
1.811 kelime · ~9 dk okuma
Şubat 1990 Sanık John Sosnovski, maktul Taunia Bennet'e tecavüz edip onu acımasızca katlettiğini, sanık Laverne Pavlinyak ise bu suça yardım ve yataklık ettiğini itiraf etmiştir. Sanık Sosnovski'nin suçunu kabul ettiği gözün önünde bulundurulduğunda, cezasının idamdan ömür boyu hapse çevrilmesine, Sanık Pauline yakın ise 10 yıla kadar hapsine karar verilmiştir. Hakimin kararından birkaç hafta sonra Montana yakınlarındaki bir kamyon durağında hiç kimsenin dikkatini çekmeyen bir duvar yazısı belirdi. Tanya Bennett'ı ben öldürdüm. Ona tecavüz ettim ve öldüresiye dövdüm. Gerçekten çok keyifliydi.
Hastayım, biliyorum. Ama hoşuma gidiyor. İki tane salak da suçu üstüne almış zaten. Benim canıma minnet. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizler için Mutlu Yüz Katili lakabıyla bilinen Kanadalı seri katil Keith Hunter Jaspers'ın davasını inceledim. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?
Her şey 29 Nisan 1994 sabahı ve Oregonian gazetesi yazarlarından Phil Stanford'a gelen bir mektupla başladı. Harflerin birbirine girdiği, cümlelerin karıştığı, anlaşılması zor bir mektuptu bu. Bir taraftan şiddet dolu cümleleriyle tüyler ürpertirken, bir taraftan da kağıdın her yerini saran güler yüz çizimleriyle sinir bozan bir mektup. Aslında tam da Phil Stanford'un sevdiği gibi.
Muhalif gazeteci kimliğiyle tanınan Stanford, bu mektup sayesinde Portland'da adaletin doğru işlemediğini kanıtlayacak bir fırsat yakaladığını düşündü ve bunu kaçırmaya niyeti yoktu. Satırlarda tam 4 sene önce işlenmiş ve failleri hapiste olan Tanya Bennett cinayetiyle ilgili şunlar yazılıydı. Müsaadenizle hikayemi anlatayım. Olay şu. 4 sene önce. Sanırım Ocak ayının sonlarıydı.
Tanya beni talıp eve götürdüm. Ona tecavüz ettim ve bayıltana kadar dövdüm. Tanya benim için çok özel. O benim ilkimdi. Bir daha yapmam sandım ama... Öyle olmadı. Zehra aldım bir kere. Phil Stanford, gazeteye gelen her mektuba inanacak kadar ahmak değildi. Ona sürekli böyle şeyler geliyordu.
Ama eğer bu bilgiler doğruysa, Laverne Pavlinyak ve John Sosnowski dört yıldır boş yere hapis yatıyor demekti ve bu kesinlikle araştırılması gereken bir ihtimaldi. Bölge savcısı Jim McIntyre'sa, Stanford'ın olayı kurcalamaya başladığını duyduğunda huzursuz oldu. Çünkü mektuplar gazeteden önce adliyeye de gönderilmiş ancak dikkate alınmamıştı. Böyle bir mektup nasıl ciddiye alınmaz anlamıyorum.
O mektupta gazeteye gönderilenle aynıydı. Ve tabii ki sayfanın her yerinde mutlu yüzler vardı. Ancak dava ile çelişen detaylar Savcı McEntire'ın gözünden kaçmadı. Bakın ben her zaman bunun benim eserim olduğunun bilinmesini istiyorum. Bunun için de Tanya'nın boynuna bağlayacağım ipin bir ucunu kestim. Diğer ucunda yaktım ki belli olsun. Evet, Tanya Bennett'in boynunda bir ip vardı. Ama bir ucu yanmamıştı. Gözünü bile açamıyordu.
Yüzü dağılmış durumdaydı. Ben de boğazına doğru bastırdım ve onu oracıkta öldürdüm. Bunlar otopsi raporuna uymuyordu. Birileri onlarla dalga geçiyor olmalıydı. Savcı McIntyre'ın haksız yere iki kişiyi hapse attığını düşünmesini gerektiren bir şey yoktu. Üstelik katiller suçlarını itiraf da etmişti. Kim işlemediği bir cinayeti durup dururken üstlenecekti ki? Durup dururken olduğunu kim söyledi?
Savcının işini şansa bırakmak gibi bir niyeti yoktu. Telaşla dedektif John Ingram'ı aradı. O Phil denen herif ortalığı karıştırmadan bu işi çözmeni istiyorum John. İlgileniyorum sayın savcım ama önce mektubu kimin gönderdiğini bulmamız lazım. Bulun o zaman. Bulamıyorsanız mahkumları sorgulayın. Bir şeyler yapın işte. Tabii efendim. McIntyre kamuoyu önünde zor duruma düşmek istemiyordu.
Stanford'dan önce mektubu yazanın kim olduğunu bulmalı ve olayı açıklığa kavuşturmalıydı. Aksi takdirde itibarının zedelenmesinden endişeleniyordu. Mektubu yazan kişi, müthiş bir soğukkanlılıkla Tanya Bennett dahil beş kadını nasıl öldürdüğünü tüm detaylarıyla yazmıştı. O gün Los Angeles'tan yola çıktığımda aklımda tek bir şey vardı. Bir seks görem olmalıydı. Yolda bir kız aldım arabaya. Cloud, benim Tanya'dan sonraki kurban.
O fahişenin boğazını öyle bir sıktım ki... Bir daha hiç nefes alamadı. İnanılmaz bir hazdı benim için. O günden sonra her şey daha da kolay olmaya başladı.
Phil Stanford, mektupta bahsedilen bölgelerdeki dedektiflerle konuşup cesetleri teyit etti. Yazılanlar öyle detaylardı ki bunları sadece katilin kendisi bilebilirdi. Halka açıklanmış bilgiler değildi hiçbiri. Stanford bütün polis raporlarını okudu. Hepsi tam tahmin ettiği gibi şüpheli vakalardı. Adalet tam beş kere yanılmış olabilirdi. Stanford, Laverne Pavilion yakın itiraf kayıtlarını dinlediğinde, şüphelerinin peşinden gitmesi gerektiğinden emin oldu. Eve girdiğimde mutfaktan birkaç ses duydum. Sonra onları tartışırken gördüm. John kadına bağırıyordu.
İtiraflar birbirini tutmuyordu. Lavern her defasında ifadesini değiştirmiş, farklı bir şey anlatmıştı. Üstelik cinayeti işlediklerine dair hiçbir adli delil yoktu. Sadece Laverne cesedin tam olarak bulunduğu noktayı göstermiş ve itirafta bulunmuştu. Saçmalık. Stanford için kolları sıvama vakti gelmişti. Sabah erkenden kalkıp tıraşını oldu, ceketini giydi, çantasını taktı ve evden çıktı. Kapısını tam üç kere kilitledi. O günlerde hırsızlık olayları artmıştı. Ve Stanford'ın yolu uzundu.
Pavlinyak ve Sosnovske'yi ziyaret etmek üzere Oregon cezaevinin yolunu tuttu. Stanford, ziyaret sırasında duyduklarından sonra gerçekleri tüm çıplaklığıyla açıklayan Mutluyuz Katili adında bir yazı dizisi yayınlamaya karar verdi. Artık Pavlinyak ve Sosnovski'nin masum olduğundan %100 emindi. Bu yayınlar başlarda kamuoyunun ilgisini çekse de zaman geçtikçe popülerliğini kaybetti. Davada da hiçbir ilerleme olmadı. Pavlinyak ve Sosnovski hala içerideydi. Stanford'ın yok yere yaygara kopardığını düşünenlerin sayısı hayli fazlaydı. Hükümet yalnızlı kanallar bu yönde haber yapıyordu. Bir senenin ardından konuyla ilgili tüm haberler bitmiş, bütün ilgi kesilmişti.
Bir seri katil ortaya çıkartmanın en iyi yolu onu ciddiye almamaktır. Acaba savcı bunu bildiği için mi hiçbir şey yapmadı? Şu an yayınımıza bir son dakika gelişmesiyle ara veriyoruz. Yıllardır aranan Mutlu Yüz Katil ortaya çıktı. Aylardır emniyeti gönderdiği mektuplarla meşgul eden Mutlu Yüz Katili lakaplı şahsın kimliği belli oldu.
Sevgilisi Julia Ann Wenningham'ı öldürdüğü için gözaltında tutulan şahsın mutlu yüz katili olduğu ortaya çıktı. Detaylar birazdan haberimizde olacak. Keith Hunter Jesperson o gece sevgilisi Julia Ann Wenningham'ı öldürdüğü için gözaltındaydı. Endişeli olmak şöyle dursun, keyfi yerinde gözüküyordu.
Kahkahaları emniyetteki herkesin canını sıksa da buna tahammül etmek zorundalardı. Siz sormadan ben söyleyeyim. Aradığınız kişi benim. Kimi arıyormuşuz biz? Mutluyuz katili benim. İşte buradayım. Keith Jesperson'ın tam sekiz cinayetini itiraf etmesiyle ortalık tekrar karışmaya başladı.
Savcı McIntyre resmen madara olmuştu. Aynı cinayeti itiraf eden 3 farklı kişi vardı ve ikisi 5 yıldır hapisteydi. Eğer Keith Jasperson gerçekten Mutluyüz katili ise, Pavlinyak ve Sosnowski 5 yıldır boşuna hapis yatıyor ve Keith dışarıda cinayetlerine devam ediyordu. Artık kesin kanıtlarla konuşulması gerekiyordu. Çünkü adli tıptan gelen sonuçlara göre mektubun pulundaki tükürükle Keith Jasperson'dan alınan örnek birbiriyle uyuşuyordu. Evet, Keith Jasperson Mutluyüz katili mektuplarını yazan kişiydi.
Peki bu, Tanya Bennett'in katili olduğu anlamına geliyor muydu? Yeter, şu araştırmayı doğru düzgün yapın. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Savcı McIntyre, Dedektif Ingram, Keith Jesperson ve avukatı hapishanenin içindeki küçük bir odada görüşmek için toplandılar. Keith, Tanya Bennett'i öldürdüğünü onların yüzüne söylemek istiyordu. İçeri girdiklerinde herkesin ilk dikkatini çeken şeyse Keith'in ne kadar iri olduğuydu. Tokalaşmak için elini uzattığında bu uzvun ancak bir yaratığa ait olabileceğini düşündü dedektif Ingram. Ama ürperdiğini de belli etmek istemedi. Sonuçta onun kadar olmasa da Ingram da yapılı bir adamdı. Ve her şeyden önemlisi bir dedektifti. Asıl korkulması gereken kişinin kendisi olması gerektiğini düşünerek özgüvenini tazeledi ve masaya yumruğunu vurdu.
Demek Tanya beni sen öldürdün. Nasıl öldürdün? Ne yaptın? Her şeyi tek tek anlatacaksın. Keith pek korkmuş gibi görünmüyordu. Valla çok da hatırlamıyorum dedektif. Aradan beş yıl geçmiş. Siz benim yerime birilerini içeri tıkmışsınız. Sorularıma cevap ver! Dedektif sakin. Anlatmayacak olsak burada olmazdık herhalde. Bir de beni kendi yakalamış gibi konuşmaz mı? Ulan ne adamsın ya. Bana bak! Savcı McIntyre araya girdi. Yavaş!
Ne anlatacaksan anlat sen de. Şovun sırası değil. Şu dedektif yaptığınız adama bakın savcım. Bunları yapacağınıza beni yapacaktınız, beni. Keith'in en büyük hayali polis olmaktı. Hem de atlı polis. Bunun için Kanada Kraliyet atlı polis akademisinde eğitimlere başlamıştı. Ancak eğitimleri başarıyla tamamlayamadığı için görevden alındı. Evet, seni dinliyoruz. Tamam anlatıyorum. İyi dinleyin ha, ikinciyi anlatmam.
Ben o gün Tanya ile bir barda tanıştım. Ana çok sıcak davranıyordu. Sonra benim eve gittik, yakınlaştık. Ona öpmeye başladığımda bana bir anda beni çok da arzulamadığına dair bir şeyler söyledi. Tıpkı zamanında karımın söylediği gibi. O an kendimi kaybettim. Bütün sinirimi ondan çıkardım. Aşağılık herif! Dedektif, kalbimi kırıyorsun.
Bunun üstüne hep birlikte Keith'in Tanya'yı öldürüp attığını iddia ettiği ormana gittiler. Keith tam noktayı gösterecekti. Burasıydı sanırım. Burası orası değildi. Aradan tam beş yıl geçmişti. O kadar geçmese bile bir ormanda spesifik bir noktayı bulmak zaten çok zordu. Her yer birbirine benziyordu. Dedektif Ingram sinirlendi. Sen bizimle dalga mı geçiyorsun lan? Keith dedektife cevap bile vermedi.
Ingram iyice köpürüyordu. Aaa çanta. Çantası vardı ya onu daha ileri atmıştım. Şu tarafta olacaktı. Tanya Bennett'in cesedi bulunduğunda üstünden herhangi bir kimlik çıkmamıştı. Yani eğer orada kimlik bulunursa katilin Keith olduğu kesin demekti. Ekipler hep birlikte Keith'in işaret ettiği yeri aramaya başladı. Tam 15 saat boyunca arama yapıldı, her yer didik didik edildi. Hiçbir şey bulunamadı.
Ekipler olduğu gibi geri döndü. O sırada gazeteci Phil Stanford bir şekilde Keith'le görüşmenin yolunu bulmuştu. Vay vay vay. Adaletin prensesi de gelmiş. Eğlenceli birisin gerçekten. Başka türlü zaman geçmiyor be. Eminim. Tarif ettiğin yerde cüzdan falan çıkmamış. Yeni eğlencen emniyette dalga geçmek mi?
Dedektif bir boku beceremedi desene. İyi baksınlar orada bir örten ağaçları falan çıkmıştı. Onları kesip altına bakmışlar mı? Bunu da mı ben söyleyeyim? Phil Stanford bunu ortaya çıkaran kişi olmak istiyordu. Görüşmeden
çıkıp hemen yola koyuldu. Ancak gittiğinde tüm ekipler oradaydı. Dedektif Ingram, Keith'in düşündüğünün aksine becerikli bir adam olduğunu ispatladı. Ekipleri çoktan oraya tekrar toplayıp böğürtlen ağaçlarının kesilmesi konusunda talimat vermişti. Ve başardı. Tanya Bennett'in kimliği bulundu. Böylece katilin Keith Jespers'ın olduğu da ispatlanmış oldu. Savcı McIntyre yanlış iki kişiyi hapse yollamış ve Tanya Bennett'ten sonra yedi kadının daha ölümünü engelleyememişti.
Sahi, John Sosnovski ve Laverne Pavlinyak neden Keith Jaspers'ın suçunu üstlerine almışlardı? Bunun cevabını Phil Stanford herkesten önce öğrenmişti. Bayan Pavlinyak, lütfen daha fazla yalan söylemeyin. Tanya Bennett cinayetiyle ikinizin de bir alakası yok. Hayır, var. John öldürdü, ben de oradaydım. Öyle mi? Bakın.
Torunlarınız. Hepsi sizi çok özlemişler. Ömrünüzün sonuna kadar onların sadece fotoğraflarından mı bakmak istiyorsunuz? Hayır, istemiyorum. Hadi. Bana gerçekleri anlatın. John çok içiyordu. Çok. Çok. Bana da çocuklarıma da çok kötü davranıyordu. Onun çocuklarıma bir zarar vermesinden korkuyordum. Ondan kurtulmak için yaptım. Ama kendinizi de yaktınız.
Onun yanında olmaktan iyidir. En azından çocuklarım güvende. İyi de cesedin yerini nereden biliyordunuz? Bütün gazetelerde vardı zaten resimler. Ben de gittim ve resimlerdeki yeri gösterdim. John'un suçu üstüne almazsa idam edileceğini biliyordu. Yaşamak için yalan söyledi.
Bu olay Savcı McIntyre'ın meslek hayatındaki dönüm noktalarından biri oldu. Laverne ve John'un hayatı mahvolmuştu. John bir alkolik de olsa, şiddet eğilimi de olsa bu onu katil yapmazdı. Üstelik gerçek katil dışarıda cinayetlerine devam ediyorken bu hiç adil değildi. Dava boyunca içini kemiren bir huzursuzluk vardı. Ancak o bunun peşinden gitmedi. O huzursuzluğun peşinden gitmediği için bir daha asla huzurlu uyuyamayacaktı.
İyice araştırmadan tokmağa vurursa, olacağı bu. Keith Hunter Jesperson hala hapiste. Ve herkes hala ondan korkuyor. Kızı Melissa Moore dahil. Hayatına mutlu yüz katilinin kızı olarak devam etmek zorunda kalan Melissa, düğününden sonra aldığı mektuptan dolayı hala huzursuz. Canım kızım Melissa. Unutma ki seni sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim. Ama sen benden vazgeçtin.
Ne olursa olsun ben senin babanım. Düğününde de olmalıydım ya. Beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattın. Yalnız şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Sen de kocan da çok şişmansınız. Bir an evvel fazla kilolarınızdan kurtulmanızda fayda var. Seni çok seven baban, Heath Hunter Jasperson.
Bugün sizler için Mutluyuz Katili Keith Hunter Jaspers'ın davasını inceledim. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.