Podcast

Bölüm 4: Meteorlar ve Dinozorlar Çağı

Hayatta Bir Gün

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yade ve Demir, 65 milyon yıl öncesine bir yolculuğa çıkarlar ve bu yolculukta yeni arkadaşlarına ufak bir yardım eli uzatırlar. Bu yardım işleri karıştırır. Hadi gidelim koridorcum!

Bir de koridorcum, unutmadan! 23 Nisan'da dünyadaki tüm çocukların gülümsemesi kahkahalara dönüşsün. Hep birlikte, hep beraber özgürce gülelim.



Yazan: Şeniz Baş

Yönetenler: Tülin Özen, Tansu Biçer

Ses Tasarım ve Miksaj: Metin Bozkurt

Müzik: Okan Kaya

Foley Artist: Ezgi Künktakan



Oynayanlar:

Yade: Zencan Sakal

Demir: Elif Erdal

Kutay Dede: Galip Erdal






Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast, Garanti BBVA reklamı içermektedir. Bonus Platinum'un avantajlarını ⁠⁠keşfet⁠⁠!

Bölüm Transkripti

2.010 kelime · ~10 dk okuma

Bölüm 4 Meteorlar ve Dinozorlar Çağı Tamam anne. Oldu anne. Dikkat ederim anne. Ne diyor? Sana demedim anne. Öyle yaparım anne. Kızıyor mu? Hayır usta duruyor anne. Kesin benden bahsediyor. Evet burada anne. Evet ona şşş diyorum. Evet soruyor anne. Yok desene. Niye burada diyorsun? Sus Demir. Evet burada olmadığımı söyle diyor anne. Tamam anne görüşürüz.

Bitti mi? Bitti bitti. Sen fısıldayıp durmasan daha kısa sürecekti. Konuşurken yüzün kızarıp bozuluyordu. Ben de merak ettim. Melisa teyze seni bu saatte pek aramaz. İştedir o şimdi. Ne dedi? Anlasana ne dedi? Dün gece...

Ben uyurken dedemle konuşmuş. Eee? Dedem zaman yolculuklarımızda neler yaptığımızı anlattı. Eee? Annen de uyarılarını iletmek için güneş doğar doğmaz beni aramış. Oh be! Ne oh be? Ne oh be? Azar işitmem hoşuna mı gitti? Olur mu Yadicim? Nedir hoşuma gitsin? Ben yırttım diye sevindim. O kadar rahatlama. Yarısından sonra sen de payını aldın. Anlamıştım zaten. Belliydi zaten. Haa boşver ya annem işte. Yok yok söyle. Seni kuralları çiğnemeye demir mi zorluyor dedi. Yok artık. Sen ne dedin? Ya bazen o bazen de ben dedim. O ne dedi? Hadi ya de hadi. Demir uslu durmaz dedi. Çok gücendim. Çok kırıldım. Çok incindim. Ama ama böyle ne yapmışım ki ben? E işte biraz geçmişti. Hani mesela bir kere evden kaçmıştın. Ama canım adım Doruk kayıptı. Ne yapsaydım? Evde oturup Doruk'u mu bekleseydim? Hem o kaçma değil, habersiz evden çıkma kapsamında. Gece yarısıydı Demir. Tamam onu geçtim. Başka ne var? Ama şeyi sayma. Neyi? O şeyi işte. Hani nehri geçtiğimiz. Kayığı kullanmayı biliyorum demiştin Demir. Videosunu izlemiştim. Öğrenmiştim. Kayıp devrinde grip olup üç gün yattık. Tamam onu da geçelim.

Transkriptin tamamını oku

Başka ne var? Bir şey yok işte. Antik kent. Ama sen ne kadar eski olay varsa karıştırıyorsun. Antik kent değil bir kere. Orası ilk insanların yaşadığı bir mağara. Asla orada yaşayan son insanlar olacaktık. Yok artık. Heyelan oldu, kayalar düştü. İki saat sonra çıkarabildiler bizi. Ben seni zorlamıyorum ki benimle gel diye. Sen kendini istiyorsun. Ben de anneme öyle dedim işte. Demir beni zorlamıyor. Kendi kararımla yapıyorum dedim.

Mağaraya da kendin geldin. Dinozor resimleri var dedin duvarlarında. Dememişim de. Dedin. Hayır söylemişsem kabul ederim. Ama bunu demedim. Ne dedin peki? Mamut resmi vardı. Dinozoru sen uydun. Ha mamut ha dinozor. Hiç de bile asla aynı değil. Nedenmiş? Çünkü ilk insanlar dinozor görmüş olamazlar. Görmedikleri şeyi de çizemezler. Çünkü insanlar var olmadan çok önce dinozorların suyu tükenmişti. Evet ben de biliyorum bunu. Tabi tabi. Biliyorum diyorum. Neyi biliyorsun Yadig? Neye kızdın böyle? Dinozorları. Tabi tabi. Biliyorum. Tabi. Demir neden üstüne gidiyor? Biliyorum diyor. İsim olarak biliyor tabii. Ama hakkında hiçbir şey bilmiyor. Biliyorum. Öyleyse cevapla. Ne zaman yaşadılar? Tarih öncesi zamanlarda. Ooo! Milyonlarca yıldan bahsediyorsun. Hangi aralıkta? Of! Demir! Tamam. Başka soru o zaman. Neden yok oldular?

Soyları tükendi. Yade sen iyice yuvarladın cevapları. Tamam pes ediyorum. Dinozorlar hakkında pek de bir şey bilmiyorum. Bravo sana Yade. Bravo niye Yade'ye gitti acaba? Çünkü bilmiyorum demek ki çok değerlidir. Böylece öğrenme fırsatı yakalanır. Yade bunu başardı. Tebrik ederim Yadeciğim. Olmayacak işi başardın. Ama... Çocuklar bir durun. Bana niye geldiğimi unutturdunuz.

Basit bir nedeni var. Zaman koridoru fıldır fıldır dönüyor. Evet ya. Ben de aslında Yadig'i çağırmak için gelmiştim. Dönüyor diyecektim. O zaman şu bodrum katın kapısını açın da inelim. Durduğumuz kabahat. Hadi inelim.

Demir oğlum ışığı açsana. Düğme senin yanında. Ooo çok heyecanlanmış. Geliyoruz. Az daha sabret. Çocuklar yavaş. Düşeceksiniz yavaş. Gerçekten fıldır fıldır dönüyor. O zaman çok bekletmeyin. Nereye gideceğinizi düşündün mü Yadi?

O kadar çok seçenek var ki karar veremiyorum. Aslında benim bir fikrim var. Duymak için sabırsızlanıyorum. Madem bir bilgi eksiğimiz var, o eksiği giderelim. Dinozorlar devrini sona erdiren olaya gidelim. Aaa iyi fikir gerçekten. Çocuklar hiç insan olmayan bir zamana gideceksiniz. Bir ihtiyacınız olursa size destek olacak kimse olmayacak. Elbette zaman koridoru büyük tehlike sezerse hemen yanınızda belirir. Ama emin misiniz? Bir kere daha düşünün isterseniz.

Dinozorları gören ilk insanlar olacağız. Ya de bunu düşün. Bu çok heyecan verici ama... Hem düşünsene ilk insanlar biz olacağız. Dünya üzerindeki ilk insanlar demeli mi ya de? Aaa hiç böyle düşünmemiştim. Tamam gidelim. Vazgeçirmeye çalışacaktım ama zaman koridoru da heyecanlandı. O zaman hazırlanın çantalarınızı alın. Unutmayın birbirinizden ayrılmıyorsunuz. Tehlike anında zaman koridoru gelir. Hemen atlıyorsunuz. Bir şeyi değiştirmeye çalışmıyorsunuz. Hele gittiğiniz devirde asla. Dinozorlar yaşamaya devam ederse insanlık olmayabilir bile. Anlaşılmıştır.

Öyleyse söyleyin gideceğiniz yeri. Demir sen söyle ben tekrarlayayım. Dönemi. Çiftli Sup Meteoru'nun düştüğü günün sabahı. Meteor mu? Tekrarlasana. Bak koridor ne yapacağını şaşırıyor. Şey... Çiftli Sup Meteoru'nun düştüğü günün sabahı. Kuzey Amerika'nın Meksika körfesine yakın olan bir yeri. Kuzey Amerika'nın... Kuzey Amerika'nın Meksika körfesine yakın olan bir yeri. Girin içine.

Demir! Demir, başım dönüyor! Tamam, sakin. Deli nefesler alma, yavaş yavaş nefes al. Al. Biraz su iç. Burada oksijen fazla. Ondan başın dönüyor. Hadi, hadi iç! İyiyim şimdi. Hadi kalkalım. Fena düştük ama iyi ki çimenlere denk geldik. Düşeceğimiz yeri de söyleyebiliyor musun acaba?

Yumuşacık bir yatağın üstüne mesela. Hem macera olsun, hem de her şey istediğin gibi olsun. Sen hep böyle durmadan talep mi edersin? Demir, niye öyle dondum kaldın? Şimdi senden bir şey talep ediyorum. Yavaşça ve konuşmadan doğru ol. Ne, ne oluyor? Şimdi de arkana bakmadan bana doğru yavaşça bir adım atmanı talep ediyorum. Ne, nedenmiş? Neden? Ne oluyor?

Sırtıma ne dokunuyor? Elini ver. Gel yanıma. Bu ne? Kırk ayak sadece. Dikkat et de üstüne basmasın. 70 santim olması dışında pek sevimli aslında.

Bu nasıl bir kırkayak? Bu dev, devasa, aşırı ötesi büyük, bu nasıl olur? Baksana o da bizden korktu, uzaklaşıyor. Dünyadaki 100 milyarıncı insanı, yani seni görürken aslında ilk insanı gören ilk hayvan bu kırkayak. Vay be, tekerleme gibi oldu. İyi hadi tekrar etsene. Sen çok mu eğlenceli sanıyorsun kendini? İyi ki yavaş hareket ediyor bu. İyi de nasıl bu kadar büyük? Okuduğun macera romanlarından kafanı kaldırıp internette dolaşsaydın öğrenirdin.

Bu dönemde oksijen çok fazla olduğu için semiriyor hayvanlar. Hepsi devasa. Ve biz küçüğüz. Yani zaten küçüğüz de burada ekstra küçüğüz. Gülüvertevler ülkesinde gibi yani. Hah! Öyle. Ama hadi ya. Bütün gün kırkayak izlemek için gelmedik buraya. Hadi. İyi de dümdüz çayırlar ve seyrek ormanlardan başka bir şey görünmüyor etrafta. Nereye gideceğiz? Şu taraftan.

Temeşir kayalıklarını görüyor musun? Hemen yanında nehir var. Onun kenarından gidelim. Dinozorlar herhalde su içmeye geliyorlardır. Meteor buraya mı düşecek? Yok yok korkma. Buradan birkaç bin kilometre uzağa. Meksika Yucatan Körfezi'ni.

Sen ne yapıyorsun o kayanın yanında? Şuna bak! Elle mi? Elle mi? Elle mi seni? Şu kertenkelenin güzelliğine bakar mısın? Otçul mu? Korkma bizi yemez. Dokunmak istiyorum. Demir, eğilme. Düşeceksin. Bak uyuyor zaten. Eğilmiyorum! Al! Uyandırdın işte! Ama... Ama bu kertenkele uçuyor! Nehir kenarında uçan kertenkele kendini bozacak!

Ama ucunuma düştüm ve tek elimle büyük kaya parçasına tutunuyorum. Tepemizde dönüp duruyor. Belki de otçul değildir. Elimi tutup beni çekersen beni yer. Sen de kurtulursun. Boştaki elini ver. Ya bak böyle olmuyor. Çok ağırsın. Acaba uzanarak mı denesem?

Düzenin üstüne çökmeyecek! Çabuk! Duramıyoruz! Kendini yukarı atsana! Atabilsem sana niye yalvarayım? Kertenkele alçalıyor! Hadi! Koş! Koş! Şuradaki kayanın altına koş! Burası

bizi ne kadar korur? O bağırdıkça sen neden bağırıyorsun? Sus bak uzaklaşıyor. Dinozorlar dışında her şeyi gördük. Meteor çoktan düşmüş. Dinozorlar yok olmuştur belki. Öyle birden yok olmuyor onlar. Bitkiler ölüyor önce. Sonra otçullar. Sonra da etsiz kalan etçiller.

Daha binlerce yıl var. Bitkiler durduğuna göre de yanlış zamana gelmiş olamayız. Nereye yürüyoruz? Çok uzaklaşmasak mı acaba? Nereden uzaklaşıyoruz? Zeka küpüm benim. Koridor biz neredeysek orada belirecek. Ya hadi yürü ya. Oksijen senin zekanda düşüşe yol açtı kesin. Bana ne yapacağımı söyleyip durma. Pişman oldum seninle geldiğinde. Çok kabasın.

Tamam tamam özür dilerim affedersin kusura bakma. Bak kaç dilde özür diledim. Yade neden kaçıyorsun? Neden kaçıyorsun Yade sana diyorum. Deden ne dedi? Uzaklaş bir sana diyorum. Ya Yade özür diledim işte ya.

Gel buraya! Gelsene! Gelsene! Bak sana sürprizim var! Nereyi kenara döndün? Ferbe mi buldun? Sürprizmiş. Kesin çiçek böcek görmüştür. Geldim işte. Neymiş bu sürpriz? Bak!

Bu bir alamazsa olur. İnanılmaz! Kuzey Amerika'dan en büyük dinozorunu bulmuşsun. Tabii bu bir bebek daha. Ama annesinin boyu 30 metredir. Sen o kadar uzaktan nasıl gördün bunu? Bir inleme duymuştum. Sen duymadın mı? Yoo. Kendi sesinden bir şey duymuyorsun tabii. Baksana ayağına yaralı. Dişisi var sanki. Otçul türden bu. Belki de bir T-rex onu yemeye çalıştı. Çok vahşidir onlar. Bu türlerle beslenirler. Jurassic Park'ı izledin mi sen?

Ama bu bebiş o canavardan kurtulmayı başarmış. Çok tatlı değil mi? Çok tatlı da canı çok yanıyor. Annesi onu nasıl bırakmış burada? Yardım etmemiz lazım. Ama edemeyiz. Dedem hiçbir şeye müdahale edemezsiniz dedi. Bir canlının yardıma ihtiyacı varsa arkamıza mı döneceğiz? Saçma!

Şu çantamıza bir baksana. Yarasını sarabileceğimiz bir şey var mı? Demir yapamayız. O zaman ben yaparım. Tentürdiyot, gazlı bez, aspirin, su, bisküvi, defter ve kalem. Tentürdiyot ve gazlı bezi sarabiliriz ama ya bunu yaptığımızda kötü bir şey olursa? Ne olabilir Yadig? Demir! Demir! Bunu gördüğüme inanamıyorum.

Dünyanın en talihli insanı benim. Yandır çıkmış gibiyim. Bir kez daha Kuat Selos gördüğüme kimse inanmayacak. Kuat Selos? Kuat Selos mu? Her neyse işte. Leylek'in atası mı bu? Ha Leylek, Leylek. Tabi tabi Leylek. Sen hiçbir konusunda tavuk şişi mideye indiren Leylek gördün mü? Bu uçağın yaratıklarının en muhteşemi, en havalısı. Ama ufak bir sorunumuz var. Küçük dinozorlarla beslenir.

Bak, bizimkinin yalan olduğunu anladı. Bizi de yiyecek olarak görüyor olabilir mi? O leşlerle beslenir. Yavrunun ölmesini bekliyor. Ama avucunu yalar. Ona yem etmeyeceğim bu yavruyu. Şu kayanın gölgesine doğru çekelim hadi. Demir!

Bu tatlı yavruyu onun dişlerine teslim etmeyeceğim. Yardım et! Hadi! Demir Nehri'nin karşı tarafına bak! İnazorlar! Bunlar o Seratops'un...

Boynuzlu yüz demek. Boynuzlarından da anlamışsındır. Nehre geçip yanımıza gelirler mi? Hiç zannetmiyorum. Belki yavruya bakmak isterler. Onlardan değil. İlgilenmezler. Ama keksal kuatlosu uzaklaştırmaya yaradılar. Hadi itelim. Bak bu tek fırsatımız. Birazdan su içmeleri bitince giderler. Gelir yine o kanatlı kuduruk.

Demir bilemiyorum. Bazen bir şeye engel olmaya çalışmak onu daha da kötü hale getirebilir. Ne gibi? Nasıl kötü hale getirir? Annemle babam boşanmasın diye bir sürü huysuzluk yapmıştım. Hiç yapmadığım şeyleri hem de. Onlar da tartışmalarının beni iyice bunalttığını düşündüler. Ayrılmakta haklı olduklarına karar verdiler. Bir araya getireyim derken ayrılmalarına neden oldum.

Ya de. Bana bak. Sen suçlu değilsin. Bu da aynı durum değil. Hatta ne alakası var ya? Hadi ya de. Yalvarırım bak gidiyorlar. Geri döndü. Daha büyük bir sorunumuz olabilir. Bizim yer. Şuraya bak. Quetzalcoatlus'un arkasındaki parlayan yıldıza. Meter! Düşüyor! Evet! O yüzden bana yardım et! Çok az zamanımız var! Demir! Koridor! Tam arkamda açıldı! Hayır! Atlamalıyız! Onu da götürürüm yanımda o zaman! Demir olmaz! Demir lütfen! Demir hadi!

Olamaz! Kapandı. Bari sen girseydin Yade. Seni bırakamazdım. Teşekkür ederim. Hadi o zaman önce ayağı saralım. Şu tentici otla temizle sonra ayağını kaldır. Ben sararım. Hadi tepemizden dönüyor. Kanın kokusunu alıyor herhalde. Hadi kokuyu alamazsa itmemize gerek kalmaz. Bir kere daha çevir. Şimdi bağla gazlı bezi. Tamam.

Rahatladı. Bak yüzüne. Hadi. Teşekkür ederim. Neyse boş ver teşekkürü. Meteor çok yaklaştı. Artık görebiliyoruz bak. Ketsal kuatlus korktu gitti. Ama biz burada kapana kısıldık. Meteorun yaydığı tuz ciğerlerimize dolucak. Kısılmadık bak tekrar açıldı. Ver elini. Milyon yıllar sonra görüşürüz Dinozorcuğum. Kendine dikkat et.

Yade, koridor açıldı ama atlamadınız. Kızım çok merak ettim. Şey... Benim suçum Kutay Amca. Dede, sen nereden anladın? Sizi burada bekledim. Koridor dönmeye başladı. Sonra aniden uğultusu kesildi. Neden atlamadınız? Kutay Amca, bir yavru dinozoru Quetzalcoatlus'tan kurtardık. Ben zorladım Yade'yi. Öyle ölmesine izin veremezdik.

Yapmamanız gereken tek şeyi yapmışsınız. Dede özür dilerim ama yapamadım. Bırakamadım. Bir canlıyı bile bile acıyla bırakmak zor anlıyorum. Neyi değiştirdik? Neye engel olduk acaba? Şimdi dışarı çıkıyormuşuz. Atlar yerine Alamazsa o Ruslar dolaşıyormuş şehirden. Emir! Neyi etkilediğinizi bilmiyorum. Bir daha gidemeyecek miyim? Hayır! Olamaz!

Koridor karar verecek buna. Eğer çok büyük bir etki olduysa bir daha açılmayabilir. Ta bir sonraki kuşağa kadar bekleriz. Ben yani gerçekten gidemeyebilirim. Ama benim suçum. Ben gitmeyeyim Yadig'e gitsin. Bu Yadig'in yolculuğu Demir. Seni o seçti. Gideceğiniz yere onay verdi. Sana yardım etti. Sorumluluk onun. Dede seni hayal kırıklığına uğrattım. Kızım önemli olan ben değil. Koskoca bir evren. Bir şeyi bozmuş olabilirsiniz.

Şimdi ne olacak? Bekleyeceğiz Yadigar. Bekleyip göreceğiz. Hayatta bir gün, bir pod bir medya yapımıdır. Yazan Şeniz Baş. Yönetenler Tülin Özen, Tansu Bicer. Ses tasarım ve miksaj Metin Bozkut. Müzik Okan Kaya.

Oyuncular Yade, Zencan Sakal. Demir, Elif Erdal. Kutay Dede, Galip Erdal.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)