymamış olsa da Chris yaptıklarının farkındaydı. Herkesin acısına son vermesi gerektiğini düşünüyordu. Bunun için oğlunun kahvaltısının içine Xanax kattı.
Daniel Xanax'ın etkisiyle bilinçsiz bir şekilde uyurken Chris onu elleriyle boğmaya başladı. Daniel olayın şokuyla uyandı. 7 yaşındaki Daniel bağırmaya, babasına vurmaya çalıştı. Ama nafileydi. Hem güçsüzdü hem de Xanax'ın etkisiyle tam olarak ayılamamıştı. Chris uyguladığı kuvveti daha da arttırdı ve oğlunu 23 Haziran 2007 tarihinde boğarak öldürdü. Oğlunu da tıpkı karısı gibi battaniyeyi sarıp yanına incil bıraktı.
Ancak yapacakları bitmemişti. 24 Haziran'da WWE şovu olan Vengeance'da ringe çıkması gerekiyordu. Ama karısını ve çocuğunu öldürdükten 24 saat sonra bütün Amerika'da gösterilecek bir televizyon şovunda güreşemezdi. O yüzden en yakın arkadaşı Eddie Guerrero'nun yeğeni olan meslektaşı Chavo Guerrero'yu gece yarısı aradı.
Chavo, naber dostum? Bir ufak sorun var. Akşam maça çıkamayacağım. Daniel hastanede ve durumu çok kötü. Başından ayrılamam. Şirkettekilere söylersin. Olur, söylerim de ne oldu Daniel'e? Senin de sesin kötü geliyor, ağlıyor musun? Chavo, seni çok seviyorum dostum. Her zaman da çok seveceğim. Eddie'yi çok özledim. Biliyor musun yakında buluşacağız onunla.
Ben çok iyiyim Chavo. Ve sonsuza kadar da çok iyi olacağım. Neyse, bunu paylaşmak istedim seninle. Hoşçakal. Chavo telefonu
kapattığında neye uğradığını şaşırdı. Chris ne anlatmıştı ona? Yine çok mu içmişti? Bunu kime, nasıl söylemeliydi?
Bilmiyordu. O da arkadaşının ondan istediği gibi akşam güreşemeyeceğini şirketin sahibi Vince McMahon'a haber verip kendi maçı için yapması gereken hazırlıklara devam etti. Chris ise tüm bunlar olurken 24 Haziran gününü bilgisayar başında geçirdi. Aradığı şey netti. Bir insanın boynunu kırmanın en acısız ve hızlı yolu nedir? Chris bu sorunun cevabını arıyordu. Çünkü karısıyla oğlunu öldürdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edemezdi.
Ayrıca tanınan bir figürdü. O yüzden kendi canını da alacaktı. 24 Haziran gecesi son uykusunu çekip 25 Haziran sabahına uyandı. Uyandıktan sonra mutfağa indi. Masada duran şarap şişesine yönelip içmeye başladı. Şişeyi yaraladıktan sonra eline telefonunu alıp iki kişiye mesaj attı. Bu kişiler Chavo Guerrero ve hakem Scott Armstrong'du. Mesajda şu yazıyordu.
Ev adresim Green Meadow Lane caddesi, 130 numara, Fayettville, Georgia. Bu mesajdan 5 dakika sonra Chris son mesajını atıp telefonu salona bırakarak evindeki spor salonuna gitti. Köpeklerimiz havuzun olduğu yerde kulübede bağlılar. Ev kapımız kitli ama garaj kapısını açık bıraktım. Oradan girebilirsiniz. Chris'in elinde şarap şişesi vardı. Son bir yudum aldı ve şişeyi kapının yanına bıraktı.
Yıllarca hayatını kazanmasını sağlayan evindeki spor salonunda hayatını bitirecekti. Barfix çekme aletinin tepesine bir ip bağladı ve o ipi kafasına geçirdi. Ancak acı çekmek istemiyordu. Bu yüzden yaklaşık 110 kiloluk bir ağırlığı altındaki sandalyeyi tekmeleyerek serbest bıraktı.
Evet, boynu kırılmıştı. Önceki günün tamamını bilgisayar başında bu ölümü tasarlamak için geçirmiş ve acı çekmeden hemen oracıkta ölmüştü. Chris'in attığı mesaj cesetlerin bulunmasını sağlayacaktı. Polisler olay yerine vardığında önce cesetleri morga göndermiş ardından evi kontrol etmeye başlamıştı. Sonuçta Chris tanınan ve zengin biriydi. Chris ve ailesi ekonomik sebeplerden öldürülmüş olabilirdi. Soruşturma devam ederken Chris'in çalıştığı WWE şirketi onun anısına bir gece düzenledi.
Ancak bu anma şovunun üstünden 24 saat geçmemişti ki, polisler Chris'in değil cinayete kurban gitmek, cinayeti işleyenin ta kendisi olduğunu fark etti. Kapılarda hiçbir zorlama yoktu. Evin parklı yerlerinde kan izleri vardı. Nancy ve Daniel, Chris'le boğuşurken onu çizmişlerdi. Ve tırnaklarının arasında Chris'in derisi vardı. Tüm bunların üzerine, bir de Chris'in Google arama geçmişine bakılınca, taşlar yerine oturdu.
Bunun üzerine WWE önce yaptıkları şov için özür mesajı yayınladı, sonrasındaysa Chris Benoa'nın kariyerinin tamamını tarihlerinden sildi. Ancak bunlar yeterli değildi. Profesyonel güreşin ne kadar zorlayıcı ve riskli bir spor olduğu medyanın diline düşmüştü. Hatta dönemin boş hükümetindeki görevli kişiler bile yüksek sesle eleştirilerini yapmıştı. Chris'in beyni 90 yaşında bir Alzheimer hastasının beyninden çok daha kötü durumdaydı. Kariyeri boyunca ringin köşesindeki iplerin tepesine çıkıp rakiplerinin üstüne kafa atarak zıplayan biri için bu hasar durumu maalesef normaldi.
Yaşadığı kafa travmalarına eklenen alkol problemi ve steroid bağımlılığı, Chris'in kontrolsüz kişiliğinin ve ailesini katletmesinin altında yatan temel sorundu belki de. Yaşananlardan sonra, profesyonel güreş sektöründe sporcuların alkol ve steroid kullanımı yasaklanırken, düzenli olarak kapsamlı sağlık kontrolünden geçmesi zorunluluğu getirildi. Chris'in döneminde bu önlemler alınsa, şu an ailesi hayatta olabilirdi. Chris'in hayatta olması ise pek olası değildi. Çünkü Chris'in kalbi kullandığı ilaçlar ve steroid iğneleri sebebiyle öylesine büyümüştü ki, en yakın dostu Eddie Guerrero gibi kalp kriziyle aniden ölmesi an meselesiydi. Hatta Chris'in otopsisini yapan doktorlardan biri, Chris ailesini katledip intihar etmeseydi bile, kalbinin durumuna bakacak olursak yaşayacağı süre en fazla bir seneydi demişti.
Ancak ne olursa olsun Nancy ve Daniel için üzülmemek elde değil. Bir eş, bir baba olmaktansa bir katil olan Chris ise intihar etmek yerine keşke cezasını çekseydi. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Hadi bakalım.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.