
3.098 kelime · ~15 dk okuma
Podbee Media'dan yeni bir podcast dizisi. Yedi farklı maceraya açılan bir zaman koridoru. Bölüm 1 Olimpiyat mı? At mı? Oğlum sıkı
tut şunun ucundan devireceğiz şimdi. Masa bu kadar büyük müydü? Tamam tamam hallediyoruz. Tüy gibi konduruyoruz işte. Armstrong'un aya indiği hafiflikte. Bizim için küçük. Yadi için. Pasta da pastaymış ha. Yadi gelmeden yakalım şu momları. Kibrit sen de mi? Bak şurada. Erken
yapmadık mı Kutay amca? Demir şimdi bağırma Demir duyacak. Tamam baba. Olur baba. Yattın mı? İki ay var daha baba. Su gibi geçer tabi. Keşke gelsin. Hediyen geldi evet. Tamam görüşürüz. İyi ki doğdun ya de! İyi ki doğdun ya de! İyi ki doğdun! İyi ki doğdun! İyi ki doğdun ya de! Ne güzel bir pasta. Hem de üstünde BTS fotoğrafı var. Bu kasabada bunu yapabilen pastane var mı? Dı-da-a-a-a-a! Dı-da-a-a-a-a-a! Dı-da-a-a-a-a-a! Dı-da-a-a-a-a-a! Dı-da-a-a-a-a-a! Dı-da-a-a-a-a-a! Sesin berbat Demir. İzin verirsem onları üflemek istiyorum. Dede teşekkür ederim. Muhteşem ötesi bir pasta. Bayıldım. En güzel senen olacak Yadiciğim. Söz veriyorum. Üfle hadi. Yeni yaşın için dileklerini dile bakalım. Umarım annemle baba... Bu da
benim hediyem. Bu yazı çiftlikte geçireceksen en lazım olacak şeyler bunlar. Yağmur çizmesi mi? Gerçekten en gerekli şeylermiş. Dereden geçerken ayaklarım sıra sıklam oluyordu. Hem de kırmızı. Çok teşekkür ederim. Bu hepimizden. Annem, babam, abim, ablam. Bizim iki küçük işte hepimizden. Çok yakıştı kızıma. Ama ben hediyemi pastayı yedikten sonra vereceğim. Çok büyük bir şey mi? Ben de görebilir miyim? Olmaz. Yadi ile benim aramda. Dede! Ben
görebilir miyim? Pastanı bitirseydin kızım. Dede ne olur, annem yok, babam yok. Bütün yaz onları göremeyeceğim. Hediye mi göreyim bari ne olur? Tamam, tamam. Tabağını da al yanına. Yerken anlatırım. Anlatmak anlatılan ediyor. Yani, gösteririm. Ben de tabağımı aldım, geliyorum. Demir, ben sana ne dedim? Pastanı yediysen hadi üzüm bağları için gelen gübreleri teslim almaya git. Kamyon birazdan gelir. İyi peki öyle olsun. Tabii. Demir kim ki? Hadi
Demir, hadi. Hadi, sen gel kızım. Ben sana dönüşte anlatırım. Gel Yadiciğim, görüşürüz Demir. Bodrum'a mı iniyoruz dede? Alo? Anne, ben de seni çok özledim. Bir hafta bir ay gibi geldi, biliyorum. Babam aradı, evet. Evet, dedem bana hediye verecekmiş. Evet, Bodrum'a iniyoruz. Sen
nereden biliyorsun? Tamam, dikkat ederim. Hediye beni yiyecek değil ya anne. Tamam, söz ederim. Söylerim, arar. Ben de seni seviyorum anne. Annem dedem hediyeni sana teslim ettikten sonra beni arasın dedi. Hediye koca kuyruğu olan bir ejderha imiş gibi konuşuyor. Boşandıklarından beri garip davranıyordu ama bugün iyice saçmalıyor. Annen seni merak ediyor, ararım ben onu. Bodrum'un ışığı biraz aşağıdan açılıyor. Ben düğmeyi ararken sen kapıyı kilitle. Dede,
bodrumda ne hediye olabilir merak ediyorum. Beni bodruma kilitleyip bütün yazı burada geçirteceksin herhalde. Bu ses de ne dede? Biraz sonra göreceksin. Dede, bu ne? Bu senin hediyen. Dede, duvarın yerinde dönen bir gökkuşağı var. Dede, dede! Uzatmadan
anlatayım en iyisi. Yoksa çığlıkların uzaydan duyulacak. Bu bize ait bir zaman koridoru. Ailemizin her kuşağında senin yaşına ilk gelene burayı kullanma hakkı veriyoruz. Bizim zaman koridorumuz mu var? Bizim, sadece bizim mi bu? Dünyanın farklı yerlerinde de buna benzer koridorlar var. Başkaları da kullanıyor. Ama bu sadece bizim. Peki
nasıl kullanacağım? Atlıyor muyuz içine? Hemen gidebiliyor muyum? Tek mi gideceğim? Annemler merak etmez mi? Nereye gideceğim? Gitmek zorunda mıyım? Annem biliyor mu? Babam peki? Sen gittin mi? Annem? Annem gitti mi? Sadece düne mi gidiyoruz? Ne kadar uzağa? Eve de götürür mü? Geleceği peki? Tamam bir soluklan kızım hepsini anlatacağım. Dede birden hortum gibi içine çeker mi? Çekmez. Ya de bugünden itibaren bir yıl boyunca merak ettiğin bir güne gitme hakkın var. Ama haftada sadece bir gün. Bir de istediğin bir kişi de seninle gelebilir. Beraber gidebiliriz dede. Ben
gelemem kızımın. Ben gideyim ne olur, ne olur, ne olur. Lütfen, lütfen, lütfen, lütfen. Hem ben Adile'nin kiraş büyüğüm, onu korurum. Yani yardımcı olurum. Sen bizi mi takip ettin? Kapı dinlemek, gereksiz merak. Oğlum ben seni bunun için mi yanımda çalıştırıyorum? Kutay
amca haklısın. Dürüstlük, açıklık falan filan. Hepsi bende full paket. Ama kapı aralıkta ultular geliyordu merak ettim. Ben gideyim mi? Bakışlarındaki yumuşamadan anladım. Gideyim gideyim. İyi hadi geleyim mi? Geleyim geleyim. Bu koridor bize sinirlendi mi acaba dede? Hayır
hayır seni algıladı sadece. Annenden sonra buraya inen olmadı. Ne zamandır çalışmıyor. Şimdi bir an önce yeni konuğunu seyahat ettirmek istiyor. Bana da eskiden canlıymış gibi gelirdi. Korkma zarar vermez. Aksine çok akıllı mantıklı bir dosttur. Dede ne kadar kalabiliyorum gittiğim yerde? Milyon yıl. Nasıl dönebiliyorum peki? Açıl Susam açıl. Bir susar mısın Demir? En fazla 12 saat. Sen tam gitmek istediğin günü ve anı söylüyorsun. Ne zaman döneceğine ise koridor karar veriyor. Dönmen gerektiği zaman olduğun yerde belirecek. O an hemen koridora girmen lazım. Titanik'in
batmasını engeller, depremlere haber verip insanları kurtarır, Dünya Kupası'nda kimden gol yiyeceğini kaleciye söyleriz. Fıstık gibi! Kahraman olacağız, dünyayı kurtaracağız! Evet, tabii. Hiç düşünüyor musun bizden önce gidenler neden kurtarmadı diye acaba? Aferin kızıma. Çünkü hiçbir şeye müdahale edemezsiniz. Edemezsiniz? Biz yani? Ben
de gidiyorum yani. İşte büyük insan. Gelmiş geçmiş en iyi patron. Dedelerin kralı Kuday Amca. Ben öyle mi dedim? Yade karar verecek buna. Lütfen, lütfen, lütfen, lütfen, lütfen... Peki öyle olsun. Yalnız gidemeyeceğime göre gel bakalım. Oley be! Heyt be! İnsanlık budur be! İsterseniz
hemen gidebilirsiniz tabi. Yade, hangi güne gitmek istersin? Bilmiyorum ki dede. Belki de birkaç gün düşünüp öyle karar versem iyi olur. Birkaç gün mü? Nasıl uyuyacaksın? Pes ya! Ben duramam. Valla duramam. Yade, gidelim! Gidelim! Gidelim! Tamam peki gidelim. Zaten yapacak daha iyi bir şey yok. Ne yapmamız lazım dede? Böyle elimizi kolumuzu sallayarak mı gideceğiz? Çok
hazırlığa gerek yok. Şu çantaları alın. İçinde su, yardımcı olabilecek birkaç şey daha var. Şimdi koridorun önüne gidin. Atlayalım mı? Oğlum bir dur. Ya de söylemeyin nereye gideceğinizi. Son kez söylüyorum. Bir şeyi değiştirmeye çalışmak yok. Birbirinizden ayrılmayın. Tehlike hissederseniz merak etmeyin. Koridor imdadınıza yetişir. Koridor açılınca da hemen içine atlayın. O sizi geri getirecektir. Canımız yanacak mı? Yok
kızım. Hadi şimdi başlayın. Koridor sabırsızlanıyor. Demir söyle. Hemen gidelim o zaman. Atlayalım koridorumuzun eğerine. Dolu düzgün gidelim tarihin kollarına. Vahşi atlar gibi zıplayalım. Zamandan zamana. İlk olimpiyatlara. Antik Yunan'a. Atların yarıştığı yere. Milattan önceye yani. Bu kadar at lafının arkasından bir şey çıkacağına düşünceliydim ama... Ama? Bu harika bir fikir. Ben
de iadeye katılıyorum. Bravo Demir. Bir köy çocuğu olabilirim. Bir çiftlik işçisi olabilirim. İki kardeşin peşinde koşturuyor olabilirim. Ama benim de bir birikimim var. Abartma Demir. Sadece yaz tatillerinde çalışıyorsun. Anadolu Lisesi'ne gidiyorsun. Kardeşlerine de sen değil ailem bakıyor. Hemen de havamı bozmasanız olmaz. Tamam hadi al çantaları. Bir dakika. Dede biz lümanca bilmiyoruz ki. Ne? İnsanlığa
takılma çeviriyi zaman koridoru hallediyor. Anlayacaksınız oradakilerle birbirinizi. O zaman söylüyorum. Olimpiya... Bir dakika. Cemil bir sorunumuz var. Nedir acaba? İyi de ilk olimpiyatta at yarışı yoktu ki. Ne demek yoktu? Vardı diyor internette. Her şeyi internetten öğrenmeye çalışırsan olmaz tabii ki. İlla at yarışı göreceğim diyorsan, at yarışı olan olimpiyata gideceğiz. Tamam öyle olsun. Olsun. O da olur. At olsun hepsi olur. Olsun bakalım. Ver elini. Kurallara hatırlatıyorum. Bir şeyi değiştirmeye çalışmıyorsunuz. Bir şeyi getirmiyorsunuz. Zaman koridorundan kimseye bahsetmiyorsunuz. Koridor açılınca hemen atlayıp dönüyorsunuz. Bir de birbirinizden ayrılmıyorsunuz. Anlaşıldı
komutanım. Söyle Yadig. Milattan önce antik olimpiyatlar. Peripolis, olimpos bölgesi. Pepolene... Yok olmadı. Ponelepe... Ay hiç söyleyemiyorum. Sakin ol bebisi. Mora desen de olur. Şimdi oldu. Mora, olimpos bölgesi. Gidelim. Bir dakika, bir dakika. At yarışı olan diyeceksin. Atina, olimpos bölgesi. At yarışı olan antik olimpiyat. Gidelim koridordan. Hadi!
Hadi! Demir! Demir! Dağıt arabasındayız! Ağabeyim! Beyim! Ağabeyim! Demirlerce seyircinin karşısındayız! Asmartalılar! Demirler! Uykuluklular! Antinavılar! Siz
ne ara bindiniz bu arabaya? Ödümüze mi bakıyorsunuz? Bu ne sert yarış? Arabamı niye başlatıyorsunuz? Atlayın aşağı! Biz de isteriz ama çok tazısınız! Üstleri geldi. Paranozları geçiyor. Eziliriz! Zeus adına sizin yüzünüzden durmak zorundayım! Yardım! Hemen sınışıyoruz! Vurun bakalım bacaksızlar! Bırak! Bırak kolumu! Baksana bir de! Kim koydu arabayı size? Aynas mı? Seneus mu? Göklerle
tekmez! Yüce Zeus, bir de benimle dalga geçiyorsunuz! Filipos! Bırak çocukları! Bırak! Bırak dedim! Filipos! Atların sevgilisi Filipos. Gördüm olanları ama çocuklar himayemde. Sakin olun çocuklar, bir şey yok. Hem daha deneme sürüşü bunlar. Hadi sen biraz dinlen, locaya git istersen. Ben Zeus'u heykele önünde ant içerim, sonra atları yarış çizgisine götürür, sen de yanımıza gelirsin. Evet, biraz dinlensen iyi olacak. Pek gerginsin Filippos. Demirsem kaşınıyorsun ama. Saygılarımı sunarım Yüce Koneska. Müsaadenizle. İzin senin Filippos. Siz de hadi, tutun atları yularlarını da beni takip edin. Ee,
anlatın bakalım kimsiniz? Buralara çocukları sokmazlar. Sizin aileleriniz nerede? Atlarımızda ne güzelmiş. Tetriponunuz da harika. Dört atlı bir araba ama tetripon değil. Bu bir quadriga, yani savaş arabası. Kuneska,
ocakta yemeğin vardır senin. Hadi evine. Aynı ya sen daha emekleyemezken ben at sürüyordum. Hadi işine. Eteklerini topla Kuneska. Bacaklarına dolanıp attan düşmeyesin. Ah tatlı Seleos. Senin için yaşlandı, bacakları kolları tutmuyor diyorlar. Seni bir hamama mı göndersek kemiklerin dinlensin? Ata bineyim derken bir yerlerini kırma da. Bu
çağda böyle düşünce mi kaldı ya? Kadınlar her şeyi yapabilir. Sörf de yaparız, oto da bineriz. Ne çağı, ne sörfü. Ne saçmalıyor bu küçük kız. Köleni ayak altından çektin hep. Hop hop hop hop! Atlarına sahip olsana kardeşim! Sen kime kardeşim diyorsun? Köle! Yeter Seleoz. Ben Sparta Kralı 2. Arkidamus'un kızı, Veliat Prensi 2. Agiselaos'un kız kardeşi Kineska. Sana emrediyorum. Geri çekilin. Prenses diyor. Reverans
mı yapmalıyız? Olduğumuz gibi olsak, saçmalamasak yeter. Çekiliyorum prenses. Ama bu yaptığın yanına kalmayacak. Sen ve o beceriksiz sürücün Filipos, o cılız atların ve pis kölelerin hipodrondan silineceksin. Prenses, sizinle neden böyle konuşuyorlar? İlk
defa bir kadın yarışlara katılıyor da ondan. Daha önce seyirci olarak bile kabul etmezlerdi. Daha saçma bir şey duymadım. Ben de öyle. Ama şimdi yarıştan önce... ...Zeyus heykelinin önünde ant içmem gerekiyor. Kazanacağım diye mi? Hayır. Yarışmacılar hile yapmayacaklarına... ...adil yarışacaklarına dair ant içerler. Tam olimpiyadaki. Prenses Klezko! Atların! Sakinleşin! Hadi güzellikler! Hadi canlar! İşte
böyle. Aferin size. Bizim oralarda atlara fısıldayan adam derler bana. Sen de bir prenses için hiç fena değilsin anne. Prensesler
nasıl olurmuş ki? İşte yataktaki bezeyle tanesini hisseder. Saçlarını uzatıp prens bekler. Güzel kıyafetler giyip balolara gider. Balo ne demek bilmiyorum atları fısıldayan. Ama ben atları eğitip diplomatik görüşmelere katılan cinslerim. Ah Demir, ah Demir. Hadi hadi beni lafa tutmayın. Atlara sahip çıkın siz. Ben hemen döneceğim. Ama
Prenses Kineska! Hiç merak etmeyin Prenses. Biz atlara gözümüz gibi bakarız. Anlaştık. Ama bana Prenses demeyi bırakın. Adım Kineska. Anlaştık Kineska! Eee? Bir tur atmaya ne dersin güzel kız? Ya aslında isterim ama... Aması ne? İnsan hayatında kaç kere savaş arabasına binme fırsatı yakalar? Kineska kızmasın? Aman ne olacak kısa bir tur atarız. Şu heykele kadar gidip gelelim. Atla! Tamam. Bu
araba ne kadar sallanıyor? Knezka zorlanacağım. O sürmeyecek ki. Bir sürücü. Galiba fripos kullanacak. Kadınlara ona da mı izliyor? Bu haksızlık. Hayat abim değil. Çekilin önümden. Sen ne yaptığını sanıyorsun? Demir, elindeki çubukla tekerleği kırdın. Yavaş değil. Yavaş. Yardım et. Sıkı tutun devrimi. Dur, dur, dur. Sakin. Siz
ne cesaretle arabamı kullanırsınız. Kırbaçla cezalandırmak lazım sizi. Hele bir elini kaldırmayı dene de bak neler oluyor. Yürü be Yadig. Ben olsam hiç kızdırmazdım Yadig'i. Flippos çık. Hem suçlu hem güçlüsünüz. Şuraya bak. Tekerleği de kırmışsınız. Onu biz kırmadık. Seleos yaptı. Senin dilin çok uzun. Hiç dur diyen olmadı mı sana? Olmadı. Tamam tamam. Arabayı kullanmakla hata yaptık Flippos. Özür dileriz. Haklısın. Yarışa
çok az kaldı. Sizlerle uğraşamam. Atları yarış çizgisinde tutun. Ben tekerlek alıp geliyorum. Bir yere de ayrılmayın. Demir, çok iyi idare ettin atları. Yani kim var karşında? Biz şehirlerde hep at sürüyoruz hanımefendi. Ama keşke arabayla dolaşma fikrini yumurtlamasaydık. Bir de keşke tekerlek... Tekerlek kırılmış. Biz yapmadık. Zeus yaptı. Filippos nerede? Daha gelmedi mi? Zeus aşkına aksine bak. Yo yo merak etme. Filippos geldi. Olanları gördü. Tekerlek almaya gitti. İlk
çağrı geldi. Yarış birazdan başlayacak. Ne yapabiliriz? Hatamızı nasıl telafi edebiliriz? Tekerlek bulacağım yeri söyleyin alıp gelirim. Hayır ben yardım ederim Filipos'a. Ama... Sen taşıyamazsın. Ama... Siz atları bekleyin. Ama... Yadig, sen bu gezide takıldın. Ama ama ama ama... Ama görmüyor musun? Nasıl bir soruna yol açtın? Bir kere açtık, şimdi de kapatalım. Dur böyle, yardım et. Atların başına okşa, huzursuzlanıyorlar. Rahatlayın biraz rica ederim. Bir kadını yarışa alırsanız böyle olur. Ne o? Yenileceğini anlayınca kaçtı mı Küneska? Filipos da yok. Yoksa siz köleler mi yarışacaksınız? Küneska hepinizi yenecek. Önce tekerlek takmayı öğrensin o. Çekilin önümden. Yadi tut! Tutamıyorum! Arabadan ayrılmışlar! Ayrılmamışlar! Biri yularlarını kesmiş! Niyazi bize lafa tuttun! Sen kestirdin! Yadi! Atla üstlerine! Kaçacaklar! Havadan yapamam! Yadi! Sen her şeyi yapabilirsin! Atla! Bu
eksikti. Çekilin yarış alanına. Biz de çok meraklıydık abi. Diğer atları ürkütüyorsunuz. Kesin şunu. Selahattin, arkadaşın oynuyorsa söyle bunları. Sizi atlarların önüne attıracağım. Aman çok korktuk. Demir, bırak ona laf yetiştirmeyi. Hadi atları başlama çizgisine götürelim. Kınızka gelmiş. Buraya!
Buraya gelin! Gelin! Fineska neler oldu bir bilsen? Bilmeyi ben de çok istiyorum. Tekerleği getirttim ama bir baktım atlar alıp uçmuşsunuz. Şu masum yüzleriniz olmasa Aneas tarafından gönderildiniz diye düşüneceğim. Bizim
hiç suçumuz yok. Aynı yaz lafa tutup yularları kestirdi. Sen prenses değil misin? Emir ver zindanlara attır şu ikiz kötüleri. Ne yazık ki o işler öyle olmuyor. İkiz soyunun kavgası bir bakmışsın Sparta Helen Savaşı'na dönmüş. Üstelik olifiyat ruhuna aykırı. Kneska onlara cevabını yarıştabilecek değil mi? Kesinlikle. Ama ikinci çağrı geldi ve Filippos hiçbir yerde yok. Ben yarışırım. Sağ ol atları fısıldayan. Çok cesur bir gençsin ama Filippos'u bulsam iyi olacak. Fineska,
sürücün bile bir kadının yanında çalışmaktansa sıvışmayı tercih etti. Filipos onurlu birisidir Selius. Birisi bağlayıp bir köşede tutmuyorsa gelecektir. Yarışın sonunda nalları toplamaya gelir anca. Sen bir sussana! Hadi
bırakın, bunlarla uğraşacak vakit yok. Sen genç adam, tekerleği değiştirebilir misin? Birileri sana yardıma gelir. Biz de genç hanımla gidip Filipos'u bulalım. Sen tekerlek işine oldu bil prenses. Ama Yade'yle biz ayrılamayız. Aaa demek güzel ve genç hanımın adı Yade. Sen merak etme, Yade'yi sana canım pahasına geri getireceğim. Ama şimdi daha fazla vakit kaybedemem. Geliyor
musun Yadi? Geliyorum. Yadi! Demir, prensesi yalnız bırakamam. Adımlarını bana uydur genç hanım. Çok hızlı olmalıyız. Nereye gidiyoruz? Ahırlara. Sürücüler orada dinleniyor. Kıyafet değiştiriyorlar. Filippos oralarda bir yerlerde olmalı. O beni asla bırakmaz. Çok sadıktır. O zaman bu işte bir gariplik var. Evet, başına bir şey gelmiş olmasından korkuyorum. Burası işte. Sessiz ol. Parmak uçlarından. Tamam. Şimdi sağa doğru. Kimsecikler yok. Evet,
herkes yarış alanında. İşte, burası da bizim bölüm. Ama bomboş. Ah dedeboz neredesin? Bence aynı yasta Seleos'un bölümlerine bakmalıyız. Kesin onlar bir işler çevirdiler. Aferin sana Yade, doğru söylüyorsun. O zaman sola. Aynı yastanki orada. Şurası mı? Evet, ama dikkatli olalım. Meleğim niye o? Ses şu taraftan geliyor. Şu
köşeye bak. Filipos! Başında kan var. Sen ağzındaki bezi çıkar ben bacaklarını çözüyorum. Tamam. Tamam. Ne sıkı bağlamışlar ağzını. Dur hemen açıyorum. Bekle. İşte oldu. Prensesim affedin beni. Filipos nasılsın? Neler oldu? Aynayams ve adamları. Beni yakaladılar. Gidiş kakış oldu düştüm. Üstüme atladılar boğuştuk. Yorma kendini. Başın kötü. Daha
kötüsü galiba ayak bileğim çatladı. Ben, ben yarışamam böyle. Size faydam olamaz. Kazanamayız. Son çareye çok az kaldı. Sürücü olacak kimseyi bulamayacağım. Aslında bulabilirsin. Hayır Yadi, atları fısıldayan olmaz. O daha çok küçük. Ben ondan bahsetmiyorum ki. Kimden bahsediyorsun? Bilmem. Bir daha düşünelim. Ben de çok küçüğüm. Filipos zaten fakat. O zaman geriye pek fazla seçeneğimiz kalmadı Koneskocuğum. Yani... Yani
ben mi? Ben bir şey demedim. Kesinlikle yüce Klezka. Siz katılmalısınız. En baştan beri sizin hakkınızdı zaten. Ama daha arabanın başında görür görmez beni yarış dışı bırakırlar. Ama belki de seni görmezler. Nasıl olacak o? Filippos, kıyafetlerini çıkar ve bana ver. Prenses, siz de hemen bunları giyin. Yüzünüz kastam görünmez zaten. Böylece görünmeden yarışabilirsiniz. Çok zekice. Çok, çok zekice. Tehlikeli ama kesin çözüm. Alın. Tamam.
Siz buraya bekleyin. Hemen giyiniyorum. Seni burada bırakamayız Filipos. Başın nasıl? Ben idare ederim. Birileri gelir birazdan. Sen prensese yardım et. Evet. Nasılım? Tam bir savaşçısınız prenses. Muhteşem görünüyorsunuz. Filipos, Aziz dostum. Sen ne olacaksın? Onu biz hallettik. Hadi çabuk yarış alanına. Koşmamız gerek. Koşmamız değil. Şu yandaki ata alıp dört nala gitmemiz lazım. Hadi yade. Bol
şanslar. Kazanın ve onlara günlerini gösterin. Göstereceğiz Filipos. Hadi güzelim gel. Ben kapıyı açtım. Siz geçin. Atla yani. Doğru yarış çizgisine. Hadi güzelim. Hadi koş. Hadi. Başlıyoruz. Yetişeceğiz. Yetişeceğiz. Nerede?
Nerede kaldınız? Geldik, geldik işte. Yetiştik. Tekerlek? Tamam o iş. Ama prenses nerede? Burada. Selam Filippo. Prenses nerede diyorum. Burada diyorum. Merhaba atları fısıldayın. Prenses? Ama
nasıl? Ben sana zor anlatırım. Evet. Artık arabamın başına geçmeliyim. Bana şans dileyin. Şurası araba sahiplerinin yarışı izlediği yer. Siz orada bekleyin. Dönüşte görüşürüz. Prenses! Evet? Sizinle tanışmak onurdu. Seninle ve adlara fısıldayanla da. Teşekkür ederim gizemli konuklar. Biz de teşekkür ederiz. Hadi sevgililerin yanına geçelim. Aynas kazanacak. Esas Sereos hepsini yiyecek. Kuleska'nın tozunu göremezler. Loca'da
yerini bile alamayan Tresca mı? Loca'da oturup lafemeliği yapmıyor en azından Selius. Bu mu yarış mı? Ayaklarını uzat, lak lak konuş. Hiç. Nasıl olur? O Filipos mu? Neden şaşırdın Aneas? Kafasına vurduğun adam nasıl oldu da yarışa katıldı diye mi? Bu kölelerin loca'da ne işi var? Kahretsin. Başladı bile. Hadi,
hadi! Boşuna heveslenmeyin. Geriden başladı. Daha hızlı, daha hızlı! Geçiyor! Fark attı! Demir bak, bak! Bir araba fark attı! Rüzgar gibi koşuyor! Hayır, hayır! Kadat taktı uçuyor! Ve... Ve... İşte
müthişiz bize. İşte şampiyon! Filipot değil bu. Bu kadar mükemmel attıran bir kişi tanıyorum ben. Yine yaptınız. Pekerleği kırmak, duvarları kesmek gibi mi anne? Siz kölelere haddini bildirme zamanı geldi. Ama önce itiraz etmeye gitmem lazım. Yenilgiyi azmet anne! Ne hareketi bu sefer? Vay vay vay! Hayır! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Knezko! Yetiştik. Knezko! Hadi Yadig. Knezko! Knezko! Knezko! Bir, iki, Knezko! Knezko! Knez üç. Dede!
Ne oldu bir bilsen? Üstüme düştü yerde. Bir kaktanla kutu yaptı ya. Ay pardon pardon. Dede! Dede! Dede! Olimpiyatlarda at yarışına katılan ilk kadınla tanıştık. Ooo! Demek milattan önce 300'lere gittiniz. Ve ünlü Prenses Kineska ile tanıştınız. Yani gerçekten kazandı öyle mi? Aniyasın itirazları geçerli olmadı öyle mi? Ananas
kim bilmiyorum ama Kneska'nın Atina Olympus'ta bile heykeli var. At arabasının üstünde. Özgüvenli, becerikli bir kadın. Yaşasın! Yaşasın! Yaşasın! Kazandık! Kazandık! Kazandık! Hep beraber kazandınız demek. Çok
büyük katkılarımız oldu Kutay amca. Bana atlar fısıldayan Nedim prenses. Dede öyle güçlü bir kadındı ki hayran kaldım. Tıpkı senin gibi. Kutay amca, Hinesgayla atın üzerinde öyle bir gelişleri vardı ki, gülerim diken diken oldu. Uçar
gibiydiler. Ooo! Sıkı macera yaşamışsınız. Ama böyle ayaküstü olmaz. Yemek yerken rahat rahat anlatın. Gülennam size su böreği yapmış. Su böreğinden sonra anlatırım o zaman. Zaten pek bir şey yok. Prensesi kurtar, atı kurtar, dünyayı kurtar. Eheheh! Hayatta
bir gün bir Podbee Media yapımıdır. Yazan Şeniz Baş. Yönetenler Tülin Özen, Tansu Bicer. Ses tasarım ve miksaj Metin Bozkurt. Müzik Okan Kaya. Oyuncular
Yade, Zencan Sakal, Demir, Elif Erdal, Kutay Dede, Galip Erdal, Kneska, Tülin Özen, Filip Boz, Deniz Karaoğlu. Konuk oyuncular Gökbey Karataş, Ali Atakan, Can Çelik, Hatice Cansu Karagöz, Murat Kural, Şehad Kaplan.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.