
2.441 kelime · ~12 dk okuma
Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?
Bölüm 3 Dünyadaki Son Gün Dede 8 gün oldu, tatil bitecek bu gidişte. Hiç ses, seda yok mu? Yavrum olsa söylerim. Hadi çayını iç, bir şeyler ye. Bir inip zaman koridorundan özür dilesem, bir daha yapmayacağım desem olmaz mı? Ya hadi, bu sistem öyle işlemiyor. O da güven duymak istiyor. Belki de biraz kırılmıştır sana. Dede, ya hiç açılmazsa? Ya bari börekten ye.
Yadir! Yadir! Yadir! Koridor hareketlendi! Oldu başladı! Hemen koş! Hadi! Hadi diyorum sana! Hadi! Hadi! Demir ya! Sarsmasana şu sandalyeyi! Ne hareketlenmesi? Ne diyorsun? Oğlum çekiştirme torunumu. Koridorun sesi bu kata çekmez. Sen nereden biliyorsun hareketlendiğini?
Şimdi şöyle oldu. Ben Yadigin'in bahçeye ektiği domatesleri suluyordum. O sırada ayağım kaydı. Düştüm. Düşerken ayağım bir taşa takıldı. Taş sekti. Bodruma bakan pencerenin canını kırdı. Bak sen! Sonra ben kimsenin canını yakmasın diye cam kırıklarını toplarken hafiften bir uğurdu duydum. Vay vay vay! Merak edip camdan bodruma atladım. Uğul uğul bir ses geliyordu. İlerledim. Aa! Bir de ne göreyim. Koridor dörüp duruyor. Sonra nasıl çıktın oradan? Yedek anahtarı astığın yeri görmüştüm. Ama siz detaylara takılıyorsunuz. Ben size koridor hareketlendi diyorum. Dede, Demir haklı. Ben gidiyorum. Hadi bekle.
Demir efendi sana söylüyorum bu konu kapanmada haberin olsun. Konu kapanır açılır. Yeter ki koridor kapanmasın Kutay amca. Dede dönüyor. Hareketlenmiş gerçekten. Hemen gitmek istiyorum. Bakarsın vazgeçer. Demir hadi. Bence
koridorda sizinle buluştuğuna sevindi. Sakin olun sakin olun. Gidersiniz. Kutay amca. Sağ solu belli değil bunun. Yadig doğru söylüyor. Atlayalım gidelim. Nereye gidiyorsun acaba? Bir dur. Hangi zamana gideceğimizi söylemedim ki daha.
Söyle, amma naz yaptın. Bir havalar, bir bilmem neler. Kendi tek başına git istersen. Öyle mi dedim ben? Sensiz olmaz. Gel gel. Hem dünyanın son gününe sensiz gider miyim hiç? Son günü mü? Yade, son gün ne demek? İnsanlar bir gün dünyadan ayrılacak. Daha şimdiden hazırlık yapıyorlar. Ben o güne gitmek istiyorum. Dünyadan ayrılışın son gününe. Wow baby! Çok zikice. Bak koridorda ilginç buldum.
Çantalarımızı kaptın bile. Hadi hadi gidelim. Bir dakika gençler. Kuralları unutmayın. Olayları değiştirmeye çalışmak, oradan bir şey getirmek, koridor sizi almaya gelince kaçırmak yok. Anlaşıldı mı? Anlaşıldı. O zaman yüksek sesle gideceğin tarihi söyle Yade. Elini ver Demir. Buyurun. İnsanlığın dünyadaki son gününe gidelim koridorcuğum.
64 kamploların sarkıyor. Mars yolculuğunun 39 nolu perona, K2 18B yolculuğunun 15 nolu perona, Europa yolculuğunun 101 nolu perona gitmeleri rica ediyor. Gemilerimiz yolcu alımına iki saat içinde başlayacaktır. Bunların son üç güzel olduğunu önemli hatırlatın. Teşekkür ederiz. Al, gidiyorlar.
Hey! Donanmaskeleriniz neredesiniz? Birazdan tosiste oranlarınız artacak. Boğulacaksınız. Alın, takın şunları. Bu halka maske mi? Evet maske. Tak şunu, tak. O minik hortumu hızma gibi geçiriyorsun işte. Sen de kızım, sen de tak. Sizin eşlik çeşme beyinleriniz nerede? Çok uzaktalar. Bir arada bile değiller. Hava kirliliği mi? Polis saldırı mı? Yoksa cehennem bölgesinden mi geliyorsunuz? Ne ne ne ne ne?
Yani hayatlarını neden kaybettiler? Ne kaybetmesi? Benim anam babam taş gibi! Sus bir sen! Gel de ne diyorsun? Ebeveynlerimiz dünyada kalmaya karar verdiler. Ama biz gidiyoruz. Yoksa size eşlikçe ebeveyn atamayı mı unuttuk?
3 milyar insan 5 senede taşınır mı? Taşınmaz! Taşınmaz! Siz hemen 4 numaralı hava salonuna gidin. Ben size eşlikçiler bulup geliyorum. Durmayın! Hadi! Hadi! Hadi! Hadi! Hop! Teyzecim bir dur! Dürtme! Bugün neden herkes beni dürtüyor? Teyzecim mi? Ben YG Europe Eliyeni. Sizin isminiz ne?
Bir dakika, siz Europa yolcularısınız değil mi? Seçeneklerimizi öğrenebilir miyiz? Deniz olan bir yer olursa iyi olur. Kalabalık da olmasın. Ben göç hocayım ha. Sus! Sus! Europa evet, ben Yadig. Bu çenesi düşükte Demir. GG ne demek? Göç Görevlisi demek. Nasıl bilmiyorsunuz? Siz nereden geldiniz? Ayrıca ne gerek istediğiniz var?
Çok oyalandım, çok oyalandım. Bugün son 20 milyon insan gidecek. Siz bir yere kaybolmayın. Evren pasaportlarınızı hazırlayın. Ben hemen geliyorum.
Evren pasaportu da ne? Ülkelere geçerken ne kullanıyorsak ona benzer bir şey herhalde. Ama bizde yok. Zaten Avrupa'ya da gidecek halimiz yok. Orası neresiyse artık. Jüpiter'in uydusu. Orada yaşam olabileceğini söylüyorlardı. Demek ki yaşanır hale getirmişler. Vay vay vay! Neler de biliyormuş! Dört numaralı hava salonu dediği neresi acaba? Ortalıkta insandan başka bir şey görünmüyor. Başını kaldır. Tam tepende duran daire. Dört numaralı salon.
Aa süpermiş. Oraya da şu uçan skaterla gidiliyor herhalde. Kesinlikle öyle. Konuşmalarınıza kulak misafiri oldum. Göç görevlisi gelenekselcilerden olduğunu söyledi. Doğru duydum değil mi? Evet evet. Bize yardımcı olur musunuz? Salona gitmemiz için. Olurum tabii. Ama kalkış peronlarını görmek istemez misiniz? Görevlinin gelmesi bir saati bulur. Tabii tabii. İsteriz tabii. Önce tanışalım. Ben Parıltı. Sizde Yade ile Demir. Şu çorplu taşıyıcıya binelim. Hadi hadi.
Peronlara gidiyoruz. Bu evren pasaportum. Çocukların eşlikçisiyim. Bu araç bizim çiftlikte olsa her şeyi halletmem 10 dakika mı alır? Çiftlik ha? Çok merak ediyorum şu gelenekselcileri. Siz hangi grubundansınız? Grup derken? İşte gruplar, bağımsızlar, uzlaşmacılar, kafacılar, kurtarıcılar. Biz gruplara pek inanmıyoruz biz. Bağımsızız.
Neyse geldik bile. İçeride anlatırsınız. Evrene açılan ilk kapıya hoş geldiniz. Lütfen. Dezenfeksiyon koridorundan tek sıra halinde geçiniz. Çıkışta antrioksdan içeceğiniz içmeyi unutmayınız. Aa! Aa! Ya ne olacaksa kalırım ben burada! Şu özele bak! Beslemeye bak! Yürü Demir!
Hem bir şey püskürüyor hem ıslatmıyor. Çok ilginç ya. O önüne gelen uçan bardaklardan bana da ver. Yine bunun hiç tadı yok be. Hadi gelin şu büyük camların önüne gidelim. Oradan kalkan uzay gemilerini görebilirsiniz. Yüzlerce gemi var burada. Bugün buradan bir milyon insan taşınıyor.
İnsanlar telaşlı ama pek mutlu gibi değiller. Zorla mı gidiyorlar? Siz gerçekten çok garipsiniz. Bağımsızız dediniz. Yani bağımsız dünya halklarından mısınız? Öyle diyelim. Bizi orada pek bir şey anlatmıyorlar. Ne oluyor? Ya da ne oldu? Size ne kadarını anlattılar? Sen bilmiyormuşuz gibi baştan anlat.
Hızlı özet geçiyorum siz gidi kara cahiller. Yıl 2050. Dünyada ortalama sıcaklık kışları 30, yazları 50 derece. Sadece iki mevsim var. Milyonlarca insan kuraklık, sıcaklık ve salgın hastalıklardan öldü. Olamaz! Yıl 2150. Eriyen buzullar sahil şeritlerindeki şehirleri yuttu. İstanbul, Venedik, Buenos Aires, Calcutta, New York, Kahire, Marsilya, Kopenhag yok oldu mesela. İnsanlar dağlardaki kolonilerde yaşamaya başladılar. GG'nin büyük felaket dediği bu. İzmir de gitti o zaman. Yıl 2250. Sanayi bitince dünya biraz toparlar gibi oldu. On binlerce bitki ve hayvan türü yok olmuş, tarım arazilerinin çoğu sular altında kalmıştı. Kıtlık başladı, ülkeler ortadan kalktı, bir dünya devleti kuruldu. Bir de bağımsızlıklarını ilan eden sizin gibi gruplar oluştu. Atlar? Atlara ne oldu? Atların soyu 2200 yılında tükenmişti. Sen atı nereden biliyorsun? At mı var sizin orada? Öyle bir şey duymuştuk işte. Sonra? 2300'de Dünya Devleti Mars'la irtibata geçti. Birlikte uzaya yerleşme projesini başlattılar. Oh be! Mars içi battı sanmıştım. Sonra Dünya'nın kalan kaynaklarını buna harcadılar. İnsanlara yardımlar kesildi, sadece teknoloji için çalışıldı. Demek o yüzden bağımsızlar var. Yıl 2400. Farklı galaksilerdeki 10 ayrı gezegende koloniler kuruldu.
Herkes gidiyor. Gezegenimizi terk ediyor. Tam dediğin gibi. Bugün 15 Mayıs 2500. Dünyanın kaderine terk edildiği gün.
Hey! Siz burada ne arıyorsunuz? Size dört numaralı salonda bekleyin demedim mi? Çabuk gelin benimle. Sizi bir yere kapatmam gerekecek herhalde. Şey biz burada beklesek? Olmaz! Asla olmaz! Tek başınıza olmaz! Çocuklar bizim için çok değerli. Yürüyün! Bıraksana Yadir'i! Yürüyün! Siz hep program dışı bırakmadan benimle geliyorsunuz. Siz eşlikçi aramıyor musunuz? Beni kaydedin hemen. Olsun bitsin. Ben de Europa'ya gidiyorum zaten.
Düşünüyorum. Evet. Aslında bu derdi başımdan atsam iyi olacak. Pasaportunu ver. Sizde. İkinizde. Şey... Ne? Pasaportlarımız çalındı. Çalındı? Nasıl çalındı? Nerede çalındı? Kim çaldı? Bu ne demek biliyor musunuz? Europa uçuşunda kaçak yolcu var demek. Sizin uçuşunuz iptal edilecek demek. Ve bugün son uçuş günü olmayacak demek.
Ben evren göç dairesine haber vermem. Uçuş güvenlik görevlerini harekete geçirmem. Tüm yolcuları beloda toplamam ve saymam gerek. Beş yıllık göç tarihinin en tarihsiz kişisi benim. Oysa sizi görene kadar her şey, her şey, her şey, her şey yolundaydı. Ama hayır! Bu uçuş olmak zorunda! Uçuşlar olmak zorunda! Tarihin akışı değişemez! Lütfen!
Merak etme çocuğum, seni de yapıp edip yeni dünyaya göndereceğim. İşte geleceğimizin aydınlısını seninle gurur duyuyorum. Sen pırıltılı büyük erkek bu çocuklardan sen sorumlusun artık. Pasaportuna da el koyuyorum. Kanunları biliyorsun. Çocukların başına bir şey gelirse olacakları da biliyorsun. Ben her şeyi ayarlayana kadar altın yüz Noğlu güvenlik noktasına gidin. Çocukların retina ve DNA taramasını yaptır. Kimliklerini onaylat. Sorun istemiyorum. Kesinlikle istemiyorum.
Asla istemiyorum! Göç kontrol, Avrupa son uçuşu beklemede. Tüm yolcuları toplayın, kapıları kapatın. Podbiden yeni bir podcast dizisi. Yönetmen
Ozan Açık'tan. Beni aldattığı kişinin katil olabileceğinden şükür. Cem Yiğit Üzümoğlu. Canavarmışım gibi davranmayı bırakır mısınız lütfen? Sezin Akbaşoğulları. Ödül için mi yapıyorum ben bu işi? Ve Serkan Keskin. Kadının karşısında durmaktan müebbet diyeceksin. Derinden Sesler. podbimedia.com'da ve tüm podcast platformlarında yayında. Hadi gidin. Hemen şurada güvenlik noktası.
101, Noğlu Peron çıkışları kapatılmıştır. Yolcularımızın salonlara ve uçuş gemilerine geçmeleri yasaklanmıştır. Açıklama birazdan yapılacaktır. Demir, yine müdahale ettik. Bu müdahale sayılmaz. Kadın bizi zorla götürmeye kalktı. Biz mi gidelim dedin? İşler iyice karışacak. Sizin şu işi hemen halledelim. Önce Yadev. Şuraya elini koy. Şuraya da gözünü daya. Peki. Şimdi de sen Demir.
Gerek var mıydı ya bu banka batı kimseye bir şeyleri mi dayamaya? Var. Kimlikleriniz onaylanmazsa burada kalırsınız. Ailelerinize de dönemezsiniz. Dünya insan koruma alanlarına gönderilirsiniz. Bilmiyor olabilirsiniz ama bir umut dünya kurtulur diye orada tuttukları çocuklar var. İnsanlar ne kadar kötüleşmiş. Öyle demeyelim de korkuyorlar diyelim. Hadi Demir. İnsanat bahçesine gitmekten iyidir. Dayayalım bakalım. Şimdi ne olacak? Birazdan sizi tanımlar. Beklemeyelim dolaşalım. Gerek yok geldi bile.
Buradaki bilgiye göre Yade 490, Demir sen de 492 yaşındasın. Yade İstanbul'da, sen Seferihisar'da doğmuşsunuz. Bir açıklamanız vardır herhalde. Çok basit. 20 kuşak önce atalarım orada oturuyorlarmış. Büyük büyük büyük ve sonsuz büyük dedemin adı da Demir'miş. Benim adım oradan geliyor. Ne aileymiş kaç kuşak önceki dedeyi hatırlıyorlar.
Çok kötü hikaye yazıyor Sündemir. Dijitale geçildiği andan bu yana tüm kayıtlar insanlık tarih merkezinde tutuluyor. Tek bir yanlışlık olmaması için binlerce yapay zeka çalıştırıyorlar. Yani güvenlik ne diyorsa doğrudur. Ötün bakalım kuşlar. Biz zamanda yolculuk yaptık. Geçmişten geliyoruz. Yadiii. Ne? Ama bu harika. Demek ki hala umut var.
İnsanları kurtarabilirsiniz. Şey... Avrupa yolcularından 5380 Farıltı, 5381 Yade, 5382 Demir güvenlik noktasında kalınız. Evren göç görevlileri sizinle temasa geçecekler. Bilgileriniz göç merkezine gitti. Şimdi başınız dertte. Biz burada bekleyemeyiz. Beni takip edin. Kalabalıkların arasından ayrılmayın. Çabuk!
Affedersiniz izin verir misiniz? Ne affedersin görmedim. Gel de uzaklaşma. Koşun koşun beni kaybetmeyin. GG51-99-587 Kaçaklar Marş uçuş pedalı istihdam edildi. Demir! Parası nerede? Göremiyorum! Ama... Ama az önce şuradaydı! Gelin çabuk gelin! Bu kutunun içinde boğuluruz! Gir Demir gir!
Korkmayın, bu sadece bir hayvan taşıma kutusu. Hayvanların sağlıklı ve işe yarar olanlarını da götürüyorlar. Sağlıklı olanları ne demek? Her şeyin sağlıklı, taze ve genç olanını götürüyorlar demek. Siz sadece gönüllü olarak mı kalınıyor zannediyorsunuz? Ya pardon ama şu köpecik bacağımı ısırıyor. Bırak. Bırak koçum bıraksana. Evet insanların da. Ağır hastalığı olanlar, yaşlılar, engeller alınmıyor bu uçuşlara. Gönüllülük aldıklarını söylüyorlar ama öyle değil. Onları kaderlerine terk ettiler. Dedem mesela. Dedem gelemiyor benimle. Uçan gözler tam burada kaydettiler kaçakları. Buhar olmadılar ya. Buralarda bir yerde olmadılar.
Tara bakayım içini. Belgesinde bir safkan çok çok, bir Tibet maskesi, bir Alman kurdu ve bir tazı diyor. Çom çom içeride ve ayakta. Diğerleri kıvrılıp yatmışlar. Yatmışlar mı? Son uçuşta iyice dağıttınız. Hayvanlar bayılmış kutunun içinde. Hemen hayvan nakliğe götür baksınlar. Biri mumu neyle kaybedemeyiz. Çabuk. Nasıl akıl ettim ama? Nasıl yırttık? Kıvrılın dedim. Aferin bana ya. Tamam akıl ettin de bir kutunun içinde bizi nasıl bulacak koridor onu düşündün mü? Her şeyi ben düşünürüm değil mi?
Benim sizi buradan kurtarmam lazım. Yaşlıları, bıraktıkları çocukları kendi çağınıza götürmelisiniz. Kimseyi götüremeyiz. Üzgünüm. Gerçekten çok üzgünüm. Ne demek götüremeyiz? Dünyada yeterince yiyecek su yok. Burada gönüllü kalanlar onlara bakamaz. Şimdi mantıklı olalım. Minicik bir koridorumuz var. İkimiz zor geçiyoruz. Ve aklını estiği gibi görünüyor. Tepesi atsa bizi almaya gelmeyebilir bile. O koridor nerede? Beni ona götürmeniz lazım. Anlamadın galiba. O öyle bir yerde değil.
Bakın ben tek değilim. Korumacılardanım. Bizim grup burada. Birazdan bizi çıkarırlar gideriz olur mu? İnan isteriz ama olmaz. Sizi hiçbir yere bırakmam. Dedemi kurtaracağım. Hop. Geldiler. Size ne dedim geldiler. Çabuk olun çabuk. Çocuk takip. Karaltıyı gördüm ben. Demir çıksana kapının önünde duruyorsun. Vücudu tut. Dışarısı bayağı kalabalık. Geri girsek daha mı iyi acaba? Sağ olun arkadaşlar.
Biz de artık müsaade isteyelim. Annem eve geç kalınca çok kızıyor. Yemek vakti malum. Görüşürüz. Dur bakalım. Hiçbir yere gitmiyorsunuz. Sizi dünya varlıkları koruma gönüllüleri adına tutuyorum. Bir gemi kaçırıp bıraktıkları insanları götürecektik buradan ama daha iyisi ayağımıza geldi. Canım abicim. Olay senin bildiğin gibi değil. Demir ne yapacağız? Niye fısıldıyorsun? Etrafımızda 100 kişi var. Hepsi bizi duyuyor. Çağırın şu koridoru. Şimdi yerde şöyle diyor, öyle sarmışsınız başımızı koridor nereye gelecek diye. Açılın şöyle boşaltın meydanı. Şimdi birer kol kadar ara bırakın. Gözlerinizi kapatıp büyük rengarenk bir koridor hayal edin.
Eh! Güzel. Emre ne saçmalıyorsun? Tuvalet kolijen gelsin. Yoksa ya uzaya gidiyoruz ya bunlarla toplama kampına. Neden gelmiyor? Aa! Paket servisi mi bu böyle? Öyle çağır hemen gelsin. Konsantrasyonu bozdun ya. Zaman kaybediyoruz. Kapatın, kapatın gözlerinizi. Derin nefes alın. Evet, evet. Al. Al. Dur orada tut. Çağırıyoruz. Dur orada tut. Dur orada tut.
Bizi evren göç güvenliği adına tutukluyoruz! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın! Kıvılamayın!
Kıvılamay Geldiler mi? Bu haliniz ne oğlum? Kim geldi mi? Dede peşimize takıldılar. Az daha koridora giriyorlardı. Hatta biri içine atladı. Sen özellikle getirmeye kalkmadıkça kimse gelemez. Koridoru mu gördü birileri?
Kutay amca baştan söyleyeyim ben bir şey demedim. Bu torunun hemen zamanda yolculuk yapıyoruz diye yumurtladı. Valla bana kızmıyor. Dedim ama istemeden oldu. Ne diyeceğimi bilemedim. 490 yaşında olmama nasıl açıklayacaktım acaba? Ben ne güzel bahane uydurmuştum. Haa tabii. Büyük büyük dedenin adıymış. Bir dakika ne oluyor? Bana anlatacak mısınız? İnsanlar dünyayı mahvetmiş. Başka gezegenlere gidiyorlar. Üstelik yaşlıları hastaları bırakmışlar. Dünyada ne yiyecek var ne de su. Havada toks içmişmiş neymiş. İnsanlar yaşamak için birbirini terk ediyor yani. Dede dünyayı kurtarmamız gerek. Karbonhayekizimizi azaltmalıyız. Derhal. Tüketimimize dikkat etmeliyiz. Fabrikalar sık sıkı denetlenmeli. Atıklarımızı ayırmalı. Geri dönüştürmeliyiz. Uçağa da binmeyelim. Greta Thunberg öyle diyor. Of ne çok iş var ya. Atlara da iyi bakmalıyız. 2200 yılında soyları tükeniyormuş. Canım Doruk. Bundan sonra ona çok iyi bakacağım. Sakin olun çocuklar, sakin olun. Çok üzgünsünüz anlıyorum. Bir günde her şey düzelmez. Bununla ilgili güzel bir plan yapalım. Ama önce siz bir şeyler yiyin. Uzun zamandır yoktunuz, tam iki saat oldu. Doğru, karnım gurur duyuyor. Dünyada kıtlık başlamadan yiyebildiğim kadar yiyin bari. Kıtlık gelirse senin yüzünden gelecek.
Hayatta bir gün bir Podbee Media yapımıdır. Yazan Şeniz Baş. Yönetenler Tülin Özen, Tansu Biçer. Ses tasarım ve miksaj Metin Bozkurt. Müzik Okan Kaya. Oyuncular Yade, Zencan Sakal. Demir, Elif Erdal. Kutay Dede, Galip Erdal. Parıltı, Sezer Arıçay.
Konuk oyuncular Can Çelik, Hatice Cansu Karagöz, Murat Kural, Cehat Kaplan, Tülin Özen.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.