
2.147 kelime · ~11 dk okuma
Bölüm 2 Dünyayı Döndüren Adam Gülendem ablanın böyle düşündüğüne inanamıyorum. Ben de. Ama mutfakta kahvaltı hazırlarken tas tamam böyle dedi. Dünya dönmüyor ne demek ya? Öyle diyor. Hatta başka gezegenler olduğuna bile inanmıyor. Sadece yıldızlar varmış. Gökyüzünün mumlarıymış onlar. Annen ne dedi? Gözlerini kırpıştırdı. Gülendam sen akıllanmazsın. Çocuklar bile gülüyor sana. Ben de artık bunları duymak istemiyorum dedi. Az bile demiş. Dönmüyor demek için hiçbir şey okumuyor, izlemiyor olmak lazım. Annem de şehre dönerken senin gibi dedi. Gülendamı dinleme. Onun aklını kedi kaçırmış. Annem böyle komik olduğu için ne şanslısın. Evet ama eğlenceden artık yarı zamanlı faydalanıyorum. Haftayız annem hafta sonu babam. Keşke bir araya gelseler.
Aman, şöyle düşün. İki ayrı odan var. Birini sarıya, diğerini mora boyayabilirsin. Birini oyuncakla, birini kitapla doldurabilirsin. Ben odamı erkek kardeşimle paylaşıyorum. Yarım odam bile yok. Keşke bir kardeşim olsaydı da yarım odam olsaydı. Herkes kendinde olmayanı istiyor. Kim nene yokmuş bakalım.
Her şeyimiz var Kutay amca. Bir sen yoktun dede geldin. Ama merak ettik ne oldu? Hala bir ses çıkmıyor bu duvardan. Duvar deyip durduğun içindir belki. Zaman koridoru. Bir de köpek gibi isim tak istersen. Fena fikir değil. Kızılderili ismi gibi bir şey mesela. Uldayan kaya. Dönengeçli boşluk. Kimse zaman koridorumuza isim koymayacak. Klimayı kapattım. Koridor birazdan harekete geçer diye düşünüyorum. Bekleyin. Klima tam suyu akıtacak ve buraya sızdıracak zamanı buldu. Hem de tam duvarın üstüne akıyordu. Demek ki böyle şeylerden etkileniyor. Hala duvar diyor. Zaman koridoru diyeceksin. Sayın zaman koridoru. Oldu. Yüce zaman koridoru da diyeyim istersen. Bırakın didişmeyi. Koridor dönmeye başladı. Nereye gideceğinize karar verdiniz mi? Vermedik.
Ne zaman verdik? Az önce. Neye verdik? Dünyanın döndüğünü ispatlamaya karar verdik. Alright. Demir bunu favladı. Ne yaptı ne yaptı? Fikrini beğendi yani. Söyleyin de ben de beğeneyim. Eee hangi zamana gidiyorsunuz? Hangi zamandan daha önemlisi nereye ve kimin yanına gittiğimiz? Dur dur ben söylüyorum. Buyurunuz. Galileo Galilei'nin yanına gidiyoruz. Dünyanın döndüğünü ispatlayan yüce bilim insanıyla tanışacağız. Evet! Mahkemeye gidelim. Galileo'nun tam yanında durup... ...yargıçlara iki binlerden geliyoruz. Dünya fırıl fırıl dönüyor bre cahiller diyelim. Böyle bir şey diyemiyorsunuz tabii ki. Kuralları biliyorsunuz. Müdahale etmeyeceksiniz. Bugünkü gelişmelerini söylemeyeceksiniz. Geldiğiniz zamanı da tabii ki.
Galileo'yu kaçırıp buraya getirmeye çalışmak da yok tabii. Hiç heyecanı kalmıyor. Öf ya! Olimpiyatlara katılmak yetmiyor demek. Deh! İdare eder. Demir Bey rahatladığına göre gideceğiniz zamanı ve yeri söyleyebilirsin yani. Söylüyorum. 22 Haziran 1633 Roma. Galileo İngilizisyon Mahkemesine karşı. Gidelim koridorcu.
Çantaları kaptım! Hadi! Atlayalım! 1... 2... 3! Birazdan
buradan geçecek diyorlar. Çocukların ellerine yumurta vermişler atsınlar diye. Bu kadar da fazla. Hepsi akabamızın canını bağışladığına dua etsinler. Biraz vicdan. Affedersiniz kim geliyor? Galeriyo mu? Küçük kız yoksa sende mi? Ne? Ne bende mi? Uyma sen bu kötü insanlara. Ama... Ama hayır ben yumurta atmayacağım. Sadece Galileo'yu görmek istiyordum. Daha Engizisyon'un toplanmasına saatler var ama buradan geçip arkadaşının evine gidecek diyorlar. Bakın bakın kaçmasın sağda bakın bak. O koca Galileo ne yapıyorsunuz siz? Atmasana çocuk. Baba bana atma diyor.
At kızım at! At çatlesin! Atmasana kardeşim! Atmayın! Atmayın lütfen! Bakın bunlarla beni yolundan döndürebilirsiniz ama dünya dönmeyi bırakmayacak! Bırakın çocuklarınız bilgilerini saçmayı öğrensin! Durun durun atmayın! Demir! Beni taş altına çekin! Yardım! Yardım! Çocuk sen niye önüme geçiyorsun? Dur bakayım. Dur dur bir dakika. Kıpırdayıp durma. Eskiden doktordum ben. Bakayım ağzına. Ne oldu? Yarıldı mı? İyi mi? Ayy bakamayacağım. Küçük bir çizik ama pansuman yapmak lazım. Hadi durmayalım burada benimle gelin. Acıyor mu benim? Acıyor acıyor acıyor. Nasıl sızlıyor? Ama sen niye oraya giriyorsun ki? Ağlama çocuk ağlama. O kadar da değil. Kastelli.
Kastelli aç. Aç ben Galileo. Kimse yok mu acaba? Aziz dostum nerede kaldın? Girin. Girin bakayım çocuklar. Bu çocuklar da kim? Birer minik kahraman. Anlatırım ama önce Kastelli pansumanı için bir şeyler getir. Tamam tamam tamam. Siz salona geçin ben getiriyorum. Ne büyük bir ev. Eşyalar ne kadar güzel. Biraz köftü kokuyor. Demir. Otur bakayım şuraya çocuk.
Ama çek elini. Alnına bakacağım. Yahu çeksene. Cemil yarayı kapatırsan nasıl bakacağım? Alnına değil de önce yıldız falına bakmalıydın. Ne? Ver şu bezik hasteni. Kımıldama çocuk. Bak biraz daha bağırırsan gerçekten yıldızlara bakacağım. Siz nasıl bir doktorsunuz acaba? Eskiden doktordu. Bıraktım tıbbi yarıda. Ama biliyorum bir şeyler. Doktora gittim sonuçta. Siz ne diyorsunuz? Hiçbir şey anlamıyorum.
İşte doktorlara yıldız falı bakmaları için matematik öğretiyordu. Neye şaşırdınız? Şimdi düşüp bayılacağım. Ben bayıldım bile. İşte oldu çocuk. Şimdi biraz uzan ve bekle. Dua et yıldızlar sana uzun ömür vermiş olsun. Bir de yaranı elleyip durma irinleşmesin. Galileo işin bittiyse bir şey söylemem lazım. Söyle. Kızma ama. Kızmam gerekiyorsa kızarım ama söyle. Biri gelecekti. Geldi bile. Kimse o söyle bir kinim yok.
Kim geliyor? Bir güvercindir. Buyurun, buyurun kasini. Lütfen dostum, lütfen bize yakışır mı? İyilik için geldim kastelli. Uyarıp durma. Bir minik haberci kuşun kanat sesleri buraya kadar ulaşıyor. Kuşlar, yıldızlar, neler oluyor? Beni İngilizisyona ispiyonlayan değerli rahip dostum kasini geliyor. Galileo, biraz daha nazik olsak.
Ah Galileo, ne çektiysen dilinden çektin. Bize ister güvercin de ister karga, bu gerçeği değiştirmez. Gökyüzü kusursuzdur, senin bulduğun kusurlar onun güzelliğini örtemez. Cassini, diyeceğini de ve git. Biraz sonra mahkemede en önden izlersin olan biteni, yüreğin soğur. Ah Galileo, ah. Eski günlerin anısına bir uyarı için geldim. Fanatikler evi basmaya karar verdiler, kaçmanız lazım. Aman Allah'ım! Ne demek basmak? Benim evimi mi?
Geldiler bile. Bırakın. Bırakın ben çıkayım kapıya. Olur mu öyle şey? Daha neler yapacaksınız siz? Kitaplar yazacaksınız. Değil mi efendim değil mi? Siz durun Galileo. Herkes bir dursun bence. Ben onları oyalayacağım. Siz bir yerlerden kaçın. Benim dileğim adalet önüne çıkman. Böyle itilip kakılman diyeyim. Ne adalet ya? Söyleyeceklerim önceden ezberletilmiş. Ya canım ya gerçek. Ya merak etmeyin. Birkaç yüz sene sonra herkes aa doğruymuş diyecek. Arka kapıdan çıkamayız. Oradan da sesler geliyor. Ne yapacağız? Bırakın çıkayım önlerine. Tutmayın. Son kez haykırayım yüzlerine. Siz ne derseniz deyin. Dünya dönüyor diyeyim. Ya sizde hep bir kahramanlık. Hep bir hareket. Ya bir sakin. Hani filmlerde falan görüyoruz. Böyle evlerde gizli geçitler falan oluyor. Film? Sinema işte. Sinema?
Çocuk beyin sarsıntısı geçiriyor. Saçmalıyor kastelde ama dediği doğru. Geçit var mı burada? Aferin çocuk sana. Tabii ki benim evimde de geçit var. Ne duruyoruz o zaman? Takip edin beni. Kaçalım ve Engizisyon'un kucağına koşalım. Kaçarken bile nutuk atabiliyorsunuz. Keşke roman yazsaydınız. Şu İspanyol'un yazdığı kitap gibi mi? Roman diyorlar ona.
Evet, Don Kişot. Okudum o kitabı. Sancho Pancho diyor ki gözlerimiz gerçeği yaratmaz efendim. Onu sadece görür. Sen bu yaşta okuyor musun? Hem de ne okuma. Yutuyor, yutuyor. İntellektüel sohbetinizi kesmek istemem. Ama yardım edin de şu kolu kaldıralım. Kapı açılmıyor. Tut amcacım ucundan. Sen de şuradan ya de. Sen çekil küçük kız, ben hallederim.
Hadi hadi hadi zorlayın biraz. Sıkışmış. Çok yaklaştılar. Açıldı.
Çabuk. Çabuk kapıyı kapatın. Arkasına da şu kalasları yazın. Hadi Leo. Artık bir an önce gitsek mi? İyi de nereye? Tabii ki Engizisyon Mahkemesi'ne. Beni dünya dönmüyor demeye zorlayacakları yere. Heyhat. Hayat ne acımasız. Yani biz mahkemeye gidelim diye mi bu kadar koştuk? Şaka mı bu? İngilizisyondan kaçılmaz. Elleri kolları her yere uzanır. Bir gün bu batıl inançlar son bulacak. O zaman gerçekler yeniden aydınlığa çıkacak. Bu notuk uzanmadan biz buradan sığışalım. İyi. Bu tarafta. Santa Maria Kilisesi'ne çok yakınız zaten. Heh. İşte iyi bir fikir. Kilisede bizi saklarlar diyeceksin değil mi? İşte. İşte büyük bir insanlık yanılgısı daha. Nedenmiş? Çünkü orası mahkemenin kurulduğu yer.
Hey halt! Hayat gerçekten acımasızmış. Şşşt! Adını bile alma. Engizasyon kararını verene kadar sus. Herkes korkuyor değil mi? Destek veren insanlar da var ama... Engizasyon korkusu ağır basıyor. Tanrı yardımcısı olsun.
Tanrı'nın hükmüne karşı çıkanın yardımcısı şeytandır ancak! Evet. Nasıl? Kötü mü? Bir daha baksanıza doktor. Olacak iş değil. Galileo cezalandırılsın diye uğraşıyor bir de adama dilini gösteriyor. Galileo girelim. Ne kadar kalabalık. Muhteşem bir yer burası. Ama içindeki insanlar cahil ve kötü.
Çocuklar siz ve ben burada bekleyeceğiz. Galileo dostum, karşında saygıyla eğiliyorum. Unutmayın, belki dilinizin dediğine aklınız demeyecek. Ama aklınız daima insanlığın rehberi olacak. Siz bu kadar değerli bir insan için ne acı? En önde durmasak mı? Göze çarpmasak mı? Uf Demir, bazen cidden dayanılmaz oluyorsun. Herkes diz çöksün! Yüce İngilizisyon Mahkemesi Kardinalleri geliyorlar.
Urbanus mu? O elini bulaştırmaz. Bu oyunu kardinaller sergileyecek. Git çökün!
Matematikçi Galileo Galilei'nin karar mahkemesi için buradayız. Kutsal papamız Urbanus adına mahkememiz son bir kez herkese söz hakkı verecektir. Rahip Kastini, tanıklığınızı tekrarlayın. Galileo'nun güneş lekelerinin tarihi ve kanıtları kitabını okudum. Yazdıkları doğru değildir. Kutsal inancımıza göre dünya dönmez. Yok daha neler! Göz göre göre yalan söylüyor! Susun! Yerinize geçin Kastelini. Siz Peder Lorin'i, tanıklığınızı tekrarlayın. Bu da bir şeyler sallar şimdi. Galileo Galilei'nin Kastelini'ye yazdığı mektubu okudum. İnancımıza tamamen aykırıdır.
Tanrı güneşe ve aya dur dedi ve onlar durdu. Kutsal sözlerimiz bunlar. Galileo bir yalancı, bir iftiracı, bir düzenbazdır. Bir de halk düşmanıdır de. Bir de halk düşmanıdır. Kutsal birliğimizi bozacaklarsa tamam. Bir de kutsal birliğimizi bölmek isteyen bir hain mi? Lorin'i yerinize geçirin. Bu sahne bitse artık yüzü soldu Galileo'nun. Sessizlik! Yüce Engizisyon kararını açıklıyor. Ne? Ne diyor bu? Galileo kendini savunmayacak mı? Mahkeme kendini savunsun diye değil, onu küçük düşürmek için. Galileo Galilei, suçlu bulundun. İki yarım suçun var. Bu suçların bir tam suç ettiğine karar verdik. Birincisi, söyleme dediğimiz halde söyledin. İtaatsizlik. Ooo! Ben söylemeden her şeyi söylüyorum. Şşş! İkincisi, yasak kurallarını ihlal ettin. Kitap yazma. Yasak kitap diyor ya. Şşş! Galileo Galilei, şimdi bu iki yarım suçundan doğan tek suçunu itiraf et ve af dile. Yüce Kardinaller. Aaa! Diz çöktü. Halbuki hepsinin onun önünde diz çökmesi gerekirdi. Susun! Konuş Galileo. Ben, Florensalı Vincenzo Galilei'nin oğlu,
70 yaşındaki Galileo. Güneşin evrenin merkezinde hareketsiz durduğuna ve dünyanın evrenin merkezi olmadığına üstelik hareket ettiğine inandığım için dini inançlara karşı geldiğim şüphesiyle yargılandım. Anlamsız bir hırsla, tam bir bilmezlik içinde, istemeyerek hata ettim. Yanlışlarımı nefretle lanetler, Bunlardan vazgeçtiğime ant içerim. Gelecekte ne sözlü ne de yazılı olarak hakkımda benzer bir şüphe uyandırabilecek hiçbir şey söylemeyeceğime yemin
ederim. Keşke ona keşfiyle dünyanın sallanacağını söyleyebilseydim. Öyle zaten sallandı. Bak bu kadar kardinal onun önünü kesmek için toplandı. Tarih tüm bu kardinalleri unutacak. Geriye bir tek Galileo'nun adı kalacak. Benimki de kalır umarım. Ne de olsa dostuyum. Mektubu da bana yazdı. Bravo gerçekten! Şu anda bunu mu düşündün? Üf üzüntüden ne yaptığımı biliyor muyum ben? Galileo Galilei. İnancımıza karşı gelmekten ikinci derece suçlu bulundun. Cezanı Toskana sefaretinde çekeceksin.
Mahkeme bitmiştir. Herkes diz çöksün. Yüce kardinaller mahkemeden ayrılıyor. Çocuklar glöö geliyor. Çok bitkin. Gel dostum gel. Kastelli. Utanç içindeyim.
Hadi çıkalım buradan. Gel Galileo seni sefarete götürelim. Sonucu ne olursa olsun dünya dönüyor demeliydim. Biliyor musunuz? Kimse demese de dönüyor. Var olduğu sürece de hem kendi etrafında hem de güneşin etrafında dönecek. Ah çocuklar. Siz yayın. Kulaktan kulağa fısıldayın. Dünya dönüyor. Dünya dönüyor. Hiç iyi değilsiniz. Hadi derin derin nefes alın aziz dostum. Galileo muhafızlar seni sefarete götürecek. Hayır hayır ben götürürüm. Emir böyle.
Görmüyor musunuz? Rahatsız. İyi değil. Biz götürelim. Biz götürürüz gerçekten. Kapıya teslim. Paket servis. Biraz merhamet edin. Bırakın dostların arasında gitsin. Evet. Sizin babanız dedeniz yok mu kardeşim? Çekilin siz. Dostlarıma dokunmayın. Ben gelirim sizinle. Seni bırakmam Galileo. Biz de gelelim lütfen. Çekil dedim sana. Çocuklar çekilecek. Sinirlenmeyin. Siz de bizi itip durmayın. Galileo! Şu hediyemi al ve git çocuk.
Uzaklaşın çocuklar hadi! Yadi hadi! Baba! Arife derçi, iyi kalpli kız ve şaşkın yardımcısı. Hoşçakal! Yadi şu köşeye bak! Koridor gelmiş! Hadi Yadi! Ver elini! Bir, iki, üç! Atla!
Nerede kaldınız? Tam 12 saat oldu, farkında mısınız? O kadar oldu mu? Hem bize niye soruyorsun Kutay amca? Ne zaman döneceğimize konu doğru karar veriyor. Yaa de kalk kızım, niye çöktün kaldın? Hem niye ikinizin de yüzü asık böyle? Bilal suçlu bozuldu. İyi de bunu biliyoruz zaten. Ama dede görmek başka bir şey. Gerçeği inkar etmesini istediler. Üstelik de bir sürü yalanla. Adam kendi iftira atıyor, utanmadan... Galileo'ya iftira acılıyor. Üstelik uyduruk iki yarım suç buluyorlar. Bu efendim neymiş? İkisi bir suç edermiş. Özür diledi onlardan ya. Katlanamıyorum. O zaman size iyi haberi vereyim. Papalık 1992'de Galileo'dan özür diledi ve dünyanın döndüğünü kabul etti. 300 yıl sonra mı kabul ettiler? Anca mı anlamışlar? Neyse ki anlamışlar. Hadi siz temizlenin biraz dinlenin. Yadig. Efendim dede.
Elindeki ne kızım? Galileo son anda tutuşturdu elimi. Ne? Açsana, acele, meraktan çatlayacağım. Bir kitap! Galileo'nun adı var üzerinde. Ama kitabın adı ne? Azıcık İtalyanca'mla anladığım kadarıyla... ...Güneş tekelerinin tarihi ve kanıtları yazıyor üzerinde. Bana kendi kitabını mı vermiş? Bana niye vermiyor? Üstelik yumurtalarının önüne ben geçiyorum.
Daha büyük bir sorunumuz var Demir. Ne gibi? Yine ne hata yaptım acaba? O sen değil. Ben yaptım. Ne yaptın? Bir şey getirdim. Bir kuralı çiğnediniz. Bu koridorda İngilizcesi ondan beter. Giden bir şey sayılmaz ki. Çeyrek suç bile değil. Buna bir değil. Koridor karar verecek.
İyi bari. Zindana dağıtsın. Of ya! Şimdi haftalarca bekle. Koridor dönecek mi? Dönecek. Aman ya de! Dünya dönüyor. Biz koridor mu dönmeyeceğiz?
Hayatta bir gün bir Podbee Media yapımıdır. Yazan Şeniz Baş. Yönetenler Tülin Özen, Tansup Biçer. Ses tasarım ve miksaj Metin Bozkurt. Müzik Okan Kaya. Oyuncular, Yade, Zencan Sakal. Demir, Elif Erdal. Kutay Dede, Galip Erdal. Galileo, Tansu Biçer. Kastelli, İbrahim Cansayan. Lorini, Fatih Sevdi. Kassini, Tolga Güneş. Konuk oyuncular, Metin Bozkurt, Can Çelik. Hatice Cansu Karagöz, Murat Kural, Cihat
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.