
1.846 kelime · ~9 dk okuma
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizler için takıntılı ve tekinsiz birinin aşk uğruna ne kadar raydan çıktığının ispatı olan Mark Chilman davasını seçtim. Başlamaya ne dersiniz? Juliet Adcock kısa bir süre önce eski eşinden boşanmıştı. Çok sıkıntılı bir boşanma süreci yaşamışlardı. Ancak daha sonra 52 yaşındaki Mark Chilman'la tanıştığında adeta ihtiyaç duyduğu o temiz havayı solumuştu. Juliet üç çocuk annesiydi. İngiltere Herefordshire'da bir çiftliği vardı.
Mark'la bu çiftlikteki tamir işlerini yapmaya geldiğinde tanıştılar. Zaman geçtikçe ikili daha da yakınlaştı ve 2013 yılında romantik bir şekilde birbirleriyle görüşmeye başladılar. Mark her şeye çok hakim görünüyordu ve kesinlikle ona aşıktı. O zamanlar Juliet bundan daha mutlu olamam diye düşünüyordu. Mark'ın ona gösterdiği devamlı ilgiden çok zevk alıyordu ve arkadaşları bile bunu fark etmişti.
Sürekli Mark'ın ona ne kadar hayran olduğu hakkında yorumlar yaparlardı. İlk başta Mark'ın bu ilgisi ve sevgisi Juliet için çok romantikti. Ancak zaman geçtikçe biraz bunaltıcı olmaya başladı. Juliet, Mark etrafta olmadan geçirdiği bir dakika bile olmadığını fark etmeye başladı. Nereye gitse Mark oradaydı. Ne yapsa Mark da yanında durmak istiyordu. Ona o kadar bağlanmıştı ki ilişkide boğulduğunu hissediyordu. Ama bir şeyleri bitirmeye karar verirse bunun Mark'ı nasıl kötü etkileyeceğini de biliyordu. Bu yüzden artık ona aşık olmamasına rağmen sırf Mark'ın tepkisinden korktuğu için ilişkiye devam etti.
Çift Workaster yakınlarındaki daha küçük bir çiftliğe taşındı. Juliet yeni bir başlangıcın onlara iyi geleceğini düşünmüştü aslında. Ama her şey hala aynıydı. Artık yürümüyordu bu ilişki. Juliet mutlu değildi. Biraz kişisel alan ve özgürlük istiyordu. Mark fazla kontrolcü olmuştu ve günün her dakikasında nerede olduğunu ve ne yaptığını bilmek istiyordu. Juliet'in arkadaşlarıyla çok yakın bir ilişkisi vardı. Her şeyi birbirleriyle paylaşırlardı.
Bu konu hakkında da onlarla konuşup Mark'la konuşmak için cesaretini topladı. Ona ilişkinin bittiğini söylediğinde Mark kabul etmeyi reddetti ve kendi canına kıymakla ilgili tehditlerde bulundu. Juliet ise Mark'ın bu davranışının çok çocukça olduğunu düşünmüştü. Mark kendi istediğini yaptıramadığı zaman insanlara duygu sömürüsü yapar ve sık sık akıl oyunları oynardı. İstediğini elde edene kadar uğraşırdı. Anlayacağınız toksik ve manipülatif bir insandı.
Ama bu sefer Juliet kararını vermişti. Artık sabrı kalmamıştı ve Mark'a evinden taşınmasını söyledi. Bu ayrılığı olabildiğince arkadaşça bir şekilde yapmaya çalışmıştı. Ama Mark hala inkar halindeydi. Haftalar ve aylar boyunca yalvarmaya devam etti. Kaç hafta, kaç ay geçerse geçsin, Mark Juliet'in hayatına geri dönmeye çalışmaktan vazgeçmiyor, onu görmek için sürekli bahaneler üretiyordu.
Juliet'in arkadaşları ve ailesi marka yol kenarı sapığı lakabını taktı. Çünkü her zaman Juliet'in evinin yakınındaki bir yol kenarına arabasını park eder, onu izlerdi. Juliet, Mark'a neden gecenin ya da sabahın bir saatinde orada oturduğunu soracak olursa da Mark sadece telefonundan bir sinyal almaya çalıştığını bahane ederdi. Ama gerçek şuydu ki Juliet'i takip ediyordu. Bir gün o kadar ileri gitti ki çiftlik evine gizlice girmeyi başardı ve Juliet'in bir süveterini, bir külotunu, paralarını ve eşyalarını çaldı.
Durum gitgide daha da vahimleşiyordu. Hatta eve girdiğinde Juliet'in kişisel çekmecelerini ve dolaplarını karıştırıp en sevdiği parfümü buldu. Daha sonra aldığı eşyaları kendi evine götürdü. Parfümün aynısından satın aldı. Parfümü çaldığı süveterin ve külotun üzerine sıktı. O günden itibaren her gece bu külot ve parfüme sarılarak uyudu.
Yaptıkları bununla da sınırlı değildi. Juliet'in evindeki bir aynaya kırmızı rujla, ''Özür dilerim, sonsuza kadar sevgilerle sevgilim, üzgünüm, sevgiler, Mark'' yazan bir mesaj bıraktı. Aynanın altına da düğüm atılmış bir ip bırakarak kendi canına kıyacağına dair göndermeler yaptı. Ancak Juliet geri dönmemekte kararlıydı. Çift yazdan önce kesin olarak ayrıldı. Hatta yıl sonuna yaklaşırken Juliet'in hayatında yeni bir aşk vardı.
Juliet'in hayatındaki yeni adam Neil Parkinson'dı. Neil 66 yaşındaydı, iki yetişkin çocuğu vardı ve 94 yaşındaki bunama hastası annesine bakıcılık yapıyordu. Juliet onu gerçek bir beyefendi olarak tanımlardı. Ona olan sevgisini gizlemiyordu, gururla yanında geziyordu. Neil ve Juliet harika bir uyum içinde gibiydiler. Çok ortak noktaları vardı ve Neil onu güvende hissettiriyordu.
Çok şefkatli bir adamdı ve ona çok iyi davranırdı. Birlikte geçirdikleri her günün tadını çıkarıyorlardı. Neil çiftlikteki işlerde ona yardım ederdi ve Juliette romantik akşam yemekleri hazırlardı. İlişkileri çok iyi gidiyor gibi görünüyordu. Çünkü her iki taraf da mutluydu. Arkadaşları ve aileleri ikisinin birlikte ne kadar mutlu olduğunu fark edebiliyordu. Mutlu olmayan tek kişi Mark Chilman'dı. Çünkü perde arkasında hala Juliette'i gözetliyordu.
Ondan ayrıldığı andan itibaren onu geri almaya kararlıydı. Ve şimdi sahnede yeni bir adam vardı. Mark çok öfkeliydi. Mark bunun sadece bir kaçamak olduğunu ve yakında biteceğini umuyordu. Ama zaman geçtikçe çiftin el ele tutuştuğunu ya da birlikte güldüğünü görünce bu onu daha da sinirlendirdi. Neil, Juliet'in sevgisinin merkezi olmasının yanı sıra 60'larında olmasına rağmen çok daha genç görünen yakışıklı bir adamdı.
saygın bir aileden geliyordu ve gösterişli bir BMW X5 arabası vardı. Juliette, kontrolcü, sahiplenici biriyle çıkmayı bırakmış ve iyi kalpli, yakışıklı ve şık bir beyefendiyle çıkmaya başlamıştı. Bu Mark'ı daha da çıldırttı. Öyle ki onu geri kazanabilmek için Neil'den kurtulmanın yollarını hayal etmeye başladı. Juliette artık ilgilenmediğini açıkça belirtmesine rağmen Mark kendi kafasında buna inanmayı reddetti.
birlikte olmaların önündeki tek engeli Neil olarak görüyordu. Sorun Neil'di. Neil bir kez ortadan kalktığında her şey eski haline dönebilirdi. Hayaller kısa sürede fanteziden öteye geçti. Mark, Neil'den kesin olarak kurtulmaya kararlıydı.
Aralık 2020'de tipik bir soğuk akşamdı ve Juliet, Neil'a akşam yemeği hazırlamıştı. Birlikte yemek yediler ve vakit geçirdiler. Daha sonra Neil, saat 21.25 civarında annesini kontrol etmek için evine geri dönmesi gerektiğini söyleyerek kalktı. Çift ertesi gün bir spa tatiline gidecekti ve bu tatil dört gözle bekliyorlardı. Dinlenecek, rahatlayacaklardı. Bundan dolayı çok mutlu bir ruh halindeydiler. Kapıyı kapatmadan önce Neil Juliet'e bir öpücük verdi ve oradan ayrıldı.
Neil'in bilmediği şey ise Mark'ın bu romantik gösteriyi uzakta ve soğukta izliyor oluşuydu. Neil'e saldırmak için doğru anı bekliyordu. Mark'ın Neil'e hangi noktada saldırdığı bilinmiyor ama Neil'in kanının izleri daha sonra çiftlik evinin kapısında bulunduğundan Mark'ın ona saldırdığı noktanın bu olduğu varsayılıyor. Neil çiftlik evinin kapısını kapatırken Mark arkasından ona gizlice yaklaşmış ve kafasının arkasına bir cisimle vurmuştu. Neil'ın karşılık verme şansı olmadı. Kafasının arkasından vurulduğu için ne olduğunu görememişti bile ve anında bayıldı. Bu darbe Neil'in kafa tasında bir kırılmaya neden olan ağır bir darbeydi.
Juliet bu süre boyunca evdeydi. Bulaşıkları kaldırıp ertesi gün gidecekleri tatil için kıyafetlerini organize etmeye koyulmuştu. Mark ve Neil'a neler olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Mark, Neil'ın vücudunu BMW arabasının yolcu koltuğuna yerleştirdi ve arabayı bir yol kenarına taşıdı.
Daha sonra Juliet'in çiftliğinden çaldığı yaklaşık 40 litre benzini onun ve aracın üzerine boşalttı ve ikisini de ateşe verdi. Soruşturma bulgularına göre Neil kafasına aldığı darbeden sonra bayılmış ve bilincini kaybetmişti. Ancak hala hayattaydı. Yangın çıktığında hala nefes alıyordu. Mark bunu biliyordu ama yine de adamı diri diri yaktı.
Ardından olay yerinden kaçtı ve planının bir parçası olarak birkaç hafta önce satın aldığı cep telefonunu çıkardı. Juliet'e Neil gibi davranarak mesaj attı. Juliet, ben Neil, diğer telefonlarımdan birindeyim. Çifte bir hayat sürüyorum. Kadınları kullanıyorum ve taciz ediyorum. Ancak Juliette bu mesajın Neil olmadığını hemen anladı. Yazım hatalarından ve mesajların tonundan mark olduğunu biliyordu. Neil onunla asla böyle konuşmazdı ve onun kendine özgü bir mesajlaşma yöntemi vardı. Duruşma sırasında da tanıklık yapan Juliette, mesajlardan birinde Neil'in Demans'la mücadele eden annesinden bir yük olarak bahsedildiğini söyledi.
Annesi Neil'ın her şeyiydi ve mesajda anlatıldığı gibi ondan bir yük olarak asla bahsetmezdi. Ayrıca Mark mesajlarda Neil'ın satiriyazist adı verilen bir cinsel bağımlılığa sahip olduğunu iddia ediyor ve Juliet'e kendini yani Neil'ı unutup Mark'a geri dönmesi için ikna etmeye çalışıyordu. BMW'nin üzerindeki alevler büyürken vatandaşlar yangını görüp polis ve itfaiyeyi aradı. Polis olay yerine geldi ve açıkçası o sırada Neil'a yardım etmek için yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Kafatasındaki kırıkların boyutu incelendi ancak tıp uzmanları darbeyi vurmak için hangi silahın kullanıldığından emin olamadıklarını belirttiler. Fakat önemli bir güç kullanıldığı ve nesnenin bir çekice benzer düz bir kenarı olduğu açıktı.
Mark her şeyi intihar süsü vermek için kurgulamıştı ama başaramadı. Çünkü Juliet ve diğer herkes Mark'ın ne kadar garip bir adam olduğunu biliyordu. Polisin onu tutuklaması çok uzun sürmedi. Mark en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermeden polise Neil'ın intihar ettiğini ve intihar ettiğinde kendisinin de orada olduğunu söyledi. İddiasına göre onu vazgeçirmeye çalışmıştı ama Neil her şeyi bitirmek istediğini söylüyordu.
Neil'ın ölümüyle herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti ve sorgu sırasında ondan, her neyse artık yolumdan çekildi ve Neil'ın penisini çakıyla kesmek istedim gibi ifadeler verdi. Polis görüşmeleri sırasında Juliet'in üzerinde yürüdüğü toprağa taptığını, onun kendisinin mülkü olduğunu ve onu asla bırakamayacağını da belirtti. Sonsuz yalanlarına, tuhaf açıklamalarına ve masum olduğu iddialarına rağmen polis tüm kanıtlara sahipti ve gerçeği biliyordu. Bay Parkinson'ın oğlu Christopher Jury'e sevgi dolu babasının Mark'ın iddialarının aksine depresyon veya zihinsel sağlık sorunları yaşamadığını ve ölümünden önce hayatından çok mutlu olduğunu söyledi. 42 yaşındaki çocuk babasını sevgi dolu, şefkatli, mutlu bir insan olarak tanımladı.
Mark'ın babası hakkında söylediği şeylerin gerçeklerle uzaktan yakından alakası yoktu. Mark ise Neil'e attığı iftiraları kendi karakterinde barındıran zararlı biriydi. Mahkemede jüriye birçok kanıt sunuldu. Bu kanıtlar herkesi daha da şaşırtıyordu. Mark bir keresinde kadının ilişki yaşadığından şüphelendiği için arabasına bir izleme cihazı yerleştirmişti. Ve Neil'in evinin önüne park ederken Juliet'in arabasının fotoğraflarını çekmişti.
Mark ayrıca arkadaşı Andy Underwood'a olay gecesi nerede olduğu ona sorulursa birlikte Çin yemeği yemeğe çıktıklarını söylemesini tembihleyen bir mesaj da göndermişti. Mark ona şunları da dedi. Bunun için hapse girmeye hazırım. Hiçbir şeyim kalmadı. Hücrelere götürülmeden önce Chilman'a kendisini bekleyen tek cezanın müebbet hapis cezası olduğu söylendi.
Ancak yargıç, katilin şartlı tahliye kurulu tarafından serbest bırakılması için değerlendirilebileceği en erken tarihi de belirlemeliydi. 9 erkek ve 3 kadından oluşan jüri, sabah 10 Eylül sıralarında suçlu kararını açıkladı. Mark, kısa süre sonra Neil Parkinson'ı öldürmekten yargılandı ve hala masum olduğunu iddia etti. Mark'ın soğuk kalpli ifadeleri için mazereti ise, yorgun olması ve polise duymak istediklerini söylemesiydi iddiasına göre.
Ancak jüri onun içini görebiliyordu ve yargıç da öyle. Mark Tillman en az 22 yıl olmak üzere ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Hüküm veren yargıç James Burbridge şunları söyledi. Sizin niyetiniz önceki partnerinizin kalbinde sizin yerinizi almış birine zarar vermekti.
Bay Parkinson, 94 yaşındaki Demans hastası annesine bakmak için çiftlikten ayrıldığında başının arkasına sert bir cisimle en az bir kez vurdunuz. Bu da onu bilinçsiz hale getirdi. Onu sürücük olduğuna oturttunuz, onun ve aracın üzerine benzin döktünüz. Ne yazık ki Parkinson, onu saran alevlerden habersizdi. Kanıtlar, bunu birkaç gün, hatta haftalarca planladığınızı, giderek çiftliğin yakınında göründüğünüzü, bölgeyi ve durumu sürekli kontrol ettiğinizi gösteriyor. Bayan Adcock, size çiftlikten ayrılmanızı söyledikten sonra Parkinson'a zarar verme isteği duydunuz.
Cinayet gününde kendi telefonunuzu Bromyard Down'da bıraktınız. Bu yüzden cep telefonu lokasyonu mazeret olarak güvenebileceğiniz bir şeydi. Polisle yaptığınız bir görüşmede yalan üstüne yalan söylediniz ve Bay Parkinson'la birlikte olduğunuzu ama onun intihar ettiğini iddia ettiniz. Adli tıp raporu geldiğinde kafatasının arkasındaki sıkıntılı kırığı açıklayamadığınız için savunmanızın niteliğini değiştirmek zorunda kaldınız. Yani farklı yalanlar söylemek zorundaydınız. Uydurduğunuz tüm yalanları hatırlamaya çalışmak sizi zorlamış olmalı.
öldürme niyeti ve önemli bir ön planlama vardı bu olayda. Neal'ın oğlu Christopher ve eski karısı Carol tarafından okunan kişisel ifadelere bakacak olursak çok sevilen bir adamın hayatını aldınız. Mahkeme onun birçok insanın hayatında ne kadar merkezi bir konumda olduğunu duydu. Baba, oğul, kardeş, dede ve partnerdi. Bu yüzden pek çok kişi sizin yüzünüzden yas içinde.
Bunun bedelini de hayatınızın kanalını özgürlükten uzak yaşayarak ödeyeceksiniz. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu dizinin betimlemesi TRT tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.