Podcast

45 - Bir Katil Yaratmak: Steven Avery

Karanlık Dosyalar

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir insanın suçlu olduğunu nasıl anlayabiliriz? Adil yargılama sonucunda suçlu bulunursa değil mi? Peki bir hata yapılırsa? Adaletin terazisi şaşarsa? Yapılan hata, o kişiyi gerçek bir suçluya dönüştürürse hesabı kim verir?

*Bu bölümdeki bazı unsurlar rahatsız edici olabilir*

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Ant Arın Şermet
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar
Steven Avery: Ender Gözü
Brendan Dasser: Kemal Durmuş
Penny Beernsten: Bilgesu Akın
Amir: Ali Fuat Ergüner
Gregory Allen: Metin Bozkurt
Teresa Halbach: Lal Vulkan
Polis: Oğulcan Ayan
Gazeteci: Ant Arın Şermet



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.666 kelime · ~8 dk okuma

Bir insanın suçlu olduğunu nasıl anlayabiliriz? Adil yargılama sonucunda suçlu bulunursa değil mi? Peki bir hata yapılırsa? Adaletin terazisi şaşarsa? Yapılan hata sıradan masum bir insanı katile dönüştürürse? Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Size bu bölümde belgesellere konu olmuş Stephen Avery davasını seçtim. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?

29 Temmuz 1985, güneşli ve çok sıcak bir gündü. Penny Bernstein ve eşi Michigan Gölü kıyısındaki bir plaja gittiler. Penny, havanın ısınmasıyla birlikte eşinin yanından ayrılıp plajın kuzeyinde yer alan ormanlık alana yürüdü. Yürürken bu kadar sıcak bir havada siyah deri ceketli birini görünce şaşırmış ama çok da üstelememişti.

Yürüyüşünü bitirdikten sonra eşinin yanına doğru giden Penny aynı adamı uzaktan görüp tedirgin olmuştu. Yolunu değiştiremezdi çünkü tek opsiyonu o yoldu. Yine de koşmaya başlayıp kendini denize attı. Yüzerek ondan kaçabileceğini ummuştu. Ama öyle olmadı ve onu denize girerken fark eden adam saçından tutup korulara sürükledi. Sonrasındaysa Penny'yi dövüp tecavüz etti.

Transkriptin tamamını oku

Penny'den haber alamayan eşi polis çağırıp onu aradı. Bulduğunda Penny kanlar içinde yerde yatıyordu. Hızla hastaneye götürülüp ilk müdahale yapıldıktan sonra Penny kendisine tecavüz eden kişiyi tanımlamaya başladı. Sarı, sap sarı saçları vardı. Böyle uzun sarı sakalları vardı. Gözleri kahvelengi bir gözleri.

Hem çok, çok korkunç bakıyordum. Polis için bu tanımlama birkaç hafta önce evinin bahçesinde mastürbasyon yaptığı iddiasıyla polise şikayet edilen Stephen Avery'nin eşkaline uyuyordu. Ancak polis departmanı riske girmemek için robot resim de hazırlattı. Robot resim bittikten sonra ortaya çıkan sonuç tüm okları Avery'e yöneltmişti. Penny'nin hastaneden çıkabilecek durumda olmadığını bilen yetkililer Stephen Avery'nin de fotoğrafının bulunduğu dokuz suçlunun fotoğrafını gösterdi.

Penny, şimdi sana birkaç tane fotoğraf göstereceğim. Bunlar muhtemel şüpheliler. Bak, bunlardan biri olabilir mi? Bilmiyorum. O kadar hatırlamıyorum. Bu... Bu olabilir. Emin misin Penny? Evet. Hayır, bu da olabilir. Bilmiyorum. Galiba buydu.

Evet, çok benziyor. Evet, evet bu... Evet, tahmin ettiniz değil mi? Penny, dokuz kişi arasından Steven Avery'i seçmişti. Polisler

hemen Avery'nin evine gidip onu tutukladı. Steven, olay saatinde işte olduğunu hem görgü tanıkları hem de otopark fişiyle ispat etmiş olsa da aile işini yapıyor olduğu ve tanıklarının akrabası olması yüzünden kendini aklayamayıp hapse gönderildi. Ya ne oluyor amirim? Yemin ederim hiçbir şey yapmadım. Lan sus! Bir de yemin ediyor. Çarpılacaksın. Amirim! Yürü! Hadi yürü! Steven'ın hapse gidişinden bir gün sonra Penny'nin telefonu çaldı. Alo?

Özledin mi bakalım beni? Sen kimsin? Kırılırım ama. Tanımadın mı sesimi?

Dur, o zaman şöyle yapalım. Aynaya git ve yüzüne bak. Suratını bu hale kimin getirdiğini hatırla bir. Sen hapistesin. Gerizekalılar.

Bu arada üstündeki mavi elbise çok güzelmiş. Daha yakından göreceğim onu. Hoşça kal. Ancak Bernsteinlerin telefonu o kişi tarafından uzun süre boyunca bir daha aranmadı.

Ne Penny'yi ne de ailesini rahatsız eden biri çıkmadı. Steven Avery ise zaten hapse atılmıştı. Yargılama sona ermiş, dava kapanmıştı. Alo? Beni özlediğini biliyorum. Ben de seni özledim biliyor musun?

Korku içinde polis merkezine giden Penny Bernstein, ona tecavüz eden kişinin telefondan tekrar aramaya başladığını söyledi. Bunun üzerine yetkililer ellerinde Stephen Avery'e fiziksel olarak çok benzeyen bir kişinin daha olduğunu fark ettiler. Bu kişinin adı Gregory Allen'dı. Allen daha önceden Wisconsin eyaletinde taciz ve tecavüze teşebbüsten hüküm giymişti. Stephen Avery haksız yere mi hapiste tutuluyordu?

Savcılık, Penny'nin verdiği ilk ifadeyi tekrar inceledi ve dikkat çeken bir detayı fark etti. Penny, kendisine tecavüz eden kişinin gözlerinin kahverengi olduğunu söylemişti. Ama Stephen Avery'nin gözleri maviydi. Gregory Allen'ın kahverengiydi. Stephen Avery defalarca kez haksız yere hapiste tutulduğunu beyan edip tekrar yargılama talep ettiyse de hepsi reddedildi. Dahası, bazı talepleri reddedilmeden direkt görmezden gelindi.

Bu olayların ardından 2002 yılının Nisan ayında önemli bir gelişme yaşandı. Avery'nin avukatları, DNA örneği teknolojisinin yeterli donanıma sahip olduğunu söyleyerek müvekkillerinden DNA örneği alınmasını ve Penny Bernstein'e tecavüz eden kişinin DNA'sı olup olmadığının anlaşılmasını istedi. Hakim Fred Hazelwood bu talebi onayladı ve Steven Avery'den DNA örneği alınıp teste gönderildi. Sonuçlar bir buçuk sene sonra, Eylül 2003'te geldi. Burada ufak bir ara veriyoruz, ardından tekrar birlikteyiz. Ortaya çıkan sonuç, mahkemenin 18 sene önce büyük çuvalladığını gösteriyordu. Penny Bernstein'e tecavüz eden kişi Stephen Avery değil, Gregory Allen'dı.

Polisler Gregory Allen'ı tutuklarken 11 Eylül 2003 tarihinde Stephen Avery'i hapisten çıkardı. Stephen hapisten çıkarken onu kapıda bekleyen gazetecilere... Bay Avery, 18 yıl boyunca boş yere hapis yattınız. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz? Yaşananlar geride kaldı arkadaşlar. Artık olumsuz şeylerden bahsetmek istemiyorum. Özgürlüğümün tadını çıkaracağım.

Ancak bu yaşadığınız haksızlık için dava açtığınız söyleniyor. Demişti. Steven Avery, hapisten çıktıktan bir sene sonra Manitowoc İl Yönetimi onu yakalayan Şerif Thomas Kossourek ve suçlu bulan hakim Dennis Vogel'a dava açtı. Dava bir sonuca bağlanılmamış olsa da önemli olan nokta hakkını aramaktı Avery için. Çünkü yetkililer davayı bir an önce çözüp kapatmaktansa, üzerine vakit harcamayı tercih etseydi, Steven Avery'nin suçsuz olduğu kanıtlanabilirdi.

Daha da önemlisi, Steven Avery'nin hapiste geçirdiği 18 yılda yaşadığı dramatik dönüşümün önüne geçilir ve... Alo? Merhaba, Steven Avery ile görüşmek için aramıştım. Buyurun benim. Ben Autotrader Dergisi'nden Teresa Halbeck. Bugün fotoğraf çekmek için iş yerinize gelmek istiyordum da, uygun muydunuz? Tabii, olur.

Görüyorsun değil mi? Düşmüyorlar yakamdan. E gelmeyin deseydin dayı. Diyemedim. Hayır diyemedim. Yani diyemiyorum. Ama onlar da bana diyemeyecek. Efendim? Yok bir şey. Steven hapisten çıktıktan sonra ailesinden kalan hurdaya dönüşen arabaları tamir edip tekrar satma işine geri dönmüş, sessiz sakin bir hayat yaşıyordu.

Çocukları ya da çevresindeki kişiler Steven'ın zararsız durduğuna emin olsa da ondan çekiniyorlardı. Çünkü 18 yılda edindiği tekinsiz ve fevri hareketleri vardı. 31 Ekim 2005 günü, Teresa Hallback isimli foto muhabirden gelen bu arama onu gerdi. Birkaç saat sonra Teresa Hallback, elinde bir fotoğraf makinesiyle Steven Avery'nin iş yerine geldi. Ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

Polisler Steven'a ait Avery's Oto'ya geldiğinde ortada kimse yoktu. Ne Steven ne de bir çalışanı. Gördükleri tek şey göz alabildiğini arabaydı. Bu da işlerini iyice zora sokmuştu ve hemen etrafı araştırmaya başladılar.

Amirim, kayıp şahsın aracına çok benzeyen bir araç buldum. Koltuklarda da kan izi var. Şöyle vereyim. Plakayı sökmüş. Hasar da var. Hemen DNA örneği alın. Araç kayıp şahsıma aitmiş. Bul onu öğrenin.

Gelen test sonuçları bu arabanın Teresa Holbeck'e ait olduğunu söylüyordu. Steven Avery polisler tarafından bulunup evine getirilmişti. Steven Avery. Teresa Hellbeck'i tanıyor musunuz? Evet. O kızı hatırlıyorum. Beni telefonla aradı. Burada fotoğraf çekmek istediğini söyledi. Bir dergiden miymiş neymiş çok da dinlemedim. Geldiğinde beni rahatsız etmemesini söyledim. Bir an önce fotoğrafları çek git dedim. Sonra da zaten birkaç işim vardı Wisconsin merkezde. Arabaya atlayıp gittim. Başında bekleyecek halim yok.

Yani işim de daha bitmemişti ama ne oldu? Yani yine başkasının suçunu benim üzerime atasanız mı geldi? Arabası burada çıktı. Arabasından bulamayalım diye de hasar verilmiş. Ya ne bileyim kardeşim. Ototamirci burası. Arabası bozulmuştur. Ben size Üsküans merkeze gittim diyorum. Yani gayet net bir cümle değil mi bu? Anlaşıldı Bay Evren. Sizinle sohbetimizi emniyette devam edelim. İyi gidelim. Ben yapmadım demiyorsun bu sefer. Ya bir şey fark ediyor mu?

Steven Avery karakola götürüldükten sonra polisler evin içini aramaya başladı. Steven'ın yatak odasında bir tüfek bulundu. Daha da garibi, evin garajında bu tüfeğe ait mermi kovanları vardı. Polisleri asıl şaşırtansa, evin arka bahçesinde yanmış bir konteynerin içindeki telefon, cüzdan ve fotoğraf makinesiydi. Cüzdan küle dönüşse de telefon ve fotoğraf makinesi sağlamdı.

Bu konteynırdan 100 metre ileride yanmış bir konteynır daha bulundu. O konteynırın içindeyse leğen kemiği ve diş kalıntıları vardı. Evdeki araştırmanın sonunda, Teresa Holbeck'in arabasına ait anahtar, Steven Avery'nin yatak odasından çıktı. Taşlar yerine oturmuştu. Polis, 9 Kasım 2005 günü karakolda bekleyen Steven'a gidiyordu. Steven, kendisine yöneltilen suçlamalara karşı polisleri ters ayakta yakaladı.

Teressa Halbeck'in aracında bulunan kanın kendisine ait olduğunu kabul edip şöyle devam etti. Tamam, kabul. Teressa'nın aracındaki kan bana ait. İtiraf ediyorsun yani? Cümlemi tamamlamadım. Önce karşındaki dinlemeyi öğren. Hay Allah. O kan bana ait. Ama 1985'te benden zorla aldınız kanı. Sizin o amirleriniz eski kan örneğimi çaldı. Beni içeri atmak için de

Arabaya sıçrattılar kanı. Steven Avery herkesi şaşırtmıştı. Ancak sözleri bunlarla sınırlı kalmayacaktı. 20 sene önceki kanımı arabaya sıçratmaya akıl eden amirlerinize bir sorun bakalım. Terasanın arabasının anahtarını yatak odama koymaktan daha zekice bir yer bulamamışlar mı? Hangi katil öldürdüğü insanın arabasının anahtarını başucuna koyar? Mal mısınız siz?

Steven, delillerden suçlamalara, birçok konuda polisleri dumur etmiş ve rüzgarı kendi arkasına almış olsa da, işlerin rengi yaşanacak gelişmeyle kesin olarak değişecekti. Polis merkezine sorgulanmak için Steven'ın 16 yaşındaki yeğeni Brandon Dassey getirildi. Brandon, olay günü okul çıkışında dayısının yanına gittiğinde, Teresa Halbeck'in öldürülüşüne şahit olduğunu söyledi. Ne duydun?

Çığlık. Bir kadın çığlığı. Sonra kapıyı tıklattım. Dayım açtı. Ter içindeydi. Teresi orada mıydı? Evet. Dayımın odasındaydı. Yatağı kelepçelenmişti. Eee? Dayım... Dayım bana eğer istersem onunla yatabileceğimi söyledi. Teresi zaten çıplaktı. Sen ne yaptın peki? Yaptın mı? Hı hı. Yaptım. Adi herif.

Amirim ben yemin ederim bilmiyordum. Ne bilmiyordun lan? Kaç yaşına gelmişsin, kazık kadar adam olmuşsun. Ne bilmiyordun? O dedi. Dayım dedi. Sonra ne yaptınız peki? Ne konuştunuz? Ondan nasıl kurtulacağımızı konuştuk. Anlat. Devam et. Ne yaptınız? Dayım onu bağladı ve defalarca kez bıçakladı. Zaten nefes almıyordu ama sonra onu boğmaya başladı. Neden böyle bir şey yaptı ben bilmiyorum amirim. Yemin ederim bilmiyorum. Sonra?

Sonra benden onu kesmemi istedi. Boğazını kesmemi istedi. Yaptın mı? Amirim ben dayım ne derse yaptım çok korkmuştum. Anlat. Her şeyi tek tek anlat. Onun boğazını kesmemi isteyince bahçeye götürdük onu. Altına böyle muşamba gibi bir şey koyduk. Terasaz zaten ölmüştü. Dayım yine de ateş etti onu. Sonra da boğazını kesip onu konteynıra attım. Tamam tamam yeter.

Bu gelişmelerin ardından hakim ve jüri karşısına çıkan Stephen Avery için karar alınmıştı. Stephen Avery birinci derece cinayetten suçlu bulunup ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yeğeni Brandon Desi ise itiraflarıyla davanın akışını değiştirip adaletin sağlanmasına katkı yapsa da eylemlerinin bir sonucu vardı. Brandon, en erken 2048 yılında şartlı tahliye olma hakkına sahip bir şekilde, birinci derece cinayetten ömür boyu hapis cezası aldı. Adaletin terazisi bir kez, evet sadece bir kez bile yanlış tarafı gösterirse, bedelinin ne kadar ağır olduğunun en net örneği belki de Stephen Avery. İşlemediği bir suç yüzünden hayatının 18 yılını demir parmaklıklar ardında geçiren bir insan nasıl katile dönüşür sorusunun cevabını da bu davada gördük.

Doğru çalışan adalet bir katili suçtan arındırabilirken, yanlış çalışan adalet normal bir insanı katile dönüştürdüğü için en azılı suçludur belki de. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)