
1.437 kelime · ~7 dk okuma
Bak biri sana şeker, çikolata bir şey verirse sakın almıyorsun oğlum. Anlaştık mı? Peki sen? Sen verirsen bile mi almayacağım? Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere Cadılar Bayramı'nın şeker adamı Ronald Clark O'Brien davasını seçtim. Hazırsanız başlayalım mı?
Ronald Clark O'Brien, 19 Ekim 1944'te Amerika Birleşik Devletleri'nin Teksas eyaletinde doğdu. Orta halli bir ailenin oğlu olan Ronald, içe kapanık ve insanlarla iletişim kurmakta zorlanan bir çocuktu. Eğitimine devam etmek için aile evinden ayrıldığında, yaşı 18'i bulsa da özgüveni 5 yaşındaki bir çocuktan farksızdı. Ronald eğitimini tamamladıktan sonra gözlükçü olup Teksas'a bağlı Deer Park'ta dükkan açtı.
Ancak özgüvensiz hali ve iş yaptığı insanlara hayır diyememesi başına çok büyük çoraplar ördü. Bunlar yaşanırken Diane ile tanışan Ronald onunla evlendi. 1966'da oğulları Timothy, 3 sene sonra da kızları Elizabeth doğdu. Ne yazık ki Ronald için evlenip çocuk sahibi olmak hayatını rayına oturtması için yeterli olmadı. Dükkanın ve evin masraflarına yetişemedikçe önce ufak borçlar almaya başladı.
İlk zamanlarda bu borçları ödeyebilecek bir düzen de kurdu. Ancak sonrasında borçlarını aldığı yeni borçlarla kapatıp çıkmaza girdi. Dile kolay, 100 bin dolar borcu vardı. Ve alacaklıları yaşadıkları eve alacaktı. Ronald yaşadığı sorunların içinden çıkamazken tarihler 1974 yılının Ekim ayına geldi. Oğlu Timothy ve kızı Elizabeth cadılar bayramı için heyecanlıydı.
Ancak Ronald, onlarla aynı heyecanı paylaşmıyordu. O, Cadılar Bayramı'nı değil, kapısında sıra olmuş alacaklılarını düşünüyordu. Lan bırak! Yılbaşıymış. Kimi yiyorsun oğlum sen? Bak, bir haftam var, duydun mu beni? Bir hafta içinde paramı getirdin, getirdin, getirdin. Tamam, tamam, tamam. Tamam, getireceğim paranı, tamam.
Ronald alacaklılarının dükkandan çıkmasından sonra paniğe kapıldı. Bir hafta içinde 100 bin doları nasıl bulabilirdi ki? Elinde bir birikimi yoktu, evlerini satamazdı, dükkan o kadar etmezdi. İşte tam o anda aklına korkunç bir fikir geldi. Kendisinin, eşinin ve iki çocuğunun hayat sigortası vardı. Bu sigortalar sayesinde borcunu ödeyebilirdi.
Ancak hayat sigortası ödemesi alması için iki çocuğunun ya da eşinin ölmesi gerekiyordu. Böyle bir seçim nasıl yapılabilirdi ki? Gerçekten başka bir yol yok muydu? Ronald hemen aklından bu düşünceleri uzaklaştırıp etrafında son kalan dostlarının kapısını çalmaya başladı. Çaresizliğini anlatırsa ona elbet yardımcı olabileceklerini düşündü. Ancak Ronald kısa sürede çalabileceği hiçbir kapının kalmadığını fark etti.
Hepsi tek tek yüzüne kapanıyordu. Ronald ya kendisini öldürüp tüm bu ızdıraba son verecek, ya da ailesinden birini öldürüp borçlarını kapatacaktı. Bay O'Brien, öncelikle tekrardan başınız sağ olsun. Sağ olun. Ronald kendini değil, oğlunuzun ölümüne neden olan o şekerleri nereden buldunuz? Oğlunu seçmişti. Bizim sokağın sonundaki evden.
Nasıl yani? Biraz daha detaylı anlatır mısınız mümkünse? Tabii. O gece çok yağmur vardı. Bizimkilerin kös kös oturan halini görünce üzüldüm, kıyamadım. Aldım çocukları, çıktım dışarı. Bizim yan komşunun çocuklara da katılmak istedi. Onları da aldım. Ama nasıl yağmur yağıyordu bir görseniz. En fazla bir iki sokak gezdik. Bir ara çocukları saldım, yolun sonundaki eve gittim.
Onlara sürpriz yapayım diye. Neyse, çaldım kapıyı. Ses yok. Biraz daha çaldım ve ayak sesleri duymaya başladım. Adamın biri böyle homurdanarak aşağı iniyordu. Kapının zincirlerini dahi açmadan beş tane şeker çubuğu verip kapıyı kapattı. Yüzünü gördünüz mü? Yok, kolunu gördüm sadece böyle. Beyaz denli biriydi. Kolu böyle çok kıllıydı. Bir tek bunu hatırlıyorum.
Peki Ronald oğlunu kendi elleriyle mi öldürmüştü? Ronald'ın bahsettiği ev Courtney Melvin isimli bir havalimanı çalışanına aitti. Polis eve gitti ancak Courtney evde yoktu. Courtney saat gece 11 gibi geldiğinde polisler onu gözaltına aldı. Karakola götürülen Courtney Melvin, Cadılar Bayramı gecesinde evde olmadığını, işte olduğunu söyledi.
Polisler Courtney Melvin'in doğru söyleyip söylemediğini kontrol etmek için havalimanına gitti. Courtney ile beraber çalışan yaklaşık 200 kişi o gece onun havalimanında olduğunu söyledi. Bu gelişmenin ardından Courtney Melvin serbest bırakıldı. Courtney Melvin'in serbest kalmasının ardından polisler Ronald'a dikkat etmek gerektiğini anladılar.
Çünkü araştırmalarında 100 bin dolar borcu olduğu, çocuklarına 60 bin dolara varan meblada hayat sigortası yaptırdığı ve oğlu öldükten bir gün sonra sigorta şirketini aradığını fark ettiler. Bu, Ronald'dan şüphelenmeleri için yeterliydi. Melvin'in evde olmadığını kanıtlaması, Ronald'ın oğlunun ölümünün hemen ardından borcunu kapaması ama en önemlisi de Houston'da siyanür alınabilecek tek dükkanda bulunduğu kanıtlanmıştı. Ronald suçunu asla itiraf etmemiş olsa da, kanıtlar Timothy'yi öldürenin babası olduğunu ispatlamaya yetti. Ancak daha da çarpıcı olan, Ronald'ın bunu uzun zamandır planladığının mahkemede ortaya çıkışıydı. Houston'da yaşayan bir kimyager, Ronald'ın bir senedir düzenli aralıklarla kendisine uğradığını, özellikle siyanür hakkında bilgi aldığını söyledi. Kimyagerden sonra gelen tanıksa, yasal olarak kimyasal ürünler satan biriydi.
O da Ronald'ın kendisine olaydan önceki 6 ayda gelmeye başladığını ve yasal olarak nasıl siyanür alınabileceğine dair sorular sorduğunu söyledi. Ronald'ın kaçışı yoktu. Bu gelişmelerin ardından 3 Haziran 1975'te Ronald Clark O'Brien, Timothy O'Brien'i planlı bir şekilde öldürmek ve 4 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmekten suçlu bulundu. Şimdi ufak bir ara verelim ve ardından bölümümüze devam edelim.
31 Ekim 1974 günü Ronald'ın ve ailesinin yaşadığı bölgede bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Bütün bir sene kıyafetlerini giyip kapı kapı gezerek şeker mi şaka mı demek isteyen çocuklar için daha kötü bir senaryo olamazdı. Ancak yine de çocuklar dışarı çıkmaya karar verdi. Ronald ise komşusunun iki çocuğu ve kendi çocuklarına refakat etmek için onlarla beraber dışarı çıkıp arkalarından yürüdü.
Çocuklar kapı kapı gezmeyi bitirip eve dönecekleri zaman Ronald onlara dört tane şeker çubuğu verdi. Elindeki son çubuğu da kiliseden tanıdığı on yaşında bir çocuğa armağan etti. Çocuklar Ronald'a bu şekerleri nereden bulduğunu sorduğunda sokağın ucundaki ışıkları kapalı evden aldığını söyledi. Bu cevabı yeterli bulan çocuklar mutlu oldular ve şeker çubuklarını sepetlerine attılar. Ancak hiçbiri o anda açıp yemedi.
Evlere dönüldüğünde Ronald'ın küçük kızı Elizabeth yorgun olduğu için şeker çubuğuna elini bile sürmeden uyuyakaldı. Timothy ise kardeşinden daha enerjikti. Ve bir an önce şekerini yemek istedi. Baba bak bir sürü bir sürü şekerim oldu. Aferin benim oğluma. Hangisinden başlayacaksın bakalım? Bundan. İlk bu çubuğu yemek istiyorum.
Timothy siyanürlü şekeri kendi elleriyle seçmişti. İlk ısırığı aldığı an Ronald ne yaptığını fark etti. Mindemi bozuldu. Ben tuvalete gideceğim. Ona engel olmaya çalıştı. Ancak siyanür tek ısırıkta küçük Timothy'yi öldürmek için yeterince kuvvetli bir zehirdi. Birkaç dakika içinde Timothy karnını tutarak ağlamaya başladı. Ve koşarak tuvalete gitti.
Tuvalette kusarken vücudu anormal bir şekilde kasılmaya başladı. Ronald ambulansı arayarak oğlunu hastaneye götürmeye çalıştı. Ancak olan olmuştu. Timothy O'Brien hastaneye giderken yolda hayatını kaybetti.
Timothy'nin ölüm sebebi birkaç gün içinde gelen otopsi raporuyla belli oldu. Timothy siyanürlü şeker çubuğu yemişti. Hatta bu şekerdeki siyanür oranı o kadar fazlaydı ki, değil küçük Timothy'yi, iki yetişkin insanı bile öldürebilirdi. Ronald'ın alacağı ceza için jüri kendi arasında bir saate aşan bir görüşme yaptı. Jürinin kararı ölümdü ve temyiz yolu kapalıydı. Amerika basınının da fazlasıyla ilgisini çekmişti bu dava.
Hatta Ronald'a Candyman yani Şeker Adam ismi takılmıştı. Ronald hakkında verilen karardan çok kısa bir süre sonra eşi Diane ondan boşandı ve yeni biriyle evlendi. Diane'in yeni eşi, 7 yaşına gelen kızı Elizabeth'i de nüfusuna geçirdi. Ronald'ın hayatı içerideyken de pek yolunda değildi. İnfazını beklediği yıllarda diğer mahkumlar onu dışlamış, değil konuşmak, o odaya girdiğinde odadan çıkar hale gelmişlerdi.
Avukatı ise infazı ertelemek, kararı değiştirmek için uğraştı. Tüm bunlar olurken mahkeme Ronald'ın infaz tarihini açıkladı. 8 Ağustos 1980 Ancak avukatı verdiği yürütmenin durdurulması dilekçesinde başarıya ulaştı ve ikinci bir tarih verildi. Bu tarih ise 25 Mayıs 1982 idi.
Lakin verilen tarih konusunda çıkan yasal sorunlar, hakim Michael Max Padden'a üçüncü bir tarih verme zorunluluğu getirdi. Max Padden'ın açıkladığı üçüncü tarih 31 Ekim 1982'ydi. Bu tarihin bir diğer anlamı, Ronald'ın oğlu Timothy'yi öldürmesinin üzerinden tam 8 sene geçmesiydi. Oğlunun hayatta kaldığı süre kadar zaman geçmişti bu cinayetin üzerinden.
Hakim Max Padden bu tarihi verirken sembolik olarak seçtiğini de dile getirmişti. Ancak yine olmadı. Ronald'ın avukatı kapalı olan temiz yolunu açmayı başardı. Bununla da yetinmeyip tekrar adil bir yargılama talebiyle mahkemeye başvurdu. Ve 31 Ekim 1982'de gerçekleşmesi planlanan infaz, ucu açık bir tarihe ertelendi. Bir buçuk sene süren temiz sürecindeyse mahkemenin kararı değişmedi.
Sanık Ronald Clark O'Brien, oğlu maktul Timothy O'Brien'i tahammüden öldürmekten, diğer 4 çocuğu tahammüden öldürmeye teşebbüs etmekten suçlu bulunmuştur. Sanığın bu suçlarından ötürü zehirli iğne ile infaz edilmesine karar verilmiştir. Temmiz yolu kapalıdır. İnfaz 3 gün sonra 31 Mart 1984 günü Huntsville Hapishanesi'nde gerçekleştirilecektir.
Ronald zehirli iğneyle ölmeden birkaç dakika önce yakınındakilere dönüp şunları söyledi. Birazdan gerçekleşecek şey yanlış. Ama bunu anlıyorum. Biz insanlar kusurlar işliyor, hatalar yapıyoruz. Ancak yine de ölümümde payı olan kim varsa affediyorum. Yakınlarım, bilin ki sizi çok seviyorum ve her zaman kalbinize yakın olacağım. Tanrı her zaman sizi korusun ve merhameti üzerinizde olsun.
Ronald ölürken hapishane çevresinde toplanan öfkeli 300 kişi, şeker mi şaka mı diye dakikalarca bağırdı. Sonrasındaysa öldü mü diye bağırmaya başladılar. Ronald'ın infazı sona erdikten sonra hapishane görevlileri onun öldüğünü söyledi. Ve öfkeli grup şeker mi ölüm mü diyerek hapishaneden uzaklaştı. Şeker mi ölüm mü? Şeker mi ölüm mü? Şeker mi ölüm Ölüm mü? mü? Şeker mi? Ölüm mü? Şeker mi? Evet,
bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Oooo!
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.