
1.750 kelime · ~9 dk okuma
Herkese merhaba. Ben Sezgi Aksu. Karanlık Dosyalarda bu hafta sizlerle geçen yıl çalıştığımız bir davayı ziyaret etmek istedim. Tamara Samsanova davası. Belki bir kısmınız dinlemiştir. Tekrardan üzerinden geçelim mi? Ne dersiniz? Haftaya kaldığımız yerden devam edip güzel günlerde buluşmamız dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Saint Petersburg'de bir Temmuz akşamı. Bir çift köpeklerini gezdiriyor. Burası Dimitrov sokakta binaların içinde kalan ufak bir yeşillik ve şiddetli yaz yağmurlarının oluşturduğu minik bir göletten ibaret. Köpek göletin yanında öylece duran orta büyüklükte bir plastik poşet gördü ve her nedense bu onu çılgına çevirdi. Poşet aslında günlerdir oradaydı. Ancak insanların çoğunun dikkatini bile çekmemişti.
Dikkat edenler de dokunmak ya da işine bakmak istememişti herhalde. Köpek çılgınlarca havlıyor ve etrafında koşturuyordu. Sakin bir akşam yürüyüşü olmasını dilemiş olan sahipleri en sonunda bunun olmayacağını anlayıp köpeklerini sakinleştirmek için yanına gittiler. Tüm bu tantana plastik bir poşet yüzündendi. Köpek poşeti ısırmaya, parçalamaya çalışıyordu. Adam köpeği uzaklaştırmaya çalışırken kadın da poşetin içine baktı.
Duşa kabin perdesine sarmalanmış vücut parçaları. Cesedin başı, bacakları, elleri ve iç organları yoktu. Sadece bir gövde. Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizler için Tamara Samsonova davasını seçtim. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?
Çift hemen polisi aradı ve ceset kimlik tespiti yapılmak üzere otopsiye gönderildi. Otopsi sonucunda cesedin Valentina Nikolevna Ulanova'ya ait olduğu ortaya çıktı. Valentina'nın bedeni bir demir testeresi kullanılarak parçalanmıştı ve bedeni parçalara ayrılırken Valentina hala hayattaydı. 79 yaşındaki Valentina cesedin bulunduğu sokakta yaşıyordu.
Polisler kısa süre içerisinde Valentina adına yapılmış bir kayıp başvurusunun olduğunu öğrendiler. Yaşlı ve yalnız olduğu için Valentina'yı kontrole giden bir sosyal hizmetler görevlisiydi bu başvuruyu yapan. Son gidişinde Valentina'yı evde bulamamıştı ve tanımadığı bir kadın da eve girmesine izin vermemişti. Bu bilgiyi elde ettikten sonra müfettişler Valentina'nın evine gidip o kadını bulmaya karar verdiler.
İşte o sırada Tamara Samsanova adlı kadınla tanıştılar. Tamara onlara Valentina'nın bakıcısı olduğunu söyledi. O da sokağın hemen aşağısında oturuyordu ve Tamara evindeki tadilat bitene kadar hem ona bakmak hem de onun evinde kalmak için teklifte bulunmuştu. Birlikte çok uyumlu bir yaşam da sürüyorlardı. Temizlik, yemek yapma gibi konularda anlaşmışlardı ve Tamara her neye ihtiyacı olursa Valentina'ya yardım edebileceğini söylemişti.
Tamara 68 yaşındaydı ve gelen görevlileri çok nazik davranmıştı. Görevlileri arkadaşı için çok endişelendiğini, ondan bir haberi olup olmadıklarını sordu. Tamara Samsanova 5 Şubat 1947'de Sovyetler Birliği'nde Uzur şehrinde doğdu. Liseden mezun olduktan sonra Moskova'ya geldi ve Moskova'da Devlet Dil Üniversitesi'ne girdi.
Mezun olduktan sonra ise Saint Petersburg'e taşındı ve orada Alexei Samsonov ile evlendi. 1971'de yani 24 yaşında eşiyle birlikte Dimitrov Caddesi'nde yeni inşa edilen dört numaralı eve yerleşti. Bir süre seyahat ajentesinde özellikle Grand Hotel Europe'da çalıştı. Çok sık iş değiştirmesine rağmen toplam tecrübesi emekli olmasına yetmişti. Tamara'nın kaybolan ilk yakını Valentina değildi.
2000 yılında Samsonova'nın kocası ortadan kayboldu. Polise başvurdu ve başka bir kadınla kaçmış olmasından korktuğunu söyledi. Ancak aramalardan hiçbir şey çıkmadı. Tamara'nın gelir kaynaklarından birisi de kocasıydı ve onun ortadan kaybolmasıyla ekonomik olarak zor bir duruma düşmüştü. Normal bir işte de çalışamazdı çünkü söylediğine göre sağlığı yerinde değildi. Bundan dolayı kendi gelir kaynağını oluşturmaya karar verdi.
Evindeki odaları insanlara kiralıyor ve bakıma ihtiyaç duyan yaşlı insanlarla ilgileniyordu. Komşular ara sıra kocasının nerede olduğunu sorarlardı ve Tamara bilmediğini, adamın bir gün öylece ortadan kaybolduğunu söylerdi. Ancak komşuların dikkatini çeken başka bir şey daha vardı. Tamara'dan oda kiralayan kişiler orada uzun süre kalmazlardı. Hatta bazen veda bile etmeden gittikleri olurdu.
Komşularıysa bunun Tamara yüzünden olduğunu, kimsenin onunla yaşamaktan keyif almadığını düşünürdü. Müfettişler daireye girdiklerinde ufak bir arama yaptılar. Valentina'nın en son neler yaptığını ve kimlerle görüştüğünü öğrenmek istiyorlardı. O sırada banyoya giren bir memur duşa kabin perdesinin olmadığını fark etti. Perdenin takılması için orada olan aparatlar yerli yerindeydi. Ancak perde evin içinde bile değildi.
Dimitrov sokağa arama köpekleri gönderildi ve ilk buldukları şey Valentina'nın bacakları ve kalçası oldu. Ne olduysa bu bölgede olmuştu. Dedektifler güvenlik kamerası görüntülerini izlemeye başladılar. Tamara büyük çöp poşetleri taşıyor. Üstelik birden fazla kez. Poşetler çok ağır gibi görünüyor. Yaşlı bir kadını zorlayacak ağırlıkta gibi.
Hatta bir tanesini Tamara sürükleyerek taşıyor. Dikkatli bakınca poşetin arkasından sızan bir şey var. Bu görüntüler Valentina'nın cesedi bulunmadan 3 gün önce çekilmiş. 29 Temmuz'da Tamara sorgulanmak üzere polis merkezine getirildi. Önce kendisinin bir oyuncu ve çok prestijli bir Rus bale okulunun mezunu olduğunu söyledi. Daha sonra bunun gerçek olmadığını, bir otelde görevli olduğunu söyledi.
Dediklerini anlamak çok zordu, çok dağınık konuşuyordu, söyledikleri tutarlı değildi. Psikiyatri ile görüşme yapılmasına karar verildi ve yapılan testler sonucu Tamara'nın hem kendine hem de topluma karşı risk taşıyan tehlikeli birisi olduğu söylendi. Ve duruşmaya kadar bir psikiyatri hastanesinde kalmasına karar verildi. Hastaneye gitmeden önce hikayesine devam etmek istediğini söyledi.
Valentina ona yardımcı olması için Tamara ile yaşamaya başlamıştı. Ancak bir süre sonra Valentina ondan evden çıkmasını istemişti. Bulaşıkları kim yıkayacak ya da çamaşırı kim asacak gibi gündelik konulardan ötürü tartışıyorlardı. Ve Valentina da kimsenin ona ne yapıp yapmayacağını söylemesinden hoşlanmazdı. Kendi kendine bakabileceğini düşünüyordu. Ancak söylediğine göre Tamara kendi evine gidip yalnız yaşama düşüncesinden çok korkuyordu.
Bu yüzden paniklemiş ve bir plan yapmaya karar vermişti. Tamara evinden arabayla 22 dakika ancak yürüyerek 3,5 saat uzaklıktaki Pushkin'e gitti. Burada bir eczacıyı kendisine reçeteli bir ilaç olan Fenazepam satması için ikna etmeyi başardı. Bu ilaç paranoid, şizofreni ve ansiyete gibi çeşitli ruhsal bozukluk tedavisinde kullanılan Sovyetler Birliği'nde geliştirilmiş bir ilaçtı.
Üstelik bu ilaçtan bir tane değil, 50 tane almıştı. Şehre döndükten sonra da Valentina'nın en sevdiği yemeklerden biri olan Rus salatası aldı. Hapları ezerek salatayla karıştırdı ve Valentina'ya yedirdi. Valentina salatanın ne kadar lezzetli olduğundan bile bahsetmişti o akşam.
Tamara içi rahatlamış bir şekilde odasına çekildi ve gece iki civarı uyandığında Valentina'yı tahmin ettiği gibi mutfak zemininde bilinçsiz yatarken buldu. Bedeninden kurtulmak için çalışmalara başladı. Söylediğine göre vücudu parçalamak düşündüğünden çok daha zor olmuştu. Başta bu işlemi banyoda yapmayı düşünmüştü. Ancak Valentina çok ağır olduğundan onu taşımaya gücü yetmemişti. Bu yüzden her şeyi mutfakta halletmişti. İki bıçak ve bir de komşusundan ödün çaldığı demir testeresini kullanarak Valentina'nın önce kafasını, sonra da kolları ve bacaklarını gövdesinden ayırdı. Valentina'nın kafasını ve ellerini bir tencereye koydu ve su ile kaynattı.
Valentina'nın ailesi ya da akrabaları onu merak edene kadar sıkıntı çıkmayacağını biliyordu. Yaklaşık beş ay daha rahat olacağını düşünmüştü. Sadece iki gün olacaktı. Komşuları Tamara'nın geçmişte birden fazla kez psikiyatri hastanesine yatırıldığını biliyorlardı. Ancak her gün sohbet ettikleri nazik, tatlı ve yardımsever bu yaşlı kadının yaptıklarına inanamıyorlardı. Oysa gerçekler, komşularını değil tüm Rusya'yı, tüm dünyayı ürpertecek korkunçluktaydı.
Valentina, Tamara'nın son kurbanıydı ama ilk kurbanı değildi. Dedektifler evi aradıklarında Tamara'nın günlüğünü buldular. Günlüğe yaptığı her şeyi yazıyordu. Kahve içmek, erken uyanmak, postaneye gitmek, kiracılar ve cinayetler. 6 Eylül 2003'te Tamara bir tartışma sırasında 44 yaşındaki kiracısını öldürdü. Daha sonra cesedini parçalara ayırdı ve Saint-Denis yolu sokaklarına attı.
Adamın cesedi daha sonra yetkililer tarafından bulunsa bile kafatası ve uzuvları olmadığından kimliği belirlenemedi. Sadece sırtındaki dövme kim olduğunun bulunması için bir ipucu olabilirdi. Öyle de oldu. Tamara da günlüğünde bu dövmeden bahsetmişti. Adamın cesedinin yanında bir kitaptan sayfalar da bulunmuştu. Tamara'nın yıllar içerisinde kiracısı olan kişilerden bir diğerinin adı ise Serge'ydi. Onun kanı da Tamara'nın dairesinde bulundu.
Alexander adında o evde sadece bir hafta kalan bir kiracı da ortadan kaybolmuştu. Tamara yetkilileri Alexander'ı öldürdüğünü itiraf etmişti aslında. Ama daha sonra şaka yaptığını söyleyerek bunu inkar etti. Tamara'nın günlüğünde bahsettiği iki kiracı daha vardı. Ancak bu kişilerin isimleri halka açıklanmadı.
Bir zamanlar Tamara'nın kiracısı olan Vladimir ise Tamara'dan kaçma hikayesini anlattı. Onun söylediklerine göre evde kaldığı zamanda Tamara ile bir ilişkileri vardı. Ayrılmak istemişti ama kısa süre sonra hastanelik olmuştu. Doktorlar ona zehirlendiğini söylemişlerdi. Vladimir ise bunu yapanın kim olduğunu biliyordu. Onunla yüzleşmek ya da şikayette bulunmaktansa bütün eşyalarını toplayıp oradan kaçmaya karar verdi.
Tamara psikiyatri hastanesindeyken basından onu ziyarete gelen herkesi kabul ediyordu. Onları öpücükler atıyor, onlarla sohbet ediyordu. İlgiyi çok sevmişti. Bu sırada namı da yayılmaktaydı. İnsanlar ondan Katil Büyük Anne ya da Baba Yaga diye bahsediyorlardı.
Baba Yaga, Slav folklorunda bahsi geçen doğaüstü güçlere sahip bir varlıktı. Deforme olmuş ve vahşi görünümlü, cadıya benzer bir kadın olarak tanımlanırdı. Bazen insan yediği de söylenirdi. Tamara günlüğünde 12 tane kurbandan bahsediyordu. Kurbanların çoğuna önce sakinleştirici ilaçlar veriyor ve ardından da bedenleri parçalara ayırıyordu.
Bu kurbanların çoğunun akciğerlerini yediğinden bahsediyordu günlükte. Hatta bazen kaynattığı el ve kafayı da yediğinden de. Valentina'nın kafası da hiçbir zaman bulunamadı. Duruşmalar sırasında Tamara suçlu olduğunu ve cezalandırılmayı hak ettiğini söyledi. Yargıç ise onu göz altında tutulmasını söyledi. Buna karşılık Tamara da gülümsemeye ve yargıcı alkışlamaya başladı.
Bu kadının düşünülenden daha mı ahmak yoksa daha mı zeki olup olmadığını anlayamıyorlardı. Tamara'nın astrolojiye ve kara büyüye ilgisi de vardı. Günlüğünün yanında bir kara büyü kitabı da bulunmuştu. Az önce bahsettiğimiz cesedinin yanında kitap sayfaları bulunan kiracıyı hatırladınız mı? Bulunan sayfalar bu kitaptan koparılmıştı.
Tamar duruşmalarda basın mensuplarına öpücükler atmaya devam etti ve bunları bir seri katil olarak tanınmak amacıyla yaptığını, 10 yıldır bu duruşmaya hazırlandığını ve polislerin kapısını çalacağı günü beklediğini söyledi. Artık yaşayacak bir yeri olmayan yaşlı bir kadın olduğu için hapishane onun yeni evi olacaktı ve en azından öldüğünde onu gömecek birileri olacaktı. Ancak bunları söyledikten kısa bir süre sonra birden değişti ve suçsuz olduğunu, cinayetleri işleyenlerin aslında komşuları olduğunu iddia etmeye başladı. Üst kattaki manyak tarafından bunlara zorlanmıştı. Bu cümleyi kurarken gerçekten üst kattaki bir komşudan mı, tanrıdan mı yoksa kendi beyninden mi bahsettiyse hiçbir zaman öğrenilemedi.
duruşma boyunca sürekli ruhali değişimleri göstermeye devam etti ve sonunda duruşmaya çıkamayacak kadar akli dengesi bozuk biri olduğu kararına varıldı. Üstelik bu sırada paranoid şizofreniden de muzdarip olduğu belirlendi. Aralık 2015'te Samsanova, Kazan'daki özel bir hastaneye zorunlu psikiyatrik tedavi için gönderildi. Burası aynı zamanda yüksek korumalı bir hapishane olarak da bilinir.
Valentina'nın komşuları bu olayların ardından onu anmak için dairesinin önüne çiçekler koydular. Valentina'nın Natalia adındaki bir arkadaşıysa Tamara'nın ona hep sinsi geldiğini söyledi. Hatta Valentina kaybolduktan sonra Natalia Tamara'yı sorgulamıştı ve Tamara onu polise giderse başına kötü şeyler geleceğini söyleyerek tehdit etmişti. Dedektifler Natalia'ya hayatta olduğu için şanslı olduğunu söylediler.
Bu olaylar duyulduktan sonra Tamara'nın liseden bir arkadaşı öne çıktı ve onun hep öfke ve nefret dolu birisi olduğunu söyledi. Bir keresinde buluşmalarını kaçırdığı için Tamara onu öldürmek ve bedenini parçalara erip köpeklere yedirmekle tehdit etmişti. Tamara ona günlüğüne yazdığı şeyler sayesinde bir gün ünlü olacağını söylemiş ve hatta kayınvalidesini de öldürmeyi planladığından bahsetmişti. Günlük ve Tamara'nın itiraflarıyla dedektifler 20 yıl öncesinden çözülmemiş makaları araştırmaya başladılar ve Tamara'nın daha fazla kurbanı olabileceğini fark ettiler. Günümüzde bile tam sayı bilinmemekte. Bazı kaynaklar 11 ile 14 arası olabileceğini söylerken bazıları ise bu sayının en az 21 olduğunu iddia ediyor. Tamara ise hala cesetlerin yerini söylemeyi reddediyor. Birçok kişi cesetlerin inşaat çukurlarına atıldığını düşünmekte.
Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.